1000Kitap Logosu
Ölüme Fısıldayan Adam

Ölüme Fısıldayan Adam

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET

Hakkında

424 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 12 sa. 1 dk.
Adı
Ölüme Fısıldayan Adam
Basım
Türkçe · Türkiye · Epsilon Yayınları · Ocak 2020 (İlk yayınlanma: Haziran 2016) · Karton kapak · 9786051731438
Diğer baskılar
Ölüme Fısıldayan Adam
Ölüme Fısıldayan Adam
Ölüme Fısıldayan Adam
"Yanmış kibrit çöplerini âdeti olduğu gibi mumların altına koyup üzerlerine erimiş mum döktü. Sanki yanan kibrit çöpleri bizdik, mum dipleri de mezarımız... Kibrit çöpü mezarlığı, bizim gibi kırık ve kaybedenler için ne güzel bir benzetmeydi... Yana yana yaşa, yanarak öl ve öldükten sonra da yanmaya devam et. Yanmak tüm varoluşunu tanımlıyormuş gibi..." Geçmişindeki acıların küllerinden doğmuş, zeki bir dolandırıcı... Arı kovanına giren kelebek. Yaşamadığı için ölmeyi bile beceremeyen, hayata küskün bir kız... Sudan korkan balık. Tanrı'nın birbirlerinde çare bulmaları için bir araya getirdiği iki kişi. Peki ya, bir gün ömrü olan bir kelebek yarına aşık olursa ne olacak? (Tanıtım Bülteninden)

Okurlar

Kadın
% 90.8
Erkek
% 9.2
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
7.4
10 üzerinden
3.279 Puan · 438 İnceleme
424 syf.
·
1 günde
·
1/10 puan
Cringe'e Fısıldayan Kadın
YouTube kitap kanalımda Büşra Yılmaz'ı ve Ölüme Fısıldayan Adam kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: youtu.be/mw9srhkgYL8 Ölmeden önce okunması gereken değil okumadan önce ölünmesi gereken kitaplar serisine "tabii ki de para vermedim yayınevi"nden devam ettiğim bu kitap beni yine aşırı paranormal başkası adına utanma alemlerine sürükledi. İncelemeye başlamadan önce şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden daha nitelikli kitaplarla tanışmak için yorumları mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Öncelikle kitabın isminden ve içeriğinden bahsetmem gerekirse Yunan mitolojisindeki ölüler dünyası tanrısı Hades, Mısır mitolojisindeki ölüm ile cenaze tanrısı Anubis ve başka bir ölüm meleği olan Azrail bile bu kitaba bir gün rastlasalardı ölüm tanrısı olmak yerine herhalde bereket, çiçek, böcek, yaşam tanrısı falan olmak isterlerdi diye düşünüyorum. Kitaptaki başlangıç sahneleri o kadar inanılmaz derecede başarısız ki, bu kitabı okumak yerine Kemal Sunal ile Şevket Altuğ'un başrollüğünü yaptığı Tokatçı filmindeki Karbonat Erol'un keklenmesini izleseydim eminim daha çok zevk alırdım. Hatta bu kitabı okuduğum sırada aklımdan aynı şu şekilde bir diyalog geçtiğini de söyleyebilirim... - Haça maça takiko, Ölüme Fısıldayan Adam'ı okumuşko? - Ölüme Fısıldayan Adamko? Bokoto yemişişko. Her şey bir tarafa bu kitabı oluşturmak için size bir tarif veriyorum... Leon filmindeki küçük kızı canlandıran Natalie Portman'ı alın ve Scorsese'nin Taksi Şoförü filmindeki yan karakterlerden birini canlandıran Harvey Keitel'ı alın, biraz da balık çorbası ve okyanus kokulu duş jelini karıştırarak bu tepkimenin sonucunda Ölüme Fısıldayan Adam kitabını siz de kendi evlerinizde kolaylıkla oluşturabilirsiniz bence. Kitaptaki erkek karakterin lakabının "Dağınık Saç" olmasıyla aslında bu kitabın ve yazarının neden Head & Shoulders sponsorluğu alamadığını da anlamadım. Oysaki Cristiano Ronaldo veya Mehmet Günsür ile birlikte bu kitaptaki Dağınık Saç adlı karakter kepeksiz ve dağınık olmayan saçlar için bir işbirliği içerisinde bulunabilirmiş ama tam reklam setine girecekken yanlışlıkla bir kitabın sayfalarına girmiş gibi geldi. Bu kitapta dikkatimi çeken en büyük şeylerden bir diğeri de, sanırım ki Büşra Yılmaz bu kitaptaki Yosun ve Özgür'ün ağızlarına bir manyetizma sistemi yerleştirmiş. Yosun'un dudağına yerleştirilen + kutupla, Özgür'ün dudağına yerleştirilen - kutbun 3 sayfada bir birleşmesini eğer bir kitap olarak okumak isteseydim herhalde lisedeki fizik kitaplarımdan birini açıp manyetizma konusundaki testleri çözmeyi tercih ederdim kardeşim. Yukarıdaki konunun sebeplerinden bir tanesi aslında kitapta testosteron ve östrojen hormonlarının halay çekmesi. Çünkü kitaptaki karakterlerin davranışları o kadar nevrotik ve psikolojik açıdan bozuk ki, mesela karakterler normal bir insan gibi değil sürekli "sert" bir şekilde kapıya yaslanıyor, evde en çok merak edilen yer mutfak, salon falan değil tabii ki de "yatak odası" oluyor, gözler elbette her daim "göğüsler"e kayıyor, dudaklar sık sık dudaklara "bastırılıyor", çocuklara "küçük fahişeler" deniyor, bir vücut hiçbir zaman kuru olmuyor ve hatta Özdilek'ten bir bornoz bile almayı akıl edemeyip sürekli "ıslak vücutlar"la gezen sosyopat insanlar haline geliyorlar. Hatta bana "oooohaaa artık" dedirten bu kitabın 59. sayfasındaki gibi "birkaç ufak taciz" bile normalleştirilecek kadar ileri gidiliyor. Yani bu kitap Virginia Woolf'un "Kadınlık korunmaya muhtaç bir şey değildir" ilkesine o kadar aykırı bir kitap ki, muhtemelen Virginia Woolf böyle bir kitabın çıktığı bir zamana rastgelseydi bu kitabı matbaa işlemi sırasında yok etmek için ne pahasına olursa olsun mezardan iskeletiyle birlikte kalkıp basım makinesinin içine kendisini de koyup o makineyi patlatırdı bence, bunu başaramasaydı bile bütün kitapları tek tek en yakındaki krematoryuma atmak isterdi. Pekiiii diğer yazarların kullandıkları varoluş, acı, özlem, yalnızlık, sevgi, empati, vicdan, ahlak gibi yığınla temanın aksine bu kitapta hangi metaforlar kullanılmış dersiniz? Evet, "balık", "deniz tuzu", "yosun", "okyanus". Yani deniz tuzu üreticisi Billur Tuz ve Türkiye'nin yıllardır değişmeyen ançüez markası Süper Kartal, bir gün kendilerine Büşra Yılmaz adında bir yazarın rekabet edeceğini hiç hesaba katmamışlardır bence. Kitapta o kadar fazla balık, tilki, köpek, sırtlan, hipopotam gibi hitaplar geçiyor ki, kitabı bir süre sonra kendi habitatında beslenmek için yiyecek aramaya çıkan bir vahşi hayvan gibi düşünmeye başladım. Hatta Nat Geo Wild ekibinin bu kitabı keşfettiğinde ortaya çıkacak olan belgeseli izlemek için şimdiden mısırlarımı patlatmaya hazırladığımı söyleyebilirim. Ayrıca "Balık ol ve hayatın tadını çıkar" felsefesiyle birlikte herhalde bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında en çok balık edebiyatı yapılan kitap unvanını kazanmış olabilir bu kitap. Meşrubat edebiyatına alışkınım fakat balık edebiyatını ne yazık ki ilk kez okuyorum. Bunun da sebebinin müsilajdan dolayı satışları etkilenen balık restoranı sahiplerine müşterilerin yediği her balık menüsünden sonra bu kitabın müşterilere hediye edilerek başlatılan bir viral reklam olduğunu düşünmekteyim. Ben yine de bu kadar şeyden sonra size bir amme hizmetinde bulunarak bu kitaptaki en can alıcı sahneleri sizler bu kitabı okuyup da zaman kaybetmeyesiniz diye söylemeyi kendime bir insanlık görevi olarak addediyorum. Bu kitaptaki Pınar intihar ediyor, Özgür ve Yosun Levent ve Hale'nin düğününü basıyor, kitabın en sonunda da Özgür ölüyor. Ve işte... Bu kitabı okumana artık hiç gerek kalmadı. O yüzden bu kitabı okumak yerine şu söylediğim 5 kitabı okursanız kendinize çok büyük bir iyilik yapabilirsiniz, hatta dediğim gibi bu incelemeye yazılmış olan her yoruma karşılık olarak da bu şekilde nitelikli kitap önerileri verdim aşağıda: 1- Jack London, Beyaz Diş 2- Tolstoy, Efendi ile Uşağı 3- Orhan Kemal, Önce Ekmek 4- Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken 5- Nazım Hikmet, 835 Satır Son olarak, ben ölüme fısıldamayı değil de bu kitaba 10 puan vererek ortalama puanını 8.5'a çıkartan binlerce kişinin kulağına şöyle bir fısıldamak istiyorum: "Siz kafayı mı yediniz?"
