Geri Bildirim
·
Okunma
·
Beğeni
·
11.871
Gösterim
Adı:
Değirmen
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
137
ISBN:
9750806605
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"İşte adaşım, sana seven bir Çingenenin hikayesi. Çiçeklerin açtığı bir mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturtmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir... (...) Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir."S
Sen hiç sevdin mi?

En gerçek haliyle, yürekten birini sevdin mi?

Hepiniz bu soruya evet dese dahi burada kimse yürekten sevmemistir.

"Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi ? Pekala, İkincisine ? Gene mi o ? Üçüncü ve dör­düncüye de mi o? Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?..."

Kolu olmayan sevdiğinizin, kendini eksik gördüğü için sizi istememesine karşılık, kolunuzu kopartıp atmaktır sevmek. Eğer böyle bir şeyi yapamam diyorsanız siz yürekten sevmemişsinizdir.


Acemiydim kötü yazdım demiş Sabahattin Ali. Ancak bizlerin onun acemiliğini farketmesi olanaksız. En azından ben farkedemedim. Öyküler bir şekilde kendisini okutuyor hislendiriyor. Tarihin kapılarını açıp dünyanın o eski halini seyretme imkanı sağlıyor.

Değirmen, Sabahattin Ali’nin ilk yazdığı öykülerden öykülerinden oluşan kitabı. Sabahattin Ali Değirmen kitabı için aşağıdaki gibi bir giriş yazmış;

“Şiir ve hikayelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı, bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla (yeteneksizlikle) suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların benim san’at hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki, bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz.

Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkarmadı. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum.

İyiyi kötüyü ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.

Sabahattin Ali”

Kitapta 16 şahane öykü bulunuyor. Bazıları diğerlerinden çok daha kaliteli. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Özellikle değirmen hikayesi sevgilerimizi sorgulamamız için bir firsat. Sabahattin Ali'yi incelemeye gerek yok aslında. Herkes en az bir kitabını okumuştur. Sen utanma Sabahattin Ali hepsi çok güzeldi.
Kitapta en beğendiğim hikaye Değirmendi. Fakat son hikaye olan Komik-i Şehir de beni çok etkiledi. Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk'ünü de okumuştum ama daha çok Değirmen'i sevdim diyebilirim. Daha etkileyici cümleler ve biraz daha ilgi çekici konular olduğunu düşünüyorum. Gerçek öykü kitaplarının bunlar olduğunu düşünüyorum. Bizim küçükken okuduklarımız çok çok zayıf kalıyor artık -ki zaten öyle olmalı-. Kitap okuma alışkanlığı kazanmak ve bir çok yeni kelime öğrenmek isterseniz tavsiyemdir.

Benzer kitaplar

  • Sırça Köşk
    8.4/10 (805 Oy)761 beğeni2.449 okunma237 alıntı14.144 gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.4/10 (787 Oy)504 beğeni2.581 okunma91 alıntı12.168 gösterim
  • Erken Kaybedenler
    7.9/10 (747 Oy)624 beğeni2.275 okunma249 alıntı10.325 gösterim
  • Amok Koşucusu
    8.5/10 (1.472 Oy)1.241 beğeni3.692 okunma601 alıntı18.728 gösterim
  • Korku
    8.6/10 (1.623 Oy)1.477 beğeni3.949 okunma489 alıntı18.616 gösterim
  • Öteki
    8.2/10 (297 Oy)271 beğeni919 okunma244 alıntı10.367 gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.4/10 (1.281 Oy)1.154 beğeni3.989 okunma770 alıntı25.424 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.183 Oy)1.072 beğeni3.888 okunma715 alıntı23.609 gösterim
  • Masumiyet Müzesi
    8.1/10 (839 Oy)748 beğeni2.837 okunma343 alıntı16.506 gösterim
  • Kar
    7.7/10 (426 Oy)366 beğeni1.697 okunma247 alıntı8.796 gösterim
Çocuk öyküleriyle çok haşır neşir olmam mı yoksa bugüne kadar okuduğum, içimde güzel yerlerde duran öykülerin varlığını yeterli bulduğumdan mı pek öykü talibi olmam ben. Olmazdım yani. Belki içimde öykü hacmini genişletme isteği doğmasından, belki bir öykü severe rastlamaktan... zamanla değişiyor insan. Değişiyorum.

Öyküyü sevdiren, bakış açımı değiştiren öykücüdür Sabahattin Ali. Değirmen diyor bu defa ve bir değirmende buluyorum kendimi. Tutuyor kolumdan çağlayan değirmenin bir çarkına yerleştiriyor beni. İlk bölümü okurken hep o değirmenin çarklarında dönüyorum. Aşkı da güzel sorgulatıyor, kalbimizin çarkını, dönen değirmeni izlemekten görememişiz gibi açıp kaç kere zorlanmış kapıları bir baktırıyor.

Nasıl da yağmur yağıyor ve ben bardaktan boşalırcasına yağan yağmurları nasıl özlemişim. Şimşeklerin şiddetine karışıyor dünyanın bütün öfkesi, gök gürültüleriyle dövüşüyor. Ağlıyor herkes ve gözyaşları bardaklara birkaç damla daha doluyor. Boğulur muyum? diyorum. Acı çekmenin tadını almış bu adama, umrunda mı peki? Asla değil.

İki kırlangıç, bir yerlerden tanıdık geliyor muhabbetleri. Bu havada ne işleri var? Başımın üstünde dönüyorlar. Olmayacak şey değil ya kanatlarına tutunur çıkarız buradan. Aklımda bir Ortaçgil-Mavi Kuş. Biliyorum okumuştur yazdıklarını, okumuş da yazmıştır. Çok saftık der bu şiirde/şarkıda ve kırlangıçlar bize biraz yalan söylediler. Hak vermiş sana görüyorsun ya çünkü kuşlara bile beraberlik yok senin dünyanda. Hep ayrı kaldığından biliyorum. Sevdiğin her şeye hasret olduğundan. Kuşlar da biliyorlar ve bile isteye ayrı yönlere uçuyorlar.

Yağmur duruyor nihayet. Herkes gibi çıktık değirmenden. Bir viyolonsel sesi, kalabalığa yol gösteriyor. İçimize gömdüklerimizin bir cenaze töreni bu. Kendine pek yakıştıramasa da ölümü biliyor, yaşam sonsuza kadar akmaz.

Kaçmaktan yorulmuş, yıpranmış halde 2. Bölümde karşılaşıyoruz. Bitmiş, zor diyor, hasret çok zor. Yüreği narin olana hasret bir ok misali girer. Ani olan her şey gibi bunu da hissetmezsin. Ya çıkışı? Girişi kadar kolay olmaz. Derken bir şiirin geliyor aklıma: "hafif bir sızı isterim/ağrılar sancılar gelir."

Son bölüm, "Allah'ın hakkı üçtür." sözünü perçinliyor. Üç de pes diyor, üç de bittik.Toparlanmak yok artık. Yolun sonu. Kalem kırıldı. Mürekkep kurudu. Şimdi saklanır, bunlar eline geçer okursun yoksa adımı bile anmayacaksın,beni, anımsamayacaksın.
Sonu feci, sonu hüzün...
Ah be! diyorum. İyi ki geçtin dünyadan, var ol hep var ol.
Hala kitaplarını ellerde görünce ölü bir adama kin duyanlar var. Ölüden daha çok korkuluyor burada. Şaka gibi değil mi? Yok yok şaka değil. Sabahattin Ali geçti buradan, dağlardan, yollardan. Bir sigara yaktı, bir şiir yazdı. O şiir büyüdü bir beste oldu. Bir dudaktan döküldü ve eğer içine akmak için bir öykü aradıysa o öykü "Bir Firar" olurdu.

Herhangi bir şey, yormayınca, üzmeyince ya da anlaşılınca, çetrefilsiz, yalansız, riyasız olunca baktıkça bakasın gelir. Ne güzel içe sinmedir o! İşte böylesi durumlara biz 'su gibi' deriz.

Sabahattin Ali de işte su gibi yazar. Derli toplu, dopdolu, yormadan, gerçek, sadece gerçekler. Üzer ama üzerken bile sakin akan bir dere gibi kendi halinde, içimize akar. Dolar dolar boşalamayız.

Manidar değil mi, ölümü böyle olan bir adamın yazdıklarına su gibi demek?

Hayat böyle, her birimiz değirmenlerde kendi savaşını veren birer yitik savaşçıyız işte. Kim bilir belki en güzeli böyle...

