Kabuk Adam

8,1/10  (173 Oy) · 
361 okunma  · 
141 beğeni  · 
2.754 gösterim
Dünya okurlarınca "geleceğe kalacak elli yazar" arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın sayılan Aslı Erdoğan'ın yayımlandığı günden bugüne değerini ve yerini hiç kaybetmemiş ilk romanı: Kabuk Adam. Türk edebiyatında olduğu kadar dünya edebiyatında da yeni bir yazarın doğuşuna tanıklık eden bir kitap. Şık olmakla cinayet işlemek arasındaki o çok ince çizginin öyküsü.

"Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki "Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    140
  • ISBN:
    9752893090
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
 09 Oca 21:00 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Yasaklanmış kitaplar ve filmler ,tutuklanmış yazarlar genel olarak daha çok ilgimi çekmiştir.Mutlaka bir şeyleri doğru söylüyorlardır. Kirlenmiş sistemin parçası olmamayı tercih etmişlerdir.Bu sistemin bütün pisliklerini yazmışlardır.İspanyada Don Kişot okunmasını yasaklayan,Çin’de Alice Harikalar Diyarını yasaklayan , İran 'da 1001 Gece Masalları 'nı yasaklayan , bir çok ülkede Gazap Üzümlerini yasaklayan, Yunanistan 'da Aristofanes 'in Lysistrata 'yı yasaklayan zihniyetle Sabahattin Ali 'nin, Ataol Behramoğlu 'nun, Pınar Kür 'lerin, Nazım Hikmet 'lerin ,Rıfat Ilgaz 'ların, Erdal Öz 'lerin, Nihat Behram' ların ( Bu liste uzadıkça uzar ) kitaplarını yasaklayan zihniyet ve sistem aynıdır. Sistem bununla yetinmez birde ders vermek için yazarları tutuklar. Yıllarca hapishane köşelerinde işkenceden geçirir,baskıyla ,zulümle kalemlerine kelepçe vurmaya çalışır. Islah oldunuz mu ? Hayır aksine beni buraya tıkayan sistemi daha çok sorgulamama vesile oldunuz. Demek ki halen daha insanlığa anlatamadığımız bir şeyler var. Demek ki daha çok yazmalıyız ,daha çok anlatmalıyız.Aslı Erdoğan' da bu şekilde tanıdığım bir yazar. Müebbet hapis cezası ile iddianamesi hazırlanıp ,dört beş ay sonra terörist değildir denilip serbest bırakılan bir yazarın yazdıklarını merak edipte bütün kitaplarını kütüphaneme kazandırdım.Önceleri bir iki kitabı ve köşe yazıları ile yetindiğim için kendime şu anda çok kızıyorum.Gerçi birkaç hafta önce yakılan 600 -700 kitabımın yerini ne denli doldurabilecekler şimdilik bilemiyorum.Farkında mısınız arkadaşlar kitaplar yakılıyor !


Tıpkı kitaplar gibi ötekileştirilmiş ve dışlanmış insanlarda ilgimi çekmektedir. Mesela hayat kadınları , eşcinseller , travestiler , tinerciler ,sokak çocukları ,hani şu çöpleri karıştırıpta kağıt toplayan çocuklar , Siyahiler ,Romanlar ,Yahudiler, Ermeniler, Çingenler, Süryaniler vs. hemen hemen bir çoğumuzun gördüğü zaman yollunu değiştirdiği dışlanmışlar ! O insanların hayatlarına girmeyi çok istemişimdir ve mümkün olduğu kadarıyla girmişimdir. Hatta ve hatta ailemin de büyük desteği ile bir tinerciden avukat yaratacak kadarda haddimi aşmışımdır.
( Şimdi atlar birileri yaratmak Allah 'a mahsustur diye. )


Boğaziçi Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği ve Fizik bölümlerini bitirip , aynı üniversitenin Fizik bölümünde yüksek lisans eğitimi alıp ve asistanlık yaptıktan sonra ,Cenevre'de Masterını yarıda bırakıp gelen ve kendini yazmaya adayan Aslı Erdoğan 'ın aklından zoru mu var acaba. Hayır hayır Aslı Erdoğan sistemin belirlediği insan modeli olmayı kabul etmedi. Sabah sekizde işine gidip akşam beşte işinden çıkıp , kendi eğitim seviyesinde bir koca bulup ,birde çocuk doğurdun mu ayın on beşini gönül rahatlığıyla bekleyebilirsin. Sonra da başını kuma gömüp ömür boyu istesen de çıkaramazsın. Ne güzel anlatmış şu alıntıda Fizikçi arkadaşına ; '' Sen yıllardır Amerika 'da yaşayan , Amerikalaşmış bir fizikçisin. Ülkendeki acılara sırtını dönüp gittiğini için bunca parayı veriyorlar sana ,o kanın üzerine sıçramasına bile izin vermezsin. Bir fizikçi olduğun sürece senden istenen ,insanın kendisine de sırt çevirmendir zaten . Çözümleyici bir zekadan başka değeri yoktur insanın ;hedefi de ,doğayı üç - beş formüle indirip denetim altında tutmaktır. '' Aslı Erdoğan hayatı sokaklarda ,doğada ,meydanlarda ,dışlanmışlar da, ötekileştirilmişler de aramasaydı nasıl yazabilirdi Kabuk adamı ? Nasıl aşık olabilirdi kabuk satıcına ? Toplumun tabulaştırdığı her şeye nasıl baş kaldırabilirdi ? Ha birde ahlak vardı değil mi ,ahlaksızların var ettiği ahlak. Ne de güzel işlemiş ahlak anlayışını.

Hani bir çok insanın çevresinde vardır mutlaka şöyle aykırı karakterler .Tabulara inat sevgilisini sokak ortasında öpmeye çekinmeyenler , gezi eylemlerinde hatırlayanlar vardır sevgilisinin elinden tutup tomanın sıktığı suyun karşısında öpüşen çifti .Ne kadar da ahlaksızca değil mi ? Utanmazlar yahu bunlar. Çok mu ihtiyaçları vardı buna ? Dört duvar arasında ki ahlaksızlıkların yanında ne kadar da ahlaklı bir direniş oysaki .Kabuk adam ile tabulaştırılmış bir çok değeri Aslı Erdoğan 'ın aykırı kişiliği çok daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Acaba olması gereken Aslı Erdoğan 'ın yaptıkları mı ? Şu sözlerle hepimize mesaj vermek istemiş ; "Hepimiz okyanusun sonsuzluğunda kaybolmuş yapayalnız adacıklardık; sınırlarımızı aşıp bir başkasına dokunabilmemiz, bir yanılsamaydı yalnızca."


Her insanın hayatına bir Kabuk Adam girmiştir mutlaka. Ya kabuk toplayıcısı olduğu için görmemişizdir ya da siyahi olduğu için dışlamışızdır .Hatta yasa dışı işlere karışmıştır. Ne alaka şimdi bu yorumlar diyen arkadaşlara okuyun alakayı kendiniz mutlaka bulacaksınızdır.

Aykut 
03 May 01:01 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aslı Erdoğan ile tanışma kitabım oldu Kabuk Adam. Erdoğan gerçekten bizlerin sancılarını çok iyi tasvir etmiş. Toplumdaki sancılar, ağrılar ve sızılar. Hangi birimiz dile getirebiliyoruz bu sancıları, kimi zaman bir bebek gibi görürüm toplumumuzu. Bir sancımız, ağzımız, sızımız var ama anlatamıyoruz. Bunu küçük gösterme anlamında söylemiyorum, bazen sancılarımızı dile getirme konusunda bir bebek kadar çaresiz oluyoruz toplum olarak. Sancının yerini ve şiddetini hissedebiliyoruz ama iş bunu kendimizden dışa vurmaya geldiği zaman kimi zaman dilimiz dönmüyor kimi zamansa da bunu saklıyoruz (saklatılıyoruz). Toplumun bu sancı-anlatıcılarının önde gelen isimlerinden biri Aslı Erdoğan. Gerek yazdığı romanın kendisi ile gerekse de o romandan bir cümle ile bizim yıllardır dilimizin dönmediği şeyi bir çırpıda, korkusuzca söyleyen bir yazar. Kabuk Adam ise bu sancının dışa vurumudur.

Toplumdan ayrı düşen kişilerin psikolojileri neleri içerir, bu insanlar ne düşünür, ne içer, ne yer, nasıl uyur? Ve işin enteresan yanı biz normal insanlar onları neden görmeyiz? Görünmez değildirler aslında, onlar hep aramızdadırlar. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, gerek eğitim sistemimiz gerekse de yaşam tarzımız başkasına muhtaç olmaya ve hayallerimizi kısıtlamaya tamamen müsait. Hani Oğuz Atay der ya, "Ben ressam olmak istiyordum, babam öyle bir meslek olmadığını söyledi." diye, aynı o hesap bizlerin de topluma uyuşmayan düşünceleri bir anlamda görünmezdir. Görünmez düşüncelerle dolu görünmez bir insan oluveririz bir anda. Çünkü sınavdan yüksek bir puan almazsak kimse bizi işe almaz ve bitmek bilmeyen komşularımızın kızı, oğlu her zaman önümüze örnek olarak sunulur ve bizden asla memnun olunmaz. Biz yükselmek için başkalarının kafasına basmak istemeyiz, kafasına basılan insanlar bizi aptal olarak nitelendirir.

Bu görünmezlik ise umutsuzluk verir çoğu zaman, dolayısıyla insanda korku duygusu da artık barınamaz. Sanırım intihar eden kişiler öyleydi. Korkacak bir şeyleri kalmamıştı çünkü, korkmaya değer bir şey bulamayacak ölçüde büyüktü umutsuzlukları. Belki de bu umutsuzluğu da görünmez olmaları tetikledi. Çünkü herkesten daha erken anladılar her şeyi. Kitabımız da görünmez bir insandan bahsediyor desek aşağı yukarı doğru bir sıfat olur sanırsam. Yüksek fizik öğrenimi gören görünmez bir insan. Eğitim konferansı için gittiği Karayipler'de hayatını onun yüzüne çarpacak ve ona görünmezliğini hatırlatacak olaylar yaşayacaktır. Kabuk Adam'a rastlaması onda bu değişikliklere yol açacak, görünmez olmanın verdiği 'dışlanmışlığı' tadacaktır.

Dışlanmışlık desem ne canlanır aklınızda? Sayıp da bitiremeyeceğimiz kadar çok insan var dışlanmış olan. Çünkü herkesin 2+2=5 dediği yerde, "4" diye cevap vermek, bir ukalalık, yanılgı, yalan, aldatma ve saygısızlıktır. Çünkü güya 'herkes' 2+2'ye 5 diye cevap veriyorsa, vardır herkesin bir bildiği değil mi canım? Bu kadar insan yanılıyor olamaz çünkü. Dışlanmış kişiler, 4'cülerdir diyebilir miyiz? İnsanları aldatmanın en kolay yolu bir insanı değil, birkaç insanı aldatmaktır. Bir zincirleme tepki meydana getirip bunun devamını onlara bırakmaktır. İşte bu zincirleme tepkiyi kıran kişidir dışlanmış kişi. Dışlanmış kişi birçok kişi olabilir. Görüşü, cinsel tercihi, ideolojisi ya da ırkı yüzünden dışlanmış kişiler olabilir bu insanlar. Kısaca toplum tarafından oluşturulan insan tipinin dışına çıkan insanlar.

Kabuk Adam yalnızca bunların tasvirinden ibaret değil elbette. Kabuk Adam, bir insanın kendi kabuğundan dışarıya çıkması olarak da nitelendirilebilir. Bir insan en iyi nasıl kendinden ve benlik kabuğundan sıyrılabilir? Yine kendiyle yüzleşerek. Bunu her insana yaşatan birileri vardır bana göre. Kabuk Adam tek bir kişi değil o yüzden. Kabuk Adam insanları kendine döndüren kişilerin tümü. İnsanları kendiyle yüzleştiren kişilerin tümü. Kabuk Adam, 'kabuklaşmamış ve asla da kabuklaşmayacak' bir semboldür. Bu roman da hem bu kişilerden birinin hikayesi hem de hepsinin sembolüdür. Sadece kendi sorununu dünyanın sorunu sananların aksine dünyanın tüm sorunlarını kendi sorunları olarak görenlerin öyküsüdür Kabuk Adam. Bu eser, Erdoğan'ın da dediği gibi kendi parasızlığı söz konusu olduğunda tüm dünyada (ve ülkemizde) yaşanan tecavüzleri, cinayetleri, intiharları ve diğer tüm olumsuzlukları da, dışlanmış insanlar gibi görünmez olarak kabul eden bencil ve kendi içinden çıkamayan zihniyetin eleştirisidir aynı zamanda da.
Ki zaten o iğrenç zihniyetle savaşmak için de Aslı Erdoğan gibi cesur insanlar gereklidir. Bizler de onlar gibi olabiliriz. Gerekirse elimizde kabuklarla, karşımızdaki bıçaklı saldırgan olarak kabul edebileceğimiz bu iğrenç zihniyeti savuşturabilmeliyiz (kitabı okuyanlar bu ayrıntıyı bilirler).

Bu inancı da kazandırır bize Kabuk Adam. Bununla savaşabileceğimizi.

Kabuk Adam ile en kısa sürede tanışmanız dileğiyle.

Ayşe* 
 10 Haz 20:28 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu şahane kitapla ve şahane Aslı Erdoğan ile tanışmama vesile olan mehmet pak 'a minnettar olduğumu belirtmeliyim. Kendisinin incelemesini okuduktan sonra kitabı gerçekten çok merak ettiğimi farketmiş olacak ki taa Elazığ'dan kitaplarını bana gönderdi, kitaplar elime ulaşır ulaşmaz da Kabuk Adam'ı yutarcasına ama çabuk bitmemesine de özen göstererek okudum.

İçinde bulunduğumuz onca yapaylığın, gözlerimizin önünde gerçekleşen onca haksızlığın olduğu bu dünyada aslında nasıl da kanıksayarak yaşadığımın ilk kez böyle yüzüme yüzüme vurulduğunu hissettim. Dünyanın başına gelmiş en kötü şey'in insanoğlu olduğu fikrimi biraz daha perçinledi Aslı hanım yalan yok. Zira aynı gökyüzünü paylaştığımız onca insanla aramızda, dikenli teller,pasaportlar, bir takım devletin uygun gördüğü resmi zırvalıklar, duvarlar, ırkçılık, kafatasçılık, birbirinden daha zeki daha üstün daha entelektüel görünmeye yarayan diplomalar. Sanki insanlığın kaderi baştan sona birbirlerinden ayrışmaları üzerine kurulmuş gibi , belki tanısan çok seveceğin birini sırf bayrağı, dili, dini, rengi senden farklı diye yıllardır içinde ki sebebini bile bilmediğin nefretle hakir görüp,görmemezlikten gelebilirsin. Dünyada ki insanların çoğunluğu bu korkunç çemberin içinde.

Sevin arkadaş çok mu zor ya hu, ortalama 60/70 senelik bir ömür için bu nefret niye ? Hangi dil, hangi renk, hangi bayrak , hangi toprak parçası daha üstündür sevgiden ? Öldükten sonra bunların hangisine sahip olacaksın bir düşün , insan dünya da sahip olduğunu sandığı şeylerin kölesi değil midir ?


Sevgili dostum kitap çok güzel , Aslı abla'nın öykücülüğü daha da güzel, bu kitabın kilometre yaparak bana geldiğini bilmek daha daha güzel ve kıymetli. Mutlaka ve mutlaka bu kitabı raflarda, bankta, orda ,burda farkedip okuyun, okutun. Herkese iyi okumalar dilerim.

Onur Erol 
 22 Haz 13:10 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı okurken dünyayı durdurun!

Giriş cümleleri her zaman zordur. İyi ve etkili olmak zorundadırlar. Kabuk Adam için bir giriş cümlesi kafamda birkaç gündür dönüp duruyordu. Bu kitabı okurken dünyayı durdurun! Cümlesi birkaç gündür kafamda dönüp duran cümleleri nakavt etmiş durumda. Tek kelimeyle Vurucu! Hayır! Ben kendi kelimemden bahsetmiyorum! Bu kitabın insanın üzerinde bıraktığı etkiden bahsediyorum. Vurucu! İnsanı darma duman eden bir kitap. Grogi (Boksta sert bir yumruktan sonra bilincin kaybolması) olmak gibi bir şey! Uzun süredir böyle bir kitap okudum mu? Maziye şöyle bir baktım evet var tabii ki. Elbette şahane eserler var. Dostoyevski, Zweig saymakla bitmez. Ama bu kitap beni öyle bir esir aldı ki bıraksalar bir gecede üstesinden geleceğim. Ama durdum, hayır dedim! Böyle bir kitap hemen biterse yazık olur. Bitmemeli!

Kabuk Adam bir sanat eseri, evet aslında klasik olmuş her kitap bir sanat eseri ama bu sanatın sizi ele geçirmesi her kitap için mümkün değil. Karayiplerdeki okyanusun sıcak esintisinin bir anda içinize nüfuz etmesi, sonra o dalgaların sesiyle rüzgârın uğultusunu kulaklarınızda hissetmeniz, kitabı okurken bir yandan kumlarda karınca edasıyla yürüyen Tony’i görmeniz, başındaki Jamaica beresinin renklerinin gözünüzü alması, her şey ama her şey orada olmanızı sağlayan kelimeler topluluğu. Kelimeler ve cümleler içinize girmeye çalışan karınca kolonileri gibi. Kraliçe karıncanın ayaklarını kolunuzda hissetmeniz gibi bir şey. Evet, bakın şuanda tam sağ kolunuzda yürüyor. Ben görüyorum çünkü.

İçinizde dolaşan o olağanüstü imgelerin rüzgârda dans etmesi sizi derinden sarsıyor. Her şeyin içinizde olup bittiğini zannediyorsunuz ama hayır yanılıyorsunuz, bunların hepsi gerçekten oluyor çünkü. Tony, gecenin içinden gelen görünmez bir uçurtma gibi bir anda sizin karşınıza çıkıveriyor, anlatıcının kulağınıza fısıldadığı hikâyeyi dinlerken, tehlikenin o derin ısırıklarına karşılık vermek istiyorsunuz ama nafile! Karşı koymak istediğiniz bir güç karşısında kafanıza çarpan kabukların yarattığı kesikler canınızı yakıyor. Siz o yarayı sarmaya çalışırken, metallerin parıltısı gözünüzü alıyor. Sonradan alacakaranlıkta, kumsalda ayağınızın altından akan şelalenin etkisi altında kalıyorsunuz. Kumsaldan denize atladığınızda yüzmek isterken derinliğin o dip dalgalarına maruz kalıyorsunuz. Kitabı okumuyor kitabı adeta yaşıyorsunuz. Kabuk Adam, okyanusta gizli kalmış bir kabuğun içindeki inci kadar değerli. Belki de bu bir siyah inci! Bu kitabın sizi okyanusun derinlerindeki nadide balıklarla tanıştıracağına eminim. Keyifli okumalar!

esraaltunerrr 
 21 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ben başlangıçta acaba Aslı Erdoğan'ın fizik bölümünü yarıda bırakmasından dolayı kendi otobiyografisini yazmış olduğu bir kitap mı diye düşündüm fakat internette araştırma yapınca onunla ilgili herhangi bir bilgiye rastlamadım. Belki de öyledir orası da şimdilik ben de muamma tabi. Bu kitabı okurken bir film canlanıyor gözünüzün önünde -filmi yapılsa da pek güzel olur - ... Okyanusun ılık sularının teninizde bırakmış olduğu yakıcı noktacıklar, nemden yapış yapış olan bir vücut, cinselliğin ve tutkunun ten üzerindeki hafif kıvılcımları, Küba esintileri, rastalı adamlar, adacıklar, yeşillikler, öbek öbek düzensiz beyaz evler... Fizik üzerine seminer yapmak için tropik adaya giden kadın karakterimiz oranın yerlisi olan okyanustan kabuk toplayarak turistlere satıp geçimini sağlayan "Kabuk Adam" Tony'le tanışır. Tony'yi tanıdıkça onun farklı yönlerini keşfeder, Korkuyla karışık arzu ve merak onu Tony'e yakınlaştırır ve ona aşık olur. Belki eser sonsuzluk vadedecek bir aşk hikayesi olmasa da okyanus havasını tüm hücrelerinizde hissettireceğine emin olabilirsiniz.

" *Her insanın kabuk altında geçmişini saklayan yaraları var, kabuk açıldıkça yaralar kanar." diyerek kitap hakkında da elimin altında duracak açıklayıcı bir cümle. Keyifli okumalar.

Kübra BAYINDIR 
30 May 17:54 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aslı Erdoğan... Bu ismi ilk sosyal medyada tutuklandığı zaman duymuştum. Belki yanlış bir düşünce ama bu hükümetin tutukladığı her aydın insan bende bir sempati uyandırıyor. Aslı Erdoğan'ın da bende sempatisi böyle başladı daha sonra hayatını araştırdım ve ilk kitabını okumaya karar verdim. İyi ki dediğim bir kitap oldu.. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bir fizikçiden beklenmeyecek edebi dilde bir kitap. Kısa olması, dilinin yalın ve akıcılığı aynı zamanda öykünün sürükleyiciliğiyle birleşince kitap kısa bir zamanda bitiyor ama etkisi ne kadar sürecek bilmiyorum. Beni anlatılan hikayeden ziyade yazarın kullandığı kelimeler, tasfirlerindeki o üslubu daha çok etkiledi. İnsanın ruhuna dokunan bir dili var.. Hepimizin hayatında bir Kabuk Adam'ı bir yarım kalmışlığı bir yaşanamamışlığı vardır elbet.. Ya da hepimiz bir yerlerde kendimizi oraya yabancı ve ait değilmişiz gibi hissetmişizdir.. İşte Aslı Erdoğan bu duygularımıza, aşka, saplantıya, suça, dışlanmışlıklarımıza, yabancılaşmışlarımıza, ayrımlarımıza, korkumuza, özlemimize,çılgınlıklarımıza.. mükemmel bir estetikle harika bir dille tercüman oluyor. Okumalısınız.

Yazarın ilk okuduğum kitabıydı ki onunda yazdığı ilk romandı. Bu önemli bir ayrıntıdır bence. Çünkü ilk yazılan kitap ilk tecrübedir bu bağlamda okunmalı ve yorumlanmalıdır. Anlatıcı rolünde kadın bir fizikçi var, adı geçmiyor roman da, yazarımızın da gerçek hayatta fizikçi olarak Güney Amerika'da bulunduğunu biliyoruz. Dolayısıyla romanda anlatıcı direk Aslı Erdoğan oluyor ve onun yaşamını okuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Elbette kurgu var ama nereye kadar kurgu nereye kadar gerçek hep bu soru içinde gidip geliyorsunuz. Kitapta 10 yaşında bir okulda cinsel saldırıya uğradığını ve yetişkin bir yaştayken de bir yazar tarafından (yazar aklımda kalmış) tecavüze uğradığını Tony’e anlatan anlatıcı varken, yazarımız Erdoğan'da bir röportajında 10 yaşında bir okulda cinsel saldırıya uğradığını ve İstanbul'da profesyonel bir tanıdığının tecavüzüne uğradığını söylüyor. Kitapta anlatıcının fizikçilerle pek anlaşamaması fizikçilerin ona bir öykü yazıyormuşsun diye seslenişleri, anlatıcıların fizik için bu mesleği yapmama kararı aldım demesi gibi bir sürü detay yazarın gerçek hayatında karşılığı olması romanı farklı bir noktaya getiriyor.
Daha kitabın başında “Emekleme çağımdan beri, sadece zeki ve başarılı olduğum sürece sevgi ya da "sevgi" diye adlandırılan bir şeyi göreceğimi öğretmişlerdi bana, ama hiç kimse, sevmeyi nasıl başaracağımı öğretmemişti.” diye yazması ve gerçek hayatta sayılı kadın fizikçi arasına girmesi yakaladığı bu başarı hakikatten yetiştirme tarzıyla mı ilgiliydi diye soramadan edemiyorum.
1994 yılında yazdığı bu romanda hapishane için “Hapishane, savaş gibi deneyimlerden geçenlerin iyi bildiği bir savunmadır bu, gerçeği bütünüyle kavramaktan, gelecekten isteklerde bulunmaktan vazgeçmek, yalnızca bir sonraki saati hedefleyerek yaşamak.” demiştir. Yıllar sonra demir parmaklılar arkasına gireceğini belki bunları yazarken bilmiyordu.
İlk kitap olması ve içinde psikanalist tespitler barındırmasını önemsiyorum. Türk olmakla ilgili söylemlerini ilginç buluyorum. Bu konuya girmek istemiyorum. Ülkemize özel bir durum tespiti de şöyledir: Bu kitabın 7. Baskısı 2013 Kasım ve Aslı Erdoğan Ağustos 2016 da yazdığı gazetedeki operasyon sonucu tutuklanınca Ağustos ve Aralık 2016 arası 9,10,11,12,13,14,15,16. baskıları yapılıyor kitabın…

Dilanur 
 13 Ağu 22:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır okuduğum en etkileyici romanlardan biriydi. Aslı Erdoğan çok merak ettiğim bir yazardı başlangıcı da kabuk adamla yaptım. Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum. Çünkü bu kitap fazlasıyla kalbime dokunup, güzel bir tat bırakmayı başardı.

Aslı Erdoğan çok güzel anlatmış alışılmış kalıplara uymayan bir insanın hayatını, etrafındaki kişiler tarafından yargılanışını ve bunların getirdiği yaşam zorluklarını. İnsanlar kendilerine pek uymayan farklı düşünen farklı hisseden kişileri çabuk farkedip üstüne gitmekte, sen şöylesin sen böylesin diye ayrıştırmada adeta ustalaşmış. Bunun örneği bir yaşama eşlik ediyoruz kitapta.
Bunun yanı sıra çokta güzel, dil, din, ırk, eğitim farkı gözetmeyen, etkileyici bir aşka tanık oluyoruz. Sürükleyici anlatımı güzel betimlemeleri de cabası.

Kısaca ben bu kitabı çok sevdim herkese tavsiye ederim yazarla daha hiç tanışmadıysanız bu kitapla başlayabilirsiniz. Kabuk adam Tony ve başarılı fizikçinin karayiplerde kesişen yolları ve ortaya çıkan anılar bakalım sizi de etkileyecek mi ? İyi okumalar dilerim. :)

damla sarıhan 
 21 Haz 23:22 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap bitince aklımda mırıldandığım şarkı "Gitmek mi zor Kalmak mı zor?" oldu.

Bu kitap için kimisi, idare eder, kimisi, çerezlik ya da okunmasa da olur gibi basit atıflarda bulunabilir, ben derim ki kendiniz okuyun şahit olun. Zira burada anlatılan aşk sadece iki kişi arasında ki duygu paylaşımı değil, mutlak bi arayış söz konusu; merhameti, masumiyeti, bir insana biçilen değerin en saf halini.

Kitabı okurken kafamda canlanan her kesit bana Angelopoulos filmlerinin karesi kadar sinematografik geldi. Yaz gecesi, açıp izlediğiniz romantik-dram türünde ve etkisi yarına kadar sürmeli, belki bir hafta:)

Mehmet Y. 
09 Oca 10:43 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Bir kitapla ilgili beklentiye girmek okuma hazzını da etkiliyor. Bu yetersiz olduğunu düşündüğümüz bir kitabın umduğumuzdan iyi çıkmasında olabileceği gibi çok iddialı sözlerle takdim edilen bir kitabın beklenen etkiyi oluşturamaması şeklinde de olabiliyor. Aslı Erdoğan'ı okumak bir tarafa aylar önce kendisine ve daha pek çok insana yaşatılan mağduriyetine kadar adını dahi duymamıştım. Nihayetinde Kabuk Adam'la başlayayım istedim. Açıkçası hakkında yazılanlar çok iddialı idi ve bu da beni büyük bir beklentiye soktu. Ilk cümle de şahaneydi; 'Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar.' Ancak sonrasında bir türlü o seviyeyi yakalayamadım. Şimdi olur, bundan sonrası farklıdır diye diye roman bitti ama 'işte bu' diyebileceğim bir duruma gelemedim. Yanlış anlaşılmasın, roman kötü bir roman değil. Psikolojik gelgitler, ırkçılık karşıtlığı, metaforlar, aforizmalar vs. Ancak beni pek sarmadı.

Kitaptan 158 Alıntı

“Hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül,tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. Sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız.’‘

Kabuk Adam, Aslı ErdoğanKabuk Adam, Aslı Erdoğan

“Korkmadığını söylediğin şeylerden korktuğuna eminim. İstemediğini söylediğin şeyleri de çok istiyorsun. Umutsuzluk değil seninki, sadece bıkkınlık. Yaşayan herkesin umudu vardır.”

Kabuk Adam, Aslı ErdoğanKabuk Adam, Aslı Erdoğan
mısra 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu

Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar.

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 7)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 7)
mehmet pak 
04 Oca 14:38 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

'' Karanlıktan herkes korkar , ama karanlıktakilerin aydınlığa çıkarılması gerekir. ''

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 66 - Everest Yayınları)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 66 - Everest Yayınları)
sezen 
24 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

...başımı kaldırdım. Soğuk,ıslak yıldızlarla dolu bir gök kubbe,okyanusun sonsuz karanlığın üzerine asılmış duruyordu. siyah bir tülbente iğnelenmiş mücevherler gibi.

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 64)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 64)
mehmet pak 
04 Oca 13:00 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

'' Bir kitabın kapağına bakarak içindekileri anlayamazsın. ''

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 33 - Everest Yayınları)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 33 - Everest Yayınları)
sezen 
20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Hepimiz okyanusun sonsuzluğunda kaybolmuş yapayalnız adacıklardık; sınırlarımızı aşıp bir başkasına dokunabilmemiz, bir yanılsamaydı yalnızca."

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 114)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 114)
mehmet pak 
 04 Oca 12:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yaşama katlanabilmenin bazı koşulları vardı : okumak ,öykü yazmak, arada bir dans etmek ,sokaklarda başıboş dolanmak gibi.

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 12 - Everest Yayınları)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 12 - Everest Yayınları)
Onur Erol 
22 Haz 12:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yalnızlığa öyle alışmıştım ki, bir başkasının ilgisini ancak bir tehdit olarak algılayabiliyordum. Yabani bir hayvanın insan karşısında tedirginliğine benzeyen bir duyguydu bu. İçimdeki ceset uyandırılmaktan korkuyordu. Sesimdeki sertlikten yılmıştı, yumruk yemişcesine bir adım geriledi.

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 42 - Everest)Kabuk Adam, Aslı Erdoğan (Sayfa 42 - Everest)