Ölüme Fısıldayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
424 syf.
·
4 günde
·
1/10 puan
Birileri bu kitabı okumadan önce söyleyeceğim birkaç cümle var! Kitabı okuduğum için sorumluluk duygusuyla yazıyorum tüm bunları. Bir lisede rehber öğretmen olarak görev yapıyorum ve öğrencilerimin çoğunun elinde bu ve bu tarz wattpad kitaplar var. Her ne kadar onları iyi edebiyatla tanıştırmaya çalışsam da okuma oranı çok düşük olduğu için bu kitapların okuma alışkanlığı kazandırmak için geçiş olduğunu düşünmekteydim. Açıkçası zararlı olabileceklerini çok düşünmüyordum onların ne okuduklarını bilmek isteyip bu kitabı okuyana kadar. Kitapta iki gencin aşkı anlatılmakta, çizilen kadın karakter intihar etmeyi defalarca denemiş mazoşist eğilimler gösteren bir tip. Erkek karakter ise borderline kişilik bozukluğu için tam bir örnek oluşturmakta. Kızımız çocuğu gördükten yaklaşık bir iki saat sonra ona aşık olmakta ve bunun ilk görüşte aşk olmadığını da ısrarla ifade etmektedir. Bu herkesin sandığının aksine oldukça kutsal bir duygu ona göre. Sevdiği adamın başlarda kendisine yönelik duygusal şiddet sayılabilecek sözleri bu kızımızın oldukça hoşuna gitmekte ve ağzından sigarası hiç düşmeyen bu halleriyle cool (!) bulduğu kişiye iyiden iyiye vurulmakta. Bir haftayı dahi bulmayan tanışıklığın ardından bu kişiye saplantılı bağlanma geliştirdiği yetmezmiş gibi onun için ölmeyi hatta ve hatta tecavüze uğrayarak ölme ihtimalini göze alır bir tebessüm uğruna ve kitap bu benzeri bir dolu saçmalıkla devam eder. Binlerce liseli genci peşinden sürükleyen bir kitabın içerik olarak dolu olmadığının farkındaydım ancak gençler için bu denli olumsuz örnek oluşturabileceğini tahmin etmemiştim doğrusu. Saplantılı aşklar, antisosyal davranışlar, bağımlılık, psikolojik şiddet, kutsallaştırılan aşk teması altında hepsi ne kadar da normalleştirilip değerliymiş gibi gösteriliyor. Patolojik diyebileceğimiz ilişki türleri olması gereken buymuşçasına parlatılıp önümüze sunuluyor. Kişilik bozukluğu olan karakterlerle öyle bir tablo çiziliyor ki bu tarz insanlar cazip gösteriliyor. Sonra ne mi oluyor iki günlük sevgilisi için intihar eden, en büyük aşkı yaşadığını onsuz olamayacağını söyleyip kendine zarar veren, aşkı nihai bir amaç gibi gören, suça bulaşmış kişileri kendilerine rol model alan ve bu kişilerle ilişki kurmak için can atan bir genç nesil yetişiyor. Sayıları azımsanmayacak kadar çok olan bir nesil. Danışmanlık yaptığım onlarca öğrencim bu sebeplerle onarılmaz yaralar alıyor ve hatta hayatlarına son vermeye çabalıyor bu ve benzeri rol modellerin yüceltilmesi sebebiyle. Bu tarz birçok kitap, dizi, film hakkında daha söylenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki izlenmesinin okunmasının önüne geçememiz bu sektörden milyonlar kazanan insanlar olduğu sürece de pek mümkün değil. Yine de ulaşabildiğimiz kadarıyla ebeveynlere ve gençlere anlatmalıyız diye düşünüyorum. Bu hepimizin sorumluluğu...
Ölüme Fısıldayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
424 syf.
Genelde böyle kitaplar okumam. Daha doğrusu hiç okumazdım. Ancak wattpad kitaplarından İstanbul'u okuyarak aldığım etkileyici tadı bu sefer bu kitapta alma arzusu ile kararsızlıkla satın almıştım. Daha ilk sayfalarda aldığıma pişman olmuştum. Çünkü klasik wattpad kitabıydı. Fakat kitabın ortalarına doğru Pınar'ın hikayesini okuduğumda işler değişti. O sayfalarda çok güzel hayaller kurdum. Kitabın bana getirisi büyük oranla bu sayfalardı. Kitaba daha iyi bir son yazılabilirdi diye düşünüyordum ama bunları yazmaya başladığımda fikrim değişti. Bu son da olurdu. Kitap okunur mu okunur tabi ama fiyatı kitabın ederiyle ölçecek olursak biraz pahalı. Karar sizin. İyi kitaplar...
Ölüme Fısıldayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
424 syf.
·
23 günde
·
Puan vermedi
Evet bir wattped kitabının daha sonuna geldim. Spoi vermicem . Genel olarak güzeel bir kurgu. Beğenerek mi okudum ? Fazla değil. Duygusal olanlar okumasın ciddiyim. Bazı yerler çok sıkıcı geldi. Sanki hep aynı döngüdeydi . Hoşlandığım kısımlar varrdı tabi sizlerle paylaşıyordum zaten. Yazarın emeğine sağlık. İkinci kitabnı okurmuyum bilmiyorum. Ama sadece bitirmek için de okuyırdum. Çünkü bana sıkıcı geldi ki zaten atlayarak okuyordum . Gerçekçimiyidi pek değil. Bu kadar.Tavsiye edermiyim? Vaktiniz geçirmek için okuyabilirsiniz.
Ölüme Fısıldayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
424 syf.
·
3 günde
·
1/10 puan
Ölüme Fısıldayan Adam-Büşra Yılmaz
Kitabın başında birden bire hayattan nefret eden depresif mazoşist eğilimler gösteren yamuk kafa kızımızla karşılaşıyorsunuz yani ne derdi ne gamı var bilmeksizin intihara kalkıştıgını okuyoruz derkeneeee kapı çalar ve beyaz atlı dağınık saç abimiz gelir kendisi tam bir "Saldım çayıra Mevlam kayıra" havasında neyse bu (taramaya üşenen) dağınık saçlı abimiz (kitapta dağınık saç diyor) saklanmak için içeriye girer çünkü peşinde kötü adamlar vardır.Kızımız çocuğu gördükten yaklaşık bir iki saat sonra aşık olur. Ama asla ve katiyen ilk görüşte aşk olduğunu kabul etmez bu bir kutsal sevgi diye yedirir kendine. Vurdumduymaz karanlık çocuğumuzun Kırıcı sözleri hatta bizim yamuk kafayı satması, onun kötü bir rol oynayarak bir işine yardım etmesini istemesi; ölüme aşık olup ama poposu tutuşan kızımızın hoşuna gider (!) Kitapta Sigara içmenin Cool ayrıcalıklı VİP üyesiymişsin gibi görülmesi, pasif içicilik ile Akciğer kanserine yol açan dumanın;bir siyah kelebeğe yorumlanması üzerine kızımızı iyiden iyiye aşık eder. Git gide artan Bu saplantılı hali ölümü hatta Onun için kitapta normalleştirilmiş tecavüze uğramayı bile göze alır peki ne için ????? Bir tebessüm (!) Daha fazla devam edemeyeceğim Kitap dediğin insanın hayatına minik dokunuşlar bırakmalı. Bu kitap tamamiyle Taciz,Sigara,Ölüm,İntihar,Dini inançsızlıklar ile basıyor damarınıza.Almayın. Okumayın. Puan; 0.5/5
Ölüme Fısıldayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.