Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
88
Basım Tarihi:
Kasım 2018
Yayınevi:
Metis Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789753420853
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·88 syf.·
2025 26. kitabı
Zamanın ötesinde bir şimdi Saklandığım bu durum. Oruç Aruoba Kişinin Düşünce çeperinden, çevresinden ve çemberinden ontolojik sorunlara değiniyor Oruç Aruoba , kitap boyunca Hani ? Sorusunu, sorgusunu okuyucusuna işliyor. Felsefenin ve şiirin hayalindeki gerçekliğiyle kelimelerindeki iklimle yeşertiyor… Kişinin anlam arayışını Hani “O umut” sözcüğüyle taharrisini harmanlayan yazar, alt üst ettiği duygulardan ve düşüncelerden katar yapıp, hayatın içinde zorunda olduğumuz hayal ile gerçekliğin dengesindeki zorunluluğuna değiniyor. Kitabın tek seferde okunarak anlaşılacağını düşünmüyorum. Kişinin anlam arayışındaki umutsuzluğu nüksettiği anlarda kitap okuruna umut aşılasın diye yazılmış, Arayışa umutla ekilen hayat, mücadele, aşk, heyecan ve meraktır. bulunmaya çalışılan, sükunettir, huzurdur. Eser bunlara umut olacak felsefi metinler sunuyor ve memnun edici etkisiyle yazar bilgelik katıyor... Eserin son kısmında yazarlığa dair bilgi ve birikimini aktarırken, felsefe ve şiirin buluşma duraklarını da aktarıyor. Şiirlerde, dünyalar teraziye konulur, tartılır... Dünyanın değerini belirleyen, şiirdir. Şiir, varolan gerçekleri, hayalin hizasına sokan komuttur. Bir tek şiir, sahiden yazılınca, bütün gerçeklik yeniden yazılır. Şiire verdiği değer ayakta okunacak türden saygıyı hakeden bir değerlendirme sunuyor. “Şiir yeterince güçlüyse, gerçeklik diz çöker onun karşısında” iyi ve kötü şiirin arasındaki farkı anlayabilmek açısından şiirin gücüne dair verdiği tanımlama şiirleri okurken anlam katacaktır… Yazmanın hülâsasına dair fikirleri de yazma edimini dert edinen kişilere ışık tutacaktır. __Yazar, en baştan, zamana aykırı düşen kişidir: Yazma, ancak zaman içinde oluşan birşeydir; oysa
Düşünce
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
yıllar sonra gelir: “İşte o benim der” – “bendim o işte…”
10/10
·88 syf.··
2023 55. kitabı
Sevgili N bu sözüm sana: Ona layık olamazsan, hiçbir zaman hiçbir şeye yaramamışsın demektir bu. Tutuşturur musun beni de - de: kızıl kızıl için için yanıyor mu yuz ? Samuel Beckett’in meşhur oyunu “Godot’yu Beklerken”i okuyan okurlar Vladimir ve Estragon karakterlerine aslında Godot diye birinin hiçbir zaman var olmadığını, haliyle bekledikleri her kimse onun hiçbir zaman gelmeyeceğini eminim haykıra haykıra söylemek istemişlerdir. Peki bu iki karakter gelmeyecek birini neden bu kadar ısrarla beklemektedir? Çünkü geleceğine inanmak isterler. Çünkü o gelince her şeyin daha güzel olacağına inanırlar. İnanmak insanı ayakta tutan bir güç. Aslında sadece onlar değil bekleyen. Hepimiz bekliyoruz. Bu hayatta hepimiz gerçekten bir şeyleri bekliyoruz. İtiraf edelim. Dürüst olalım kendimize. Yaşamımıza anlam nereden gelecek biliyor muyuz gerçekten. Beklemekte olduğumuzdan mı yoksa hiç beklemediğimizden mi bu anlam ortaya çıkacak? Kimimiz var hayatının aşkını bekliyor, kimimiz var ölümü bekliyor, kimimiz var güzel bir kariyer bekliyor, kimimiz var zenginlik bekliyor, kimimiz var bir çocuk bekliyor, kimimiz var bir ilham bekliyor, kimimiz var Tanrı’yı bekliyor ve kimimiz var kendisini bu yoz hayatta kendisine ilaç gibi gelecek, ruhuna ruh katacak bir arkadaş, bir dost, bir sevgili, bir hayat arkadaşı bekliyor. Yani herkes hayatına bir anlam bekliyor. İnsan içinde hep bir tam olma dürtüsüyle hareket eder. İnsan eksik bir varlıktır her daim. Zaten beklentinin de kaynağı bu değil midir? O şey her neyse geldiğinde işte o zaman tam olacağına inanır. İçinde yarım kalan özlem tamamlanır, anlam arayışı son bulur. Artık onunlayken hayat tam olmalıdır. Çünkü insan buna inanmıştır. Böyle bir anlam bizi tekrar anlamlandıracak. Değişeceğiz. Her şeye baştan, yeniden başlayacağız onunla.
