• Annem odasına girdi. Gizlice ağladığından emindim. Hepimiz de onun gibi ağlamak istiyorduk.
  • 331 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitapta noktalama işareti namına nokta ve virgülden başka bir şey yok evet özgün kılmış ama okumaya çalışırken ben de kör olacağım şimdi. 08.09.2020

    An itibarıyla satırları okurken acı çekiyorum. Yarıda bırakmak da istemiyorum ama kitap beni bırak diye yalvarıyor adeta. Verdiği mesajlar güzel olsa da son derece bayıcı, umarım bitirebilirim. Bu inceleme kendini güncelleyecektir. 06.10.2020

    23.10.2020
    Saatler, günler birbirini kovaladı ve dünya bu tarihi ana şahitlik etti. Kitabı bitirdiğimi gören annem sevinç naraları atarak dışarıda koşmaya başlayınca mahalleli kendini tutamayıp pankartlar eşliğinde slogan atmaya başladı. Babam adadığı adağı yerine getirmeye gitti. Bitirdim.. Bitirdim işte.
  • ''Kendimi talihli hissediyorum, annem ve babam bana öğrenmenin değerini ve güçlü bir çalışma ahlakı verdiler.''
  • Ana ve Baba Hakkları
    “Allâh’a ibâdet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın...” (en-Nisâ, 36)

    “Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını vasiyet ettik! Çünkü anası, onu nice sıkıntılara katlanarak (karnında) taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için:) «Önce Bana, sonra da ana-babana şükret!» diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak Banadır.” (Lokmân, 14)

    Resûlullah sav:
    “Allah Teâlâ’nın rızâsı, anne ve babayı hoşnut ederek kazanılır. Allah Teâlâ’nın gazabı da anne ve babayı öfkelendirmek sûretiyle celbedilir.” (Tirmizî, Birr, 3/1899)

    Hz. Peygamber’in şu duâsı bir mü’min için ne büyük bir müjdedir:
    “Ana-babasına iyilik edene ne mutlu! Allah Teâlâ onun ömrünü ziyâdeleştirsin!” (Heysemî, VIII, 137)

    “Hiçbir evlât, babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse, babalık hakkını (ancak o zaman) ödemiş olur.” (Müslim, İtk, 25; Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120; Tirmizî, Birr, 8/1906)

    Kuranı Kerimde:
    “Rabbin, yalnız kendisine ibâdet etmenizi ve ana-babaya iyilikte bulunmayı emretmiştir. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı «öf» bile deme, onları azarlama. İkisine de hep tatlı söz söyle. Onlara rahmet ve tevâzû kanatlarını ger ve; «Rabbim! Onlar beni küçükken (merhametle) yetiştirdikleri gibi Sen de onlara merhamet eyle!» de!” (el-İsrâ, 23-24)

    Anne babaya hizmette bulunmak, çok fazîletli bir amel-i sâlihtir.
    Resulullah sav:
    “Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun!” (Müslim, Birr, 9, 10)

    Mevlânâ Hazretleri ne güzel ifâde eder:
    “Anne hakkına dikkat et! Onu başında tâc et! Zîrâ anneler doğum sancısı çekmeselerdi, çocuklar dünyaya gelmeye yol bulamazlardı.”

    Resulullah sav:
    “Makbûl olduğunda şüphe bulunmayan üç duâ vardır:

    Babanın çocuğuna duâsı; misâfirin duâsı; mazlumun duâsı.” (Ebû Dâvûd, Vitr 29/1536; Tirmizî, Birr 7/1905, Deavât 47; İbn-i Mâce, Duâ 11)

    “Babanın oğluna duâsı, peygamberin ümmetine duâsı gibidir.” (Süyûtî, II, 12/4199)
    (Annenin duâsı ise babanınkinden daha tesirlidir.)

    Resûlullah s.a.v.bir gün:
    «–Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?» diye üç defâ sordu. Biz de:

    «–Evet, yâ Resûlallâh!» dedik. Resûl-i Ekrem Efendimiz:

    «–Allâh’a şirk koşmak, ana-babaya itaatsizlik etmek!» buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve;

    «İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak!» buyurdu.[1]
    (Buhârî, Şehâdât 10, Edeb 6, İsti’zân 35, İstitâbe 1; Müslim, Îmân 143)

    Resulullah sav:
    “…Babalarınıza iyilik edin ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler…” (Hâkim, IV, 170/7258)

    Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle anlatır:

    “Bir şahıs, Resûlullah’a gelerek:

    «–Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir?» diye sordu. Resûlullah:

    «–Annen!» buyurdu. O sahâbî:

    «–Ondan sonra kimdir?» diye sordu. Efendimiz:

    «–Annen!» buyurdu. Sahâbî tekrar:

    «–Ondan sonra kim gelir?» diye sordu. Allah Resûlü yine:

    «–Annen!» buyurdu. Sahâbî tekrar:

    «–Sonra kim gelir?» diye sorunca Resûl-i Ekrem bu sefer:

    «–Baban!» cevâbını verdi.” (Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1)

    Diğer bir rivâyete göre o şahıs:
    “–Ey Allâh’ın Resûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir?” diye sordu. Resûl-i Ekrem:

    “–Annen, sonra annen, daha sonra yine annen, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban.” buyurdu. (Müslim, Birr 2)

    Abdullah bin Mesut (r.a.) şöyle demiştir:

    “Hz. Peygamber’e:

    «–Allâh’ın en çok beğendiği amel hangisidir?» diye sordum.

    «–Vaktinde kılınan namazdır.» diye cevap verdi.

    «–Sonra hangi ibâdet gelir?» dedim.

    «–Anne ve babaya iyilik ve itaat etmek.» buyurdu.

    «–Daha sonra hangisi gelir?» diye sordum.

    «–Allah yolunda cihâd etmek.» buyurdu.” (Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1; Müslim, Îmân 137-139)

    Hazret-i Ayşe şöyle nakleder:

    “Resûlullah’a bir kişi geldi. Yanında da yaşlı bir zât vardı. Allah Resûlü:

    «–Ey filân! Yanındaki kimdir?» diye sordu. O kişi:

    «–Babamdır.» cevâbını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şu îkazda bulundu:

    «–Onun önünde yürüme, ondan evvel oturma, onu ismiyle çağırma ve ona hakâret ettirme!» (Heysemî, VIII, 137)

    Resulullah sav:
    “–Yemen’de kimsen var mı?”

    “–Anam-babam var, yâ Rasûlallâh!”

    “–Onlar sana izin verdiler mi?”

    “–Hayır, vermediler.”

    “–Haydi Yemen’e git; onlardan izin iste! İzin verirlerse gel, cihâd et! Vermezlerse, anneni-babanı memnun etmeye çalış!” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 31/2530)

    Hazret-i Ebûbekir’in kızı Esmâ (r.a.) şöyle anlatır:

    İslâm’a girmemiş olan annem, Resûlullah zamanında yanıma gelmişti. Allah Resûlü’nün fikrini öğrenmek için:

    “–Annem, beni özleyip gelmiş. Ona ikramda bulunabilir miyim?” diye sordum. Efendimiz:

    “–Evet, annene iyi davran!” buyurdu. (Buhârî, Hibe 29, Edeb 8; Müslim, Zekât 50)

    Hazret-i Ayşe şöyle anlatır:

    Resulullah sav:
    “Uyumuştum, kendimi cennette gördüm. Bir kimsenin sesini işittim, Kur’ân okuyordu.

    «–Bu kimdir?» diye sordum.

    «–Bu, Hârise bin Nûmân’dır.» dediler.”

    Bunu anlatan Efendimiz, sözlerine şöyle devâm etti:

    “–İyilik işte böyle olur, iyilik işte böyle olur!”

    Rivâyetin sonunda, Hârise’yi (r.a.) bu mertebeye yükselten meziyetinin, annesine çok iyi davranması olduğu beyân edilerek, “O, annesine karşı en iyi davranan bir sahâbî idi.” denilmektedir. (Ahmed, VI, 151-152; Hâkim, IV, 167)

    İbn-i Abbâs (r.a.) an­la­tır:

    Sa’d bin Ubâ­de’nin (r.a.) an­ne­si ve­fât et­miş­ti. O, Pey­gam­ber Efen­di­miz’e ge­le­rek:

    “–Ey Al­lâh’ın Re­sû­lü! Ya­nın­da bu­lun­ma­dı­ğım bir sı­ra­da an­nem ve­fât et­ti. Onun adı­na sa­da­ka ver­sem ken­di­si­ne bir fay­da­sı do­ku­nur mu?” di­ye sor­du. Allah Resûlü:

    “–Evet.” bu­yu­run­ca, Sa’d (r.a.):

    “–Ey Al­lâh’ın Resû­lü! Siz de şâ­hid olunuz ki mey­ve bah­çe­mi an­nem adı­na ta­sad­duk edi­yo­rum.” de­di. (Bu­hâ­rî, Ve­sâ­yâ, 15)

    Mâlik bin Rebîa (r.a.) şöyle der:

    Birgün biz Resûlullah’ın huzûrunda otururken Selimeoğulları’ndan bir adam çıkageldi ve:

    “–Yâ Resûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?” diye sordu. Allah Resûlü şöyle buyurdu:

    “–Evet, onlara duâ ve istiğfarda bulunursun, vasiyetlerini yerine getirirsin, akrabâsını koruyup gözetirsin, dostlarına da ikramda bulunursun.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120/5142; İbn-i Mâce, Edeb, 2)

    Resulullah sav:
    «İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun âilesini kollayıp gözetmesidir.» buyururken işittim. Bu adamın babası, babam Hazret-i Ömer’in dostuydu.” (Müslim, Birr, 11-13; Ebû Dâvûd, Edeb, 120; Tirmizî, Birr, 5)

    Abdurrahman Câmî (k.s.) da anne muhabbetiyle alâkalı olarak:

    “Ben annemi nasıl sevmem ki; o beni bir müddet cisminde, uzun bir zaman kucağında, ölünceye kadar da kalbinin şefkat köşesinde taşımıştır. Ona hürmetsizlik göstermekten daha kötü bir şey bilmiyorum!..” derdi.
  • "Ölümlü birini kastetmiyorsun heralde?"
    Yüzündeki tiksinti apaçıkmış. Küçükken bir keresinde ölümlerin neye bezendiğini sormuştum."Biçimlerinin bize benzediğini söyleyebilirsin, 'demişti babam," ama ancak bir solucanın balinaya benzediği kadar. "
    Annem daha basit bir açıklama getirmişti: Çürümüş etle dolu iğrenç torbalara benzerler.