Duygular

1.249 üye · 20 yeni gönderi
Takip
Duygularla ilgili paylaşımlar ve tartışmalar.
Garın İçinde Kaybolan Ruhlar..
Tren garı geceleri başka bir şeye dönüşüyordu. Gündüz insanların aceleyle geçtiği o kalabalık yer, gece olunca sanki bütün yorgun ruhların uğradığı sessiz bir bekleme salonuna dönüyordu. Saat gece üçe yaklaşıyordu. Tavandaki eski hoparlörden boğuk bir anons geçti ama kimse gerçekten dinlemiyordu. Çünkü orada bulunan herkesin aklı başka yerdeydi. Bazıları gitmek istediği yerde… Bazıları dönemediği geçmişte… Bazılarıysa artık hiçbir yere ait hissedemediği kendi içinde. Banklardan birinde oturuyordu. Dizlerinin üzerinde siyah bir çanta vardı. İçinde birkaç kıyafet, yarım bırakılmış bir kitap ve buruşturulmuş birkaç kâğıt… İnsan hayatını küçücük bir çantaya sığdırabiliyormuş meğer. Başını kaldırıp garın içindeki insanlara baktı. Bir köşede uyuyan yaşlı adam… Annesinin omzunda uyuyakalmış küçük çocuk… Telefon ekranına boş boş bakan genç kız… Sessizce ağlayan biri… Sarılıp vedalaşan başka biri… Hayat aynı anda herkese başka bir şey yaşatıyordu. Kahve otomatına yürüdü sonra. Plastik bardakta verdiği kahveyi aldı. Sıcaktı ama ellerini ısıtmıyordu. Çünkü bazı üşümeler derinin altında başlıyordu. Geri dönüp yerine oturdu. Tam karşısındaki duvarda eski bir saat vardı. Saniye sesi garın sessizliğine karışıyordu. Tak… Tak…
Duygular
"Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, Kimseden güzel, Kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için "en" değilim. "Daha" değilim. Bu devasa iddiasızlığın hana verdiği özgürlüğün hastasıyım."
Duygular
Reklam
Yorgun Ruhların Gün Doğumu..
Sabahın beşiydi. Şehir henüz tamamen uyanmamıştı ama gecenin de artık gücü kalmamıştı. Gökyüzü, karanlıkla aydınlık arasında sıkışıp kalmış bir insan gibiydi; ne tamamen gitmeye cesareti vardı gecenin, ne de tam anlamıyla doğabiliyordu sabah. Apartmanın çatısında oturuyordu. Ayaklarını aşağı sarkıtmıştı. Elinde sigara vardı ama yakmıyordu. Bazı insanlar sigarayı içmek için değil, yalnızlıklarına bir şekil vermek için tutardı ellerinde. Rüzgâr yüzüne vuruyordu. Aşağıda birkaç sokak lambası hâlâ yanıyordu. Bir sokak köpeği boş caddede ağır ağır yürüyordu. Uzaklardan bir ezan sesi yükseldi sonra. Şehir, uykusundan yavaşça doğruluyordu. Ama onun içindeki gece hâlâ bitmemişti. Çünkü insan bazen sabaha ulaşsa bile karanlıktan çıkamıyordu. Başını gökyüzüne kaldırdı. Bulutlar yavaş hareket ediyordu. Ve o an garip bir şey düşündü: “Dünya milyarlarca yıldır dönüyor… İnsanlar geliyor, gidiyor… Şehirler kuruluyor, yıkılıyor… Ve bütün bunların içinde benim derdim ne kadar küçük…” İnsan bazen kendi acısının küçüklüğünü fark edince daha da üzülüyordu. Çünkü küçücük bir şeyin bile insanın içine bu kadar ağır çökebilmesi korkutucuydu. Telefonu cebinde titreşti.
Duygular
“Eski usûl sev beni, Alışamadım yeni sevmelere, Bir anda alevlenip sönmelere Aşk uğruna her şeyi mübah görmelere. Sen eski usûl sev beni. Elimden önce yüreğime dokun, Uykularıma, şiirlerime dokun. Ne bileyim? 'Fikrinin İnce Gülü' et mesela...”
Duygular

Duygular Konusuna Benzer öneriler

Hayata Dair22,2bin üye · 555 yeni gönderi
Takip
Felsefe-Düşünce4.458 üye · 26 yeni gönderi
Takip
1K6,1bin üye · 88 yeni gönderi
Takip
Reklam
Reklam