Duygular

1.250 üye · 21 yeni gönderi
Takip
Duygularla ilgili paylaşımlar ve tartışmalar.
Garın İçinde Kaybolan Ruhlar..
Tren garı geceleri başka bir şeye dönüşüyordu. Gündüz insanların aceleyle geçtiği o kalabalık yer, gece olunca sanki bütün yorgun ruhların uğradığı sessiz bir bekleme salonuna dönüyordu. Saat gece üçe yaklaşıyordu. Tavandaki eski hoparlörden boğuk bir anons geçti ama kimse gerçekten dinlemiyordu. Çünkü orada bulunan herkesin aklı başka yerdeydi. Bazıları gitmek istediği yerde… Bazıları dönemediği geçmişte… Bazılarıysa artık hiçbir yere ait hissedemediği kendi içinde. Banklardan birinde oturuyordu. Dizlerinin üzerinde siyah bir çanta vardı. İçinde birkaç kıyafet, yarım bırakılmış bir kitap ve buruşturulmuş birkaç kâğıt… İnsan hayatını küçücük bir çantaya sığdırabiliyormuş meğer. Başını kaldırıp garın içindeki insanlara baktı. Bir köşede uyuyan yaşlı adam… Annesinin omzunda uyuyakalmış küçük çocuk… Telefon ekranına boş boş bakan genç kız… Sessizce ağlayan biri… Sarılıp vedalaşan başka biri… Hayat aynı anda herkese başka bir şey yaşatıyordu. Kahve otomatına yürüdü sonra. Plastik bardakta verdiği kahveyi aldı. Sıcaktı ama ellerini ısıtmıyordu. Çünkü bazı üşümeler derinin altında başlıyordu. Geri dönüp yerine oturdu. Tam karşısındaki duvarda eski bir saat vardı. Saniye sesi garın sessizliğine karışıyordu. Tak… Tak…
Duygular
Yorgun Ruhların Gün Doğumu..
Sabahın beşiydi. Şehir henüz tamamen uyanmamıştı ama gecenin de artık gücü kalmamıştı. Gökyüzü, karanlıkla aydınlık arasında sıkışıp kalmış bir insan gibiydi; ne tamamen gitmeye cesareti vardı gecenin, ne de tam anlamıyla doğabiliyordu sabah. Apartmanın çatısında oturuyordu. Ayaklarını aşağı sarkıtmıştı. Elinde sigara vardı ama yakmıyordu. Bazı insanlar sigarayı içmek için değil, yalnızlıklarına bir şekil vermek için tutardı ellerinde. Rüzgâr yüzüne vuruyordu. Aşağıda birkaç sokak lambası hâlâ yanıyordu. Bir sokak köpeği boş caddede ağır ağır yürüyordu. Uzaklardan bir ezan sesi yükseldi sonra. Şehir, uykusundan yavaşça doğruluyordu. Ama onun içindeki gece hâlâ bitmemişti. Çünkü insan bazen sabaha ulaşsa bile karanlıktan çıkamıyordu. Başını gökyüzüne kaldırdı. Bulutlar yavaş hareket ediyordu. Ve o an garip bir şey düşündü: “Dünya milyarlarca yıldır dönüyor… İnsanlar geliyor, gidiyor… Şehirler kuruluyor, yıkılıyor… Ve bütün bunların içinde benim derdim ne kadar küçük…” İnsan bazen kendi acısının küçüklüğünü fark edince daha da üzülüyordu. Çünkü küçücük bir şeyin bile insanın içine bu kadar ağır çökebilmesi korkutucuydu. Telefonu cebinde titreşti.
Duygular
Reklam
Bir ‘İyiyim’ Kelimesinin Arkasında Neler Saklı..
Bir insan ne zaman gerçekten yorulur biliyor musun? Gece geç saatlerde değil… Saatlerce çalışınca da değil… Herkese yetişmeye çalışırken bile değil aslında. İnsan en çok, içinde biriktirdiklerini kimseye anlatamadığında yorulur. Ben bunu çok geç fark ettim. Bir gün yine herkesin arasında oturuyordum. Gülüyordum hatta. Şakalar yapıyor, normal görünmeye çalışıyordum. Kimse anlamasın diye ses tonumu bile dikkatli ayarlıyordum. Çünkü insan bazen üzgün görünmekten bile korkuyor. “Abartıyorsun” derler diye. “Sen de her şeyi kafana takıyorsun” derler diye. Ama içimde… kimsenin görmediği başka biri vardı. Sürekli savaşan biri. Her gece kendiyle konuşan, herkesi mutlu etmeye çalışırken kendini unutan, birinin “Nasılsın gerçekten?” demesini bekleyen biri… Ve işin en kötü kısmı ne biliyor musun?
Duygular
Kalbimin sessiz duası 74..
Allah’ım… Bugün sana kırılmış bir kalbin içinden sesleniyorum. Öyle büyük olaylarla değil belki ama yavaş yavaş yorulmuş, sessiz sessiz eksilmiş bir kalbin içinden… Çünkü insanı bazen tek bir acı değil, uzun süre güçlü kalmaya çalışmak tüketiyormuş. Herkese “iyiyim” derken kendi içinde çöküyormuş insan. Ve en kötüsü de; bunu kimsenin fark etmemesiymiş. Ben çok yoruldum Rabbim… Hep toparlayan taraf olmaktan yoruldum. Kimse üzülmesin diye kendi içime susmaktan yoruldum. İnsanların değişmesini izlemekten yoruldum. Birine alışıp sonra yabancı gibi kalmaktan yoruldum. Ve en çok da… İçimdeki o tarifsiz boşluğu kimseye anlatamamaktan yoruldum. Allah’ım… Bazı insanlar vardır; gider ama yokluğu uzun süre kalır insanın içinde. Bazı cümleler vardır; yıllar geçse de unutulmaz. Bazı hisler vardır; insanı gece olunca sessizce yakar. İşte ben bugün, içimde biriken bütün o yarım kalmış hislerle geldim Sana. Çünkü biliyorum… Ben herkese anlatamasam da, Sen içimde neyin eksik olduğunu biliyorsun. Rabbim… Bazen kendimi hayata geç kalmış gibi hissediyorum. İnsanlar bir yerlere ait olmuş, bir şeyleri başarmış, kalplerini dinlendirecek limanlar bulmuş gibi… Ben ise hâlâ içimdeki dağınıklığı toplamaya çalışıyormuşum gibi hissediyorum.
Duygular

Duygular Konusuna Benzer öneriler

1K6,1bin üye · 63 yeni gönderi
Takip
Felsefe ve Düşünce1.055 üye · 67 yeni gönderi
Takip
Tasavvuf826 üye · 33 yeni gönderi
Takip
Reklam
Reklam