Sırça Köşk

8,3/10  (226 Oy) · 
684 okunma  · 
179 beğeni  · 
4.792 gösterim
"Niçin hep acı şeyler yazayım ? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin ? diyorlar. 'Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin ? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı ? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli ? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu ?"
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750806629
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
13 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sabahattin Ali yine geleceği görmüş, geçmişten ders alın demiş resmen. Harika bir dil, harika öyküler ama masallar çok daha muhteşem. Kitap 2 bölümden oluşmakta. İlk bölümde öyküler var. İkinci bölümde ise masallardan oluşuyor. Masalları daha çok beğendiğimi itiraf edebilirim. Çok sarsıcı ve mükemmel dersler veriyor.

Portakal hikayesi; nasip nedir bilemezsin gibi bir ders vermiş, Beyaz Gemi öyküsü ise sanat konusunda, lakaplar ve takılan isimlerin üzerine yapışması sonucu oluşan olaylardan bahsetmiş.

Beni en çok etkileyen konulardan biri ise sağlık oldu. Sağlıkla ilgili bir çok hikaye anlatmış ama bu kadar mı gerçek olur. Resmen geçmişimizde yaşanan sorunlar, sıkıntılar hepsi çok kötü şeyler. Maddi yetersizlikler sonucu ölenler, doktor azlığından dolayı ölenler, doktorların deneyimsizliği vb. Cankurtaran hikayesi ben kitapta en etkileyen kısımdı itiraf edebilirim.

Bahtiyar köpek hikayesi ile annelik içgüdüsü, ailenin önemi anlatılmış. Kısacası küçük bir öykü kitabına neler sığdırmış Sabahattin Ali. Vuslat, kavaşamama, doğayı tahrip etmeme, kültürel yozlaşma, tarihine sahip çıkmama, devletin yanlış politikaları, açgözlülük, hapishane, işkenceler, boş lafa kanmamak,reklamlara kanıpta aldanmak...

Son masal Sırça Köşk çok sağlamdı. Herkese tavsiye ederim. Sabahattin Ali'nin adı geçmesi bir kitap için yeterli sanırım. İyi okumalar diliyorum.

Nurhan Işkın 
23 Ara 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sabahattin Ali'nin 1944 ve 1947 yıllarında yazdığı, on üç deneme ve dört kısa masaldan oluşan bu kitap, sade dile akıcı cümleleri ile okuru geçmiş zamanın sokaklarında gezintiye çıkarıyor...

Özellikle hastanede yaşanan, Doktor Mutena Cankurtaran ve İbrahim arasında ki hadise çok düşündürücü...

Çirkince'nin konusu ise; Cumhuriyet dönemi ile isminin nasıl değiştirildiği...

Çilli'nin başına gelenler ve evladı hakkında ki kararı...

Avni Akbulut'un böbrek rahatsızlığından dolayı geldiği İstanbul'da, başına gelenler ise, merhamet yoksunluğu ve sömürücülüğün; saf duyguların nasıl kullanıldığına dair güzel bir örnek teşkil ediyor...

Katil Osman'ın hikayesin de ise insan hayatına kastın bu kadar kolay mı olduğunu sorgulayacaksınız...

Rıfat'ın karakolda başından geçen işkence dolu dört günün anlatımı ise, sizi sanki o odanın için de onun ile birlikteymişsiniz hissini uyandırıyor...

Yazar öykülerini o kadar sade bir dille ama o kadar güzel bir tasvir ile yazmış ki, okurun her öykünün içinde yer almasını sağlıyor...

yonca salman 
 01 Eki 2016 · Puan vermedi

Kitap kısa öykülerden oluşuyor.Farklı tarzlarda hikayeler bunlar .Ama en güzel olanı sondaki sırça köşk masalı ...Kaliteli bir dil ve üslup var.

Bayan Okur 
18 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Bu zamana kadar okuduğum öykü kitaplarI arasında gerçekten en kaliteli yazı diliyle yazılmış her okurun kütüphanesinde bulunması gerektiğini düşünüyorum. Sabahattin Ali okurken pişman olunmayacak yazarlardan.

Ezgi Sezgin 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Dil, kurgu ve anlatımın sadeliğiyle öykü sevenler için harika bir kitap.13 öykü ve 4 masaldan oluşan bir eser.Günümüzde yaşanan, günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz öyküler söz konusu.
Yazar, farklı insan karakterleri ile Anadolu insanının farklı yaşam biçimlerini dile getiriyor.
İçinde birbirinden güzel, birbirinden gerçekçi hikayeler var.Kimi zaman hüzünlendiren, kimi zaman tebessüm ettiren hikayelerden...
Hikayelerden özellikle Beyaz Gemi ve Dekolman'ı, masallardan Sırça Köşk'ü beğendim.

Nurhan ATA 
25 Oca 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sade, gündelik ama büyüleyici bir dil. Her bir hikaye hayatın taa içinden. Toplumsal sorunlara, insanlığa ironik bir bakış. Kesinlikle okunmalı. Ayrıca Sırça Köşk hikayesi zamaninda yasaklanan bir öyküdür. (Devlete bir başkaldırı olarak görüldü.) Keyifli okumalar.

Mustafa Oner 
16 Oca 14:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

En çok sevdiğim yazarlardan birisi olan Sebahattin Ali’nin Sırça Köşk kitabı, 13 hikayeden ve 4 masaldan oluşmaktadır. Yazar, bu eserlerinde toplumsal sorunlara, sosyal yaralara, ülke sorunlarına sırtını dönen aydınlara, çıkarcı doktorlara, haksız kazanç sağlayan tüccarlara, katil olmaya mecbur kalan gençlere, istemedikleri hayatı yaşamak zorunda kalan kadınlara, yolsuzluklara, korunmayan doğal güzelliklere, halkı yok sayan yöneticilere yer vermiştir. Hepsi çok etkili ve derin anlamlar taşımaktadırlar.
Sırça Köşk kitabına adını veren bu masal şu şekilde özetlenebilir:
Tembel ve gittikleri hiçbir yerde barınamayan üç arkadaş bir kente gelirler. Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur. Bu yol icabı geldikleri kentte dolaşıp, herkesin duyacağı şekilde ve şaşkın bir edayla "Bu ülkenin sırça köşkü nerede?" diye sorarlar. Sırça köşkün ne olduğunu halk merak eder. Üç tembel arkadaş sırça köşksüz kent olmayacağına onları inandırıp bir sırça köşk yaparlar. Köşkü gittikçe büyütürler. Sırça köşkün ihtiyaçları giderek artar, oraya giren hazır yemeye alıştığından oradan ayrılmak istemez, dışarda kalanlar da oraya girmeye çalışırlar.
Sırça köşk giderek halka yük olmaya başlar. Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar. Sırça köşkün ihtiyaçları karşılanamadığında, sırça köşktekiler zora başvurur. Halkın yiyeceğini, içeceğini zorla alır, itiraz edenleri sırça köşkün bodrumuna kapatırlar. Halk bu beladan kurtulmaya çalışmaz, sırça köşkün adamları da köşkün hiçbir kuvvetin yıkamayacağı kadar sağlam olduğu düşüncesini yayarlar, safları inandırır, inanmayanları hile ve zorla sustururlar. Zamanla halkın vereceği bir şey kalmaz. Son koyunlarını da bir emirle getirirler. Bu durumda halkın artık korkmayacağını bilen üç tembel arkadaşın elebaşısı sesini tatlılaştırarak halk için yaptıkları fedakarlıkları anlatır.
Getirdikleri koyunların hepsini yemediklerini bir kısmını geri vereceklerini açıkladıktan sonra kellelerin halka dağıtılmasını emreder. Kelleler dağıtılır. Biri bakar ki kellelerin beyni yok. Kellelerin dili ve gözü de yoktur. Kellelerin beyin, göz ve dillerinin olmayış nedenini sorduklarında "Siz onları ziyan edersiniz" cevabını alırlar. İçlerinden biri "bana böyle başın lüzumu yok" diye kelleyi fırlatınca sırça köşkte bir delik açılır. Herkes elindeki kelleyi fırlatınca, sağlamlığına inanılan köşk tuzla buz olur. Halk normal yaşayışına döner. Olayların bu şekilde bittiği bu masalda da bir kıssadan hisse paragrafı yer alır:
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuz buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."

Yine bir Sabahattin Ali ayrıcalığı kitap 13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor . Oykule o kadar güzel ve insanın içini ısıtıyor yazar geçmişten bakıp gunümuzu görmüş gibi hissettim . Bence mutlaka okuyun derim....

Bekir İstanbul 
09 Oca 22:02 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Öykülerin büyük çoğunluğu iç karartıcı, can sıkıcı öyküler. Yazarın kaleminin gücünü tartacak, edebi yönünü eleştirecek değilim ama ben bir okur olarak okurken keyif almadım... Kitap 13 öyküden ve 4 masaldan oluşuyor. "Beyaz Bir Gemi" ve "Dekolman" adlı öyküler bir nebze nükteli olduğu için fena değil. Masallar, öykülere göre biraz daha hoş geldi bana. Kitaba adını veren masal "Sırça Köşk" kitabın en sonunda. "Sırça Köşk" güzeldi...

tülay abaza 
07 Oca 20:44 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Niçin hep acı şeyler yazsın Sabahattin Ali? Hayır hayır aslında bir köpeğin bile mutluluğunu aydınlık dünyasını çok iyi tasvir edip sizi zevkten dört köşe yapabilir. Ama işte niye hep acı şeyler yazsın? Kitapta bu sorunun cevabını hem kendisi veriyor hem de her satırda bizim vermemizi sağlıyor. Özellikle son hikaye Sırça Köşk 'te her dönemde gerçekliğini koruyan bir durum ancak bu kadar yalın bir dille anlatılır diyeceksiniz.

Kitaptan 125 Alıntı

Cansu Koçak 
15 Şub 11:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsanın içini bir dert kemirmeyince yüzü böyle solar, gözleri böyle dalar mı?

Sırça Köşk, Sabahattin Ali (Sayfa 125 - YKY)Sırça Köşk, Sabahattin Ali (Sayfa 125 - YKY)
Sadettin TANIK 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu dünyada çobansız da, köpeksiz de yaşanabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur. Bari siz gözünüzü açın da, ilerde başınıza yeniden itler, hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa, sürüyü canavarlara paralatmadan onları defetmeye bakın!

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali
Sadettin TANIK 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bol bol hayaller kurup bunların her zaman boşa çıktığını görmeye alışmış bütün insanlar gibi, ressam Tevfik de kaderine çabuk boyun eğenlerdendi.

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali
Sadettin TANIK 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Cennet gibi yerler virane oldu diye gavurda keramet, Müslüman'da kabahat arama!.. Eskiden buraların sahipleri burada yaşar, burada işlerdi. Sen sahipli memleketi sahipsiz eden beylerin yakasına yapış...

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali

"Bu dünya menfaat dünyası. Menfaatini düşünmeyen insan olur mu? Eline fırsat geçirip de çalmayan bir kişi göstersene bana!.. Ha? Bir kişi!.. Kör olayım yoktur."

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali

“Her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek, azapların en korkunçları arasındadır. Bir kapının önünde, bir hücrede neden olduğunu bilmeden beklemek. Kafanıza dolmak isteyen türlü ihtimallerle zaman zaman yüreğinizin çarpıntısı artarak beklemek.”

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali
Sadettin TANIK 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Elle tutulamayacak kadar ince, asla yırtılmayacak kadar sağlam bir ağ halinde onları saran bu can sıkıntısı, biraz dikkat edilince, kahkahalarda boş bir çınlama, gözlerde soğuk bir alakasızlık halinde kendini gösterir. Söyleyen de, dinleyen de o anda başka bir şey düşünüyor gibidir, halbuki hiçbir şey düşünmezler. Ama bundan şikayetçi değildirler; hatta canları sıkıldığının bile farkında değildirler. Boş da olsa gülerler ve hallerinden memnun olmasalar da, hayatlarında bir değişiklik istemezler.

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali
Sadettin TANIK 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dedim ya, kendi içimizde, kendimize dair bilmediğimiz o kadar çok şey var ki... Böyle vesilelerle meydana çıkıyor da öğreniyoruz. Bunların var olması utanılacak bir şey değildir, var olduğunu öğrendikten sonra buna göre hareket etmemek yanlış, hatta korkunç olabilir.

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali
Sadettin TANIK 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kalbimizin 40 derece ateşe kaç gün dayanabileceğini, böbreğimizin günün birinde taş yapıp yapmayacağını nasıl bilemezsek, söylenmemesi gereken bir hakikati veya bize zorla söylettirilmek istenen bir yalanı söylememek için ne kadar tazyike tahammül edebileceğimizi de ölçemeyiz.

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız