Adı:
İlahi Komedya
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
736
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812411
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Divina Commedia
Çeviri:
Nurseren Yurtman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Dünya edebiyatının temel metinlerinden biri olan İlahi Komedya, yedi yüz yıllık geçmişiyle birçok edebî esere ilham kaynağı olagelmiştir. Dante'nin hem yazarı hem de başkahramanı olduğu bu destansı anlatıda ölümden sonraki hayata yapılan yedi günlük bir yolculuk anlatılır. Dante, sırasıyla Cehennem, Araf ve Cennet'ten geçerek buralardan edindiği izlenimlerini okuyucuya lirik bir dille aktarır. Böylece Orta Çağ Batılı insanının zihnindeki "ahiret" algısı gözler önüne serilirken, ortaya tarihin en uzun şiirlerinden biri çıkmış olur.

Nurseren Yurtman'ın yıllara dayanan çalışmalarıyla notlandırarak İtalyanca aslından Türkçeye çevirdiği bu ölümsüz eser, sadece edebiyat meraklılarının değil, araştırmacıların da gözden kaçırmaması gereken eşsiz bir kaynak...
(Tanıtım Bülteninden)
976 syf.
·Beğendi·10/10
Sitedeki Dante - İlahi Komedya incelemelerinin hepsini okuyup, bir ara mutlaka bu en sevdiğim ve üç kez sil baştan Rekin Teksoy'dan okuduğum büyük esere inceleme yazacağım dedim kendi kendime..
Bugün işte bunu yapıyorum. Uzun olacak evet ama okuyacak birçok arkadaşımın olduğuna eminim...

Dante'yi birçoğumuz belki İlahi Komedya sayesinde biliyoruz. Benim gibi bazılarınız da hayatını merak edip araştırdınız belki.. Üniversitelerde tez konusu olarak da verilen İlahi Komedya, Dante'yi anlamak için önemli bir kaynak.

Dante'nin 1307 - 1321 yılları arasında yaptığı düşsel gezidir İlahi Komedya. Cehennem, Araf ve Cennet olarak üç bölüm, her bölüm otuz üç kanto ve Cehennem giriş kantosuyla yüz kantoya ulaşan eserde Dante insanlara yol göstermeyi amaçlamıştır. 7 Nisan 1300 Perşembe gece başlayan yolculuk, 14 Nisan 1300 Perşembe öğleden sonra sona erer. 1300 yılının bir özelliği de Dante'nin "yaşam yolunun ortasında" yani otuz beş yaşında olmasıdır.

Cehennem ve Araf boyunca Dante'ye şair Vergilius; Cennet'te ise büyük aşkı ve ölene kadar seveceği Beatrice eşlik etmiştir. Vita nuova'yı (Yeni Hayat) okuyanlar Beatrice'i daha iyi bilirler..
Dante İlahi Komedya'da teslis ilkesini kullanıp üç sayısına büyük önem vermiştir. Üç bölümden oluşan eserin her biri otuz üç kantodur ve Beatrice Araf otuzuncu kantoda ortaya çıkar.. Bunun gibi birçok örnek verilebilir teslisin eserdeki önemine.

Eserin bana göre en ilginç kısmı buzlarla kaplı olan Cehennem.. Dante'nin yarattığı Cehennem iç içe dokuz kattan oluşan ve aşağı doğru inildikçe cezaların da arttığı bir dairedir. Yani günah ne kadar fazlaysa, ceza da o denli fazladır. Lucifer'in de ortaya çıkması ilginçliği arttırır. Tabi ki birçok filme hatta kitaba da konu olmuştur. Bence en iyisi de Dan Brown tarafından yazılan Inferno'dur. (Cehennem)

Araf ise Lucifer'in dünyaya düşerken açtığı cehennem çukurundan savrulan toprakla oluşmuştur ve üst katlara çıkıldıkça cezalar azalır.
Cennet, Dante'nin alevlerle tabir ettiği yerdir. Ve on kattır. Her katı bir gezegen olarak adlandırılmıştır. Ve burada Beatrice, Dante tarafından övülür..
Her katta karşımıza ünlü, şair, yazar, siyasetçi, düşünür, din adamı ve daha birçok kişi çıkar. Her biri, yaptığı şeyler ve Dante'nin tasvip etmediği yaşamları yüzünden cezalandırılırlar...

Şimdi de kısaca çeviriden bahsedeceğim. Sanıyorum ki birçok kişi fiyat da uygun geldiği için farklı yayınları tercih ediyor. Tüm İlahi Komedya çevirilerini ayrı ayrı okudum. Ve samimiyetle Rekin Teksoy'un en iyisi olduğunu söylemeliyim. Oğlak Yayıncılık tarafından basımı yapılan eser en iyi çeviriye sahip. Şu ana kadar da yirmi üç baskı yaptığını sanıyorum.
Yavaşça, anlayarak ve üzerinde düşünerek okunması gereken bence bugüne kadar yazılmış en iyi eserdir İlahi Komedya.
976 syf.
·6 günde·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Dante'nin kitaplarından ve İlahi Komedya'nın nasıl okunması gerektiğinden bahsettim:
https://youtu.be/qY11mC3P_e0

"Yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol gitmişti.
Ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü
ormanı anlatabilmek ne zor!" (s. 35)

https://i.ibb.co/kmFt6KP/1.jpg

Derken bir ormanda buldum kendimi ben de Dante gibi. Yürüyordum. Belki de Dante'nin ilk kez 9 yaşındayken gördüğü Beatrice'e dediği gibi, ben de kimsenin kimse için yazmamış olduğu şeyleri 1000kitap'a yazabilmek için yürüyordum.

https://i.ibb.co/xHrxYkD/2.jpg

O anda beklenmedik bir şey oldu. Karşıma Vergilius'un Aeneas kitabı çıkmıştı. Nasıl olduğunu anlamadım. Bu ormanda, sadece ölülerin bulunduğu bu diyarda bir kitabın ne işi olabilirdi?

https://i.ibb.co/McVgQTn/3.jpg

Bana şöyle dedi Aeneas: Seni cehennem, araf ve cennetten önceki son durağa götüreceğim Oğuz, gel. Dünyevi zevklerden hiçbirinin anlamının artık kalmadığı bir yere götüreceğim. Senin de ölülerden değil esas dirilerden korktuğunu biliyorum, o yüzden bu yolda senin rehberin olacağım! İlahi Komedya'yı hakkıyla anlayabilmek için benim rehberliğime ihtiyacın var Oğuz...

Vergilius bana bunları derken, ölüler diyarının kapısına geldiğimizde bu kapıda bekçilik yapan üç başlı köpek Kerberos'un yerine teknik yetersizliklerden dolayı üç başlı kedi olan Ketberos'un olduğunu gördük:

https://i.ibb.co/JvxYJqF/4.jpg

Yolumuza devam ettik ve Vergilius beni rahmetli anneannemle dedemin mezarının başına götürdü. Dante ile Vergilius işte tam da bu noktada buluşmuştu. Ölülerin dilinden en iyi anlayan iki adamla birlikte bir mezarın başındayım, belki de hayatın en büyük ve en açık spoiler'ını yiyordum.

https://i.ibb.co/g9QVVjr/5.jpg

İlahi Komedya'ya ölülerin artık konuşamayacağını ve hiçbir ölüden haber alınamadığını söyledim. Bana inanmadı. Hatta o anda bana tam olarak şunları söyledi...