Duygular
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
8/10
·88 syf.·
2025 251. kitabı
dağınık notlar’ Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk kısım yazarın kendi üslup ve yazım kurallarıyla oluşturduğu kesitler içeriyor. İkinci kısım kitabın en okunulası ve derin kısmıydı. Yaşamın anlamı üzerine altını çizecek birçok satır mevcuttu. Bu kısım için; hayatın/yaşamın anlamı denilince sadece eş/sevgili özelinde düşünmeyip geniş bir perspektiften bakmakta yarar var. Ve son olarak kitabın üçüncü kısmı yazarın şiire ve gerçekliğe felsefik bakış açısını yansıtıyor. Dipnot, yazarı ilk defa okuyorum ama anlaşılma kaygısı olmayan bir kitap diyebilirim. “Ben takk diye anlamak istiyorum okuduğumu” diyen için yanlış seçim olabilir. İyi okumalar :)
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
10/10
·88 syf.··
2020 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2020 08:11
Bir alıntısını görüp ‘Beni anlatıyor’ diyerek başladığım ilk Oruç Aruoba kitabı. Kitap 3 bölümden oluşuyor ve birinci bölümü okumak yazarın kendine has yazım tarzından ötürü biraz zor. Ama pes etmeden ikinci bölüme geçin, işte her şey orada başlıyor. Hâni... Her okuduğunuzda ‘Evet bu benim hayatım, burayı ben yazmış olabilir miyim’ gibi değişik duygu seli sizi kaplayacak. Vesveselerden uzak, net, handikapsız, bir solukta ve en az iki kez okunacak kitap listemdedir kesinlikle. Şiirsi felsefik tarzıyla ilk tanışmamız ılımlı, ruhu şâd olsun...
Edebiyat
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
Hani...
10/10
·88 syf.··
2025 10. kitabı
Yaşamınızın anlamını sorgulatan ve onu bulduğunuzda nasıl davranmanız gerektiğini çok güzel anlatan bir kitap. Kitabın özellikle 49. sayfasında yer alan; “Yeniden güçlü —yapabilir— olmak:- Bunun için nasıl da tersine çevirmen gerek yaşam yönelimlerini —sen tamamiyle boşvermeye karar vermişken geldi o: bütün yönelimini değiştirmek için — nasıl da zor bu; ama, nasıl da güzel, yeniden canlanmak —yaşamının toz tutmuş hayallerini silkeleyip bahar güneşine çıkarmak — — kendine yeniden bir yeni yıldız seçip, gökyüzü haritanı yeniden çıkarmağa girişmek… Çıkmak ve çıkarmak, yeniden — o, işte, bu olanak.” kısmına bayıldım diyebilirim. Çünkü hayat akışımızda bazen yaşamımızın anlamı dediğimiz şeyleri unutarak veya tamamen kaybederek yaşıyoruz. Bu yüzden o yeniden çıkıp geldiğinde daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmak ve anlam her neyse ona tutunmak gerekiyor. Kitap bunu çok başarılı bir şekilde ele almış. Oruc Aruoba ile geç tanıştım ama iyi ki de tanışmışım. Kitaplarında insanı düşünmeye sevk eden bir yolculuğa çıkarıyor her zaman. Hem düşünüyorsunuz hem de kendi hayatınızdaki karşılığı bulmaya çalışıyorsunuz. Bazen bulamıyorsunuz tabii. O zaman da neden diye sorguluyosunuz. Bu kitap bana yaşamımın anlamı ne ve ben onu nasıl koruyorum diye düşündürttü. Hemen sonuca varılacak bir konu değil. Son olarak hep yeniden canlanmak ve hayallerimizi güneşe çıkarmak ümidiyle…
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
7/10
·88 syf.··
2025 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 22:38
Hani Bir kitapçıya gidersin ve sırayla kitaplarla merhabalaşırsın; bazılarını eline alır içlerine bir göz kırparsın, tokalaşırsın, haşır neşir olursun hatta sahiplenmek kütüphanende ağırlamak istersin. İşte Hani benim tamda bunları yaşadığım bir kitap oldu. Yazarın okuduğum ilk kitabı, kitap bence sayfa azlığı anlattığı derin felsefesi ama bir o kadarda basitliği ile dikkat çekiyor. Üç bölümden oluşuyor ilk bölümde ben ne okuyorum bu hangi dil, hangi yazım derken buluyorsun kendini. Sanki sana, senin içini yazıyor gibi ama bir o kadarda daha felsefik bir yaklaşım var hissi veriyor. İlerleyen sayfalarda baştaki heyecanı sıradanlaştırsada ben Hani’ yi hani sevdim.
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2024 20. kitabı
Oysa - ta o zaman; onu ilk gördüğün ama kavrayamadığı zaman (-birden gözüne çarptığı ama anlaşılamadığı zaman sen anlayacak; o da, belki, anlaşılacak durumda, değildiniz...), anlayabilseydin(iz): ne olağanüstü, ne muhteşem, ne harika birşey olabilirdi yaşamın ama olamadı belki de (-herhalde) olamazdı: senin de, onun da, bütün geçirdiklerinizi, bütün yaşadıklarınızı geçirmeniz, yaşamanız gerekliydi... Ancak bugün -şimdi, böyle- olabilirdi oldu, işte.. Öyle olmak zorundaydı: Sana gerçi 'kendiliğinden', 'kendi kendine' gelecekti; ama, ilkin hazırlanmak zorundaydı sonra da, seni, bulmak... -Sen hazır değildin çünkü: hem de hiç; ya da, tam tersine: hazırlıksızdın daha doğrusu, hazırlılıktan vazgeçmiştin: koyuvermiştin kendini, kendinden uzaklaşmaya... O da biliyordu "pürüzsüz bir satıh" bulmayacağını, gelince; ama, gene de emin olmalıydı, sen miydin o geleceği-diye: çağırmıştın da; sen miydin gerçekten çağıran-gerçekten, onu; o gelsin diye, o olarak, bekleyen? Ne kadar uygundun yaşamının anlamına? Hem öyleydin, hem değil Onu çağırmış ve beklemiştin - hatta bilmiştin de; ama kendini onu isteyerek beklemenin koşullarından uzaklaştıran şeyler yapmıştın, beklemen boyunca: "gelmeyeceğini bildiğini" sanmıştın ya - istemenin ve istenmenin gücüne olan inancını da yitirmiştin, o, kısırlaştırdığın yönsüz ve yolsuz- beklemenle- sözcükler ve tümceler ve kitaplar olarak kalacaktı, o, işte.. Oruç Aruoba Hani
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
9/10
·88 syf.··
2021 37. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 20:33
Oruç Aruoba/Hani . Kendin olarak sana gelen sana gereksinimi olmadan, seni isteyen sensiz de olabilecekken, senin olmayı seçen kendi olmasını, senin ile olmaya bağlayan O, işte... . Kendin olmaya çalıştığın her durumda, sen de eksik düştün, ötekiler de: kendine katmağa çalıştığın her öteki, başkası olup çıktı. Bu arada sen kendin de, başkalaştın, "O ötekini belki kendim kılarım" diye... . Hani; sizin duygularınızın kaleme alınmış hali. Hep hani deyip tamamlayamadıklarınız. Keşkeleriniz gibi... Her satırında ayrı bir duygu geçişi, güzelliği yaşatıyor yazar. Kalemiyle tanışmayanlara güzel bir tavsiye... . Vazgeçebilecek misin maskelerinden? Hepsini çıkardığında utanmadan, dimdik durabilecek misin? Temiz misin mesela? Pırıl pırıl mı için? Ya da kirli misin? .
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
8/10
·88 syf.··
2020 54. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2020 12:31
Şiir ve düzyazı karışımı, felsefik bir kitap okudum. Oruç Aruoba ile bu kitapla tanışmış oldum. Kitaba ilk başladığım değişik bir yazı tarzı içeren bir şiir vardı. Daha sonra düzyazı bir metinle devam etti. Alıntılaması ve anlaması zor bir kitap oldu benim için evet ama Oruç Aruoba'nın edebi anlamda yüksek ve değerli bir kalem olduğu düşüncesi de oluştu ben de. Şiirlerini ve diğer yazılarını gerçekten merak ediyorum. Düzyazı kısmına gelirsek, hayat içerisinde yaşadığımız ve beklediğimiz, gelmesi için günlerimizi verdiğimiz bir durumdan bahsediyor. Bunu sadece aşk ile sınırlamak yanlış gibi geldi. Dostluk, iş, aile, duygu için de işte o evet o geldi diyebiliriz. Oruç Aruoba da bundan bahsediyor. Gerçekten zor bir okuma olabilir konusu ve noktalama işaretleriyle fakat yine de ruhunuza kesinlikle hoşluk yaratacak bir eser. İyi okumalar...
Edebiyat
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma
9/10
·87 syf.··
2018 64. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2018 08:27
Hani... Kitabın sayfa sayısı az ama içindeki her bir cümle sayfalarca düşündürüp, sayfalarca okumuş hissi veriyor. Bu kitap okuyup bitecek, kitaplığa kaldırılacak bir kitap değil benim için. Elimin altında dursun, rastgele açayım o anki ruh halime uygun cümleyi bulup okuyayım. Kendimi ve hayatı , diğer insanları tanıtan, düşüncelerimin cevabını her zaman verecek bir kitapsın. İlk Oruç Aruoba kitabımdı! Devamı gelsin...
HaniOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20185,7bin okunma

Yazar Hakkında

Oruç AruobaYazar · 21 kitap
Ortaöğrenimini Ankara TED Kolejinde tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesine devam eden Aruoba, psikoloji bölümünden lisans ve yüksek lisansını aldı. Yine aynı üniversitede felsefe bilim uzmanı oldu. 1972 ve 1983 yılları arasında öğretim üyesi olarak görev yapan yazar, felsefe bölümünde doktorasını da tamamladı. Aruoaba, 1976 yılında başlamak üzere bir yıl süreyle Almanyadaki Tübingen Üniversitesinde felsefe semineri üyeliği yaptı. Ayrıca 1981de Yeni Zelandaya giden yazar, Victoria Üniversitesinde konuk öğrenim üyeliğinde bulundu. 1983 yılında akademisyen olarak çalışmayı bırakıp üniversiteyle ilişiğini kesti. Bu dönemde İstanbul'a yerleşti ve çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Ağırlıklı olarak yazı ve çeviri işleriyle uğraşan Aruoba'nın çalışmaları saygın edebiyat dergilerinde yer aldı. Akademisyen olarak başladığı kariyerine yazar ve çevirmen olarak devam etmiş, edebiyata ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biridir. Hume, Rilke, Wittgenstein, Nietzsche, Von Hentig, Başo ve Celanın eserlerini Türkçeye çevirerek literatüre kazandırmıştır. Özgün ve yalın bir stille yazdığı haiku tarzındaki şiirleri yediden yetmişe bir çok okuyucuya ulaşmış ve sevilmiştir. Aruoba, aforizmalara dayalı felsefi metinleri oldukça başarılı bir biçimde kaleme almış ve Türkiye'nin Nietzschesi olarak anılmıştır. Epistemoloji, etik, Hume, Kant, Kierkegaard, Nietzsche, Marx, Heidegger ve Wittgenstein konuları üzerine çalışmalar gerçekleştiren Aruoba, bu çalışmalarına günümüzde devam etmekteydi. Özellikle şiir sanatına yönelmiş ve Heidegger’in şiire yaklaşımını; “Ona göre insanın temel sözü şiirdir. Çünkü insan yaşayan, dünyanın içinde olan, diğer insanlarla ilişkisini dil aracılığıyla kuran varlıktır. İnsanın bütün etkinliklerinde yer alan, içinde yaşadığı dil ile (tarihsel olarak da) içinde yaşadığı varoluş arasında kurduğu temel anlam ilişkisi, şiirde ortaya çıkar. İnsanın bilinen bütün tarihi boyunca çeşitli biçimlerde görülen “şiir” adı verilen dilsel kuruluşlar, bu temel ilişkiyi ortaya koymaya (dile getirmeye) çalışan insan yöneliminin ürünleridir. Heidegger de buna ulaşmaya, (anlamlandırmaya, yorumlamaya) insanın dünya ile ve diğer insarlarla olan ilişkisini ilk biçimiyle yeniden kavramaya çalışır.” sözleriyle açıklamıştır. Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçeye kazandırmıştır. Bir dönem Açık Radyoda Filozof Dedikoduları isimli programı da hazırlayıp sunan Aruoba, Wittengstein'ın eserlerini Türkçeye ilk çeviren kişi olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda Aruoba, Japon edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun, Türk edebiyatındaki temsilcilerinden de biridir. Yazar, Nietzsche’nin “Antichrist” eserini de Almanca’dan Türkçe’ye kazandırmıştır Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos’ta Felsefe” etkinliklerine konuşmacı olarak katılan yazar, “Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?”, “Bilim ve Din” gibi birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Füsun Akatlı Kültür ve Sanat Ödülü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sempozyuma da konuşmacı olarak katılmıştır. Oruç Aruoba, 2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü yarışmasında Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte seçici kurulda yer almıştır. Aruoba’nın şiirlerinde kullandığı üslup ve noktalama işaretlerinin edebiyat kurallarının dışında olmasına rağmen bu durum akademik çevrelerce sanatçının üslubu olarak değerlendirmiştir. ESERLERİ Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, 1990, Metis Yayınları De ki İşte, 1990, Metis Yayınları Yürüme, 1992, Metis Yayınları Hani, 1993, Metis Yayınları Ol/An, 1994, şiir, Metis Yayınları Kesik Esin/tiler, 1994, şiir, Metis Yayınları Geç Gelen Ağıtlar, 1994, şiir, Metis Yayınları Sayıklamalar, 1994, şiir, Metis Yayınları Uzak, 1995, Metis Yayınları Yakın, 1997,Metis Yayınları Ne Ki Hiç, 1997, haikular, Varlık Yayınları İle, 1998, Metis Yayınları Çengelköy Defteri, 2001, Metis Yayınları Zilif, 2002, Sel Yayınları Doğançay’ın Çınarları, 2004, şiir, Metis Yayınları Benlik, 2005, Metis Yayınları Meşe Fısıltıları 2007, Metis Yayınları David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik, 1974 Nesnenin Bağlantısallığı (Hume – Kant- Wittgenstein), 1979 A Short Note on the Selby-Bigge Hume, Tebliğ, Edinburgh, 1976 The Hume Kant Read, Tebliğ, Marburg, 1988