Beyza Alkoç

Beyza Alkoç

Yazar
8.6/10
8bin Kişi
·
21,5bin
Okunma
·
1.318
Beğeni
·
39,4bin
Gösterim
Adı:
Beyza Alkoç
Unvan:
Wattpad Yazarı
Doğum:
15 Şubat 1996
15 Şubat 1996 tarihinde dünyaya gelen Beyza Alkoç bir İngilizce Mütercim Tercümanlık öğrencisidir. Küçük yaşlardan beri romanlar, senaryolar ve tiyatro oyunları yazan Beyza Alkoç'un ilk kitabı 2015 yılında yayınlanmıştır.
“İnsanın en büyük şanssızlığı birlikte eğlenebileceği insanların yanı başında değil kilometrelerce uzağında oluşuydu.”
"Juliet'im olmaya hazır mısın?"
Doruk'un sorusuyla birlikte şaşkınlıkla başımı kaldırdığım sırada,garip bir şey oldu. Ben daha cevap verecek kadar bile düşünmemişken diğer yanımdan kusursuz bir ses geldi. Onur'un sesi
"Çok heveslenme" diye mırıldandı."juliet, Romeo'nundur
448 syf.
·1 günde·2/10
Bu tür kitaplar okumak yerine nitelikli kitap önerileri duymak istiyorsan YouTube kitap kanalıma abone olabilirsin: https://www.youtube.com/...oHVW_FSN58EE52V193Ag

Nasıl ki "boş yapma, yıkık, duyar kasma, kral, düştüm, yorma reis" gibi kelimeler Z kuşağı turnusolü ise Beyza Alkoç'un Karantina serisi de bir o kadar Z kuşağı turnusolüdür arkadaşlar.

Bu incelemeye özel olarak farklı bir şey yapacağız, Google'dan 1000kitap'a yolu düşüp bu kitap yorumunu okuma ihtimali bulunan okurlar için her yorum yazan arkadaşa, gençlerin rahatlıkla okuyabileceği ve nitelikli bulduğum 2 adet kitap önereceğim. Belki genç arkadaşlar bir ihtimal yorumları okur da Karantina kitabından çok daha iyi ve küfürlerle değil kurguyla, olay örgüsüyle, toplumsal bir mesajla öne çıkıp edebiyatın gerekliliklerini sağlayan kitaplarla karşılaşırlar diye siz de 14-18 yaşları için uygun kitapları yorum olarak yazabilirsiniz.

Şimdi girelim bakalım... Karantinaya.

Kitabın adının devamı Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi olduğu için öncelikle bunun ne demek olduğundan bahsedeyim. Hristiyanlık inancında kıyamet alameti olarak ortaya çıkacağına inanılan dört atlıdır bu arkadaşlar. Bunu duyunca aklıma şöyle bir şey geldi... Sanırım bu kitap da Türk Edebiyatı'nın kıyamet alameti olarak ortaya çıkmış gibi görünüyor. Hatta koronavirüsten yaklaşık 2 yıl önce bir salgından ötürü karantinaya gireceğimiz konusunda kehanette bulunduğu için Beyza Alkoç, Ortaçağ'da yaşamış Nostradamus adlı kahinin reenkarne hali bile olabilir.

Lana Del Rey'in kendi şarkısında su-su-summertime summertime sadness demesi gibi bu kitabı okuduğum sırada benim de içimden "ka-ka-karantina karantina sadness" diyesim geldi sürekli. Hatta Çağdaş Türk Edebiyatı adıyla sürekli çok satanlarda bulunan ve içleri erkeğin kadın üstündeki tahakkümü, cinsiyetçi küfürler ve şiddet gibi alt metinlerle dolu bu tür kitapları, esas nitelikli Çağdaş Türk Edebiyatı yazarlarımız olan, halen yaşayan ve adlarını bir avuç insanın bildiği Serkan Türk, Pelin Buzluk, Mehmet Yılmaz, Mehmet Eroğlu veya Faruk Duman gibi isimlere tulum giydirip karantinaya almalıyız esas!

Dediğim gibi, kitabın her sayfası argo değil bildiğiniz ağır küfürlerle dolu, çocuklara ve gençlere kesinlikle önerilmemesi gerekmesine rağmen 1000kitap istatistiklerinde okuyanların %70'i 14-17 yaş arası çocuklarımız. Bu konu çok ciddi bir konu bence, zira gençlerimiz böyle kitapların içinde yazanları birbirine karşı söyleyip kendilerine örnek olarak alıyor. Kitabın içinde neredeyse her sayfada olan küfürleri incelemeye yazsaydım bu inceleme şikayet alıp kaldırılırdı, gerisini siz düşünün. Yani mesela Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli kitabını her ne kadar Türk Edebiyatı'nın en iyi eserlerinden biri olarak görsem de içeriğindeki cinsellik ögeleri ve klinik vakalar nedeniyle yine çocukların yaşına uygun bulmam, bulamam.

Ayrıca erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünün alt metinde sürekli işlenmesi demiştik değil mi... Hah işte. Bu konu çok daha sıkıntılı bir konu. Gerek Sümeyye Koç'un Hercai kitabında gerek Büşra Küçük'ün Kötü Çocuk kitabında gerekse de Beyza Alkoç'un Karantina kitabında alt metinlerde işlenen şey, erkeğin kadına psikolojik ve fiziksel tahakkümünün göze ısrarla sokulması. Siz bu kitapları önceden hiç duymamış olabilirsiniz fakat gençlerimizin büyük çoğunluğu bunları okuyor. Hatta Karantina kitabının içinde pek çok benzeri bulunan bir cümleyle örnek vereyim bu durumu:

"Bu iş bitene kadar senin sahibin benim. Ne dersem o!" (s. 36)

Wattpad'den ünlenip Çağdaş Türk Edebiyatı adıyla satılan pek çok kitabın içinde işlenen bir konudur bu: "Kadın köle ve erkek de efendi-sahip." Alttan alta gençlere aşılanan mesaj bu işte. Sürekli kadına hakimiyet kurulup o sanki bir köle gibiymiş gibi ve erkek de ona gücünü her şekilde kanıtlamalıymış şeklinde bir ima var. Beyza Alkoç'a sormak isterdim: "Sen de bir kadınsın Beyza ve 18 yaşın altındaki çocuklara okuttuğun bu kitabın içerisinde neredeyse her sayfada ağza alınmayacak küfürler ve kadının bir ezikmiş gibi gösterilmesi var. Genç nesli nasıl zehirlediğinin farkında mısın?" diye.

Kitabın içinden bahsetmek istediğim bir diğer konu, kitabın 137. sayfalarında yapılan ve birbirini en çok seven çiftin belirlendiği Romeo ve Juliet yarışması. Yani Shakespeare, Karantina kitabının bu kısmını okusaydı muhtemelen Romeo ve Juliet'i hiç yazmazdı ve şu anda mezarında kemiklerinin sızlamasını istemeyip bir krematoryumda cesedinin yakılmasını isterdi herhalde. Çünkü Beyza Alkoç, Romeo ve Juliet'i o kadar yanlış anlamış ki, onların masum, bilinçsiz, toy aşkı yerine burada erkeğin kadına tahakküm kurduğu, her sayfada görmekten şaşırdığım küfürlerden geçilemeyen ve hiç de masum olmayan bir aşk var.

Beyza Alkoç bir röportajında şöyle demiş : "Aslına bakarsanız Karantina basit bir fikirle ortaya çıkmış fakat benim içimde çok büyük bir yere sahip olmuş bir seri. İstediğim şey az önce bahsettiğim gibi okurlara çözebilecekleri bir bulmaca vermekti." Ben sana bulmacayı veriyorum kardeşim, katil Onur'un babası. Hepsi bu. Oh beee... Bak, kitabı okumana gerek kalmadı. Kocaman bir spoiler yedin ve zaten bütün kitap bu bulmaca üzerine kuruluydu. Hadi artık okuma böyle kitapları ve sana önereceğim, senin de yaşına uygun olan şu kitapları okumayı dene:

1- Dostoyevski, İnsancıklar
2- Yaşar Kemal, Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
3- Stefan Zweig, Gömülü Şamdan
4- Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde
5- Miguel de Unamuno, Sis

Beyza Alkoç, Z kuşağının ilgi ve beğeni müptelası Instagram hesapları için artık o kadar büyük bir tapınma kaynağı olmuş ki, muhtemelen Osho ve Kubrick'in Eyes Wide Shut filmindeki gibi Beyza Alkoç'un da kendisine özel mistik bir cemaati olsa gerek. Aksi takdirde kitapları kendi kimliği ve olgunlaşıp gelişmek için değil sosyal medyada ilgi görüp statü kazanmak için okuyan, bu kitabı Twitter Türkiye trendlerine bile sokacak kadar müridi bir araya toplamak gerçekten bir hayli zor görünüyor. Çünkü kabul etmek gerekir ki, bu kitap, bir kitap değil. Bu kitabın bir kitap olmadığı tartışılamaz, tartışılması teklif dahi edilemez.

Beyza Alkoç gibi kendini yazar sananların ve Sümeyye Koç gibi "Maddi anlamda epey rahatladım. Hayallerimi gerçekleştirebilecek paraya sahibim." deyip de kitaplarını yazanların kitaplarına para veriyorsanız Oğuz Atay'ın "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" demesi ve yaşarken değer görememesi, Robert Musil ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarların da borçlar ve açlık içinde ölmüş olmasını unutma. Bu, aklının bir köşesinde her zaman kalsın.

Kitaba 1 puan yerine 2 puan vermemin sebebi, yazarın kendisinin bu kitap için yazdığı önsözden dolayı. Kendisi 10 yıldır yazıyormuş ve samimi olduğunu düşünmek istediğim bir önsöz kaleme almış. Umarım yazarın kendisi bu incelemeye bir şekilde rastgelir ve eğer okursa düşünür "Acaba?" diye. Bizim zamanımızda herkesin kitabını okuyup sonrasında izlediği Twilight filminde Edward, Jacob, Bella üçlüsü olması gibi bu kitapta da Onur, Burak, Zeynep üçlüsünün genç okurların parasını, hayatlarını ve kitap zevklerini bir vampir gibi emmesi bir tek beni rahatsız ediyor olmamalı arkadaşlar...

İncelemenin başlarında dediğim gibi yazacağınız her yorum için 14-18 yaş aralığındaki çocukların ve gençlerin okuyabileceği 2 adet nitelikli kitap önereceğim.

Çabuk, Beyza Alkoç'un müritleri gelmeden...
senanur
senanur Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi'ni inceledi.
448 syf.
·4 günde·7/10
Zeynep Akay, kendini yürüyen felaket olarak adlandıran, gittiği her yere bela getirdiğine inanan hatta doğduğu andan itibaren lanetli olduğunu düşünen biri ve haksızda sayılmıyor. Zeynep yeni okuluna daha adımını attığı ilk gününde okul karantinaya alınıyor, bu da yetmiyor gibi genç kızımız bir de cinayete tanık oluyor. Yani cesedi buluyor. Tabii tek başına değil.

Ve konumuz da bu kısımda başlıyor. Zeynep'in kazara tanık olduğu ölen kız o ve onunla beraber cesedi gören soğuk ve duygusuz Onur'un bir anlaşma yapmalarına sebep oluyor.Mahşerin üç atlısıyla tanısmıs oluyor.Macera dolu bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.
472 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Hayatım boyunca okuduğum en güzel sayılı kitaplardan birisi. Abartmıyorum gerçekten efsane bir kitap. Bir mesafe aşkı hikayesi... Bu cümleyi şu an okuduğunuzda size basit gelebilir fakat kitabı elinize aldığınızda bu yazdığım cümle sizin için bir çok anlam ifade edecek. Kitapta okuduğum her yer o kadar güzeldi ki her yerin altını çizmek istedim. Kesinlikle okumalısınız... :)
384 syf.
Evet bitirdiğimde bu soruyu sordum kendime. Neden okudum ki? Kitap mıydı şimdi bu?
Evet burda yazarları eleştirince, yazamıyorsanız yazmayın diyince bazı şahıslar “Herkes istediğini yazmakta özgür” diyerek çıkışarak savunmaya kalkıyorlar. Şimdi bir daha açıklık getirelim neden böyle kitaplar basılmamalı:

Öncelikle bu kitaplar hep liseli ergenlere, aklı bir karış havada gezen hayatta daha tutunacak yer bulamayanlara hitap ediyor. Ki çoğu kitapta da karakterlerin yaş ortalaması zaten 16-20 arası oluyor.

Kitapta konu hiç şaşmadan aşk olur. Başka bir yerden girse bile sonunu hep aşka bağlar. Kitapta öyle bir hava yaratılır ki, sanki liseli olmak hayatının aşkını bulacağın yaş. Ve karşına çıkacak olan erkek (erkekleri kitapta öve öve bitiremezler) senin beyaz atlı prensin olacak ve bir ömür elini bırakmayacak.

Şimdi ben aşka karşıyım gibi anlaşılmasın sevgini insan kendi içinde hisseder ve böyle kitaplardan öğrenilecek bir şey değil. Ama bu kitapları okuyan ergenlerimiz kendilerine her seni seviyorum diyeni beyaz atlı prensi sanarak gençliğini yakıyor yada beyaz atlı orensi olmadığı için depresyonlardan depresyon beğeniyor.

Şimdi sizce bu kitapların basılması iyi bir şey mi kötü bir şey mi?

Daha karar vermeyin biraz da bu kitaptan bahsedeyim
SPOİLER yeseniz de yemeseniz de aynı. Zaten tüm kitaplar gibi bunun da ana teması AŞK :Dd

İki evli çift. Birinin kocasıyla diğerinin karısı asansörde kalıyor ve nasıl oluyorsa birbirine aşık oluyor... Ve ne tesadüfse ikisi de sevmiyormuş eşlerini :/. Sadece bir hafta birbirilerini görmelerine rağmen delice aşık oluyorlar hatta kız bu adam için kocasına boşanma davası açıyor... Mantık aramayın çünkü yok.

Evet yazarımız daha ergenlik dönemlerinde yazmış bu kitabı. Ben bu kitabı kötüleyince “ ya yazarın ilk kitabı daha amatördü o yüzden kötüğ” diyen şahıslar. Zaten benim en tuhafıma kaçan da bu. Daha ergen yaşta (14 yaşında) böyle cinsel içerikli, iğrenç bir kitap yazacak kafada olması normal bir şey mi? Liseli bana göre daha hayata bakış açısı gelişmemiş insandır. Nasıl bir ruh hali olmalı ki insan oturup tamamen cinsellik konulu böyle bir kitap yazsın (Hem de amerikan dublajı aksanıyla :/).

Zaten burdan da bu kitapları yazarın kafasında olanların okuduğu için beğenildiğini anlayabiliriz.

Neyse arkadaşlar fazla uzattım. Okumayın okutturmayın!
448 syf.
·Beğendi·10/10
Mahşerin dört atlısı
1 günde aşkla okudum resmen. Akıcı olması eğlendirmesi üzüntüyü hissettirmesi muazzam bir şeydi. Abartmiyorum bayıldım. Resmen Onur ve Zeynep i iki adım öteden izliyor gibi kitabı yaşadım.
360 syf.
·3 günde
Serinin ikinci kitabı da bitti.
Türü tahmin edileceği gibi gençlik romanıydı, kitapta güldüğüm ve gözlerimin dolduğu yerler oldu ama genel olarak sonlarda baya sinirlendim, yani sinirden güldüm o derece. Hayatımda en nefret ettiğim şeylerden biri yargısız infaz edilmesi ve İzmir bunu yaparak çok sinirimi bozdu, bir an dövesim gelmedi değil hani.

Bunlar dışında kitap sanki biraz gereksizce uzatılmış gibi geldi, yani 2 kitap yerine bir kitap da olabilirdi ama böyle de fena değildi, dediğim gibi sadece biraz uzatılmış, hani biraz kısaltılarak tek kitap halinde basılabilirdi.

Kitabın iç tasarımı hoşuma gitti, yani insanı okumaya teşvik ediyor, bunu çok sevdim. ❥

Genel olarak her tür okuduğum için bu kitabı da sevdim, gençlik ve aşk romanlarını sıkıldıkça okurum. Sevmediğim kitap sayısı çok çok nadir zaten.

Not: Yaşamadığım aşk acısını yaşadım resmen.
Şekerim biliyorsunuz sizden gelen talepler üzerine kendimi feda edip böyle saçma kitapları okuyarak, okuyacak olanları vazgeçirmeye çalışıyorum. Bu sefer ki kurbanımız da Şeyma Ay 'ın onerisiyle bu kitap oldu. Öncelikle bu kitabı yazan kızın elinden kalem, klavye ne varsa alın bir daha yazılı iletişim kurmasını engelleyin ayol. Yazara sesleniyorum, Beyza kızım sana okuma yazma öğreten kimse acaba farkında mıydı bir gün Türk edebiyatının içine eden bir şeyler yazacağının. Bilse heralde seni cahil bırakırdı ki zaten cehalet çizgisinden çok uzaklaşamadığın yazdıklarından anlaşılıyor!

Neymiş efendim bir kız evleniyor bir de çocuk aynı otelde bunlar kız evlendiği adamı sevmiyor çocuk da evlendiği kızı birlikte asansöre biniyorlar asansörde mahsur kalıyorlar. Birbirlerinden hoşlanıyorlar sonra ikisi de evlendikleri kişi yerine birbirlerini seçiyorlar vs. Yani saçmasalak bir pembe brezilya dizisinde izleyip iğreneceğiniz ne varsa tüm bayağılı ile bu kitapta sizi bekliyor. Hiç şaşırtıcı olmayacak şekilde cümleler basit, konu işleme sıfır, karakter derinliği sıfır, kurgu sıfır. Berbat bir kağıt israfı.

İnsan olan okumaz bunu. Çünkü insan düşünen bir varlıktır değil mi şekerim? Zeka ürünü olmadığı belli olan bu kitap cidden okunabilecek bir şey değil. Ben de yarım bıraktım zaten dayanamadım.

Abi neden kızlar aşk ve seks olayına bu kadar saplantılı şekilde bağımlı anlamadım. Ya bir kurgu yazın ne bileyim ustaca bir cinayet olabilir ya da macera kitabı yazın. Aksiyon yazın. Alt metni olan bir şeyler olsun. Okuduklarımızdan dersler çıkarabilelim değil mi? Yok lanet olsun hep böyle hangi genç kız kime aşık olacak, kızlığını kime bozduracak, hangi erkekten dayak yiyecek, hangi erkek tarafından aldatılacak kime aşık olacak falan filan...

Bunları okumaktan keyif alan biriyle ne sohbet edilir ne oturulup bir çay kahve içilir. Bu tarz kitapları keyifle okuyan birine diyebileceğim tek şey : "vah zavallı"

Bir başka berbat kitap uyarısında buluşmak üzere şekerim. Kötü kitaplar okumayın. Geri dönüşüme verin güzel kitapların basılması için kullanılsınlar.
472 syf.
·2 günde·8/10
Arkadaş zoruyla wattpad' de yarısını okumuştum, çıkınca yarısını da okudum. Beyza Alkoç, Karantina ve Asansör'ün kapaklarıyla ilgi çeken bir yazar. Bu kapak da gerçekten güzeldi.

Klasik bir wattpad kitabı değil. Yazarın dili de kuvvetlenmiş ve yazarın heyecanı size de yansıyor.

Konusu, Tumblr da gezinen İzmir 'Artık uyu' mesajı alır mesajı atan kişiyle konuşur. Bu kişi Ege! Ege Fransa'da yaşıyor. İzmir ve Ege'nin mesafe aşkını okuyoruz. İzmir'in Ege'sine kavuşma hikayesi.

Kitapta alıntı yapılabilecek cümle çok fazla var. Mesafe aşkı anlatılıyor ve güzel yansıtılmış. İki karakteri de çok fazla sevdim. Hem üstüne çok konuşulabilecek hem de az konuşulabilecek bir kitap.

