Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Değirmen
Puan vermedi·168 syf.·
2024 13. kitabı
Sabahattin Ali'yi sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Okuduğum diğer kitapları gibi bunu da severek ve keyifle okudum. Hikaye okumayı sevmememe rağmen Sabahattin Ali'nin hikâyelerini severek okuyorum. Uzun okumaların arasına koyulabilecek bir kitap, tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar dilerim
Edebiyat Hikaye Öykü
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
9/10
·168 syf.··
2020 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2020 17:25
Merhaba... Sabahattin Ali'nin Değirmen adlı kitabını bitirdim. 20'li ve 30'lı yıllarda yazdığı öyküler seçkisini içeren bu kitap 3 kısımdan oluşuyor ve 16 öyküyü barındırıyor. Hikayelerinde sevginin en naif, en duru, en saf hallerini görüp; çıkarı olmadan sevmenin, sevilen kişi için neler yapılabileceğini öğrendiğimiz; seven ve sevilenin psikolojisinin nasıl olabileceğini anlamamızı sağlayan bir kitap Değirmen. (Burada değişen tek şey yıllar değil.) Bunun yanı sıra ise 'Memleketimizden İnsan Manzaraları'na şahit oluyoruz. Polis, jandarma, vali, kaymakam, belediye başkanlarının kırsal kesimdeki dünyayı ben yarattım havasındaki tavırları, güçlünün güçsüze, zenginin maddî durumu yetersiz olana karşı insanlık dışı davranış ve söylemleri... (Burada değişen tek şey yıllar.) Ben çoğunluğun aksine kısa kısa öyküleri okumayı seviyorum. Ve bu öyküler başarılı olunca daha da bir başka oluyor. O yüzden severek okuduğum bir kitap oldu. Herkese keyifli okumalarr.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
Ah İçim...
10/10
·140 syf.··
2020 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2020 12:58
Binaenaleyh Değirmen'den sonra şunlar döküldü dilimden...Ben neden vazgeçtim; neyi, neleri elimin tersiyle ittim aşık olduğumu iddia ettiğim genç için? O, hangi değerini feda etti aşık olduğunu iddia ettiği ben için? Ne o Atmaca olabildi ne ben değirmencinin kızı…’Aşk imiş her ne var alemde’ derken Fuzuli, aşkın bütün değerleri, kavramları kapsayıcılığını anlatmıyor muydu? Cesareti aşamıyorsa, acıda anlam bulamıyorsa, kontrolü elden bırakmıyorsa, bir çıkış yolu muhakkak buluyorsa, bütün değerlerini ayaklarının altına alamıyorsa, hiçbir soru sormayacak kadar gözü kararmadıysa aşk, aşk mıdır? Velhasıl; “Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız!”
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
6/10
·168 syf.··
2022 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2022 20:51
Sabahattin Alinin illa ki daha güzel kitapları vardır. Kısa kısa hikayelerden oluşan ince bir kitap ama sonlara doğru hikayeleri beni hiç sarmadı. Başladığı gibi devam etseydi keşke :)
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
Sabahattin Ali değirmen
10/10
·168 syf.··
2021 17. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2021 17:27
Eser bir kaç kusur dışında mükemmel hele çingene ve sevdalısı nın hikayesini okusanız mest olursunuz. Daha sonra şair ve sevdiği arasında geçen meşakkatli zaman insanı hikayede geçen şairin 2 yıl boyunca çölde tükettiği zamanda esir düşmesi gibi okuru da aynı zamanda esir düşürüyor. Alt tarafı hikaye diyerek geçmeyelim kıskançlık ve güvensizliğin aynı zamanda insanı çıkmaz yollara sürüklenmek ile kalmayıp boş yere karanlığın 2 masum ruhu kaplayıp canlarını al aşağı ederek savurduğu'na da bire bir şahitlik etmekte olacağız. Şimdiden birden fazla detaya girip kitabın büyüsünü kaçırmak istemem. Eser ile birlikte keyifli bir zaman geçirmeniz dileklerim ile hoşçakalın.
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
Değirmen İnceleme
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2024 01:25
Bir çingenenin aşk hikayesi.Köyün en yağız ve en iyi klarnet çalan Atmaca'nın.“ ben senden noksanım, olmayacak şeylere beni inandırmaya kalkma eğer az biraz seviyorsan buralardan git “ cevabını veren Değirmenci'nin kızına olan aşkı için bir kolundan vazgeçtiği, döneminde yazılan cilt cilt aşk romanlarını aratmayacak güzel bir hikayedir.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·168 syf.·
2023 33. kitabı
Bana kalırsa bu öykü kitabı Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan'dan daha keyifliydi. Öykülerin genel teması toplumsal sıkıntılar ve taşra hayatı. Beğendim, aradan zaman geçtikten sonra tekrar okuyacağım.
Öykü
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
Tekrar tekrar okunası bir kitap.
Puan vermedi·168 syf.··
2023 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2023 21:50
Usta yazarın bu eseri 3 bölüm ve 16 farklı hikayeden oluşmaktadır. Sabahattin Âli bu hikayeleri kurgularken toplumcu gerçekçiliğini aşk ve hüzün ikilisi ile birleştirerek içimizi, dolayısıyla dudaklarımızı titretecek bir kitabı bizlere sunmuştur. Kitaptaki hikayelerin geneli bize mutsuz sonu sunarken hayatta salt mutluluk diye bir şeyin olmadığını yüreğimize vura vura anlatır niteliktedir.
Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
Değirmen
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2024 12:15
1920’lerde geçmesine rağmen bazı hikayelerin güncel olması bazen insanın canını sıkıyor. kitabın arkasında yer alan sözlük faydalı, genel olarak kitabın dili, ifade tarzı oldukça iyi.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2023 21:13
Okuduğum ikinci Sabahattin Ali öyküleri kitabı. Yine bizden ama bilmediğimiz yaşamlar. Kitaba adını veren Değirmen öyküsü güzeldi. Birdenbire Sönen Kandilin öyküsü ise farklı. Ben hem öyküleri hem Sabahattin Ali'yi sevdiğim için zevkli bir okuma oldu. Size de keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
DeğirmenSabahattin Ali · Can Yayınları · 201955,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.