Therese RaquinEmile Zola

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.138
Gösterim
Adı:
Therese Raquin
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
167
ISBN:
9789754340396
Kitabın türü:
Çeviri:
Samih Tiryakioğlu
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Ünlü Fransız yazarı Emile Zola adını 1867'de yayınladığı "Therese Raquin" ile duyurmuştur. 1898'de yayınladığı Dreyfus olayına ilişkin kitabından dolayı bir yıl hapse mahkum edilmiştir. Hastalıklı kuzeniyle evlenmek zorunda kalan, yaşamının renksiz ve tekdüze akışına boyun eğmişken acımasızca bir tutkuya kapılarak gözü kapalı atıldığı serüvenin acı sonuçlarına da katlanan bir kadını, Therese Raquin'in öyküsü bu. Şöyle der Zola bu romanı için: "Ben Therese ile Laurent'da tutkuların gizli işleyişini, içgüdünün itişlerini, bir sinir krizi sonunda meydana çıkan zihin bozukluklarını adım adım kovalamaya çalıştım... Amacım her şeyden önce bilimseldi... Ayrı mizaçta iki insan arasında olabilecek garip bir birleşmeyi anlatmaya çabaladım. Roman dikkatle okununca görülecektir ki, her bölüm, meraklı bir fizyoloji olayının incelenişidir..."
Kitap, yazarın okuduğum ilk kitabıdır. Emile Zola okumaya neden daha çok bilinen Nana veya Germinal isimli eserlerinden biriyle başlamayıpta, daha az tanınan bu eserle başlamamın sebebi ise öncelikle yazarın uslubunu ve tekniğini görmek için kısa bir kitabını seçmek istememden kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi diğer kitapları genelde çok hacimli olduğundan olası bir okuma güçlüğü çekmemde yorulmamak için özellikle bu kitabını tercih ettim.

Kitabı büyük beğeniyle ve hiç sıkılmadan okudum. Yazarın muhteşem bir anlatım özelliği var. Bu durum daha kitabın ilk sayfasından başlayarak kendini gösteriyor. Harika bir yer ve kişi tasvirleri mevcut. Olayların anlatımı o kadar akıcı bir şekilde yazılmış ki , insanların iç dünya çatışmalarının felsefi yönünün ağırlıklı olarak anlatıldığı, kitabın ikinci yarısı bile, kesinlikle akıcılığından ve sürükleyiciliğinden hiçbir eksiklik hissedilmeden okunuyor.

Kitabın konusu, halası tarafından büyütülen ve yetişkin olduğunda da , beraber büyüdükleri halasının zayıf yapıdaki oğlu ile evlendirilen Therese Raquın ile beraber bu ailenin dramatik hikayesinin anlatımından ibarettir. Tabii ki kitaptaki esas konu bu evlilikten sonra gelişen olayların yansıtılmasıdır. Kitabın final kısmı hakkında ise herhangi bir yorum yapmak istemiyorum.

Ben bu kitabından sonra Emile Zola okumaya devam edeceğim. Özellikle yazarın, Yirmi yıldan fazla bir zamanda yazdığı, ülkemizde bir kaçı dışında diğerlerinin bulunmadığı veya çok zor temin edildiği toplamda yirmi kitaplık ''Rougon-Macquart serisi'' nden hiç olmazsa bulabildiklerimi okumayı düşünüyorum.

Müthiş bir beğeniyle okuduğum , aynı zamanda da yazarın meslek hayatının başlarında yayınladığı ve henüz ikinci kitabı olan bu eserin okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.
Dünyanın geri kalanı Zola'nın döneminde realizm akımı ile mücadele ederken, Zola bir tık öteye giderek natüralizm kavramını edebiyata kazandırmıştır. Karaladığı eserlerindeki sapkın davranışlarından dolayı hapse girmişliği de vardır. Tarzını ve dik kafalılığını D.H. Lawrence ile bağdaştırmak mümkün(aralarında her ne kadar bir yüzyıl olsa da) zira temsil ettikleri toplumları dehşete düşürmek konusunda yarattıkları etki neredeyse eşdeğer...
"Therese Raquin" Zola'nın ilk romanı. Bu romanda iyi karakter yok, "kötünün kötüsü" ve "kötünün iyisi" var. Herkes biraz pislik, herkes biraz ruhundan rahatsız. Literatürde türü "psikolojik roman" olarak geçiyor, romanda geçen en akıl almaz mevzu bile natüralist tavrından ötürü uygun bir açıklamaya ve mantığa sahip. Zola bu roman için "Ben Therese ve Laurent karakterlerinde tutkuların gizli işleyişini, içgüdünün itişlerini, bir sinir krizi sonucunda çıkan zihin bozukluklarını adım adım kovalamaya çalıştım. Amacım her şeyden önce bilimseldi. Ayrı mizaçta iki insan arasında olabilecek garip bir birleşmeyi anlatmaya çabaladım. Roman dikkatle okununca görülecektir ki, her bölüm, meraklı bir fizyoloji olayının incelenişidir" demiş.
Paris'in arka sokaklarında yaşayan romanımızın kahramanı Therese, hasta kuzeni ile evlenmeye zorlanarak hem gün geçtikçe çekilmez bir hale gelen hayatı, hem "hiç erkek gibi olmayan" kocası, hem de zalim halası ile mücadele ediyor. Sonra, Laurent çıkıyor karşısına ve devamında -kan, dehşet, halüsinasyon, entrika, sarsıntı- hepsi birden birleşip de geliyor.

Benzer kitaplar

Therese Çingene ruhlu bir kadındır. Dağlara, taşlara ve hatta yerindeyse doğaya aşık bir kadındır. Kelebekler gibi yerinde duramaz uçmak ister lakin halasının yanında köreltilmiş, içimdeki ateş köz olmaya mecbur tutulmuş uysal biri haline gelir küçüklükten bu yana. Hasta ve ilaç kokan kuzeniyle evlenip kurtulacağını sanır ama yok yani olmaz iyiden iyiye depresyonun eşiğine sürüklenir dalgalarla. Ta ki Laurent ile geçen o akşama kadar. Genç bir kadını yasak bir aşk ve tutku dalgası sarana kadar yaşadığını bilmez olduğunun farkına varır. Zola'nın kitaplarında beni sıkan o sıradanlıktan ziyade bu kitapta sürüklendim. Betimlemeler ve psikolojik anlatımlar açısından inanılmaz derecede doyurucu bir kitap olarak gördüm. Keyifli okumalar...
Anna Karenina ve Madam Bovary'den beri okuduğum en ihtiras, nefret, sevgi, intikam, entrika dolu kitaplardan biri haline geldi. Zihnimin uç noktalarındaki Therese Raquin...

Kitabı elime aldığımda Nilüfer hocam 'neden bunu derste okunacak kitaplardan biri olarak seçsin ki' diye düşünmüştüm. Adına bakarak yanılgıya teşvik etmiş olabilirim kendimi. Fakat itiraf etmeden geçemeyeceğim. Kesinlikle Karşılaştırmalı Edebiyat alanında okutulacak eserlerden.

Emile Zola... Önceki paylaşımlarımda belirtmiştim Meyhane kitabına vurgun olduğumu. Bu kitabında ise zihnimi delip geçti.

Kitap hakkında neler yazabilirim, ne yorum yapabilirim bilmiyorum. Bütün kelimeleri birbirine karıştırır haldeyim. Hatta kelimelerden birkaç yazı inşa edebilirsem bu kitap üzerinden bir şeyler yazabilirim diye düşünüyorum.

Fakat şu an için kısa bilgilerle değinmek isterim.

Hastalıklı bir bedene sahip olan oğul Camille... Oğlunun üstüne titreyen, onu bir bebek gibi itinayla yetiştiren Bayan Raquin... Bir anda ortaya çıkarak babası tarafından halasına bırakılan kadın karakterimiz Therese... Hırslı, tutkun ve gözü kara bir karaktere sahip olan memur Laurent...

Hikayemiz babası tarafından halasının yanına bırakılan Therese'nin çocukluğundan başlar. Ardından evliliği... Evliliğinin muhteşem olay örgüsüyle entrikalara bürünmesiyle devam eder.

Karakterimiz daima sessiz, suskun, mıymıntı, içinde fırtınalar kopan biri... İlk sayfalarda pasif bir rolü olsa da zamanla aktif bir role bürünüyor.

Perşembe toplantılarına gelen eski dostların yanı sıra Camille'nin çocukluk arkadaşı Laurent de gelir. Therese'nin bu toplantılar esnasında durgunluğu, Laurent karşısında kayıtsızlığı içinden çıkılmaz hal alır, Therese'nin kendince. Ve öte yanda dostumuz Laurent de kendi çıkarlarının uğruna o evden çıkmamaya devam eder.

Ve olaylar çorap söküğü gibi sökülmeye başlar. 'Bir kitapta betimleme olmazsa olmaz' diyen bir kafadan olduğum için Zola benim imdadıma koşuyor. Bu durum diğer Dünya edebiyatı yazarlarında da öyle.

Zola'nın betimlemelerini okurken ruhumu kitabın içine salıvermiş gibi hissettim. Böylesi ruh tahlili yapılmaz. Hele ki o ihtirasların, heveslerin, ruh sarsıntılarının dile getirilişini unutmayacağım. Kitabın son anına gelene kadar karakterlerin geçirdiği dönemlerin üzerimde bıraktığı etki, eminim ki sabaha kadar geçmeyecek.

Kaçamak bir aşkın tutku, şehvet ve entrika dolu hikayesinden adeta tımarhaneyi andıran evin içerisindeki delilik bunalımına sürüklenmesine şahit olmak. Biraz aklı zorluyor. Hele ki o beklenmedik bir biçimde sahnelenen son var ya o an hiç akla gelmez.

Zola’dan enfes bir roman... Madam Bovary’i, Anna Karenina’yı sevdiyseniz bu kitabı da sevebilirsiniz.
Kitap hakkında biraz Spoiler vereceğim o yüzden şimdiden uyarıyorum

Bir cinayet etrafında insanın psikolojik iç çekişmelerini ele alan bir kitap. Betimlemelerinin muazzamlığına zaten daha öncesinden değinmiştim. Özellikle de mekan tasvirleri çok güzel. Orta sınıf bir ailenin mutsuzluğunu da anlatıyor diyebiliriz.

Ana karakterimiz Therese. Kendisini mutlu etmeyen ve heyecanlandırmayan bir evlilik yaparak mecburiyetten halasının oğluyla evleniyor. Devamında kocasının arkadaşı Laurent ile tanışıp yasak aşk yaşıyor ve Laurent'leyken kendini buluyor. Devamında beraber is birliği ile kocasını öldürüp mutlu olmayı amaçlıyorlar ama kocasıyla beraber aralarındaki tutku ve sehvet kayboluyor.
Zor bir kitapla karşı karşıya olduğumu düşünmüştüm elime aldığımda, ama o kadar sarıyor ki kitap, bir de baktım bitmiş.

Hafif spoiler içerir!



Therese, halası ve kuzeni ile birlikte yaşayan uysal bir kız. Halası hastalıklı oğlunu kendisi ile evlendirdiğinde de sesini çıkarmıyor Therese, kabulleniyor. Ta ki, eşi arkadaşı Laurent'i eve getirene kadar. İşte bundan sonra olaylar karışıyor. Laurent'i gören Therese'nin duyguları birbirine giriyor, aklı karışıyor. Yasak da bir aşk başlıyor tabi ikilinin arasında. Peşinden de işlenen bir cinayet ile ikilinin psikolojisini okumaya başlıyoruz. Başta takmazlar kafalarına o kadar, boşverirler. Tabi ben bu kısımları okurken çokça sinirlenmiştim rahatlıklarına. Ama, sonuç itibariyle işledikleri suç onların peşini bırakmaz. Ruh hallerindeki değişimler gerçekten çok iyi işlenmiş.

Sevdiğim kitaplardandır. Okunmasını tavsiye ediyorum.
Natüralizmin yani doğalcılık akımının baş yapıtlarından biri sayılan Therese Raquin 1867'de yazılmıştır.

Therese, halasının hastalıklı oğlu Camille ile birlikte aynı evde büyümüş, mutsuz bir hayatı daha çocukken tanımıştır. Halasının sürekli oğlunun üzerine titremesi ve sanki Therese 'e de hastalıklı biriymiş muamelesi yapması bir süre sonra dayanılmaz olur.

İleri ki hayatında bu melankolik durumu kabullenen Therese halasının oğlu Camille ile evlendirilir.Oğlunun kariyeri için Paris'e taşınırlar ve bir tuhafiye dükkanı açarlar...(Asıl önemli kısım spolier içerdiği için kitabın olay kurgusunu tam olarak yazmıyorum.)

Kitap Paris sokaklarını ,insanlarını,atmosferi öyle güzel anlatıyor ki,hiç sıkılmadan okudum. Tutkunun nefrete nasıl dönüşebileceğini, vicdan azabını,korkuyu,cinayeti,seçimlerin o acımasız yükünü,yanlış ve doğru kararları kısacası gerçekleri tüm açıklığıyla aktarmış.Psikolojik kurgu ise şahane.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Ben de 2007 Varlık Yayınları basımı vardı,pek beğenmedim sizler başka bir çeviri bulursanız onu okuyun.
Natüralizm kitabın her bir noktasında hissediliyor ve buna bayıldım. Emile Zola'nın insanı bizlere bu şekilde anlatması her zaman hoşuma gitmiştir. Öneriyorum.
Ürpererek okuduğum kitaplardan biridir. Özellikle beraber işlenen cinayet ve sonrasında nehirde "yeşile dönen renkte bulunan ceset" hâlâ aklımın bir köşesindedir. Naturalizmin doruklarında gezen bir roman.
Anna Karenina, Madam Bovary, Eylül ve Therese Raquin...
Evli kadınları bir başka erkeğe iteleyen kuvvet neydi? Cemiyetin kurallarını aşındırmak, elindekini kaybetmeden bir diğerine de sahip olmak...
Satırlar boyu okuduğumuz ve kimi zaman tiksindiğimiz bu karakterleri içimizdeki çorak vadide yeşermek için çırpınan kokusu çekilmez zehirli bir vahşi gülün sembolü olarak görüyorum. Yasak olana meyilli ruhumuz açlığını kuytu köşede dindirmeye çalışırken henüz kendi ruhunun açlığına kulak vermemiş cemiyet üyelerince yargılanmak da ironik. İnsanlık içindeki kötülük tohumlarının üstüne toprak örterse biteriz. Çürütmeli o tohumu, çatlamadan.
Arzu, ihtiras, yaratılan fırsatlar... Giz!
Ne de aptalız bir diğerini aptal yerine koyarken. Tüm engeller kalktığında un ufak olacak isteğin hükmünde canavarlaşmak ne acı.
Okumalı azizim, okumalı.
spoiler istemiyorsanız hiç okumayın sonunu söyleyeceğim çünkü.

o kadar sıkıldım ki okurken ağlamak istedim. müthiş bir ruh darlayıcı. eğer katil olmayı düşünüyorsanız okuyun belki faydası olur. cahilliğimden dolayı da olabilir fakat polisiye seven biri olarak hiçbir zaman bir cinayet bu kadar sıkmamıştı beni. hayır sözde mutlu sonla bitti yani sonuçta katiller öldüler ve kurbanın annesi içini rahatlatan manzarayı gördü falan. bu daha çok "ıyhh" dedirtti. başta aldatma olunca şey diye düşünmeye başladım "herhalde eskilerin en büyük aksiyonu buydu, ne iğrenç" dedim. cinayet girince işin içine "tamam güzelleşecek" dedim. daha beter olacağını nereden bileyim. hep bir umutla devam ettim ama sanki bir sayfa diğerinin aynısıydı. cinayet işlendiğinden beri vicdan azabını anlattı adam ya başka hiçbir aksiyon YOK. çıldırcam! neden neden? şey güzeldi ama adamın resimlerini kurbanına benzetmesi bunu unutmam herhalde bir tek. artık resimlere de bir tuhaf bakacağım gibi duruyor tşk emile zola.
zola, bu eseri hakkında ''roman dikkatle okununca görulecektir ki, her bölum, meraklı bir fizyoloji olayının incelenişidir. '' demiş. kesinlikle. her satır sonrasında baş karakterlerin yaşadığı ruhsal bedensel değişimi hissediyorsunuz. ve samih tiryakioğlu'nun harika çevirisi de bu değişimi son derece lezzetli ve surukleyici hale getiriyor.
Zavallı anne sevgili evladının anısını yüreğinin derinliğinde saklayanın yalnız kendisi olduğunu anladı. Ağladı.
Emile Zola
Sayfa 110 - Kutup Yıldızı yayınları - Mart - 2015
Kendisine sevgisi olanları, merhamet edenleri sevdiğini zannederdi. Gerçekteyse kendi benliği içinde, herkesten uzak, yalnız kendi eğlencesini attıracak şeyleri arayarak yalnız kendini severek yaşıyordu.
Her akşam soğuk bir yataktan, her sabah bomboş bir günden başka bir şey getirmiyordu bu hayat ona.
Emile Zola
Sayfa 44 - Bordo siyah

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Therese Raquin
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
167
ISBN:
9789754340396
Kitabın türü:
Çeviri:
Samih Tiryakioğlu
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Ünlü Fransız yazarı Emile Zola adını 1867'de yayınladığı "Therese Raquin" ile duyurmuştur. 1898'de yayınladığı Dreyfus olayına ilişkin kitabından dolayı bir yıl hapse mahkum edilmiştir. Hastalıklı kuzeniyle evlenmek zorunda kalan, yaşamının renksiz ve tekdüze akışına boyun eğmişken acımasızca bir tutkuya kapılarak gözü kapalı atıldığı serüvenin acı sonuçlarına da katlanan bir kadını, Therese Raquin'in öyküsü bu. Şöyle der Zola bu romanı için: "Ben Therese ile Laurent'da tutkuların gizli işleyişini, içgüdünün itişlerini, bir sinir krizi sonunda meydana çıkan zihin bozukluklarını adım adım kovalamaya çalıştım... Amacım her şeyden önce bilimseldi... Ayrı mizaçta iki insan arasında olabilecek garip bir birleşmeyi anlatmaya çabaladım. Roman dikkatle okununca görülecektir ki, her bölüm, meraklı bir fizyoloji olayının incelenişidir..."

Kitabı okuyanlar 244 okur

  • BilgeSevgi
  • Pınar Unus
  • Zeynep Senyoruk
  • Setareye Soheil
  • Virginia Woolf
  • Nazlı
  • Mert
  • Ayşe Kadı
  • Nadya Ivanova
  • Sena

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.1
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%20.5
25-34 Yaş
%35
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%10.3
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.1
Erkek
%34.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14 (12)
9
%20.9 (18)
8
%30.2 (26)
7
%18.6 (16)
6
%4.7 (4)
5
%5.8 (5)
4
%3.5 (3)
3
%1.2 (1)
2
%1.2 (1)
1
%0