Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Zekâ ve Yanılgı
10/10
·750 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 17:56
İçine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zekâ oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur .— James JoyceJames Joyce Joyce: zekâsını bıçak gibi kullanan, dili eğip büken, okuru rahat bırakmayan soğuk ve keskin bir yazar. UlyssesUlysses, Latincedir. OdysseiaOdysseia’nın Roma’daki adıdır. O yüzden bu kitabı okumakta fayda var o da İlyadaİlyada'nın devamı okuyamayanlar hikâyenin bütünlüğü için fikir sahibi olunması önemli. Bu kitabı anlamak için destanları okumak şart değil. Bilmek derinlik katar, bilmemek kapıyı kapatmaz. Çünkü roman aslında modern bir OdysseiaOdysseia hikâyesi; eve dönmeye çalışan bir adam . Destansı yolculuğu gündelik hayata indiriyor savaş yok canavar yok ama: zihin var yalnızlık var aldatılma var kimlik arayışı var “Ulysses” demek: yolculuk yapan adam Joyce’un kitabında: bu yolculuk dışarıda değil insanın kendi içinde. Kitabın daha başında Stephen Dedalus’la yeniden karşılaşmak insanı doğrudan içine çekiyor. Bu yüzden bu metne klasik bir “inceleme” gibi yaklaşmak eksik kalır; aslında bu kitap için en doğru yaklaşım bir okuma rehberi hazırlamak olur. Çünkü Joyce’u anlamak, doğrudan bu kitapla başlamıyor. Stephen Dedalus’u tanımadan bu metne girmek, daha en başta bir çok şeyi eksik kalmasına neden olur. Bu yüzden okuma sırası neredeyse kendini dayatıyor: önce Kahraman StephenKahraman Stephen ardından Sanatçının Bir Genç Adam Olarak PortresiSanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi ve İrlanda insanını anlamak için DublinlilerDublinliler ancak ondan sonra bu kitap. Daha olaylar tam başlamadan bile bunu hissediyorsun. Joyce sana bir hikâye anlatmıyor; parçaları birbirine bağlayarak bir bütünlük kuruyor. Herkes bu kitabı “anlaşılmaz” diye etiketliyor ama mesele anlaşılmaz olması değil. Mesele, ona nasıl yaklaşılacağını kimsenin doğru düzgün anlatmaması. Asıl ihtiyaç olan şey, bu kitabın ne anlattığını değil, nasıl
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
Puan vermedi·750 syf.··
2025 71. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2025 20:39
Ulysses, Dublin’in gündelik yaşamı üzerinden şairane bir metamorfoz yaratmayı hedefleyen ve dilin, zamanın, bilinç akışının sınırlarını zorlayan bir ustalık örneği olarak okunur; Joyce, tek kahraman odaklı basit bir hikâyeden ziyade, başlı başına bir kültür anatomisi kurar: Leopold Bloom’un sıradan bir gününü merkeze alırken, Poseidon’un dalgalarını andıran mitolojik arketipleri dille, iç monologlarla ve çeşitli üsluplarla teloğraflaştılarak canlandırır; bu süreçte yazar, kahramanlarının iç dünyasını, toplumsal yapıyı ve dilin kendini kurduğu kuralları aynı anda deşer ve sarsar. Roman, Dublin’i bir sahne olarak kullanırken, sayfalarda bulunan her cümle, her betimleme ve her diyalog, edebiyatın geleneksel anlatı sınırlarını kırar; bilinç akışı tekniğiyle karakterlerin iç seslerini çoğaltır, günlük olayları epik ölçekte değerlendirir ve minutae denilen küçük ayrıntılar aracılığıyla büyük meseleleri (kimlik, cinsellik, din, milliyet) okuyucunun yüzüne vurur. Özellikle dilin oyunbazlığı ve çok katmanlılık bu eseri benzersiz kılar: homüruplar, kelime oyunu, parodi ve referanslar ile dolu metin, okurun zihnini sürekli harekete geçirir; her sayfa, farklı yazarların üslubuna selam veren, başka edebi eserleri, mitolojik figürleri ve toplumsal figürleri içeren bir mozaik gibi işler. Ulysses sadece bir günün İstanbul veya Dublin’de geçmesiyle kalmaz; o gün, modern insanın deneyimini, rutinlerin içinde saklanan dramatik gerilimi ve varoluşsal arayışı açığa çıkarmak için kullanılır. Joyce’un şehir, beden ve dil arasındaki simyayı kurarken verdiği zorlayıcı ama büyüleyici mücadele, romanı bir referanslar bütünü haline getirir: farklı tekniğin ustalıkla birleştiği bu yapı,yorumlama eylemi gerektirir ve her okuma, metnin yeni katmanlarını keşfetmeye olanak tanır. Nihai olarak
1000Kitap
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
10/10
·750 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 16:46
"Ulysses" romandan öte, doğrudan doğruya insan zihnini sahneye çıkaran bir deney niteliğinde. James Joyce, alışıldık anlatı kalıplarını bilinçli biçimde parçalayarak okuru güvenli bir hikâye akışından mahrum bırakıyor, sanırım derdi bir olay anlatmak değildi; düşüncenin nasıl işlediğini olduğu gibi göstermek. Bu yüzden romanın merkezinde bir olay örgüsü değil, kesintili, dağınık, anlamsız gibi görünen, ama son derece sahici olan bilinç akışı yer alıyor. Stream of consciousness tekniği bir anlatım yöntemi olmanın ötesine geçip, metnin bizzat kendisine dönüşüyor. Okur karakterleri dışarıdan izlemekle kalmayıp, düşüncelerinin kıvrımlarında yönünü kaybediyor. Romanın en çarpıcı yönü zihinsel karmaşayı son derece sıradan bir günün içine yerleştirmesidir. 16 Haziran 1904’te geçen hikâye gündelik hayatın küçük ayrıntılarından ibaretmiş gibi, ama bu sıradanlık, Joyce’un elinde epik bir derinliğe dönüşüyor. Odyssey ile kurulan örtük paralellik, modern insanın içsel yolculuğunu antik bir destanla büyütüyor, fakat bu büyütme gösterişli bir anlatıya dönüşmeden, bilinç akışının doğallığı içinde ilerliyor. Böylece roman, hem sıradan hem de devasa bir anlam alanı yaratıyor. "Ulysses"in en sarsıcı yönlerinden biri de dilin sürekli değişen, sabit olmayan yapısıdır. Joyce, her bölümde dili yeniden kuruyor; bazen kaba ve kopuk, bazen de yoğun ve şiirsel bir anlatım benimsiyor. Bu değişkenlik, zihnin durağan olmadığını, sürekli dönüşen bir yapı olduğunu hatırlatıyor. Okur bu dönüşüme ayak uydurup, metni anlamaya çalışmaktan ziyade ritmine teslim olmak zorunda kalabilir. Molly Bloom’un kesintisiz monoloğu, bir karakterin iç sesinden çok bastırılmış olanın açığa çıkmasıdır. Noktalama işaretlerinden arındırılmış bu bölüm, kadının tarih boyunca bölünmüş, kesintiye uğratılmış sesine karşı
1000Kitap
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
Modern Bir Destanın Sonu: Ulysses’le Geçen 5 Ay
10/10
·750 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
114 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:02
