Adı:
Odysseia
Yazar:
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321057
Çeviri:
A.Kadir Bilgin, Azra Erhat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Homeros (y. MÖ IX. yüzyıl): Hayatı hakkında kesin birbilgi olmamakla birlikte MÖ IX. yüzyılda Sakız Adası'nda yaşadığı sanılmaktadır. Eserleri Antik Yunan devletlerinde her tür bilginin kaynağı sayılan Homeros, İlyada ve Odysseia destanlarıyla edebiyatın hemen her türünü günümüze dek etkilemeyi başarmıştır. OdysseiaTroya Savaşı kahramanlarından Odysseus'un, ülkesi İthake'ye dönerken on yıl süren yolculuğunda yaşadığı maceraları anlatan büyük bir destandır. Gerek karakterlerinin, gerek kurgusunun modern romana yakınlığıyla bütün dünya edebiyatını etkilemiştir.
(Tanıtım Bülteninden)
Değerli okur arkadaşlarım, mitoloji öğelerle harmanlanmış sayısız eser okudum. Ama okuduğum eserlerin yazarlarına ilham kaynağı olan, İlyada ve Odysseia adlı eserleri okumak, nedense şu zamana kadar, bir türlü kısmet olmadı. Buna istinaden bu harika kitapları okumama vesile olan Hakan Bey'e, sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ederim. Biz okurları mükemmel tercümesiyle bu nadide eserlere kavuşturan, Hakkın rahmetine kavuşmuş olan, Azra Erhat Hanım'a da Allah'tan rahmet niyaz eylerim.

Özellikle değinmek istediğim bir husus var ki, benim için çok mühimdir. Evet mitlerin tanrısal öğretisi, inancımla örtüşmemektedir. Ama bu demek değildir ki, mitsel öğelerle harmanlanmış kitaplar okunmamalı! Aksine okunması taraftarıyım. Ben imgelem ürünü olan mitleri, estetiksel bir anlatım tarzı içerdiği için okumayı seviyorum. Çünkü mitsel öğelerle harmanlanmış kitaplar, üzerimde sanki bir masal dünyasına adım atmışım gibi bir hissiyat uyandırmakta.

Bazı araştırmacılara göre, mitler masallardan türemiştir; bazılarına göre ise de, masallar mitlerden türemiştir. Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğünde yunanca " Mythos "
kelimesinden türetilen mit; söylenen yada duyulan söz demektir. Masal, hikâye, efsane anlamına gelir, şeklindeki tanımıdır. O halde bu anlatılanları baz alırsak, mitlerin ilkel bağlamından uzaklaşıp ritüel dışında bir anlatım biçimine geldiğinde, sözlü edebiyat ürününe dönüşmesi kabul edilebilir bir gerçekliktir. Bu sebepledir ki destan ve masal gibi anlatılar, taşıdıkları imge ve semboller vasıtasıyla etkin oldukları zamandan günümüze kadar gelebilmişlerdir. İşte Odysseia'da onlardan biridir.

Odysseia tek bir kişinin öyküsüdür. Eser her ne kadar, Odysseia isimli İthake Kralının öyküsünü anlatsa da Hektor'un ölümüyle sonlanan İlyada'nın devamı niteliğindedir bir bakıma. Çünkü İlyada'da okura anlatılmamış, örtülü kalmış bir çok soru Odysseia'da gün yüzüne çıkmaktadır. Meselâ, savaşın nasıl sonlandığı, savaştan sağ kurtulanların akıbetlerinin ne olduğu ile ilgili açıklamalara ayrıntılarıyla değinilmektedir. Ki bu açıklamalar ile, okurun aklında hiç bir soru işaretine yer kalmaz.

Akhalılar dokuz yıl savaştıktan sonra onuncu yıl da, hile ile yıkmışlardır İlyon'u. Savaştan sonra eve dönüş yolunda Athene'ye saygısızlık ettikleri için de, tanrıça da Akhalı askerlerin üzerine uğursuz yeller ve koca, koca dalgalar salar. Bazıları bu uğurda telef olur, bazıları bir çok zorlukla sınandıktan sonra dönebilir yurduna, bazıları da tam yurduma kavuştum derken, eşinin ve dostum dediği kişilerin ihanetleri ile sarsılır ve kalleşçe katledilir.

Bir çok imtihandan sonra yurduna kavuşanlardandır, Odysseis. Peki Odysseis kim? Dedesi Autolykos koymuştur, bu adı ona. Torununu görmeye gelirken yollarda insanlardan çok çile çektiği için, " Çileli " anlamına gelen Odysseis ismini uygun görmüştür. Gerçekten de isminin hakkını verir Odysseis. Geri dönüş yolunda on iki gemisi ve yoldaşlarıyla çıktığı yolculuktan, oradan oraya savrulduktan sonra masalsı bir mücadeleyle tek başına döner baba toprağına. Masalsı diyorum çünkü, satırlar arasında ilerledikçe karşınıza devler, tek gözlü, bin kollu, kuş yada fok kılıklı insan yiyen yamyam canavarlar çıkmaktadır. İlyada'daki gibi estetiksel anlatım, Odysseia'da da karşımıza çıkar. Bir diğer benzerlik zaman ve mekanda yaşanan sıçramaların örtüşmesi. Ama tek farkla insanların yada tanrıların dünyası olarak değil de, olay örgüsü Odysseia, eşi Penelopeia ve oğlu Telemakhos arasında gelişir.

Odysseia Troya Savaşının kaderini belirleyen, son derece zeki ve kurnaz bir kişi olarak çıkar okurun karşısına. Ozan Demodokos, Odysseia adına düzenlenen şenlikte anlatır dinleyiciler vasıtasıyla, biz okura.
Değerli okur arkadaşlar, ön yargılarınızı bir kenara bırakın ve mutlaka bu eserleri okuyun...
Homeros Kitapları Okuma Etkinliğimizin ikinci kitabıydı Odysseia. İlyada’nın derinlemesine dünyasından ziyade tek bir kahramanın başından geçenlerin epik bir şekilde anlatıldığı destandır bana göre bu eser.

Odysseia, İlyada’nın yapısından farklı bir yol izlenerek yazılmış bir eser. İlyada’daki geniş perspektif, Odysseia’da kendini küçük bir kesite, o inanılmaz kargaşa yerini dingin bir anlatıma bırakmış. İki eser arasındaki farklara zaman zaman yine döneceğim.

O büyük Troya Savaşı bitmiş ve artık ülkelere geri dönme zamanı gelmiştir. Akhaların en kurnazı ve yiğidi olan Odysseus memleketi İthake’ye gitmek üzere yola çıkar. Yol normalde çok kısadır, en fazla bir iki hafta sürmesi gerekir ama devreye yine Tanrılar girer ve yolculuğumuz 10 koca yıl sürer. Bu 10 yılda Odysseus ve arkadaşlarının başına gelmedik kalmaz. Kimi zaman Tepegözlerin diyarında esir kalırlar, kimi zaman deniz canavarlarının kurbanı olurlar ve biz okuyucular hiç sıkılmadan bu maceraları soluksuz okuma keyfini yaşarız.

İlyada’da, Tanrılar gidişata direkt etki yapabilmekte, çoğu zaman insan kılığına girerek savaşta tuttukları tarafa yardımcı olabilmekteydi. Odysseia da ise bu durum biraz farklı işlemekte. İlk kitaba benzer olarak Tanrılar devrededir ama bu Tanrılar olaylara direkt etkide bulunmazlar. İnsanlara işmarda bulunarak, kendilerinin seçimleri hakkında ipuçları vermektedirler. Kimi zaman bir doğa olayı olarak kimi zaman da bir hayvan şekliyle gerçekleşir bu işaretler. Böylece insanlar da bu işaretlere göre hareket etmektedir. Odysseia’da Tanrıların etkisini çok fazla görmeyiz, zaten olaylara dahil olan Tanrı sayısı da çok azdır. Bu da kitabı daha nesnel bir hale çevirmektedir. Olayların gidişatı günlük hayattakine benzer. Ölüler Diyarı, Tepegözler, sihirli otlar gibi ögeler bunu biraz bozsa da Odysseia, İlyada’ya göre çok daha gerçekçi bir eserdir. Mitolojik ögelerin varlığı aslında kitabı daha da eğlenceli bir şekle sokmuş. Eser için insanlığın ilk macera kitabıdır diyebiliriz.

