Evliyiz...
İlk zamanlar...
Bir sabah uyandım sırtın bana dönük -sonradan satmak zorunda kaldığımız, her bir santimini yenilemek için ustasıyla ayrı, sıvacısıyla ayrı, boyacısıyla ayrı, elektrikçisiyle ayrı uğraştığım evimizdeyiz-, elinde telefon hararetli, hararetli mesaj yazıyorsun birine. Merak ediyorum, "Kiminle konuşuyorsun?" diyorum, göstermiyorsun. "Acil gitmem lazım. Bir arkadaşım işyerinde bayılmış, onun yanına gitmem gerekiyor." diyorsun. "Ailesi nerede, başka kimsesi yok mu?" diyorum. "Gitmem lazım Zübeyde." diyorsun. "Peki." diyorum. Sana kendime güvendiğim gibi güveniyorum ve aklıma gelmiyor senin evin içindeyken, herkesin dışında bambaşka hayatlar yaşadığın, kendini orada o hayatlarla var etmeye çalıştığın.