Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·176 syf.··
2020 2. kitabı
Hikaye okumak güzeldir. Hele de bu Sabahattin Ali' nin hikayeleri ise.. Her hikaye birbirinden güzeldi tabi ama kitaba ismini veren değirmen hikayesi ayrı bir güzeldi. Sevmek emek ister,yürek ister,cesaret ister.. Yalın ve akıcı bir dile sahip olan bu hikaye kitabını öykü sevenler okumalı..
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Sabahattin Ali’nin ilk yazdığı öykülerinden oluşan kitabı. “Ama bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir.” Siz sevemezsiniz adaşım, siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler… Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz…” Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi? Pekâlâ, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o? Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin? Ne kadar da güzel anlatmış, kolu olmayan sevdiğinizin, kendini eksik gördüğü için sizi istememesine karşılık, kolunuzu kopartıp atmaktır sevmek.. Sabahattin Ali
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Değirmencinin kızı yıllar önce sağ kolunu değirmenin çarkına kaptırmıştır. Bu sebeple çocukluğundan beri yaşıtları eğlenirken o hasretle izlemekle yetinmiştir. Atmaca ve değirmencinin kızı zamanla birbirlerine aşık olurlar. Fakat kızıl olmayan kolu aralarına engel oluyordur. Atmaca'nın sevgisi ona acıma gibi geliyordur. Atmaca ise her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır. Bundan sonraki kısmını okuma zevkinizin bozulmaması için anlatmıyorum ama kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Özellikle 'Bir Ormanın Hikayesi' isimli hikaye, 90 yıl önce yazılmasına rağmen hala güncel olan bir meseleyi çok güzel anlatıyor.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·176 syf.··
2020 3. kitabı
Güzel bir kitaptı özelliği ise şuydu;kitabın içinde farklı birçok hikaye yer alıyor bu da kitabı çekici ve enterasan kılıyor.Baxı hikayeler çok hoşuma gitmişti...
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2020 10:50
Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Sabahattin Ali ile Kuyucaklı Yusuf ile tanıştım. O günden itibaren kalemini çok sevdim. Popüler kültürün etkisi ile değeri yeterince anlaşılamayan "aşk romanı yazıyor" tarzı kalıplara koyarak gerçek değeri bastırılan ve aksini düşündüğüm çok derin kimlikli birisi. Kitapta seslenirken "Işte sana bir öykü adaşım."diye sesleniyor kitabını okuyan herkes onun için bir 'adaş' hangi dinden hangi milletten olduğunun cinsiyetinin ne olduğunun pek bir önemi yok. Öykü sevenler için başucu kitabı olacak nitelikte bir eser.
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
7/10
·176 syf.··
2023 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2023 19:29
"Bu oda karanlık" diyordum, "bu oda yalnız bugün değil, her zaman böyle karanlık... Burada kitaplarım ve ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok... Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum ve ihtiyar kanepelerde konuşmak istediğim zaman, onlar artık bana anlatacak yeni bir şey bulamıyorlar..."
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
Değirmen-Ses-Kağnı
Puan vermedi·176 syf.··
2020 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2020 20:31
Sabahattin Ali’nin kısa ve mükemmel bir biçim ile kaleme aldığı öykü serisi diyebilirim. Sabahattin Ali'nin öykülerinde genellikle yoksulluğun çaresizliğin en dibe vurduğu anı veya yüksek mevkideki bir siyasetçinin bir bürokrat, köylerde ise yoksul , çaresiz halkın ağa ve ya o an zorbalığa gücü yeten biri tarafından gördüğü zulüm ve hor görmüşlüğün doruk noktasında olduğu anı kaleme almış. Okuduğum her bir öykü böyle bitmemeliydi dedirtecek bir yürek sızısı bıraktı. Ayrıca bir Kürt olarak ve Kürtçe aşığı bir okur olarak, Sabahattin Ali’nin Türkçe ve şu zamanda yok olmaya mahkum bırakılmış eski Türkçe kelimelerin mükemmel bir şekilde kullanılmasına hayran kaldım. İnsana insanlığını hatırlatacak okunması gereken eserlerden diyebilirim. İyi okumalar
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
Değirmen - Sabahattin ALİ
9/10
·176 syf.··
2021 32. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 22:39
Sabahattin Ali'nin romanlarını severek okumuş ve oldukça başarılı bulmuştum. Daha sonra hayatına dair bir eser okuduğumda (Sabahattin Ali İnsan ve Eser - Ramazan Korkmaz) benim için daha büyük bir anlam ifade etmeye başladı. Sait Faik, Mustafa Kutlu olsun hikaye okumayı oldukça seven bir okurum. Sabahattin Ali'nin hikayelerini de oldukça başarılı buldum. Değirmen kitabı üç bölüm ve on altı hikayeden oluşuyor. Hikayeler kısa, anlamlı, duygu yüklü hikayeler. Kimi hikayelerde Sabahattin Ali'nin kendisini, kadınlara bakış açısını, kadınların ona bakış açısını sezdim. En çok beğendiğim iki hikayenin "Değirmen" ve "Viyolonsel" olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Değirmen'in ilk hikaye olarak konulması ve kitaba ismini vermesi oldukça isabetli bir seçim olmuş. Her biri bir film olabilecek, belki ayrı bir kitap olabilecek nitelikte hikayeler. Okuma sürecimde beğendiğim cümleleri paylaşmış olsam da beğendiğim bir tanesini paylaşarak incelememe son vermek isterim: "Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi? Pekala, ikincisine? Gene mi? Üçüncü ve dördüncüye de mi o? Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?" Bu cümlenin dikkatimi çekme nedenim belki de yazarın hayat öyküsüne hakim olmam. Kadınlar tarafından ayran gönüllü olarak görülen bir karakter Sabahattin Ali. Hatta bu özelliği nedeniyle bazı kadınlar onun sevgisini ciddiye dahi almıyor. Onu bir sırdaş, arkadaş olarak görüyorlar. Duygusal bir karakter, belki de o duyguların vesilesiyle görebiliyoruz böylesine güzel hikaye ve romanları. Ve hatta şiirleri diyeyim. Kendisi o kadar beğenmese de kendi adıma oldukça güzel şiirleri olduğunu düşünüyorum. (Aldırma Gönül'ün yeri ayrı tabii) Sözde bir alıntı ile incelememe son verecektim, sözü uzattım yine. Keyifle, duyguyla okunması, okutulması dileğiyle. Elinize aldığınız
Hikaye
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 81. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 13:17
Hikaye kitaplarını aslinda sevmem ben daha çok roman insanıyım. Ama bu Sebahattin Ali yi beğenmediğim anlamina gelmez. Beni hüzunle kapladıği için okumaya ara veriyorum sonra devam ediyorum genelde Sebahattin Ali kitaplarına. Her seferinde bir süre okumayacağim desemde yazarın üslubuna,anlatımina o kadar bayıliyorum ki kendimi yine onu okurken buluyorum. Alıntı yapmalara doyamıyorum. Kitaba gelince; Hikayelerinin bazıları basit kalmıs ama bazilari ise beni bayaği derinden etkiledi. Içimi acıtti bazıları. O duyguyu yasatti. En beğendiklerim Değirmen,viyolonsel, kazlar ve komik-i şehir hikayeleri oldu. Tabiki diger hikayelerde güzeldi.
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 192. kitabı
Kitabı okumayı bitirdikten sonra kendime "En çok hagi hikayeyi beğendim?"diye sordum çingenin efsane sevgisi yok böyle bir seçiş vazgeciş yani değirmen hikayesi süper bir kitap iyiden kötüye doğru hikayelerle sıralanmış Sabahattin Ali 'nin 13 hikayeden oluşan hele de son hikayesi kamik-i şehir etkileyici bir hikaye makam ve mülk sahiplerinin buldukları yerleri kaybetmemek uğruna neler yaptıklarını tüm çıplaklığı ile görebiliriz.
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201955,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.