·
Okunma
·
Beğeni
·
80,3bin
Gösterim
Adı:
Bir Delinin Hatıra Defteri
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059734684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Записки сумасшедшего
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Kibirli ve zengin aristokratın yanında çalışan bir memur, müdürünün güzeller güzeli kızını görür ve aşık olur. Bunu öğrenen müdürü kendisini azarlayıp aşağılar. Sürekli ezilen ve hayata tutunmaya çalışan bu memur bir de sevdiği kızın evleneceğini öğrendiğinde zaten ruh hali yerinde olmayan adam kafayı iyice bozar ve hayatına farklı bir yön verir.
Bu trajikomik öykü toplumdaki insanlar arası makam ve mevkiden ötürü oluşan sınıf farkının insanların karakter ve davranışlarına nasıl sirayet ettiğini konu alan bir eser.
Deliliğin olduğu yer ne kadar eğlencesiz olabilirdi ki zaten!?
muhteşem bir espri anlayışı olan yazar sanki bahçede yanınıza oturmuş da gelip geçenin dedikodusunu yapıyormuş gibi rahat bir üslüpta yazar.. Bir yazar nasıl ustaca politik ve bürokratik eleştiri yapar merak ediyorsanız okuyun derim. Aynı derecede muhteşem karakter analizleri vardır. Kitap 3 hikayeden oluşuyor. Favorim palto hikayesi.Hikayelerde ön plana çıkan delilik durumu ve o delilik etrafında gelişen olaylar silsilesi.
136 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap ''Bir Delinin Hatıra Defteri - Burun - Fayton - Palto'' öykülerinden oluşmaktadır. Ben biraz 'Bir Delinin Hatıra Defteri' üzerinde durmak istiyorum.
Öykü, deli karakterin yazmış olduğu günlüklerinden oluşuyor.
Günlüğün tarihleriyse güzel bir ayrıntı! Ekimden-kasıma, 2000lerden 80lere, bazen de bilinmeyene atlıyor karakter.
Kendini İspanya Kralı zannederken popüler kültür eleştirilerini de görüyoruz yer yer.

Peki sahi, neydi delilik? ya da kimdi bu deli?
DELİ hakikati söyleyen tek kişiydi. Bu sebeple modernler tarafından dışlanmış, korkulmuştu. Kitaptaysa delilikten şöyle bahsedecekti. 'Beyin kafatasında değildi, rüzgarla gelirdi.'..
Veliliğin ve deliliğin kimde olduğu bilinmez düşüncesiyle Osmanlı da padişah alaylarından delilerde geçermiş. Modernizmdeyse tam tersi halk gerçekten korkup delileri taşraya yollamak istemişler...
101 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Gogol (1809-1852), yaşamı Kazak etkisinde geçmiş, Ukraynalı, Rus Edebiyatı içerisinde değerlendirilen, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov, Puşkin, Gorki ile anılan büyük bir öykü ve roman yazarı. Sonraki dönemlerde Dostoyevski başta olmak üzere birçok yazara yol gösterici, esin kaynağı olmuş, hatta Dostoyevski "hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık" demiştir. Ölü Canlar romanı, Palto öyküsü en bilenen eserlerinden.
Okuduğum bu kitap, yazdığı üç öykünün birleştirilmesinden oluşmakta. Dostoyevski'nin bahsettiği Palto öyküsü haricinde Bir Delinin Hatıra Defteri ve Burun adlı öykülerini barındırmakta kitap. Bendeki Varlık Yayınlarından çıkan tarihsiz nüshası. 101 sayfa.
Üç öykü de uzun nitelikte sayılabilir. (Kısa öykü, biraz Çehov'la anılmakta). Üç öyküde de düşük rütbeli memurlar var, geçim derdi var, ironi ve alay var. İnce bir sistem eleştirisi var. (Toplumsal) Statü endişesi var. Gogol'ün özellikle Palto'su ve kitaptaki diğer öyküleriyle ilgili "edebiyat piyasasında" oldukça iyi değerlendirmeler, inceleme yazıları ve makaleler var. Google'dan Gogol'a bakılabilir. Ama sürprizim var: https://youtu.be/F4EYsNXIxx8 diğer parçaları da izlenebilir (toplam 4 parça).
64 syf.
·Puan vermedi
Harika bir öykü,okurken gülmeden hatta kahkaha atmadan edemiyorsunuz.Deliyi kastederken ironi yaptığını sanıyordum;ama gerçekten de bir delinin hatıra defteriymiş kastettiği zaten kitabı güzel yapan da bu.Gogol yazarken kendini,okuyucuyu,hatta dünyayı ve evreni umursamadan yazmış kendiyle ve okuyucuyla adeta dalga geçmiş,bu rahat,umarsız yazım tarzı çok keyifli,bu tarzı diğer kitaplarında da görmek mümkün ama bu kitabında zirve yapmış diyebilirim.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Gogol, ana kahramanımızın yaşadığı ruhsal sorunları onun bakış açısından sanki normalmiş gibi aktarmış. Yüzümde sürekli bir gülümsemeyle keyif alarak okudum.
64 syf.
Gogol’un silik tipleri ve aristokrat kesimi işleyişine hayranım. Absürd komediye ironiye dönüyor. Konuyu işleyişi üslubu öyle etkileyici ki hepsi insanı düşündürüyor. Ben neden memurum ki özellikle de kalem memuru neden? İvanoviç deli mi gerçekten diye soruyorum deli evet :) ama tabi Gogol’un anlattığı deli değil. Yine ironi yine eleştiri. Kendini İspanya kralı zanneden bir delinin günlüğü. Yine memur yine hor görülüyor eziliyor. Hayata kısa neşeli bir mola gibi. Bitiyor ve yüzünüzde hala bir tebessüm. Gogol a bir kez daha hayranlık duyuyor insan. Kültür ve sınıf çatışmaları ana temamız çoğu öyküsünde olduğu gibi. Olağandışı absürt bir kurguyu sanki olağan bir durummuş gibi anlatmış. Bu da Gogol’un ustalığı. Keyifli okumalar.
64 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
"Bir Delinin Hatıra Defteri"ndeki kahramanımız İvanoviç, bir büroda en alt seviyede çalışan memurdur. Gogol öyküyü İvanoviç'in yazdığı günlükler şeklinde anlatıyor. Gogol, toplumun İvanoviç'e bakışı ve İvanoviç'in çevresindeki insanlarla ilişkisini anlatırken dışlanmış bir insan tipini sergiliyor. İvanoviç çalıştığı bürodaki Şube müdürünün kızına karşı platonik bir aşk besliyor. "Zengin kız fakir oğlan" diyebileceğimiz şekilde gelişen bu durum anlatılırken, toplumsal sınıf farklılığının İvanoviç'te meydana getirdiği ezilmişlik duygusu üzerinde duruluyor. Basit ve fakir bir kişi olmak, bu sebeple hakkını arayamamak, hor görülmek İvanoviç'in ruh sağlığını her geçen gün biraz daha bozuyor. Bunun yanında Gogol, İvanoviç'in yoğun hayal dünyasının deliliğe evrilişini anlatırken, okura delilik ve uçarı hayaller arasındaki sınırı da hissettiriyor. Yani okurken insan yer yer "bende mi deliyim" sorusunu soruyor kendine. Velhasıl İvanoviç'ten çok farklı değiliz, delirebiliriz, adamı zorla deli ederler. İyi okumalar.
112 syf.
·1 günde·7/10 puan
Rus Edebiyatının eskimeyen öyküleri ve yazarı Gogol’dan üzerine derin derin düşünülüp bu Rus Milletinde memurluk vaziyeti bu peki, biz Türklerde durum ne ola ki diye düşündürmüş birden fazla öykünün bir araya toplanılıp basıldığı akıcı, sürükleyici bir kitap..

Gogol ‘un hayatında bir dönem,bir Kız Enstitüsünde Tarih Öğretmenliği bir kürsüde de Dünya Tarihi profesörlüğü yapmış olması ,kendimi alan ve meslek olarak onunla özdeşleştirmeme sebep oldu öncelikle..

Öykülerinde küçük ve basit devlet memurlarının hayat tarzını ve duygularını ustalıkla gerçekçi ve inandırıcı bir şekilde yazabilmiş olmasının sebebi,kendisinin de bir zamanlar hayata devlet memuru olarak tutunmaya çalışması en büyük başarısıdır.Yaşayan ,çeken bilir hesabı olmuş bence, deneyimlerini yazma kabiliyeti ile birleştirince edebiyat dünyası bir Gogol kazanmış işte!

Bu incelemede öykülerin özeti ve hikayelerin gidişatı ile ilgili düşüncelerimden ziyade, bizim tarihimizde durum ne idi, Osmanlı’da devlet memurluğu anlayışı ne idi ,benim merak ettiğim ve araştırdığım hususlar bu noktalar oldu ve aslına bakarsanız Osmanlının memuriyet hayatınında Ruslarınkinden daha iç açıcı olmadığını görmüş oldum..

Osmanlı’da memuriyetin tüm zamanlarda revaçta olma sebebi; kolay ve rahat para kazanma kapısı olarak görülmesi , devlet gibi güçlü bir erkin bir çalışanı olunması getirdiği saygınlık tercih sebebi olmuş.

Lâkin biraz derinlemesine araştırıp bir kaç makale eşliğinde kendi birikimlerimi de birleştirince fazla doygunluk duygusuna benzer bir duygu ile bir hazımsızlık çekme içine girmiş olabilirim.

Fuzulî,Nâbî,Yenişehirli Avnî ve benzeri divan şairleri şiirlerinde, özellikle devlet memurluluğunun doğruluk,dürüstlük,adalet gerektirdiğinden layıkıyla yapılmadığını yergi diliyle dizelere döktüklerini görüyoruz.

Nabî ve Avni yazmış oldukları şiirlerinde pedagojik bir yolla oğulları adına aslında topluma hitaben hangi meslekleri nedenleri ile tercih etmemeleri gerektiğini redifle kafiyeyle dile getirmişler.

Diyorlar ki; Kadayıfçı,Şekerci,Peynirci,Çorbacı ol ama Devlet Memuru olma !!!

Genel düzenin bozukluğu, bireylerin ahlaki bozukluğu gibi sebeplerle devlet memurlarının rüşvetten kurtulamayacaklarını dile getirmişler, en çok da rüşvet yenen mesleğin adaletin temsilcisi kadılar eliyle yendiğine dair ağız birliği etmişcesine kadılara yazılmış yergiler bolca mevcut.Hele bir ifade vardı ki içler acısı çöküntü adına, Yetim hakkı yemenin kadılar nâzarında ;tütün içmek kadar kötü değeri yok..
Bir diğer dikkat çekici husus ise;geçim sıkıntısı
içinde bırakılan devlet memurlarına bile isteye rüşvet kapısına yol verilmesi..

İncelemeden ziyade kitabın bana düşündürdüğü satırları yazmış olduğum bu değerlendirmelerimi son ilginç bir bilgi ile nihayete erdirmek istiyorum.

Osmanlı’da sadece saray içerisindeki yüksek dereceli devlet memurları devşirme olurdu,geri kalan taşra’daki tüm bürokrasi türklerden oluşurdu.

Devlet memurluğu babadan oğula sistemle geçerdi, erkek çocukları babalarının devlet dairesinde çocukluktan itibaren yetiştirilirdi ve babalar devlet dairesindeki memurluklarını yani işgal ettikleri yerleri oğullarına miras bırakırdı.

Bunlardan bir tanesi var ki; beni düşündürürken güldürdü,güldürürken düşündürdü.

Sadrazam Koca Ragıp Paşa zamanında nüfuz sahibi bir aile oğullarına devlet memurluğunu minnet rica ile elde etmeye çalışıyorlar..Koca Ragıp Paşa; Babasını tanırım şöyle iyidir böyle cevval adamdır ammalâkin oğlunun boyu KISADIR,devlet memuru dediğin güçlü ,uzun boylu olmalı biz devleti temsil ediyoruz kısa boyuyla halka rezil rüsva edemeyiz devlet makamını cevabını verir.(bana nedense pek bir gülünç geldi, amirim tıknaz olduğundan mı acep:-)) )
Ama bakın adamlardaki azme...Sadrazamın ölmesini beklemişler elde etmişler o güdük Bahattin’e devlet memurluğu ünvanını aldırtmışlar..

Benim anladığım şudur ki;genel düzen ve sistemler bozuk ise bireylerde ahlaksızsa üstüne en rezil ve sıkıntı veren meslek;devlet memurluğudur.
127 syf.
·8/10 puan
Geç olduğunun farkındayım ama Gogol'la yeni tanışıyorum, diğer okuduğum Rus yazarları anlatımından çok farklı bir anlatımla karşılaştım Gogol'un hikayelerinde. Alaycı bir üslup ve fantastik bir işleyiş...Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto ve Burun hikayelerinden oluşan harika bir eser.
"Aklım hep meçhul kimliğimde." diyor yazar Bir Delinin Hatıra Defterinde."Ben neyim?Kimim?" sorularına cevaplar aramakta.Öyle sıradan basit bir çıldırış değil,içten içe kendini ortaya çıkartmakta yazar.Kendini, kendi gibi anlatan yazar Gogol'un okunası bir eseri.
Rus edebiyatının en bol malzemesi olan fakirlik, sefalet, açlık ve memuriyet gibi konular da bu hikayelerin malzemesini oluşturuyor.Tabi bu konular fantastik bir dille anlatılmış olsa da alttan verilen mesajlar, fakirliği, sefaleti, acıma duygusunu özellikle memur kahramanlarda oluşturarak, Rusya'nın zengin ve fakir halkının arasındaki uçurumu, fakirliğin ve sefaletin boyutunu bu hikayelerle alaycı bir şekilde anlatıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Delinin Hatıra Defteri
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059734684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Записки сумасшедшего
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Kibirli ve zengin aristokratın yanında çalışan bir memur, müdürünün güzeller güzeli kızını görür ve aşık olur. Bunu öğrenen müdürü kendisini azarlayıp aşağılar. Sürekli ezilen ve hayata tutunmaya çalışan bu memur bir de sevdiği kızın evleneceğini öğrendiğinde zaten ruh hali yerinde olmayan adam kafayı iyice bozar ve hayatına farklı bir yön verir.
Bu trajikomik öykü toplumdaki insanlar arası makam ve mevkiden ötürü oluşan sınıf farkının insanların karakter ve davranışlarına nasıl sirayet ettiğini konu alan bir eser.

Kitabı okuyanlar 6,5bin okur

  • Mehmet Demir
  • Ömer Faruk Tanrıverdi
  • Halil Okyay
  • Büşra Aygün
  • NURCİHAN ŞENGÜL
  • ꧁Antiprenses꧂
  • Sakine Çiftaslan
  • Yaz Mevsim
  • Hülya Çap
  • H

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%9.8
13-17 Yaş
%10.5
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%30.7
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.9
Erkek
%35

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.4 (145)
9
%6.2 (95)
8
%10 (154)
7
%6.1 (94)
6
%3.2 (50)
5
%1.6 (25)
4
%0.5 (7)
3
%0.3 (4)
2
%0.1 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları