Adı:
Amcanın Düşü
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100388
Kitabın türü:
Çeviri:
Nihal Yalaza Taluy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Yazar olarak pek çok kusurum olduğunu biliyorum. Çünkü öncelikle ben kendim, hiç hoşnut değilim kendimden. Kendi kendimi tarttığım bazı anlarda, çoğu kez, sözcüğün tam anlamıyla, anlatmak istediğimin ancak yirmide birini arılattığımı, belki de hiç anlatamadığımı gördüğüme inanmalısınız. Beni kurtaran şey, Tanrının bir gün bana o kadar güç ve esin göndereceği ve benim de kendimi daha noksansız anlatabilceğim, kısacası, yüreğimdeki ve hayal gücümdeki her şeyi ortaya koyacağım konusunda beslediğim alışılmış umut'tur."
-Dostoyevski-
"İnan bana, her yerde çalışma, hem de korkunç bir çalışma gerekli. İnan bana, Puşkin'in hafıf ve ince bir şiiri, Puşkin tarafından uzun uzun düzeltilip işlendiği için bir çırpıda yazılmış gibi durmaktadır. Kolayca yazılmış hiçbir şey olgun değildir."
-Dostoyevski-
İnceliklerle dolu, insanın ruhsal yapısına büyük bir ustalıkla sokulan dünyanın en büyük romancılarından biri sayılan "Dostoyevski"nin bir kitabını sunuyoruz. Nihal Yalaza Taluy'un Rusça aslından Türkçeye çevirdiği "Amcanın Düşü"nü, "Dostoyevski"nin başka romanları izleyecek.
Bunamanın eşiğine gelmiş yaşlı bir prens ve sadece para için onunla evlendirilmeye çalışılan yirmi üç yaşında genç ve dürüst bir kız.

Dostoyevski bu kitabında, bir taşra kasabasının ileri gelenlerinden ve kendini kasabadaki bütün kadınlardan üstün olarak gören kibirli, uyanık, düzenbaz , para düşkünü, menfaatperest bir kadın olan, kızın annesi Marya Aleksandrovna'nın ibretlik hikayesini bize anlatıyor.

Kitabı okumaya başladığımızda, Çarlık Rusya'sının bir taşra kasabasında ve sosyetenin içinde buluyoruz kendimizi. Bir taşra kasabasının da sosyetesi mi olurmuş diye sormayın. Çünkü bir köyün bile kendine göre bir sosyetesi vardır. İşte Dostoyevski'nin en büyük özelliği de bu değil mi? Alt tabakanın yaşamını bizlere aktarmak. Tabiiki bu tabakanında katmanları olacaktır.


Bir gün kasabaya yaşlı, bekar ve bunamış kabul edilen bir prens gelir ve Marya Aleksandrovna'nın evinde misafir olarak kalır. Bu durumdan haberdar olan tüm kasaba halkı bu yaşlı , bunak ama zengin prensin peşine düşer. İşte tüm olaylar böylece gelişir. Bırakın yirmi üç yaşındakini on iki on dört yaşındaki kız çocukları bile prensin karşısına çıkarılmaya çalışılır.

Dostoyevski'den dönemin toplum yapısını yansıtan harika bir eser daha. Sözü fazla uzatmadan, sadece okumak gerek diyorum.
Dostoyevski okuma etkinliği ile başladığım kitabı kısa zamanda severek okudum.
Yaşlanmış , takma diş saç ve sakalla ayakta duran, kendini beğenen bir Prens ile annesinin son derece menfaatçi yaklaşımlarından kaçamayan bir genç kadının öyküsü.. İyi ile kötüyü ayırt edebiliyor küçük hanım, annesinin aşağılık fikirlerini onun yüzüne çarpacak kadar da açık sözlü. Bunlara rağmen annesi Marya onu nereden kandıracağıni gayet iyi bilmekte ve kızını sözde onu düşünüyormuş gibi yaparak ihtiyar prens ile evlendirmeye razı etmekte. o sıralar Prens ile ilgilenen akrabası olduğu sanılan baska bir adam da Zina' yı seviyor ve Zina dan umut aliyor.. fakat sonra Zina nın kendisi yerine Prensi tercih etmesine dayanamıyor ve anne kızın bütün foyasını ortaya döküyor..Erdemli olan Zina kabul ediyor suçunu ve nasıl da para için şöhret için Prensi kandırdıklarini anlatıyor herkesin önünde..
Prens yaşlı ve bunak olduğu için evlenme teklif edip etmediğini bilemiyor ve ona söylenen herşey e inanıyor .. bu teklifin bir düş olduğunu idda ediyor. Gerçekler ortaya çıkınca gördüğünu sandığı düşün gerçek olduğunu anlıyor..
Kitap toplumsal baskının birey üzerindeki etkisinden, insanların baskasina ya rezil olmamak için yada mukemmel görünmek için yaptıklarından çok güzel biçimde bahsetmiş.
Aile içinde yaşanan sorunlara da değinerek yazar; anne bile olsa hakkimizda karar alırken mutluluğumuzu ikinci plana atabileceğini işaret ediyor... ve sonunda bütün kirli fikirlerin hep istenildiği gibi gitmeyeceğini de göstermiş bulunuyor
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.666 Oy)18.234 beğeni41.324 okunma2.697 alıntı173.913 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.206 Oy)8.516 beğeni27.322 okunma751 alıntı133.220 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.070 Oy)3.961 beğeni15.059 okunma1.239 alıntı72.783 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.344 Oy)12.919 beğeni33.057 okunma3.128 alıntı138.971 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.865 Oy)8.812 beğeni24.171 okunma1.638 alıntı112.192 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.197 Oy)3.713 beğeni12.299 okunma1.120 alıntı50.452 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.448 Oy)5.556 beğeni18.865 okunma774 alıntı96.424 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.766 Oy)6.074 beğeni15.996 okunma2.717 alıntı82.552 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.549 Oy)8.499 beğeni25.095 okunma2.293 alıntı108.361 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.121 Oy)7.688 beğeni21.622 okunma781 alıntı84.495 gösterim
Dostoyevski'nin Rus sosyetesini eleştirdiği güzel bir öykü olan Amcanın Rüyası'nı daha en baştan okurken aslında paraya, ün ve şöhrete verilen önemin sosyetik olma çabalarının günümüzde ve halen dünyanın hiç bir yerinde değişmediğini anladım. Yazar kendi döneminde, insanların değerinin sahip oldukları toprak ve köylü sayısıyla ölçüldüğü kıyıcı ortamın da eleştirisini yapmış.
Bu öyküde olaylar ihtiyar,hasta ve eğlence düşkünü bir prensin Mordasov'a gelmesiyle başlıyor. Prens, çok güzel bir kızı olan ve onu zengin biriyle evlendirmeye çalışan hesapçı, yalancı ve dedikoducu bir annenin eline düşüyor. Sosyetenin düştüğü durum ve bu durum içinde sürekli bir yarış halinde olan insanlar, karakter çözümlemeleri açısından çok derine inilmese de mizahi bir dille anlatılmış.Tavsiye ederim.
Herkesçe istenilen ama sadece sınırlı insanlarca sahip olunmasını uygun kabul eden Mordosov sosyetesinin ihtiyar ve hasta prensin zaaflarından yararlanmaya çalışması. Ve bu uğurda düşündügü senaryolarını geçmişin bazı tecrübelerinin vermiş olduğu rahatlıkla uygulamaya çalışan bir kadın ve tabi beklenmeyen bir son
Sosyeteye katılma çabasına giren yalancı, entrikacı, ikiyüzlü insanları temsilen yazılmış klasik bir kitap. Akıcı ve güzel bir olay örgüsü vardı. Okunmaya değer bir eser...
Dostoyevski'nin, 1859 yılında yayımlanan eseri, Amcanın Rüyası. Dostoyevski'nin Mordasov adlı taşrada yaşanan birtakım çıkar olaylarını, ikiyüzlülükleri, bencillikleri konu edindiği bu eser taşra yaşamına yapılan sağlam bir eleştiridir.

Kitabımızın baş karakteri olan Marya Aleksandrovna'nın ruhsal özellikleri tasvir edilerek perde açılır. Ardından kocası ve kızı tanıtılır. Marya Aleksandrovna'nın kocası Afanasi Matveyeviç, karakter olarak karısının tam zıttı özelliklere sahiptir. Hükmetmeyi seven, güçlü, ağzı çok güzel laf yapan bir şeytan olan Marya Aleksandrovna'nın, silik, zayıf, sessiz bir koca seçmesi belki de içindeki hükmetme isteğinden kaynaklanıyor. Kızı olan Zinaida Afanasyevna ise tutkulu, gururlu, duygulu bir karakter. Çok güzel aynı zamanda. Hatta o kadar ki taşranın en güzeli. 'Fedakarlıkların en büyüğü kendini feda etmektir' sözünü karşılayan bir karakter Zinaida Afanesyevna. Şeytan olan annesi konuşmaya başladıktan sonra öyle etkisi altında kalır ki kendi doğrusunu yanlışını şaşırır olmuştur. Marya Aleksandrovna'nın karşısındakini manipüle etmekteki başarısı bana Lost dizisindeki Benjamin Linus karakterini anımsattı.

Yukarıda bahsettiğim kızını etkisi altına aldığı olay; taşraya gelen çok varlıklı, bir değil iki ayağı çukurda olan yaşlı prensin dalavereye getirilip - tabii ki de şeytan kılıklı Marya Aleksandrovna tarafından- genç ve güzel olan Zina ile işinin bir an önce bitirilmesini sağlamak! Amcanın Rüyası ismi de işte tam bu olaylar üstüne gelir. Prens'in akrabası olmayan, ancak kendisine amca diyen gencin - bu genç Zinaida Afanesyevna'ya aşık- bu evlilik olayının gerçekleşmemesi için, bunak olan Prens'i tüm bunların düş olduğuna ikna etmesi olayı kitaba adını verir.

Kitabın sonlarına doğru iki aşığın, Vasya ve Zinaida'nın, hüzün dolu son konuşmaları gözlerimi doldurmaya yetti. Sırf bu ikili arasında yaşanan o kısacak, birkaç sayfalık yaşananlar için dahi okunabilecek bir eser...
Mal, mülk, mevki peşinde koşanların eleştirildiği güzel bir eser. Okurken olayların o kadar içindeydim ki sıkılmadan, büyük bir zevkle okumuştum. Bence herkes okumalı.
Ararat yayınevinin 1973 basımı, 227 sayfa olan ve “amcamın rüyası” adı ile çevrilmiş baskıyı okumak yine kendimi ayrıcalıklı hissettirdi, nerede o eski çeviriler dedirtti? Hakikaten hazzı çok ayrı. Kitaba gelecek olursam değişen sadece zaman insanlar değil! Makam ve zenginlik uğruna katlanılan her türlü zahmet kutsaldır, zafere götüren her yol mübahtır! Ve Dostoyevskinin hiç bir yazarın hikayelerine nasip olmayan
insanları...
Bol entrikalı, yozlaşmanın mizahi bir dille anlatıldığı Dostoyevski eseri. Ben kitabı beğendim okuması zevkliydi ve karakterler-olaylar ilgimi çekti. Kitabın sonu biraz beklediğim gibiydi biraz da sürpriz oldu ve kitaba yakışan bir son olmuş kesinlikle. Dostoyevski seven biriyseniz okuduğunuza pişman olmayacağınız güzel bir yapıt.

Oda Yayınları'ndan çıkan çevirisini okudum ben, çok kötü değildi ama ruhtan biraz yoksun bir çeviriydi. Bazı cümleler sadece çevrilmişti, diğer cümlelere ya da ahenge uydurulmaya çalışılmamıştı. Genel olarak güzel olsa da bazı yerlerde eksikliğini belli eden bir çeviriydi.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/...2/amcaminruyasi.html
Mariya Aleksandrovna'nın kıvrak zekâsı, yaşlı Prens'in gerçek ile rüyâyı hiç olmadık bir zamanda karıştıran hafızası, Vasya'nın Zina'ya olan umutsuz aşkı, Zina'nın dillere destan güzelliği ve Mozglyakov'un Zina'ya olan ölümsüz tutkusu.. diyip susuyorum. evet evet, "Amcamın Rüyâsı" ndan bahsediyorum. öyle güzelsin ki; Dostoyevski.⭐
Rus aristokratları arasında geçen bir öykü olup, bunak yaşlı bir prens ve kızını daha çok varlık amacıyla onunla evlendirmeye çalışan bir annenin öyküsü. Olayın tüm katılanlarını idare etmek hususunda usta olan bir kadın karakteri var. Ancak Dosteyevskinin enlerinden değildir.
Mizahi bir dille anlatılan Dostoyevski'nin bu eseri bir çırpıda okunuyor. Kitabın sonu tahmin ettiğim gibi oldu. Öyle ki kitabı elimden bırakamadım. Dostoyevski seven biriyseniz okuduğunuza pişman olmayacağınız güzel ve sürükleyici bir kitap.
“Sus! Hele götürdüğüm yerde bana bir daha ‘anacığım’ de de görürsün. Tam bir ay çaysız bırakırım seni.”
Kocası korku içinde sustu.
Dostoyevski
Sayfa 113 - Can Yayınları - 3. basım
Karşısındaki ister kadın isterse erkek olsun, onu yok etmekten çok, sürekli bir endişe ve korku halinde tutmayı tercih eder. Zeka ve siyaset de budur zaten.
“Hay şeytan götürsün sizin yüksek fikirlerinizi!”
Dostoyevski
Sayfa 120 - Can Yayınları - 3. basım
Ah gençlik ah! Kendinizi Shakespeare’e kaptırıp, başkalarının aklını ve düşüncelerini alarak, yaşadığınızı sanırsanız olacağı budur işte!
Her şey ölür Zinacığım, her şey, hatıralar bile... O yüce duygularımız da... Yerine ağırbaşlılık gelir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amcanın Düşü
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100388
Kitabın türü:
Çeviri:
Nihal Yalaza Taluy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Yazar olarak pek çok kusurum olduğunu biliyorum. Çünkü öncelikle ben kendim, hiç hoşnut değilim kendimden. Kendi kendimi tarttığım bazı anlarda, çoğu kez, sözcüğün tam anlamıyla, anlatmak istediğimin ancak yirmide birini arılattığımı, belki de hiç anlatamadığımı gördüğüme inanmalısınız. Beni kurtaran şey, Tanrının bir gün bana o kadar güç ve esin göndereceği ve benim de kendimi daha noksansız anlatabilceğim, kısacası, yüreğimdeki ve hayal gücümdeki her şeyi ortaya koyacağım konusunda beslediğim alışılmış umut'tur."
-Dostoyevski-
"İnan bana, her yerde çalışma, hem de korkunç bir çalışma gerekli. İnan bana, Puşkin'in hafıf ve ince bir şiiri, Puşkin tarafından uzun uzun düzeltilip işlendiği için bir çırpıda yazılmış gibi durmaktadır. Kolayca yazılmış hiçbir şey olgun değildir."
-Dostoyevski-
İnceliklerle dolu, insanın ruhsal yapısına büyük bir ustalıkla sokulan dünyanın en büyük romancılarından biri sayılan "Dostoyevski"nin bir kitabını sunuyoruz. Nihal Yalaza Taluy'un Rusça aslından Türkçeye çevirdiği "Amcanın Düşü"nü, "Dostoyevski"nin başka romanları izleyecek.

Kitabı okuyanlar 277 okur

  • Drkitapsever
  • Dostoyevski
  • palermo
  • illustrator
  • Gencay Doğan
  • fatih veysel nurçin
  • Batuhan Oğuz
  • Gürcan Sert
  • Cumhur
  • busem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0.8
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%24.1
25-34 Yaş
%36.1
35-44 Yaş
%24.8
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.7
Erkek
%51.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.2 (16)
9
%15.1 (14)
8
%30.1 (28)
7
%25.8 (24)
6
%4.3 (4)
5
%4.3 (4)
4
%1.1 (1)
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%1.1 (1)