İlyada tek bir yol üzerine inşa edilmiş bir eserdir. Geriye dönüşler veya dallanıp budaklanan olaylar örgüsü bulunmaz. Odysseia ise, bunun tam tersi daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Odysseus’un başından geçenleri anlamak için parçaları iyi birleştirmek gerekir. Zaman zaman geriye dönük anlatımlarla kitap daha da zengin bir hal almış. Anlatım doğrusal olmamakla birlikte çok da karışık değildir. Bu da kitabın okunurluğunu kolaylaştırmış.

Odysseia’da kadının rolü oldukça fazladır. Penelopeia’nın eşine olan sadakati zamanının kadınlarının özelliklerinden biridir. Kadın eşine sadık ve evinin kadını olmalıdır. Anadolu kültürüne oldukça benzer olan bu durum dikkatimi çeken kısımlardan bir tanesi.

Bütün büyük eserlerde bulunan alıntıların en büyük kaynaklarından olan bu iki kitabı tekrar okumak bana oldukça fayda sağlayacaktır. Eseri okumamış olanlara kesinlikle tavsiye ediyorum. İlk kitaptaki isim kargaşasını çözerken sabırlı olanlar sonrasında mükafatını fazlasıyla alacaktır eminim. Bu etkinlikte benimle birlikte olan kitap dostlarıma da ayrıca teşekkür ediyor herkese iyi okumalar diliyorum.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.021 Oy)17.393 beğeni39.276 okunma2.082 alıntı164.360 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.802 Oy)8.092 beğeni25.860 okunma615 alıntı125.895 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.024 Oy)7.283 beğeni19.729 okunma3.111 alıntı115.737 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.186 Oy)8.099 beğeni23.839 okunma1.861 alıntı101.696 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.962 Oy)12.408 beğeni31.581 okunma2.738 alıntı131.807 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.223 Oy)5.337 beğeni18.037 okunma687 alıntı91.755 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.079 Oy)4.795 beğeni15.953 okunma2.737 alıntı102.149 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.931 Oy)8.316 beğeni23.098 okunma1.117 alıntı112.132 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.782 Oy)7.314 beğeni20.452 okunma670 alıntı78.968 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.487 Oy)5.768 beğeni15.146 okunma2.191 alıntı78.076 gösterim
İlyada'nın ardından verdiğim bu epey uzun ara şimdi Homeros'a dönmem için kâfi. Peki kim bu Homeros?

Özetle Batı Edebiyat ve Felsefesinin temeli, mihenk taşı kör bir şair. Ancak varlığına dair derin şüphelerin olması onu da Shakespeare sınıfına koyuyor. Nedendir bilinmez kafası ve kalemi aynı anda iyi olanların genelde varlığı sorgulanmıştır yüzyıllarca. Sağlam bir tarih yazıcılığını başlatmış olmasa Taberî de bence 'yahu cidden yaşamış olabilir mi böyle bir kafa?!' diye düşünülecek isimlerden.

Homeros, İ.Ö. 8.yy'da Smryna (İzmir) dolaylarında yaşadığı düşünülen eserleri özellikle Joyce'un Ulysses'i gibi birçok eserin kaleme alınmasına neden olmuş bir ozandır. İlyada'da Truva savaşına dair efsaneleri epik bir şekilde aktaran ozanımız Odeyssey'de ise İlyada'da ismi bolca geçen kahraman Odyssey'nin ülkesine dönüş yolculuğunu anlatıyor.

Bu eserleri bir destan olarak bilsek de Antik Çağlarda insanların bu eserleri askeri, teknik, tıp, din, felsefe vb.birçok alanda gelişmenin başlangıç noktası olarak görerek ezbere bildiği söyleniyor.

Şiir batı edebiyatının ve kültürünün temel eserlerinden sayılır ve antik Yunan kültürüne ışık tutan en önemli kaynaklardan biridir.

5 yaşındayken hayranlıkla izlediğim Zeyna'da da bir bölümde buna yer verilmişti. Poseidon, izin vermiyordu Odyssey'nin evine gitmesine. ( Bu arada Türkiye'de sahtekar bir firma var North Face fotoğrafı gösterip Poseidon isminde bir markanın ayakkabılarını 'satıyor'. Ek bilgi lazım olur :) )

Vaktiniz olursa bir ara okuyun derim
Homeros'un yazmış olduğu aslında benim dede korkut hikayelerine benzettiğim mitolojik destanlardan birisi .
Okumasanız çok şey kaybeder misiniz? Hayır ama olursanız da homeros'u biraz daha anlayabilirsiniz
Çok sıkıldım. Ama öyle böyle sıkılmadım. Bazı yerlerden sonra sıkılmam sandım ama yine sıkıldım 2

(Çok sıkıldım. Ama öyle böyle sıkılmadım. Bazı yerlerden sonra sıkılmam sandım ama yine sıkıldım 1 için bkz: İlyada yorumum. )

Baştan yumurtlayalım: İlyada yorumumdan birkaç “satırcık” intihal yaptım. Evet çaldım ama aynı zamanda hizmet de veriyorum. O zaman kızmanızı gerektiren bir durum yok (!)

