Uzun zamandır herhangi bir kitaba inceleme yazmadım ve bir müddet de yazmayı düşünmüyordum, bu kitabı okuyana kadar. Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemesem de bismillah deyip başlıyorum.
Oscar Wilde’ın okuduğum ilk kitabı De Profundis. Kitap, Wilde’ın, Alfred Douglas’a yazılan uzun soluklu mektubudur. Wilde’ı tanımadığım için kitabı okuduktan sonra ufak bir araştırma yaptım. Bu araştırmaya geçmeden önce kitabın bende uyandırdığı hislerden kısaca bahsetmek istiyorum.
Okurken şunu düşündüm: Oscar Wilde’ı tam olarak hangi sıfat tanımlıyor? “Aşık”, “Fedakar”, “Saf”, “Güçsüz”, “Dayanıksız”.
Her sayfada bunları düşündüm. Bazen içinde kendimi bulduklarım oldu. Bu kadar fedakârlık, bu denli boyun eğme, böylesine yüce gönüllülük, her seferinde affetme… Acaba bunlar neyin tanımıydı? Gerçekten aşkın tanımı olabilir miydi? Üstelik bütün bunlar, mektubun her sayfasında ayrı bir sitem edilen, her zaman ilgisizliğinden, düşüncesizliğinden dem vurulan bir maşuk için..
Okuduğum bir kitapta affetmek ile ilgili şöyle diyor:
http://1000kitap.com/gonderi/52161173
Bunu okuduğumda Wilde’ın , ona yapılanlara rağmen yine de yüce gönüllü olduğu fikrini benimsiyorum sanırım. Affetmesi gerçekten yüce gönüllü olduğunu gösteriyor evet, ama bunlara rağmen hala devam etmesi kısmı ise daha çok basiretsizlik. Douglas’a ne kadar kin duyduysam, aynı şekilde Wilde’a, cümlelerine, hislerine o kadar hayranlık duydum. Keşke dedim, keşke herkes öldürmeseydi sevdiğini…
Derler ya, insanın psikolojisini tam anlayabilmek için çocukluğuna inmek gerek diye. Bence de öyle. Wilde’ın annesi Jane Wilde’ın uçuk bir kişiliğe sahip olduğu ve tuhaf giysiler giymekten hoşlandığı için Wilde’a küçükken sürekli kız kostümleri giydirdiğini okuduğumda yaşam tarzının insanın kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir