1000Kitap Logosu
3391 Kilometre
3391 Kilometre
3391 Kilometre

3391 Kilometre

3391 Kilometre #1

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.7
2.620 Kişi
7,5bin
Okunma
2.677
Beğeni
131bin
Gösterim
472 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 13 sa. 22 dk.
Adı
3391 Kilometre (3391 Kilometre #1)
Basım
Türkçe · Türkiye · İndigo Kitap · Nisan 2018 · Ciltli · 9786052361726
Orijinal adı
3391 Kilometre
Diğer baskılar
3391 Kilometre
3391 Kilometre
Bir Mesafe Aşkı Hikâyesi Yağmur böyle güzel yağar mı bir daha şimdi çıkıp ıslanmazsak? “O gün, bana ‘Sinemaya gidelim mi?’ diye sordu. 3391 kilometre öteden, şehirlerce, denizlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkânsız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?’ dedi…” Aylarca sesini duymadığınız, yüzünü görmediğiniz, dokunmadığınız, kokusunu almadığınız, aynı sokaktan geçme ihtimalinizin dahi olmadığı, aynı fotoğrafın içinde bile bulunamayacağınız, sizden kilometrelerce, hatta denizlerce, adalarca ve şehirlerce uzakta olan bir insana âşık olur muydunuz? Kendinize yapar mıydınız bunu? Bu hikâye, uzak bir ilişkinin hikâyesi! Birbirlerini görmeden ve duymadan, aylar boyunca gece gündüz konuşan; birbirlerine bu kadar uzak, ama bir o kadar da yakın olan; aralarına giren onca kilometreye rağmen birbirlerine âşık iki insanın hikâyesi! Burası bizim gezegenimiz, burada her şey anını bekler. Burası, bizim 3391 kilometrelik gezegenimiz… “Seni görmem için yanımda olmana gerek yok. Gözlerim kapalıyken de görebiliyorum seni. Zaten seni gözlerim kapalıyken görebiliyorum sadece…”
7 mağazanın 14 ürününün ortalama fiyatı: ₺28,88
8.7
10 üzerinden
2.620 Puan · 324 İnceleme
Oğuz Aktürk
3391 Kilometre'yi inceledi.
472 syf.
·
1 günde
·
2/10 puan
Gördüğünüzde 3390. Kilometreden Geri Dönmeniz Gereken Kitap
YouTube kitap kanalımda Beyza Alkoç'u ve 3391 Kilometre kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: youtu.be/2Ia6xxuNANg Bu kitap yorumuna yazar Beyza Alkoç'un Karantina serisine yazdığım kitap incelemesi için kendi Instagram hikayesinde paylaştığı düşüncelerini göstererek başlamak istiyorum: i.ibb.co/R36vN3b/IMG-2450.jp... Karantina #79563128 incelemesinde bahsettiğim gibi kitabın neredeyse her sayfasında ağza alınmayacak küfürlerin olması, erkeğin kadın üzerinde sürekli bir sahiplik ve himaye iddia etmesi ile Alkoç'un çoğunluğu çocuklardan oluşan takipçi kitlesinin edebiyat zannedilen bir iğneyle uyutulmasını yazdıktan sonra kendisinin bana cevabı, edebi açıdan söylediklerime bir antitez bulabilmek yerine doğrudan "şizofrenik" olduğumu söylemek oldu. İncelememde yazdığım şeylere hiçbir cevabı olamadığı için ilkokullu çocukların birbiriyle olan kavgası gibi argümanlarımla alakası olmayan bir yorum yapmayı tercih etti. 3391 Kilometre kitabı incelemesine özel olarak farklı bir şey yaptık, Google'dan 1000kitap'a yolu düşüp bu kitap yorumunu okuma ihtimali bulunan okurlar için her yorum yazan arkadaşa bu sefer, ölmeden önce okunması gereken değil okumadan önce ölünmesi gereken 1 adet kitap önerdim. Böylece hangi kitapları okumamamız gerektiğini anlayarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmeyeceğiz. Hatta belki de genç arkadaşlar bir ihtimal yorumları okur da bunun gibi kitaplarla vakit kaybetmek yerine çok daha iyi ve nitelikli kitaplarla karşılaşırlar diye siz de değerli vaktimizi kaybetmemek açısından okumadan geçebileceğimiz kitap "önermeyiş"lerinde bulunabilirsiniz. Mesela, vakit kaybetmemeniz için okumamanız gereken bazı kitaplar: 1- Beyza Alkoç, Karantina 2- Büşra Yılmaz, 4N1K 3- Murat Övüç, Yanık Görümce Öncelikle kitabın kapak tanıtımından başlamak istiyorum: i.ibb.co/nrzRWdv/00017518780... Bu tanıtım öyle bir tanıtım ki, kitap resmen mumlarla ve led ışıklarla birlikte Instagram'daki kitap fotoğrafçılarının kutsal ayinlerinin yerini almak için bekliyor. Çünkü sosyal medyadaki etkileşim müptelaları yüzünden özellikle de yeni kuşaktaki çoğu gencin, kitapları kendi kimliklerine katıp olgunlaşmak için değil, sosyal medyada ilgi görüp statü kazanmak, arkadaşlık gruplarına kabul edilmek ve birileri tarafından onaylanmak için okuduğunu fark ettim. İşte bu yüzden de kitabın bize içerik olarak kattıklarına değil, Instagram Edebiyatı üzerinden ilerleyen, kapağa ve görünüşe tapan, şekilciliği kendine biat edinen, edebiyatın işlevlerini boşaltan ama takipçi sayılarının yükselmesini arzulayan sanal bir “çok satan kitaplar” çağı içerisinde yaşıyoruz. Bir kitap düşünün, başlangıç cümleleri "Ayaklarıma baktım. Ayaklarımdaki siyah Vans ayakkabılarıma, kenarlarındaki beyaz çizgilere. İkisinin zıtlığına, zıtlığının güzelliğine." (s. 3) şeklinde. Hani çayın, kahvenin, pastanın veya çöreğin edebiyatını gördüm de neredeyse asgari ücretin çeyreği miktarında 500 liraya satılan ve hiçbir ekstra özelliği olmayan Vans ayakkabıları üzerinden edebiyat yapana da ilk kez rastlıyorum. Büyük resmi görme kursundan henüz çıktığım için buradaki öncelikli amacın Z kuşağının ilgi alanlarına oynamak ve onların duymaktan hoşlanacağı bir şeyler söylemek olduğu aşikar. Bir gün durmadan koşmaya başlayan bir film karakteri olan Forrest Gump'ın yolda görmesi halinde 3390. kilometrede aniden durup geri döneceği bu kitabı, İsmail YK'nın Şappur Şuppur şarkısına benzettim. Çünkü içerisinde o kadar çok "Beni beğeneni ben ben beğenmem. Benim beğendiğim ise beni beğenmez" minvalinde cümleler var ki, bunlardan sadece bir tane örnek vermek istiyorum: "Benden giden kimse olmadı. Çünkü bana gelen kimse olmadı. Ben de kimseden gitmedim. Çünkü ben de kimseye gitmedim." (s. 6) Demek ki ben de yazacağım kitapta "Al dedi çocuklarını dedi çocuklarını istiyorsan dedi kendini dedi al kendini dedi git dedi nerde kalırsan kal dedi bana" şeklinde cümleler yazarsam binlerce kişi tarafından okunabilirim gibi görünüyor. Acaba Beyza Alkoç bu kitabını yazarken İsmail YK ile birlikte mi çalışmıştı? Kafamda deli sorular... Zaten bütün kitabın konusu İzmir ve Ege adında iki aşığın en sonunda birbirine kavuşması üzerine kurulu. Karantina kitabı incelemesinde yaptığım gibi yine bilinçli olarak spoiler verip bu kitabın sayfasına giren heyecanlı Alkoç müritlerini üzüyorum. Ayrıca kitabın tamamının Whatsapp konuşmaları üzerinden gitmesi, Beyza Alkoç'un İsmail YK sponsorluğunun yanısıra bir de Mark Zuckerberg sponsorluğu da mı var acaba diye sorgulatıyor... Gördüğünüz gibi normal dünyada asla bir araya gelemeyecek üç adet ismi yan yana düşündürebilme başarısıyla Beyza Alkoç, "paralel evren edebiyatçısı" şeklinde bir lakabı da hak ediyor. Dünyanın farklı yerlerinde de olsa aynı gökyüzüne baktıklarını fark eden gençlerin astronomları ve astrologları şok ettiği bu kitapta, İzmir ile Ege'nin aşkını okuyup ikisinin Eyfel Kulesi önünde fotoğraf çektirme hayallerini takip ederken Eyfel Kulesi mimarı olan Stephen Sauvestre'nin Eyfel kulesini tasarlamayıp o demirlerin demir atölyesinde hiç üretilmemesini, Ege Bölgesi'ndeki levhalar ilk kez oluşurken dağların kıyıya dik olarak uzanmayıp İzmir'in üzerinden paralel olarak geçmesini ve hatta bulunduğum konumdan 3391 kilometrelik bir daire çizerek bu kitabın bu daire içerisine hiçbir zaman sokulmamasını düşündüm. Yani tam olarak şöyle: i.ibb.co/BzyF0Tg/3391-km.jpg Ayrıca kitabın içerisinde öyle başkası adına utanılacak bölümler vardı ki, onlardan sadece birisini göstermek istiyorum: "Ege'nin takipçi sayısı daha geçen hafta 474'tü. Şimdi ise 477 olmuştu. Bunu hatırlıyorum çünkü ona uğurlu sayılarımın 4 ve 7 olduğunu söylemem üzerine bana takipçi sayısının 474 olduğunu söylemişti. Şimdi ise takipçi sayısı 477 olmuştu. Kimdi bu üç kişi?" (s. 356) Derde bakar mısınız? Eskiden toplumcu gerçekçi ya da birey psikolojisine eğilen yazarlarımız yaşadıkları dönemde bile hak ettikleri değeri bulamamışken, kitabının tamamını Whatsapp konuşmaları üzerinden kurgulayan ve takipçi sayılarını dert edinen insanları anlatan bu kitap binlerce kişi tarafından okunuyor. "Tabii ki de para vermedim yayınevi" şeklinde e-kitaptan okuduğum bu kitabı, diğer insanların neden okuduğuna bir türlü anlam veremiyorum. Gelelim kitaba neden 1 değil 2 puan verdiğime... Kitabın bir bölümünde Friends dizisinin geçmesini hoş bir ayrıntı olarak gördüm. Çünkü yeni kuşaktansa çoğunlukla eski kuşağın sevdiği bir dizidir. Ayrıca yazarın küfür dolu Karantina serisinden sonra yeni kitabı olan 3391 Kilometre'de küfrü çok az yerde kullanmış olmasını olumlu bir gelişim olarak görmek istedim. 94. sayfada "Merhaba, ben Acı" ile başlayan ve acının kişileştirildiği bölümü yine sevdim. Aslında yazar kendisini bu konularda geliştirse bir potansiyeli olabilir. Fakat kitabın tamamı Whatsapp konuşmaları üzerinden iki insanın birleşme hikayesi olunca ister istemez oldukça gereksiz ve edebi anlamda boş bir kitap olduğunu da kendisi bize söylüyor. Benim arkadaşlarımla yaptığım Whatsapp konuşmalarım eminim ki çok daha edebidir... İncelemenin başlarında dediğim gibi yazdığınız her yorum için vakit kaybetmemeniz açısından okumamanız gereken 1 adet kitap önermeyişinde bulundum. Çabuk, Beyza Alkoç'un müritleri gelmeden...
3391 Kilometre
8.7/10
· 7,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
27
768
Ardağ
3391 Kilometre'yi inceledi.
♡ Ege ve İzmir♡
"Dünyanın farklı yerlerinde de olsak aynı gökyüzüne bakıyoruz... " Aptal Ege ve Aptal İzmir'in büyük aşkı diyerek başladık bu yola.Mesafelerin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini öğrendik bu kitapla.Beyza Alkoç gerçekten de insanın en derinlerinde sakladığı duyguları gün yüzüne çıkartabiliyor. "Yağmur böyle güzel yağar mı bir daha,şimdi çıkıp ıslanmazsak..? "
3391 Kilometre
8.7/10
· 7,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
42
Yaz Yağmuru
3391 Kilometre'yi inceledi.
KESİNLİKLE OKUMAMALISINIZ!! Yanlış şeyleri empoze ettiğini düşünüyorum... Örneğin erkeğin kadının üstünde sahiplenme duygusu... Sen benimsin tarzı cümleleri hiç sevmem:) Sürekli bir sahiplenme, benimseme duygusu var.. Yani... Anladığınızı düşünüyorum beni... En dikkatimi çeken de tumblr uygulamasında tanıştığı biri ile hiç tanımadan kızın numarasını vermesi oldu... Çok sinirlendim açıkçası... Biliyoruz ki internetten sürekli kandırmalar oluyor! Bunları görüyorken bu kitap neden? Neden hemen tanıştığımız kişiye güvenmemiz gerektiği empoze ediliyor? Neden yapıyor bunu beyza alkoç? Küçük bir detay olabilir kitapta fakat benim için büyük sorun! Sizce de öyle değil mi? Çok saçma bir kitap olmuş.. Bir başka diyeceğim sorun, yazarın duyguları iyi hissettirememesi... Bence duyguları hissettiremiyor! Yazar değil çünkü... Saçmalamış... Öyle çok vıcık vıcık duyguları anlatmış yani hiç gerçekçi duygular değil bence... Kitabı yazarken anı yaşamak gerek... Bunu başardığını düşünmüyorum yazarın... Yaşayamamış, saçmalamış, yanlış şeylerin yapıldığı bir kitap... Başka bir sorun çok da olmasa da küfürlerin bulunması... Beni rahatsız etti... Yerinde edilen küfür şiir gibidir tamam ama burda saçma sapan yerlerde kullanmış... Olmamış bu kitap... Değerli okur Oğuz Aktürk ' ün de dediği gibi 3390. Km den geri dönülmesi gereken bir kitap :) Okuyanlara iyi "okumamalar" diliyorum, saçma olduğunu anlamaları dileğiyle :)
3391 Kilometre
8.7/10
· 7,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
16
224
Hüseyin
3391 Kilometre'yi inceledi.
472 syf.
Öncelikle kısa bir inceleme yapacağım. Kitabın konusu birbirine kavuşamayan ama sonunda kavuşan iki aşığın hikayesi... Birbirlerine kilometrelerce öteden yazan, birbirlerini merak eden, aralarında 3391 kilometre bulunan iki aşık genç.. Bu gençler her ne olursa olsun birbirlerini bırakmıyorlar, 3391 kilometreyi aşmaya çalışıyolar... Kitabın sonunda da iki genç aşık yani Ege ile İzmir kavuşuyor.. İsimler ise şöyle konulmuş. Egenin incisi İzmir, dolayısıyla diğerine de Ege ismini vermişler.. Kitaba sıkıcı diyenler var kesinlikle öyle bir yanı yok, okudukça daha başka bir dünyalara gidiyosunuz.. Keyifli okumalar..
3391 Kilometre
8.7/10
· 7,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
14