Milena'ya Mektuplar kitabını yıllar sonra elime alıp, sayfalarını karıştırdığım da altını çizdiğim bir söze denk geldim; “Ah Milena! Ne kadar şanslı olduğunu bir bilsen. Senin kadar sevilmeden ölüp gideceğim.” diyordu. İşin trajedik kısmı ise Kafka’nın öldükten sonra sevilmesi. Bu geç kalınmış sevginin en büyük ve acı örneğidir Kafka sanat dünyasında. Ölmeden önce arkadaşına bütün yazdığı eserleri yakmasını ve yok etmesini istemişti çünkü onun içindeki değersizlik duygusu o kadar güçlüydü ki, dünyada bir iz bile bırakmak istemedi. Keşke hayattayken çıkarsaydı eserlerini ve ne kadar çok sevildiğini görebilseydi belki her şeyi çok farklı olurdu… Çünkü en çok o hak ediyordu sevgiyi…