Kabuk Adam

8,1/10  (276 Oy) · 
609 okunma  · 
217 beğeni  · 
4.492 gösterim
Dünya okurlarınca "geleceğe kalacak elli yazar" arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın sayılan Aslı Erdoğan'ın yayımlandığı günden bugüne değerini ve yerini hiç kaybetmemiş ilk romanı: Kabuk Adam. Türk edebiyatında olduğu kadar dünya edebiyatında da yeni bir yazarın doğuşuna tanıklık eden bir kitap. Şık olmakla cinayet işlemek arasındaki o çok ince çizginin öyküsü.

"Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki "Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    140
  • ISBN:
    9752893090
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aykut 
03 May 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aslı Erdoğan ile tanışma kitabım oldu Kabuk Adam. Erdoğan gerçekten bizlerin sancılarını çok iyi tasvir etmiş. Toplumdaki sancılar, ağrılar ve sızılar. Hangi birimiz dile getirebiliyoruz bu sancıları, kimi zaman bir bebek gibi görürüm toplumumuzu. Bir sancımız, ağzımız, sızımız var ama anlatamıyoruz. Bunu küçük gösterme anlamında söylemiyorum, bazen sancılarımızı dile getirme konusunda bir bebek kadar çaresiz oluyoruz toplum olarak. Sancının yerini ve şiddetini hissedebiliyoruz ama iş bunu kendimizden dışa vurmaya geldiği zaman kimi zaman dilimiz dönmüyor kimi zamansa da bunu saklıyoruz (saklatılıyoruz). Toplumun bu sancı-anlatıcılarının önde gelen isimlerinden biri Aslı Erdoğan. Gerek yazdığı romanın kendisi ile gerekse de o romandan bir cümle ile bizim yıllardır dilimizin dönmediği şeyi bir çırpıda, korkusuzca söyleyen bir yazar. Kabuk Adam ise bu sancının dışa vurumudur.

Toplumdan ayrı düşen kişilerin psikolojileri neleri içerir, bu insanlar ne düşünür, ne içer, ne yer, nasıl uyur? Ve işin enteresan yanı biz normal insanlar onları neden görmeyiz? Görünmez değildirler aslında, onlar hep aramızdadırlar. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, gerek eğitim sistemimiz gerekse de yaşam tarzımız başkasına muhtaç olmaya ve hayallerimizi kısıtlamaya tamamen müsait. Hani Oğuz Atay der ya, "Ben ressam olmak istiyordum, babam öyle bir meslek olmadığını söyledi." diye, aynı o hesap bizlerin de topluma uyuşmayan düşünceleri bir anlamda görünmezdir. Görünmez düşüncelerle dolu görünmez bir insan oluveririz bir anda. Çünkü sınavdan yüksek bir puan almazsak kimse bizi işe almaz ve bitmek bilmeyen komşularımızın kızı, oğlu her zaman önümüze örnek olarak sunulur ve bizden asla memnun olunmaz. Biz yükselmek için başkalarının kafasına basmak istemeyiz, kafasına basılan insanlar bizi aptal olarak nitelendirir.

Bu görünmezlik ise umutsuzluk verir çoğu zaman, dolayısıyla insanda korku duygusu da artık barınamaz. Sanırım intihar eden kişiler öyleydi. Korkacak bir şeyleri kalmamıştı çünkü, korkmaya değer bir şey bulamayacak ölçüde büyüktü umutsuzlukları. Belki de bu umutsuzluğu da görünmez olmaları tetikledi. Çünkü herkesten daha erken anladılar her şeyi. Kitabımız da görünmez bir insandan bahsediyor desek aşağı yukarı doğru bir sıfat olur sanırsam. Yüksek fizik öğrenimi gören görünmez bir insan. Eğitim konferansı için gittiği Karayipler'de hayatını onun yüzüne çarpacak ve ona görünmezliğini hatırlatacak olaylar yaşayacaktır. Kabuk Adam'a rastlaması onda bu değişikliklere yol açacak, görünmez olmanın verdiği 'dışlanmışlığı' tadacaktır.

Dışlanmışlık desem ne canlanır aklınızda? Sayıp da bitiremeyeceğimiz kadar çok insan var dışlanmış olan. Çünkü herkesin 2+2=5 dediği yerde, "4" diye cevap vermek, bir ukalalık, yanılgı, yalan, aldatma ve saygısızlıktır. Çünkü güya 'herkes' 2+2'ye 5 diye cevap veriyorsa, vardır herkesin bir bildiği değil mi canım? Bu kadar insan yanılıyor olamaz çünkü. Dışlanmış kişiler, 4'cülerdir diyebilir miyiz? İnsanları aldatmanın en kolay yolu bir insanı değil, birkaç insanı aldatmaktır. Bir zincirleme tepki meydana getirip bunun devamını onlara bırakmaktır. İşte bu zincirleme tepkiyi kıran kişidir dışlanmış kişi. Dışlanmış kişi birçok kişi olabilir. Görüşü, cinsel tercihi, ideolojisi ya da ırkı yüzünden dışlanmış kişiler olabilir bu insanlar. Kısaca toplum tarafından oluşturulan insan tipinin dışına çıkan insanlar.

Kabuk Adam yalnızca bunların tasvirinden ibaret değil elbette. Kabuk Adam, bir insanın kendi kabuğundan dışarıya çıkması olarak da nitelendirilebilir. Bir insan en iyi nasıl kendinden ve benlik kabuğundan sıyrılabilir? Yine kendiyle yüzleşerek. Bunu her insana yaşatan birileri vardır bana göre. Kabuk Adam tek bir kişi değil o yüzden. Kabuk Adam insanları kendine döndüren kişilerin tümü. İnsanları kendiyle yüzleştiren kişilerin tümü. Kabuk Adam, 'kabuklaşmamış ve asla da kabuklaşmayacak' bir semboldür. Bu roman da hem bu kişilerden birinin hikayesi hem de hepsinin sembolüdür. Sadece kendi sorununu dünyanın sorunu sananların aksine dünyanın tüm sorunlarını kendi sorunları olarak görenlerin öyküsüdür Kabuk Adam. Bu eser, Erdoğan'ın da dediği gibi kendi parasızlığı söz konusu olduğunda tüm dünyada (ve ülkemizde) yaşanan tecavüzleri, cinayetleri, intiharları ve diğer tüm olumsuzlukları da, dışlanmış insanlar gibi görünmez olarak kabul eden bencil ve kendi içinden çıkamayan zihniyetin eleştirisidir aynı zamanda da.
Ki zaten o iğrenç zihniyetle savaşmak için de Aslı Erdoğan gibi cesur insanlar gereklidir. Bizler de onlar gibi olabiliriz. Gerekirse elimizde kabuklarla, karşımızdaki bıçaklı saldırgan olarak kabul edebileceğimiz bu iğrenç zihniyeti savuşturabilmeliyiz (kitabı okuyanlar bu ayrıntıyı bilirler).

Bu inancı da kazandırır bize Kabuk Adam. Bununla savaşabileceğimizi.

Kabuk Adam ile en kısa sürede tanışmanız dileğiyle.