Adı:
Hani
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya - onun gibi işte..."
– Oruç Aruoba

hani, Oruç Aruoba'nın Yürüme Üçlüsü'nün (yürüme, de ki işte, tümceler) tamamlanmasının ardından 1993'te yayımladığı kitabıdır.
87 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"BEKLİYORSUN DA BEKLENİLMEYE DEĞER MİSİN? "


Vazgeçebilecek misin maskelerinden?
Hepsini çıkardığında utanmadan, dimdik durabilecek misin?
Temiz misin mesela?
Pırıl pırıl mı için?
Ya da kirli misin?

"Her şey boş, olanaksız zaten.."
O da.
Sen de.
Çaba da.
Arzu da.
Ömrü olan, zamanla ölçülebilen her şey.

Sonra o.
İşte o..
O bendeyse, sol yanımdaysa, orada, uzaklarda aradığım ne?

İşte o..
Peki kim o?
Çıkarsızca seni isteyen mi?
Kendisini sende bulan mı?
Seni senden daha net gören mi?
Her şeye rağmen gelen mi?

Korumalısın onu, saklamalısın. Temiz tutmalısın. Gerekirse başka bir dünya kurmalısın yaşatmak için. Merkezine de onu koymalısın.

Çünkü belki de, kendini en net, en sahici gördüğün yer, onun gözleridir.
Senden gerçek seni isteyen, ya da sana gerçek seni sunacak olan odur.

Kendin olmak, kendin olarak sevmek, kendin olarak yaşamak, kendin olarak özlemek, kendi olanı özlemek..

Peki o kadar kolay mı ; "Ben ben!!" diye çırpınırken içimiz avaz avaz, perdenin ardındakine dokunmak?

Sonra, mümkün olmayan her şeyi mümkün kılan bir yanılmaysa eğer, ya da tam tersiyse ; mümkün olan her şeyi mümkün olmayandan biz ayırabildik diye mümkün kıldıysak?

Sevdin.
Bekledin de, içinde, belki de en çok sen olan seni büyüterek..
Ve çıkıp geldi, tanıdığı sana. Seni sana getirdi belki de gelirken. Peki ne buldu geldiğinde?
Sendeki mi daha çok o'ydu, yoksa ondaki mi daha çok sendin?

Hayatının anlamı, senin en derininde. Mermeri delen damlalar gibi, mütemadiyen bekledikten sonra gelecek. En derininde karşılacaksın kendinle. Ama büyük ihtimalle tanıyamayacak kadar yabancı bulacaksın onu.

Ne kadar sen olabileceksin? Uzak kalabilecek misin sahteciliklerden?

Küçülüp yok olmak gerekir var olmak için. Güzel olanı ağırlamak için güzel olmak gerekir. Çünkü dönüp dolaşıp bulacağın kendindir aslında. Özgürlüğün tek yolu, buradan geçer.

O gitmesin diye,
Susmasın diye,
Hırçınlaşmasın diye,
Güçlü olmak,
Direnmek,
Korumak,
İnanmak zorundasın.

Kimseyi kendin yapamazsın ve kimseden katmadan kendine, kendin olmalısın.
Anlamalısın..
Sen ne kadar seversen, o, o kadar, o olacak çünkü.

Beklediğin, tam vazgeçtiğin an gelir derler. Belki de vazgeçmek, sadece kendin olmaktır, bir maske takma ihtiyacı hissetmeden. Kendin olduğun için dönüşü hak edersin aslında.

Sorgulamak lazım.
Hep değişen hayatımıza inat, hiç değişmeyen hayaller iliştirmişsek yakamıza, ikisini birbirine uydurmak için çırpınıp durmuşsak, artık anlamamız lazım.
Gerçek nedir?
Hayal ne?

"İnsan, kendi gerçeğini kendisi yapan gerçektir." diyor Oruç Aruoba. Her cümlesinde durup düşünmeden geçemiyorsunuz.

"Felsefe, kişinin baş edemediğiyle boğuşmasıdır." diyor. Kafanız karışıyor okurken, acaba tam olarak anladığımı mı demek istedi, diye.

Kısa ama fevkalade lezzetli bir kitap okudum. Şiir ve nesir arası. Bir şeylerin yerini değiştirdim zihnimde. Onu oradan alıp başka bir yere koydum, diğerini başka bir yere.

Fiile geçirilen her şey durağanlığa karşı bir direniştir diye düşünerek, aslında yazmanın nasıl özel bir güç olduğunu, bir kere daha anladım okurken.

Bıraktığı tatlı zihin yorgunluğunu seveceksiniz.

Keyifli okumalar.. :)
87 syf.
·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Hani kitabını önerdim: https://youtu.be/b1teQgT1toE

"Kendi olarak, sana gelen
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
kendi olmasını, senin ile olmaya bağlayan
O, işte..." Oruç Aruoba

"Sevdiğiniz için acı çekiyorsunuz, daha fazla sevin. Aşk yüzünden ölmek, yaşamaktır." Victor Hugo

Yoksa Oruç Aruoba'nın içine Spinoza'nın cevheri mi kaçmıştı?

"Hani" eğer aklıma biri gelecekse, sadece elim değil diğer herhangi bir uzvum da senden başkasına gidemez. Oysa ki sadece elim gitseydi diğer organlarım elimi kıskanırdı, bu kadar güzel bir yere gitmeyi hak ettiği için.

Bindiğimiz vapurlar iptal oldu, bakma sen. Hava şartlarından diyorlar. Yok canım! Ben pek inanmam haberlere. "Hani" iki kişilik bir haber kanalıydı bizimkisi, kimsenin izlemediği. İnsanların kendi ruhlarını iskelelerde bıraktığı ve kimsenin binmediği vapurların seferleri hakkında konuşurduk senle. Fakat bu sefer neden oldu böyle?

Duygu iklimimiz sevdiğimiz kadınla birlikte kendisini tinsel mevsimlerimizde tanımlatır. Eğer hatırlıyorsan "hani" sana gereksinimim olmadan seni isterken ve sensiz de olabilecekken sen ile olmayı seçen biri vardı, bu da benim bir zamanlar duygu iklimimi oluştururdu.

Sevmemiş olabilirsin tabii beni, bir "Hani" kadar. Bunu anlarım. Fakat "Hani"yi küçümsememelisin. "Hani" kelimesi sınırı bir ilişkinin cesaret çitinden atlamasının çıkardığı sestir. Bu yüzden bu kitabın içinde yazanlardan sonra hayatın diğer sesleri yükselir. İnsan ruhunun sesi ise id'dir. Orada yer bulur tutkularımız, orada yer bulur kendimize seslenmelerimiz. Bu yüzdendir sözcüksüz kalmalarımız.

Farkında mısın, sana hiç hangi eczanede kahvaltı yapmak istediğini sormamıştım. Oysa ki her gün benim önümde bir çift kişilik gibi silüetlenen görüntünle kahvaltı yapardım. Bir tek eksik vardı, o da gerçekliğin. Hala eczanede kahvaltı yapmak ister miydin?

Bir sabah mı seni unutturacak? O zaman geceyi bir kenara bırakmalı, o sabahla tanışmalı. "Hani" nerede o sabah? Yoksa gecenin yıldızlarını kaybetmemesi uğruna kendisini uzatmasını mı beklemem gerek? "Hani" nerede o gece?

Herkes isterdi manzaralı mezarım olsun, sen benim manzarasız mezarımdın. Çünkü seni en derinime gömdüm. En derini, en yükseğidir hayatın, bunu unutma. "Hani" nerede gömüleceğim yer, göstersene bana? Ben kederlerimle kazarım orayı, sevinçlerime bir kuyu oluşturmak için. Bu sevinç kuyusuna giden merdivenim ise ikimizin bulunduğu fotoğraflardır.

Herkesle tanışmak için harcadım ömrümü, o tek "sen"i bulmak için. Senleştirdim bütün dünyayı, adeta bütün insanlığın timsali oldun benim için. İşte dedim o gün, herkesle tanışamam artık. Çünkü bir insan önüne baktığında bir tek onu görür, arkada kalanlar ise bir bulanıklıktan ibarettir dedim. "Hani" neredesin peki şimdi?

Gündüzle gece gibidir bu sevgi dediğimiz olay, ikisi de birbirini bekler bizim görmediğimiz çağlardan beri. Fakat ışığını güneşten alan kalp gündüzünü akıl olarak belirlediğinde esas gece için hazır olunur. Gece insanın kimlik arayışıdır. "Hani" nerede kaldı kimliğim, şimdiye kadar gelmesi gerekmez miydi?

Ettiğimiz danslar, sessiz kavgalar. En iyi buluşma yarım kalandır, yarım kalan danslar, yarım kalan kavgalar. Bir de senin pencerene gelen kargalar. "Hani" ikimiz de bakıp gülerdik onlara, ama tek bir farkla. Ben bukalemunluk yapıp sana da bakardım.

Senle çok yattık ve battık. Fakat yattığımız yerden kalktığımız gibi battığımız yerden de kalkacağız, inan buna. Çünkü inançtır insanı kandıran. Yine de bunların hiçbirisi ikimize ait değil, ikimize ait olan esas gerçeklik "Hani"dir, geçmişimizdir. Ben buraya kadar ne demişsem bana inanma. İkimize ait olan tek şey seninle beraber söylediğimiz "Hani"ler olabilir. Çünkü hayat zevklerden acılar çıkarılınca geride kalanlardır. Bizim elimizde ise sadece "Hani"miz kaldı.

Sonra biraz sustuk, biraz daha sustuk, tamamen sustuk. Konuşacak mıydık daha? Biraz hayatı dinledik, baktık diğerleri ne diyor. Tamamen kargaşa. anlaşılmaz sözcük kalabalıkları. Eh, tabii düzensizlikler arasında düzen bulmak öğretildi bize. Bu kaosta bile bir ritm bulduk. Arkadan hayatın diğer sesleri yükseldi, Biz ise kaybolmuşlardandık. Ne zaman kendimizi bulabilmiştik ki? Arayan bulurdu oysa ki, aramayı seçmemiştik. Seçmemeyi seçmek istemiştik. "Hani" nerede kaldı seçmemeyi seçtiklerimiz?

Aklımda bir şey var sana söylemek istediğim. Eğer burayı okursan -ki bu artık imkansız bir ihtimal- bu "Hani" kitabı senle görkemli bir geçmiş olarak kalsın ikimiz arasında.

Cenin. Boynun oluşma safhası. Bir sevgilinin elinin şeklini alırcasına. Rahimden çıkış. Bir evde kendini buluş. Büyütülüş. Birkaç monoton hayat meşgalesiyle karşılaşış. Eve dönünce boynuna sarılış. "Hani" kitabına inceleme yazış.

Güvendiğim tek şey sensin, bir de kapının kilidi. Fakat ben anahtarı çoktan kaybettim.
89 syf.
"Hani"hayallerini gerçek diye yaşayan kişi, yaşadıklarını gerçek sanıp öyle yaşıyor sarsılarak,hayal ile gerçeğin savaşı hangisi önce sarsılacak kimbilir...

'Hayallerinde gerçekten direnen kişi "gerçekler" ne yapabilir ki?'

"Hani" yanılgımızdır en üst düzeyde aynı felsefe gibi,Başında da sonunda da, hep yanılgı...

"Dizi dizi yanılgılar;

Geciktirmeler,
Kaçınmalar,
Yançizmeler,
Sulandırmalar
Atlatmalar,
Geçiştirmeler

-Daha neler, neler!"


"Hani" gerçekliği, olmadığı gibi gösterirken,ona nasıl olması gerektiğini gösterir, çünkü kendisi vardır, oradadır,oysa o şimdi gerçektir belki...

"Hani" yaşamın anlamı bulunmayacaktır,bulanamayacak...Ne çok dağıldın oysa o gün, öncesinde de, en çok beklediğin gelse bile...

"Nasıl? -Bilemeyeceksin; ama, eminsin bundan.
Bilmiyorsun; ama, bu, kesin."

Bütün yaşamın anlamı oydu çünkü, o olmasaydı doğru,doğruluk olabilecek miydi?

Bütün şeyler bundan sonra gelecekti işte...sen tamamıyla boşvermeye karar vermişken yaşamı anlamayacaksın, uzaklaşacak,susacak,suskunlaşacak,kapanacaksın,hırçınlaşacak... Bu duyguyu daha iyi kavramalısın tam da senin sahtelik noktanı bildiren duygudur.'Senin bu en alışık olduğun duygun, kendine en aykırı olanıdır.'


"...yoksa, bütün o acıları 
boşuna yaşamış olacaksın"--


'Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya- onun gibi işte...'


"Hani" tırnak icindekiler kitaptan diğerleri duygularımın dışa yansıması... Kitabı çok beğendim,hani anlatılmıyor, ancak o duygu yaşanıyor okudukça.. Şiirsel ve felsefi anlatımı var, tavsiye ederim...
87 syf.
·12 günde
Hani...
Kitabın sayfa sayısı az ama içindeki her bir cümle sayfalarca düşündürüp, sayfalarca okumuş hissi veriyor.
Bu kitap okuyup bitecek, kitaplığa kaldırılacak bir kitap değil benim için. Elimin altında dursun, rastgele açayım o anki ruh halime uygun cümleyi bulup okuyayım.
Kendimi ve hayatı , diğer insanları tanıtan, düşüncelerimin cevabını her zaman verecek bir kitapsın.
İlk Oruç Aruoba kitabımdı! Devamı gelsin...
87 syf.
·Beğendi·8/10
Eser Şimdi, Hani, Hayal ile Gerçek ve Şiir ile felsefe Üzerine Dağınık Notlar isimlerinde üç bölümden oluşuyor. İlk bölümü okurken yazarın kullandığı değişik yazma şekillerinden dolayı zorlandığımı söyleyebilirim. Ancak diğer bölümleri okurken “Tam da benim düşüncelerim” dediğim kısımları oldu. İçinde derin anlam yoğunluğu olan cümleler vardır. En güzelleri ise yaşamın anlamını fark etmemiz ve kendimizin farkına varmamız ile ilgili olan cümleleriydi. Dikkatimi çeken noktalardan biri de yazarın noktalama işaretlerini ve “işte” sözcüğünü çok sık kullanmasıdır. 87 sayfalık kısa ama keyif verici bir serüven oldu benim için.
87 syf.
·Beğendi·10/10
Hani...

Yokluğun kıyısında duruyoruz....

Şimdi, gene dışıma çıksam....

Bu adamı okumaya başladığım bir vakitte bir akademisyen mesaj yollamıştı: Hani yi nasıl okuma kararı aldın, çok zor bir yazardır diye!
Gerçekten zor bir yazar...
şunu söyledim: Zor yazar; iyi yazardır!

Okumanız tavsiyesiyle;
87 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Bu okuduğum 3. Oruç Aruoba kitabıydı az evvel bitirdim. İçerisindeki şiirler ve yazılarda altını çizdiğim, beğendiğim, duygularıma tercüman olan yerler çok oldu. 87 sayfalık kısa ama keyif verici bir serüven oldu benim için. Okumanız tavsiyesiyle..
88 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı birkaç ay önce elime almış olsaydım eminim bu kadar sarsılmayacaktım, içinde bulunduğum durumun gerçeklerini tokat gibi çarptı suratıma.
Hayal ile gerçekliği anlattı bana, hayalin gerçek olunca onun üzerinde atman gereken adımları anlattı.
Şiir ile felsefenin bir bütün olduğunu ve ne kadar imkansıza koşulduğunu...
Bilinmezlik içinde bir şeyler öğrendildiğini ve öğrenilenin yine bilinmezlik olduğunu, sürekli ve sürekli kendini bulmanın devam eden bir yol olduğunu, ortaya tekrar zamansız bir yolculuk ve zamansız bir sen çıktığını anladım.
Gecenin köründe kitaplığımdan hissetmişcesine alıp okuduğum bu kitabı asla unutmayacağım. Oruç Aruoba'nın bende yeri farklıydı, bu kitapla birlikte asla unutamayacağım bir yere ulaştı.
Böyle bir kitap ve böyle bir yazar için ne kadar teşekkür etsem azdır.
87 syf.
·5 günde·9/10
Kitabı az önce bitirdim. İçerisindeki şiirler ve yazılarda altını çizdiğim, çok beğendiğim yerler oldu. Kişinin süregelen yaşamı içinde, içinde bulunduğu somut ve içsel durumlar çok yerinde cümlelerle anlatılmış. Hatta çoğu yerde nokta atışı yapılmış denilebilir.
Kitabın üçüncü bölümündeki hayal ve gerçeklik, şiir ve felsefe üzerine notlar ise uzun uzun düşünmemi, kendi içimde beyin fırtınası yapmamı sağladı.
Böyle derecelendirmek ne kadar doğru bilemiyorum ama ben en çok üçüncü bölümü sevdim. Cümlelerin üstüne uzun uzun düşündüm ve yazarın bakış açısıyla kendi zihnimi birleştirdiğimde ortaya salt kendimden fikirler çıktı. Bunu çok sevdim.
Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Adını birçok kez duyduğum ama tadına hiç bakmadığım bir yazarın -denemek amacıyla- bir kitabını alayım dedim...Özellikle bu kitabı seçmemdeki sebep, sitede yapılan yorumlar ve aldığı yüksek puanı idi.Kitap çok kısa olmasına rağmen yarısına gelmeden bırakmak zorunda kaldım.Öyle ki, 'Kahraman Tazeoğlu' kafasıyla yazılmış bir kitap okurken buldum sanki kendimi.Ayrıca, kitabın bu kadar puan almış olması da ilgincime gitti.Neyse, denemeden bilemezmiş insan...
87 syf.
·Puan vermedi
Kitap üç bölümden oluşmaktadır. Kitaba ismini veren ikinci bölüm olmuş. Yaşamın nereden geldiğini, nerede biteceğini, neyle dolacağını sorgulayıp, cümlelerin altını çizmek için kalem arayacaksınız.
Hani'yi anlatmak biraz zordur. Ne bulmak istiyorsan yaşamında, onu anlatıyor olacak sana.
87 syf.
Bir Oruç ARUOBA kitabı daha biter. Deneme-şiir tarzında bir kitap. Ama bu kitapta şiir daha ön plânda. Yaklaşık olarak 40 dakika içerisinde okunuyor. Yine kitaptan bir alıntıyla; mutlu geceler..-Nasıl anlatabileyim ki; ne suyu ne toprağı bilmiyorsunuz siz. Tutuşmada; birleşmeyi. Serinleticilikte; doldururken avucuna, ölümcül bir hasta, yeni sağılmış sütü.. -Süt- ne söz ama; bir tane daha. Bize o denli yabancı, size o denli yakın. Sağ- Sağlık- Sağalmak- Sağalmış olmak--
Kendi olarak, sana gelen
Sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
Sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
Kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan
O, işte..."
"Şimdi hayallerinin gerçek de olabileceğini düşünebilirsin - bu berbat dünyada , düşlerinin gerçekte karşılığının bulunabileceğini ... "
Oruç Aruoba
Sayfa 41 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hani
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya - onun gibi işte..."
– Oruç Aruoba

hani, Oruç Aruoba'nın Yürüme Üçlüsü'nün (yürüme, de ki işte, tümceler) tamamlanmasının ardından 1993'te yayımladığı kitabıdır.

Kitabı okuyanlar 695 okur

  • Serkan Çakar
  • Ahmet ingöz
  • Kaderfilizgerger
  • Caner ATILGAN
  • sude
  • Cemal Kara
  • Özge Simay Akça
  • bekir karakaplan
  • •爪m丂
  • Nurşin Kaynarca

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%28.4
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.6
Erkek
%25.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.9 (64)
9
%27.1 (56)
8
%23.7 (49)
7
%8.2 (17)
6
%4.3 (9)
5
%1.9 (4)
4
%1.9 (4)
3
%1.4 (3)
2
%0
1
%0.5 (1)