·
Okunma
·
Beğeni
·
2.463
Gösterim
Adı:
Therese Raquin
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143031
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Sevgililer ilk andan itibaren gereksinim duydukları bağı kaçınılmaz, doğal bir biçimde buldular. İlk buluşmalarında utanmadan, kızarıp bozarmadan, yakınlıkları birkaç yıldan beri sürüyormuş gibi senli benli konuşmaya başladılar, öpüştüler. Yeni durumlarını mükemmel bir sükûnet ve arsızlıkla rahatça yaşadılar.”

Zola, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açan romanı Thérèse Raquin’de, üç ana karakterin, birbirinden farklı üç kişilik yapısının çatışmasını inceler. Aşk ve ölümün tüm yanlarıyla işlendiği bu roman okurlarını hem şoke etmiş hem de büyülemiştir. Bayan Raquin, oğlu ve geliniyle taşradan Paris’e taşınır. Bayan Raquin’le Thérèse küçük bir tuhafiye dükkânını işletirken Camille de demiryolları işletmesinde çalışmaya başlar. Günler Bayan Raquin ve oğlu için huzurlu, Thérèse içinse sıkıcı bir biçimde geçip gider. Gençliğinin parmaklarının arasından kayıp gittiğini gören Thérèse’in tekdüze hayatı, Laurent’ın gelişiyle altüst olacaktır...
Dünyanın geri kalanı Zola'nın döneminde realizm akımı ile mücadele ederken, Zola bir tık öteye giderek natüralizm kavramını edebiyata kazandırmıştır. Karaladığı eserlerindeki sapkın davranışlarından dolayı hapse girmişliği de vardır. Tarzını ve dik kafalılığını D.H. Lawrence ile bağdaştırmak mümkün(aralarında her ne kadar bir yüzyıl olsa da) zira temsil ettikleri toplumları dehşete düşürmek konusunda yarattıkları etki neredeyse eşdeğer...
"Therese Raquin" Zola'nın ilk romanı. Bu romanda iyi karakter yok, "kötünün kötüsü" ve "kötünün iyisi" var. Herkes biraz pislik, herkes biraz ruhundan rahatsız. Literatürde türü "psikolojik roman" olarak geçiyor, romanda geçen en akıl almaz mevzu bile natüralist tavrından ötürü uygun bir açıklamaya ve mantığa sahip. Zola bu roman için "Ben Therese ve Laurent karakterlerinde tutkuların gizli işleyişini, içgüdünün itişlerini, bir sinir krizi sonucunda çıkan zihin bozukluklarını adım adım kovalamaya çalıştım. Amacım her şeyden önce bilimseldi. Ayrı mizaçta iki insan arasında olabilecek garip bir birleşmeyi anlatmaya çabaladım. Roman dikkatle okununca görülecektir ki, her bölüm, meraklı bir fizyoloji olayının incelenişidir" demiş.
Paris'in arka sokaklarında yaşayan romanımızın kahramanı Therese, hasta kuzeni ile evlenmeye zorlanarak hem gün geçtikçe çekilmez bir hale gelen hayatı, hem "hiç erkek gibi olmayan" kocası, hem de zalim halası ile mücadele ediyor. Sonra, Laurent çıkıyor karşısına ve devamında -kan, dehşet, halüsinasyon, entrika, sarsıntı- hepsi birden birleşip de geliyor.
Kitap, yazarın okuduğum ilk kitabıdır. Emile Zola okumaya neden daha çok bilinen Nana veya Germinal isimli eserlerinden biriyle başlamayıpta, daha az tanınan bu eserle başlamamın sebebi ise öncelikle yazarın uslubunu ve tekniğini görmek için kısa bir kitabını seçmek istememden kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi diğer kitapları genelde çok hacimli olduğundan olası bir okuma güçlüğü çekmemde yorulmamak için özellikle bu kitabını tercih ettim.

Kitabı büyük beğeniyle ve hiç sıkılmadan okudum. Yazarın muhteşem bir anlatım özelliği var. Bu durum daha kitabın ilk sayfasından başlayarak kendini gösteriyor. Harika bir yer ve kişi tasvirleri mevcut. Olayların anlatımı o kadar akıcı bir şekilde yazılmış ki , insanların iç dünya çatışmalarının felsefi yönünün ağırlıklı olarak anlatıldığı, kitabın ikinci yarısı bile, kesinlikle akıcılığından ve sürükleyiciliğinden hiçbir eksiklik hissedilmeden okunuyor.

Kitabın konusu, halası tarafından büyütülen ve yetişkin olduğunda da , beraber büyüdükleri halasının zayıf yapıdaki oğlu ile evlendirilen Therese Raquın ile beraber bu ailenin dramatik hikayesinin anlatımından ibarettir. Tabii ki kitaptaki esas konu bu evlilikten sonra gelişen olayların yansıtılmasıdır. Kitabın final kısmı hakkında ise herhangi bir yorum yapmak istemiyorum.

Ben bu kitabından sonra Emile Zola okumaya devam edeceğim. Özellikle yazarın, Yirmi yıldan fazla bir zamanda yazdığı, ülkemizde bir kaçı dışında diğerlerinin bulunmadığı veya çok zor temin edildiği toplamda yirmi kitaplık ''Rougon-Macquart serisi'' nden hiç olmazsa bulabildiklerimi okumayı düşünüyorum.

Müthiş bir beğeniyle okuduğum , aynı zamanda da yazarın meslek hayatının başlarında yayınladığı ve henüz ikinci kitabı olan bu eserin okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.792 okunma3.061 alıntı184.699 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.624 Oy)8.901 beğeni28.975 okunma864 alıntı140.896 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.542 okunma4.060 alıntı130.674 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.963 Oy)8.933 beğeni26.554 okunma2.715 alıntı115.974 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.707 Oy)5.808 beğeni19.849 okunma845 alıntı102.227 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.367 Oy)9.329 beğeni25.924 okunma1.863 alıntı119.985 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.519 beğeni34.841 okunma3.465 alıntı147.428 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.005 okunma855 alıntı90.794 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.345 Oy)5.134 beğeni17.100 okunma3.458 alıntı109.989 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.627 Oy)9.128 beğeni25.566 okunma1.594 alıntı128.300 gösterim
Sürprizlerle dolu bir hikâyesi olmasa da, kitabı merakla okudum. Yetişkinliğine kadar hastalıklarla savaşan ve bu hastalıkların etkileriyle yaşamak zorunda kalan Camille, birlikte büyüdüğü kuzeni Thérése ile evlenir. Thérése, sürekli fedakarlık yapan, evde söylenen her şeyi kabul eden, hatta fikri bile alınmayan yetim bir kızdır. Hasta olan kuzeniyle olan evliliği onu mutlu etmez üstüne gittikçe bozulan bir psikolojiyle hayatını sürdürür. Laurent ile başlayan macerası ise onları bir çıkmaza sürükler.
Betimlemelerini ve karakterlerin iç dünyalarını anlatan kısımlarını çok beğendim. Beklentimin yüksek olmadığı bir kitaptı fakat okurken oldukça etkilendiğimi söylemeliyim. Karakterlerin yaşadıkları bunalımları çok iyi hissettirdiği için belki de olayların içindeymiş gibi okudum kitabı. Tavsiye ederim.Keyifli okumalar...
Kitap hakkında biraz Spoiler vereceğim o yüzden şimdiden uyarıyorum

Bir cinayet etrafında insanın psikolojik iç çekişmelerini ele alan bir kitap. Betimlemelerinin muazzamlığına zaten daha öncesinden değinmiştim. Özellikle de mekan tasvirleri çok güzel. Orta sınıf bir ailenin mutsuzluğunu da anlatıyor diyebiliriz.

Ana karakterimiz Therese. Kendisini mutlu etmeyen ve heyecanlandırmayan bir evlilik yaparak mecburiyetten halasının oğluyla evleniyor. Devamında kocasının arkadaşı Laurent ile tanışıp yasak aşk yaşıyor ve Laurent'leyken kendini buluyor. Devamında beraber is birliği ile kocasını öldürüp mutlu olmayı amaçlıyorlar ama kocasıyla beraber aralarındaki tutku ve sehvet kayboluyor.
Therese Çingene ruhlu bir kadındır. Dağlara, taşlara ve hatta yerindeyse doğaya aşık bir kadındır. Kelebekler gibi yerinde duramaz uçmak ister lakin halasının yanında köreltilmiş, içimdeki ateş köz olmaya mecbur tutulmuş uysal biri haline gelir küçüklükten bu yana. Hasta ve ilaç kokan kuzeniyle evlenip kurtulacağını sanır ama yok yani olmaz iyiden iyiye depresyonun eşiğine sürüklenir dalgalarla. Ta ki Laurent ile geçen o akşama kadar. Genç bir kadını yasak bir aşk ve tutku dalgası sarana kadar yaşadığını bilmez olduğunun farkına varır. Zola'nın kitaplarında beni sıkan o sıradanlıktan ziyade bu kitapta sürüklendim. Betimlemeler ve psikolojik anlatımlar açısından inanılmaz derecede doyurucu bir kitap olarak gördüm. Keyifli okumalar...
Anna Karenina ve Madam Bovary'den beri okuduğum en ihtiras, nefret, sevgi, intikam, entrika dolu kitaplardan biri haline geldi. Zihnimin uç noktalarındaki Therese Raquin...

Kitabı elime aldığımda Nilüfer hocam 'neden bunu derste okunacak kitaplardan biri olarak seçsin ki' diye düşünmüştüm. Adına bakarak yanılgıya teşvik etmiş olabilirim kendimi. Fakat itiraf etmeden geçemeyeceğim. Kesinlikle Karşılaştırmalı Edebiyat alanında okutulacak eserlerden.

Emile Zola... Önceki paylaşımlarımda belirtmiştim Meyhane kitabına vurgun olduğumu. Bu kitabında ise zihnimi delip geçti.

Kitap hakkında neler yazabilirim, ne yorum yapabilirim bilmiyorum. Bütün kelimeleri birbirine karıştırır haldeyim. Hatta kelimelerden birkaç yazı inşa edebilirsem bu kitap üzerinden bir şeyler yazabilirim diye düşünüyorum.

Fakat şu an için kısa bilgilerle değinmek isterim.

Hastalıklı bir bedene sahip olan oğul Camille... Oğlunun üstüne titreyen, onu bir bebek gibi itinayla yetiştiren Bayan Raquin... Bir anda ortaya çıkarak babası tarafından halasına bırakılan kadın karakterimiz Therese... Hırslı, tutkun ve gözü kara bir karaktere sahip olan memur Laurent...

Hikayemiz babası tarafından halasının yanına bırakılan Therese'nin çocukluğundan başlar. Ardından evliliği... Evliliğinin muhteşem olay örgüsüyle entrikalara bürünmesiyle devam eder.

Karakterimiz daima sessiz, suskun, mıymıntı, içinde fırtınalar kopan biri... İlk sayfalarda pasif bir rolü olsa da zamanla aktif bir role bürünüyor.

Perşembe toplantılarına gelen eski dostların yanı sıra Camille'nin çocukluk arkadaşı Laurent de gelir. Therese'nin bu toplantılar esnasında durgunluğu, Laurent karşısında kayıtsızlığı içinden çıkılmaz hal alır, Therese'nin kendince. Ve öte yanda dostumuz Laurent de kendi çıkarlarının uğruna o evden çıkmamaya devam eder.

Ve olaylar çorap söküğü gibi sökülmeye başlar. 'Bir kitapta betimleme olmazsa olmaz' diyen bir kafadan olduğum için Zola benim imdadıma koşuyor. Bu durum diğer Dünya edebiyatı yazarlarında da öyle.

Zola'nın betimlemelerini okurken ruhumu kitabın içine salıvermiş gibi hissettim. Böylesi ruh tahlili yapılmaz. Hele ki o ihtirasların, heveslerin, ruh sarsıntılarının dile getirilişini unutmayacağım. Kitabın son anına gelene kadar karakterlerin geçirdiği dönemlerin üzerimde bıraktığı etki, eminim ki sabaha kadar geçmeyecek.

Kaçamak bir aşkın tutku, şehvet ve entrika dolu hikayesinden adeta tımarhaneyi andıran evin içerisindeki delilik bunalımına sürüklenmesine şahit olmak. Biraz aklı zorluyor. Hele ki o beklenmedik bir biçimde sahnelenen son var ya o an hiç akla gelmez.

Zola’dan enfes bir roman... Madam Bovary’i, Anna Karenina’yı sevdiyseniz bu kitabı da sevebilirsiniz.
Zor bir kitapla karşı karşıya olduğumu düşünmüştüm elime aldığımda, ama o kadar sarıyor ki kitap, bir de baktım bitmiş.

Hafif spoiler içerir!



Therese, halası ve kuzeni ile birlikte yaşayan uysal bir kız. Halası hastalıklı oğlunu kendisi ile evlendirdiğinde de sesini çıkarmıyor Therese, kabulleniyor. Ta ki, eşi arkadaşı Laurent'i eve getirene kadar. İşte bundan sonra olaylar karışıyor. Laurent'i gören Therese'nin duyguları birbirine giriyor, aklı karışıyor. Yasak da bir aşk başlıyor tabi ikilinin arasında. Peşinden de işlenen bir cinayet ile ikilinin psikolojisini okumaya başlıyoruz. Başta takmazlar kafalarına o kadar, boşverirler. Tabi ben bu kısımları okurken çokça sinirlenmiştim rahatlıklarına. Ama, sonuç itibariyle işledikleri suç onların peşini bırakmaz. Ruh hallerindeki değişimler gerçekten çok iyi işlenmiş.

Sevdiğim kitaplardandır. Okunmasını tavsiye ediyorum.
Uzun süredir kütüphanemde olmasına rağmen okumak için elime almamıştım . Nedenini kendim de bilmediğim bir iten kuvvet vardı sanki. Ancak kitabı okumaya yeltendiğim andan itibaren bırakılması güç bir kuvvetle beni kendine çekti . Karakterlerin farklı yüzleri ile olayların akışı birleşince oldukça etkileyici bir olay zinciri mevcut. Dili oldukça sade- anlaşılır , tavsiye ediyorum .
Ürpererek okuduğum kitaplardan biridir. Özellikle beraber işlenen cinayet ve sonrasında nehirde "yeşile dönen renkte bulunan ceset" hâlâ aklımın bir köşesindedir. Naturalizmin doruklarında gezen bir roman.
Natüralizm kitabın her bir noktasında hissediliyor ve buna bayıldım. Emile Zola'nın insanı bizlere bu şekilde anlatması her zaman hoşuma gitmiştir. Öneriyorum.
Natüralizmin yani doğalcılık akımının baş yapıtlarından biri sayılan Therese Raquin 1867'de yazılmıştır.

Therese, halasının hastalıklı oğlu Camille ile birlikte aynı evde büyümüş, mutsuz bir hayatı daha çocukken tanımıştır. Halasının sürekli oğlunun üzerine titremesi ve sanki Therese 'e de hastalıklı biriymiş muamelesi yapması bir süre sonra dayanılmaz olur.

İleri ki hayatında bu melankolik durumu kabullenen Therese halasının oğlu Camille ile evlendirilir.Oğlunun kariyeri için Paris'e taşınırlar ve bir tuhafiye dükkanı açarlar...(Asıl önemli kısım spolier içerdiği için kitabın olay kurgusunu tam olarak yazmıyorum.)

Kitap Paris sokaklarını ,insanlarını,atmosferi öyle güzel anlatıyor ki,hiç sıkılmadan okudum. Tutkunun nefrete nasıl dönüşebileceğini, vicdan azabını,korkuyu,cinayeti,seçimlerin o acımasız yükünü,yanlış ve doğru kararları kısacası gerçekleri tüm açıklığıyla aktarmış.Psikolojik kurgu ise şahane.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Ben de 2007 Varlık Yayınları basımı vardı,pek beğenmedim sizler başka bir çeviri bulursanız onu okuyun.
Emile Zola' nın okuduğum ilk kitabı . Dili akıcı .Betimlemeler ise okurken o anı yaşatıyor. Bir anne, oğlu ve Therese . İşlenen cinayet sonrası insanın vicdanının rahat olacağını sanıp da asla rahat olmaması ve ....Okunabilinir..
Zavallı anne sevgili evladının anısını yüreğinin derinliğinde saklayanın yalnız kendisi olduğunu anladı. Ağladı.
Emile Zola
Sayfa 110 - Kutup Yıldızı yayınları - Mart - 2015
Fakat işte her şeyi işittikten ,her şeyi öğrendikten sonra bütün acısını Içinde saklayarak sessiz ve haraketsiz kalmaya mecburdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Therese Raquin
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143031
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Sevgililer ilk andan itibaren gereksinim duydukları bağı kaçınılmaz, doğal bir biçimde buldular. İlk buluşmalarında utanmadan, kızarıp bozarmadan, yakınlıkları birkaç yıldan beri sürüyormuş gibi senli benli konuşmaya başladılar, öpüştüler. Yeni durumlarını mükemmel bir sükûnet ve arsızlıkla rahatça yaşadılar.”

Zola, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açan romanı Thérèse Raquin’de, üç ana karakterin, birbirinden farklı üç kişilik yapısının çatışmasını inceler. Aşk ve ölümün tüm yanlarıyla işlendiği bu roman okurlarını hem şoke etmiş hem de büyülemiştir. Bayan Raquin, oğlu ve geliniyle taşradan Paris’e taşınır. Bayan Raquin’le Thérèse küçük bir tuhafiye dükkânını işletirken Camille de demiryolları işletmesinde çalışmaya başlar. Günler Bayan Raquin ve oğlu için huzurlu, Thérèse içinse sıkıcı bir biçimde geçip gider. Gençliğinin parmaklarının arasından kayıp gittiğini gören Thérèse’in tekdüze hayatı, Laurent’ın gelişiyle altüst olacaktır...

Kitabı okuyanlar 307 okur

  • Sümeyye Doğan
  • süleyman

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0