İlahi Komedya: Yanılıyorsun Oğuz, eğer bir çeşit vecd hali ile kendinden geçip ruhunun dünyevi zevklerinden sen de kurtulursan ölüler diyarını sen de ziyaret edebilirsin. Ben öyle yapmadım mı kitabımda, okumadın mı beni? Cehennem, araf ve cennetteki insanların durumunu anlattım. İnsan, dünyada yaptığı ne varsa öldükten sonra da eksiksiz olarak karşılığını alır. Ne ekersen onu biçersin, bu böyledir.

Oğuz: Peki, seni ve ölüler diyarını tam olarak anlayabilmek için hangi kitapları okumam gerekli İlahi Komedya?

İlahi Komedya: https://i.ibb.co/qy1Fxzv/6.jpg
İşte, bu fotoğraf sana yardımcı olacaktır. Dönüşümler 1-15, Aeneas ve şiir kitabım olan Yeni Hayat'ı okursan eminim ki İlahi Komedya'yı çok daha anlayarak okursun. Çünkü benim için hayat, Hristiyanlık'taki teslisler içindeki teslisler bütününden ibarettir. Baba, Oğul, Kutsal Ruh gibi sen de bu 3 kitabı okursan beni daha iyi anlarsın. Çünkü Beatrice ile de ilk olarak 9 yaşında karşılaşmıştım. Bu 9 sayısını da 3'ün karesi ile bağdaştırmıştım. Teslis ve Hz. İsa'nın bizi kurtuluşa götüreceği inancı benim için çok önemlidir Oğuz.

O anda ölüler diyarından şöyle bir uzağa baktım...

https://i.ibb.co/s1fh6Sj/7.jpg

Herkes isterdi manzaralı mezarım olsun, sen benim manzarasız mezarımdın demişti Dante de Beatrice'e. Çünkü en derinine gömmüştü onu. Anneannemle dedem de belki şu an aynı yerdeydi, Dante ile Beatrice'in tam da şimdi olduğu gibi.

https://i.ibb.co/nb1GshJ/8.jpg

Peki, bizim gömüleceğimiz yer nerede? Anneanne? Dede? Siz söyleyin bana... Cehenneme mi yoksa cennete mi gideceğim?

Anneannem: ...
Dedem: ...

Yahu Dante, sen kitabında o kadar kişinin cehenneme ya da cennete gideceğine karar vermişsin. Cevap versene bana... Biz nereye gideceğiz? Ölüler diyarından haber yok mu? Bildiklerin sadece İtalya tarihindeki kişiler ile mi kısıtlı? Sadece Caroberto, Cunizza, Lorenzo, Valerius, Mucius, Porsenna, Piccarda, Costanza, Donati, Forese, Corso, Francesco gibi insanların mı öldükten sonra nereye gideceğine karar verebiliyorsun? Nereye gideceğim, söylesene be adam?!

https://i.ibb.co/dm0Qc2B/9.jpg

Komedyanın anlamı, cehennem bölümünün ürkütücü olmasına karşılık bu şiirin, komedilerde olduğu gibi mutlu sonla sonuçlanmasından dolayı olduğunu ben de biliyorum. Peki bu inceleme neden bu kitap gibi mutlu bir sonla sonuçlanmıyor? Konuşsana ulan İlahi Komedya!

https://i.ibb.co/LZQ1M4n/10.jpg

O anda etrafta ne Vergilius, ne Dante, ne de Beatrice kalmıştı. Oğuz da o an ne olduğunu bilmiyordu. 11 İhlas, 1 Fatiha okumaya gelmişken karşısındaki kitap ona resmen meydan okuyordu. İlahi Komedya o anda çıldırmış bir şekilde üstüne geldi, Oğuz'un gözünün en son görebildiği açıdan sadece "İLAH" kelimesi okunabiliyordu...

https://i.ibb.co/4fTY5Hn/11.jpg

Sonra da dünyası çeşitli renklere büründü. O anı anlatmaya kelimeleri yetmedi. Dante'nin de İlahi Komedya'nın sonundaki anı anlatmaya kelimeleri yetmemişti. Hristiyanlık'taki üç dinsel erdem olan sevgi, inanç ve umudun renkleri miydi bunlar? Cehennem, araf ve cennetin renklerinin mi bir temsiliydi yoksa?

https://i.ibb.co/8Yzsj2v/12.jpg

Anneanne, dede, lütfen söyleyin. Neden hiçbir ölüden haber gelmiyor? Dante'nin kafasına göre ölüleri cehenneme ve cennete yollaması bana çok garip geliyor, bari siz söyleyin. Siz şu an neredesiniz? Ruhunuzla beraber mi yatıyorsunuz burada? Ruh denen bir şey var mı, yoksa sadece bedenlerimizle mi dirileceğiz? Neden ölüler diyarından hiçbir ses gelmiyor? Hayatımın en büyük spoiler'ını yemeye geldim buraya. Biliyorum, ben de buz gibi bir toprağın içinde gözlerim kapalı bir şekilde yatacağım. Biliyorum, ben de İlahi Komedya'da anlatılan ruhların ektiği şeyleri biçeceğim. Biliyorum, benim de kendi iradem var ve dünyevi zevkler yerine esas kalıcı hayat uğruna çalışmam gerektiğini biliyorum... Peki, şu an neden böyle oldu? Lütfen cevap verin...

Sen şimdi neredesin, ey Vergilius? Bana asıl şimdi cevap ver! Sana asıl şimdi ihtiyacım var rehberim ey Vergilius! Nerelerdesin ki? Ansızın yok oluverdin! Neredesin, ey cevap veren, neredesin, ey bana ölümü çok gören?

"Cevap versenize!
Niçin susuyorsunuz? Niçin?
Yok mu bir cevap veren?
Kimse cevap vermiyor mu?
Kimse, hiç kimse cevap vermiyor mu?"
Kapıların Dışında
976 syf.
·11 günde·9/10
Dante ile Shakespeare dünyayı aralarında paylaşır; bu iki ada eklenebilecek üçüncü bir ad yoktur.

T. S. Eliot

Dante bir hafta sürecek yolculuğuna 7 Nisan 1300 yılında çıkmıştı. Ben de gerekli hazırlıkları yaptım ve 7 Nisan 2020 yılında Dante'ye düşsel yolculuğunda eşlik ettim. Vergilius rehberliğinde Araf'ın tepesine kadar yolculuk yaptıktan sonra özlediğimiz ''Bice'' bizi Cennet'e soktu ve yolculuğumuza birlikte devam ettik. Bu sadece bir kitap (okumamız için) değil; bu bir tablo(izleyip, derinine inip her ayrıntısından keyif almamız için), bu bir yemek(tadı damağımda kaldığı için), bu bir sanat eseri(ölümsüzlüğünü koruyup bizi de ölümsüz kıldığı için) ve bu hayatını değiştirebilecek bir yapıt(okuyunca anlayacaksın). Abartı mı? Hayır. Lise yıllarımdan beri ilgi duyduğum Dante Alighieri ile geçte olsa tanışma fırsatı yakaladım. Yapıtının beni içine çekmesine ve 3. kişi olarak Cehennem, Araf ve Cennet yolculuğunda Onlar'a eşlik ettim. Çok yazık ki kitabı tam manasıyla anlayabilecek yetkinlikte değildim ve sadece anlayabildiğim, anlamlandırabildiğim kısımlar bile bana son derece keyif verdi ve bölüm bölüm benim aklımı başımdan almaya, aklımı başıma getirmeye yetti. Mitoloji, din, tarih, felsefe, astronomi gibi birçok konuyu da içine alan bu eser resmen bir hazine. Hepsinden biraz koyunca Dante harika bir eser oluşturmuş. Kitap sadece şiirlerden oluşmuyor. Çizimler de sayfalarımızı süslüyor ve ben en çok Cehennem bölümünü beğendim. Çizimleri de , içeriği de en çok etkileyen bölüm o oldu. Çizimlerden en beğendiklerimden birkaç örnekle devam edelim.

