Amcanın Düşü

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·176 syf.·
2021 74. kitabı
DİPÇE : Bilindiği üzere Dostoyevski'nin sürgün dönüşü yazdığı ilk eserdir Amcanın Düşü. Üslubu bakımından diğer Dostoyevski eserlerinden ayrılan, mizah yönü baskın, okunması keyifli olarak nitelediğimiz  eser ciddi bir taşlama örneği olarak karşımıza çıkar. Mekan olarak da değişiklik yapar Dosto,  bildiğimiz Petersburg sokaklarından Mordasov'a taşımıştır bizi. Bir taşra kasabasından  Rus  sosyetesine hangi yollardan gidileceğinin krokisini çizerek okuru aydınlatır. Rus sosyetesine ve birçok ülkenin sosyete kesimine son şeklini veren en önemli etken kadın karakterlerdir. Bu kadınların ortak özelliği hırsları, dedikodu uzmanlıkları,  sonu gelmez entrika ve planları ile olmazsa olmazı evlilik suretiyle yerini sağlama alma çabalarıdır. Dosto'nun buradaki sözcüsü Maria Aleksandrova'dır. Onu hükmedeci olarak ortaya çıkarır; tam bir oyuncu,fesat, çıkarcı biridir ve  onun bu yönünü dengelemek üzere kızı genç Zinaida'yı yerleştirir. Zinaida çalkantılı süreçlerden geçer ama doğruya yakın bir duruşu vardır. Erkek karakterler  ise  siyasi ve sosyal sembol olarak kullanılır. Mozglyakov ve Afasani karakterleri toplumda sağlam duruşu olmayan,kof,yanardöner ve silik insan tiplemelerini sembolize eder bu insanlar olayların akışında başkalarının yönlendirmesiyle etkin olabilir hükmediciler için bu kitle hep beslenir ve varlıkları desteklenir. Prens K ise siyasi yükleme yapılmış bir karakterdir. Hikaye, bu taşra  kasabasına gelen soylu Prens K'nın yarattığı ve yaratabileceği heyecan üzerine kuruludur. Yaşlı Prens taşraya  bir soluk getirir; onun parası, ünü ve ölüme yakınlığı hırs ve şöhret avcılarının aradığı şeydir. Öte yandan bu yaşlı bunak Prens,  takma gözü,ayağı ve perukası ile görünürde var olan ama bitmeye mahkum duruşuyla Çarlık
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
10/10
·176 syf.·
2025 19. kitabı
Kitap bana Hüseyin Rahmi GÜRPINAR okuyormuşum izlenimi yaratsa da onun kadar başarılı ev espri dolu değil. Tiyatro olarak da sahnelenebilecek niyetlikte. Rusya da özellikle sınıf farklılıkları arası yapının hissedildiği bir öykü. Prens ihtiyarlasa da herkes bir şekilde Akraba olmak için kızını onunla evlendirme hayalleri içindedir. Herkesin derdi malum PARA PARA PARA. Bence hikayenin bitiş yerini de iyi ayarlayamamış. Neyse trajikomik sahneler yaşanacak. Buyurun okumaya....
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 219. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 18:45
"Eine allerliebste Geschichte!" Yani diyor ki "Enfes bir hikaye!" Kitap okuyoruz hepimiz değil mi? Roman, öykü, felsefe, biyografi... Farklı farklı türlerde okuyoruz ama kaçımız "okuma" üzerine düşündü? Bölüm değiştirmemin ve sosyolojiye geçmemin ardından bazı şeyleri fark etmeye başladım. Çok ama çok yetersizdim! Yani sizi bilemem ama ben yetersiz olmayı hiç sevmiyorum. Kitap okumamın bir nedeni de bu zaten. Yazılmış bütün kitapları okumak ve her şeyi bilmek istiyorum (Aramızda kalsın :D ) Okulumda da hocalarla beraber "Kitap Çözümlemesi" yapmaya başladık. Hocam bana şey dedi: "Ömer,kitaplığındaki kitapların çok kaliteli ama biraz da bölüme yönelik okumaya başlamalısın." Tamam dedim yani o kadar sosyoloji kitabım yok kabul ediyorum. Sonra işte biz her hafta bi' kitap okuyup onun hakkında konuşmaya başladık. Benim gibi siz de "Kitap Buluşması" sandınız değil mi? Kitap buluşması değil "çözümleme"olması açıklıyor aslında. Okuma üzerine düşündünüz mü diye sorma nedenim buydu. Yıllarca kitap okuyabilir bi' insan ve ne kadar çok okuduğuna önem verebilir. Ki bugüne kadar ben de ne kadar çok okuduysam o kadar mutlu oldum. Ama "okuma" demek çok farklıymış. Kitabı alıp önüne okuyunca saatlerce, o okuma olmuyormuş... Eline kağıdı kalemi alıp okumalıymışsın, saatlerce düşünmeli ve de kitap ne kadar kısa olursa olsun içinden ne kadar çok bilgi koparabildiğine bakmalıymışsın. Nicelik değil de nitelik önemli diyor ya buradaki bazı arkadaşlarımız. Neden dediklerini anladım şimdi. Kendi adıma konuşmam gerekirse bugüne kadar daha iyi okumaya çalıştım hep ama okumalarım hep "eksik" kaldı. 800-900 sayfa kitapları bile okusam buraya hep duygularımı yazdım. İşte bana şöyle hissettirdi böyle sevindirdi gibi. Tabii üzme ve depresyona sokma kısmı aha çok oldu ama olsun :D Ama aslında
Edebiyat
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2022 19:22
Klasik kitapları çok severim. Özellikle Dosto ve Tolstoy benim için bambaşka bir boyut. Bu kitap ile birlikte Dostoyevski'ye bir kez daha aşık oldum. Rus edebiyatının en önemli eserlerinden olan amca'nın düşü bu defa farklı bir bölge de geçmekte. Olaylar normalde alışık olduğumuz Petersburg değil, küçük bir taşra'da geçiyor. Siyaset, dedikodu ve hırs! Hepsinden bolca var Dostoyevski yine dönemi çok güzel eleştirmiş. İnsanların ahlaki ve yargı değerlerinin nasıl değiştiğini küçük bir taşradan kaçmak için neler yapacağını ve dedikoduların nerden ve nasıl beslendiği anlatmış. Zina ve annesinin yapmış olduğu rezalet bir evlenme planın nelere yol açabileceğini bu kitapta göreceksiniz Kesinlikle okuyun ve okutun! Kitap ve sevgiliyle kalın İyi geceler
Hayat ve İnsan
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
8/10
·160 syf.·
2017 3. kitabı
Dostoyevski'nin Rus sosyetesini eleştirdiği güzel bir öykü olan Amcanın Rüyası'nı daha en baştan okurken aslında paraya, ün ve şöhrete verilen önemin sosyetik olma çabalarının günümüzde ve halen dünyanın hiç bir yerinde değişmediğini anladım. Yazar kendi döneminde, insanların değerinin sahip oldukları toprak ve köylü sayısıyla ölçüldüğü kıyıcı ortamın da eleştirisini yapmış. Bu öyküde olaylar ihtiyar,hasta ve eğlence düşkünü bir prensin Mordasov'a gelmesiyle başlıyor. Prens, çok güzel bir kızı olan ve onu zengin biriyle evlendirmeye çalışan hesapçı, yalancı ve dedikoducu bir annenin eline düşüyor. Sosyetenin düştüğü durum ve bu durum içinde sürekli bir yarış halinde olan insanlar, karakter çözümlemeleri açısından çok derine inilmese de mizahi bir dille anlatılmış.Tavsiye ederim.
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 18:59
"Sevmiyorum onu, insanların karşısına bu kadar sefil halde çıkmaya zorlanmak üzüyor beni... Yazmak istediğin şeyi yazamazsın ve eğer paraya ihtiyacın olmasa düşünmek bile istemeyeceğin bir şeyler yazarsın... Fakir bir yazar olmak iğrenç bir ticarettir." Dostoyevski, 13 Aralık 1858.
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2020 16:31
Bugünkü toplumda şövalyelik anlayışıyla ne varsa buna ancak yüksek sınıflarda rastlaybilirsiniz. Bir prens, çuvallar içinde de prenstir; kulübede yaşarken de halini sarayınkinden ayırt edemezsiniz. #dostoyevski #amcanındüşü Bana kitabı bir iki cümlede anlat deseler; sanırım bu hissiyatla yaklaşırdım. Dostoyesvki' nın Sibirya serüvenini az çok biliyorsunuz. Sürgünde geçen beş yıl sonra kaleme aldığı bu kitap, belki de kendisinin "edebiyata dönüş" yapıtı olduğunun izlenimini taşıyorAnlatım, karakterler, saydamlık her şey tek kelimeyle mükemmel Olaylar bir taşra kasabasında şekilleniyor. Kasabamız Mordasov. Kasabada yaşayan taşra insanlarının iç dünyalarını anbean yaşıyor, hissediyorsunuz. Ancak öyle bir karakter var ki şaşırdım kaldımDönemin ve yaşam tarzının vermiş olduğu çarpık söylemler, bu karakter üzerinde şekilleniyor. Kimdir buMordasov' un başdedikoducusu Marya Aleksandrovna. Merakı, tavırları ve devamlı plânlar tasarılar peşinde koşan; gece gündüz her şeyi ölçüp tartan ve davranışlarını ona göre hesaplayan bir karakter Marya' nın genç ve güzel bir kızıı vardır. Zina... Bunun neticesinde de kasabaya gelen "prens" dediğimiz şahıs; yaşlı, peruk takan ve hatta bıyıkları bile sahte olan bir kişidir ancak çok zengindir. Bizim Marya kızıyla ilgili öyle plânlar yapar kizafer kazanmış bir tavırla hayata geçirir buu. Olayların taşkınlığı büyüdükçe prens bir düşte olduğunu düşünür. Bunu kendisine empoze eden de yeğenidir. Şöyle kiDostoyevski bu kitabında da psikolojik olarak birey ve toplumun veya belli bir grubun temsilcisi olarak çıkar karşımıza. İnsan ruhunu doğal ve zekice önümüze sunar; kalıntılarını da toplayıp edebiyat dünyasına bir şölen sunar. Okuru manevi anlamda doyuyor. İnsanlığın resmini çizer. Motifleri öyle bir dokur ki bakmaya doyamazsınız. İşte tam da bu
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
9/10
·176 syf.··
2025 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 23:07
Kitap başlı başına Dostoyevski’nin bir taşlama, kara mizah yazarı olabileceğinün de kanıto. Diğer romanlarından çok daha farklı şekilde başka bir türe girişen yazar, kitabı bitirdiğinizde “Neden çok daha fazla bu sularda yüzmemiş?” dedirtecek denli başarılı. Karakterleri, betimlemeleri, mizah yüklü satırları ve olay örgüsü ile elinizden bırakamayacağınız kadar mükemmel. Olumsuz bir şey de eklemek isterdim bir eleştirmen olarak ama bulamadım. Mutlaka okuyun
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2018 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2018 01:44
Dostoyevski okuma etkinliği ile başladığım kitabı kısa zamanda severek okudum. Yaşlanmış , takma diş saç ve sakalla ayakta duran, kendini beğenen bir Prens ile annesinin son derece menfaatçi yaklaşımlarından kaçamayan bir genç kadının öyküsü.. İyi ile kötüyü ayırt edebiliyor küçük hanım, annesinin aşağılık fikirlerini onun yüzüne çarpacak kadar da açık sözlü. Bunlara rağmen annesi Marya onu nereden kandıracağıni gayet iyi bilmekte ve kızını sözde onu düşünüyormuş gibi yaparak ihtiyar prens ile evlendirmeye razı etmekte. o sıralar Prens ile ilgilenen akrabası olduğu sanılan baska bir adam da Zina' yı seviyor ve Zina dan umut aliyor.. fakat sonra Zina nın kendisi yerine Prensi tercih etmesine dayanamıyor ve anne kızın bütün foyasını ortaya döküyor..Erdemli olan Zina kabul ediyor suçunu ve nasıl da para için şöhret için Prensi kandırdıklarini anlatıyor herkesin önünde.. Prens yaşlı ve bunak olduğu için evlenme teklif edip etmediğini bilemiyor ve ona söylenen herşey e inanıyor .. bu teklifin bir düş olduğunu idda ediyor. Gerçekler ortaya çıkınca gördüğünu sandığı düşün gerçek olduğunu anlıyor.. Kitap toplumsal baskının birey üzerindeki etkisinden, insanların baskasina ya rezil olmamak için yada mukemmel görünmek için yaptıklarından çok güzel biçimde bahsetmiş. Aile içinde yaşanan sorunlara da değinerek yazar; anne bile olsa hakkimizda karar alırken mutluluğumuzu ikinci plana atabileceğini işaret ediyor... ve sonunda bütün kirli fikirlerin hep istenildiği gibi gitmeyeceğini de göstermiş bulunuyor
Edebiyat
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2021 41. kitabı
Neden kendinizi mahvediyorsunuz prens diye başladı. Sizde bunca duyguyu yaşama gücü ruh zenginliği varken ömrünüzün sonuna kadar Issızlığa çekilmek. İnsanlardan dostlardan katmak affedilir gibi değil yanlışınızı düzeltin Prens ! Hayata deyimi yerindeyse daha dik bakışlarla bakın. Kalbinizin derinindeki eski anıları diriltin, tatlı parlak gençliğinizin, Mutlu kaygısız günlerin anılarını canlandırın. Tekrar topluma dönün , İnsanlara karışın. Delicesine aşığım diye bağırdı. uğruna hayatımı feda ya hazırım. Ah bir umudun olsa! Sizin gibi insanlar ihtiyarlar mı hiç! Sizdeki duygu düşünce neşe söz inceliği yaşama gücü ve incelik zenginliği ile buna imkan var mı? Zayıf kof her zaman başkasının etkisi altında hareket etmeye alışmış, Ama 1 Aralık isyan bayrağını çekip kuvvetli makul olmaya karar veren kimselerin bu hareketlerinin her zaman belirli bir sınırı vardır. Başlangıçta isyanları son derece şiddetlidir. Bu şiddet çılgınlık hali alır. Karşılarına çıkan engellere gözleri kapalı atılırlar, güçlerinin üstünde çaba gösterirler. Ancak belirli noktaya varınca kendinden geçmş o insan zınk diye duruverir. Ben neler yaptım? Gibilerden korku içinde kalakalır. Hemen arkasından da sönmüş balon gibi Pörsür ağlamaklı olur diz çöküp af diler. Her şeyin eskisi gibi olması için yalvarır, Her şeyin bir an önce sonuçlanmasını ister.
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20174,343 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.