Madalyonun İçi (Bir Psikiyatrın Not Defterinden)

·
Okunma
·
Beğeni
·
16,3bin
Gösterim
Adı:
Madalyonun İçi
Alt başlık:
Bir Psikiyatrın Not Defterinden
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751409935
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Madalyonun İçi
Madalyonun İçi
Yıllardır "panik atak" yaşayan bir işadamı...
Kendini peygamber ilan eden bir doktor...
Çok temiz olmak uğruna evlerini "çöp apartman" haline getiren güzeller güzeli üç kız kardeş...
Kendini bildiği günden beri, babası başta olmak üzere, çevresindeki bütün erkeklerden dayak yiyen genç bir kadın...

Ağır ceza reisi bir babanın "fahişelik" mesleğini seçen kızı...
Radyo ve televizyonlardaki bütün şarkıların kendisi için çalındığını zanneden genç bir devlet memuresi...

Dünyaya kız olarak gelen ancak kendini erkek hisseden bir transseksüel...
368 syf.
·7 günde·10/10
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı bu. Diğerleri gibi bunun da bitmesini hiç istemedim.
Daha önce okuduğum kitaplarındaki gibi burada da ailenin, sevginin, ilginin, hoşgörünün önemi sık sık hatırlatılıyor. Bu sayılanlar olduğu veya olmadığı zaman hayatımızın nasıl değişebileceğini birkez daha görmüş oluyoruz.
Toplum sağlığı için okuyun, okutun
368 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı okuduktan sonra mesleğimi seçtim. İster psikoloji ile ilgili olun, ister olmayın, her insanın o dünyanın derinliklerine inmesini sağlayan, belkide orada gördüklerinden dehşete düşüren bir kitap. Bir psikiyatristin anılarını okumanın bana böylesine ilham verebileceğini hiç düşünmemiştim.
368 syf.
·10/10
Merhaba :) Çok severek okuduğum kitap hakkında bir şeyler yazmak istedim. Şimdiye kadar hep yabancı yazarların terapi kitaplarını okumuştum, ilk defa Türk bir yazarımızın kaleminden okuyacağım için büyük bir istekle almıştım lâkin küçük puntosundan dolayı ertelediğim bir kitaptı. Bir de zamanı değil gibi hissettim ve sonra kitap birden beni kendisine çekti, okumalısın beni dedi ve başladım. Zamanlaması çok iyiydi, o kadar iyi geldi ki.. Hepimizin yaşadığı kimine göre büyük kimine göre küçük kimseye anlatamadığımız hatta kendimizden bile sakındığımız, yediremediğimiz sıkıntılar var. Eğer o sıkıntılı zamanlardan birindeyseniz bu kitap sizi kurtarabilir. Çünki kitaptaki yaşanılan her hikâyede kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. Tam olarak o yaşanılanları yaşamamış olsanız bile belki bir cümle bile size, kendi hikâyenize ışık olabiliyor. Gerek bizim örf adetlerimize göre gerek farklı farklı yaşayış biçimlerine göre birçok hayatı ve yaşadıklarını akıcı, hoş bir dille yazıldığı için asla sizi sıkacağını düşünmüyorum. Herkesin okuyabileceği, kendini bulacağı ve iyi geleceği bir kitap. Lütfen alın okuyun hatta okutun! Keyifli, huzur dolu günler ❤︎
368 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap hakkında Prof.Dr Cengiz Güleç'in yorumundan bir parça "Bu kitap bir edebiyat yapıtı. İnsan ilişkilerindeki sorunlara ve insanın içsel yaşantılarına, değerler dünyalarına odaklanmayı meslek olarak seçmiş bir uzmanın, bunu nasıl bir estetik duyarlılıkla başarabildiğini maalesef Türk dilinde sıkça görebilmiş değiliz." Doğru söze ne denir!
368 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yazarımız bir psikiyatri doktoru olup hastalarıyla aralarında geçtiği diyaloglardan oluşturduğu bir kitap, diyeceksiniz ki nasıl hastalarıyla diyaloglarını yazabilir?   Şöyle ki hastaları kitap yazması için desteklemiş olup doktorumuz ne kadar izin almış olsa da hastaların kimliklerini değiştirmiştir ve de hastaların ruh sağlıkları bozuk olduğu için doktordan başka kimseye sorunlarını anlatmadıklarından dolayı kimse onları tanımamaktadır.

Şimdi gelelim kitabımıza kitap müthiş derecede etkileyici ve akıcı. Yazarın anlatım tarzından tutunda betimlemelerine kadar her şey çok düzgün. Bu kitaptan öğrendiğiniz şey ise şu oluyor hayat ne kadar da güzel halimize binlerce şükür diyorsunuz.
368 syf.
·5 günde·9/10
Hayatımızın her safhasında türlü türlü insanlarla karşılaşırız muhakkak. Yolda, otobüste veya misafirlikte. Herkesin bir derdi vardır elbette. Ama çoğu kez bu dertler gizlidir bir köşede. Kimi evinin bir odasında ruhuyla mücadele eder, kimi radyoda bir şarkı sözlerinin kendisine yazıldığını zanneder, kimiyse gün boyu banyoda kendini arındırır. Şizofreni tanısı konulmuş bir insanı görsek hemencecik ondan uzaklaşır, kendi yolumuza bakarız halbuki o kişilerden kaçtıkça onları daha yalnız bırakıp, daha çok hasta olurlar. İşte burda da devreye psikiyatrler girer. Hele de Gülseren Hanım gibi tecrübeli, hastanın bilinçaltına inmeyi başaran, hoşgörülü ve anlayan bir hekim olursa.

Eskiden çocukken hiç unutmam bir inşaatta çalışırken arka bahçede bir nine görürdüm. Bir çeşmenin başında bir elinde yaprakla o çeşmede ellerini yıkardı. Tabii bu işlem saatlerce sürerdi. Mesai bitip eve gitmeye karar verdiğimizde bile o hâlâ ordaydı. Çeşmeyi kapatırken de yaprakla kapatırdı. Ben de çok gülerdim, yanımdaki amcama da bu durumu söyleyip onunla içten içe alay ederdim. Amcam ise uyarırdı beni o kişi bir hasta, kaç kez yıkanırsa yıkansın arınmayacağını zannediyor diye söylenirdi. Şimdi şöyle geriye bakıyorum da benim alay edip güldüğüm o nine bu kitapta karşıma çıktı. Gördün mü bak, hasta olan bir ben değilim dedi. Ve böyle çevrede çok insan var. Hepsi çaresiz, yardım isteyen, sağlıklı bir yaşamın peşinde koşan kişiler... Düşünsenize 17 yaşında bir genç kız hiç durmadan banyo yapıyor, her tarafı süpürüyor, on kez ellerini yıkıyor fakat yine de arınmadığını düşünüyor. Ne kadar korkunç bir şey. Hem fiziksel hem ruhsal sıkıntı yaşıyorlar. Ve yine imdada Gülseren Hanım gibi psikiyatrler yetişiyor.

Bu eserinde de hekimlik hayatında karşılaştığı tüm hastaların yaşamlarını, duygularını aktarmış biz okuyuculara. Her biri farklı hayat her bir farklı acı. Bu insanlar hasta değil esasında. Sadece anlaşılmak isteniyorlar. Yalnız kalmamak, onlarla konuşmamızı talep ediyorlar. Bizler onları ne kadar dinlersek, onlar da o kadar iyileşmiş olurlar. Ayrıca neler yok ki bu kitapta? Cinlerle aşk yaşayan bir kızdan, kirlenir diye çöplerini atmayan çöp apartmana; eşi ile mesut olamayan hanımlardan, panik ataklı erkeklere kadar onlarca hastanın hikâyesini dinliyoruz. Gerçek bir hikâye hem de. Bunun yanında erkeklerin frijit bir kadına 'hayvanca' değil bir 'eşçe' yanaşmamızı tembihliyor Gülseren Hanım. Böylelikle o kadın bir gün ''Ben frijit değilim, kadınım ben sadece kadın,'' diyecektir. Ayrıca dul bir kadına boş kadın olarak değil bilakis her şeyi görüp geçirmiş 'kadın gibi bir kadın' gözüyle bakmamızı nasihat ediyor. Ve yazarımız bazı şeyler anlatmış ki hayret verici. En iyi üniversiteleri kazandı diye bir çocuğunuzu mutlu zannetmeyin diyor velilere. Çoğu hastası sınavları derece ile kazanan öğrencileri olmuş. Bir öğrenci varmış ki sınavı full yapmayayım diye 7 soru boş bırakırmış hep. Birinci olup ülke gündemine düşersem diye. Bu da kendi ruhunda ayrı bir problem bence. Diyeceğim şu ki; her daim kendimizi tanımalı ve depresyona girmiş her türlü insanı bir veba gibi değil, bizlerden yardım bekleyen bir insan olarak görmeliyiz. Saygılar...
368 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Gülseren hanım, siz belki yüzbinlerce hastanı tedavi etmişsinizdir. Ama bu kitapları yazarak tüm toplumu iyileştiriyorsunuz. Bu kitap hem toplumun ''ruh doktoru'' algısını değiştiriyor, insanın ruhunun da hasta olabileceğinin normal bir şey olduğunu, ayıplanacak bir durum olmadığını gösteriyor, hem de psikiyatrik semptomların öğrenilmesi açısından çok güzel örnekler içeriyor. Mutlaka okunulması gereken, çok güzel bir kitap.
368 syf.
·Puan vermedi
Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da toplumun farklı kesiminden insanlarımızın yaraları ve bu yaraların bazılarının iyileşme süreci bazılarının ise kangrenleşme süreci anlatılıyor.
Bu kitapta yazarın diğer kitaplarındaki hikâyelerden sayıca daha fazla hikâye ile karşılaşıyoruz. Yazar, herkese bir parça dokunmak istemiş.
Dışarıdan bakıldığında her ne kadar iyi görünse de herkesin sorunları vardır hayatta. Sorunsuzluk başlı başına bir sorundur zaten. Nasıl ki vücudumuz ağrıdığında o bölümle ilgili bir uzmana, doktora görünüyorsak ruhumuzun da doktora ihtiyacı olabiliyor. Hem de biz yok zannederken sinsice yayılıyor beynimizden ruhumuza ve tüm vücudumuza.
Toplumdan herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap. Normallerin rahatsızlık, rahatsızlıkların da normallik olabileceğini görüyoruz.
Bizim toplumumuz her ne kadar eskisi kadar olmasa da gelenek göreneklerine bağlı, ailevî değerleri, toplumsal normları olan bir toplum. Bu görünmez kuralların hayatımıza olumlu olumsuz, fark ettiğimiz etmediğimiz etkileriyle karşılaşıyoruz.
Yine en çok karşımıza çıkan en önemli noktalardan biri ise geçmiş yaşantılarımız. Anne karnından hatta çok çok öncesinden tutun da şuna kadar, şu anda bile olan yaşantılarımız biz farkında olmadan hayatımızı, kaderimizi etkiliyor. Bunu dışarıdan başkasının hayatına bakar gibi bakıp görmemiz zor maalesef. Yazarın bu kitabı ile diğer kitaplarında olduğu gibi geçmiş yaşantımızı ve bunun hayatımıza etkilerini inceleyip değerlendirebiliriz.
Oldukça akıcı, dili sade, kolay okunabilir bir kitap.
Kitap yazara dair okuduğum ilk kitaptı.Oldukça etkileyici bir o kadar sorgulayıcı..Bu kitabı okuyunca bir çok vakalara şahit oluyorsunuz.Acılar,var olan mutlulukları gölgeliyor..Yaşanılan hayattan tad almasa da insan o hayatı idame ettirmek için sarf ettiği çabaya şahit oluyorsunuz..Yazarın ilk kitabı.Devam eden diğer kitaplarda hastalarından aktardığı hayat hikayeleri ile dolu..Yazı dili akıcı..Bir çırpıda okumak için gayretleniyorsunuz..İyi okumalar..
368 syf.
·13 günde·7/10
Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum ikinci kitabı ve muhtemelen son kitabı olmayacak.İki kitapta da çok akıcı ve çok temiz bir türkçe kullanılmış. Kitap oldukça ağır psikolojik sorunları olan insanların hayat hikayelerini içeriyor. Kitapta da özellikle bahsedildiği gibi aile kavramının ne kadar önemli olduğunu insanların bir yere ait olma hissinin doldurulamayışının ilerde çok büyük psikolojik rahatsızlıklara neden olabileceğini yazar üstüne bastıra bastıra bizlere anlatıyor. Kitabı okurken kendi adıma söylemeliyim ki ne kadar mükemmel bir aileye sahip olduğumu tekrardan anladım ve okudukça şükrettim. Hayat bazılarımız için çok zor yaşamak bazılarımız için eziyet gibi görünsede iyileşen çoğu hastanın da dediği gibi hayat kesinlikle huzur içinde yaşamaya değer.
Şu kadınlar ne garipler. Duygusal durumları ne kadar çabuk değişebiliyor. Küçücük şeylerden nasıl da hemen etkileniveriyorlar. Bir anda dünyanın en mutsuz kederli en suçlu insanı iken, nasıl da kolayca gökyüzünün en üst katına çıkabiliyorlar. Sevgileri, tutkuları uğruna neleri göze alabiliyorlar. Onlar için yaşamın temel şartı “ sevilmek, aşkla, tutkuyla, sonsuza kadar sevilmek ve asla vazgeçilmemek” her şeyi affedebilirler ama “ sevilmemeyi” asla ..Sevgisiz bir dünyada kadınlara yer yok!!
“Çocuklardan Tanrı’ya Mektuplar” diye bir kitap var okudunuz mu?

-okumadım.

Çocuklardan biri şöyle yazmış Tanrı’ya: “insanların ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine, neden elindekileri tutmuyorsun?”
Güneş gitti yine karanlıkta kaldım. Yıllardır alışkınım ben ışıksız yaşamaya. Ama güneşi bir kez görünce karanlığa dayanamıyor insan.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Madalyonun İçi
Alt başlık:
Bir Psikiyatrın Not Defterinden
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751409935
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Madalyonun İçi
Madalyonun İçi
Yıllardır "panik atak" yaşayan bir işadamı...
Kendini peygamber ilan eden bir doktor...
Çok temiz olmak uğruna evlerini "çöp apartman" haline getiren güzeller güzeli üç kız kardeş...
Kendini bildiği günden beri, babası başta olmak üzere, çevresindeki bütün erkeklerden dayak yiyen genç bir kadın...

Ağır ceza reisi bir babanın "fahişelik" mesleğini seçen kızı...
Radyo ve televizyonlardaki bütün şarkıların kendisi için çalındığını zanneden genç bir devlet memuresi...

Dünyaya kız olarak gelen ancak kendini erkek hisseden bir transseksüel...

Kitabı okuyanlar 1.994 okur

  • Özge afsar
  • Aylin Dönmez
  • Martina Angelova
  • Seval AKGÜL
  • Rabia Aydın
  • Nursen Arslan
  • Leyla Taner
  • Selin Toprak
  • Selcen ORHAN
  • Tuba Evlek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.8
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%16.2
25-34 Yaş
%18.9
35-44 Yaş
%40.5
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%87.3
Erkek
%12.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.8 (114)
9
%9 (61)
8
%6.9 (47)
7
%2.7 (18)
6
%1.2 (8)
5
%0.3 (2)
4
%0.3 (2)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları