·
Okunma
·
Beğeni
·
14,3bin
Gösterim
Adı:
Önemsiz Bir Kadın
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328261
Kitabın türü:
Çeviri:
Pınar Dua Deveci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Yayıncılık
İrlandalı dâhi yazar Victoria döneminde edebi zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı yaşantısıyla 19. yüzyıl estetizm hareketinin Britanya'daki en tanınmış temsilcisi hâline geldi. Şiir, öykü ve oyunlarının yanı sıra Dorian Gray'in Portresi adlı romanıyla ün kazandı. Dönemin katı ahlak anlayışının sonucu olarak cinsel tercihi nedeniyle yargılanıp iki yıl hapse mahkûm edildi. Reading Zindanı Baladı adlı şiir ve ölümünden sonra De Profundis adıyla yayımlanan uzun mektubu bu sırada yazmıştır. Ciddi Olmanın Önemi ile birlikte en tanınmış oyunları arasında yer alan Önemsiz Bir Kadın yazarın zenginlik ve yoksulluk, aşk ve evlilik, masumiyet ve erdem konusunda dönemin muhafazakâr zihniyetine karşı tavır alışının dikkat çekici bir örneğidir. Oscar Wilde özgürlüğe kavuştuktan üç yıl sonra Paris'te yoksulluk içinde öldü.
97 syf.
·3 günde·10/10 puan
Oscar Wilde'ın okuduğum 3. kitabı olduğu için öncelikle yazardan ve yazarın hayat görüşünden bahsetmek istiyorum, çünkü hakkında artık oturmuş düşüncelere sahibim. Daha sonra ise, bir senaryo olan "Önemsiz Bir Kadın" isimli bu kitaptan ve kitabın konusundan bahsedeceğim.

O'Flahertie Wills Wilde - bildiğimiz adıyla Oscar Wilde - edebi hayatına şiirler yazarak başlamıştır. Yazdığı ilk şiirler dönemin eleştirmenleri tarafından "zehirli mantar" ve "parazit" gibi ifadelerle tanımlanmıştır. Bunun sebebi, hiç kuşkusuz onun feminen görüntüsü ve aşk kavramının diğer şairlerden biraz daha farklı olmasıdır...

Bütün eleştirilere karşın, ün kazanmaya devam eden Wilde, giyim tarzı ve yazdıkları sebebiyle 1895 yılında "ahlaksızlık suçlamasıyla" hapis cezasına çarptırılır. Yazarın hapse girmesinin ardından çocukları soyadlarını değiştirir ve bu durum yazarı oldukça sarsar. Fakat Oscar Wilde bile hapisten çıktıktan sonra Sebastian Melmoth takma adını kullanmak zorunda kalır... O dönemin toplum baskısının ne kadar güçlü olduğunu rahatlıkla görmüş olduğunuzu düşünüyorum. Bu noktada birkaç soru sormak gerekir:

-Ahlak nedir?

-Ahlak, genel bir tabir midir, kişiden kişiye değişiklik gösterir mi?

-Ahlaki değerlerimizi kim belirlemektedir?

-Ahlak kavramı, toplumdan topluma değişen bir olgu mudur?

-Ahlak kavramı zamanla değişen bir olgu mudur?

-"Ahlaksız" olarak nitelediğimiz kişilerin ahlaksız olduğuna kim karar vermektedir?

İşte Oscar Wilde'ın hayatı boyunca karşı olduğu olay da tam olarak budur. Belirsizliklerle dolu olan ve binbir rengin olduğu dünyada, hangi rengin siyah hangi rengin yeşil olduğunu kim belirlemektedir? Tanımlamaları kim yapmaktadır? İsimleri kim vermektedir?

Oscar Wilde, hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biri olan Dorian Gray'in Portresi'nde "TANIMLAMAK, SINIRLAMAKTIR." demektedir. Adeta iki kelimeden oluşan bir hayat felsefesidir bu cümle aslında. Yıllarca üzerine düşünülebilecek ölçüde güzel bir cümledir. Hayatımızda neleri tanımladığımızı ve neden o tanımların dışarısına çıkamadığımızı iyi düşünün. Bizi kim kısıtlıyor? Kim bizi tanımlayarak sınırlıyor? Sınırların ötesine neden geçemiyoruz?

