Bu bir yolculuktu.
Zannediyorum ki taşıyla, toprağıyla tamamen bana ait olan ve tam olarak bu sebeple beni çok heyecanlandıran, benliğimi canlı tutan bir yolculuk oldu. Üzerinde irili ufaklı taşlar, kuvvetli rüzgarlar, büyülü günbatımları ve elbette yağmurlar olan tam olarak hayatın kendisi gibi gerçek bir yol. Bu yolculuğumun içinizdeki sahici umuda tutunabilme gücünü canlandırmasını diliyorum.
Öykü yazarı olan Judith Hermann'ın ilk romanı Yuva. Yazarın dilini ve kitabın kurgusunu çok beğendim. Oldukça akıcı sizi hiç yormayan ve merakla da okuduğunuz bir roman. Orta yaşlarında eşinden ayrılmış kendine nispeten yeni bir hayat kuran karakterimizin yaşamına tanıklık ediyoruz. İnsan ister istemez kuzeyde geçen bu hayatı kendi ülkesinin şartlarıyla karşılaştırıp biraz iç geçiriyor. Özellikle kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir coğrafyada yaşarken, dünyanın başka bir yerinde bir kadının tek başına özgürce ayakta kalması, üstelik bunun bir ayrıcalık sayılmadığı bir ülke olması insanı içten içe üzüyor.
Kitap bittikten sonra adının neden Yuva olduğunu çok düşündüm. Çünkü bir yuva değildi anlatılan tam tersine bir yuvasızlık hali diyebiliriz. Romandaki diğer karakterleri de düşündüğüm zaman mesela karakterin ayrıldığı eşi, kızı farklı yerlerde tek başlarına kurdukları yuvada var oluyorlar. Hem herkes tek başına hem de herkes birbiri ile iletişim halinde belirli bir çerçevede sürüp giden seviyeli bir yaşam hali okuyorsunuz.
Ben yazarın başka bir kitabını okumadım ancak öykülerini de oldukça merak ettim. İlk fırsatta onlara da bakmak isterim.
YuvaJudith Hermann · Sia Yayınları · 20231,284 okunma