Suçluyorum

Emile Zola
Çevirmen:
Tahsin Yücel
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·48 syf.··
2022 19. kitabı
Merhabalar. Suçluyorum ,gerçek hayatta yaşanmış bir olayı ele alıyor. İftiraya uğramış yahudi bir subayın nasıl haksız yere cezalandırıldığı ve güçler ayrılığının önemi anlatılıyor. Olayda geçen subayın adı Dreyfus'tur ve Dreyfus olayı olarak geçer tarihe. Anayasa dersi almış her hukukçu Dreyfus olayını bilir. Suçluyorum , Dreyfusla aynı dönemde yaşamış Zola'nın herkesin göz yumduğu bu haksızlığa sessiz kalmayıp, gazetede yayınladığı "Suçluyorum! Cumhurbaşkanına Mektup" yazısıyla birlikte olayın önce ve sonrasını anlatan bir kitap. Bu kitap sonrasında Zola hem para hem de hapis cezası almış fakat bu karar sonrasında bozulmuştur. Tarih Zola'nın cesaretini ve adalet için verdiği mücadeleyi yazar. Okunması tavsiye edilir.
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Adil Yargılanma Hakkı Nedir?
10/10
·48 syf.·
2022 13. kitabı
Bir ülkede kanunların, hakimlerin, mahkemelerin ve bunlar vesilesiyle yargılamaların olması; o ülkede, hukuk mekanizmasının yerinde işlediğinin kanıtı olabilir mi tek başına? Yapılan yargılama, baştan savma, yetersiz, yüzeysel, gizli kapaklı olursa o devlet göstermelik bir hukuk devleti olmaktan ileri gidebilir mi? Adil yargılanma hakkı; davanın makul bir süre içerisinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, hakkaniyete uygun bir biçimde ve kamuya açık olarak görülmesi anlamına gelir. Buna göre yıllarca görülen bir dava ya da yeter süreye ulaşmaksızın aceleyle sonuçlandırılan bir dava; başka kişi ve kurumlardan emir alan ya da taraf tutan bir mahkemece yapılan yargılama; gizli bir yargılama süreci geçiren, kapalı kapılar ardında yürütülen ve sonuçlanan bir dava adil yargılanma hakkını ihlal etmiş demektir. 19. yüzyıl sonlarına doğru Fransa, Dreyfus davası ismi verilen bir dava ile sarsılmış ve tarihine hiç unutulmayacak bir hukuk lekesi bırakmıştır. Bu dava ülkenin tarihinde öyle önemli bir yere sahiptir ki Tahsin Yücel şöyle der; "Fransa artık ikiye bölünmüştür, insanlar artık sağcı ya da solcu, kilise yanlısı ya da sosyalist değil, Dreyfus yanlısı ya da Dreyfus karşıtıdır." Peki tarihe böyle bir leke bırakan Dreyfus Davası nedir? Bir Fransız ajanı olan Madam Bastian, bir Alman Ataşesinin çöp kutusunda yırtılmış ve parçalara ayrılmış bir mektup bulur. Mektupta, Fransız ordusuna ilişkin bilgiler yer almaktadır ve mektubu yazan casusun peşine düşülür. Şüphelendikleri dört subay arasında Alfred Dreyfus de vardır. Yüzeysel bir soruşturma ve yetersiz bir kovuşturma neticesinde casus olduğuna karar verilen ve ömür boyu sürgünle cezalandırılan kişi Dreyfus'ten başkası değildir... Aslında Dreyfus'ün suçluluğunu kanıtlayan kesin deliller bulunmamasına ve hatta zamanla
Hukuk
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Toplumsal adaletsizliğe dair bir yorum
8/10
·48 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 00:00
Bu kitabı oldukça geç okuduğumu düşünüyorum. Kısa olmasına rağmen oldukça yoğun bir metin ve Dreyfus Davası üzerinden dönemin Fransa’sındaki siyasi ve kurumsal yapıyı anlamak için iyi bir örnek sunuyor. Kitap aslında Zola’nın cumhurbaşkanına hitaben yazdığı açık mektuptan oluşuyor. Dreyfus’un casuslukla suçlanmasıyla başlayan süreçte ordunun, basının ve siyasetin nasıl aynı hatayı savunmak için birleşebildiğini gösteriyor. Bu yönüyle tamamen bir sistem eleştirisi. Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri, davada gerçeğin ortaya çıkması için çaba gösteren az sayıdaki insandan biri olan Yarbay Picquart’ın konumu oldu. Picquart, gerçek suçlunun başka biri olduğunu fark eden ve bunu dile getiren tek kişi olmasına rağmen sistem tarafından korunmak yerine cezalandırılıyor. Bu durum bana davanın yalnızca bir yargı hatası olmadığını, kurumların kendi hatalarını korumaya çalıştığında nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini de gösterdi. Zola’nın metindeki tavrı da oldukça dikkat çekici. Eleştirisini kişisel bir öfke üzerinden değil, daha çok dürüstlük üzerinden kuruyor. Bunu şu sözlerinde açıkça görmek mümkün: “Suçladığım insanlara gelince: onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. Benim için önemsiz varlıklar. Toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller.” Zola’nın amacı belirli kişilerle hesaplaşmak yerine sistem içindeki adaletsizliği görünür kılmak. Son bir not olarak; Bu tür siyasi ve tarihsel konulara ilgi duyanlara ayrıca "Paris Düşerken" kitabını da önerebilirim. Suçluyorum Emile Zola Paris Düşerken
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Mermisiz Bir Silah: Dilin Gücü!
7/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 12:29
“Dilin ve sözcüklerin tadına varacaksınız; çünkü kim ne derse desin sözcükler ve fikirler dünyayı değiştirecek güce sahiptirler.” der John Keating adlı karakter, ''Ölü Ozanlar Derneği'' kitabında. John Keating bu sözleri söyledikten sonra Fransız yazar Émile Zola'nın bu mektubunu örnek verseymiş hiç de abes kaçmazmış diye düşünüyorum. Bu mektup Dreyfus olayı sırasında, dönemin cumhurbaşkanı Félix Faure'ye Émile Zola tarafından yazılmış ve gazetede yayımlanmış bir açık mektuptur. Fransa’da; Yahudi bir subay olan Alfred Dreyfus, masum olduğu halde casuslukla itham edilerek tutuklanır. En başında tüm Fransa halkı bu haksızlığa göz yumarken, Zola’nın yürekli meydan okuması ile birlikte entelektüel ve aydın kesim sesini duyurmaya başlar. Bu belge o kadar güçlüdür ki Fransa'yı ikiye ayırır ve ardından olaylar zincirleme bir şekilde gelişir. Bununla beraber Zola'nın bu mektubu 19. yüzyıl Fransa'sının yozlaşmışlığına ve antisemitizmine ışık tutuyor. Zola gibi ben de ''Suçluyorum!'', haksızlığa ve zulme her nerede ve ne zaman olursa olsun göz yuman herkesi suçluyorum! Birkaç alıntı ile devam etmek istiyorum; ''Öylesine tutkuyla istediğimiz bu gerçeği, bu adaleti böyle tokatlanmış, daha da aşağılanmış, daha da karartılmış görmek ne büyük bir acı!'' ''...bir yanda, ışığın parlamasını istemeyen suçlular; öbür yanda, ışığın parlaması için canlarını verecek doğrucular.'' Bu ışıktan, aydınlıktan nasibini almak isteyen herkese iyi okumalar! Ve mevzubahis mektubun gazetedeki orijinal halini de eklemek istiyorum; cutt.ly/0k14pvn
1000Kitap
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
10/10
·48 syf.··
2021 61. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2021 19:11
Zola bu isyanını dile getirdiğinde yıl 1898, bugün yıl 2021 ve bu isyandaki isimleri değiştirirsek altına imza atabiliriz pek çoğumuz. Fransız halkının 123 yıl önce yaşadıklarını bugün yaşamak mı ağrıma gidiyor, söz konusu olaydan sayılamayacak kadar çok yaşanıyor olması mı ağrıma gidiyor, hukukçu olarak kapı olmayan yerde çilingir gibi yaşamak mı ağrıma gidiyor bilemedim. Sözün bittiği yer sanırım burası, Zola’nın dediği gibi suçları işleyen insanları tanımıyor ve onlara karşı bir şey hissetmiyorum ve tam da onun tanımladığı gibi bunlar sadece toplumsal kötülük ruhları. Benim üzüldüğüm tek şey halkın kendisine dokunmayan her şeyi kabullenip, içselleştirmesi, sessiz kalması ve en önemlisi içten içe sevinmesi başkalarının başına gelen haksızlıklara. Özetle herkes okumalı bu küçük kitabı.
Edebiyat
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2020 93. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 14:56
Merhaba; Incecik sadece 43 sayfa fakat şahane bir kitap, çünkü içerisinde eşsiz bir cesaret örneği var. 19.Yüzyılda Fransada gercekleşen meşhir Dreyfus davası ile alakalı Emile Zola'nın dönemin Cumhurbaşkanına yazdığı mektup var içerisinde. Bu mektuola birlikte bir çok romanda karşınıza çıkan Dreyfus davası ile alakalı ayrintılı bir bilgi sahibi olmuş oluyorsunuz. Emile Zola ve dönemin aydınlarının adaletsizlik karşısında pes etmeden ve korkmadan cesursa gerçeğin ortaya çikması için verdikleri emek beni çok etkiledi çünkü bilinen bir yanlış karşısında susmak, bana göre en az o yanlışı yapan insan kadar suçlu ve zalim kılar sizi. Ayrıca bir sonraki haksızlığa ugrayan kişi neden siz olmayasınız? Aynı zamanda bu davanın dönemin insanlarını nasıl etkiledigini de görmüş okuyorsunuz. Mektubun öncesinde bir Tahsin Yücel yazısı ile dava hakkında bilgi sahibi olurken, mektubu okuduktan sonra ise davanın sonucu hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Çok severek okudum, herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar. Youtube kanalım için; youtube.com/channel/UCfOYAd...
Edebiyat
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Biri adalet mi dedi, o da ne?
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
Emile Zola’nın Dreyfus’a yapılan haksızlığa karşı susmayıp adaletten şaşmayarak açık bir şekilde gazetede yayınlanan Fransız Genelkurmayına yönelik mektubudur “Suçluyorum” Ayrıca kitapta mektubun öncesi ve sonrasında dönemin durumdan ve kimlerin neden haksızlığa göz yumduğundan da bahsedilmektedir. Kafka’nın da dediği gibi: “Bu adalet sisteminin kokuşmuşluğuna karşı açtığı savaşta elbette bu açıdan da bir şeyler yapmalıydı.” Emile Zola da aynen bunu yapmıştır. O da bu durum için şöyle söylemiştir: “Benim tek bir tutkum var, öylesine çok acı çekmiş ve mutluluğu hak etmiş olan insanlık adına, ışık tutkusu.” Öyle ki tüm riskleri almış ve sırf bu gerçeği ortaya çıkarmak adına tutuklanmayı göze almıştır. Hatta bunu da açık bir şekilde ‘ben ne yaptığımın farkındayım ve bu haklı davamdan vazgeçmeyeceğim’ dercesine şöyle beyan ediyor: “Bu suçlamaları yöneltirken, kendimi hakaret suçlarını cezalandıran 29 Temmuz 1881 tarihli basın yasasının 30 ve 31. maddelerinin kapsamına soktuğumu biliyorum. Bu tehlikeye isteyerek atılıyorum.” Zaten oldukça kısa olan ve bir çırpıda biten bu kitabı okumanızı öneriyorum, adalet sisteminin yanlışları ve savunucularını anlamak adına güzel bir eser.
1000Kitap
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2020 50. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2020 18:28
Emile Zola’nın 13 Ocak 1898 günü Cumhurbaşkanına hitaben L’ aurore gazetesinde yayınlanan mektubudur. Yahudi kökenli bir yüzbaşı olan Alfred Dreyfus’un haksız yere casuslukla suçlanarak yargılanmasını konu alır. Emile Zola bu konudaki sitemini şöyle dile getiriyor: “borçlar ve suçlar altında ezilmiş kişiler suçsuz ilan ediliyor, buna karşılık onurun ta kendisi, yaşamı lekesiz bir adam cezalandırılıyor. Bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir.” Tahsin Yücel bu mektupta Zola’yı “bir aydın başkaldırısının somut ve görkemli örneği” olarak adlandırıyor. Zaten mektubun sonuna bu suçlamaları yöneltirken 29 Temmuz 1881 tarihli anayasanın 30 ve 31’inci maddelerince kendisini hakaret suçlaması kapsamına soktuğunu açıklıyor ve bu tehlikeye bilerek atıldığını söylüyor. Çünkü tek isteği adalet.
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
10/10
·48 syf.··
2020 15. kitabı
"Bu utanç verici gösteriyi izliyoruz, borçlar ve suçlar altında ezilmiş kişiler suçsuz ilan ediliyor; buna karşılık, onurun ta kendisi, yaşamı lekesiz bir adam cezalandırılıyor. Bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir. Suçladığım insanlara gelince: onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. Benim için önemsiz varlıklar, toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller. Burada yerine getirdiğim edimse, gerçeğin ve adaletin patlamasını çabuklaştırmak için başvurduğum devrimsel bir yol yalnızca." (Émile Zola) Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Umarım hepiniz iyisinizdir. Öncelikle hepinize sağlıklı günler diliyorum. Ve ülkemiz-dünyamız adına "sosyal izolasyon" için #evdekal sloganının vahim realitesini hatırlatmak istiyorum. Lütfen kendiniz, aileniz, ülkemiz ve dünyamız için #evdekal (ın olur mu ) Bugün sizlere Zola'nın âdil-güçlü kaleminden dökülmüş ve "Dreyfus Davası"nın seyrini-kaderini değiştiren "Suçluyorum" haklı isyân metnini dilim döndüğünce, kelimelerim yettiğince anlatmaya çalışacağım. (Öncelikle, üzülerek bu olayın gerçek bir olay olduğunu belirtmek istiyorum.) Olay, Paris’teki Alman Askerî Ataşesi Schwartzkoppen’in kâğıt sepetinde gizli belgelerin gönderildiğini bildiren ve içinde hesap dökümü bulunan bir mektubun bulunmasıyla baş gösterir. Kendi içlerinde bir hain olduğuna ihtimal (!) vermeyenlere acîlen bir günah keçisi gereklidir. Peki bu günah keçisi kimdir? Elbette ki mektuptaki yazıya yazısı benzetilen Yüzbaşı Dreyfus'ün ta kendisidir, üstelik o bir yahudidir! Yüzeysel bir yargılama yapılır ve Yüzbaşı Dreyfus haksız yere mahkûm edilir. Defalarca görülen davada gerçek suçlu ise beraat etmiştir. Vicdanlı senato başkanı Kestner, Dreyfus'ün mâsum olduğuna inanır ve düşüncelerini
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2021 16. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2021 22:48
43 sayfalık kısacık bir kitap olmasına rağmen hakkında yazılacak çok şey var... Kitap aslında bir mektup. Hem de adaleti arayan bir mektup. Dreyfus olayı, 19.y.y sonlarında Fransa’da Yahudi kökenli bir subayın, Alfred Dreyfus’ün, haksız yere casuslukla suçlanması sonucu oluşan büyük bir toplum olayıdır. Mektup tamamen bununla ilgili. Dönemin ve Fransız Edebiyatının önemli ismi bu haksızlığa kayıtsız kalamıyor. Émile Zola, dönemin cumhurbaşkanına bir mektup yazıyor. Kitap yazılan bu mektuptan oluşuyor. Mektup, 13 Ocak 1898 Perşembe Günü L’Aurore gazetesinde yayımlanıyor. Mektubunda şöyle diyor Émile Zola: “Her şeyi söylemem de gerekmez, aransın, bulunacaktır.” Aslında asıl suçlunun, suçu örtbas etmeye çalışanların çok net belli olduğunu vurguluyor burada. Doğrunun peşine gitmek bir “tehlike” olarak görülürken, “Bu tehlikeye isteyerek atılıyorum.” da diyor aynı zamanda. Suçluyorum bir cömertlik, kendi türünün başyapıtı olarak kabul ediliyor. Ne var ki bu mektup yayınlandığında Zola’nın saygınlığından rahatsız olanlar sokaklara dökülüp “Yok olsun Zola!” diye haykırıp, mektubun bulunduğu gazeteleri yakıyorlar. Bir yandan da Zola’nın gerçek bir aydın olduğunu söyleyenler var. Fransa resmen ikiye bölünüyor. Bu bölünme “sağcı ya da solcu” değil, “Dreyfus yanlısı ya da Dreyfus karşıtı” şeklinde. Émile Zola, adalet uğruna ne kadar çaba gösterse de “Olay bitmiş gibi” görünüyor. İnsanlar “doğru” için ne kadar çabalasa da, her zaman bir “yanlış” çıkıyor ve adalet arayışı oluyor.
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma

Yazar Hakkında

Emile ZolaYazar · 56 kitap
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.