Oscar Wilde biz daha bunları düşünürken bir adım daha ileri giderek, insanın dahi kendisini tanıyamayacağını ifade ediyor. Diyor ki: "Yalnızca sığ insanlar kendilerini tanır." İnsan bile kendi tanımını yapamazken hangi davranışlarımızın ahlaki, hangi davranışlarımızın ahlak dışı olduğuna nasıl karar verilebilir?

Şu dünyada bilmediğimiz o kadar çok şey var ki... Hep bilmek ve öğrenmek uğruna amansızca çaba gösteriyoruz. Bilinmezlerle dolu olan dünyayı, tanımlamak, dolayısıyla anlamak istiyoruz. Fakat bunu yaparken, eğlenmeyi ve mutlu olmayı unutuyoruz. Bu noktada Wilde diyor ki: “Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar."

İşte Oscar Wilde böyle bir yazardır. Tanımlama yapmaktan nefret eder; fakat eserlerinde bolca genellemeler yaparak tepki toplamaktan çekinmez. Aslında genelleme yapmak da bir nevi kısıtlamak, sınırlamaktır. Fakat Wilde öyle düşünmüyor olacak ki, eserlerinde tanım yapmaktansa insanları kabul etmeyecekleri genellemelerin içerisine sokmayı tercih etmiştir.

Nihayet kitaba gelecek olursak, yukarıda da belirttiğim gibi, kitap bir senaryo eseri. Roman olmadığı için okuması biraz daha zor ve zahmetli. Fakat konuya hakim olduktan sonra gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. TRT tarafından eserin 1 saatlik seslendirmesi de internette mevcut. Ben dinlerken çok sıkıldım; ama ilgisi olanlar bakabilir.

Oscar Wilde, Önemsiz Bir Kadın isimli bu senaryosunda, Victoria Devri'nde insanların verdiği klasik davetlerden birine konuk ediyor bizi. Tabii Wilde bolca toplumun ikiyüzlülüğünü ve hiyerarşik düzenini eleştiriyor. Konu, oldukça basit ve Yeşilçam filmi havasında. Hatta Yeşilçam'ın da bu eserden bir hayli etkilendiğini düşünüyorum. Okuduğunuzda gözünüzden kaçmayacak detaylar olduğunu göreceksiniz.

Aslında kitabı başladığım gün bitirdim; ama içerisindeki aforizmalar o kadar muazzamdı ki, peş peşe 20 alıntı paylaşmaktansa, 2 gün daha beklemeyi tercih ettim. Çünkü aforizmaları hepinizin görmesini istedim...

Oscar Wilde'ın acımasız genellemelerine kulak asmayacak ve onu 150 yıl önce yaşamış bir "ahlaksız" olarak görmeyecekseniz, mutlaka okumalısınız.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
İrlandalı şair, sanat eleştirmeni ve oyun yazarı Oscar Wilde. Hem dış görünüşü hem siyasi fikirleri hem de cinsel tercihleri nedeniyle yaşadığı dönemde fazlaca dışlanmış bir isim. Fiili livata ve ahlaksızlık suçlamalarıyla 2 yıl cezaya mahkum edilmiş. Bu suçlamalarda bulunan ise eşcinsel sevgilisinin babası olmuş. Kendisine yöneltilen tüm eleştirilere rağmen fikirlerini ortaya koymaktan hiç çekinmemiş. Daha çok yazdığı oyunlarla tanınmış ancak kitaplarının yayımı ahlaksızlık yarattığı gerekçesiyle bir dönem yasaklanmış.

Tek romanı Dorian Gray'in Portresi'dir. (okumadıysanız mutlaka okumanızı öneririm) Tuncel Kurtiz' den dinlediğimiz  "herkes öldürür sevdiğini" dizeleri de Oscar Wilde'ye aittir. Eşcinselliğinin yanı sıra sosyalizm yanlısı olmasıyla da okların hedefi olmuştur.

Şimdi gelelim Önemsiz Bir Kadın'a.

Kitap bir oyun olduğu için okumakta biraz zorlandım açıkçası. Çünkü birçok isim vardı ve hem isimleri kafamda telaffuz etmek hem de kimin kim olduğunu anlamaya çalışmak zorladı. Tam hepsini öğrendim derken de kitap bitti zaten. Kitabın konusu oldukça basitti hatta küçükken izlediğimiz Türk filmlerine benziyordu diyalogların çoğu. Ama bence Oscar Wilde kitaplarında dikkatleri çeken aforizmaları oluyor.  O kadar çok alıntı paylaştım ki kitabı okumanıza gerek bile kalmamıştır sanıyorum. Bunun için özür dilerim ama cidden aşırı iyi tespitleri var ve insan herkes görsün, okusun istiyor. Bu yüzden de anasayfanızı birazcık boğmuş olabilirim. :)

Kitabın isminden kaynaklı olarak kadınlara taş atmalı bir içerik bekliyordum ancak tam tersi ile karşılaştım diyebilirim. Hatta kitabın sonunda içimin yağlarını eriten bir cümleye de yer verilmişti. Onu da kitabı okumak isteyenlere bırakıyorum.
Hanımların muhabbetlerinde çok ilginç gelen şeyler de vardı ama nedendir bilmiyorum beni pek rahatsız etmedi bu durum. Herhalde tespitlerin çoğunun güzelliğinden aradaki pürüzlerin üzerinde durmadım bile.

Mesela "ideal erkek" ile ilgili şöyle bir ifade vardı:

"Ah! ideal erkek bizimle bir tanrıçaymışız gibi konuşmalı ve bizi sanki çocukmuşuz gibi idare etmeli.  Bütün ciddi taleplerimizi reddetmeli ve şımarıkça istediğimiz her şeyi yerine getirmeli. Bizi kapris yapmamız için teşvik etmeli ve hayatta bir amaç edinmemizi engellemeli."

Bunları okurken "oldu paşam" dedim içimden yalan yok.
Ama bana öyle geliyor ki iğneleme maksatlı bu sözlere yer verilmiş. Çünkü Oscar Wilde'nin alaycı bir üslubu var. Konuya ilişkin şu alıntı hoşuma gitmişti mesela:

" Ne kadar zekisiniz tatlım! Ağzınızdan gerçekten kastettiğiniz tek kelime çıkmıyor."

Aralarda laf dokundurabilme yeteneği olan insanlara bayılıyorum.  :))

Son olarak bu kitapla aklıma kazınan alıntı da şu oldu:

 "Kadın için utanç kaynağı olan erkek için de alçaklık addedene kadar asla adil olamayacaksınız."

Bu anlamda adil olacağımız günleri de görmeyi ümit ediyorum.

E anladığınız üzere kitabı da kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
128 syf.
·Puan vermedi
bugün canım tiyatro metni okumak istedi. kütüphanemin başına geçerken "okurum shakespeare'den güzellemeler okurum" diye düşünürken elim "önemsiz bir kadın" kitabına gitti. aa bir de baktım ki Oscar beyciğim gülümsüyor oradan. bu günün nasibi buymuş diyerek başladım.

başlamakla kitabın içine girdim. ne olacak bu kısa kitaptan diye düşündürmeden kısa aralıklarla düşündürücü tiradlarıyla beni kendisine hayran bıraktı. kitap kısaydı ama derdi çok uzundu. zevkle okudum.

yazarın şöyle bir etkisi var, kısa kitaplarında da uzun kitaplarında da benzer hisler yaşıyorsunuz. ki Dorian Gray'in Portresinde de aynı hissi yaşamıştım. ah kalın kitap diye düşünürken okumaya başladığımda kitabın içine girdim ve uzunluğuna aldırmadan kitabın hikayesini zevkle okudum.

bu kitapta kadın-erkek ilişkisi tartışılıyor. sosyete bebesi bir erkekle, fakir yavrusu kızçenin gençlik yıllarında yaşadığı birliktelik sonucunda yaşanan olayları anlatıyor. erkeğin sorumluluk almaktan kaçınması, kadının ise kendinden vazgeçme pahasına kendisini çocuğuna adamasını anlatıyor. aynı zamanda her ne kadar biz plan yapsak da hayatın da bir planı olduğunu hatırlatıyor.

kitapta bir erkek yazar tarafından kadınlar arasında erkeklerin eleştirilmesi çok hoşuma gitti. üstelik gayet objektif bir anlatımdı. muhteşem bir okuma zevki. içerisinde eleştiriler gayet kafa açıcıydı. kitabın adı 'önemsiz bir kadın' iken kitabın son cümlesinin 'önemsiz bir erkek' olması ise muhteşem bir detaydı.

kitabın tiyatro metni olduğunu hatırlatmak isterim. kısacık sayfalarında derin derin anlamlar vardı. keşke oturup üzerine uzun uzun konuşabilsek.

keyifli bir okuma serüveni oldu benim için. bir çok yerin altını çizdim diyebilirim. zaten dorian gray'in portresi ve mutlu prens kitabıyla kendisini seviyordum. önemsiz kadın ile de daha bir sevdim. canım yazara ve İrlanda'ya çok sevgiler. kitabı da konusunun yanı sıra incelikleri yüzünden özellikle tavsiye ediyorum. okuyunuz.
.
.
hayatınızın en önemli detayı kendinizsiniz. kendinize saygı duyun. öncelikle kendiniz sevin olur mu sevgili kitap kurtları.
128 syf.
·2 günde·9/10 puan
Bir tiyatro metni bu kitap. Roman olmadığı için okuması biraz daha zor , sadece karşılıklı konuşmalardan ilerlemek hayal gücünü daha zorluyor ama ben çok keyif alarak okudum. Zaten kısacık 100 sayfa kadar...

Oscar Wilde' ni hayatını bu esere kadar hiç incelememiştim. Eşcinsel olduğu gerekçesiyle hapis cezası alıp. serbest kaldıktan çok kısa bir sonra vefat etmiş olmasına hem şaşırdım hem de üzüldüm.

Çok farklı ve çok cesur bir kalemi var , korkusuz biri ve bu korkusuzluğu nedeniyle başı çok sık derde girmiş.

İngiltere'de seçkin bir hanımın (Lady Hunstanton) evinde başlıyor olaylar. Lord İllingworth'ün genç Gerald'ı yanına katip olarak alması , ve diğer seçkinlerin bunu kutlamak için Gerald'ın annesini de yemeğe davet etmesi ile farklı bir akşam yemeğine dönüşüyor.

Amerikalı genç bayan Hester Worsley'in çok katı ahlak anlayışı ile Amerika' yı adeta küçümsemiş Oscar Wilde... Hatta bir yerde Amerika' nın kültürü için henüz çocuk diyor. Ama İngiliz sosyetesine de , Lordlar Kamarasına da çok ağır göndermeler yapıyor.

2. Perdede kadınlar ve erkekler ayrı odalarda oturuyorlar ve kadınların bu odada tam anlamıyla kahkahalar atarak okuyacağınız bir sohbet yapıyor. Bir erkeğin kaleminden , kadınların kendi aralarında ki sohbette erkekleri nasıl çekiştirdiklerini okumak inanılmaz keyifliydi.

Bana çok ilginç gelen nokta eserin kaleme alındığı 1890 larda İngiltere'de kadınların 2. Sınıf vatandaşlar olarak görülmesi oldu. Kadınların pek çoğu da bunu kabul etmişti.

Neredeyse tüm cümleler çok derin ve altı çizilmeyi hakkediyor .

