Adı:
Meyhane
Baskı tarihi:
Temmuz 2009
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099008
Kitabın türü:
Çeviri:
Elanur Bahar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
"Meyhane", yayımlandığı yıllarda Fransa'da büyük bir tartışma başlatır. Fransız yazarları birbirine düşüren roman, ülkenin edebiyat dünyasını da ikiye böler. Ama yazarını ne kadar olumsuz eleştirenler olursa olsun halk, romanı sahiplenir ve takip eden bir yıl içinde roman tam otuz sekiz baskı yapar. Karşı çıkanların büyük çoğunluğu, Zola'nın işçi ve emekçilerin güçlüklerle dolu yaşamını yalın bir şekilde ele almasını eleştirmiştir. Emile Zola'nın işçi sorunlarını farklı bir bakış açısıyla ustaca ele aldığı bu eseri, ilk çıktığında kendisine yapılan bütün eleştirileri unutturdu ve zamanla bir klasik oldu. Ayrıca o dönemde, Amerika'da işçi sınıfının yaşamının konu alındığı roman türünün doğmasına da neden oldu...

Emile Zola eleştirilere karşı kendisini savunurken "Gerçekleri yazdım; romanın kahramanları kötü insanlar değil, sadece eğitimsiz ve yaşadıkları ortamın yıprattığı insanlardı," demiştir. Ayrıca yazdığı romanın kendi kendisini savunacak güçte olduğunu belirtmiştir.
304 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Bu kitap acı ekti yüreğime. Günlerdir keder biçiyorum…

Meyhane ilk ve ‘kuvvetle muhtemel son' okuduğum Émile Zola romanı. İçim paramparça oldu okurken. 10 sezon Yaprak Dökümünü bir kitapta okumuş gibiyim. Aşırı dram bünyemi darmadağın etti.

Akıcı ve samimi bir üslup ile yazılmış. Karakterlerin tasviri ve detayların belirginliği gayet güzel olmuş. Tekrara düşmemiş. Bu yüzden pek yormuyor insanı. Çevirisi de gayet iyiydi. Belki uzun zamandır okuduğum en hoş çeviriydi. Edebiyatlı anlatımlardan uzak durmuş, çok fazla süsleyip uzun cümleler kurmaktansa daha yalın bir dil tercih etmiş. Belki de bu yüzden çeviren de çok fazla sıkıntıya düşmemiştir.

Aslında kitabı çok beğendim. Zira benim gibi bir dram düşmanına bile kendini okutabildiyse kesinlikle çok iyi bir kitap olmalı.
Birçok yerde şükürler olsun ki bu bir kitap. Yani kurgu, diyerek avuttum kendimi. İki gündür etkisinden çıkamıyorum.

Eleştiri değil ama okuyacak genç arkadaşlarım (10-20 arası) olursa diye kendimce birkaç şey söylemek istiyorum.

Kitap; o dönemde yazılmış diğer yabancı yazar kitapları gibi maddeselliği çok ön plana çıkarmış. Karakterlere bakıyorum, en kârlı çıkanlar en şarlatanlar. İyilerin çok fazla ezildiğini, maneviyatın ya yok, ya da çok az olduğunu görüyorum. Her şey çok kara. Gri yerleri görünce mutluluk duyuyorsunuz. Aşırı derecede insanı ümitsizliğe, maddeselliğe ve çıkarcılığa ittiğini düşünüyorum. Hatta bazı yerlerde kendi çıkarlarını korumak için diğerlerini (mazlumlar da dahil) yok saymış. Bunları söylüyorum çünkü din olmayınca bu dünyada her istediğinizi yapmamanız için size ne engel olabilir ki? Öyle ya, yakalanmayacağınız her durumda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Yani maneviyat eksikliğinden dolayı karamsarlık kol geziyor ortalıkta.

Okunmamalı demiyorum. Lakin çok genç arkadaşlarım biraz daha ilerleyen yaşlarına atsalar daha mı iyi olur?

Biz ihtiyarlar için mendille beraber okunması gereken bir kitap.:)
304 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Emile Zola'nın yazdığı Rougon- Macquart serisinin 7 no'lu kitabı. İnsan kitabı bitirdiğinde ''insaf artık Zola, bir okuyucuya bu kadar da darbe indirilmez ki ? ''diye isyan ediyor. Ama böyle bir soruya, Zola'nın vereceği cevabın da ''ben ne yapayım, hayatın gerçekleri böyle, ben sadece olabilecek gerçekleri yazıyorum,'' şeklinde olacağını biliyor.

Yazar maalesef serinin bu kitabında da okuyucunun yüreğini dağlamasını muhteşem bir şekilde başarıyor. Kitabı bitirdiğinizde titremekten kendinizi alamıyorsunuz. Kitabın konusu ise alkol yüzünden mahvolan hayatlar.

Kitapta yazar bu defa bize, Antoine Macquart'ın kızı Gervaise (Jervez) Macquart'ın hayatını anlatıyor. Jervez aynı zamanda, serinin 9 ve 13 no'lu kitapları ''NANA'' ve ''GERMİNAL'' in baş karakterleri olan Nana ve Etienne'nin anneleri olduğundan dolayı, Nana ve Etienne'nin çocukluk ve ilk gençlik dönemleri hakkında da bilgi sahibi oluyoruz.

Kitapta, harika bir akıcılık ve sürükleyicilik olduğundan dolayı, çok kolay ve büyük merak içerisinde okunuyor. Hele sonlara doğru artan dramın dozu, acıyla birlikte bu sürükleyiciliği daha da artırıyor.

Gervaise(Jervez), henüz 14 yaşındayken, Plassans'da baba dayağından bıktığından dolayı, önüne çıkan Lantier isimli gençle birlikte yaşamaya başlayarak Paris'e gelir. Çiftin Claude ve Etienne isminde iki çocuğu vardır. Ama bir gün Lantier, ansızın evi terkeder ve gider. İki çocuğuyla birlikte, çok güç şartlar altında ortada kalan Jervez'i çamaşır yıkayıcılığı yaparak sürdüreceği müthiş bir yaşam mücadelesi beklemektedir. İşte, bize kitapta anlatılan esas konu Jervez'in verdiği bu mücadeledir.

Artık alkolün bir aileyi nasıl darmadağın ettiğinin ibretlik muhteşem bir öyküsü bizi içine almaya hazırdır. Sadece bu aile değil, çevrelerindeki insanların da alkol ve yoksulluk nedeniyle içine düştükleri yürek burkan öyküleri kitapta yer almaktadır. Maalesef bütün bunlar, Paris'in o dönemdeki yaşamından kesitlerdir.

Yazar bu kitabıyla ,özellikle alkol konusunda bize gerçekten büyük bir ders, bir ibret ve büyük bir öğüt vermektedir. Ben, alkolün, ne kadar kötü ve zararlı bir alışkanlık olduğunu bundan daha güzel anlatan bir kitap olabileceğini sanmıyorum.

Bizlere alkol konusunda yaklaşık 150 yıl öncesinden, bu derece müthiş uyarılar gönderen bu kitabın, herkes tarafından mutlaka okunması gereken bir eser olduğu inancındayım. Ve kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum.
  • Nana
    7.3/10 (235 Oy)201 beğeni1.035 okunma92 alıntı11.749 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (1.210 Oy)1.198 beğeni5.005 okunma2.010 alıntı27.366 gösterim
  • Germinal
    9.1/10 (573 Oy)558 beğeni1.642 okunma932 alıntı15.313 gösterim
  • Kırmızı ve Siyah
    8.0/10 (517 Oy)494 beğeni2.061 okunma1.496 alıntı19.936 gösterim
  • Goriot Baba
    8.1/10 (642 Oy)584 beğeni2.614 okunma1.252 alıntı15.968 gösterim
  • Dörtlükler
    8.7/10 (1.156 Oy)1.207 beğeni3.901 okunma2.766 alıntı22.047 gösterim
  • Benim Üniversitelerim
    8.1/10 (373 Oy)383 beğeni1.598 okunma1.250 alıntı9.149 gösterim
  • Kazaklar
    8.0/10 (245 Oy)200 beğeni852 okunma538 alıntı7.254 gösterim
  • Ekmeğimi Kazanırken
    8.6/10 (284 Oy)296 beğeni971 okunma1.358 alıntı8.320 gösterim
  • Yılanların Öcü
    8.6/10 (234 Oy)235 beğeni850 okunma396 alıntı6.595 gösterim
304 syf.
Meyhane, Emile Zola' nın ŞİMDİLİK okuduğum tek kitabı malesef. Natüralizm akımının Fransa' daki ilk öncülerinden olarak görülen Zola, bu kitabı yüzünden çok fazla eleştiriye maruz kalmış. Çünkü kitapta kendisininde 22 yaşına kadar yaşadığı yoksulluk ve yoksulluk yüzünden batağa batmış, rezil hayatları anlatmış. Yoksulluk yüzünden kopmuş aile bağlarını, yapılan ahlaksızlıkları, bu yoksul şehirlerde, mahallerde yaşayan ayyaşları, sarhoş ve düşkünleri yazması onu okların hedefi haline getirmiş. Bu sebepten dolayı Zola bu kitabı için: "Gerçekleri yazdım, romanın kahramanları kötü insanlar değiller, sadece eğitimsiz ve yaşadıkları ortamın yıprattığı insanlar..." diye savunma yapmış. Ama gösterilen onca tepkiye rağmen kitap fazlasıyla ilgi görüp, hatırı sayılan klasikler arasına girmiş. Gervaise Macquart' ın küçük bir taşradan, Paris banliyösüne gelişini, sıkıntılı durumlardan çıkıp, yükselişini ve tekrar çöküşünü anlatan acıklı bir hikaye. Alkolin bitirdiği hayatları anlatan en iyi romanlardan biri sanırım. Beğenerek okudum.
304 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Şu an kendime o kadar kızıyorum ki emile zola ile bu kadar çok çok geç tanıştığıma :( bir kitap bu kadar mı doğal, akıcı ve yaşamın içinden yazılır.Bir yazar yaşadığı bir dönemi nasıl birebir okurun gözünde canlandırır ya bilemiyorum gerçekten.
Sanki bende o karakterlerin arasında yaşadım o sokaklarda bende onlarda yürüdüm gezdim.Yazım tarzına, dilinin akıcılığına ve karakterlerin tasvir edilmesine hayran kaldım diyebilirim.Sanki zaman makinesine bindim ve 1800 lerin paris yaşantısına adım attım. Sonu da öyle hüzünlü bitti ki son sayfalara doğru onu bile tahmin edebiliyorsun.
Sevgili jervez senin namusluluğuna, sevgine ve sadakatine hayran kaldım.Her hali gördün ve yaşadın ama yine de dimdiktin sana tek kelimeyle hayran kaldım.
Sanırım hemen diğer kitaplarını da alıp okumayı düşünüyorum zolanin
İyi okumalar.....
530 syf.
·29 günde·Beğendi·9/10
Klasik kitaplardan hoşlanıyorsanız tam size göre Emile Zola'nın yormayan betimlemeleri, akıcı anlatımı...yaşadığı dönemin yemeklerini, sokak yaşantısını hatta cenaze törenlerini bile sıkmadan geri planda anlatması çok hoş ama bu hoşlukları mükemmel şekilde çeviren Cemal Süreya'nında hakkını vermek gerek....Okumak isterseniz Cemal Süreya çevirisinden şaşmayın derim...
304 syf.
Zamanında işçi sınıfının sorunlarını farklı bir bakış açısıyla dile getirmek için yazılmış olsada ; zaman mekan kavramını aşmış, klasikleşmiş bir eserdir Meyhane. İyiyle kötünün karmaşık ilişkisinde insanı anlatan ve bunu yaparken de alkolizmin aile üzerindeki yıkıcı etkisini de konu alan, anlatımıyla yalın, konusuyla gerçekçi ve sonuçlarıyla iç burkucu bir romandır Meyhane. Fedakarlık, iyi niyet, çalışkanlık, namus gibi erdemlerin; kalabalık kötülükler içindeki kıskançlık, fitne, tembellik, dedikodu, namus yoksunluğu, bencillik, hırs ve yalanlarla nasılda yok olmaya itildiğini; hiçe sayılmış bir onurun, açlık ve sefaletle birleşmesiyle insan ruhunda açılan kapanması zor yaranın, insanın kendini yok etme arzusuyla nasılda kötülüğe ve ölüme meylettiğinin hikayesini okudum. Deneyimlerim, gözlem ve okuduklarımdan yola çıkarak, iyi/kötü arasındaki kavgayı, her zaman kalabalık ve yoğun olan tarafın kazanacağı yönündedir. İçimizdeki iyi/kötü çatışmasının benzer halinin dış çevremizde de yaşandığını düşünüyorum. Nasıl ki iyi taraflarımızın çokluğu bizleri daha iyi birileri yaparken , kötü taraflarımızın çokluğu bizleri daha kötü bireyler haline getiriyorsa ; dışarıda da olan budur aslında. Kötülüğün hakim olduğu bir çevrede / grupta iyiliğin barına bilmesi olanaklı değildir. Nasıl ki cahilliğin çok olduğu yerde akıl örselenir, karanlığın yoğun olduğu yerde mum kendini tüketir ya da güneşin karanlıktan daha yoğun olduğu için günün aydınlanırsa ; işte iyilik ve kötülük de kalabalık ve yoğun olanın diğerini azalttığı ya da yok ettiği bir didişmedir. Elbet bataklıkta da çiçek açacaktır. Fakat asıl sorun çiçeğin bataklık içinde yaşamını sürdürüp sürdüremeyeceğidir. Düşüncelerim, çiçeğin bataklıktan uzaklaşmadan yaşamını sürdüremeyeceği yönündedir. Bu açıdan bakıldığında, kitap beni şaşırtmamış, aksine düşüncelerimin pekişmesine sebep olmuştur. Farklı bakış açılarında , farklı düşünce ve duygular uyandıracağına inandığım bir kitap olmakla beraber ; sonunda kendinizi insan denen meçhul varlığı sorgularken bulacağınıza eminim. İçeride ve dışarıda iyiliğin kalabalık ve yoğun olması dileğiyle.
531 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yaşanan olayların, alkolizm, dedikodunun, yoksulluğun dibi ve yoksulluğun zirvesinde yaşandığın da kral gibi yaşadığını sanan bir kesimin günümüz de sadece perde örtülmüş bir halde yaşandığını düşünüyorum.O perdeyi kaldırdığımız da karşımıza çıkıfak manzaranın günümüze uyarlanmış hali ile karşılacağız.Birbirimize olan nefretimiz,dedikodularımız,paraya düşkünlüğümüz ve aldatmalarımız...Yazarın da belirttiği gibi olayları bütün çıplaklığı ile önümüze serilmiş harika bir roman.Aslında kitabı bitirdiğim de hayatın ne kadar gelişmiş olduğunu görüp insanlığın hala aynı halde kaldığını gördüğüm de çok üzülmüştüm.Bilmiyorum benim düşüncelerime katılan var mı?
304 syf.
·85 günde·Beğendi·5/10
Kitap iki ciltten oluştuğu ve çevirisi de baya ağır olduğu için geç bitirdim. Kitapta şatafatlı hayatların gölgesinde kalan yoksulları ve sefaleti tüm çıplaklığıyla anlatan bir dil kullanılmış. Kitabın ana konusu ise küçük dünyasında büyük hayalleri olan, dış etkenlerden dolayı oradan oraya savrulan ve hayatı zikzaklarla geçen bir kadının yaşama karşı verdiği mücadele ve sonrasında kendini tamamen olayların akışına bırakmasıdır. Kitabın büyük çoğunluğunu maalesef çevirisi akıcı olmadığı için sıkılarak okudum. Yazar, kitapta insanların ruh hallerini gayet doğal betimlemişti. Kitabın hikayesi ise yazarın bu kitabı yazmadan önce katılımcı gözlem yoluna başvurmasıdır. Çeviriyi her ne kadar eleştiriyor olsam da yazarın kitapta cürretkar bir dil kullanması kitabı okunaklı hale getiriyor. Hakkını teslim etmek lazım. Meyhane, Emile Zola'nın okuduğum ilk romanı bu arada. Kitap ve yazarla alakalı fikirlerimi söylerken bu kadar eleştirmeye hakkım var mıdır bilemem. Fransızcadan çevrilen bir roman olması ondan uzak kalmayı gerektirmez. İmkanı olan okusun derim
304 syf.
Yazar bu eserinde Jervez ve ailesinin hayatından yola çıkarak Paris'in fakir mahallelerinde yaşayan işçilerin sorunlarını dile getirmiştir. Yoksulluğun insanların ahlakını ne denli yozlaştırabileceğini gözler önüne sermektedir.
352 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Sarsıcı, gerçegi olduğu gibi anlatan bir kitaptı. Emile Zola, bu kitabı yayınladığında Fransa halkının yarısı buna karşı çıkmış ama diğer yarısı ona destek vermişti. Kitabı okumadan merak etmiştim ve okurken halkın neden böyle tepkiler verdiğini anladım. Kitap işçi ve yoksul insanların, dışlanıp ne zor koşullarda yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Dahası çok daha fazlası var ama okuyanların kendi takdirlerine kalmalı. Hayatımda okuduğum çok gerçekçi kitaplardan biriydi. Bazen gözleriniz dolacak ve bu kadarı olamaz insanlık değil bu nerde bu insanlar diyeceksiniz! Yazarın vermek istediği mesajları anlayacaksınız. İnsanların nasıl değersiz görüldüğünü hayatta ne acılar olduğunu bilmek isterseniz bu kitabı okumanızı öneririm.
436 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
çok begendim yazarın betimlemeleri mükemmeldi insan gözünün önünde yaşanıyormuş izlenimini sıkmadan ve abartmadan başarmış yanlız elimdeki kitabın çevirmeninin biraz türkçe öğrenmesi lazim içkinin insan yaşamının içine nasil tükürdüğünü çok güzel anlatmış en çokta demirciye üzüldüm bu kitapta yazık oldu cocuga
304 syf.
·Beğendi·10/10
Fransa'da natüralizm akımının öncüsü sayılan Emile Zola'nın Meyhane adlı romanını bitirdim az önce. Boğazım düğümlendi ve mideme bir yumruk oturdu kitabın son sayfalarında. Üstelik belki de umudun, azmin ve başarının hikayesi olabileceğini düşünerek okurken Jervez ve ailesinin alt üst olan ve büyük bir çöküşle sonlanan yaşam öyküsü beni de darmaduman etti. Emile Zola, Jervez ve ailesinin yaşadıklarından yola çıkarak aslında Paris'in varoş sayılabilecek mahallelerinde yaşayan işçilerin sorunlarına değiniyor. Eseri yayınlandığında büyük eleştirilere maruz kalmış olmasına rağmen Zola'nın Meyhane'si zaman testinden geçerek bir klasik olmayı başarmış. Hatta o dönemlerde Amerika'da işçi sınıfının yaşamının konu edildiği roman türünün de doğmasına neden olmuş. Yazar kendisine yapılan eleştirilere karşı kendini savunurken ise şöyle demiş: "Gerçekleri yazdım, romanın kahramanları kötü insanlar değiller, sadece eğitimsiz ve yaşadıkları ortamın yıprattığı insanlar..."
Üstünüzde işçi gömleği var diye iğreniyor bir de!
“İt oğlu it,bil ki işçi gömleği en güzel elbisedir,evet!”
Emile Zola
İletişim
“Vallahi,” dedi,”hırslı bir insan değilim ben,fazla bir şey istemiyorum.Emelim,rahat çalışmak,her zaman yiyeceğim ekmeği bulmak,uyumak için başımı sokacak bir deliğe sahip olmak,bir yatak,bir sandalye,o kadar.
Emile Zola
Sayfa 87 - İletişim
''Çalışan ve kazanan bir insan, esir olmaz. Çalışmayan ve kazanmayan bir insan ise, başkalarının sırtından geçinen ve onların haklarını çalan bir hırsızdır.''
Emile Zola
Sayfa 194 - Yason - 2015
"Gerçekten zor bir durum. Öyle tahmin ediyorum ki bir çocuk dünyaya gelirken, annenin bütün damarları adeta çatlayıp açılır. Şu yumurcağa dokuz ay yuva olan karnın nerede? Göster de şunu bir öpeyim!.."
Emile Zola
Sayfa 94 - Kum Saati Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Meyhane
Baskı tarihi:
Temmuz 2009
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099008
Kitabın türü:
Çeviri:
Elanur Bahar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
"Meyhane", yayımlandığı yıllarda Fransa'da büyük bir tartışma başlatır. Fransız yazarları birbirine düşüren roman, ülkenin edebiyat dünyasını da ikiye böler. Ama yazarını ne kadar olumsuz eleştirenler olursa olsun halk, romanı sahiplenir ve takip eden bir yıl içinde roman tam otuz sekiz baskı yapar. Karşı çıkanların büyük çoğunluğu, Zola'nın işçi ve emekçilerin güçlüklerle dolu yaşamını yalın bir şekilde ele almasını eleştirmiştir. Emile Zola'nın işçi sorunlarını farklı bir bakış açısıyla ustaca ele aldığı bu eseri, ilk çıktığında kendisine yapılan bütün eleştirileri unutturdu ve zamanla bir klasik oldu. Ayrıca o dönemde, Amerika'da işçi sınıfının yaşamının konu alındığı roman türünün doğmasına da neden oldu...

Emile Zola eleştirilere karşı kendisini savunurken "Gerçekleri yazdım; romanın kahramanları kötü insanlar değil, sadece eğitimsiz ve yaşadıkları ortamın yıprattığı insanlardı," demiştir. Ayrıca yazdığı romanın kendi kendisini savunacak güçte olduğunu belirtmiştir.

Kitabı okuyanlar 978 okur

  • Denizkızı
  • Yasemin  nehir
  • Adaa
  • 굴레 르 "Güler"
  • Nadide tzgl
  • Sinan yaprak
  • Furkan Kuvel
  • sıla
  • Michelangelo
  • Perihan Altay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%18.6
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%25.8
45-54 Yaş
%16.9
55-64 Yaş
%3.4
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.5
Erkek
%38.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (49)
9
%13.4 (36)
8
%26.8 (72)
7
%11.5 (31)
6
%6.3 (17)
5
%1.9 (5)
4
%0.7 (2)
3
%1.1 (3)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları