Kamyon (Seçme Öyküler)Sabahattin Ali

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.623
Gösterim
Adı:
Kamyon
Alt başlık:
Seçme Öyküler
Baskı tarihi:
Temmuz 2008
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815003
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Konya'dan çıkıp Beyşehir'e giden yolun başlangıcındaki dik yokuşu tırmanmaya başlayınca, herkes yanındaki ile veya çaprazlama ta öbür baştaki biriyle lafa koyuldu; birkaç kişi yalnız cıgara içip dumanını savuruyordu. Birbiri arkasına dizili tahta sıralarda oturmayıp yarım lira eksiğine en arkada yere çömelen ve kamyonun şiddetle sarsılan bu kısmında ikide birde, başlamak üzere olan uykularından fırlatılan köylüler, cıgara da içmeyerek, boş gözlerle bakışıyorlardı.
(Arka Kapak)
biricik dil ve anlatım öğretmenimin önerisi sayesinde okuduğum bu kitap kitabı beğenmekle birlikte bana biraz eksik gibi geldi. yazarın hakkını yemek istemem böyle hissetmemin sebebi muhtemelen yüzlerce sayfalık romanlar okumaya alışmış olmam olabilir. ama içerik olarak çok iyi bir kitap ...
Eser hakkında bir şeyler söylemeden önce burdan Sayın Halil Yavuz KAYA abime çok teşekkür ederim. Kamyon adlı öykü kitabına başlamadan evvel önerdiği Yeşil Mürekkep adlı Sabahattin Ali'yi anlatan romanı büyük bir zevkle okudum ve yazarımızı daha iyi tanıma imkanına eriştim. Ben de sizlere öneriyorum. Şayet benim gibi Sabahattin Ali'yi yakın pencereden tanımak isteyen okurlarımıza.

Esere gelecek olursak. Sabahattin Ali'nin 16 adet kısa öyküsünün bulunduğu buram buram Anadolu kokan bir seçme eser "Kamyon". Öykülerin konuları genel olarak yaşanmış olaylardan oluşuyor. Birkaç tanesine örnek verecek olursam; "Kazlar" ve "Çaydanlık" öykülerini Sabahattin Ali, Sinop Cezaevi'nde kaldığı süre zarfında işittiği olayların etkisiyle kaleme almış. "Candarma Bekir" adlı öyküsünü de Konya Cezaevi'nde aynı koğuşta yattığı Halil Efe'den dinlediği olayı iki yıl sonra Ankara'da yazıya dökmesiyle oluşturmuş yeşil mürekkepli yazarımız. Zaten öykünün kahramanı da Halil Efe. Bunlarıda yine Yeşil Mürekkep adlı romandan not almıştım, oradan biliyorum.

16 öykü de birbirinden güzel olmakla beraber benim en çok beğendiklerim "Değirmen", "Çaydanlık" "Ses" "Kazlar", "Kafakağıdı", "Apartman", "Arabalar Beş Kuruşa" adlı öyküler oldu. Son olarak dönemin Konya oturak alemlerini anlattığı "Gramafon Avrat" adlı öykü ise Türkan Şoray'ın başrolünde oynadığı aynı isimle sinemaya da uyarlandığınıda söyleyip herkese keyifli okumalar dilerim.
Yine Sabahattin Ali ve yine Anadolu’nun gerçeklerini anlatan öyküleri. Eserlerinde her zaman acı çekmiş, hor görülmüş, ötekileştirilmiş insanları-toplumları anlatır. Ve ne yazık ki kendisi de bu ötekileştirme yüzünden kurban gitmiştir. Benim içimi en çok acıtan da bu olmuştur.


Onun öykülerini okuduğunuz an O’na ait olduğunu anlıyorsunuz. Sizi içine çekiyor. Sıkmadan, bunaltmadan bir solukta bitiyor, durup düşünmeden hemen öteki hikayeye geçiyorsunuz.


Kamyon Sabahattin Ali’nin 16 seçme hikayesinden oluşan bir kitap. Adını içindeki Kamyon öyküsünden alıyor.
Yayınevinin çıkarmak için çıkardığı bir kitap diye düşünüyorum. Çünkü zaten kitaptaki tüm öyküler onun dört hikâye kitabından alınmış.( Değirmen, Kağnı, Ses , Yeni Dünya)
Tabii ki tekrar okumakta hiçbir sakınca yok lakin ticari amaç güdülmüş. Neyse söz konusu Ali oldu mu akan sular durur benim için.

Keyifli okumalar.
Sabahattin Ali'nin içinde birbirinden güzel, minik öykülerini barındıran, nefes almamıza katkı sağlayan, Değirmen'den, Yeni Dünya'dan Kağnı ve Ses'ten güzel eserlerle içerisinde on altı hikaye olan bir öykü kitabı.
Kitabın içinde tam 16 öykü var bunların 7 tanesini Değirmen adlı hikaye kitabında 2 gün önce okuduğum için geçtim. Değirmen, Kırlangıçlar, Bir Orman Hikayesi, Kazlar, Bir Firar, Kanal, Candarma Bekir...içlerinde favorim Değirmen di tabi ki.. Bir aşk tarifi bu kadar güzel anlatılabilirdi ancak.

Yazar "Şiir ve hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum" demiş, benim kötü olduğunu söyleyebilecek bir edebiyat bilgim yok fakat bazı hikayeleri ağlaya ağlaya okuyup içselleştirirken bazılarında sıkıldığımı söyleyebilirim.

Kağnı, Kamyon, Kafakağıdı, Gramafon Avrat, Arap Hayri, Apartman, Arabalar Beş Kuruşa, Ses, Çaydanlık ise kitapta yer alan diğer öyküler. Bunlar arasında ise favorim Arabalar Beş kuruşa oldu ki bunun sebebi öğretmen kimliğimdir, haksızlıklar ve adaletsizliklerin olduğu bir dünyada büyüyen çocuklara dayanamıyorum.

Hikayelerin çoğunda zorluklarla mücadele eden insanları anlatmış yazar. Bazen ironik bazen içinde acımasızlıkların bulunduğu bozuk düzeni eleştirirken fark ettim ki aslında bunlar hala ülkemizde devam eden sorunlardan sadece birkaçı.. Yani düzenin değiştirilmesi gerekliliğini taaa o yıllarda yazmış olan yazarın incelemesini yaparken bunların değişmemiş olduğunu söylemek çok acı verici.

“Hikâye yazmak hayli güç bir iştir. Güçlüğü nisbetinde nankördür. " diyor. Ne zor şartlar altında hikayeler yazdığını eşi Aliye ye yazdığı mektupları okurken tanık olmuştum.

Velhasıl ben yazarın kalemiyle 25.yaşımda tanışmış oldum ve yazmış olduğu tüm eserleri okumaya karar verdim.
Kamyon seçme hikayelerden oluştuğu için diğer değirmen ve sırça köşkte okuduğum bazı hikayelerde var. Ve bu eserde favorim kırlangıç hikayesi, çok güzel. Eserlerinde yayınevinin sadeleşmeye gitmemesi taktire şayan,cümle havada ve güdük kalmıyor.
Köy hikayeciliğinde anadolu insanını sadeliği ve Sabahattin Ali kalemine ruh katması...
Okurken tasvir ve betimleri ile karşınızda duruyor hissi uyandırması...
Hikayeleri insana huzur veriyor terapi gibi...
Değirmen ve Sırça Köşk’te olan hikayelerinden de alıntı olan 16 öyküden oluşan kitabı, yine anlatım dili ve tasvirleriyle muazzam bir kitap olmuş. Her okuduğunuz da duygu yoğunluğunu aynı derecede hissettiriyor ..
sabahattin ali'nin öykülerinin gerçekçi ve tarafsız olduğu söylenir. gerçekçi olduğuna katılsam da yazarın öykülerine ve romanlarına düşüncelerini bu kadar katmasını doğru bulmuyorum. kurguyu bozuyor bence. bu kitaba gelecek olursak kitabı beğenmekle birlikte bana biraz eksik gibi geldi. yazarın hakkını yemek istemem böyle hissetmemin sebebi muhtemelen yüzlerce sayfalık romanlar okumaya alışmış olmam olabilir. hatta artık on on iki kitaplık seriler bile yetmiyor bize bazen. dolayısıyla beş on sayfalık öyküler yazar ne kadar yetenekli olursa olsun biraz eksik ve yüzeysel hissettiriyor.
“Kamyon” adlı eser yine Sabahattin Ali’nin hikayelerini içeriyor.Değirmen (7 tane) ve Yeni Dünya (1 tane) adlı kitaplardan da hikayelere yer veriliyor.En beğendiğim öyküler arasında; Kağnı, Kamyon, Apartman, Arabalar Beş Kuruşa oldu.

Şoför başını arkaya doğru çevirdi ve :
“Hadi beyler!” dedi.
Birdenbire arka tarafta bir hareket oldu: Delikanlı, gözleri dönmüş, korkudan titreyerek, kendini dışarıya, yolun üstüne fırlattı.Fakat daha durmamış olan otomobilden bu tersine atlayış onun dengesini kaybettirdi; olduğu yerde birkaç kere döndükten sonra ayağı boşa gitti ve eliyle çalılara tutunmaya çabalayarak, kafası sivri taşlara çarpa çarpa ve arkasından acı bir hışırtı ile akan topraklar ve ufak taşlarla birlikte, yardan aşağıya, şimdi şırıltısı daha çok duyulan dereye doğru yuvarlandı....(Kamyon adlı eserden alıntılanmıştır)
Sabahattin Ali hikayeleriyle Anadolu'dan manzaralar canlandırıyor zihnimizde.Eskilere, zor zamanlara götürüyor bizleri. Kimler yok ki hikayelerinde çiftçiler, köylüler, çingeneler, mahkumlar, daha sayamadığım niceleri... Anadolu mozağinin ezilmiş ve hor görülmüş parçaları onun hikayelerinde hayat buluyor.Zağar Mehmet, Arap Hayri, Gramafon Avrat, Çallı Halil Efe kahramanlardan sadece birkaçı.Kamyon'da kimsenin bilmediği belki de pek oralı olmadığı, yüreğimizi kah ısıtan kah burkan cefakar Anadolu insanlarının hazin hikayeleri var.Öyle ki bu "Kamyon" gerçek acılarla yüklü. Hele "Değirmen"  diye bir hikaye var ki adeta yüreğimi öğüttü, ezdi un ufak etti, ne hikayeydi o öyle... Kamyon'un bir gün size de uğraması dileğiyle iyi okumalar...
Evet genelde Sabahattin Ali'nin hüzünlü öyküleri yoğunlukta ama sanırım bu seçmeler en hüzünlü olanların toplanması olmuş. Ciddi anlamda çok üzüldüğüm gözlerimin dolduğu öyküler vardı. İnsana vermek istediği duygular hiç bir azalma olmadan karşıya geçiyor ve sanırım bu yüzden çok değerli isimlerden. Size tavsiyem sakın benim gibi halka açık yerlerde okumayın sonra ağlamak isteyip ağlayamıyorsunuz.. http://psikokur.com
Öykü kitabı çok sevmem ancak Sabahattin Ali'nin yazım dilini çok sevdiğim için okudum. Romanlarını çok başarılı kuşkusuz ancak öyküleri de bir o kadar iyi bence. Tatilde olduğum için haliyle iki günde bitecek kitap çıktı on güne. Yılda bir denizi görüyorum n'apayım kitap mı okuyayım yani deniz varken:)
Neyse sonuç itibariyle bitti.
Öyküleri de romanları gibi insanı etkileyerek bitiyor. "Nasıl yani adam öldü mü?" falan gibi tepkiler veriyorsunuz. Özellikle 'Değirmen' öyküsü beni çok sarstı. Güzeldi, tavsiye edilir;)
'' Hiçbirisi bu korkusunu ötekine söylemeye cesaret edemiyordu. Kim bilir, belki öbürünün yanlış anlayacağından çekiniyordu. (Çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır.) ''
Sabahattin Ali
Sayfa 29 - Yapı Kredi Yayınları
...Şu budala serçe bile üç günlük ömrünü keyifle geçiriyor da, biz, arasından uçtuğumuz ağaçları bile farketmiyoruz.
Sabahattin Ali
Sayfa 28 - YKY
“Hiç ayrılmayalım, olmaz mı?” demek vardı, fakat bu pek geniş manalı ve müphemdi.
Nasıl ayrılmayalım?..
Sabahattin Ali
Yky ebup_ müphem= belirsiz
“Aldım sazı çıktım gurbet görmeye,
Dönüp yâre geldim yüzüm sürmeye,
Ne lüzum var şuna, buna sormaya,
Senden ayrı ne hal oldum, gör beni.”
'' Zaten seni burada tek başına görünce benim gibi düşündüğünü anlamıştım. Doğru değil mi ama? Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki ? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye şaşırıyoruz ?''
"Sanırdın ki,klarneti çalarken,havayı ciğerlerinden değil, doğrudan doğruya yüreğinden veriyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kamyon
Alt başlık:
Seçme Öyküler
Baskı tarihi:
Temmuz 2008
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815003
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Konya'dan çıkıp Beyşehir'e giden yolun başlangıcındaki dik yokuşu tırmanmaya başlayınca, herkes yanındaki ile veya çaprazlama ta öbür baştaki biriyle lafa koyuldu; birkaç kişi yalnız cıgara içip dumanını savuruyordu. Birbiri arkasına dizili tahta sıralarda oturmayıp yarım lira eksiğine en arkada yere çömelen ve kamyonun şiddetle sarsılan bu kısmında ikide birde, başlamak üzere olan uykularından fırlatılan köylüler, cıgara da içmeyerek, boş gözlerle bakışıyorlardı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 341 okur

  • Ali Topkaya
  • Havva
  • Gülhanım Koç
  • Büşra
  • Menekşe
  • Kitaplarca
  • İlayda E
  • Sidar inal
  • Burak Gürlü
  • Aslı Nur Akaydın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%10
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%35.3
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.3
Erkek
%44.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.4 (34)
9
%23.8 (25)
8
%17.1 (18)
7
%17.1 (18)
6
%6.7 (7)
5
%0
4
%1 (1)
3
%0
2
%0
1
%1.9 (2)