Dante Cehennem'e adım atıyor
https://hizliresim.com/2INJeU

Geryon (sırtında Dante ile Vergilius var)
https://hizliresim.com/NDHYH8

Cehennem'de acı çeken birinin hali ve seslenişi
https://hizliresim.com/0rymwv

Cehennem'in dibi ve Lucifer(şeytan)
https://hizliresim.com/GuXCEq

Floransalılar Dante’yi kovmuş olmanın utancı içinde, kendilerini affettirmek için, o zamandan beri her yıl mozolenin içinde yanan kandilin yağını Floransa’dan gönderiyorlarmış. Kendini sürgün edenlere sonsuza dek pişmanlık yaşatmış biri.
https://i.resimyukle.xyz/NUdb6z.jpg

Kitabı okumak isteyen arkadaşlara birkaç tavsiye. Öncelikle İlahi Komedya okumadan önce şu kitapları okumuş olmanız size kitabı anlamanız konusunda çok yardımcı olacaktır. Çünkü içerisinde çok fazla kişi, karakteri ve olay mevcut. Hepsini aklımızda tutmamız ve anlamamız mümkün olmayabilir ama bu kaynaklara göz atarsak mitolojinin çoğunu kavramış oluruz.

Homeros İlyada
Homeros Odysseia
Ovidius Dönüşümler 1-15
Vergilius Aeneis
Dante Alighieri Yeni Hayat

Ardavirafname
Bu eser Dante'nin İlahi Komedya'sından 1000 yıl önce yazılmıştır. Esinlendiği söylense bile Dante'nin eseri tamamen farklı bir şeydir. Okursanız aradaki uçurumu da görmüş olursunuz.

İlahi Komedya için gönül vermiş bir adam,Rekin Teksoy (https://tr.wikipedia.org/wiki/Rekin_Teksoy). Bu kitabın en verimli ve kaliteli şekilde çevirisini yapan kişidir kendisi. Emeği paha biçilemez ve bu çevirisiyle ''İtalyan Senatosu Çeviri Ödülü'' kazanmıştır. Kendisine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Diğer çevirilerinde de kalitesinden ödün vermediğini düşünüyorum ve o eserleri de en kısa zamanda inceleyeceğim. Bu yüzden şahsi fikrim bu kitabı okumak isteyen arkadaşlar Rekin Teksoy çevirisini tercih etsin. Farklı yayınevi ve farklı bir çevirmenden okuyacağınız eserden aynı tadı alacağınızı hiç sanmıyorum. Bu kitaba başlamadan önce ise Cennet bölümünün sonundaki açıklamalar kısmında hangi kantoda neyi anlattığı yazılmış. Her kantodan önce okunursa kitabın anlaşılması için çok faydalı olacağına inanıyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar. Umarım incelemem kitabı okuyacaklar için faydalı olur.
838 syf.
·10/10
HAYAT VE İNZİVA

Dante 1265 yılında Floransa da doğmuştur. Doğduğu dönemde Avrupa derebeyliklerin sona ermesi ve kilisenin siyasi hayatta aktif rol almaya başlamasıyla beraber toplumsal karışıklık içerisindedir. Dante”nin ailesi orta halli bir ailedir. Annesini 8 yaşında kaybetmiş, 9 yaşında ise Beatrice”i görerek aşık olmuştur.

Eğitimini papazlık okulunda başlamış ve ilerleyen dönemlerde, felsefe, mitoloji, gökbilimine yönelmiş, antik dönem yunan ve latin eserlerini okumuştur. Dönemin sanatçılarıyla dostluklar kurmuş, ünlü belagat ve dilbilimi ustalarından dersler ve ilhamlar almıştır. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra siyasete girmiş içinde bulunduğu siyasi grubun güç kaybetmesiyle beraber sürgüne gönderilmiş, hayatının geriye kalanını sürgünde ve çok sevdiği Floransa’dan uzakta tamamlamıştır.

Dante idealist bir aydındır. İdeali insanın dünyada ve ahirette mutluluğa erişmesidir. Her ne kadar papaz okulundan mezun olsa da kilisenin yozlaşmışlığını görmüş, bu yozlaşmışlığın insanı ahiret hayatında mutluluğa götüren doğru yoldaki en büyük engel olarak düşünmüş ve kiliseyi dizginleyecek güçlü bir imparatorluğa hasret duymuştur.

Dante’ye göre kilise insanın ahiretteki mutluluğunu, krallar ise dünyadaki mutluğunu sağlamalı, bu sebeple de din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalı, ne papalık ne de imparatorluk üstün olmalı ikisi de birbirinin dengelemelidir. Bulunduğu siyasi grupta bu ideal ve görüşleri savunmaktadır. Dante bu ideal uğruna hayatının en verimli zamanlarını sürgünde ve acılar içerisinde geçirmiştir.

Dante için sürgün her ne kadar zor geçse de bir olgunlaşma dönemi halini almış, bu sebeple 35 yaşına kadar aktif olarak yer aldığı siyaset hayatını dışarıdan izleme imkanı bulmuştur. Bu izleme döneminde taraflılığını kaybetmiş, hayatının uğraşıları ve gerçeklerini dışsal bir gözle irdeleme imkanı bulmuş, Tanrı’ya olan bağlılığına ve Beatrice olan sevgisine ihanet ettiğini düşünmüş; duyduğu derin vicdan azabına sürgünde olmanın acziyeti de eklenince Tanrı’ya yönelmiştir.

İşte İlahi Komedya eseri de tam bu noktada ortaya çıkar. Dante’nin Tanrı’ya ve Beatrice karşı olan vicdan azabı, toplumu mutluluğa eriştirmekte ki idealizmi ve Floransa da göremediği adalet duygusuna ilişkin Tanrı’dan olan beklentisi eserin oluşumunda etkili olmuştur.

Bu eser vasıtasıyla Beatrice verdiği “senin için dünyada hiç kimsenin yazmadığı şiiri yazacağım” sözünü yerine getirir. Kralların ve Papanın siyasi anlaşmazlıklar sebebiyle dünyada ve ahirette refaha ulaştıramadığı toplumu eseri vasıtasıyla ulaştırmayı hedefler. Dante bu zamana kadar toplumun mutluluğu için siyaset hayatında gösterdiği çabayı bundan sonra kalemi ile gösterecek, her ne zorluk altında olursa olsun idealleri için savaşmaya devam edecektir. Ayrıca eserde Dante’nin adaletsizliğe uğramasına sebep olanlara ilişkin açık ithaflar bulunmaktadır. Bir nevi Dante dünyadaki adalet mekanizmasının kendine veremediği adaleti, kendi tasavvuruyla da olsa ilahi adalet karşısında almış; içindeki kırgınlığı, öfkeyi ve haksızlığa uğrama duygusunu az da olsa tatmin edebilmiştir.

ADALET,ARINMA VE ESERİN GENEL YAPISI

İlahi Komedya eserinin temeli müspet ve menfi ilimler oluşturur. Eserin dışsal yapısı oluşturulurken mitoloji, tarih, gökbilim ve coğrafya gibi müspet ilimlerden sonuna kadar faydalanılmış; eserin özü ise felsefe ve dinsel öğreti sistematikleri üzerine kurulmuştur. Eser için Dante’nin gördükleri, bildikleri, yaşadıkları, yaşadıklarının iç dünyasındaki yansımaları, dünyadaki dostlarına ve sevdiklerine övgü kısacası tüm hayatı denebilir.

Eserin Cehennem ve Araf bölümlerinde Dante’ye Vergilus rehberlik etmektedir. Cehennem ve Araf dünya üzerinde yer almaktadır, Vergilius aklın ve bilimin temsilcidir. Buradan denebilir ki Dante için dünya hayatında akıl ve bilim yeterlidir. Cennet kısmında ise Vergilius yerini Beatrice bırakır. Beatrice sevginin temsilcisidir. Buradan da denebilir ki, akıl ve bilim her ne kadar dünya hayatı için yeterli de olsa, ahiret hayatı için insanın sevgiye ihtiyacı vardır. Sevgi, inanç, umut olmadan, Tanrı sevgisi ile kusursuzluğa erişmeden ahirette erince ulaşmak mümkün değildir.

Eserde antik dönem trajedyalarının, Homeros’un ve Vergilius’un etkisi açıkça görülmektedir. Benzetmeler Homeroscu benzetmelerdir. Eserde Vergilius’un eserinden sahnelere atıflar yapılmaktadır. Ayrıca Homeros ve Vergilius da eserlerinde kahramanlarını tıpkı Dante gibi ahirete hayattayken yolculuk yaptırmışlardır. Antik dönem trajedyaları temeli arınma ilkesini dayanmaktadır. Bu ilke suç, ceza, pişmanlık ve arınma bölümlerinden oluşur. Trajedyalarda bu bölümlerin tamamı dünya üzerinde yerine gelirken, Dante de suçun karşılığı, pişmanlık ve arınma ahirette meydana gelir. Ruhlar dünya da gerçekleştirdikleri suçlar sebebiyle, cehennemde cezalandırılır, pişmanlık arafta gerçekleşir ve arındıktan sonra cennete giderler.

Dante’nin cehenneminde, suçlar cezalandırılırken adalet kavramı güdülmeye dikkat edilmiştir. Burada cezaya çarptırılan suçlar nitelik olarak iki kısma ayrılmaktadır. İlk kısım suçlar Tanrı’nın yasak etmesine rağmen insanın nefsine uyarak gerçekleştirdiği, bir zarara ve haksızlığa yol açmayan; öfke, savurganlık, şehvet düşkünlüğü, oburluk gibi suçlardır. İkinci kısım suçlar ise dünyada haksızlığa yol açan ve zarara sebebiyet veren suçlardır. İnsanın bu suçları kendine veya başkasına zarar verebilir yada Tanrı’ya karşı bir haksızlık -şirk koşma- yapabilir. İkinci tip ağır suçlara intihar, katillik, bozgunculuk, kadın tellallığı, tefecilik verilebilir.

Cezalar verilirken bu niteliklere göre sınıflara ayrılmış, aynı sınıfta yer alanlar aynı bölümlerde cezalandırılmış, ayrıca bölümlerin kendi içinde de ayrı bir ağırlık, hafiflik gözetilmiştir. Bu adalet sistemi sadece cehennemin ilk bölümünde yer alan hiçbir suçu olmayan, dünyaya büyük faydalar sağlamış ancak Hristiyanlıktan önce dünyaya geldiği için vaftiz edilmeyen ruhlarda sapma gösterir. Bu durumda Hristiyanlığın temel öğretisinden kaynaklanmaktadır.

Cezaların güttüğü temel amaç öncelikle -ikinci kısımda yer alan ağır suçları işleyenlerin- içindeki kötülüğü arındırmak, ruhların pişmanlığa ulaşarak kusurluluklarının giderilmesi ve mutlak arınmadır. Gerçekten de pişmanlık arınma da mutlak bir yer tutar. Öyle ki ruhların mutlak pişmanlıktan sonra kusursuzlaştırıldığı Araf’ta cehennem de suçlarının cezalarını çekip pişman olarak gelen ruhlarla beraber; dünyada -içinde kötülük barındırmayan suçlar- işlediği suçlardan ölmeden önce mutlak bir pişmanlık duyarak cehennemde hiç ceza çekmeden gelen ruhlarda bulunmaktadır.

Ruhların kusursuzlaştırıldığı Araf cezaların yanında güzelliklerin yer aldığı, ilahilerin söylendiği, sevginin ve kötülüğün bir arada olduğu bir mekandır.
Kusursuzlaştırılarak mutlak arınmaya eren ruhlar gökyüzüne, cennete yükselir. Dante’nin cenneti mutlak sevginin ve ışığın mekanı. Ruhlar değerliliklerini bu ışıkla gösterirler. Bu ışığın kaynağı da Tanrı sevgisidir. Aynı Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’indeki Zoşima’nın din görüşleri gibi Dante’ye göre de; Tanrı yeryüzünü sevgi ile yaratmıştır. Mutlak iyiliğin ,doğruluğun ve aynı zamanda kötülüğün de kaynağı bu sevgidir. İnsan içinde bu sevgi ile doğar. Bu sevgisi zamanla yönelim gösterir. Dünya mallarına yönelirse kendine zulmeder. İnsanın mutlak vazifesi bu sevgiyi Tanrı’ya yöneltmektir.

Dante eğitim gördüğü Papaz okulunu etkisiyle de beraber bu sevgiyi dünya üzerindeyken Beatrice de hissetmiş. Beatrice’in erken yaşta ölmesinden sonra onu uhrevileştirerek Tanrı sevgisine ulaşmıştır. Gerçekten de ilahi Komedya da Dante Tanrı kadar Beatrice’ide över, onu bir kurtarıcı olarak görür. Ondan bir anne şefkati ve ilgisi bekler. Elbette bunda Dante’nin annesini erken yaşta kaybetmesinin de etkisi vardır.

ÇEVİRİ VE OKUMA ÖNERİLERİ
Ben eseri Rekin Teksoy çevirisinden okudum. Çeviri gayet iyiydi. Ayrıca giriş kısmında 20 sayfa bilgilendirici açıklama ve tüm sayfalarda dipnotlar yer almaktaydı. Bu dipnotlar olmadan eseri okumak çok zor. Bilmiyorum, İlahi Komedya’nın hakkını vermek gibi bir şey mümkün mü. Ben eseri yaklaşık 60 saatte okudum. Her kantoya en az yarım saat ayırdım. Yüzde doksanının birincil anlamını -sembolik anlamlarla beraber dört farklı anlamı olduğu söyleniyor- anladım diyebilirim ama dipnotlar olmasaydı mümkün değildi. Çünkü çok fazla kişi var ve bu kişiler şu an için o kadar da bilinmiş kişiler değil.

Kitaba başlamadan önce Homeros’un eserlerini ve antik trajedyaların çoğunu okumuştum. Fazladan bir mitoolojii okumasına ihtiyaç duymadım. Bu eser için de Aeneis’i okudum. Epey faydası oldu. Eseri okurken en çok tarih -krallarla rastlaştığı bölümlerde, floransa siyasi hayatı- ve astronomi, coğrafyaya ilişkin kısımlarda zorlandım.

Bence kendinizi hazır hissetmiyorsanız ve yeterli zamanınız yoksa çok acele etmeyin. Ama en önemlisi zaman, okudum bitti bir eser değil. Zaman kaygısı ile çok anlamsızlaşıyor. Yine de korkmayın, dipnotlar yeterli bilgiyi veriyor.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
976 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Borges'in dediği gibi; düşüncelerine katıldığım söylenemez ama hiçbir kitap benim bu kadar yoğun hazlar almamı sağlamadı. İkinci defa okurken daha fazla keyif aldığımı söyleyebilirim sebebiyse ilk okumamda tanımadığım kişiler hakkında notlar çıkarmamdı.
Dante, Vergilius ile çıktığı yolculukta okuyucuyu hem tarihi karakterlerle tanıştırarak yeni şeyler öğrenmesine yardım ediyor hem de hayal gücünüzü zorlayan mükemmel tasvir ve kurgusuyla okurken büyük zevk almanızı sağlıyor. Ağır bir kitap ama Rekin Teksoy'un çevirisi ve dipnotlarda verdiği bilgiler okunması kolaylaştırıyor. Sadece kurgusu için bile okumanızı öneririm.
556 syf.
·10/10
Neler desem , döşesem az kaldı yanında. Dante. Hayatımda okuduğum an anlamlı sözlerin bir arada oluşu. Bir satır oku bir saat düşün. Yolunuz düşerse Dante’ye öncelikle bu eseri okuyun derim.
1265 yılında Floransa’da dünyaya gelen Dante, sekiz yaşındayken görüp, tanıdığı kendisinden bir yaş büyük olan Beatrice’e karşılıksız bir aşkla bağlanır ve onu 1290 yılındaki ölümünden sonra da bitmek tükenmek bilmeyen bir sadakatle sevmeye devam eder. Dante’ye göre hayattaki tek güzel şey Beatrice’dir. Hayatı boyunca yaşadığı acılar, sürgünler ve yasaklar, ruhsal durumunda yaralar açılmasına sebep olur ve içine düştüğü bu durumdan kurtulmak için Tanrı’ya yönelir. İçinde tüten Beatrice sevgisinden beslenerek bir şiir yazmaya karar verir ve hem kendine hem de insanlara doğru yolu göstermek amacıyla İlahi Komedya’yı kaleme alır.

1300 yılında Dante otuz beş yaşındadır ve bu yaşını yaşam yılının ortası olarak nitelendirmiştir. O yılın paskalyasında yani 7 Nisan’da karanlık bir ormanda yolunu şaşırır ve insan aklının simgesi olarak saydığı Vergilius’la karşılaşır. Vergilius onu kötülüklerden arınması için öteki dünyanın diğer bölümlerini görmesi için bir gezintiye çağırır. Cehennem ve Araf bölümlerini gezerken Dante’ye rehberlik eder.

Dante bu yolculukta, ilk çağlardan o zamana kadar yaşamış olan yüz kadar kadın, erkek, mitolojik, tarihi, politik, felsefi karakter ve sanatçı, tüccar, din adamıyla karşılaşır. Onların yaşamlarından, başlarından geçen olaylardan ve eserlerinden yola çıkarak felsefe, din, sanat, tarih, mitoloji, matematik ve fen bilimleri konularına göndermeler yapar, yargılarda bulunur. Dante’nin tasvirinde Cehennem dibe doğru inildikçe daralan bir çukurdur ve dokuz daireden oluşmaktadır. Dante yolculuğu esnasında karşılaştığı tüm bu kişilere bir yerde ithamlarda bulunmakta ve üzerlerine yüklediği günahlara karşılık gelen dairelere yerleştirerek cezalandırmış oluyor.

Dante eserine Cehennemin sıkıntılı ortamını anlatarak başlamasıyla beraber, Araf’la devam ederek, nihayetinde de Cennet’te Beatrice’e kavuşmasıyla bitmesini tasarladığı mutlu son sebebiyle Comedia adını vermiş. Ancak 1360 yılında Giovanni Boccacio, esere İlahi adını da ekleyerek ve dinselleştirmiş. Yazılmasından tam iki asır sonra 1555 yılında ise ‘Divina Comedia’ İlahi Komedya adıyla basılarak bu isimle benimsenmiş.

Araf ise Dante’nin tasvirlerinde, güney yarımkürede, denizin ortasında, gün ışığı altında, insan ayağı değmemiş ıssız bir adada yükselen yedi katlı bir dağ olarak betimlenir. Dağın en tepesinde ‘yeryüzü cenneti’ bulunur. Katları arasındaki merdivenler diktir. Üst katlara çıktıkça günahın ağırlığı ve gerektirdiği cezanın derecesi azalır. Araf’ta verilen cezanın amacı esas olarak ruhun eğitilmesi ve işlenen günahlara karşı bir pişmanlık oluşmasının sağlanmasıdır. İşledikleri günahlardan dolayı pişman olanlar, cezalarının sonunda Cennetin yolunu tutarken, pişmanlık nedir bilmeyen eğitilemeyen ruhları ise Cehennem’in korkunç karanlığı beklemektedir.

Dante bu eseri on yıldan fazla bir sürede yazmış. Onu bir kerede okuyup anlamak ya da herhangi bir edebiyat eseri gibi okuyup rafa kaldırmak hakkettiği bir şey olmadığı gibi zaten mümkün de değil. Hele onun hakkında derin bir inceleme yazabilmek, açıkcası benim hiç harcım değil. Benim şu an burada yaptığım şey, Dante’yle özleşleşmiş olan bu muhteşem eseri hakkında edindiğim izlenimleri ve Özellikle Düşünbil Dergisi’nden edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak olabilir. Ancak bu kitap hakkında sizlere şunu söyleyebilirim ki, okurken hayal gücünüzü epey zorlamanız gerek. Ben şahsen, bir kaçı hakkında bilgi sahibi olmakla birlikte, kitapta bahsi geçen çoğu kişi hakkında bilgi sahibi değildim. Ancak kitabı orjinal dilinden Türkçe’ye çevirmiş olan Rekin Tekinsoy, okuyucuya başarılı bir şekilde kılavuzluk etmiş ve okuduğumuz hadiseler hakkında geniş dipnotlarla bizleri bilgilendirmiş. Bu sayede, tanımadığınız karakterler hakkında da bilgi sahibi oluyorsunuz ve bu, Dante’nin o kişiler üzerinde varmak istediği yargıyı da daha iyi anlamanızı sağlıyor. O yüzden bu eseri okumak isteyenlere kesinlikle Oğlak Yayınları’nın baskısını tavsiye ederim.

Bunun dışında yapıt manzume olarak yazıldığından ötürü elbette hüzün, mutluluk, korku, kızgınlık, hayret gibi çok farklı duyguları hissedebileceğiniz etkileyici dizeler içermekte. Mümkün olduğunca alıntı yapmaya çalıştım ancak, okurken altını çizdiğim yerler o kadar çoktu ki, şiirlerin bütünlüğünü bozmamak ve uzunluklarından ötürü sizleri de sıkmamak adına bunu yapamadım. Ayrıca okurken kim olduğunu merak ettiğim ve hakkında nette araştırma yaptığım kişi ve olaylar da bir o kadar fazlaydı. İnsan cidden merak ediyor, okuyup geçemiyor. Velhasıl Dante’nin İlahi Komedya’sı zaten mitolojik ve felsefik eserlere, destanlara meraklı olan benim için değişik bir deneyim oldu. Bitirdim mi, hayır. Cennetin kapısında Dante’yle birlikte dikilmiş durumdayım. Cennet yolculuğuna dair en çok merak ettiğim şey, insanın sevdiği birinin tüm kusurlarını görmezden geldiği eğilimini, Dante’nin Beatrice’e karşı gösterip göstermeyeceği. Okumaya sakin kafayla devam edebilmem ve bu merakımı giderebilmem için, biraz ara vermem gerektiğini düşündüm. Bir yandan da Cehennem ve Araf hakkında izlenimlerimi de sizlerle paylaşmak istedim. Edinimlerime karşı olan heyecanımın zaman içinde sönmemesi için de sizlere bu incelemeyi yazmak istedim. Umarım faydalı olmuşumdur.

İncelememi Araf/27. kantodan, Vergilius’un Dante’yi düsşel yolculuğunda kendi başına bıraktığı bir kaç dizeyle sonlandırmak istiyorum. Hepinizin zinhinizde yarattığınız cennete ulaşmanız dileklerimle iyi okumalar dilerim.

“Oğul” dedi, “Ateşin geçicisini,
Süreklisini gördün: ama şimdi
Geldiğimiz yerde, ben de göremiyorum ileriyi,
Buraya akılla, sanatla getirdim seni;
Bundan böyle, kendi isteğin rehber olacak kendine;
Sarp, çetin yolların dışındasın artık.
Karşında ışıyan güneşe bak;
Toprağın burada ürettiği
Otlara, çiçeklere, fidanlara bak.
Döktükleri yaşla beni sana getiren
O mutlu gözler gelinceye dek,
İstersen yerde otur, istersen çiçek derle.
Benden tek söz, tek işaret bekleme;
Aklın özgür şimdi, doğru ve sağlıklı da,
Hata edersin uymazsan ona:
Artık tacını da, külahını da bırakıyorum sana”
976 syf.
Dante Alighieri: İlahi Komedya (Divina Commedia)

Dante Alighieri (1265-1321), bu ismi tanımayanımız yok. Büyük İtalyan Şair; Felsefe, Edebiyat adamı ve de teolog Dante. Ömrü boyunca Latince ve İtalyanca dilinde eserler vermiş, eşsiz bir kişilik. Floransa aşığı ama oradan sürgün edilip kalan tüm ömrü boyunca Floransa’yı bir daha görememiş. Bu nedenle de, Roma’dan Floransa’yı manipüle edip yöneten din bezirgânlarını eleştirmek asli görevi olmuştur. Hayatını ve tüm eserlerini, özellikle de incelediğim bu kitabını, çocukluk ve gençlik aşkı olan kadına, Beatrice’e adamış bir Katolik din adamı.

Dante, öteki dünyaya yaptığı fantastik geziyi bir efsane haline getiren İlahi Komedya adlı bu uzun şiirinde, Latince yerine Toscana lehçesi kullanmış. “Cehennem, Araf ve Cennet” başlıklarında üç ana bölümden (cantica) ve üçlüklerden (terzina) oluşan şiir tam 14.233 dize. Dante’ye ait bir sitille “Terza Rima” (aba, bcb, cdc,) kafiyesiyle yazılmış. Her bir dize on bir hece. Her üç ana bölümde de 33 Kanto (Canto = Destan bölümü) var. 99 Kanto’ya, Cehennem’deki giriş Kanto’su da eklenince toplam 100 ediyor.

Bu düşsel gezinin ilk iki etabı Cehennem ve Araf’ta, Dante’ye büyük Latin Şair Vergilius rehberlik etmektedir. Son ana bölüm olan Cennet de ise rehber; Dante’nin dokuz yaşından beri âşık olduğu, evlenemediği, yirmili yaşlarda hastalıktan kaybettiği kadını, yeryüzü cenneti Beatrice’dir. Bu fantastik gezi, 1300 yılı 7 Nisan Perşembeyi 8 Nisan Cumaya bağlayan o mübarek gece başlar ve 14 Nisan Perşembe günü de sona erer. Dante, eserin içinde mütemadiyen okuyucusuyla konuşmaktadır (ilk defa Cehennem 20.Kanto sf. 200; son defa da Cennet 22. Kanto sf. 846).

Kitabın Basımı ve Çevirisi

Çevirmen Rekin Teksoy (1928-2012) beyefendiyi rahmetle anıyorum. Usta işi bir çeviri yapan Teksoy, Saint Michael Lisesi, İstanbul ve Roma Hukuk Fakülteleri mezunu büyük bir akademisyen, edebiyatçı, sinemacı ve gönül adamıydı. Teksoy, iki yıla yakın süren bu çeviri çalışmasında, orijinal hece yapısıyla İtalyancadan çevirinin mümkün ötesi olacağını bildiğinden eseri serbest koşukla çevirmiş. Düzyazı yerine ilk defa şiir düzeninde yapılan bu çeviri, çok ama çok zengin bir dipnot çevirisiyle de okuruyla buluşmuş. Sizlere önemli bir tavsiyem var: Eseri okurken, sayfada önce dipnotları okuyup sonra şiire geçiniz. Bu şekilde şiiri anlaması daha kolay oluyor. Son olarak; ben bu eserin, üç kitaplık ve 976 sayfalık, 2013 yılı ve on beşinci baskısını okudum. Yedi-sekiz dizgi hatasını saymazsak usta işi bir basım olmuş. Çevirmen ve yayınevinin ellerine sağlık.

Cehennem

7 Nisan 1300 Perşembe gecesi, Dante, karanlık bir ormanda yolunu şaşırır ve üç hayvanla karşılaşır. Rehberi, Aeneis Destanı’ nın yazarı Publius Vergilius Maro (MÖ 70 – MÖ 19) ilk defa ortaya çıkar ve ikisinin öteki tarafa fantastik yolculukları başlar.

Belirtmem lazımki, Dante’nin Cehennem 28. Kanto’da, Hz. Muhammed ve Hz. Ali ile Selahaddin Eyyubi’yi bölücülerin olduğu hendekte görmesi ve onları eleştirip şiirine almasını kınıyorum. Dante’nin bu üç İslam büyüğüne Cehennemi (!) reva görmesi her ne kadar Hristiyanlık dini propagandası yapan bir din adamı için ters değil aksine olumlu olsa da, bir filozof ve edebiyat üstadı için hiç şık olmamış…

Dante’ye göre; dünyanın merkezi olarak kabul ettiği Cehennemde toplam 10 hendek vardır. Bu Cehennemde; günahkârlar kaynar ziftlerle, başlarına yağan ateşlerle, ürkütücü ormanlarla, başları üstünde diri diri yakılmakla, ayaklarının tersine yürümekle, kenef çukurları içinde boğularak, zıpkınlı zebanilerin kontrolünde, sistematik olarak cezalarını çekmektedir. Sandro Botticelli’nin La mappa dell’Inferno’ sunu (Cehennem Haritası) bilenler, hendeklerin aslında derin bir çukurun parçaları olduğunu anlamıştır. Çukurun dibine indikçe cezanın derecesi de artmaktadır.

Dante ikizler burcudur, yani sanatçılığı doğuştandır. Ama ne hikmettir ki, Ortaçağlı Dante, tam bir coğrafya ve astronomi cahilidir! Neden derseniz; dünyanın boşlukta sabit durduğunu ve evrenin merkezi olduğunu, ayrıca dönmediğini (Ptolemaios’un görüşü), Ay dâhil Güneş-Merkür-Jüpiter ve diğer tüm gezegenlerin tamamının birer yıldız olduğunu; dünyanın kuzey yarımküresinin karalarla, güneyinin ise okyanuslarla kaplı olduğunu ve Araf diyarının güneyde yüksek bir dağ olduğunu sanmaktadır. Tamam, Kopernik (1473-1543) henüz doğmamıştı. Ama bir Pagan olan İskenderiyeli Hypatia’yı da mı (370-415) hiç mi duymamıştı? Ki o kadın dünyanın kendi etrafında döndüğünü, Güneş Sisteminin elips yapısını ve dünyanın evrenin merkezi olmadığını sağken ispatlamıştı. Ayrıca Dante bir İbn-i Sina (980-1037) hayranıdır. İbn-i Sina’nın kendisinin ve tüm öğrencilerinin Hypatia’nın savlarını ispatlayan buluşları vardı. Hatta Lokman Hekim kadar ünlü olan Horasanlı Doktor Er Razi (865-925) Mıknatısın Demiri Çekme Nedeni? ya da Dünyanın Biçimine Dair adlı eserlerinde, dünyanın iki eksen etrafında döndüğünü ispat etmişti. Ayrıca Dante’ye göre; kuzeyde Kudüs, Batıda Ebro yani İspanya, doğuda Ganj yani Hindistan ve güneyde de sadece Araf vardı. Saydığım tüm olumsuzluklara rağmen Dante, tanıdığım en akıllı ve yetenekli yazar ve şairlerden biri. Sanırım binlerce kitap okumuş. İtalya ve antik Yunan tarihi ve özellikle Roma ve Yunan Mitolojileri hakkında tam bir uzman. Zaten eserin üçte biri tarih kitabı gibi. Avrupa’da yapılan tüm savaşlar, hatta Mezopotamya’da yapılanlar bile bu eserde var. Kalan metnin yarısı da Kiliseye yaptığı ağır eleştirilerdir ki bunun nedeni; Dante’nin Monarşi ’den yana olmasıdır. Her ne kadar İngiliz Cromwel gibi güçler ayrılığına inanıyorum demese de devlet-din işleri ayrı olsun istemekte ve de bunu da eserinde devamlı surette ima etmektedir.

Dante koyu bir Katolik din adamı olmasına rağmen, devamlı olarak Mitolojiye göndermeler yapmakta, Yunan ve Roma Pagan Tanrılarının adlarının anmakta ve aslında yaratıcısına (Katolik inancına göre Kutsal Üçlüye: Baba, Oğul ve Kutsal Ruha) şirk yani eş koşarak çok büyük bir günaha iştirak etmektedir. Bununla beraber, eseri boyunca Kitabı Mukaddes’e, Eski ve Yeni Ahit’e, Matta-Luka ve Yuhanna İncillerine sıkça göndermeler yapmakta. Beğenmediği papalara büyük çoban hatta papalık makamına “Arsız bir orospu” diyecek kadar ileri gitmektedir. Papa Bonifazio’nun 1300 jübile yılında tüm günahları bağışlama lütfunu da çok ağır eleştirmiştir. Buna göre; papanın aracılığıyla, sıfır ile biten yıllarda dünyada ve ahrette tüm günahlar bir yıl boyunca bağışlanmaktadır.

Sonuç olarak Cehennem epeyce renkli bir yer, tüm vahşetine ve ürkütücü karanlığına rağmen…

Araf

Vergilius’un rehberliği devam etmektedir. Vergilius bir Pagan olarak yaşadığından ve Tanrıya iman etmediğinden Cennet’te değil Araf’ta yaşamaktadır. Yani yaptıklarından değil, yapmadıklarından dolayı bu tampon bölgededir. Zamanın zamanla hesaplaştığı yerdir burası. Bu kısımda, Dante, Vergilius’un ağzından Katolik Kilisesinden başka bir kurtuluş yolu olmadığının propagandasını yapmaktadır.

Eserin, bu devasa şiirin tamamında göze çarpan teknik “Sembolizm” dir. O kadar çok gönderme var ki eserde, çeviri metnin neredeyse yarısı dipnottan oluşuyor. Bu dipnotlar Dante uzmanlarınca yazılmış metinlerdir. İlahi Komedya aslında gösterge bilim (semiotics) için başucu kitabı gibidir adeta. Örneğin: Beatrice zafer arabasından inip (bir tekeri Eski Ahit diğeri ise Yeni Ahit, araba ise Kilise) büyük bir ağaca doğru yürür (Kuran’daki Tuba ağacı gibi bir ağaç). Beatrice’in, Kiliseyi simgeleyen arabadan inip yaya olarak Kutsal Roma İmparatorluğu’nu simgeleyen ağaca yürümesi, Kilisenin adalet karşısındaki alçak gönüllü davranışını simgelemektedir.

Araf’ın en önemli özelliklerinden birisi de dünyadaki gibi gece-gündüzün yaşanmasıdır. Ama doğa olayları burada görülmemektedir (yağmur, şimşek, deprem gibi) .

Araf 6. Kanto (sf. 389)

76 Ey köle İtalya, acılar ülkesi,

Fırtınada kaptansız gemi,

Taşranın değil, kerhanenin ecesi!

Araf, Cennet’e çıkabilme umudu taşıyanların yeridir. Burası, mahşere kadar, günahlar için çekilen cezaların beldesidir. Araf, Cehennem kadar olmasa da en az onun kadar renkli bir dağdır. Dante’nin Araf’a girişinde alnına çizilen yedi adet “P” harfi, yukarı doğru çıktıkça tek tek silinmektedir. “P” Latince “Peccatum” yani günahı simgelemektedir. Yedi ana günah: Böbürlenmek, Kıskançlık, Cimrilik, Öfke, Oburluk, Şehvet ve Tembellik (Araf sf. 419).

Dante’ye göre; insanın eylemlerini “Sevgi” yönetir. İyi sevgi, iyi eylemlere; kötü sevgi kötü eylemlere yol açar. Kilisenin kurucusu Petrus’a (aslında Kilisenin uydurucusu demek lazım!) göre: “Kapıyı kapayıp da yanılmaktansa, açıp da yanılmayı yeğle!” düstur edinilmelidir.

Dante, Qvidius’un Metamorphoseis adlı eserinden, mitolojik bağlamda, epeyce alıntı yapmıştır bu uzun şiir için.

Dante bu eseri 1300 yılında, 35 yaşında yazar. Henüz çok meşhur biri değildir ve sürgünündedir. Eserini yazma nedeni her ne kadar ölmüş sevgilisi Beatrice gibi gözükse de aslında o İtalya’nın tek bir imparatorluk etrafında birleşmesini ve kilisenin elini yönetimden çekmesini arzulamaktadır. Hıristiyanlığın Papa eliyle yozlaştığına inanmakta; Floransa halkının kurda dönüşmüş köpekler olduğunu açıklamakta; yer yer de ağır şekilde, bazen de göndermelerle din ulemasını yerden yere vurmaktadır.

Dante, 30. Kantoda (Araf sf. 604) 1290 yılında ölen sevdiği kadın Beatrice ile ilk defa karşılaşır. Rehberlik vasfı Vergilius’tan sevdiği kadına geçmek üzeredir…

Cennet

Dante’nin bu bölümde iki rehberi vardır: Sevdiği kadın Beatrice ve eserin hemen sonunda karşılaştığı Ermiş Bernard (1090-1153). İlginçtir Dante, 20. Kantoda (Cennet sf. 831): “Paganlığın pis kokusuna artık dayanamadı…” dese de, eserin tamamında Pagan kültürünün Tanrılarından medet ummaktadır (bu bir çelişkidir):

Cennet 1. Kanto (sf. 649)

13 Ey güzel Apollon, bu çaba için bana

Kendi yeteneğini aşıla ki, ozanlara

Verdiğin defne yaprağına değer göresin beni de.

Dante, Araf’ta üzerindeki tüm günahlardan kurtulduktan sonra Cennet’te, 10. gök katına kadar çıkacaktır.

Aristotales’in felsefesini batı düşüncesine yeniden uyarlayan Albertus Magnus’un (1200-1280) öğrencisi olan Aquinolu Thomas’ın (1227-1274) Sumna Theologica isimli kitabı, Dante’nin bu “Kutsal Şiir” boyunca başucu kitabı olmuştur.

Cennet bölümü, kanımca, önceki iki bölümden daha renksiz olmasına rağmen, Dante’nin Katolik inancına göre; Babanın yani Tanrının Oğlu diye adlandırdığı İsa Peygambere yazdığı bir methiyedir aslında. Kanımca burada en önemli ikirciklik de; Meryem’in İsa Peygamberin hem annesi hem de kızı olması durumudur (Cennet 33. Kanto sf. 942). Nedeniyse; İsa’nın ete kemiğe bürünmüş Tanrının ta kendisi olmasıdır (elbette Hıristiyanlık inancına göre)…

Bu uzun soluklu eserdeki tüm resimleri, sonradan, Fransız ressam ve gravürcü Gustave Doré (1832-1883) ve büyük Rönesans ressamı Sandro Botticelli (1445-1520) çizmişler ve hepsi de harikuladeler…

Son Not

Benim için çok keyifli bir okuma oldu. Hem Dante ile tanışma şansı yakaladım hem de yoğun bir tarih ve mitoloji deneyimi yaşadım. Sizlerin de bu muazzam şiiri okumanız dileğiyle.

Süha Demirel, İstanbul, 4 Nisan 2014

Not: Bu incelemem, 23 Mayıs 2014 Cuma günü, Aydınlık Gazetesi Kitap Ekinde yayımlanmıştır.
***

Kitabın Künyesi:

İlahi Komedya – Cehennem, Araf, Cennet (3 Cilt Takım)
(Cehennem – Araf – Cennet)
Orijinal isim: La Divina Commedia
Dante Alighieri
Oğlak Yayıncılık / Şiir Dizisi
Çeviren: Rekin Teksoy
Yayın Yılı: 2010
976 sayfa
ISBN:9753296816
Dili: Türkçe
736 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitaplar diyorum, iyi ki varlar...
Kitabın ismini ilk olarak bir filmde duymuştum kitaplıkta karşıma çıkınca da alıp göz gezdirmek istedim ama daha ilk sayfadan kitapla muazzam bir bağlantı içine giriyorsunuz. Bende alıp okuma kararı aldım. İyi ki de okumuşum. Gerçekten abartısız söylüyorum muazzam bir kitap. Bayıldım.
Kitap karikatür şeklinde tasarlanmış ve dili oldukça sadedir.
Konusuna gelecek olursakta, konu seçimi en temel konudur. Yani hakikatten bahsediyor. Olmuş ve olması gereken her ne varsa işin özüne inerek oldukça açıklayıcı ifadelerle hakikati anlatıyor.
Okuyun, pişman olmayacakğınız gibi okudunuz diye teşekkür de edersiniz.
Kitabı baştan sona okumak maksimum bir saatinizi anca alır. Kesinlikle tavsiye ederim.
Herkese keyifli okumalar dilerim...
736 syf.
·10/10
Söyleyebileceğim o kadar şey var ki...Tek diyebileceğim şey "Sen nasıl bu kadar basit ama karmaşık, saatlerce düşündüren bir kitabı böyle hayran olunası bir şiirsellikle yazdın? Hele ta o zamanlardan nasıl bu kadar iyi insan-durum-siyaset tahlilleri yapabildin? Nesin sen Dante? Ne? "
976 syf.
·7/10
Pirelerin berber olduğu zamanda yazılıp da karizmasında tek çizik olmayan Dante'nin eseri 3 bölümden oluşuyor.

Yoğun ağdalı dil taarruzunun da etkisiyle, Araf ve Cennet bölümlerini okurken sürekli esnediğinizden, yakınınızdakiler size epey bir nazar değdiğini düşünecek.( Tabi Antik Yunan tarihinden Orta Çağ' a kadar tarih ve edebiyat bilginiz varsa karşınıza çıkacak tanıdık karakterler esneme sayınızı ters orantıda etkileyecektir.)

Ama ilk bölüm olan Cehennem'in hatırına hepsine dayanacaksınız.Cehennem tasvirleri o kadar gerçekçi ki yolunuz camiye pek düşmese de, cuma namazında ön saflardan yer kapma tırsaklığı bütün vucudunuzu saracak...

7 büyük günahla ilgili bölümlerde aklınıza Seven filmi ve Morgan amcamız gelecek...

Hz Muhammed ve Hz Ali'yi Cehennemde acı çekerken tasvir etmesi, dini konularda biraz daha hassas olan okuyucuyu kızdıracak.

Gerçi empati kurulursa kızacak bir şey de yok.Adamın aşık olduğu dininin tamamen yalan olduğunu söylüyorsun.O da,gücünün yettiğince, seni yazdığı kitapta çok kötü bir şekilde göstermeye çalışıyor.

Yine de rahmetli yazarımıza giydirmek istiyorsanız,saygılar şelale,atış serbest...

Cebren okutunuz efenim.....
Ruhunun dinleneceği bir iyilik tasarlar her insan,
ve onun peşinde koşar; ona erişmek için çaba harcar.
Dante Alighieri
Sayfa 493 - Oğlak Yayınları, 29. baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İlahi Komedya
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
736
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812411
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Divina Commedia
Çeviri:
Nurseren Yurtman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Dünya edebiyatının temel metinlerinden biri olan İlahi Komedya, yedi yüz yıllık geçmişiyle birçok edebî esere ilham kaynağı olagelmiştir. Dante'nin hem yazarı hem de başkahramanı olduğu bu destansı anlatıda ölümden sonraki hayata yapılan yedi günlük bir yolculuk anlatılır. Dante, sırasıyla Cehennem, Araf ve Cennet'ten geçerek buralardan edindiği izlenimlerini okuyucuya lirik bir dille aktarır. Böylece Orta Çağ Batılı insanının zihnindeki "ahiret" algısı gözler önüne serilirken, ortaya tarihin en uzun şiirlerinden biri çıkmış olur.

Nurseren Yurtman'ın yıllara dayanan çalışmalarıyla notlandırarak İtalyanca aslından Türkçeye çevirdiği bu ölümsüz eser, sadece edebiyat meraklılarının değil, araştırmacıların da gözden kaçırmaması gereken eşsiz bir kaynak...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.234 okur

  • Mustafa KIRAN
  • Dilara Bayar
  • Erdem AYDIN
  • Kenan Zorlu
  • Bir kız
  • Ggkc
  • Mehmet Toyran
  • Cem Ozkan
  • Feryal iflazoglu
  • Mütemadi Edebiyat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%32.2
35-44 Yaş
%28
45-54 Yaş
%7.7
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.2
Erkek
%42.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14 (90)
9
%7.6 (49)
8
%6.7 (43)
7
%3.7 (24)
6
%0.9 (6)
5
%1.2 (8)
4
%0.5 (3)
3
%0.6 (4)
2
%0
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları