Nana

7,0/10  (83 Oy) · 
355 okunma  · 
55 beğeni  · 
3.433 gösterim
Nana, Emile Zola'nın ütopyacı sosyalist bakış açısıyla romanlaştırdığı eseridir. Emile Zola, Nana'da; kapitalist dünyada herkesin bir şey sattığını, satacak bir şeyi olmayan kadınların bedenlerini, satacak bir şeyi olmayan erkeklerin onurlarını sattığını konu alır.

Parayı ve paranın yol açtığı entrikaları, başka bir deyişle insanın yabancılaşmasını tüm gerçekliğiyle gözler önüne serer. Bu romanda Zola, bir kadının, bir rejimin (II. İmparatorluk Fransa'sı) ve bir toplumun çürüyüşünü resmediyor.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    533
  • ISBN:
    9789944940436
  • Orijinal Adı:
    Nana
  • Çeviri:
    Sevil İnan Sönmez
  • Yayınevi:
    Akvaryum Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
04 Mar 23:37 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

İnsanoğlu düzenli bir yaşam sürerse saygı görmekte. Peki, düzensiz bir yaşam sürerse, iffetli dahi olsa da saygıyı hak etmez mi? Erdem dediğimiz olgu, insanın yaşam tarzıyla sınırlı olabilir mi?

Değer yargısı ve düzgün bir hayat sürme inancı, kişiden kişiye farklılık gösteren bir yaşam biçimidir. İnsanoğlunun tek gayesi, melekler kadar saf ve temiz olarak gözünü açtığı bu fani dünyadan, Allah'ın rızasını kazanmış olarak ve yine tertemiz olarak veda etmek değil midir? İnsan bazen hatalı seçimleri yüzünden, istemese de yanlış yollara sapabiliyor. Ne kadar vahim bir durum. Hatalı seçimlerimizin kurbanı olmak ve onları bir ilmek gibi, ölesiye dek boynumuzda taşımak. Aslında hiç birimiz günahsız değiliz! Ama insan olarak, önem verdiğimiz bazı değerlerimiz vardır ki, onlardan biri de " Namus " kavramıdır. Evet, namus öyle iffetli ve öyle erdemli bir terimdir ki, kolay kolay ayaklar altında çiğnenmesine seyirci kalamayacağımız bir hasletimizdir.

Özellikle biz kadınlar için, namus kavramı daha bir önem arz eder. Çünkü, fıtratımızdan gelen bir özelliğe sahibizdir ki, o da " Anne " olabilme kimliğine sahipliğimizdendir. Ne yazık ki biz kadınlar, iffetli olanları tenzih ederim ki, karşı cinsin üzerinde etkili olan, dişiliğimizi kullanarak kendimizle birlikte, karşı cinsi de günaha sürükleyebiliyoruz. En kolayıdır bir kadın için, bedenini satarak, para uğruna kendini güvenceye almak istemesi. Peki ya sonrası? Anlık geçici zevklerden sonra, insan ruhunun üzerinde bıraktığı, tamiri olunamaz hasarların yol açtığı yıkım. Bunları idrak edemez mi, insan?

Ama kadına en büyük kötülüğü, yine bir kadın yapar, değerli okurlar. Sakın şaşırmayın! Ben de bir kadın ve bir anne olarak dile getiriyorum bu varsayımımı. Çünkü, biraz ağır olacak ama öyle arsız ve bencil hemcinslerimiz var ki. " Yuva yıkanın yuvası olmaz! " gibi, çeşit çeşit atasözleri türetilse de, yine de sefahat ve zevkleri uğruna yuva yıkmaktan geri durmazlar. Tabii ki, bir savunma mekanizması olarak zihnimize şu sorular hücum eder. " Erkeklerin hiç mi, suçu yok? Madem ki, o da aldatmasın! " Söyler misiniz, kaç erkek cazibesini kullanan bir kadına dirayet gösterebilir. Elbette ki, namus timsali erkekler de vardır, var olmasına da ama çoğunluğun yanında azınlıkta kalırlar. Çünkü karşı cinsin fıtratı gereği, şehevi arzuları kuvvetlidir ve asıl manevi imtihan o nefsi arzuyu köreltebilmektir.

Ah! Nana, ah! Kuşkusuz insandır, hata yapar. Bir hatadır olmuştur. Kabul ederim etmesine de. Yapılan bu yanlış davranışın, akla mantıklı gelecek hiçbir izahı olmasa da! Hiç mi, doğru yolu bulamaz bir insan! Nedir, doğru yolu bulmasına engel! Nefsi mi, şehevi arzuları mı?

Kentin dış mahallelerin birinde çamaşırcı bir kadın ve ayyaş bir kadından doğan, bahtsız güzel. Daha on beş yaşındayken, baba dayağından kaçmak bahanesiyle, geçici hevesleri uğruna sığınır erkeklere. Görselde tiyatro da çalışır, hiçbir kabiliyete sahip olamasa da. Ama sahne arkasında hayat kadınıdır, Nana. Nana'nın hayatı inişli, çıkışlıdır. Yeri gelir dayak yer, yeri gelir aranılan, özlenen kadındır. Ama Nana'nın başına ne gelirse gelsin sonuç, hep hüsran, hep hayal kırıklığıdır. Bazen kelimeler yüreğini dağlar, Nana'nın. Çünkü kelimeler cam kırıkları gibi, batar ağzına. Sussa yüreği dağlanır, konuşsa kan ağlar dile dökülen kelimelerden.

Émile Zola'yı ilk defa tanıma şerefine, bu eser vasıtasıyla eriştim. Ve nedendir bilinmez, yazarın kadın olabilme yanılgısına kapıldım. Sanal ortamda araştırdığımda erkek profil fotoğrafını gördüğüm de, hayretten donup kaldığımın resmidir yaşadığım. İlk defa yazarın bir eserini okumama rağmen, kalemine ve anlatım diline hayran kaldım. Ben ki eseri okumakla kalmadım, adeta bütün benliğimde hissettim ve yaşadım. Kişilik analizleri ve yer tasvirleri muhteşem. Hayatımda isimlerini dahi ilk defa duyduğum Variétés Tiyatrosu, Panoramas Pasajı gibi yerleri, gezip görmüş gibi hissettim. Anlayacağınız eser, derin ve kuvvetli bir anlatım diline sahip. Özellikle yazarın Nana isimli karakter üzerinden hayat kadınlarının gizli kalmış yönlerini naif bir dil kullanarak, okuyucunun aklında hiçbir soru işareti bırakmaksızın irdelemesi. Konu itibarıyla biz kadınların genelini ilgilendiren, ince ve hassas bir terazi. Hemcinslerimiz yüzünden adımız çıkmış bir kere. İstediğimiz kadar iffetli olalım, karşı cinse arkadaşça yaklaşalım, karşı cins tarafından kuşkuyla bakılmıyor muyuz? " Acaba, bu kadın bana pas verir mi? " diye, çağrışımlara sebep olmuyor muyuz? Yoksa bu söylevlerim, bana ait bir paranoyadan mı, ibaret.

Émile Zola Nana üzerinden sorgulamış iğrenç eğilimleri ve nihayetinde getirdiği yıkımı. Saygının olmadığı yerde, sevginin de barınamayacağına dem vurmuş. Her şeyin bir güzelliği olduğunu. Herkes göremese de. Ama anlayana...

Zaten biz kadınlara; tarih boyunca insan neslinin devamını sağlayan tarla, bazen kocası tarafından misafire sunulan bir ikram, uzun yıllar hizmetçi, bazen de eşya gibi alınıp satılan bir köle nazarıyla bakılmadı mı?
Hak ettiğimiz değeri, sadece ve sadece masallarda bulmadık mı?
Aristo insanı tarif ederken, " İnsanlar iki şekilde doğarlar; hizmet edenler ve hizmet edilenler. Hizmet edenler köleler ve kadınlardır. " demedi mi?

Yahudilerin kitabı Tevrat'ta; " Kadın ölümden acıdır. Allah nezdinde iyi kimse kadından kurtulandır. Kadınlar arasında iyi birini bulamadım." diye, yazmıyor mu?

Kadın, İncil'e el süremeyecek kadar murdardır, anlayışı yüzünden İngiltere'de 16.yüzyıla kadar kadınların ne kadar dindar olursa olsunlar, dinlerinin kitabını ellerine alıp okuyamadıklarını biliyor musunuz?

Biz kadınlara hak ettiğimiz değeri bir tek İslâmiyet vermiştir. Kur'an-ı Kerim'de " Kadınlar sizin elbiseniz, örtünüz; siz de onların elbisesi, örtüsüsünüz." der, Alemlerin Rabbi.(Bakara/187)

Ama bazı kendini bilmezler, haklı mazeretine kılıf uydurmak adına, çok eşliliğin gerekçesini İslâm'a bağlarlar. Çok iyi bilirler ki, İslâmiyet evvel uygulanan birden fazla sınırsız sayıda kadınla evlenmeyi dört kadınla sınırlamış, eski uygulamalara dönülmemesi için de bir takım ceza'i müeyyedeler getirmiştir.
" Sahip olduğunuz kadın ile yetinin bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olandır. " (Nisa/3)

Hakikatler ayan bir şekilde bu kadar ortadayken, ben dört tane kadınla evleneyim, demek ne kadar doğru bir davranıştır. Erkeğin dört kadın ile evlenmesi Allah'ın bir emri değil, izindir.

Sizce değerli okurlar neden, bu kadar ayrıntıya gerek gördüm. Gerek gördüm ki, kadın kimliğimizle karşı cinse varlığımızı kanıtlamak durumundayken bile, Nana gibi kadınlar yüzünden, biz daha çok ikinci plana atılır ve hor görülürüz.

Bırakalım bütün iğrençlikler kitaplar ile sınırlı kalsın!
Kadınların süsü ilim, edep ve tahsilidir.
Boş verelim, kişiliğimize zarar veren kötü alışkanlıkları.
Dünyada güzellikler adına, ne varsa arta kalan, siz değerli okurlara gelsin!
Bir gün dahi bile olsa, bütün kadınların, 8 Mart Kadınlar Günü, şimdiden kutlu olsun!

Emile Zola ile tanıştığım ilk romandır.Açıkçası okurken yaşadığım olaylar mı ,o anki duygusal ruh halim mi bilinmez kitabı okurken ağladım.Ama şuan duygusal değil de objektif teknik açıdan bakarsak benim için vasat.Emile Zola adını çok duyduğumuz bir yazar.En ünlü romanının bu olması çok üzücü.Oysa Germinal'i okumama rağmen daha ilk sayfasından etkilenmiştim.Nana'yı bu kadar ünlü yapan içeriğindeki erotizm midir acaba?Bana kalırsa ders çıkarabileceğiniz bir ana fikir falan da yok.Her şey ahlak yollarından sapmış Nana ile onunla kendi seksüel zevklerini tatmin etmeye çalışan bir grup erkek etrafında gelişiyor.

Handan sarıcaoğlu 
11 May 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 5/10 puan

Şunu söyleyebilirim ZOLA nın diğer kitabı germinal de aldığım hazzı bu kitaptan alamadım ilk başladığımda çok hevesliydim ama ne yazık ki beklentimi karşılamadı NANA çok acayip bir kadın okurken karaktere bürünürsün ya işte o olmuyo bu kitapta hissedemiyosun sadece okudum diyebilirim..

Sevil gürbüz 
4 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

bir kadının - bir fahişenin - yaşadığı buhranı şade bir dille anlatmış . Dönemin ahlak sorunları , paranın insanlardaki yeri , erkeklerin onursuz hale gelmeyi kabul etmeleri şaşırdığım noktalardı

Mustafa Kabul 
09 Ara 2014 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Emile Zola'nın bir solukta okuduğum Germinal'den sonra hayal kırıklığı yaratan bir romanı Nana.Oysa Nana klasikler arasından Germinal'den daha meşhur.Meşhurluğu herhalde erotizmden kaynaklanıyor.Erotizmi geçtim,150.sayfaya kadar 3 sahne yaşanıyor..50 sayfa bir tiyatro-opera sahnesi,50 sayfa yemek planlaması,50 sayfa yemek..150 sayfaya kadar geçen 150 isim ve herbiri biri romanda arada bir geçen karakterler.Fransanın sosyal yapısının eleştrisi yaptığı söyleniyor..Bence eleştri falan yok.Tamamen bir fahişe kadın ve etrafında onunla yatmaya çalışan 10'larca erkek arasında geçiyor. Eleştri için zıtlıkların bir arada gösterilmesi gerekir.Doğrusu zevk alarak okuduğumu söyleyemem.Germinal ile başlayan Emile Zola hayranlığım Nana ile söndü.

Erhan 
30 May 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Emile Zola'nın okuduğum ilk romanıdır. Naturalizm'e nasıl yaklaşmam gerektiğine karar veremediğimden (bu akım bazen abartılmış ruh halleri gibi geliyor bana ve okurken yoruyor) bu kitap beni biraz zorladı. Buna rağmen Zola, tarzına saygı duyduğum bir yazardır ve Nana'nın başarılı bir roman olduğunu düşünüyorum. Okunması ve eleştirilmesi gereken bir kitap.

Necmiye 
24 Nis 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

hayat kadını olan nana'nın hikayesi,güzel bir hayat sürmek uğruna,tuzağa düşürülen erkekler ve sonunda nana'nın kötü biten sonunu anlatıyor-

apoo atlı 
06 May 17:58 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Nana, Emile Zola'nın ütopyacı sosyalist bakış açısıyla romanlaştırdığı eseridir. Emile Zola, Nana'da; kapitalist dünyada herkesin bir şey sattığını, satacak bir şeyi olmayan kadınların bedenlerini, satacak bir şeyi olmayan erkeklerin onurlarını sattığını konu alır.

Parayı ve paranın yol açtığı entrikaları, başka bir deyişle insanın yabancılaşmasını tüm gerçekliğiyle gözler önüne serer. Bu romanda Zola, bir kadının, bir rejimin (II. İmparatorluk Fransa'sı) ve bir toplumun çürüyüşünü resmediyor.

Birsen Erol 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Emili Zola'nın bazı kitapları nehir roman özelliği taşır, birbirinin devamı olmasalar da karakterler diğerinde de geçer. Nana'dan önce Meyhane okunmalıdır; çünkü Meyhane'de doğan kız çocuğu Nana'dır. Zola Naturalist, aynı sebeplerin aynı sonuçları doğurduğunu ispatlamak için yazmış bu iki romanı. Diğer yorumlara katılıyorum, Germinal ve Meyhane'ye göre zor okunan, aynı sahnenin uzun uzun ayrıntılı anlatıldığı bir esermiş. Okurken sıkıntı yaşadım. Bir süredir yeni bir baskısı yoktu.

Ceyda Kaya 
30 Ara 2015 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 6/10 puan

Kitapta ele alınan soylu erkeklerin aşık oldukları zaman bir köpek gibi kadının maskarası olmasının kitabın gerçekçilikten çıkmasına sebep olduğunu düşünüyorum.Fena değil diyebileceğim bir kitap.

2 /

Kitaptan 10 Alıntı

Serpil Ağ 
28 Şub 00:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hey ulu Tanrım! Kadınlar ne kadar bahtsız!

Nana, Emile Zola (Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası)Nana, Emile Zola (Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
 03 Mar 01:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Evet, bir kadına ömür boyu sevgi sözü verildiğinde, ertesi gün ilk önüne gelene sarılınmaz...

Nana, Emile Zola (Sayfa 291 - Türkiye İş Bankası)Nana, Emile Zola (Sayfa 291 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
01 Mar 19:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu kadar hödük olmasanız, karılarınıza da bizim yanımızdaki kadar nazik davranırdınız; karılarınız da bu kadar ahmak olmasalardı, sizleri yanlarında tutabilmek için bizim sizi tavlamak üzere harcadığımız çabayı harcarlardı...

Nana, Emile Zola (Sayfa 216 - Türkiye İş Bankası)Nana, Emile Zola (Sayfa 216 - Türkiye İş Bankası)
Esra'nın Dünyası 
29 Oca 20:07 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Paris'in kaldırımlarında sürünen küçük bir işçi kız olduğu zamanlarda, hayal ettiği şeylere şimdi sahip olduğunu iyice anlamak istiyordu.

Nana, Emile Zola (Sayfa 144)Nana, Emile Zola (Sayfa 144)
Esra'nın Dünyası 
 19 Oca 09:10 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Pazar günlerinin tatil yapılmasını istiyorum. Kiliseler bomboş, felakete sürükleniyoruz.

Nana, Emile Zola (Sayfa 74)Nana, Emile Zola (Sayfa 74)

"Orospular, onun kasasını temizleyerek ahlakın intikamını almışlardı."

Nana, Emile Zola (Sayfa 97 - Turna Yayınları)Nana, Emile Zola (Sayfa 97 - Turna Yayınları)
Dilek 
08 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

En kibar erkekler, en kabaları çıkıyordu. Üstlerindeki yaldızlardan sıyrılınca ortaya sapık zevklere düşkün, kudurmuş bir hayvan çıkıyordu. Kibar adamların en aşağılık zevklere kapılmaları Nana'yı çok şaşırtıyordu.

Nana, Emile Zola (Sayfa 201)Nana, Emile Zola (Sayfa 201)