Mutlaka okunması gereken bir kitap bence, hem kadın erkek ilişkilerine bakış için, hem de o tarihte Avrupa'nın ahlaki değerlerini görmek içiin.
128 syf.
·2 günde·8/10 puan
Önemsiz Bir Kadın, dönemin aşk, evlilik, erdem, zenginlik, yoksulluk ve muhafazakar olan düşünceleri göz önünde bulundurularak yazılmış tiyatro metni şeklinde bir eser. Dönemin kadın erkek farklılıkları bence çok güzel anlatılmıştı. Beğendiğim bir klasik oldu.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuduğum ilk tiyatro eseri. Başta sıkılsam da soluksuz bitirdim ve sahnede izlemiş gibi her anında büyülendim. Yazar o kadar mantıklı ve çarpıcı cümleler kurmuş ki taa yıllar öncesinden günümüze kadar ışık tutmuş. Tek kelimeyle bir klasik
128 syf.
·1 günde·10/10 puan
Dorian Gray'in Portresinin su gibi akıp gitmesinden sonra diğer kitapları da böyle mi acaba lütfen lütfen diyerek almaya karar verdiğim ikinci kitabıydı yazarın. Kendimi tebrik ediyorum süper seçim olmuş. İki kitapta da ortak konulara değinilmesine rağmen bi oyunda okumak çok daha keyifliydi.
4 perdelik, tadı damağımda kalan bir oyun oldu. Pazar Sürprizi bu hafta 'Hunstanton Köşkü' nü ziyarete geliyoooor. Aşk olsun, evlilik olsun, Avrupa'nın ahlak anlayışı olsun, sosyetesi olsun.. Köşkte güzel bir gece bizi bekliyor diyebilirim.
128 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Oscar Wilde ilk kez okuyorum. Normalde bir Shakespeare sever olarak zaten Piyes kitaplarını çok severim. Bu kitapta kadın ve erkekler arasındaki çağlarca süregelen ve asla tükenmeyen eleştirel yönler göreceksiniz. Diyalogları okudukça kadın olarak
insanlığın ileriye taşınmaya ne çok ihtiyacı olduğunu, hala yerimizde sayanların varlığını bir kez daha görüp duyumsayacaksınız. Keyifle okuduğum bir trajedi olduğunu söyleyebilirim. Denemelisiniz, keyifli okumalar dilerim...
128 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Kitabın isminin aksine “ önemsiz” olanın erkek olduğu mesajını veriyor. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen soylu biriyle nikahsız yaşayıp hamile kalan bir kadın düşünün. Çocuğun babasından bebeğe soy ismini vermesini istemekten başka bir şey yapmamış ama baba ne yapmış? Kabul etmemiş. Kadın da oğlunu da alarak terk etmiş. Bir daha da görüşmemişler.
Aradan geçen zamanda oğlu büyür ve bankacı olur. Daha iyi bir iş teklifi alınca da kabul eder.
Bir akşam bir davette annesiyle ona iş teklif eden kişiyi -tabi babası olduğunu bilmeden- tanıştırır. Annesi kesinkes iş teklifini reddetse de oğlu anlam veremez. Babası ise- babası olduğundan habersiz- oğlunun sevdiği kızı zorla öpmeye kalkışır. Genç adam sevdiği kızın ondan yardım istemesi üzerine üstüne yürür ve o sırada babası olduğunu öğrenir... Böylece yeni işi o da artık istemez. Babası ona mirasını bırakacağı, soy adını vereceği vaadinde bulunsa da artık çok geçtir. Sevdiği kıza açılır ve nişanlanırlar. Nişanlısının maddi durumu zaten iyi olduğu için babasına ihtiyacı kalmamıştır... Kitap Yeşilçam tadında bir tiyatro eseridir.
128 syf.
·Puan vermedi
Önemsiz Bir Kadın, yazarın dört perdelik bir oyunudur. İlk defa 19 Nisan 1893'te Londra Haymarket Tiyatrosu'nda oynanmıştır. Oyundaki olaylar 24 saat içerisinde İngiliz kontluklarında geçmektedir.

Oscar Wilde, Victoria Dönemini, dönemin sosyal ve toplumsal yapısını, aileyi, aşkı ve evliliği, dönemin ahlak anlayışını, sosyete ve soylu güruhu, devleti eleştiren yine kendi üslubunu konuşturan bir eser çıkarmış ortaya.
Çağının çok ötesinde bir edebiyatçı Wilde gözlemleri müthiş. Yıllar yıllar önce kadın erkek arasındaki eşitsizliği, ahlak kurallarının ilişkiyi nasıl etkilediğini, kadınların kabul etmek zorunda kaldıkları yargıları öyle akıcı bir dille diyaloglara entegre etmişki hayranlıkla okuyorsunuz. İngiliz, Amerikan odaklı karşılaştırmalar var gibi dursada olaylar o kadar globalki. Çağının ötesini görüp yazmış gibi yahut ve daha acısı yıllar, çağlar geçmiş ne insan değişmiş ne yargılar...

Satırlar bir yandan akıp giderken altını çizdiğiniz satırları tekrar tekrar düşünüyorsunuz. Benim gibi çokça oyun okumayanlardansanız bu kitaptan sakın kaçmayın, mutlaka okuyun derim. Hem duygusal bir kurgu var içinde hem güçlü bir gözlem hemde ele gelen bir eleştiri. Klasik sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca kitabın kahramanı Önemsiz kadının kitabın sonunda
-Bir ziyaretçin varmış. Kimdi?
sorusuna
-Ah, hiç kimse. Özel biri değil. Önemsiz bir adam
diye cevap vermesi nasılda mutlu etti beni kurgunun acısını çıkardım Lord Illingworth den.

Kadın için utanç kaynağı olanı erkek için de alçaklık addedene kadar asla adil olamayacaksınız.

Hiçbir şey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamalı.

İnsan neşeyi, güzelliği, hayatın renklerini paylaşmalı.

Kadın kamu hayatında da, özel hayatında da erkeğin fikrî yoldaşıdır.

Ruh yaşlı doğar, ama giderek gençleşir. Bu hayatın komedisidir.
Beden ise genç doğar, ama giderek yaşlanır. Bu hayatın trajedisidir.

İnsanı çileden çıkarmakta sükunetten etkilisini tanımam.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Oscar Wılde ..Dikkat bagımlılık içerir!
En sevdiğim şair fakat okuğum ilk oyunu. Dünya edebiyatı beni başlarda sıktığı için biraz kaçınırım ama buna tek kelime ile bayıldım! Uzun zamandır bu kadar keyifle enfes bir eser (en son okuduklarımda en az bu kadar iyiydi ama bunu ayrı bir keyifle okudum) okumadım. Bir çırpıda bitirilebilecek bir kitap. Elimden gelse her sayfasını işaretlerdim. Döneminin şartlarına göre cesur bir kalem olduğunu yazmama gerek yok diye düşünüyorum. Nihayetinde yazar başlı başına dönemine göre cesur! Tuhaf bir şekilde kadın ruhundan anlayan bir yapısı var yazarın. Yalnızca bu degil bir de aşkın! Şiirlerinde bunu iyisiyle, kötüsüyle tüm yönlerini gösteriyor. Bu eserde Bayan Arbuthnot ön planda olsa da ben Bayan Allbonby'i okurken büyük zevk aldım. Ha katılırım, katılmam orası çok ayrı bir dava. Özellikle alaycı tavrı (mizacı mükemmel) ile eleştirel yönleri oldukça hoş. Karakterler mükemmeldi. Eser dört perdeden oluşmakta. Tiyatro okumayı sevenler için oldukça mükemmel. (okumayı sevmeyenler de okusun o kadar iyi:) çatışmalar oldukça başarılıydı. Karakterilerin kendi içindeki çatışmaları(en büyük örnek Hester). Özellikle; bir önemsiz kadından başlayan eserin önemsiz bir adamla bitmesi, oldukça vurucuydu.
128 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kadın erkek ilişkilerinin felsefesini, hayatın algılanma şeklini, işlenilen suçları ve alınan cezaları en uçtaki insanlara tartıştırmış Oscar Wilde. Okuduğum en etkileyici sözlere sahip kitaplardan birisiydi.
Bir kadın ve bir erkeğin alışılageldik hikâyesi; alışılageldiği gibi, hep yaşandığı gibi olan. Sonu da aynı sıradan son. Kadın acı çeker. Erkek özgür kalır.
Kalpler yaralandıkça yaşar. Zevkler bir kalbi taşa çevrilebilir, zenginlik nasır tutturabilir, fakat üzüntü - ah üzüntü onu kıramaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Önemsiz Bir Kadın
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328261
Kitabın türü:
Çeviri:
Pınar Dua Deveci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Yayıncılık
İrlandalı dâhi yazar Victoria döneminde edebi zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı yaşantısıyla 19. yüzyıl estetizm hareketinin Britanya'daki en tanınmış temsilcisi hâline geldi. Şiir, öykü ve oyunlarının yanı sıra Dorian Gray'in Portresi adlı romanıyla ün kazandı. Dönemin katı ahlak anlayışının sonucu olarak cinsel tercihi nedeniyle yargılanıp iki yıl hapse mahkûm edildi. Reading Zindanı Baladı adlı şiir ve ölümünden sonra De Profundis adıyla yayımlanan uzun mektubu bu sırada yazmıştır. Ciddi Olmanın Önemi ile birlikte en tanınmış oyunları arasında yer alan Önemsiz Bir Kadın yazarın zenginlik ve yoksulluk, aşk ve evlilik, masumiyet ve erdem konusunda dönemin muhafazakâr zihniyetine karşı tavır alışının dikkat çekici bir örneğidir. Oscar Wilde özgürlüğe kavuştuktan üç yıl sonra Paris'te yoksulluk içinde öldü.

Kitabı okuyanlar 1.329 okur

  • Ebru Güneysu
  • Rüveyda Yeşilyurt
  • Ufuk Zafer Ada
  • Ayten yaşar
  • PagesFromMe
  • Ahla
  • Ayşegül Karagöz
  • Mazlum yazan
  • ufuk
  • Esma Yer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8
13-17 Yaş
%16
18-24 Yaş
%12
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%16
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.6
Erkek
%40.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16 (80)
9
%12.8 (64)
8
%16.4 (82)
7
%8.8 (44)
6
%2.8 (14)
5
%1 (5)
4
%0.8 (4)
3
%0
2
%0
1
%0.2 (1)