Hayat çok garip, çok manidar...

https://youtu.be/PU3lHcKTXhY
Sabahattin Ali okadar çok sevdiğim bir yazar anlatım tarzı ,dili o kadar akici ki bu kitapta benim en sevdiğim öykü Değirmen di . Kesinlikle tavsiye ediyorum. ... kitapla kalın dostlar
....
Öykü kitabı. Öykülerin çoğu Osmanlı nın son zamanlarında geçer. Yozlaşmış yöneticileri ağırlıklı olarak eleştirir. Kitabın en önemli özelliği bazı öyküleri yaxarın gençken yazması. Son baskılarda bu öyküleri neden kitaptan cıkarmadığını önsöz de şu cümleyle anlatır`Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etme halkımın olmadığı kanaatindeyim... `
Yazarın gelişimini görmek isteyenler için birebir kitap. Keyifli okumalar...
Sabahattin Ali'nin eşsiz kitaplarından biri daha.Kitapta birbirinden farklı kısa hikayeler anlatılıyor, ders verici,çarpıcı hikayelerle dolu.Hala okumayan arkadaşlar varsa,bence Sabahattin Ali okumakta geç kalmayın derim...
Her okurun gönlünde farklı bir yere sahip olan bir yazar, şair muhakkak vardır. İşte benim de gönlümde yeri en değerli olan yazar ise Sabahattin Ali'dir. Zamanında savunduğu düşüncelerinden midir, yazdıklarının samimiliğinden, karakterlerinin içtenliğinden midir, yoksa ölüm şeklinin böylesine güzel bir insan için hiç layık olmayışından mıdır bilmem. Belki de hepsindendir. Bildiğim bir şey varsa o da Sabahattin Ali'nin ülkemiz için hem bir yüz akı hem de bir utanç kaynağı olduğudur. Yeterince değer verilmediği için.

Ben Sabahattin Ali okurken hem çok tanıdık şeyleri okurum, hem de hiç bilmediğim köylere konuk olur, bilmediğim acılara şahit olur, tanımadığım kişilerle bir ölür bin doğarım. O her kesimin sesidir. Her acının, her sevincin dile getiriliş şeklidir. On altı tane öyküsünden oluşan bu kitabı ise hayatın ta kendisidir. Çingene Atmaca ve "Viyolonsel" öyküsündeki adsız erkekle aşkı, aşk uğruna nelerin feda edilebileceğini, kocası hapishanede olan Dudu ve siyasetin, güçlülerin savurduğu Çallı Halil Efe ile çaresizliği, adaletsizliği, kekeme bir gemici ile de haksızlığa karşı ses çıkarmanın adalet arayışında atılabilecek en büyük adım olduğunu öğrendik;
" Hadi be, ne duruyorsunuz, kaptana gidip et isteyeceğiz. Vermezse zorla alacağız... Kuru baklayla ateş yakamayız biz."
...
" Fakat bunlar : " Kuru baklayla ateş yakamayız!" demesini ve kaptanın yarım koyununu almasını öğrenmiştiler." işte bu cümlelerle otoritenin haksızlığına boyun eğmemeyi, sesini çıkarıp hakkını savunabilmeyi öğrendik. Bu cümlelerin yer aldığı " Bir Gemici Hikâyesi" öyküsünü herkesin okuyup içinde bulunduğumuz ülke durumu için değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kitabın başında yer alan yazarın önsözü kısmında Sabahattin Ali'nin, yazdığı bazı öykülerini çocukluğunda yazdığını ve bunları beğenmediğini söyleyip okuyucudan onları okumak zorunda bıraktığı için özür dilediği kısmı kitabı bitirdikten sonra yeniden okuyunca ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Çünkü ben okuduğum her öyküde bambaşka üzüntülere gark olup nasıl böyle güzel yazıp, beni bunlara inandırdığını düşünürken bu yazıların sahibinin kendine değer vermemesi bana inanılmaz geldi.

Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu kitapta bitti ve kitaplığımda daha bir çok kez okunacak olmak üzere yerini aldı. Ülkenin en zor dönemlerinde en cesur yüreklerinden birine sahip olup, gördüğü her düzensizliği eleştiren bir kaleme sahip olan Sabahattin Ali'yi okuyun ve onu anlamaya çalışın sevgili okurlar.

Böyle bir kitap okunduktan sonra da böyle bir şarkı dinlenir :)

https://youtu.be/_mQ2QJqMR-I

Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma
Sabahattin Aliyi bu kadar çok sevmemin nedeni yalın cümlelerle çıplak düşünceyi bize aktarması.. Kitaplarında hiçbir anlam karmaşası yok, tüm hikayeler sade ve kolay anlaşılır. Aynı zamanda da çok derin bir etki bırakıyor ve her hikayeden sonra durup bir nefes alıp diğer hikayeye öyle geçiyorsunuz. Benim burda ki favori hikayem Değirmen. Yıllarca unutamam artık sanırım..
İlk öyküsüyle gözlerim doldu. Gerçekten karakterleri öyle güzel anlatıyor ki gözlerinizin önünde her şey eksiksiz canlanıyor.
Çok kişiye tavsiye ettiğim, özellikle uzun romanlar okumaktan sıkılan insanlara bir başlangıç olması ümidiyle anlattım. Hiç olumsuz bir dönüt almadım.
Baş ucu kitabı. :)
Sabahattin Ali'nin romanlarından sonra öykülerine geçtim. Değirmen ile başladık bakalım. Gayet beğenerek okuduğum bir eser oldu. Dilinin açıklığına, çarpıçılığına ve betimlemenin kuvvetine sözüm asla olamaz. Gözümün önünde canlandırdı tüm hikayeleri. Kitap 3 kısımdan oluşmak. Her bölümde farklı öyküler bulunmakta. Kısa bir eser 120 sayfalık. Dili sona doğru ağırlaşıyor. Ağırlaşıyor derken kelimeler eski. Osmanlıca, Farsça falan.
Değirmen adlı hikayesi gerçekten çok çarpıcı. Sevdiği kişinin eksikliğini bilerek sevmesi ve karşısındakinin kendi eksikliğinden dolayı sevilmeyeceğini bilmesi sonucu olan hüzün dolu bir hikaye.. Çok etkilendim gerçekten...
Bu şekilde bir sürü güzel hikayeler mevcut. Sonu hüsranla biten hikayeler...
Not aldığım kısa temalar;
Aşk
Kitap sevgisi
Sevgide yozlaşma
Yazarlıkta basitlik ( kolay yazar olup, hemen üne kavuşma)
Hayatın kısa olduğu ve her an bitebileceği; buna göre yaşanması gerektiği
Ormanların önemi, devletin bu konuda yetersizliği, ağaçların kesilmesi
Çarpık yapılaşma, betonlaşma, ağaçsızlık
Adliyelerde haksız yargılama ve çıkarına göre davranma
Haksız yere iftiralar ve bunlardan dolayı ölümler
Toprak,su ve kanal kavgaları ( basit ölümler )
Anadolu'daki bürokratların adaletsizliği ( Anadolu'nun saf, temiz insanından faydalanılması )

Dediğim gibi beğenerek okuduğum bir eser oldu. Sabahattin Ali'nin dili bir harika. Betimleme harika, sadelik muazzam. Sizlere de tavsiye ederim. Sadece son bölümleri pek beğenmediğimi de itiraf etmeliyim.
''Halbuki en çok okuduğum bir kitabın, en çok okuduğum bir satırı bile bana bazen başka şeyler söyleyebilir...''
"Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: 'Dünyada neler gördünüz? ' dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki..."
"Gidersem istikbalimi kaybedecektim, fakat durursam aklımı..."
Kitaplar yeni tanıdıklarına karşı çok ketum olurlar. Bir kere de onlarla laubali oldunuz mu size malik oldukları her şeyi verirler ve onlar bizim isteyebileceğimiz her şeye fazlasıyla maliktirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Değirmen
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
137
ISBN:
9750806605
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"İşte adaşım, sana seven bir Çingenenin hikayesi. Çiçeklerin açtığı bir mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturtmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir... (...) Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir."S

Kitabı okuyanlar 2.196 okur

  • Halil Devkur
  • Fatih Kaygısız
  • Zeynep
  • Samet KAYA
  • Mekke Kaya
  • Güneş Duygu
  • Ezgi33
  • Zeosfer
  • Birsen Öztürk
  • Seda yüzlü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.2
14-17 Yaş
%6.8
18-24 Yaş
%26
25-34 Yaş
%35.1
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65
Erkek
%34.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.4 (181)
9
%21.6 (148)
8
%25.1 (172)
7
%15.9 (109)
6
%6.6 (45)
5
%2.2 (15)
4
%0.9 (6)
3
%0.6 (4)
2
%0.1 (1)
1
%0.6 (4)

Kitabın sıralamaları