Göğe Bakma Durağı (Seçme Şiirler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
19.159
Gösterim
Adı:
Göğe Bakma Durağı
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750813870
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
(Arka Kapak)
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

Turgut Uyar ile tanıştığım kitap olmuştur. Bu tanışmaya paralel olarak şöyle bir tezim var; mimarlıkta Rönesans Mimarisi ne ise, bundan böyle Turgut Uyar da benim için şiirin Rönesans mimarıdır. Böyle düşünmemin çeşitli nedenleri var elbette.

Turgut Uyar'ın seçme şiirlerinden oluşan Göğe Bakma Durağı kitabını okuduğumda İkinci Yeni Akımı'nın adeta bir Rönesans olduğunun farkına vardım. Çünkü, nasıl bir Ortaçağ Mimarisi o günün insanının sorunlarını açıklamaya yetmediyse -yani o zamanın şehirleri insan ihtiyaçları düşünülmeden tasarlanmışsa-, Garip Akımı da günümüz insanının sorunlarını açıklamaya yetmemiş. Çağdaş bireyin sorunlarını ele alabilmek için yeni bir imge kullanımının ve birey bazında çıkış yollarının bulunması gerektiği iddia edilmiş. Yani buradan anlıyoruz ki; Ortaçağ Mimarisi'nin ve Garip Akımı'nın o güne dek uzak durduğu çağdaş bireyin sorunları ve açmazlarına bir çözüm olarak Rönesans Mimarisi ve İkinci Yeni Akımı gibi farklı bakış açıları getirilmiş. Hatta şöyle küçük bir örnek vermek istiyorum : Şu anda evlerinizde kullandığınız pencerelerin boyutları insan ölçeğinde oldukları için Rönesans Mimarisi icadı pencerelerdir aslında. İşte tam da bu nedenle, Turgut Uyar'ın Göğe Bakma Durağı kitabında göğe baktığı pencerenin ne denli insan ölçeğinde olduğunu anladım. Bireyin sorunlarını çözmeden toplumun sorunlarını çözemeyeceğimizi anladım.

Turgut Uyar şiirinin içerik olarak bir başka belirleyeni de yükselen sol muhalefet ve gün geçtikçe etkinlik kazanan işçi hareketi ise Rönesans'ın da çıkış sebebi insanların kendi ihtiyaçlarını yaşadıkları şehirlerde karşılayabilecekleri bir ütopya hayaliyle başladı. Göğe Bakma Durağı kitabında da bu insanlaşma ihtiyaçlarının seslerini duyabiliyoruz aslında. "Kırlardan Geliyorlar" şiirindeki dükkanlara, depolara dayanabilmekten, katran kokusunun nasıl geçeceğine çözümler aramaktan dolayı ve eskiden bazı şeylerin yokluğunun farkındalığındayken artık bu şeyleri var gibi sayma umursamazlığından dolayı. "Arz-ı Hal" şiirinde ekmek derdi ve aşk derdinin artık Allah'ı bile unutturduğundan dolayı ve insanların artık hem sabun gibi dıştan temiz görünen bir maddeye hem de suya karışabildiklerinden dolayı.

Yani arkadaşlar; insanın derdi Turgut Uyar'ı gerdi demek istiyorum. Ama iyi ki de germiş. Ama iyi ki de biz yine hep göğe bakabiliyoruz. İyi ki Turgut Uyar toplumun ve insan ruhunun dertlerinin ilacı. İyi ki Turgut Uyar şiirlerine ve İkinci Yeni akımı eserlerine ekspresyonist bir gözle -yani sadece gözlerimizle değil aynı zamanda duygularımız ve ruhumuzla da- bakınca anlayabiliyoruz onları. İyi ki kanın, ateşin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı, böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde sen şiirlerini bize sunmuşsun. Yattığın yerde huzurla uyu Turgut Uyar, ama biliyorum ki sen esas o yattığın yerden göğe bakıyorsun, biliyorum. Sakın gözlerini açma derim sana çünkü kanımız hala doğru dürüst akmıyor, hala bir sürü çocuk ve masum öldürülüyor. "Hazırlandın Diyelim" şiirinde, silahımızın düşünce ve eleştiri değil her zaman asfalt ve beton olduğunu hatırlatıyorsun. "Sonsuz ve Öbürü" şiirinde, baskıyı, zulmu, kıyımı, açlığı bulmayı sana bıraktıkları için ben sana teşekkür ederim esas. İyi ki varsın, iyi ki Göğe Bakma Durağı'ndasın.
Bu kitap ince bir kitap, hani bazı liseli gençlerin ağızlarında pelesenk olmuş "çerezlik kitap (!)" olarak bahsedilenlerden. Turgut Uyar'ın Büyük Saat isimli kitabından seçilmiş şiirlerden oluşuyor bu "çerezlik kitap (!)". Madem bu kadar ince bir kitap bu, neden okunmuyor acaba? Hadi okuyorsunuz, neden içeriğini anlamaya çalışmıyorsunuz? Hadi okumuyorsunuz, neden o zaman kitapta var mı yok mu sorgulaması yapmadan, başkasına ait söz ve dizeleri bu "çerezlik kitaba (!)" ekliyorsunuz? Hadi gençler bilmiyor, farkında değiller, siz eyyy kıdemli site sakinleri! Siz neden bu "çerezlik kitapta (!)" olmayan dize ve sözleri beğeninizle destek çıkıyorsunuz?

"Tahammül gerek, özlem iyice arsızlaştı."

Turgut Uyar'a ait olmayan bu sözü birisi 2015 senesinde bu sitede paylaşmış, sonra başka birisi, bu sözü kitap alıntısı olarak bu ince kitaba eklemiş! Sonra başka biri zikredilen yanlışlığı bir daha yapmış, bu yanlışlık günümüze kadar devam etmiş. Paylaş babam paylaş!

"Keşke bir şiir okumuş
Bir kedi sevmiş olsaydınız
Belki bu kadar kirletmezdiniz birbirinizi."

Bu "çerezlik kitaba (!)" alıntı olarak eklenen başka bir Turgut Uyar'a ait olmayan dize. Hiç mi bu ince kitabı okuyan yok? İstatistiklere bakarsanız "1.130 okur okudu" olarak görünüyor. Hadi alıntıyı bu kitaba ekleyen genç, bilmiyor. Siz, doğruyu göstermekle yükümlü olan kitap okurları, sizler!... Okuduklarınız size ve başkasına fayda vermiyorsa boşuna kitap okuyorsunuz. Bütün bu yanlışlıklardan hepimiz sorumluyuz. Kimse "ben etliye sütlüye karışmam, kenarda dururum, yangının büyümesine müsaade ederim" anlayışıyla kurtuluşa ereceğini zannetmesin.
https://www.google.com.tr/...&bih=749#imgrc=_

Kitabı okuyanlar bu durumdan bi-haber, okumayanlar zaten bilmiyor. İşin cabası, kitabı okumayanlar da bu olmayan sözleri gerçek zannedip, "ben bu sözlerle şairi sevdim" yazıyor. Halbuki bilmiyor ki, şairin böyle sözleri yok. O zaman sen kimi sevdin ey okuyucu..?
Şiir okumayı çok seviyorum fakat Turgut Uyar'ın okuduğum ilk şiir kitabıydı. Kesinlikle de son olmayacağına eminim. Şiirlerinin çok farklı olduğunu farkettim. Bazen anlattığını daha iyi anlayabilmek için üzerinde düşünmek gerekebiliyor. Aşk, öyle bir işleniyor ki cümlelerin altına. Ben bu şaire hayran kaldım. En sevdiğim şiir şuydu bile diyemiyorum açıkçası. Hepsi birbirinden güzel ve farklı. Altını çizdiğim bir sürü cümle var. Şiir okumayı sevenler bu kitaba gerçekten bayılacaklar, şiir okumaya heves edenler içinde iyi bir başlangıç bence.




"şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı
varmadı yüreğime

için suçlu bir deniz gibi
dokunma yüreğime"
Mecaz şair lisanıdır derim hep. Turgut Uyar bu eserinde sanki yazdığı her kelimenin her cümlenin ardında saklanıyor açığa çıksın istemiyor ruhundan taşan duyguları.

Gizemli bir şehrin sokaklarını adımlar gibi, bazen mor çatılı evlerde bazen hiç bilinmeyenli denklemlerde ve alabildiğince "kan" kokusunda iklimlerde buluyorsunuz kendinizi...

Sonra bir tebessüm gibi düşüyor "Aşk" mısralara. Ah edemeyen özgür kelimelerin ve mavinin tonları arasında biraz da incinmiş bir aşıkla yürüyorsunuz meçhul bir zamanda.

Acı sağnak yağmurun pencerelere çarptığı gibi çarpıyor yüreğinize okudukça şiirleri. Sonra aniden durup "göğe bakalım" diyorsunuz hasret kalmış gibi uzaklardan. Kelimeler ve cümleler bambaşka bir tat bırakıyor dimağında insanın. Zamanın boyutu artıyor şairin akşamüstü yalnızlıklarında..

Neler geçmiyor ki aklımdan. Demli bir çay içimi huzuru içinde, yaz kapıda usul usul gelirken "haziran" serinliğinde ve karanlıklar içinde yakamoz ışıltısına dönüşürken uzaklarda kalmış evlerin ışıkları "Göğe Bakma Durağı" sessizce okunmuş olmanın utangaçlığını yaşıyor...

Sonsuzluğa adım atmak gibi...
Vasat bir şiir kitabı ve yazar isminin kendi cümlelerinden daha yüceliği…

Şiir tanımını hiç bilmeyen insanlar dahi, şiirin kişiye korku, üzüntü, mutluluk, öfke, coşku, ilham, istek, arzu, cesaret, huşu gibi duygu durumları aşılaması gerektiğini bilir. Bunların hiçbirini okuruna yansıtamayan bir şair, şair midir?

Kitabı evire çevire iki kez okumama rağmen, bana hitap edebilecek hiçbir şiire, şiiri geçtim dizeye rastlamadım. Bu kadar manasız sözcük dizilimleri benim gözümde dize, olmadı şiir kategorisinde ele alınamaz. Baştan sona bir fiyasko yaşadım ve kitabın hiç mi hiç beklentilerime karşılık vermediğini daha ilk otuz sayfada anlayıverdim.

Kitap iki sayfalık bir önsüz ile başlıyor ve hemen ardından elli adet şiiri barındırıyor içerisinde, en son sayfalarda ise yazarın özgeçmişi bulunmaktadır. Çerezlik kitaptır, istenildiği vakit iki saat içerisinde okuyup, bitirilebilir.

Sözün özü; elimde yazara ait üç tane daha okunmamış kitap vardır. Şimdi ki düşüncem Turgut Uyar kesinlikle bana hitap etmeyen birisidir. Bana göre okunulası bir kitap değildir. İçeriği şiir olduğundan dolayı okumanızı isterim. Belki sizin kaleminizdir Turgut Uyar.

Sevgi ile kalın…
Daha önce okumuş olsaydım bu kitaba inceleme yazarmıydım bilmiyorum çünkü pek eleştiri tarzında inceleme yazmayı sevmem ama dün Tayfun kardeşimin incelemesinde beğenmediğini ifade etmesi üzerine hemen okumak ve bu her yerde sözleri dolaşan bazı söz ve şiirlerini beğendiğim adamın nesini beğenmemiş görmek istedim. Bilmem, aynı fikirde miyiz.

Daha önce T. Uyarı sadece Göğe Bakma Durağı adlı şiirin ve yine ona ait olduğundan emin olmadığım sözlerin sahibi olarak tanıyordum bu gün bu kitabında kendisinin yeni akımın 3 atlısından biri olduğunu Tomris Uyarın eşi olduğunu ve buraya dikkat, yazmış olduğu ARZ-I HAL şiirinin ödül aldığını öğrendim. Zaten daha en başta bu şiir ile soğudum ondan bir yazarın veya şairin benimle aynı fikirde olması şart değil tabi ama ALLAH (C.C)'ye sözde halini arz ettiği bu şiir bence tam bir saçmalık. Bu kadar basite indirgenemez  şiir üzerinden örnek vereyim neden bunları söylediğime:

‘’Benim gibi kulun çok dünyada, allahım!...
eğer bilmiyorsan işte,haberin olsun.’’ Burada kara gecede kara karıncanın kara taşın üzerinde yürüdüğünü gören Rabbimin kendisinden bir haber olduğunu düşünüp kendi halini şikayet ediyor. Bu bana göre yanlış.

‘’Yazdıklarıma sakın darılma allahım!...
meleklerin sana bunları söylemezler.
artık, pek yarattığın gibi değil dünya
insanlar hem sabuna karıştı, hem suya:
ne olursun, hoşuna gitmedi ise eğer,
yazdıklarıma sakın darılma allahım!.‘’ Yine burada da bana sakın darılma diyerek bir nazlanma mı yapmış acaba dedim ama bu adam da nazlanacak bir ilahi aşk olduğunu sanmam burda da bence basite indirilmiş.

‘’Sana birşey soracağım, affet, allahım!...
baş vakit kızlar doluyor camilerine,
beyaz yaşmaklı, beyaz tenli, masum kızlar...
benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
sana birşey soracağım, affet, allahım’’ Burda yine cinlerim tepeme çıktı Alemlerin Rabbi olan ALLAH’ı kendi ile kıyaslıyor yetmezmiş gibi ‘’SANA’’ diye hitap ediyor.

‘’sen, bizim için hâlâ o ezeli sırsın.
sen de bizi bilmiş olsan, başkalaşırsın ‘’ de gelde bu adamın bu yazdıklarına ARZIHAL de. Sen diye hitap ediyor ve yine bizi bilsen diyor haşa O’nun bilmediği ve görmediği bir şey yokken. Bide yetmezmiş gibi başkalaşırsın diyor böyle bir şey var mı yaa bunun mantıklı bir açıklaması var mı.

Velhasıl beğenmedim
Her ne kadar devam etmek istemesem de bitirdim ve biraz Cemal SÜREYA tadı aldım yine aklıma takılan ve hoşuma gitmeyen kelime, cümle ve şiirler oldu bunlardan birini daha örnek vermek istiyorum. Artık okuyup okumamak size kalmış. Selametle...

Tanrı sen ne kadar güzelsin
bir hiç olarak
ormansın belki bilmiyorum
belki ormanda bir ağaçsın şuncacık
bir pazartesi günüsün
insanları dupduru edemeyen
bütün karayollarında ve demiryollarında
gider gelirim bütün dünyada
ama biliyorum Kırşehir’de mezarsın
bir kilisesin Kapadokya’da
sözgelimi yumurtada zarsın
ustasın sabahları yapmada
en katı yoklukları koyarak insanın içine
akşamüstlerinde biraz gaddarsın
sular ve zamanlar kararırken

ne yapalım
bari bağışlayalım birbirimizi.
bu aralar popüler olan bir cümle göğe bakalım göğe bakalım göğe bakalım
Allahtan bir dizide çıktı da ezberlediniz
kendileri Tomris yengemizi Cemal in ve Edib in elinden almıştır
son tavsiyem göğe bakın ama durak durak değil dudak dudak ezberleyin bütün şiirlerini
Kitabımız adını Turgut Uyar'ın aynı isimli şiirinden alıyor. Ayrıca en sevdiğim şiirlerindendir. Bu şiirini ilk kez Leyla ile Mecnun dizisinde duymuştum.(Bazı dizileri bu tutumlarından dolayı beğeniyorum.) Kitabın içerisinde Geyikli gece gibi diğer kitaplarında bulunan seçme şiirler de var. Her şiirinde, özellikle dizelerin bazılarında kaybolup durdum. Sadece bir dizesinde bile ne anlamlar çıkıyor. Sanırım son zamanlarda yaşadığım olayların etkisiyle bu şiirler beni daha çok etkiledi. Okuduğum ilk Turgut Uyar kitabı olarak ben çok beğendim. Şiirleri bazı şairlerimize göre çok da kapalı sayılmaz. Çok fazla anlaşılmazlıkları yok. Bazı şiirleri sanki normal yazıymış gibi gelebiliyor. Diğerlerini bilmiyorum ama şuan için ikinci yenilerden en sevdiğim şair oldu. Turgut Uyar'ı okuyalım. Dinleyelim. Söylemek istediklerine kulak verelim. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar…
Bir şiir kitabıyla yine beraberiz. Klasik cümlem: Şiir kitapları hakkında ne söyleyebilirsiniz ki. Edebi akımları öğrenmek lazım onu anladım. Yazarımız ikinci yeni edebi akımına dahilmiş yazılanlara göre. Bu kitapta her şiirini beğenir misiniz? Hayır. Ancak yine klasik cümlem olacak ama ruha dokunan tek satır varsa bile o tek satır için bu kitap okunur diyorum. İyi okumalar.

http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Okuduğumu bile işaretlemeyi unutmuşum. Bana hitap etmedi sanırım, şiir türü ile bir türlü anlaşamadık zaten. Niye bilmiyorum ama şiir kitabı okuyacağıma elim hep başka kitaplara gidiyor. Yani öylesine birkaç şiir okunak için bile gelmiyo içimden. Şiir insanı olmadığımı kabul etmem lazım belki de. İleride tekrar okuyabilirim, bakalım.
Bir kaç şiiri hariç, tarzının bana göre olmadığını fark ettim. Bu kitabı pek beğenmedim. Şiir okumaya yeni başladığımdan dolayı bana garip geldi biraz. Tabiki şiir okumaktan vazgeçmeyeceğim. Fakat tarzı bana göre değil biraz sıkıcı gibi. Sanirim daha duygu yüklü şiirler arıyorum o yüzden tarzı garip geldi bana. Her kitap okunmayı hak eder.
''ben bir gün giderim ki neyim kalır
eksik bıraktığım her şeyim kalır

yaz günü kim ister ki öldüğünü
eksik bıraktığım her şeyim kalır..''

dedikten sonra bir yaz günü eksik bırakıp şiirlerini gitti üstat uzaklara. Diline, üslubuna, özüne, sözüne tutulduğum kitap.
Okumadan ölürseniz biraz daha eksik gidersiniz sonsuza.
GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
Sizin Alınız Al İnandım,
Morunuz Mor Onada İnandım.
Tanrınız Büyük Amenna;
Hepinize İyi Niyetle Gülümsüyorum.

Hiçbirinizle Döğüşemem.
Siz Ne Derseniz Deyiniz;
Benim Bir Gizli Bildiğim Var.
Benim Dengemi Bozmayın..
ey canım, güzel yüzlüm
suyunda denizleri bulduğum
bilmediğim yerlerimdeki sancı
bana bir şey söyle güleyim
bir şey daha söyle
inandır

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Göğe Bakma Durağı
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750813870
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 3.628 okur

  • Şemsettin Ç.
  • Fa.
  • Kepilleus
  • Ramazan Adak
  • İ R E M
  • Seher Çakır
  • Fatih Yıldırım
  • serpil
  • İlknur yaprak
  • Arzu Sivri

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.2
14-17 Yaş
%12
18-24 Yaş
%31.5
25-34 Yaş
%33.1
35-44 Yaş
%10.7
45-54 Yaş
%2.2
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.7
Erkek
%27.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.9 (296)
9
%20 (174)
8
%22.4 (195)
7
%12.7 (111)
6
%5.2 (45)
5
%2.2 (19)
4
%1.1 (10)
3
%1 (9)
2
%0.9 (8)
1
%0.6 (5)

Kitabın sıralamaları