Suçluyorum

Emile Zola
Çevirmen:
Tahsin Yücel
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Can Atalay…
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2023 141. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2023 19:31
Bu kitabın tek derdi var; hak, hukuk mücadelesi… Kim olduğunun, kimliğinin, dininin, dilinin, ülkenin, ne olduğunun önemi yok; sadece adalet çığlığın yüksek diye suçlanmak, sadece bu mücadeleye destek olduğun için suçlanmak… Kitabı okurken baştan sona aklıma gelen tek kişi, Can Atalay’dır. Haksızlığın, hukuksuzluğun, suçlanmanın bugün itibariyle ülkemizdeki en net adıdır; Can Atalay. Siyaset yapmak değil amacım, kaldı ki bugün itibariyle bu konu siyaseti aşıyor, yapılan hukuksuzluk karşısında bir ülkenin geleceği söz konusu. Biz şu anda yaşadığımız olaylar karşısında doğruları söylemeyeceksek, adil olan tarafı savunmayacaksak, bugün daha cesur olmayacaksak, daha yüksek sesle adalet istemeyeceksek, ne zaman isteyeceğiz? Sen bu satırları okuyup hala susan arkadaşım; Hukukun üstünlüğü, senin şahsi çıkarının üstünde olmak zorunda… Sen bugün susmaya devam edersen, yarın anayasal düzen ortadan kalkmış olacak… Ayaklar altına alınmasını görmezden geldiğin bu hukuk, bu adalet bir gün sana da lazım olacak! 09.11.2023
Hukuk ve Adalet
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
10/10
·48 syf.··
2021 89. kitabı
Suçluyorum, en sevdiğim yazarlardan biri olan Emile Zola’nın, 19.yy sonlarında Fransa’da Yahudi bir subayın haksız yere casuslukla suçlanmasıyla patlak veren Dreyfus Olayı karşısında tepkisini dile getirdiği, 13 Ocak 1898’de L’Aurore adlı gazetede yayımlanan, Cumhurbaşkanına Mektup alt başlıklı yazısı. Zola, zaten çok sevdiğim bir yazardı; toplamda 11 eserini okudum ve her birinde sevgim katlanarak arttı ama Suçluyorum yazısını ve Gerçek romanı okuduktan sonra artık bende yeri apayrı. Zola’nın büyük bir yazar olmanın yanında duyarlı bir vatandaş ve adaletsizlik karşısında sesini çıkarmaktan korkmayan yiğit bir sanatçı olduğunu gösteriyor bu eserleri. Emek (Germinal en büyük kanıtı), gerçek ve adalet Zola için çok önemli, eserlerinde altını defalarca çizdiği kavramlar ve ülkesinde bunların tehdit altında olduğunu hissedince, öfkesini ve üzüntüsünü çekinmeden dile getirmiş, en güçlü yönü olan kalemiyle. Toplumu çıkarları uğruna derin bir cehalet kuyusuna sürükleyen ve bu uğurda tutuculuğu azdırarak Yahudi düşmanlığını körüklemekten çekinmeyen kiliseye, iktidar uğruna bu cehaleti çıkarları doğrultusunda yönlendirmekten çekinmeyen siyasetçilere, yine toplumdaki konumlarını korumak için halkın bu şekilde yönlendirilmesinden faydalanan burjuvaziye (ki burjuvazinin olayla ilgili tutumuna Proust’un eserlerinden de aşinayız), kamuoyunu bu doğrultuda yönlendiren ahlaksız basına ve sözde itibarını korumak için doğruluktan sapıp halkın milli duygularını sömüren orduya öfkesini öyle bir kusmuş ki, her satırda ülkesine ve halkına içi parçalanan ve bir şeyleri değiştirmek için çırpınan bir insan olduğunu hissediyorsunuz. Suçluyorum yazısı yayımlandıktan sonra Zola, para ve hapis cezasına çarptırılmış, İngiltere’ye kaçmak zorunda kalmış (ki bunların hepsini bekliyormuş), kışlalarda
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
10/10
·48 syf.··
2025 16. kitabı
Émile Zola, “Suçluyorum” adlı eserinde dönemin Yahudi karşıtlığını, yani antisemitizmi, bir kişinin mahkemesi üzerinden çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Başarılı bir asker olan Alfred Dreyfus’un yalnızca Yahudi kimliğinden dolayı casuslukla suçlanması ve mahkeme kararıyla sürgüne gönderilmesi, dönemin adalet sistemindeki önyargıların açık bir yansımasıdır. Olayları dürüstçe araştırmaya başlayan Subay Picquart, gerçek suçlunun başka biri olduğunu anlar. Ancak üstleri tarafından uyarılır: Suçlanan kişi bir Yahudi’dir ve bu konunun kurcalanması istenmez. Bu noktada adalet arayan herkesin kafası karışır çünkü gerçek suçlu ortadadır, ancak mahkeme orduyu ve devleti koruma bahanesiyle yanlış kararı savunur. Tüm bu adaletsizliklere karşı Émile Zola, cumhurbaşkanına hitaben kaleme aldığı “Suçluyorum” adlı mektubuyla tarihe geçer. Bu cesur çıkış, yalnızca Dreyfus’un aklanmasına değil, kamuoyunun vicdanının uyanmasına da katkı sağlar. Sonunda adalet yerini bulur ve Dreyfus’un suçsuzluğu kanıtlanır. Bu dava, hukukun üstünlüğü yok sayıldığında neler olabileceğini ve insanların hayatlarının nasıl karartılabileceğini bize açıkça gösteriyor. Artık dünyada ayrımcılığı bir kenara bırakıp insanları yalnızca insan oldukları için değerli görme zamanı gelmedi mi?
1000Kitap
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2024 5. kitabı
2024 yılı Marcel Proust okumaları yılı olacağı için, Kayıp Zamanın İzinde serisinde de sık sık bahsedildiği söylenen Dreyfus Davası’nı daha iyi anlamak için Zola’nın SUÇLUYORUM’unu da okumak istedik kulüpten arkadaşlarımla. Dreyfus olayı 20 yy. sonlarında Fransa’da, Yahudi kökenli bir subay olan Alfred Dreyfus’ün haksız yere casuslukla suçlanarak, yüzeysel ve gizli bir yargılama sonrasında, 5 Ocak 1895’te karşı törene, rütbeleri sökülüp, kılıcı kırıldıktan sonra Şeytan Adası’na gönderilip, hapsedilmesiyle başlıyor. İlerleyen zamanlar dürüst bir subay olan Georges Picquart, binbaşı Esterhazy’den bir yazı bulur ve bu yazıyı bahsi geçen mektuptaki yazı ile aynı yazıdır. Başında Dreyfus karşıtı yazılar kadar, gerçek suçlunun Esterhazy olduğu yönünde de fikirler dolaşınca, Esterhazy için yargıç karşısına çıkmak kaçınılmaz olur. Ancak yalnızca üç dakika içinde oy birliği ile aklanır. Bu olaydan sonra, 13 Ocak 1898’de Zola SUÇLUYORUM’u yayımlar. Bu süreçte yaşanan olaylar devam ederken, cumhurbaşkanı bağışlama kararını 19 Eylül 1899’da imzaladığında, Dreyfus özgürdür. … #emilezola #alfreddreyfus #dreyfusolayi #sucluyorum #marcelproust
Bu Dâvet Bizim
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır
Puan vermedi·48 syf.·
2023 2. kitabı
"Dilsiz şeytan " sözü olanlara göz yummak ve kabullenmek anlamına gelir. Evet hepimiz "bana dokunmayan bin yıl yaşasın" metoduyla bakıyoruz hayata. Birçoğumuz başkaları haksızlığa uğradığında dilsiz şeytan oluyoruz; kendimizi karanlığın engin denizlerine salıveriyoruz.Halbuki yanlış yapıyoruz. Yanlış pencerelerden, kötü manzaralar izlemek zorunda kalıyoruz. Taa ki iğnenin ucu bize dokunana kadar... Taa ki o karanlık denizlerde köpek balıklarıyla karşılaşana dek uyanmıyoruz, sesimizi duyurmuyoruz.  Halbuki en başından beri haksızlık ve zulüm karşısında birlik olsak karanlıklardan gün yüzüne, aydınlığa çıkabiliriz. Yanmak için sıramızı beklememize gerek yok ortada bir yangın varsa elbet herkes bundan nasibini alır. Bilirsiniz yaşın yanında kuru da yanar. Susmayalım, susmayın sustukça hepimize sıra gelecek... Neyse kitabın konusuna aslında mektupların muhtevasına gelecek olursak. Aydın sıfatını her zerresini layıkıyla karşılayan karşılayan Emile Zola 19 yy. Fransasında yaşanan gerçek bir olaydan doğan liyakatsızlığı, ırkçılığı ve haksızlığı  gözler önüne seriyor. * Fransa tarihinde, kara bir leke olarak kalan Dreyfus olayını, araştırmanızı öneriyorum. Bu olay size başka coğrafyada yaşanan, benzer olayları ve daha kötülerini hatırlatacak Uyanmak için neden birilerinin bizi uyandırmasını bekliyoruz ? ***Bu arada bu kitabı görüp, okumama vesile olan Semih DoğanSemih Doğan abime teşekkür ederim
1000k
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
Suçluyorum
Puan vermedi·48 syf.··
2025 69. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 22:25
Kamuoyunu şaşırtmak, onu çileden çıkartmak ağır bir suçtur. Sıradan ve gösterişsiz insanları zehirlemek, gericilik ve hoşgörmezlik tutkularını körükleyip azdırmak, suçların en ağırıdır!  Tüm baskılara tüm aldatmacalara tüm saptırmalara karşın, dürüst insanlar tükenmez.  19. yüzyıl sonları Fransa'sında, Yahudi kökenli bir subayın, Yüzbaşı Alfred Dreyfus'ün haksız yere casuslukla suçlanmasıyla patlak veren Dreyfus Davası, yalnızca bir hukuk ve ayrımcılık skandalı değil, aynı zamanda başta ordu ve yargı olmak üzere ülkenin tüm kurumlarını temellerinden sarsan bir toplum olayıydı. Üzerine atılan haksız bir casusluk iddiası üzerine  Şeytan Adası’a ömür boyu sürgüne gönderilmiş olan Yüzbaşı Dreyfus’un cezasının arkasındaki dehşet verici  gerçekleri gören bir aydının (Emile Zola'nın) dönemin cumhurbaşkanına yazmış olduğu mektuptaki sorunların dava üzerinde yarattığı etki kaleme alınmıştır.  Arka kapaktan... Alfred Dreyfus, 1859'da Fransa'nın Mulhouse kentinde doğdu. Babası varlıklı bir Yahudi'ydi. Politeknik Okulu'ndan sonra subay olmaya karar verdi. Yüzbaşılığa kadar yükseldi. 1894 yılında, Savaş Bakanlığı'nda çalışırken Fransız ordusunun sırlarını Alman askerî ataşesine satmakla itham edildi. Suçlu bulundu, Fransız Guyanası'nda Şeytan Adası'nda ömür boyu hapse mahkûm edildi. Yetersiz kanıtlara dayanan yargılama sırasında, Dreyfus'ün suçlamayı reddetmesine karşın, hem kamuoyu hem de koyu Yahudi düşmanı bir kesimin başını çektiği Fransız basını, mahkeme kararını olumlu karşıladı. Ancak zamanla dava konusunda kuşkular belirdi ve Dreyfus yanlılarının sayısı gitgide çoğaldı. 13 Ocak 1898'de Émile Zola, L'Aurore ga-zetesinin başsayfasında "Suçlu-yorum" başlıklı bir mektup yayımlayarak, Dreyfus'ün mahkûm olmasına neden olan ırkçı tavrı ve Fransız kurumlarını
Dünya Klasikleri
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
10/10
·48 syf.··
2018 102. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2018 01:22
Suçluyorum bir mektuptur. Adaletsizlik ve ayrımcılık üzerine yazılmış bir mektup ... Emile zola tarafından Fransa Cumhurbaşkanına yazılmıştır. Bu mektup gazetelerde yayınlanmıştır. Mektubunda Drefyus davasının gerçek suçlularına değinmiş sahtecileri ortaya çıkarmak istemiştir. Dürüstlükten yana olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir : “ Benim görevim konuşmak , suç ortağı olmak istemiyorum. Yoksa gecelerim orada, işkencelerin en korkuncu içinde , işlemediği bir suçun cezasını çekmekte olan suçsuzun hayaletiyle dolup taşacak .” Suçsuzun savunucusu olmuştur bir nevi . Şimdi konu hakkında yaptığım ufak bir araştırmadan bahsedeceğim: “İntellectuel” yani aydın ... bu kelimeyi Drefyus’u suçsuz görenler için kullanılan aşağılayıcı bir kelime olarak seçmişler. Emile zola ilk aydın olmuş ancak son olmamış. Başka aydınlara da cesaret vermiş yazdığı bu mektup. Ressamlar, matematikçiler, bilim insanları vb. Böylece halk ikiye bölünmüş. Drefyusu savunan adalet yanlıları yani aydınlar ve Drefyus’u suçlayan yahudi düşmanları ... Peki ya nedir , kimdir bu Drefyus ? Alfred Drefyus bir subaydır. Tek suçu ise Yahudi olmaktır. Casuslukla, vatan hainliği ile suçlanır , yargılanır . Tek delil çöp kutusunda bulunan bir mektuptur. İddiaya göre o mektup Drefyus’un el yazısı ile yazılmıştır. Onun çöp kutusunda bulunmuştur. Daha sonra hakkında gizli dosya hazırlanır. Drefyus ve avukatının haberi olmadan yargıçlara gönderilir. Bu düpedüz haksızlıktır. Yargıçlarda bunun farkındadır ama susmayı tercih ederler. Böylece Drefyus suçlu bulunur. Aşağılayıcı yahudi karşıtı sözlere maruz kalır ve cezasını çekmek için Şeytan Adasına gönderilir. Tabii Zola’ya da yaptığı suçlama yüzünden dava açılır. Onu iftira atmakla suçlarlar ve yahudi dostu ordu düşmanı ilan ederler. Bir yıl hapis ve 3 bin frank para
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
9/10
·48 syf.·
2022 17. kitabı
SuçluyorumSuçluyorum Acaba su an dünyanın herhangi bir yerinde bir yazar bir cesaretle çıkıp böyle bir mektup yazabilir mi? Eskiden daha mı özgürdük? Yazarın haksızlıklara karşı koymak için yazdığı mektup çok etkileyici idi. Gerçekten takdir ettim. Yalın, etkili ve etkin bir üslupla olayları dile getirmiş. Yazarın cesur ve kendinden emin tavrından etkilenmemek mümkün değil. Kısa, öz ve kolay okunan bir kitap. Okuyacaklara tavsiye ederim.
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2019 63. kitabı
Merhabalar. Tahsin Yücel'in "öncesi ve sonrası" eklemeleriyle Zola'nın dönemin cumhurbaşkanı olan Félix Faure'e mektubunu okudum. Hayatımda bu kadar özgün, özgür, vicdan yoklayan, kendinden emin ve kararlı bir mektup okuduğumu hatırlamıyorum. Mektubu okumadan önce Dreyfus Davasıyla ilgili yazılar okumuştum Proust okumaları sayesinde fakat mektubu okuyunca bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim. Dreyfus Davası'nı duyduysanız da duymadıysanız da mutlaka bu mektubu okumanızı öneririm. Siz de Zola'nın "Üstelik bu insanlar uyuyabiliyyorlar, eşleri ve çocukları var, onları seviyorlar!" çığlığını okuyun...
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2022 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 20:31
Emile Zola, Fransız edebiyatının gerçek yüzüdür.Eserde haksız yere Şeytan Ada'sına mahkum edilen bir Yahudi'nin hakkını bir mektupla yani "Suçluyorum"la açıkça dile getirildiği anlatılmış. Mektup Fransa'da bir gazetede yayımlanmış ve halk yeni bir bakış açısı kazanmıştır. Eser, son derece akıcı ve anlaşılır. Bir kupa kahve bitimine kadar okuyabileceğiniz güzellikte. Okumanız bol olsun....
Edebiyat
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma

Yazar Hakkında

Emile ZolaYazar · 56 kitap
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.