Not; Eğer sosyal medyaya ara vermeyi düşünüyorsanız bence okumayın çünkü Tumblr hesabı açıp aktif olmak isteyebilirsiniz :)
Baştankara
Baştankara Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — Dördüncü Perde'yi inceledi.
336 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Kitabı okurken sık sık şu soruyu düşündüm: Konunun, bu kadar uzatılmasına gerek var mıydı? Zira kitap boyunca hep aynı şeyleri okuyormuş gibi hissetmekten kendimi alamadım.

Bu kitabın başlarında da bir kaçma ve kovalama durumu var. İkinci kitapta Onur, Zeynep'ten kaçıyordu, bu kitapta Zeynep, başına gelen olay yüzünden Onur'dan kaçıyor. Pek tabi Onur peşini bırakmıyor. Kavuşuyorlar, ayrılıyorlar, peşlerindekiler rahat vermiyor, belalar yakalarını bırakmıyor...

Zeynep'in durumunu, Burak ile olan dostluklarını -Burak seride en sevdiğim karakter bu arada-, ormandaki sahneyi, Onur'un tepkilerini, bu dörtlünün arkadaşlıklarının bu denli güçlü oluşunu çok severek okudum, evet. Özellikle, Zeynep'in sakladığı olayın ortaya çıkmasından sonraki bölümleri çok sevdim. Ama yine de birçok olayın kendini tekrarladığını, konunun fazlaca uzatıldığını, yaşanan bir iki aksiyon sahnesinin ve finalde ki olayın da çok geçiştirilerek yazıldığını düşünüyorum.

Dördüncü kitabı okurken bile konunun fazla uzatıldığını düşünen biri olarak, bu kitabın son kitap olmadığını öğrenince yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam. Bu kitapla seriyi bitirmek yerine, bir kitap daha yazmanın gereği var mıydı sahiden? Seri, pekala bu kitapla bitebilirdi. Neden beşinci kitap olacak anlamış değilim. Yine de bu noktaya kadar gelmişken, zannediyorum çıkınca son kitabı da okurum. Umuyorum yazar, seriye güzel bir veda kitabı yazar.
472 syf.
·9 günde·9/10
Hiç dokunamadığınız,göremediğiniz,duyamadığınız, birini sevmeye devam edebilir misiniz?
Az çok duyabiliyorum sizi mesafeler engel değil kalpteki sevgi önemli diyorsunuz...Ama ya bir an da bıkarsanız...
Ege ile İzmir asla bıkmadı,mesafelerin onlar için pek etkisi yoktu.Onlar sadece aynı gökyüzünün altında ortak noktaları olan Ay'a bakıp göz göze gelirlerdi.Onlar için kilometrelerce uzaklık önemli değildi.

Bu bi mesafe aşkı hikayesi,bazı noktalarda güldürdü bazı noktalarda hüzünlendirdi.Sayfaları çevirdikçe hızlandığınızın farkında bile olamıyorsunuz.Sanırım bu kitap bağımlı yapıyor;) Kesinlikle aşk acısı çekenlere veya hayatına yeni bir sayfa açanlar için okunması gereken bir kitap.Fakat bende bu iki olay olmamasına rağmen çok beğendim diyebilirim.Olayların akışı insanı her an başka olaylara çekiyor ve heyecanınızı bastıramayıp daha fazla okuma hevesi artıyor.Bence bi şans verin bu kitaba.Seveceksiniz:)

“İnsanın en büyük şanssızlığı birlikte eğlenebileceği insanların yanı başında değil kilometrelerce uzağında oluşuydu.”

Kitapla kalın:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Beyza Alkoç
Unvan:
Wattpad Yazarı
Doğum:
15 Şubat 1996
15 Şubat 1996 tarihinde dünyaya gelen Beyza Alkoç bir İngilizce Mütercim Tercümanlık öğrencisidir. Küçük yaşlardan beri romanlar, senaryolar ve tiyatro oyunları yazan Beyza Alkoç'un ilk kitabı 2015 yılında yayınlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 1.318 okur beğendi.
  • 21,5bin okur okudu.
  • 941 okur okuyor.
  • 10bin okur okuyacak.
  • 286 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları