Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer

·
Okunma
·
Beğeni
·
17406
Gösterim
Adı:
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055289317
Orijinal adı:
Dieu Voyage Toujours Incognito
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Mutluluğun kapını çalmasını bekleme, sen ona git
Hayatını değiştirecek roman bu işte!

Bir düşünün. İntihar etmek üzeresiniz. Bir adam hayatınızı kurtarıyor, ama karşılığında sizinle bir anlaşma yapıyor. Bundan sonra o ne söylerse sorgusuz sualsiz yapacaksınız. Kendi iyiliğiniz için... Çaresiz, kabul ediyorsunuz ve hayatınızın iplerini tıpkı bir kukla gibi başkasının ellerine bırakıyorsunuz. Ve hayatınız eskisinden çok daha güzel oluyor. Yine de şüpheleriniz var: Bu adam aslında kim? Çevresindeki gizemli kişilerin sırrı ne? Sizden aslında ne istiyor?

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, kendi kendimize koyduğumuz engelleri, korkularımızı ve önyargılarımızı nasıl aşacağımızın, kaderimiz sandığımız mutsuz bir yaşamı, bizi mutluluğa götüren bir yolculuğa nasıl dönüştüreceğimizin hikâyesi.

"Laurent Gounelle bir mutluluk fabrikatörü... Eğer mutluluğun bir reçetesi varsa, Gounelle o reçeteyi biliyor olmalı."
-Le Figaro-

"Yeni Coelho." 
-L'Express-

"İnsanın kendini arayışı ve başkasını anlaması hakkındaki bu benzersiz roman, kendine güven ve özgürlük üzerine işe yarar tavsiyeler veriyor."
-France Soir-

"Sürükleyici ve kolay okunan bir kitap. Hem iyi bir kişisel gelişim kitabı hem de güzel bir roman. Bayıldım!"
-Critiques Libres-

"Sonuna kadar gizemini koruyan, mizahi ve şiirsel bir roman." -L'est-éclair-
(Tanıtım Bülteninden)
448 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı yeni bitirmiş olmanın verdiği duygularla yazmak istiyorum. Bu kitabı bana bir arkadaşım tavsiye etmiş ve "mutlaka okumanı istiyorum!" demişti. Ona çok minnettarım şuan. .Bu incelemeyle ben de başkalarının hayatına katkıda bulunabilirsem borcumu ödemiş olurum diye ümit ediyorum.
Öncelikle klasik bir psikolojik romandan çok farklı olduğunu söylemem gerekir. Sadece bir hikayenin içinde kendinizi bulmuyor aynı zamanda beyin fırtınası yaşıyorsunuz. Günlük yaşantınızdaki kişilerle olan iletişiminizi sorgulatıyor size. Nerede yanlış yaptım dediğiniz yerleri bir bir gösteriyor roman kahramanıyla. Aslına bakarsanız sanki roman kahramanının yerinde siz varmış gibisiniz.
***spoiler içerir***
Düşünün ki intihar etmek üzeresiniz, birisi sizi görüyor ve "hadi atla!" diyor. İçsel anlamda sorgulamalarınız o an başlıyor işte. "Atlama!" dese yine aynı etki olur muydu bilinmez ama kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki bir insanı vazgeçirmenin yolu yapacağı şeyi yapmamasını söylemek değil. Zira bu o kişinin o işi yapmak için daha büyük istek duymasına sebep olacaktır.
Hayatta hepimiz özgürlük peşinde değil miyiz? Özgür şekilde fikirlerimizi söyleyelim, istediğimiz gibi yaşayalım, kararlarımızı özgür şekilde alalım. Yani hiç kimse aldığı kararlarda ve yaşamında -kendi talep etmedikçe- başkasının müdahale etmesinden hoşlanmıyor. Genelde yasaklar cezbedicidir ve "yapma!" denilen şeyler yapılmaya müsait hale gelir. Bu sebeptendir ki bizler karar verirken bazen istemesek de yap denileni yapmama, yapma denileni yapma eğilimi gösteriyoruz.
İntiharı düşünen roman kahramanının o anlık intihardan vazgeçmesi hayata bağlanmasına sebep olmayacaktır elbette. Sonuçta intiharı düşünene kadar ki süreçte birçok sıkıntı buhran geçiriyor ve bu durumların içinden çıkamıyor ki son radde diyebileceğimiz hayatından vazgeçme noktasına geliyor. Öyleyse hayatında yaşadığı sıkıntılar ve insanlarla yaşadığı iletişim tıkanıklıklarını çözmek gerekiyor öncelikle. Bu noktada da tuhaf istekleri olan gizemli bir psikolog çıkıyor karşımıza. Kahramanımızdan saçma diyebileceğimiz şeyler yapmasını istiyor fakat her istediği şeyin bir anlamı, bir sebebi var elbette. Sorgulamadan ve bu isteklerde bulunan kişinin kim olduğunu bilmeden dediği şeyleri yapan kahramanımız her olayın sonunda yaptığı şeyleri neden yaptığını öğreniyor ve farkında olmadan değişmeye başlıyor. İmkansızları imkansız kılanın kendisi olduğunu anlamış oluyor.
***
Yazar "sen itersen o direnir." diyor kitabında. Yani bir şeylerin güzelliğinden ne kadar bahsedersek o derece itici gelecektir.
***
İnsan, iletişim ve hayat üzerine güzel bir psikolojik roman okumak isteyenler için son derece akıcı ve keyifli ve etkili bir kitap.
İyi okumalar...
448 syf.
·9/10
Hem muhteşem bir roman hem de muhteşem bir kişisel gelişim kitabı. Gizemini asla kaybetmiyor, sürükleyici ve akıcı.. Sonuna kadar soluksuz okunacak bir eser. Uzun bir süre etkisinden çıkılamayacağı aşikar.
Keyifli okumalar :)
448 syf.
·3 günde·10/10
Bu esere roman olarak mı bakmalı? Kişisel gelişim kitabı olarak mı bakmalı? Pek emin değilim açıkçası. İnsanı bir hazine olarak yaratmış Allah. İşte bu hazineyi de yazar ortaya çıkarmış. Kendine güvenin, pes etmeyişin, kurallara uyuşun ve birbirimizi sevmek için tek bir nedenin ustaca yoğrulmasından ibaret aslında mutlu olmak demek istemiş.

Kendinizi ifade etmenin verdiği sıkıntıları def etmenin tam zamanının geldiğini düşünüyorsanız, bu kitabın içerisinde kaybolmayı fazlaca hak etmişsinizdir demektir. Ben bu labirentin içine inci , https://1000kitap.com/EylulTurk ve özlem ile girdim. Şimdi çıkış kapısında buluşmayı arzu ediyorum.

Unutmayın insanların karakterlerini asla değiştiremezsiniz. Ama onları yönlendirebilirsiniz. İnsan sinirleyse bu onun fıtratında vardır, bu sinirini kendisiyle uğraşan şeytana karşı kullanabilmesini öğretmelisiniz. Adam inatçıysa, bu inadını nefsiyle mücadelede kullanmayı öğretebilir, öğrenebilirsiniz. Bunu nasıl başaracağınızı ise size sevgi öğretecektir. Her şeyden önce birbirinizi sevmeyi öğrenin. Gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecektir.

Şunu kendinize sorun. Tarzımı değiştirmenin vakti daha gelmedi mi?

Saygılarımla...
448 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Kim ne derse desin, klasik kitaplar mı yoksa günümüzü anlatan kitaplar mı diye sorarsanız şahsım adına tereddütsüz günümüzü anlatan güncel ve yakın tarihli kitaplar derim..
Çünkü günümüz kitapların olayları ve yaşantıları arasında kendimizi bulmak daha kolaylaşıyor.
Günümüz olayların konusunu içeren bu kitap gayet sade ve yalın bir dil ile anlatılmış diyebilirim. Okuduğumuz çoğu kitaplarda başlangıç hatta ortalarına kadar sıkıcı geçip, sonlarına doğru ilgi çekici olmaya başlıyor. Ancak bu kitap baştan sona doğru okuru kendine çeken ve merak içinde bırakan ve sonunu da mükemmel bir son ile bitiren ender kitaplardan biri. Konusunu anlatmama gerek yok zaten bir kitabın konusuna her okur kolaylıkla ulaşabilir onun için sadece kitabın okunurken verdiği heyecanı anlatmak istedim. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
448 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
"EN ÖNEMLİ ŞEYLER KİMİ ZAMAN HİÇ FARK EDİLMEDEN GEÇİP GİDENLERDİR."

Tüm ilgimi kendisine yöneltmeme sebep olan arka kapağındaki başlığı ve sonra kitap ismiyle kendine çekti bu roman beni. Aslında işleyişi ve kurgusuyla bir roman özelliği taşıyor iken içeriği açısından tam bir kişisel gelişim kitabı. O yüzden "romanlaştırılmış kişisel gelişim kitabı" tabiri bu kitap için doğru bir ifade olacak. Kitap bu noktada da önem arz ediyor benim için çünkü normalde elime, dört yüz elli sayfalık bir kişisel gelişim kitabı tutuşturulsa kem küm eder okuma hevesimin sınandığını düşünürüm ama durum bu kitapta farklı bir hal aldı…

Amerika'da muhasebeci olarak sürdürdüğü yaşamını Fransa'da ünlü bir şirkette istihdam danışmanı olarak devam ettiren ana karakter Alan, insanlara karşı mahcup olmaktan, kusur işlemekten, farklı düşüncelere sahip olduğunda bunu karşısındakine rahatlıkla ifade edebilmekten çekinen, kendi isteklerini başkalarının karşısında hep arka planda tutan bir adam. Hata yaparsa sevilmeyeceğini, saygı görmeyeceğini düşünen bu adam samimi, eşit ilişkileri seven bir kişilik fakat tüm bunlar onu bunalıma sürüklemekten başka bir işe yaramıyor. Şimdiye kadar edindiği iş ahlakından kabul ettiği etik değerlerden farklı bir iş tecrübesi yaşıyor olması ve bu konuda elinden herhangi bir şey gelmiyor oluşu da onu mutsuzluğa sürükleyen faktörlerin başında geliyor aynı zamanda. Yaşam ile çizgi sınırlarını aşmış bu kişi hayatına son vermeyi düşündüğünde gizemli bir şekilde onu bu durumdan çekip çıkaracak olan isimle, benim için kitabın parlayan yüzüyle, yani Dubreuil ile karşılaşıyor. Zekasına hayran kaldığım bu adam enerjisiyle cazibe kuşanmış bir karakter, aynı zamanda eğlenceli de. Çeşitli iletişim becerilerini kendine özel tekniklerle Alan'ın hayatına işlerken, tüm iplerin elinde olması güvencesiyle onun hayata tutunması adına verdiği görevler, beni kendi hayatıma uyguluyormuşum gibi etkilerken bazı yerlerde fazlasıyla güldürdü, çok keyif aldım okurken.

Alan benim ağzımdan konuşuyordu hep bu romanda.
“Hayat acı çekenleri esirgemez, bir sille de o vurur." diyen o değil de bendim sanki. Hayatları korku filmi tadında yaşatmaya adamış, adından amacını hiç esirgemeyen " "korku"nun, insanları kabuğuna ne şekilde çektiğini açıkça görmek mümkün hikayede. Aşama aşama kendi kabuğunu kırmanın nasıl mümkün olabildiğini görebilmek de aynı zamanda…

Kitabın temelleri ise iki önemli ismin düşünceleriyle atılıyor:
I-Albert Einstein: Tesadüf, tebdil-i kıyafet gezen Tanrı'dır.
II-Mahatma Gandhi: Dünyada görmek istediğin değişim sen ol.

Bunların dışında Platon'un mağara alegorisinden bahsedilirken kitabın özünü oluşturan "Komşunun evrenini kucakla, sana açılacaktır" düşüncesi de Marcel Proust'un şu sözleriyle pekiştirilmiş: "Tek gerçek yolculuk, tek gençlik pınarı, yeni manzaralara gitmek değil, başka gözlere sahip olmak, evreni bir başkasının gözünden, başka yüz kişinin gözünden görmek onların her birinin olduğu her birinin gördüğü yüz evreni görmektir."

Şimdiye kadar bir şekilde karşımıza çıkan kişisel gelişim kitaplarında verilen talimatları onaylıyor ve söylendiği şekilde yapılması gerektiğini düşünüyorsak bile bunu gündelik hayatta pratiğe dönüştürmenin yolu elbette zor. Bu kitapta verilen kuralların somut örneklerle desteklenmesi hoşuma giden unsarlardan biri oldu ayrıca açıklayıcılık açısından da gayet tatminkar. Sadece Dubreuil ve Alan arasında geçen olaylarda değil, gelişimin birkaç koldan verilmiş olması açısından da çok yönlü bir keyfi var. Ayrıca meditasyonla ilgilenen biri olarak, içerisinde az da olsa meditasyon yöntemlerine yer verildiğini fark ettim bu ayrıntı da kitap üzerinde olumlu bir etki bıraktı üzerimde. (Öfke, nefret temizlemesi, nefes çalışması gibi) Sürekli direktif veren kitaplardan haz alamayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim o yüzden bu kitabı.

Tüm olayların Fransa'da geçiyor olması keyfime katılan vazgeçilmez tatlardan biri oldu benim için. Daha gitmeden aşık olduğum Paris şehrinde doyurucu bir tura çıkmış gibi hissettim kendimi. Kitabı okurken semtleri ve bahsi geçen tüm yerleri görsellerle desteklediğim için kitabın içine açılan bir Fransa penceresine sahiptim. Anlayacağınız, kitabı değil Fransız kentlerini izleyen odamda perdeyi kapatıyordum her seferinde. Champ De Mars bahçelerinde, Odéon Tiyatrosunda, Champs Élysées da Zafer Anıtı´nda, Tertre , Concorde, Bastille ve Opera Meydanları´nda, Grands Augustins Sokağı´nda, Montmartre´daki o mükemmel sokaklar ve yapılarda, Paris´in sevimli dar sokaklarının bulunduğu Petit Champs Sokağı´nda, tepeye inşa edilmiş, manzarasıyla büyüleyici bir Lacoste köyü olan Lubéron´da gezmiş olmak büyüleyici bir his bıraktı üzerimde. Hikayenin ve tabii ki Paris´in kalbini oluşturan Eyfel Kulesi ise çok hoşuma giden yeni bir isim, yeni bir metafor kazandı bu romanda: Demir Kız.

Olay örgüsü gizini ve merakı kaybettirmeden kitabın başından sonuna kadar sürdü benim için. Sadece şunu belirtebilirim, Alan'ın bulunduğu şirketin durum analizleri, finansal verilerden yapılan çıkarımlar ve diyaloglar şirkette çalışan biri için olağan bilgilerden ibaretken benim için kitabın bu kısımları işin özünü anlayarak geçtiğim sıkıcı terimlerden oluşuyordu. Tamamen bireysel zevklerle alakalı olan bu detay kısmını geçersek gerek verdiği mesajlarla gerekse kurgusuyla romanı çok beğendiğimi içtenlikle söyleyebilirim.

Yaşamdan kopma planları yaparken çok az insan yaşama yeniden bağlanma planları yaparken bulur kendini. Çözüm bulmakta zorlandığımız problemler, yaşamın tatsızlığını yoğun olarak hissettiğimiz anlar hepimizi bezdiren hisleri beraberinde getiriyor. Değişimin kendinde, hepimizde ortak bir özellikle barındığını fark ettiren Dubreuil´in benim hayatıma girmiş olmasını hikaye boyunca çok istedim ama sonra kitabın temellerini attığı o söz geldi aklıma: Tesadüf, tebdil-i kıyafet gezen Tanrı'dır. Binlerce kitap arasında rastlamış olduğum bu kitap Alan ile benim ortak yanlarımızı ortaya sererken Dubreuil* ile tanışmış olduğumu gösteriyordu aynı zamanda.

Tesadüf yoktu,

farkındalık vardı.


*https://www.youtube.com/watch?v=pBx-tr1FDvY
448 syf.
·4 günde·10/10
Hayatlarımıza dokunan, bu kitap tam da beni anlatıyor diyebileceğimiz bir kitap...
Hepimiz çoğu zaman yaşıyoruzdur: Bankamatikte işlem yaparken tek olduğunuzda daha rahat olursunuz, arkanızda sıra bekleyenler olursa daha hızlı hareket edebilirsiniz veya işleminiz uzun sürecekse sırf insanlar beklemesin diye, onların bir şey diyeceğinden korktuğunuz için daha sonra yapmak için erteleyebilirsiniz.
Peki neden bizler kendimizden ödün veriyoruz?
Neden başkaları bizi kötü bilmesin diye düşüncelerimizi söylemekten kaçınıyoruz?
Neden toplumdan soyutlanmamak için kendi mutsuzluğumuza sebep olsa bile onları mutlu ediyoruz?
En önemlisi kendimi nasıl daha iyi hissederim, nasıl daha mutlu olurum ve ben gerçekten ne istiyorum diye bir çok sorunun cevabını veren ve aynı zamanda bunu uygulamalı olarak gösteren bir kitap...
Sizlerde bu soruları kendinize sorup cevabını bulamıyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
448 syf.
·9/10
"Kısacası, başkalarında yaratmayı arzuladığın imgeyi boş ver gitsin, senin hakkında ne düşündüklerini fazla dert etmemeyi öğren."

Kitabi isminin farklılığından dolayı alıp okudum. İyiki de okumuşum. Bana göre kişisel gelişim kitapları arasında farklı bir bakış açısı çizmiş yazar. Ve bu farklı bakış açısı kitaba ayrı bir çekicilik katmış.

Kitapla ilgili konusmaya başlayayım;
Kahramanımız(Alan) intihar etmeye yönelmiş psikolojik olarak yıpranmış özgüveni düşük kendinden vazgeçmiş biri...
Alan, intihar etmek üzereyken biri tarafından kurtarılmaya çalışılıyor ve kurtarıcın bir isteği var.
Bu istek sorgusuz sualsiz kurtarıcının her dediğine uyması gerekmesi..
Kahramanımız tereddütlerle de olsa bu isteği kabul ediyor ve bir insanın hayatının düzelmesi yeniden rayına oturması, kişinin kendini bulması yolunda ki hikayamiz başlıyor..

Benim kitapla ilgili düşüncelerim;
Kişisel gelişim ve roman havasında yazılmış bir eser.
Bu özellik; kitabın okunmasını, kitabı okuyucunun yaşamasını, aforizmalarlardan kendine ders çıkarmasını sağlıyor.
Eserde kişi kendini buluyor ve anlıyor ve başkalarının düşüncelerinide anlamaya başlıyor.
Alan'ın cümlelerinde, yaşadıklarında kendinizi buluyorsunuz. Alan ile birlikte sizde kendinizde eksik gördüğünüz duygu karmaşalarını bulanımları görüp kendinizi zihinsel olarak kontrol ediyosunuz.
Farkındalik oluşturma açısından oldukça faydalı bir eser. Kendi kulvarinda ki yapılardan farklı bir bakış açısı sergilemesi sebebiyle sıkılmadan okuyacağınız bir eser.
Okudukça kendinizi göreceğiniz sizdeki özgüven eksiklerini fark edeceğiniz okumasi ve anlaması kolay bir eser olmuş.
Kendi adıma konuşmak gerekirse kitabın okunması taraftarıyım. Çünkü içerik olarak farklı bir bakış açısı katmış ve bu da sizin olaylara bakış acınızı değiştirmeyi sağlıyor.
Herkesin Alan karakterinde kendini bulacağı olaylara ve çözümlere kapılacağı sonuna kadar gizem ve merak duygunuzun kabaracağı bir eser.
Kişinin başkası tarafından değilde kendi gücüyle neler yakacağını gösteren bir eser. Akıl verme yok rehberlik etme var bu eserde.
Kişinin önce kendine güvenmesinin ve sonrasında her türlü zorlukları aşma gücüne sahip olduğunun farkına varılmasını sağlayan nadide kişisel gelişim kitabı ve romanı..

"Direnmeyi öğrenmek işin bir yanı, elde etmeyi öğrenmek diğer yanı."
448 syf.
·10 günde·Puan vermedi
"Tebrik ederim. Samimiyetle. Zamanımızda gelişim göstermek isteyen insan çok az... Küçük bir yumurcakken ögrenmek ve gelişim göstermek kabul ediliyor, sonra hiç! Yetişkin olduktan sonra, ne iletişim tarzında, ne davranış tarzında hiçbir şey değiştirmek istenmiyor. İnsanlar diyor ki, 'Hayır, ben oldugum gibi kalmak istiyorum.' Sanki ilişkilerde gelişim göstermek onların oldukları hali değistirecekmiş gibi. Tıpkı bir çocuğun, olduğu gibi kalmak isyeteyerek anadilini öğrenmeyi reddetmesi gibi!"

Bu kitabı fakültedeki hocamdan kitap tavsiyesinde bulunmasini rica ettiğimde önermisti bana, biraz kafan karışsın bu kitapla demisti. Kitap gercekten kişisel gelişim tarzıyla yazılmış muhtesem bir roman. Sonlarina dogru merak icinde bırakıyor okuyucuyu. Romanın karekter üzerinde ele aldigı her konu gerçek yaşamda kendimizi sorgulayabileceğimiz nitelikte.
Heyecanla okudum. Merak edenlere de rahatlıkla tavsiye ederim..
448 syf.
·Beğendi·10/10
İnsan, aklının, kalbinin, ve kendine fırsat verdiğinde, başkası tarafından verildiğinde değil 'bu fırsatı kendine kendi verdiğinde' ,kendi kişisel gücünün neler yapabileceğine inanabilseydi keşke.. Belki de başarısızlık sadece başarı kelimesinin olumsuzunu ifade eden bir kelime olarak kalacak, asla bir fiil üzerinde etkili olmayacaktı.

İnsanlar sürekli olarak bir değişim beklentisi içindedirler ancak değişimin kendileri tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini bilmiyorlar ya da inanmıyorlar. Değişimi hep başkalarından bekliyorlar.
Oysa gerçek bir gelişim ve değişim olmasını istiyorsak hareketi bizim başlatmamız gerek. Bu istek içten gelmeli. Herhangi bir dış etki ihtiyacı hissetmeden.

Kitap, kullanmaya kullanmaya unuttuğumuz, birtakım insanî özelliklerimizi hatırlatıyor bizlere.Gayet insanî olan ve hakkımız olduğu halde kimi zaman çekindiğimiz, yapmaktan vazgeçtiğimiz davranışlarımız. Bazı tabular edindik ya da bunları edinmeye toplum tarafından maruz bırakıldık. İçimizdeki cevheri unuttuk. Kendimiz olmayı unuttuk, başkalarının istediği gibi yaşadıkça. Ve kendimize fırsat verdiğimizde neleri başarabileceğimizi de unuttuk.
İşte tam da bu durumu, dipte olan insanın yükselişini, oldukça sürükleyici bir şekilde anlatıyor kitap. Okuduktan sonra davranışlarınıza farklı kalıplarda bakmadan edemiyorsunuz. Davranışlarınızı sorgulamayı, yargılamayı öğreniyorsunuz.

Yaşamlarımıza dokunması temennisiyle...

Kitabı okumama vesile olan inci , https://1000kitap.com/Allah_yolunda_bir_yolcu , özlem ve https://1000kitap.com/EylulTurk 'e sevgilerimle..
448 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı tesadüfen aldim ve gerçekten çok ilginç her sayfada kendimden bir şeyler buldum özellikle güven eksikliği kısımları mutluluk sandıklarımız aslında yalan olduğu ve en önemlisi risk ala bilmeyi cesareti anlatıyor. Bu kitabı okuyana kadar cesaretli olduğumu zannediyordum keşke bende çok  cesaretli olabilseydim bu kitabı çok sevdim. Bu  kadar büyük bir şeyler yapamam ama beni de küçükten de olsa değiştirdi bu kitap.
448 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Normal kişisel gelişim kitapları bana pek hitap etmiyor asla tercih ettiğim bir tür değil, bu kitabı da bunun farkında olmadan aldım fakat daha başlayalı 2 gün olmasına rağmen sonuna gelmek üzereyim. Gerçekten çok sevdim kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan kendisi
"Ömrün boyunca genç kalmak istiyorsan, gelişim göstermeye, öğrenmeye, keşfetmeye devam et ve kendini ruhunu körelten alışkanlıkların içine ya da zaten yapmayı bildiğin şeylerin uyuşturan rahatlığına kapatma!"
Yine değişime direniyorsun! Çocuklar ile yetişkinler arasındaki temel farklardan biridir bu; çocuk, gelişme arzusu duyar. Yetişkin, değişmemek için elinden geleni yapar.
"Dünyada görmek istediğimiz değişimin ta kendisi olmalıyız.
Sonuçta, dünyanın her birimizin toplamından başka bir şey olmadığı doğrudur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055289317
Orijinal adı:
Dieu Voyage Toujours Incognito
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Mutluluğun kapını çalmasını bekleme, sen ona git
Hayatını değiştirecek roman bu işte!

Bir düşünün. İntihar etmek üzeresiniz. Bir adam hayatınızı kurtarıyor, ama karşılığında sizinle bir anlaşma yapıyor. Bundan sonra o ne söylerse sorgusuz sualsiz yapacaksınız. Kendi iyiliğiniz için... Çaresiz, kabul ediyorsunuz ve hayatınızın iplerini tıpkı bir kukla gibi başkasının ellerine bırakıyorsunuz. Ve hayatınız eskisinden çok daha güzel oluyor. Yine de şüpheleriniz var: Bu adam aslında kim? Çevresindeki gizemli kişilerin sırrı ne? Sizden aslında ne istiyor?

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, kendi kendimize koyduğumuz engelleri, korkularımızı ve önyargılarımızı nasıl aşacağımızın, kaderimiz sandığımız mutsuz bir yaşamı, bizi mutluluğa götüren bir yolculuğa nasıl dönüştüreceğimizin hikâyesi.

"Laurent Gounelle bir mutluluk fabrikatörü... Eğer mutluluğun bir reçetesi varsa, Gounelle o reçeteyi biliyor olmalı."
-Le Figaro-

"Yeni Coelho." 
-L'Express-

"İnsanın kendini arayışı ve başkasını anlaması hakkındaki bu benzersiz roman, kendine güven ve özgürlük üzerine işe yarar tavsiyeler veriyor."
-France Soir-

"Sürükleyici ve kolay okunan bir kitap. Hem iyi bir kişisel gelişim kitabı hem de güzel bir roman. Bayıldım!"
-Critiques Libres-

"Sonuna kadar gizemini koruyan, mizahi ve şiirsel bir roman." -L'est-éclair-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.126 okur

  • Dilara
  • Elif kostak
  • Eda esra yetek
  • Fatmanur
  • Gülşen Özer
  • eh
  • Ayse
  • Mine Keskin
  • Selin Ç.
  • gökçes

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%16.9
25-34 Yaş
%25.2
35-44 Yaş
%34.3
45-54 Yaş
%15.9
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.9
Erkek
%22.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.5 (321)
9
%25.7 (262)
8
%21.1 (215)
7
%11.3 (115)
6
%5.2 (53)
5
%3 (31)
4
%0.8 (8)
3
%0.8 (8)
2
%0.3 (3)
1
%0.4 (4)

Kitabın sıralamaları