Kemik Bahçesi, bahçesinde 19. yüzyıldan kalma bir iskelet bulan Julia'nın bu gizemli cinayeti araştırmasını konu alır. Hikaye, günümüz ile 1830'ların Boston'u arasında gidip gelerek; tıbbın karanlık geçmişini, kadavra hırsızlığını ve o dönemde dehşet saçan bir seri katilin izini sürer. Julia araştırmasında derinleştikçe, bahçesindeki iskeletin ardındaki trajik sırrın kendi hayatıyla olan şaşırtıcı bağını keşfeder.
Başlarda yavaş ve durgun ilerlese de kitabın ortalarından sonrası gerçekten insanı içine çekip hemen ilerliyor. Ben beğendim. Cerrahtan sonra okuduğum ikinci kitabıydı. Hem geçmiş hem de günümüz olarak flashback şeklinde ilerleyen kitap da oldukça ilgi çekici yerleri vardı.
Yazarın bir kere yazım dili çok güzel. Bu şekilde yazılan bazı kitaplarda kopukluklar çok yazarda görülüyor ama bu kitabın akıcılığında hiç olmadı. Tıbbi terimleri yoğundu. Geçmişte doktor kimliğini kitaba işlemiş.
Katile gelince çok gitgel yaşattı bana. Ama kitapta katil olan karakter hakkında birkaç bilgisi. O kişiyi de katil olma ihtimaline sokmuştu beni. Ama o değil sadece şüpheli olanlardan biri olabilir dedirtti. Kendi adıma çok ters köşe yaşamadım.