Avrupa'da veya dünyanın geri kalanında hayvanlar kapalı kapılar ardında ticari birer meta olarak mezbahanelerde kesilip market raflarına dizildiğinde bu sadece 'gıda sektörü' oluyor ama İslâm'da yoksulun sofrasına et girmesi için yapılınca mı adı 'korkunç ritüel' oluyor? 'Ben et yemiyorum' kalkanınızın arkasına sığınıp bu çifte standardı örtemezsiniz.
'Yardım başka türlü de yapılır' argümanınız da İslâm'ı zerre bilmediğinizin kanıtı; İslâm zaten zekâtla, fitreyle, sadakayla maddi yardımı şart koşar. Kurban, Kurban Bayramı'nda olur ve amacı sofralara gıda ulaştırmaktır. Havalı görünmek için altını dolduramadığınız 'ritüel' kelimesiyle sağa sola saldırmadan önce dünyadaki açlık gerçeklerini ve eleştirdiğiniz inancın sosyolojisini bir okuyun derim.
Bir edebiyat araştırmacısı olarak söylemek istediklerim.....
Halide Edip ve Sabahattin Ali'yi "istisnai karakterleri, hayatları ve duruşlarıyla" takdir edip onların edebi değerlerini "sıradan" olarak nitelemek doğru değildir. . Bu, sanatı sanatçıdan ayıramayan ancak aynı zamanda edebiyatın asıl bileşeni olan 'eser'i de küçümseyen bakış açısıdır. Bir yazarın politik duruşu veya şahsi trajedisi onu takdire şayan kılabilir ancak edebiyat sahnesinde kalıcı olan eserinin sanatsal değeri ve edebi gücüdür. 'Sinekli Bakkal' veya 'Kürk Mantolu Madonna' gibi başyapıtlar, yazarlarının "sıradan" oluşlarından değil edebi dehalarının ürünüdür. Bu iki büyük ismi, Peyami Safa'yı yererken birer 'araç' gibi kullanmak onların edebi miraslarına da haksızlıktır. Safa'nın edebi eserinin 'Cingöz Recai' serisi olduğunu iddia etmek Peyami Safa'nın gerçek edebi külliyatından ne kadar uzak olduğunu gösterir. 'Cingöz Recai', Safa'nın 'Peyami Safa' ismi yerine 'Server Bedi' takma adıyla, geçim kaygısı ve popüler okura ulaşma arzusuyla kaleme aldığı son derece değerli edebiyat örneğidir. Ancak onu, 'Dokuzuncu Hariciye Koğuşu', 'Yalnızız', 'Matmazel Noraliya'nın Koltuğu' gibi başyapıtların önüne koymak bir yazarın edebi mirasına yapılmış en büyük haksızlıklardan biridir. Burada bizlere sunulan iddia, eleştiri değil, bilinçli karalamadır.
Daha çok şey yazmak isterim ama belki sonra...
Okumanız bol olsun..