İlyada da olduğu gibi; bu kitabı zevkle okuyabilmeniz için; Lozan antlaşması ile azınlık kabul edilen mitoloji sevenlerden biri olmanız gerektiğinin tekrar altını çizmek istiyorum.

Dedenin birinin boş vakti olduğundan yazdığı bir tuğlamsı olmadığını ispatlarcasına, turistik tur rehberini aratmayan 43 sayfalık bir okuma rehberi sizi girişte karşılıyor.

Kitabın içeriğine gelirsek; İlyada destanının figüranlarından biri olan, adının anlamına yaraşır çileli bir yaşam geçiren, İthakeli Odysseia burada başrolü üstleniyor. İlyada’da kitabın bir çok yerinde rastladığımız Tanrılar da insanlar da bu sefer sadece birkaç dizede karşımıza çıkıyorlar. Tanrıların tanrısı Zeus’un kızı Athene hariç tabi. O mikser görevini burada da layığı ile yerine getiriyor.

2004 yılında Truva filminde kullanılan tahta at Çanakkale’nin sahile yerleştirilmeden önce Çanakkale’de Truva savaşını temsil eden bir “atımsı” vardı. Bu “atımsı” sahilden çok daha uzak bir bölgede mahalle marangozları tarafından artık suntalarla hayrına yapılmış gibi görünen, berduşların konakladığı, at demeye insanın dilinin varmadığı ancak “atımsı” diye adlandırabildiği bir şeydi.

Bu attan niye mi bahsediyorum ? Çünkü yine sizi düşünüyorum. Bir gün olur da yolunuz bir bilgi yarışmasına düşer ve baraj sorunuzda “Truva atından hangi kitapta bahsedilmektedir?” olursa, yanılıp da; “Truva savaşını anlatan kitap İlyada olduğuna göre cevabım tabi ki de İlyada” deyip de ZONKKKK diye bir ses duymayın diye bütün uğraşım. Çünkü tahta atdan bahsedilen kitap ilginç bir şekilde Odysseia.

Keloğlan masallarının “Kabasakal”ı Tepegöz hiç beklenmedik bir yerde karşımıza çıkacak. Yine korkunç bir mağarada yaşasa da bu sefer nüfuzlu biri. Koskoca denizler tanrısı Poseidon’un biricik oğlu. Tevratta da geçen Davut ile Calut kıssası kadar heyecanlı Tepegöz ve Odysseia hiper sıklet ölüm müsabakası heyecanı dorukta tutmaya yetmiyor.

Yirmi yıl var ayrıyım İthake diyarından, baba ocağından yar kucağından diyen Odysseia’nın denizler ve adalarda yaşadığı maceralar Henri Charriere’nin Kelebek romanında “sıktıklarından” ( Ne biliyosun ! Yanındamıydın ? ) hiç de aşağı değil.

Karanlıklar ülkesine yapılan yolculuk, daha önce (RIP) Robin Williams’ın What Dreams May Come filmini seyredenleri veya İlahi Komedya kitabını okuyanları şöyle bir silkeleyecek.

Kitapta bir bölüm var ki Game Of Thrones hayranları “kızıl düğün” olayını hatırlayacak. Ama bu sefer ciğerleri yanmayacak…

Odysseia ve arkadaşları yıllar boyunca yağma yapıyor , kafa kesiyorlar; bir yandan da kitap boyunca, “Küçük Ev” dizisini seyreden Adile Naşit gibi oto çöpe zırıl zırıl ağlıyorlar. Hayır yani, sonuçta “Ziya” değiliz ki, abartılı bulduğumuz bir olaya, bir sandalye çekip ağlayanlarla beraber ağlayalım…

Odysseia eski dostlarına kendini tanıtmak için Malkoçoğlu vari bir taktik deniyor. Malkoçoğlu nasıl uzun süredir göremediği sevdiklerini hep aynı şekilde vücutlarında bulunan yaradan tanıyorsa, Odysseia da, sünnet yarası geçen küçük çocuğun “gururunu” amcalara göstermesi gibi, kendisine inanmayanlara sürekli yarasını gösteriyor.

