Balıkçıl türünden kırmızı gagalı bir su kuşu. Devamlı su kenarında eğleşen bu kuş, susamış haliyle "ya su tükenirse ne içeriz" diye derdinden ne su içebilir ; ne de derdine bir çare bulabilirmiş. O susuzluk içinde bu dert ile ölen bu gamhorek (gam yiyen) de denir. Diğer adı mâlikü'l- hâzin ( hüzün sahibi) olan timar, uzun ayaklı siyah başlı imiş. Bir rivayete göre , su tükenirverir diye suyu azıcık içer ve asla suya kanamazmış.
Sevdiğinden sonraya kalmak dilermiş nefs-i bed
Kıssa-i nîgû-yı bûtîmâr geldi hatıra ( Es'ad Muhlis Paşa)
Birkaç günlüğüne takip edip sonrasında sessizce takipten çıkarak sahte bir 'hayran' kitlesi yaratma çabanız, edebiyatın o samimi ruhuna hiç yakışmıyor. İlgi alanlarımız uyuşmuyorsa en başından hiç yorulmayalım. Yok eğer mesele sadece takipçi sayınızı artırmaksa bari giderken nezaketen beni de listenizden düşürün. Raflarımız da niyetlerimiz de sade ve sahici kalsın...
Bir Katilin Tükenmez Kalemi, okurdan ciddi dikkat ve yorum çabası talep eden eser, ilk bakışta sade ve akıcı dile sahip olurken bu sadeliğin ardında yoğun ve kapalı anlam dünyası barındırıyor. Kolaylıkla okunur; ancak kelimelerin veyahut cümlelerin taşıdıkları anlamı kavrayabilmek için satır aralarında daha öncede belirttiğim gibi dikkatle ilerlemek gerekir.
Eserin belkemiğini oluşturan "Maktul kim, katil kim?" sorusu. Gerçekle sanrı arasında gidip geliyorsunuz. Gerçekten bir cinayet yok ama içinde öldürdüklerinin katili olarak kabul etmiş olduğunu düşünüyorum.
Lizbon’un sarı sokaklarından başlayıp zihnin zifiri kuytularına inen eser; alışmak, unutmak, doğum ve ölüm gibi ağır temaları şiirsel ama bir o kadar da sert üslupla harmanlıyor. Bilinçdışının yuttuğu acılar ve "yeryüzüne düşmüş bir göktaşı" kadar yalnız hissetme hali, yersiz yurtsuzluk kavramını edebiyatın imkânlarıyla yeniden tartışmaya açıyor.
Hazmı kolay olmayan ama zihinde uzun süre demlenecek, psikolojik derinliği olan eser arayanlar için doğru tercih olabilir.
Okumanız bol olsun.