Giriş Yap

Gülseren Budayıcıoğlu

Yazar
8.5
19,1bin Kişi
Tam adı
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
Unvan
Türk Psikiyatrist, Yazar
Doğum
Ankara, Türkiye, 1947
Yaşamı
Eğitim : İlk ve Orta Öğrenim- TED Ankara Koleji, 1965 Üniversite- Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1965-1972 İhtisas- Hacettepe Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü, 1972-1977 Tıp öğrenimi sırasında önce TRT Ankara Radyosu’nda, daha sonra da TRT televizyonunda 5 yıl boyunca kadrolu spiker ve sunucu olarak görev yaptı.. 1977’de uzman oldu ve 1982 yılına kadar aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak meslek yaşamına devam etti. Bu dönemde bir yıl süreyle, Hacettepe Üniversitesi ve TRT'nin iş birliği ile hazırlanan ve TRT Televizyonlarından canlı olarak yayınlanan, "İnsan ve Dünyası" adlı sağlık ve eğitim programlarında, yapımcı ve sunucu olarak görev aldı. 1982 yılında Üniversite'den ayrıldı. 2005 yılına kadar, Ankara'da serbest hekim olarak çalıştı. 2004 yılında, farklı tanı gruplarından hastalarıyla görüşmelerini bire bir kaleme alarak Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan "Madalyonun İçi" adlı kitabı yazdı. 07.03.2005 tarihinde en büyük hayalini gerçekleştirerek, her kesimden insanın sosyal  güvencelerini kullanarak başvurabileceği, T.C. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı Ankara'nın ilk özel psikiyatri merkezi olan "Madalyon Psikiyatri Merkezi” ni kurdu. 2013 Şubat ayında, Madalyon Psikiyatri Merkezi İstanbul şubesini kurdu. 2008 yılında "Günahın Üç Rengi" ve 2011 yılında “Hayata Dön” adlı kitapları yine Remzi Kitabevi tarafından yayınlandı. Eşini 2007 yılında kaybeden ve iki çocuğu bulunan Budayıcıoğlu, halen ülkemizin en büyük özel psikiyatri merkezi olma özelliğini koruyan Madalyon Psikiyatri Merkezi’nin başkanı olarak meslek yaşantısını sürdürürken, bir yandan da hastaları ile yaptığı görüşmeleri bire bir anlatan, psikiyatriyi kuramsal olmaktan çıkarıp pratik yaşam içinde kitlelere sunan kitaplar yazmaya devam etmektedir. Yayınları: Madalyonun İçi, Bir Psikiyatristin Not Defterinden-(Psikolojik Roman) (2004)Remzi Kitabevi Günahın Üç Rengi, Madalyonun Öteki Yüzü-(Psikolojik Roman) (2008) Remzi Kitabevi Hayata Dön-(Psikolojik Roman) (2011) Remzi Kitabevi

İncelemeler

Tümünü Gör
384 syf.
·
6 günde
Geçmiş aslında hiç geçmezmiş efendim!
Çocukluğumuzda yaşadığımız travmalar ile aldığımız yaralar, kimliğimizin ve kişiliğimizin bir parçası haline dönüşerek bizi bir ömür boyu yönlendiriyor ve yönetiyor. O nedenle hangi yaramızın kabuğunu kaldırsak, hangi acı ve ıstırabımızın arkasına baksak altından bir şekilde çocukluğumuz çıkıyor. Ama çoğu zaman çocukluk yaşantılarımızın kaderimiz haline dönüşüp, bizi yönlendirdiği ve yönettiğinin farkında bile olmuyoruz. Yaşamımızın bir anında onlarla yüzleşip, seçimlerimizi değiştirene kadar da içine düştüğümüz girdaptan kendimizi kurtaramıyoruz.   • • • Bu gerçeği
Gülseren Budayıcıoğlu,
daha önceden okuduğum “
Günahın Üç Rengi
” ve “
Camdaki Kız
” kitaplarında olduğu gibi bu defa “
Kral Kaybederse
” adlı eserinde Kenan Bey, Handan Hanım ve Fadi’nin hikâyesi üzerinden anlatıyor bizlere. Kenan Bey, uzun boylu, yakışıklı, zengin, tüm kadınların kendisine hayran, tüm erkeklerin de kendisini kıskandığını düşünen bir kişidir. O gerçek sevginin, saygının, sadakatin ve paylaşmanın ne olduğunun farkında bile değildir. Onun yaşamının biricik amacı vardır, daha fazla kadının hayranlığını kazanmak ve geçici de olsa daha fazla kadınla beraber olabilmektir.  • • • Budayıcıoğlu, Kenan Bey, Handan Hanım ve Fadi’nin hikâyesini öyle güzel anlatıyor ki farkında olmadan çocukluk yaşantılarınızı, annenizin ve babanızın size olan davranışlarını, yaşamın amacını, kadınların ve erkeklerin yetiştirilme kodlarını, toplumun gelenek ve göreneklerini, yoksulluğu, zenginliği, kendi ayakları üzerinde durmanın ne anlama geldiğini, sevgiyi, saygıyı, sadakati ve paylaşmayı bütün boyutlarıyla sorguluyorsunuz. Bilinçaltınızın dehlizlerinde, kalbinizin ve ruhunuzun arka odalarında dolaşıyorsunuz. Sizi siz yapan tüm değerlerinizi, kimliğinizi, kişiliğinizi, karakterinizi, huy ve mizacınızı bir masaya yatırıp gözden geçiriyorsunuz. Kader motifinizi keşfedip, seçimlerinizi ve kendinizi anlamaya çalışıyorsunuz.    • • • Doğrusu kitabın başlarında Kenan Bey’in yapıp ettiklerini ve özellikle de kadınlara yaklaşımını okudukça “bir erkek asla böyle olmamalı” deyip çok kızıyor ve öfkeleniyorsunuz. Onun hikâyesini bütün boyutlarıyla okuyunca da hem mağdur ettiği kadınlara hem de onun düştüğü hallere çok üzülüyorsunuz.  Özellikle kitabın sonunda “kral kaybederse”nin cevabını okurken
Lev Tolstoy
’un “
Diriliş
”indeki Prens Nehludov’un hikâyesine gidip geliyorsunuz. Bir insanın hangi yaşta ve hangi konumda olursa olsun değişebileceği ve dönüşebileceğini görüyorsunuz. Bunun için gerektiğinde bir psikolog ya da psikiyatristen yardım almanın önemini ve insanın kendisiyle yüzleşmesinin ne anlama geldiğini daha iyi kavrıyorsunuz. • • • “Kral Kaybederse”,  her ne kadar bir roman olsa da yaşanmış hikâyelerden hareketle kaleme alındığı için insanı çok derinden etkiliyor. O nedenle birçok satırında okuyan herkesin kendisiyle karşılaşabileceği bir eser olduğunu düşünüyorum. Kendini bir aynada seyredip, tüm yönleriyle sorgulayarak bugün ve yarınlarını inşa etmek isteyen okurlara bu eseri mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. Özellikle de “Hiçbir şey için geç değil” sözünün ne kadar doğru olduğunu görmek isteyen okurlara…   İncelememe Oğuz Atay’ın kitabın ruhunu yansıttığını düşündüğüm “Geçmiş aslında geçmezmiş efendim. Hep bir köşede yerinden çıkmak için geceyi beklermiş” sözüyle son verirken herkese keyifli okumalar dilerim! 
Kral Kaybederse
8.7/10 · 13,3bin okunma
·
Reklam
352 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gülseren Hanımın kaleminden okuduğum ilk kitap yıllar önce ilk çıkardığı kitap olan "Kral Kaybederse" kitabıydı. Akabinde başka kitaplarını da okudum, severek takipte olduğum bir isimdir. Son zamanlarda kitaplarından uyarlanan diziler sayesinde duymayan kalmadı. Hakkı olarak çok daha fazla tanındı eserleri de doktor hanımın kendisi de. Gerçek hikayeler olması nedeniyle dikkatimi çekmişti ilk başta hala da en büyük etken budur benim için. Bu kitap da dizi başlayınca ki dizi izleme konusunda çok sabırlı değilimdir iki bölüm bile izleyemedim ve merak ettim, alıp okudum. Çok beğendim her zaman olduğu gibi, bütün kitaplarını severek okudum. Elbette en büyük favorim ilk kitabı hala. Özellikle bu kitapta bizim insanımızı, yaşadığımız coğrafyada yer alan halkımızdan karakterleri gerçek olduklarından büyük olasılıkla çok şahane işlemiş ve aktarmış. Sanki elleriyle almış nazikçe hiç bozmadan sayfalara kondurmuş. Diziden değil ama kitaptan çok keyif aldım demek adetten olmuş ama zaman zaman içime taş oturdu, gözyaşlarım kendiliğinden aktı. Çünkü hayatta insanın insana yaptığını kimse yapamıyor ve yaşanmış olaylar olması ve hala benzerlerinin yaşanmaya devam etmesi sebebiyle ister istemez insanı fazlaca etkiliyor. Dizilere uyarlanırken bazı ufak tefek değişiklikler yapmak zorunda kalıyorlar gördüğüm kadarıyla. Bazı kişiler fazla dramatik buluyor, laf aramızda ağır geliyor ve kimi insan izlemeye bile dayanamıyor. Anlaşılmayacak bir durum değil çünkü gerçek hayat cidden ağır olabiliyor ve çoğu insan stres atmak amaçlı dizi izliyor, daha fazla üzülmek için değil. Elbette anlayış gösterebiliriz ama yabancı diziler var, anmayacaktım ama Hint dizileri hele hele eskileri çok aşırı drama yüklü, onları izliyoruz ama kendi ülkemizin yaşanmışlık yüklü dizlerini izlemekte zorlanıyoruz. Neysem tercih meselesi deyip çok uzatmayayım. Asıl demek istediğim dizi olduğu için ve çok bölüm çekmeleri gerektiği için değişiklikler yapıyorlar. Fakat çok dikkatimi çekti en az bir doktora danışmadan bu değişiklikleri yapmıyorlar. Takdir ettim çünkü bu gibi ayrıntılar karakterleri daha gerçekçi kılıyor. Kötü tarafı ise benim gibi kitaplarını okuyan kişiler dizileri izlemekten keyf alamıyor. En azından şahsen kitapların verdiği tadı bulamadığımı söyleyebilirim. Hoş dizilerle aram çok iyi sayılmaz. Ve bu tarz kitapları sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Şahsen Gülseren Hanım'ın kitaplarını her zaman bir defadan fazla okurum. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Camdaki Kız
8.2/10 · 20,1bin okunma
·
1 yorumun tümünü gör
400 syf.
·
31 günde
·
Puan vermedi
Bir kız çocuğu daha ne kadar acı çekebilir diyebileceğiniz bir hikaye...
O kadar yoğun, karmaşık, anlamsız bir vaktime denk geldin ki seni iki defa okumak zorunda kaldım. Yine muhteşem bir kitap kendinizden hayatınızdan birseyler bulacağınız kendinizi sorgulayacaginız gerçek yaşam hikayesi. Ahh Ala senin için yazabilecegim çok az şey var ve sadece şunu demek istiyorum bir kız çocuğu daha ne kadar acı çekebilir ve bu kadar acılarla nasıl cok iyi bir avukat olunabilir gosterdin bize... umarım çok iyi yerlerdesin en yükseğe çıkacağım demistin inşallah hırsına yenilip yine en dibe gelmemissindir... Yazarın da dediği gibi bu hikaye burada bitmedi ve gerçekten devamını çok merak ediyorum tadı damağımda kaldı...
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42