Sonuç olarak ; pişman mıyım okuduğuma ? Tabi ki hayır.

Bazı kitaplar vardır öncelikle yaşından dolayı hürmet edilir. Nasıl gerçekten yaşamış ( zaman öldürmek için oksijen tüketmemiş) bir yaşlıdan hayat dersleri alabilirsek bu kitap gibi bilmem kaç bin yıl önce ortaya çıkan kitaplardan da sıkıla sıkıla da olsa çok şey öğrenebiliriz. Tabi ki çapımız kadar …

Bu kitabı okuyanlar binlerce dizeden hiçbir şey anlamasalar bile dünyada çok da fazla bir şeyin değişmediğini anlayacaklardır. Hırs, açgözlülük, cehalet, şöhret tutkusu, kadına karşı bakış açısı dünya malına verilen önem ,fillerin dövüşüp çimenlerin ezilmesi…

Odysseia’ dan tüm, asıl yarasının çok içerlerde olduğunu gösteremeyenlere geliyor efenim. ( Bozuk uydu anteninden dolayı tek bir kanalı gösteren bir asker kantini TV sinde 5 ay sürekli çalarak , tahta sayımı iyice eksilten şarkıdır. Şimdiden geçmiş olsun… )

https://www.youtube.com/watch?v=1WsFiNhcL80
İlyada'nın devamı denilebilir. Biraz truva savaşının sonuçları meşhur truva atı ve biraz da Odysseus'un eve dönüş maceraları anlatılıyor. Çocukluğumuzda Dinlediğimiz hemen hemen bütün masallar meğer Odysseia'da geçiyormuş. Tepegöz, şarkılarıyla büyüleyen denizkızları, truva atı vb. Çok geç kalmışım bu birbirinden değerli iki eseri okumakla... Homeros okuyucuya zengin bir anlatım sunuyor. Öyle ki bu anlatıma doğa olayları, hayvanlar, bitkiler, insanların duygu ve düşünceleri dahil ediliyor.Mesela bir dizesinde diyorki "Athene savaşçının yüreğine bir sineğin inadından koydu. Hani kovarsın kovarsın gitmez ya başından (gerçi bu dize ilyada da geçiyor ancak Homeros'un eserleri bu üslupla yazılmış)." anlatım zenginliği ile büyülüyor okuyucusunu.
Homeros Bey'in ikinci kitabı da bitti. Eh, açıkçası ben çok beğendim, olay olsun kurgu olsun çeviri ve yayın evi olsun kitap beni baya tatmin etti.

İki eserin de gerçekliğe dayanan yönüyle kurgunun birlikteliği gayet hoş durmuş. Hele de iki destanı da acaba sadece Homeros mu yazdı yoksa birçok kişinin emeği mi var tartışmaları, Homeros'un kimliğine dair tartışmalar, kitapların kendi içlerince tartışmaları muhteşem harika bir şey bence. Şu anki edebiyatımızın temel taşlarını, epeyce eski zamanlardaki bir insanın hayal gücünü okumak da çok enteresan. Garip bir durum bir yerde aslında.

İlyada'dan farklı olarak bu eser tek kişinin yaşadığı serüvenleri anlatıyor bolca doğaüstü ögelerle birlikte tabiki. Yine içine alan bir olay örgüsü var evet ve hatta İlyada'dan daha fazla diyebilirim. Olayların içindeki geçmiş ve şu ana geçiş de çok çok güzel duruyor. Beni tek rahatsız eden şey biraz fazlaca tekrar ve uzatılma oldu. Hele bir bölüm var ki gereksiz yere bir sürü insanın soy ağacını okuyoruz. Bunun dışında gayet ve gayet güzel bir eser.

Zaman yolculuğunun bu mükemmel örneğini, kendini içine hapseden betimleri kesinlikle okumalısınız efendim, iyi okumalar.
İlyada'dan sonra Odysseia'yı okumak edebiyattan aldığım hazzı iki katına çıkardı. Batı edebiyatının ilk yazılı eserleri İlyada ve Odysseia. İlyada nasıl muazzam bir destansa, nasıl epik bir dille Troya'daki dramı bize anlatıyorsa, Odysseia da adını aldığı adamın başından geçenleri o mükemmellikte anlatıyor. Roman gibi bir destan, hatta bildiğiniz roman. İlyada ve Odysseia okumadan roman yazmış yazarlar göze çarpıyor zaten bu eserlere aşina olduktan sonra. Odysseia'nın dili, anlatım gücü, yaşattığı hisler vs. birçok günümüz romanının kat be kat üstünde. Gönül isterdi ki Homeros bin tane destan yazsaydı da okumaya ömrümüz yetmeseydi...
ilyada'dan farklı olarak tanrılar çok daha aktiftir ve ayrıca mitolojik yaratıklar da hikayenin bir parçasıdır. başlangıcı şu şekildedir; "anlat bana ilham perisi, kudretli troya şehrini yerle bir ettikten sonra diyar diyar gezen o yaman adamın hikayesini anlat."
Fark etmesek de destanların hayatımızın bir parçası olduğunu kafamıza kafamıza vuran kitaplardan. yüzyıllar önce yazılmış bir şaheser.
bütün kitaplıklarda olmalı.
Eski Yunan destanlarından biriyle karşınızdayım. Bize yabancı bir kültür ve inanış tarzı olması sebebiyle ilk okuyuşunuzda siz de benim gibi yadırgayabilirsiniz.
Okuduğum süre boyunca sürekli Dede Korkut Hikayelerindeki Oğuz Kağan Destanı aklıma geldi nedense. Bizdeki destan anlayışı ile Yunanlıların destan anlayışı arasında bir uçurum olduğu kesin.
Hiç kuşkusuz odısseıa Oğuz Kağan Destanı'nın kıyısından dahi geçemez
Kısaca konusuna geçersek; Troya Savaşı sonrası memleketine dönmrk isteyen İthaka Kralı Odısseus'un dönüş yolculuğunda yaşadığı maceralar anlatılıyor.
.
Mitolojiden hoşlanan insanların kesinlikle okuması gereken kitaplar arasında. Fakat çok akıcı değil sıktığı bölümleride var. Ancak okumaya değer.
Biz yeryüzündeki insan soyları
kolay kaptırırız öfkeye kendimizi.
Homeros
Sayfa 144 - Can Yayınları
Biz yeryüzündeki insan soyları
kolay kaptırırız öfkeye kendimizi.
Homeros
Sayfa 123 - Türkiye İş Bankası
Ne diye insanlar tanrılardan bilir bir çok şeyi!
Sanırlar bütün belalar bizden gelir,
oysa kaderin dışında acı yığar başlarına
kendi kendileri, kendi taşkınlıkları.
Homeros
Sayfa 44 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Odysseia
Yazar:
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321057
Çeviri:
A.Kadir Bilgin, Azra Erhat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Homeros (y. MÖ IX. yüzyıl): Hayatı hakkında kesin birbilgi olmamakla birlikte MÖ IX. yüzyılda Sakız Adası'nda yaşadığı sanılmaktadır. Eserleri Antik Yunan devletlerinde her tür bilginin kaynağı sayılan Homeros, İlyada ve Odysseia destanlarıyla edebiyatın hemen her türünü günümüze dek etkilemeyi başarmıştır. OdysseiaTroya Savaşı kahramanlarından Odysseus'un, ülkesi İthake'ye dönerken on yıl süren yolculuğunda yaşadığı maceraları anlatan büyük bir destandır. Gerek karakterlerinin, gerek kurgusunun modern romana yakınlığıyla bütün dünya edebiyatını etkilemiştir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 462 okur

  • Aethra Gina
  • Hasan Zaimoğlu
  • Esen Beste Güzel
  • sibel albayrak
  • İrem
  • Umut VOLKAN
  • รiʀiuร
  • Hayrettin Öğüt
  • Suat Dadaloğlu
  • Shakespeare's Sister

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%21.6
25-34 Yaş
%32.3
35-44 Yaş
%24.6
45-54 Yaş
%11.2
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.7
Erkek
%51.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.5 (41)
9
%19.8 (25)
8
%21.4 (27)
7
%16.7 (21)
6
%4 (5)
5
%2.4 (3)
4
%1.6 (2)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0.8 (1)

Kitabın sıralamaları