Bütün kitap boyunca deli mi dahi mi olduğunu kimsenin anlayamadığı askerimiz Şvayk'ın başından geçen olayları okuyoruz. Aslında kendi başından geçen olaylardan ziyade insanların başına açmış olduğu dertleri ve bunların sonucunda ha öldürülecek, ha ölecek diye beklerken ne oluyorsa oluyor ve Şvayk bir şekilde, o zekasıyla mı diyelim yoksa şansıyla mı veyahut insanların bunun deliliğinden (saflık da olabilir anlamadık o işi) korkmasından mı bilinmez, paçayı kurtarır. Çok eğlenerek okuduğum bir dönem kitabı.
Elinde bulunan çok da bekletmeden okusun.
Yazarımız kitabın en can alıcı kısmını, sürprizi, kitabın başında okuyucuya sunarak, kitabın bütün tadını kaçırmış.
O kitabın ortalarında öğrenmemiz gereken bilgi, hemen başta elimize geçince merak duygusu tamamen bitiyor. Olayların ne olacağını az çok anlıyorsun ve kitaba devam etme şevki kaçıyor.
Karakterleri daha tanımadan, karakterler birbirini tanımadan ortaya çıkan aşk bana hiç geçmedi. Aralarında paylaşım yokken bu kadar tutkulu duygular samimi değil zaten. Karakterlerin her duygusu aniden uçlarda gezmeye başlıyor.
Başka hikayelerini de kitapta mevcut ama kitabın adını verdiği için bu hikayesini incelemek istedim.