İlya Ehrenburg ünlü Sovyet yazarı, gazeteci ve eylem adamı, SSCB 3. ve 4. dönem milletvekili. Kiev’de Yahudi ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Devrim olaylarına ilgi duyarak 1905-‘07 yıllarında Bolşevik yeraltı örgütlerinin çalışmalarına katıldı. 1908 yılında tutuklandı. Aynı yıl Fransa’ya iltica etti. 1910 yılında Paris’te dekadan etkilerin görüldüğü şiir kitabı çıktı. 1914-1917 yıllarında Rusya Sabahı gazetesinin muhabiriydi. 1917 yılı Martında Rusya’ya döndü. 1921 yılından başlayarak Paris’te yaşamaya başladı ve bu arada Sovyet basınına geniş hizmetlerde bulundu. 1923 yılından başlayarak da İzvestiya’nın muhabirliğini yaptı. 1930 yılından sonra sürekli olarak SSCB’de yaşadı. Avrupa ülkelerine yaptığı sayısız geziler, Ehrenburg’un çeşitli gazete yazılarında, politik hicivlerinde dile getirilmiştir. 1952 yılında, halklararası dostluğun geliştirilmesi konusunda gösterdiği çabalarından ötürü Lenin ödülüyle onurlandırılmıştır.
Nehir kitap üçlemesi olan Paris Düşerken serinin ilk kitabı olup, 2.kitap Fırtına (2. Cilt) , 3.kitap da Dipten Gelen Dalga 'dır. Yıllar önce ilk görev yerimde çok kıymetli 1kitap dostumun mutlaka okumalısın dediği kitaptır, kısmet bugüne imiş iyiki tavsiye etmiş ve ben bu kitabın peşine düşmüşüm zira uzun süre basılmasını bekledim, basıldı sonra yine satışı bitti, şuan ne durumda bilmiyoruum, her güzel şey gibi talihi olmayan 1kitap vesselam :)))
II. Dünya Savaşı'nda Fransa'nın Almanlar tarafından işgalini ve bu işgale direnen Fransızları ve savaş stratejilerinde dönen 1çok siyasi yapısını ve tutumunu iyi anlayabileceğimiz 1kitap olup, ben Fransa'yi alt sınıf olarak halk tarafını Zola'dan, üst sınıf olarak sosyete tarafını Proust tan öğrenmişken politik tarafını da İlya Ehrenburg ten öğrenmiş oldum, dönemin tüm olaylarına tanık olmuşçasına. İşgal altındaki ülkeler ve
Kitap nehir roman. O yüzden tatmin olamadım sonunda. Diğer 2 kitabı da okumak lazım. Fakat beğenerek, sıkılmadan okudum. Ortalama 80 yıl öncesindeki Avrupa'nın durumuna bakmak, 2. Dünya Savaşı arifesinde Fransa'nın iç yapısını gözlemlemek ve savaşın insanlar açısından yıkıcı sonuçlarını bir kez daha anlamak için okunması gereken kitaplardan.
Kitapla aramda trajik bir bağ oluştu. Sevdiğim, saygı duyduğum ve macerasını en çok merak ettiğim karakterlerin çoğu öldü. Umarım devamında da diğerlerini kaybetmem :)
Paris Düşerken ,dönem romanı okumayı sevenlerin büyük bir keyifle okuyacağı bir kitaptır ki ben de çok beğenerek okuduğumu hemen belirtmek istiyorum.
Kitap 14 Haziran 1940 öncesi ,Almanların Fransa'ya savaş açmasından önceki dönemden 1936 yılından başlar.Hükümeti yöneten ve zengin iş verenlerle ,devrimci işçilerin arasında geçen sorunlar baş gösterir ilk başta.İşciler dönem dönem grev yaparak çalışma saatleri ve ücretleri hakkında düzenleme isterler.Ülke de bu durumlar mevcutken ,kapıda bekleyen bir savaş hakimdir aynı zamanda.
Hitler faşizminden yana olan,işgalcilere işbirliği yapan hükümet yöneticileri ile yurt savunması için çırpınan işçilerin direnişi ile karşılaşır,bu iki kesimin saflaşmaşına tanık oluruz.İşgalin yaklaşmış olmasına rağmen politikacı,ordu mensubu ve önemli iş adamlarının bu işgale kayıtsız kalıp bir tedbir almayışları bütün açıklığı ile gün yüzüne çıkar.Savaş yüzünü gösterdiğinde işçiler savunur Fransa'yı,siyasetçiler ise uzlaşma yolları arar.Kısacası burjuva hükümeti ,nazilere satar Fransa'yı.
Önemli karakterler vardır kitapta o dönemin bakanlarından Tessat mesela.Tessat'ı diğer siyasetçiler maşa olarak kullanmış, işleri bitince desteksiz bırakmışlardır.Tessat,Almanların gözünde pis bir Kızıl,işçilerin gözünde ise Hitlerle iş birliği yapan vatan haini konumuna düşmüştür.Siyasette dönen oyunlar onu bu hale getirirken ,çok sevdiği ailesini de kaybetmiştir.
Dessere, Fransa'ya avucunda tutan belli başlı iş adamlarından biridir,işçilere ilk başlarda destek olmuş olsa da sonradan gerekli gayreti göstermeden olayların akışına bırakmıştır kendini.
Breuteil ve Grandel gibi iş birlikçi siyasetcilerin neler yaptığını okuduğumuzda ise böylelerinin yüzünden bir ülke nasıl yok olur görüyoruz.
Diğer yandan sosyalist,devrimci fabrika işçisi Michaurd ,uçak
Paris Düşerkenİlya Ehrenburg · Evrensel Basım Yayın · 2012645 okunma
Uzun süre kitaplıkta okunmayı bekleyen serinin ilk kitabı. başlarda duyguyu alamadım yoğun anlatım sıkıldım. Ama sonralarda elimden bırakamadım yer yer kızdım bi savaş ve insanlar dans ediyor. Daha sonra anlamaya çalıştım ve o zaman kitaptan gerçekten zevk aldım. Tüm seri mükemmel ve mutlaka okunmalı. İnsana muthiş bir empatı yeteneği kazandırıyor.
Paris Düşerkenİlya Ehrenburg · Evrensel Basım Yayın · 2012645 okunma
Paris Düşerken kitabına dair Pablo Neruda Yaşadığımı İtiraf ediyorum 'da bir anekdot aktarır... İlya Gregoriyeviç'in bir sabah ev telefonu çalar. Telefonu yazarın eşi Luba açar... Kulağına hiç de yabancı gelmeyen bir ses sormuş:
'' İlya Gregoriyeviç orada mı?'
''Olabilir '' yanıtını verir Luba.''Siz kimsiniz?''
''Stalin'' demiş telefondaki ses .
''İlya,şakacının biri seni istiyor,'' diye Luba telefonu Ehrenburg'a uzatır....
Yazar telefonu kulağına götürür götürmez Stalin'in sesini hemen tanır...
''Dün bütün gece sizin Paris Düşerken eserinizi okumakla geçirdim. Şimdi telefon etmenin nedeni de böyle ilginç kitaplar yazmaya devam etmenizi istemem, sevgili İlya Gregoriyeviç .''
Politik entrikalar, aristokratların halktan kopuk sadece rantlarını gözettikleri Fransa 'da konjektürel gelişimlerle birlikte gelişen olayları 4-5 ana karakter üzerinden sosyalistlerin sistematik ezilmeleri ve masumane isteklerine rağmen her dönem siyasi iktidar ve faşizanlar tarafından şeytanileştirlmelerini de anlatıyor.
Kitaba başlarken bir ön yargım vardı propagandaist bir kitap diye düşünüyordum fakat bitirdikten sonra klasikler arasına girmesi gerektiğini düşünmekteyim
Paris Düşerken kitabı benim için ilginç bir okuma deneyimi oldu. Genel olarak kurgusal gibi gözükse de Ehrenburg’un hayatına baktığımızda(gazeteci kökenli) sembolik olarak 1930-1950 yılları arasını detaylı olarak anlatmış. Hitler Faşizminin işgali altındaki Paris halkının o çaresiz durumuna üzülmemek elde değil. Tarih, siyaset ve insan ilişkileri açısınsan dolu dolu bir kitap yazılmış diyebilirim. Yalnız tek sıkıntım karakterlerin fazla olması idi. Pat pat yeni karakterlerle tanışıyorsunuz. Onun dışında oldukça başarılı bir eser. Özellikle parti başkası Tesaat’ın içinde bulunduğu çıkmaza üzüldüm. Bana nazaran döneme hakim olanların iki kat daha keyif alıcağını düşünüyorum. Ve fazla zaman kaybetmeden serinin ikinci kitabı olan Fırtına’ya başlayacağım.
Uzun soluklu bir okumanın sonunda bu muhteşem kitabı bitirdim. Kitabımız 2.Dünya savaşının hortladigi dönemi ve sonrasini Paris penceresinde anlatıyor. Söylenecek belki çok şey var . Buraya sayfalarca yazilsa belki bir kitap bile cikar!
Romanimiz işçi mücadelelerini, sınıf çatışmalarını dönemin fransa burjuvazisinin çıkarları uğruna Paris'i hatta bir ulkeyi savaşa adım adım teslim etmesini ele alıyor. Peki kimler var senaryoda.? Nazi hayranı ve uzantısı politikacılar, partiler. Yine bu gemide ben de varım, ben de bu pastadan yemek istiyorum diyen radikal partiler, sözde halk cephesi partisi! ve yöneticileri. Işçileri daha fazla sömüren fabrika sahipleri. sözde sosyalist liderler, besleme medya kanalları. Ve tabiki bunlara karşı çıkan komünist liderler, fabrikalarda haklarını arayan işçileri bulacaksınız. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Bu okuduğum kitap nehir roman serisinin ilk kitabıdır.İkinci Dünya Savaşı'ndan başlayıp soğuk savaş dönemine kadar süregelen olayları roman şeklinde anlatmıştır.Kitap roman niteliğindedir ama belgesel gibidir onu okuduğunuz zaman hem akıcıdır,zevklidir ama aynı zamanda size tarihi bilgiler de verir.Bu yüzden çok değerli bir eserdir.Serinin bu ilk kitabında bize Fransa'nın üçüncü cumhuriyet döneminden nazilerin işgal ettiği döneme yani üçüncü cumhuriyet Fransa'sının yıkıldığı döneme kadar gerçekleşen olayları bir roman ve kahramanları aracılığıyla anlatıyor.İşte üçüncü cumhuriyet döneminde siyasi havayı,grevleri daha sonra nazi işgaline olan direnişi, yine aynı dönemdeki baskı ve şiddeti bize çok iyi açıklar. Bu sebepten mutlaka okunması gereken bir eser olarak görüyorum şahsen.
Paris Düşerkenİlya Ehrenburg · Evrensel Basım Yayın · 2012645 okunma
İlya Ehrenburg 1891'de Kiev'de doğdu. Çok genç yaşta Rusya'daki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Paris'e göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917'de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukrayna'daydı. Daha sonra tekrar Avrupa'ya geçti ve 'Julio Jurenito'yu yazdı. 1924'te Sovyetler Birliği'ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa'ya gönderildi. 1941'e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşı'na katıldı.
Paris'te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği'ne döndüğünde 'Paris Düşerken'i yazmaya başladı. Bu eser üçlemenin ilk kitabıdır. Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967'de öldüğünde ardında 'Paris Düşerken', 'Fırtına' ve 'Dipten Gelen Dalga'dan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı. Yazarın en büyük eseri sayılan bu üçleme 1936-1952 yılları arasında dünyanın politik durumuna ışık tutmaktadır. 3'leme yalnızca Sovyetler Birliğinde 8.5 milyon basılmış ve 2 kez Stalin ödülü almıştır.