Sonunda bitti. James Joyce’un devasa labirenti Ulysses’in kapağını kapatırken üzerimden hem büyük bir yük kalktı hem de içimi tarif edilemez bir edebi tatmin duygusu kapladı. İncelemeye başlamadan önce şuraya bir şerh düşmek istiyorum: Ben bu kitabı tam beş ayda sindire sindire, döne döne, her referansı deşe deşe okudum. Kimse kusura bakmasın ama Ulysses’i 10 günde okumak, dünyanın en zengin açık büfesinin önünden koşarak geçip sadece kokusunu almaktır. Joyce’un yıllarını verdiği o kelime oyunlarını, mitolojik göndermeleri, bilinç akışı tekniğinin dehasını 10 günde "anlayarak" bitirmek bana pek gerçekçi gelmiyor. Bu kitap bir hız yarışı değil, bir sabır sınavı :) Elbette Ulysses’in derin, okurdan sabır isteyen ve fazladan bir okuma- araştırma uğraşı talep eden bir metin olduğu açık; ancak romanda yapılan göndermelerin karşılığını, hangi metnin temel ya da model alınarak ve ne maksatla kullanıldığını, nereyi işaret ettiğini araştırıp bulmak, bu uğurda kılavuzların, ansiklopedilerin ya da Shakespeare ve Homeros’un yapıtlarının satır aralarında gezinerek şifreler çözmek ne kadar saygı duyulası bir uğraş olsa da, olmazsa olmaz bir gereklilik değil okuma zevkini artırmak yönünde bir heves olarak algılanmalı sadece. Benim beş aylık yolculuğuma gelirsek... Kelimenin tam anlamıyla bir zihinsel antrenmandı. Aslında basit sayılabilir bir öyküye sahip olan Ulysses, 1904 yılının Haziran ayının onaltısı, bir perşembe günü evinden çıkan Leopold Bloom’un Dublin sokaklarında geçirdiği bir günü yatay bir kurguyla ve bilinç akışı tekniğiyle aktarıyor bize. Romanın birden fazla anlatıcısı olsa da; Bloom dışında Tanrı anlatıcı, Stephen Dedalus, Gerty ve Molly bazı bölümlerde devreye girseler de; yine de sanki her şey Bloom’un zihninde yaşanır gibidir. Joyce’un her bölümde farklı bir edebi
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
Çok satılan ama az okunan kitap ULYSSES
8/10
·750 syf.··
2021 32. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 10:20
Bu kitabı okumak istiyorsanız öncelikle kendinize şu soruyu sorun: Neden? Kitabı okumadan önce herhangi bir hazırlık yapmadım. Kitabın çevirmeni Armağan Ekici’nin konuk olduğu bir kültür- sanat programı izlemiştim sadece. Bazı yorumlarda bir kaç ön okuma yapılması gerekliliği vurgulanmış. Bahsi geçen kitaplar arasında bir tek Homeros’un Odysseia’sını okumuşluğum vardı. Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı tarzı bir şey okuyacağımı üç aşağı beş yukarı tahmin ediyordum. Zor bir okuma olacağı için aylık okuma programımı erteledim, bir bloknot ve kalem alıp masa başında tek tek yazarak ilerledim. Hem anlatıcının betimlemeleri, hem de karakterin içsel konuşmaları aynı paragrafta yan yana yazılınca, anlatıcı olarak yazar etrafı mı betimliyor, karakter biri ile mi konuşuyor yoksa içsel dünyasını mı yansıtıyor pek anlaşılmıyor. Bunlardan hangisinin olduğunu sonraki paragraf ya da paragraflardan anlıyorsunuz. Benim okuduğum çeviriden kaynaklı olabilir ya da belki tüm çevirilerinde öyledir bilemiyorum, bazı İspanyolca ve Fransızca cümleler çevrilmeden olduğu gibi bırakılmış. Alt bilgi şeklinde bir açıklama da yapılmadığından tam olarak ne dediklerini anlamak can sıkıcı bir hal aldı. Zaten karmaşık bir düşünce dünyasına gelgitli bir kitap okumaya çalışırken bir de kendimi başka yabancı diller de bilmek zorundaymışım gibi hissettim. Bu, okurun kendini iyice eksik hissetmesini sağlayarak, ona her fırsatta boyundan ne kadar büyük işlere kalkıştığını hatırlatmak değil de nedir? Kitapta bir karakter kalabalığı vardı. Ortada kabaca üç ana karakter üzerine kurulu 750 sayfalık bir kitap varken, yoldan sadece bir kez geçecek ve bir daha karşımıza hiç çıkmayacak figüranların da isimlerini bilmemiz gerçekten gerekli miydi? Başlangıçta bunlar ilerleyen bölümlerde kesin karşıma çıkar diye not
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
Puan vermedi·750 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
Leopold’un evlilik anlayışı, zaman içinde dönüşüme uğramıştır. Başlangıçta derin bir aşk ve tutkuyla bağlanmışken, zamanla evlilik, bir tür alışkanlık ve günlük yaşamın parçası haline gelir. Ancak yine de bir sevgi vardır, belki de çok daha derin ama bazen görünmeyen bir bağlılık. Leopold hayatın anlamını sorgular ve boşluk içinde kaybolmuş gibi hisseder. Bana göre konusu fiziksel ve duygusal bir bağın zamanla nasıl yok olabileceği.. Leopold Bloom, toplumsal normlara uymaya çalışırken bir yandan da bu normları sorgular. Dini ve kültürel kimlikler arasındaki farkları hissederken, bir Yahudi olarak Dublin'deki toplumla uyumsuzluğu ile yüzleşir. O, diğer insanların hayatlarına gözlemler yaparken, kendisini hep dışarıda hisseder. Bu yalnızlık, Bloom’un en büyük çatışmalarından biridir ve Joyce bu çatışmayı çeşitli bilinç akışı anlarıyla detaylandırır. Joyce, Ulysses'te özellikle Bloom'un "toplumsal uyumsuzluk" temasını, modern insanın yalnızlık ve yabancılaşma içindeki varoluşunu vurgulamak için kullanır. Leopold, toplum içinde hep dışlanmış, yalnız bir figür olarak var olur. Her ne kadar dışarıdan sakin ve normal biri gibi görünse de, içsel çatışmaları ve kimlik bunalımları onu her zaman yalnız bırakır. Ulysses’te, Bloom'un bir yabancılaşma duygusu sürekli olarak ortaya çıkar. Yahudi kimliği, Dublin gibi katı bir toplumda onu dışlar ve ona sık sık küçümsemeyle yaklaşılır. Leopold, her şeyden önce toplum içinde yabancılaşmış bir figürdür. Kitap, bir bakıma insanın kendisini ve dünyayı anlamaya yönelik sürekli bir çaba içerisinde olduğu, ama asla kesin bir sonuca varamayacağı bir anlatıdır. Eserin karmaşık yapısı, okuyucunun her seferinde yeni bir anlam çıkarmasına olanak tanır. Leopold Bloom, Ulysses'in ana karakterlerinden biri olup, modern insanın karmaşık iç dünyasını
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
18 saatin 750 sayfaya sığdırılması…
10/10
·750 syf.··
2026 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 18:50
Bu eserin temel yapı taşı OdysseiaOdysseia’dır. Ulysess 3 ana bölüm ve 18 alt bölümden oluşmaktadır. Kitabın ana karakteri üç kişidir. Leopold Bloom, Stephen Dedalus ve Molly Bloom.. OdysseiaOdysseia eseride 18 bölümden oluşmaktadır. Kitabın Karakterleri; Stephen Dedalus (Telemakhos): Sanatçı ruhlu, entelektüel, babalık figürü arayan genç adamdır. babası Simon Dedalus ile bağları kopmuştur. Dublin’in boğucu atmosferinden kaçmak isteyen birisidir. Leopold Bloom (Odysseus):Gün boyu şehirde dolaşan, karısının sadakatsizliğini bilen ancak görmezden gelen karakterdir. Molly Bloom (Penelope): Leopold Bloom’un karısıdır. Bir opera şarkıcısıdır. Roman boyunca fiziksel olarak az görünse de, son bölüm tamamen onun zihnine ayrılmıştır. Parantez içindeki isimler OdysseiaOdysseia eserindekine denk gelmektedir. Kitabın en güzel yanı uzunca bir tiyatro tadındaki kısımıydı. Kitap diyalog, soru cevap, iç düşünce tekniği olarak oldukça zenginleştirilmiştir. Kitap 16 Haziran 1904’ten başlar gecesine kadar geçen 18 saati anlatır. Aslında 18 saati yazar 700 sayfaya sığdırmış. Kitap Dublin sokaklarını o kadar güzel anlatmış ki görmüş kadar oluyoruz. 16 Haziran 1904 gününün önemi ise sevgilisi ile ilk tanışma günü. Hatta bu günün yurt dışında kutlaması dahi vardır. Her 16 Haziran Bloomsday gündür. Bu kutlamada koşu yolunun rotası kitabın içerisinde toplu arkadaş grubun gittiği rota ile bire bir yapılmaktadır. Bana göre bir kitap olup bu kadar kutlamayı hak etmesi çok tatlı ve güzel detay:))) Kitabı okumak bence yorucu değil ama araştırmak bakmak okumak elbette gerekiyor. İki eserinde ortak özelliği baba - oğul ilişkisini anlatmak. Aile kavramı içerisinden kendi benliğini bulmaktır. Romanın her bölümü, destandaki bir maceranın modern karşılığıdır. Örneğin; Odysseus'un Lestrigonlar (yamyamlar) ile
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
9/10
·750 syf.·
2020 42. kitabı
“TAK TAK TAK…! İncelemeyi tıklattım açtım girdim! Gece sessiz… Aaa… tren gidiyor. İstasyon yakın Çufçufçuf! Dıııııtttt! Dur bakalım gökyüzüne hava açık mı? Hay Allah! Bacağım masaya çarptı. Morarır şimdi. Eyvah! Kardeşim uyandı. --Abla yatıp zıbarır mısın artık? --Derya kes çeneni işim var sen uyu… “ Diye girdim incelemeye, şimdi biraz ciddiyet. Neden böyle girdim? Çünkü kitap bu şekilde ilerlemekte genel olarak. James Bey çok farklı bir yazım kullandığı için, çevirisi baya zor olmuş başyapıtımızın. Hatta örnek veriyorum bunu aceba hangi kafa ile nasıl çevirdi?: “ Fifofom. Buynuma biy İylandalıyın kan kokusuy geliyoy.”(sayfa 75-YKY) Yorumsuz kaldım. Devam edelim James Joyce ile tanışma kitabımdı. Yanlış bir seçim oldu. Siz ilk bu eserden başlamayın. Ama pişman olmadım. Ön hazırlık yapıp gelmiştim. Nedir bu ön hazırlık? Baya abartanlar var ama bence yapılması gereken ilk başta Kitabı Mukaddes hakkında bilgi edinilmeli, Odysseia ve Hamlet okunmalı. Bunlar yeterli mi? Hayır değil ancak ben şöyle düşünüyorum: Az bilgi ile bu kitap okunup daha sonra okunması gereken kitaplar okunup, araştırılması gereken tüm bilgiler toplanıp, tekrardan okunmalı ki ben, çocukken okuduğum klasikler dışında, başka bir kitabı ikinci kez okumam. Sıkılıyorum çünkü. Ama Ulysses’i ikinci kez okuyacağım. Okunmalı ki tam olarak oturtulabilsin. Peki böyle yapılsa da tamamen anlaşılabilir mi ki? Hayır sanmam. Nitekim buyrunuz kitapla ilgili bazı sözler: Umberto Eco, Ulysses’i ilk defa okumasını “zahmetli” sözcüğü ile tarif ederek, kitabın zor okunduğundan bahsediyor. Ayrıca Eco, Ulysses hakkındaki ilk düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Kitabın ilk, zahmetli okumasından sonra, aradan fazla zaman geçmeden hemen söyleyelim, Ulysses bir sanat eseri değil. Joyce romanın uygulamalarında bir tür psikolojik
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
Ulysses - İncelemesi
10/10
·750 syf.··
Beğendi
·
2018 41. kitabı
Bu güzel kitabı kütüphaneme eklemeden önce, yapmış olduğum ufak ön araştırmalar ile okunacak en iyi temel eserler arasında olduğunu öğrendikten sonra almaya karar verdim. Yazarımız James Joyce'un 1904 yılında kaleme aldığı eseri, Nevzat Erkmen’in katkıları ile dilimize çevrilmiştir ve 850 sayfaya yakın bir kitap ortaya çıkmıştır. Joyce, 1914-1921 yıllarında Dublin'de vuku bulan iç karışıklık ve ayaklanmalardan dolayı, kitabın yayımlanabilmesi için Fransa’da bulunan bir kitabevi ile anlaşarak taslakları onlara teslim etmiştir. Her zaman ki gibi, kendi dilleri dışında bir başka yabancı dile sıcak bakmayan milliyetçi Fransız dizgicilerin iyi derece İngilizceye hâkim olmamalarından ve Joyce'un el yazması taslaklarının neredeyse okunaksız olmasından dolayı, kitap o zaman diliminde üzerinde birçok dizgi hataları ile 1922’de basılarak yayımlanmıştır. Yazarın tüm bu hataları fark ederek düzeltme gayreti, gözlerinde yaşamakta olduğu rahatsızlığı sebebiyle boşa çıkmıştır ve kendisi de vazgeçmek zorunda kalmıştır. James Joyce’in ünlü romanı Ulysses’in yayınlanması ile birlikte, çığır açan bir bilinç akışı olmuştur ve kitap, cinsel konulu içeriği ile çok tanınan edebi bir esere dönüşmüştür. Birçok eleştirmen, eseri şimdiye kadar yazılan en iyi romanlardan biri olarak da övmekten geri kalmamıştır diyebilirim. Joyce, 1934’te ABD’de ve 1936’da İngiltere’de dönüm noktası davaları kazanana kadar Ulysses müstehcen olduğu gerekçesi ile yasaklandı. Ulysses'in üç ana karakteri vardır: Leopold Bloom, Molly Bloom ve Stephen Dedalus. Orta yaşlı Leopold Bloom reklamcı olarak çalışır. Kendisi Yahudi’dir ve Molly Bloom'la evlidir. Stephen Dedalus, Genç Adam olarak Sanatçının Portresi'nde ana karakter olan bir öğretmen ve hevesli, istekli bir yazıdır. “Senin kalbine dokunuyor belki de iki
Edebiyat
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma
Puan vermedi·750 syf.··
2015 265. kitabı
Okudum,okumayı denedim,son sayfaya kadar inat ettim.Kitabı bitirince okuduğum kitaplar listesine ekledim.Ama anladım mı ? Hayır..İlginç,katmanlı,bir gün içinde geçen bir roman.Birçok gönderme,alt metin var.Geçen yıl Nevzat Erkmen'in Ulysses Sözlüğü'nü aldım.Her iki kitap ta kitaplığımda yanyana duruyor.Ama ben hala cesaret edip tekrar okumaya başlayamadım.Önümüzdeki bir yıl içinde tekrar okumayı düşünüyorum.
Edebiyat
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,460 okunma

Yazar Hakkında

James JoyceYazar · 25 kitap
James Augustine Aloysius Joyce (1882 - 1941) İrlandalı yazar. Katolik bir ailedendi. Dublin Üniversitesinde çağdaş dilleri öğrendi (1902). Özellikle karşılaştırmalı dil bilgisiyle ilgilenerek sağlam bir kültüre sahip oldu. Tıp öğrenimi için Paris'e gitti, bir yıl sonra Dublin'e döndü. Bir müddet ders verdi. 1904'te tekrar Avrupa'ya geçti. Bir süre Paris'te kaldıktan sonra İtalya'nın Trieste şehrine yerleşti (1906). Trieste'de İngilizce dersleri vererek geçimini sağladı. 1907'de şiirleri yayınlandı: Chamber Music (Oda müziği). 1914'da hikayelerini topladığı Dublinliler'i Londra'da çıkardı. Asıl ününü romanlarıyla sağladı. Şair Ezra Paund'un yardımıyla ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, The Egoist dergisinde tefrika edildi, 1916'da da kitaplaştırıldı. Ulysses'i de tefrika edilmeye başladıktan sonra 1922'de tamamladı. Joyce'un bu eseri dizgi yanlışlarıyla doluydu. Aslına uygun yeni baskısı ancak 1984'te yapıldı. Hemen bütün eserlerinde doğup büyüdüğü Dublin'i merkez alır. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'inde kendi hayatını konu edinen yazar, altmış kadar dilden aldığı unsurları birleştirerek yazdığı son romanı Finnegan Akşamları'nda (1939) aile fertlerinin bir gecede gördükleri rüyaları anlatır. Joyce, zor anlaşılan bir yazar olarak bilinir.