Giriş Yap

Oscar Wilde

Yazar
8.6
40bin Kişi
Unvan
İrlandalı Oyun Yazarı, Romancı, Kısa Öykücü ve Şair
Doğum
Dublin, 16 Ekim 1854
Ölüm
Paris, 30 Kasım 1900
Yaşamı
16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Oscar_Wilde

İncelemeler

Tümünü Gör
272 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Dorian Gray'in Portresi /Ruh sağlığınıza dikkat edin!
"Olmasaydı sonumuz böyle!" Şiştt... Sakin. Spoiler falan vermedim. Ama ne olur benden bu kitabı spoiler vermeden incelememi beklemeyin, yine de elimden geleni yapacağım. En son Martin Eden beni bu kadar yakmış, yıkmıştı. Ama Martin için üzülmüştüm o kitapta. Bu kitapta kime tutunduysam kaldı elimde. Ağaca güvendim çürüdü. İnsana güvendim öldü, öldürdü, öldürüldü. İncelememin henüz başında bir uyarım olsun: Bu kitap ruh sağlığınıza zarar verebilir. Dileklerin ulaşamayacağı yerlerde saklayın! En son ne dilediniz hayattan hatırlıyor musunuz? Ya da en içten dileğiniz neydi? Gerçek olsaydı ne olurdu düşündünüz mü hiç? Her şey çok güzel olurdu. Hadi canım sen de! Bir gün bir söz okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. "Bazı şeyler yokken güzel." Bu kitaptan da şu dersi çıkardım: Bazı dilekler yalnızca dilek aşamasında kalınca güzel. İstediğimiz her şey gerçekleşse daha mutsuz olur, o yükü taşıyamazdık. İnsanın düşünceleri yüzüne yansırmış. Çirkin düşünceler çirkin suretler doğururmuş. Ve bu suretler ele verirmiş kendini, bizi çirkin düşünenlerden korurmuş. Dorian'a da çok haksızlık etmek istemiyorum. (İçimden beter olsun diyenleri de duymuyor değilim.) Derler ki güzellerin bahtı kara olurmuş. Dorian güzel yüzünden kaybetti belki de. Güzel yüzünün getirdiklerinden. Güzel yüzüyle edindi kendini yakacak insanları ve yine güzel yüzüyle yaktı onları. Gerçek olan dileği yine güzel yüzüyle ilgiliydi. Olmasaydı, olmayacaktı sonu böyle, ne onun ne de sonunu getirdiklerinin. Yazıldığı dönemde birçok tartışmaya neden olmuş bir eser. Eşcinsellik bunlardan biri. Dorian'a taparcasına bağlanan erkekler var. O dönemde bunu dile getirmek bir yazar için oldukça cesur diye düşünüyorum. Şu dönemde bile öyleyken... Ve sonradan öğrendim ki eser sansüre uğramış. Orijinal hali nasıl bilmiyorum ama tartışmamızda konuyla ilgili bilgi sahibi olan okurlar fikirlerini paylaşabilirler. Birlikte okumak bu yüzden güzel! Şuna da değinmeden geçmek istemiyorum. Beyler, düşün artık şu kadınların yakasından! Hangi kitabı okumuş olsam hangi devirde yazılmış olursa olsun kadınlara olumsuz bir bakış açısı, kalıp yargılar. Alın ön yargılarınızı ... götürün en yakın çöplüğe atın! "Dün beş buçuk, altıya çeyrek kala civarı gelmiş olsaydın beni gözyaşları içinde görürdün. Çok acı çektim. Sonra geçip gitti." (s. 128) Bir kadının sonuna neden oluyor ve 15 dakika acı çekiyorsun. Canım ya, kıyamam! Ne çok gözyaşı döktün öyle! Bu kadar hırpalama kendini. Akşam operaya gidersin... Ve gitti biliyor musunuz? Oysa ne çok şey beklemiştim okurken. Martin Eden gibi bir kitap beklemiştim. Her dakika şimdi çok güzel şeyler olacak diye umut ettim. İncelememde şu şu şekillerde Dorian'ı savunabileceğim diye hayaller kurdum. Ama sen elimde kendini savunacak hiçbir şey bırakmadın Dorian. Şimdi sadece "Arkadaş kurbanı oldu, dileğinin kurbanı oldu." diyebiliyorum. Evet oldu. Ama Sibyl Vane neyin kurbanı oldu? Juliet'in hayatı daha az mı kıymetliydi seninkinden? Juliet demişken, -tamam uzadı biliyorum, idare edin beni- eserde birçok yerde Shakespeare'in eserlerine göndermeler var. Onun bir oyunu da yön veriyor eserin seyrine. Bu yönü oldukça başarılı buldum diyebilirim. Dönemin özellikleri, İngiltere, Fransa, insanların yaşam biçimleri ve birbirlerine karşı bakış açıları okurun gözleri önüne serilmiş. Katıldığınız, katılmadığınız birçok yer olacak. Özellikle Lord Henry karakterinin düşüncelerinde. Her şeye rağmen okurken sıkılmıyorsunuz. Hatta öyle başarılı cümleler var ki etkisinden çıkamıyorsunuz uzun süre: "Bunu gece günlüğüme yazacağım." "Neyi?" "Ateşten yananın ateşe doymadığını." (s. 226) Etkinlik kitabımızdı ve birlikte seçtik bu eseri. İyi ki de seçmişiz diyorum. Bu ay sonunda burada yorumlayacağız. Tüm cümlelerimi burada tüketmek istemiyorum bu nedenle. Birlikte okuyalım, birlikte tartışalım. Eserden bir alıntıyla incelememe son vermek istiyorum: "Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar da hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorlar." (s. 55) Gerçekten öyle değil mi? Tam olarak 21. yüzyıl insanı! Klasik nitelikte eserleri bu yüzden seviyorum. Verdikleri mesaj her döneme hitap ediyor. Buraya kadar okuduysanız eğer, yürekten teşekkür ediyorum. "Buraya kadar okumuş olan ve incelememi paylaşan bir kişiye etkinlik bitiminde eseri hediye etmek istiyorum." Keyifli okumalar dileklerimle. Ruh sağlığınıza dikkat edin!
·
47 yorumun tümünü gör
Reklam
192 syf.
Dorian Gray ' in Portresi, Oscar Wilde ' nin tek romanı olma özelliğini taşıyor. Ama 10 kitap yazacağına tek bir kitapla 10 kitaba bedel bir etki bırakması onun nasıl bir yazar olduğunu ortaya koyuyor zaten. 1981 yılında basılan Dorian Gray ' in Portresi yayımlandığı dönem büyük tepki görüp, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Kitabın yazarı Oscar Wilde " ahlaksızlıkla " suçlanmış, kitap birkaç kere sansüre uğramıştır. Çünkü kitapta eşcinsellik ve hazcılık açıkça işlenip, ahlaksızlık ön plana çıkarılmıştır, o dönemin insanlarına göre. Oscar Wilde ' nin " Bir ruhun hikayesi " diye tanımladığı kitabı, masum ve saf bir gencin adım adım günaha sürüklenmesini, egosuna yenik düşüp ahlak ve karakter savaşını kaybedişini anlatıyor. Kitap ana karakter Dorian, dostları Basil ve Henry ' i anlatıyor. Oscar Wilde bu karakterler için " Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " diye bahsediyor. Dorian tüm ailesini kaybetmiş ama ardlarından büyük bir mirasa sahip olmuş, eğitimli, insanları tekrar döndürüp baktıracak kadar yakışıklı saf bir genç. Fakat kendisine eşcinselliğe varacak kadar büyük bir ilgiyle yaklaşan dostu Basil ' in yaptığı portresi sayesinde güzelliğinin farkına varan ve Basil ' in tanışmasını istemediği Lord Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan kahramanımıza göre dünyada önemli olan tek şey gençlik ve güzelliktir artık. Sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmayı dileyen Dorian bunun için ruhunu şeytana satmaya hazırdır. Dostu Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan Dorian ' a göre zevk ve heyecan hayatın temel taşı olmuştur ve zevk, haz, heyecan kötülüktedir. Zamanla içindeki iyiliği kaybeden Dorian bambaşka bir insan olmuştur. Yaptığı her kötülük portresine yansır. Kitabı okurken dikkat çeken bir noktada dış görünüşün, güzelliğin insanlar üzerinde bir etki bıraktığı. Dorian o kadar yakışıklı ki, böyle birinin kötü olması mümkün değildi topluma göre. Çünkü "çirkin" insanlar sadece kötü olabilir algısına sahibiz ve bu algı bariz bir şekilde bugün bile toplumda fark ediliyor. Yazar; kitapta alaycı, iğneleyici bir anlatım kullanmış. Henry karakterinden her ne kadar nefret etsem bile dediklerinin doğru olduğunu düşünmekten kendimi alıkoymadım. Henry kelimelerle oynayan, insanları konuştukça etki altında bırakan, oldukça kurnaz bir karakter. Bir zamanlar masum ve saf olan Dorian ' ın her yanlışından sonra artık neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilir diye beklerken daha büyük bir yanlışı patlak verdi. Kitapta üzüldüğüm ve en çok sevdiğim karakter ise Dorian ' ın portresi sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan Basil oldu. Uzun bir aranın ardından inceleme yapma fırsatı bulduğum Dorian Gray ' in Portresi okuduğum en orjinal konuya sahip, akıcı, farklı ve olağanüstü güzel, üstüne uzun süre düşündürecek bir kitaptı. Edebi yönü ve çevirisi de oldukça başarılıydı bana göre. Kitabı okurken Oscar Wilde ' nin ruhunu ve düşüncelerini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Estetik, din, sanat, güzellik, ego, vicdan, aşk, cinsellik,,, gibi bütün düşüncelerini kitaba aktarmış çünkü. Bu kitabı
Ahmet Y/Duvar/
' nun tavsiyesi ve
Seyid Ahmet GÜLTEKİN/Duvar/
' in incelemesi üzerine okumaya karar verdiğim için, ikisine de teşekkür ederim. Tüm ön yargı ve sığ düşüncelerden arınıp okuyabilecek kişilere bu kitabı tavsiye ederim...
·
10 yorumun tümünü gör
272 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Portredeki Gerçek
Oscar Wilde
, diyince benim ilk aklıma Ramiz Dayı nın meşhur şiiri geliyor. Herkes öldürebilir sevdiğini, Ama herkes öldürdü diye ölmez! diye devam eden o güzel şiir.
Oscar Wilde
, sadece 46 sene yaşamış ve çok önemli eserlere imza atmış bi İrlandalı Yazar. Babası bir şövalye. Wilde, Amerika, Fransa ve İngiltere yi çok iyi bilip, incelemiştir. Hayatı çok sansasyoneldir. Evli ve 2 çocuğu olan Oscar, fiili livata suçunda suçlu bulunup, çocukları annelerinin soyadını bu davadan sonra almış ve tüm ününü yine bu davadan sonra kaybetmiştir.Wilde nin 16 yaşından beri homoseksüel olduğu bilinmektedir.
De Profundis
kitabını 2 yıllık kürek mahkumiyeti döneminde yazan yazar,
Reading Zindanı Baladı
nı ise cezaevinden çıktıktan sonra yazmıştır. Hayatta olduğu süreç içerisinde hiçbir zaman tekrar eski ününü görememiştir. Hayatını yakan bu dava sürecindeki o tehlikeli kafa yapısını
Dorian Gray'in Portresi
kitabında görmek mümkündür.
Dorian Gray'in Portresi,
Gotik Edebiyat diyince akla ilk gelecek eserdir bu arada. 1890 yılında basılmıştır. Dorian, sonsuz güzelliği ve gençliği arayan bir gençtir. Çok güzel olduğu kitapta sık sık betimlenir. Hayatın gerçek değerinin bu güzellikte olduğuna aldanır. Sonsuz güzellik arayışı onu sonsuz mutsuzluğa itecektir bir şekilde. Tüm bunlardan habersiz hayatını idame ettirme gayretindedir. Bir ressam ki eşcinsel olduğu çok aşikar olan bir ressam olan Basil, onun resmini çizer. Bu portrenin etrafında olaylar şekillenir. Basil in tanıştırdığı ileride dostu olacak Henry, her konuda bi düşüncesi olan aristokrattır. Söyledikleri ile Dorian ın saygısını kazanır. Henry ile tanıştıktan sonra kendim değil de portrem yaşlansın düşünce yapısına geçiş yapar Dorian.Küçük Faust gibi. Kitapta masumluğun, doğallığın simgesi kesinlikle Dorian ın nişanlısı Sibyl dir. Sibyl e ve Sibyl in erkek kardeşi James e kesinlikle çok üzüleceksiniz. Bu kısım garanti. 1890 yılında eşcinsel tüm kelimeler ki bu 500 kelimedir yayıncılar tarafından silinmiştir. 1891 de ise genişletmeye gidilmiş, önsöz eklenmiş ve James Vane diyologları eklenmiştir kitaba.Eşcinsel çağrışımların tamamı kitapta neredeyse bu dönemlerde temizlendi. Halkın eleştirilerini azaltmak için Dorian ın hem James, hem de Sibyl konusundaki psikolojik durumunu bencilce göstermemek için birkaç değişiklik daha yapılmıştır. 1910 yılında ise bazı erotik kısımlar tekrar eklenmiştir. Silinen kelimelerde tam 101 sene sonra tekrar eklenmiş ve sansürsüz olarak tekrar basılmıştır. 2011 deki şudur:
Dorian Gray'in Portresi
. Kitabı okuyan herkesin aklına
Faust
kitabı gelecektir. Bir anlaşma söz konusu ikisinde de. Sonsuzluk arayışı aynı. Mutsuzluk bulmaları aynı. Pişmanlık hissi aynı. Faust taki şeytan ile bu kitaptaki Henry aynı. Sözünü dinleyen genç durumu aynı. Bilemedim kitaplar birebir sanki.
William Shakespeare
in neredeyse 5 6 kitabından bahsediliyor. İyi bir fanı olduğu belli Wilde nin. 18 kere filmi çekilen
Dorian Gray'in Portresi
in en iyi yapımı 2009 da yılında çekilen yayınıdır. Kitapta, çıkarılan parçaların olduğunu çok net hissediyorsunuz. Çünkü ressam Basil in hal ve hareketleri sürekli bi havada kalıyor. Sanki bir şeyleri söyleyemiyormuş gibi hissediyorsunuz. Yazar, bu kısmı kendi dürtülerinden dolayı kitaba eklemiş belli ki. Çünkü olmasa da olur bi durum bence. Neden derseniz? Ressam Basil, Henry gibi kitaba giren çıkan tüm karakterler Dorian ın yakışıklılığını, güzelliğini övüyor. Beğenilerini dile getiriyorlar. İlla bi cinsel münasebetin olmasına gerek yok yani.Ya da aşk yaşamalarına gerek yok. Yakışıklı çocuk de geç. Bu kısım sırıtıyor yani. İkinci soru işareti de ölüm nedeni Sibyl in. Sen iyi oyuncusun diye seni seviyorum. Ben senin iyi oyuncu olabilme ihtimalini sevdim. Artık kötüsün ayrılalım muhabbeti çok saçma idi. Ayrıca madem ayrıldın, ee arkadaş 1 günde nasıl geri pişman olabildin de geri adım attın. Bu da benim mantıksız bulduğum bi kısımdı. Ayrılmaya bi neden bulmak tamam saçma.Ayrılık nedenleri tamam saçma olabilir ama bu bi kitap. Daha mantıklı bi bağlama bekliyordum yazardan. Kitapta,
Ömer Hayyam
ın geçmesi ve ondan bilge bi yazar olarak bahsetmesi ayrıca hoşuma gitti. Puanım 9.
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48