Adı:
Hani
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya - onun gibi işte..."
(Kitaptan)
Oruç Aruoba, ismini sık sık duyduğum ve kitapçılarda kitaplarına denk geldiğim bir yazar.
*
Geçen gün kitapçıda çalışan dostum bir kitabını okumamı salık verdi.
Ve elime ''hani'' kitabını tutuşturdu.
*
Kitabı bugün okudum.
*
Giriş; zor, anlaşılmaz, kapalı, ( sui generis ) bir lisan...
'' Ş/imdi '' ismi altında sürrealist bir resim tablosu gibi.. Fakat aynı zamanda tabloya dışarıdan biri bir fırça darbesi indirmiş gibi...
Belirsizliğin içinde muğlaklık...
*
Ama ilk satırdan itibaren düşünen bir kafa ile baş başa olduğumuz belli.
Düşünen bir kafa.
Sözcüklerle düşünen.
Sözcükleri parçalayan, ayıran, birleştiren...
Sözcükleri eşeleyen, kazan, karıştıran...
*
İkinci bölümde ''hani'' diyor yazar.
Bu kez hepimizin bildiği bir alfabe, herkesin anladığı bir lisanda konuşuyor.
Ama konuştuğumuz lisanın bütün kelimelerini biliyor muyuz ki, kavramlar bize aynı şeyi mi anlatıyor?
*
''Hani'' bir anımsatma seslenişi.
*
Yazar anımsıyor ve anımsatıyor.
*
Başlangıç cümlesi şöyle :
''Yavaştır yaşamının anlamı''
*
Ne demek istedi?
*
Hani... diyor yazar. Yavaşlatıyor yaşamımızı. Ağır çekim.
''Hani bekliyordun'' diyor.
Beklediğimizi, beklentilerimizi öncesinden başlayarak anımsatıyor bize.
Tuhaf bir uğraş bu.
Beklediğin biri var, ama beklediğin kimseyi bilmiyorsun.
Beklediğini, bekliyor olduğunu biliyor musun ki?
Şu cümleye bakar mısınız:
''... en çok beklediğinin de, gelse bile birgün, hiçbirzaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek ..''
Beklediğimiz beklediğimiz anlamda gelmiyor mu?
*
Beklerken bir şeyler yaşanıyor.
Beklediğimiz bir yoldan geliyor.
Biz bir yoldan geçiyoruz.
Hazır olmadan gelmiyor beklediğimiz.
Yaşam bizi kavuşmaya hazırlıyor.
*
Şuna bakın bir de:
''Sen, sona ve sonuca —yıkıma— yönelmişken geldi o sana: bütün doluluğuyla — oysa boşalmıştı, boşalıyordu yaşamın; öyle olsun istiyordun sen de, üstüne üstlük— o en eski eğilimin; uçup geçme, yıkılıp gitme, batıp kalma, tam olarak egemen olmağa hazırlanıyordu senin üzerinde.''
*
Yazarın durup dururken kullandığı şu sözcük yok mu: İşte.
*
Üçüncü bölümde hayal / hakikat / şiir / felsefe üzerinde düşünceler ortaya koyuyor yazar.
Burada büsbütün bir fikir adamıdır o.
İlk bölümde sisli, ikinci bölümde bulutlu, üçüncü bölümde açık bir gökyüzü gibi dili.
Hayalden hakikate mi, şiirden felsefeye mi geçiyor?
*
''Şiir ile felsefe, ikisinin de bulunmadığı yerde buluşurlar'' diyor.
*
''Felsefe, kişinin başedemediğiyle boğuşmasıdır.'' diyor.
*
Düşünen bir kafa. Ağır, sıkıcı, kopuk satırlar...
Ama yaşam ve ereği üzerine düşünen bir kafa...
Tartışılır bir yazar Oruç Aruoba.
Tartışalım.
Nereye koyacağız bu yazarı?
Hakkında kanaatimiz ne olacak?
Ne yazıyor bu adam; yazdıkları ne kadar güçlü, ne kadar bilinçli?
Peki ''güçlü'' ne demek, ''bilinçli'' ne oluyor?
*
Belki kitabı bitirirken kendi veriyor cevabı:
''Yazar , kalemi kendisine sürekli başkaldıran kişidir.
..
Yani: en iyi yazar, kalemine en az söz geçirebilen yazar.''
*
Birçok şey söylenebilir, ... olumlu / olumsuz; fakat düşündürüyor.
Düşündürdü beni.
Eser Şimdi, Hani, Hayal ile Gerçek ve Şiir ile felsefe Üzerine Dağınık Notlar isimlerinde üç bölümden oluşuyor. İlk bölümü okurken yazarın kullandığı değişik yazma şekillerinden dolayı zorlandığımı söyleyebilirim. Ancak diğer bölümleri okurken “Tam da benim düşüncelerim” dediğim kısımları oldu. İçinde derin anlam yoğunluğu olan cümleler vardır. En güzelleri ise yaşamın anlamını fark etmemiz ve kendimizin farkına varmamız ile ilgili olan cümleleriydi. Dikkatimi çeken noktalardan biri de yazarın noktalama işaretlerini ve “işte” sözcüğünü çok sık kullanmasıdır. 87 sayfalık kısa ama keyif verici bir serüven oldu benim için.
Hani...

Yokluğun kıyısında duruyoruz....

Şimdi, gene dışıma çıksam....

Bu adamı okumaya başladığım bir vakitte bir akademisyen mesaj yollamıştı: Hani yi nasıl okuma kararı aldın, çok zor bir yazardır diye!
Gerçekten zor bir yazar...
şunu söyledim: Zor yazar; iyi yazardır!

Okumanız tavsiyesiyle;
Kitabı az önce bitirdim. İçerisindeki şiirler ve yazılarda altını çizdiğim, çok beğendiğim yerler oldu. Kişinin süregelen yaşamı içinde, içinde bulunduğu somut ve içsel durumlar çok yerinde cümlelerle anlatılmış. Hatta çoğu yerde nokta atışı yapılmış denilebilir.
Kitabın üçüncü bölümündeki hayal ve gerçeklik, şiir ve felsefe üzerine notlar ise uzun uzun düşünmemi, kendi içimde beyin fırtınası yapmamı sağladı.
Böyle derecelendirmek ne kadar doğru bilemiyorum ama ben en çok üçüncü bölümü sevdim. Cümlelerin üstüne uzun uzun düşündüm ve yazarın bakış açısıyla kendi zihnimi birleştirdiğimde ortaya salt kendimden fikirler çıktı. Bunu çok sevdim.
Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Kitap üç bölümden oluşmaktadır. Kitaba ismini veren ikinci bölüm olmuş. Yaşamın nereden geldiğini, nerede biteceğini, neyle dolacağını sorgulayıp, cümlelerin altını çizmek için kalem arayacaksınız.
Hani'yi anlatmak biraz zordur. Ne bulmak istiyorsan yaşamında, onu anlatıyor olacak sana.
Bir Oruç ARUOBA kitabı daha biter. Deneme-şiir tarzında bir kitap. Ama bu kitapta şiir daha ön plânda. Yaklaşık olarak 40 dakika içerisinde okunuyor. Yine kitaptan bir alıntıyla; mutlu geceler..-Nasıl anlatabileyim ki; ne suyu ne toprağı bilmiyorsunuz siz. Tutuşmada; birleşmeyi. Serinleticilikte; doldururken avucuna, ölümcül bir hasta, yeni sağılmış sütü.. -Süt- ne söz ama; bir tane daha. Bize o denli yabancı, size o denli yakın. Sağ- Sağlık- Sağalmak- Sağalmış olmak--
Adını birçok kez duyduğum ama tadına hiç bakmadığım bir yazarın -denemek amacıyla- bir kitabını alayım dedim...Özellikle bu kitabı seçmemdeki sebep, sitede yapılan yorumlar ve aldığı yüksek puanı idi.Kitap çok kısa olmasına rağmen yarısına gelmeden bırakmak zorunda kaldım.Öyle ki, 'Kahraman Tazeoğlu' kafasıyla yazılmış bir kitap okurken buldum sanki kendimi.Ayrıca, kitabın bu kadar puan almış olması da ilgincime gitti.Neyse, denemeden bilemezmiş insan...
Kitap Ş/ imdi, Hani, Hayal ile Gerçek ve Şiir ile Felsefe üzerine dağınık notlar olarak üç bölümden oluşuyor. Yazar genel olarak hayatın anlamını bulmaya yönelik düşüncelere sevk etse de inceden inceye nasihatler veriyor okuyucuya .
Ben en çok son bölümü sevdim. Felsefe ve şiiri üzerine aldığı notlar gerçekten çok değerli. Düşünce kitabı olan Hani' nin cümleleri çok basitmiş gibi dursa da satırları birleştirerek değilde ayrı ayrı okuduğunuzda da çok farklı anlamlar çıkıyor yani hayli derin. Okurken biraz yoruyor. Çünkü okuyup geçmek değilde üzerine düşünmek istiyorsun bazı cümleleri defalarca okuyorsun ufkunda açılıyor.
Oruç Aruoba'nın okuduğum ilk kitabıydı. Çok sevdiğim satırları oldu fakat onu biraz daha anlayabilmem için diğer kitaplarını da okumam gerekiyor kolay bir yazar değil..
İlk defa bir kitabı yarıda bırakmak istedim, ama böyle bir huyum olmadığı için bitirmek durumunda kaldım. Akıcılık hiç yoktu; bana göre eserde eş anlamlı kelimelerin birbiri ardına tekrarı yapıldığında parçayı bayağılaştırdığı için mi olsa gerek sevmedim bu eseri ve anlamlandırıp bir bütün olarak değerlendiremedim kendi içimde.
. Benimseyemedim nedense ve ilk defa bir eserden kendi adıma bir pay, bir anlam çıkaramadım.
Tüm kitaplarını okuyacağım yazarlardan biri. Daha önce deki işte ve ile kitaplarını okuyup çok beğenmiştim. Tabiki bu kitabını da çok beğendim. Sırada tümceler var
Kendi olarak, sana gelen
Sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
Sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
Kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan
O, işte..."
"Şimdi hayallerinin gerçek de olabileceğini düşünebilirsin - bu berbat dünyada , düşlerinin gerçekte karşılığının bulunabileceğini ... "
Oruç Aruoba
Sayfa 41 - Metis Yayınları
“En iç,en içten,en içteki sesine bile aykırı düşebilir mi insan? Düşer..."
“Ayırdedemiyorum
İçimdeki kıpırtılarla
Dışımdaki tangırtıları;
Yaptıklarımsa, hep yanılgılardan
Yanılgılar.”
Yokluğun kıyısında duruyoruz
Sönük gözlerimiz, yanık ellerimiz
Hiçliğin düşünü kuruyoruz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hani
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
87
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Hani, yana yana dibine varmış bir mumun içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altı canlı mavi; üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya - onun gibi işte..."
(Kitaptan)

Kitabı okuyanlar 282 okur

  • Çöl Erguvanı
  • çiğdem tunç
  • flamên
  • Safa Merve
  • Bediş Kozar
  • Gülşen Akbaba
  • Oğuzhan Yaman
  • Sinan BİÇER
  • Dilara Tatlı
  • Elifsu Akgül

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%28.4
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.6
Erkek
%25.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.8 (31)
9
%21.3 (19)
8
%24.7 (22)
7
%5.6 (5)
6
%4.5 (4)
5
%1.1 (1)
4
%4.5 (4)
3
%2.2 (2)
2
%0
1
%1.1 (1)