Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·144 syf.··
2024 5. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2024 23:25
Öncelikle herkese iyi okumalar, Kitap beni birçok yerde etkiledi. Bazı öykülerde kendimi buldum, bazılarında farklı bakış açıları kazandım. Bazılarında da yazarın iç dünyasına ilişkin birçok fikir edindim. Sabahattin Ali romanlarını daha önce okuduysanız hayatın acı yönlerini keskin ve içten bir biçimde anlattığını bilirsiniz. Bu kitap kısa kısa öykülerden oluştuğu için daha net, kısa ve tesirli şekilde bir anlatım benimsemiş. Ayrıca önsözünde bazı öyküleri kendisinin de beğenmediğinden bahsetmiş. Ben de baştaki bazı öyküleri basit ve sıkıcı buldum açıkçası. Ancak kitap ilerledikçe bu düşüncemden utandım. Eğer olurda okursanız ya da okuduysanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Bu arada kitap yazıldığı dönemle birlikte ele alınınca çok başarılı bir kitap. Özellikle yazarın ömrünün hapishanelerde geçtiği düşünülünce yazara da hak veriyorum. Ancak ben bir hukukçu olarak bazı kısımları yanlış ve abartılı buldum. Ayrıca çocuklara ve kadınlara yönelik hassas(en hafif tabirle!) açıklamalar da vardı. Bunları açmayacağım ama belirtmem de gerekirdi. Ve bence en önemli konuya gelirsem kitaba ismini de veren “değirmen” hikayesi beni çok etkilemedi. Hatta bu hikaye sebebiyle kitaba önyargılı davrandım. Bir çingene ile kolsuz bir değirmenci kızının hikayesinden bahsediliyor bu kısımda.Fazla realist bakmış olabilirim. İçinde bulunduğum dönemde duygusallıktan uzak olduğum için de bu kısmı abartılı bulmuş olabilirim. Ama sebebi ne olursa olsun “değirmen” den daha iyi öyküler vardı kitap içerisinde. Bu iki kişinin öyküsü bana çok abartılı ve gerçeklikten uzak geldi. Son söz olarak lütfen bu kitabı okuyun ve lütfen okutun. Bana bu kitabı öneren @emineuslu_ ‘ya da çok teşekkür ederim. Gerçekten sayesinde kaliteli bir kitap okumuş oldum. İncelemi de kitap içerisinden şu
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2021 01:01
Birbirinden buruk, birbirinden hüzünlü ve birbirinden sürükleyici 16 öykünün bulunduğu; Sabahattin Ali’nin önsözde “İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.” notunu düşerek eleştiriye ve yoruma açtığı derleme bir eser. Özellikle bazı öykülerin başına taç takmak istedim. Yazar öykülerini 3 kategoriye ayırmış. Birinci kategorideki öyküler aslında en sevdiklerim. Daha çok bireysel konulara dönük bu öykülerde sanata, aşka, düşünmeye sevkeden karakterler ve olaylar örüntüsü şeklinde bir araya getirtilmiş. İkinci kısımda ise dönemin koşullarını, halkın maddi sıkıntılarını, haksızlığa maruz kaldığı için hapse giren köylüleri, yaşam mücadelesi verirken kana bulanmış çiftçileri görmediğimiz ya da görmek istemeyeceğimiz hayatın en çirkin yüzüne maruz kalmış Anadolu insanı öyküleri yer alıyor. Üçüncü kısımda ise devlet idaresinde yer alan makamların kişisel çıkarları uğruna mevcut görevlerini ne kadar haysiyetsiz ve çirkince kötüye kullanabileceklerini gözler önüne seriyor. Özellikle ikinci ve üçüncü bölümdeki öyküler birbirine benzeyen, okuyucuyu şaşırtan ve sorgulamaya sevk eden nitelikli yapıya sahip. Değirmen öyküsündeki Atmaca ise gönlüme taht kurdu. Her birini hiç ara vermeden okumak isteyeceğiniz öykü dizisi halinde nadide bir Sabahattin Ali klasiği… Tavsiyedir.
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 203. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2021 19:54
Sabahattin Ali'den Değirmen öykü kitabında birbirinden bağımsız farklı karakterleri harmanlayarak akıcı bir şekilde okuyucuya anlatmıştır. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Öykü
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
9/10
·144 syf.··
2020 223. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 09:32
Ya Sabahattin Ali,nasıl mükemmel bir kalemin var! 1 haftadır bataktayım ve resmen bırakamıyorum,evren de sürekli karşıma çıkartıyor okuyayım diye..Akıcılığa ve üsluba olan aşkımdan bütün kitapları tek oturuşta bitiriyorum..Oysa o kadar bitmesin istiyorum ki..O kadar olur. Değirmen,Sabahattin Ali’nin ilk öykülerinin barındırıyor. Şiirsel öykü. Değirmen öyküsünü okuduğunuz zaman diğerleri aynı tat ve hızla gelmeye başlıyor.Bir çift Kırlangıç’ın hikayesini, Bir Delikanlı’nın Hikayesi’de bir kadına duyulan özlemi,Bir Orman Öyküsü’nd o ustaca betimlemelerle hâlâ var olan doğanın katlediliyor oluşunu,Kanal’da bir halk destanını,Bir Komik-i Şehir’de taşrada yaşanan yolsuzlukları ve diğer bütün öykülerle beraber muhteşem bir çeşitlilik içinde dünya turuna çıkmış gibi hissedebilirsiniz!Ölmeden öncr yapılacaklar listenizde Sabahattin Ali öyküleri okumak,Sabattin Ali okumak yoksa,hemen eklemelisiniz,birçok şeyi kaybetmenize göz yumayabilirim.Keyifli okumalar!
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2021 14:40
Sabahattin Ali'nin bu kitabı üç kısım ve on altı hikayeden oluşmaktadır.Yazar ön sözünde kendisine yönelik eleştirilerde bulunmuş ve iyiyi kötüden ayırma külfetini okuyucuya bıraktığı için özür dilemiş. Ben okuduğum birçok hikayeyi beğendiğim. Kırlangıçlar,Değirmen,Viyolonsel,Kurtarılamayan Şaheser bunlardan birkaçı. Sevemediğim hikayeler olsada genel olarak okumaktan keyif aldığım bir kitaptı. Keyifli okumalar
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2021 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2021 14:24
Sabahattin Ali bu hikaye kitabında özellikle aşk üzerine çarpıcı betimlemeler ve tasvirler yapıyor. Bunun haricinde hikayelerinde özellikle "candarma eziyeti" konusu üzerinde duruyor. Hikayelerin yazıldığı döneme baktığımızda cumhuriyetin ilk yılları ve isyanların, karmaşanın olduğu bir dönem. Bu yüzden tema olarak bu kadar adaletsizlik, eziyet ve işkence konularını işlemesinin normal olduğunu düşünüyorum. Haricinde Sabahattin Ali kitabın ön sözünde bazı hikayelerinin sanat olarak bayağı olabileceğini ifade ediyor. Benimde özellikle "Bir Delikanlının Hikayesi" başta olmak üzere bazı hikayelere ısınamadığım oldu. Lakin yine de gayet akıcı ve güzel bir kitaptı. Keyifli okumalar...
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
incelemee
Puan vermedi
Sabahattin Ali kitabın başında şunları söyler; "İyiyi kötüyü ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim." Böyle mütevazi bir yazardan bu kadar güzel eser çıkmasına şaşırmamak gerekir. tavsiye ederim.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·144 syf.·
2020 7. kitabı
Sabahattin Ali'nin yazmış olduğu 3 romanını da bitirdikten sonra öykü kitaplarını okumaya karar verdim.Başlangıç olarak seçtiğim 'Değirmen' kitabı, yazarın da yazdığı ilk öykü kitabıymış. Kitabın kapağını açtığımda; " Şiir ve hikayelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum... ... İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. " Önsözüyle başlayıp ne kadar naif bir yazar olduğunu birkez daha anladım. Ve ardından ilkkez biyografisini okumak istedim.Çok zamansız bir şekilde öldürülmüş böyle iyi bir yazarımız.Her eserine daha farklı bakıyorum şuan daha çok sahip çıkmalıyız Türk edebiyatımıza ve Türk yazarlarımıza.. Bu kitaba gelirsek; 3 kısım 16 öyküden oluşuyor.Hepsi birbirinden güzel.Özellikle begendiğim hikayeler ; -Değirmen -Kurtarılamayan Şaheser -Viyolonsel Kendi tarzımın dışına çıktığım için ayrıca mutluyum. Hepsini bir anda okuyup bitirmek istemezdim :) Okudum ve sadece romanlar değil birbirimize böyle güzel hikayeleri olan kitaplarda tavsiye etmeliyiz diyorum.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
Sabahattin Ali
Puan vermedi·144 syf.··
2020 53. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2020 22:22
Bu aralar Sabahattin Ali kitaplarına takmış durumdayım Diğer hikaye kitaplarına göre en beğendiğim bu oldu aralarında. Belki de bu kitabın 3 Yada 4 hikayesinin sevgi ve aşk üzerinde durmasından kaynaklanıyor olabilir. En beğendiklerim arasında; Değirmen başı çekiyor, çünkü gerçek aşkı ve sevgiyi görüyoruz. Niyeyse beni fazla etkileyen hikâyeydi. Diğerleri ise Viyonsel ve Birdenbire Sönen kandilin Hikâyesi. Viyonsel de ölümden sonra bile eşine sadık kalan bir adamı, Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesin de ise olağanüstü, ürkütücü bir olayı görebilirsiniz.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2021 23:03
Değirmen | #değirmen Adı: Değirmen Yazarı: Sabahattin Ali Türü: hikaye (öykü), Türk klasikleri Sayfa: 140 sayfa #kitapalıntısı Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegane tesellimidir. (Bir Delikanlının Hikayesi) Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz... (Bir Ormanın Hikayesi) #kitapyorumu Çingeneler, yaz gelince kafile halinde köy köy dolaşır, konaklayabilecekleri, çadırlarını kurabilecekleri bir yer ararlar. Hikayemizin anlatıcısının kafilesi de konaklayacak bir yer ararken bir değirmene rastlarlar. Değirmenci ve köy halkının onları sevecenlikle karşılaması sonucunda da hemen oraya kamp kurarlar. Atmaca, bu kafilenin en yetenekli çalıgıcısıdır. Klarnetini üflediği zaman herkesi kendine hayran bırakır. Ayrıca yüzünün güzelliği ve vücudunun heybetiyle bütün kızların ilgisini çeker. Fakat o hiçbirine yüz vermez. Her gece değirmenin önündeki bir ağaca yaslanıp klarnetini çalar. Değirmenci ve kızı dahil herkesi mest eder. Değirmencinin kızı yıllar önce sağ kolunu değirmenin çarkına kaptırmıştır. Bu sebeple çocukluğundan beri yaşıtları eğlenirken o hasretle izlemekle yetinmiştir. Atmaca ve değirmencinin kızı zamanla birbirlerine aşık olurlar. Fakat kızıl olmayan kolu aralarına engel oluyordur. Atmaca'nın sevgisi ona acıma gibi geliyordur. Atmaca ise her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır. Bundan sonraki kısmını okuma zevkinizin bozulmaması için anlatmıyorum ama kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Özellikle 'Bir Ormanın Hikayesi' isimli hikaye, 90 yıl önce yazılmasına rağmen hala güncel olan bir meseleyi çok güzel anlatıyor.
İnceleme
DeğirmenSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201955,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.