8,7/10  (19 Oy) · 
37 okunma  · 
27 beğeni  · 
1.173 gösterim
Psikiyatrist Budayıcıoğlu'ndan roman tadında bir anlatı...

Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız... O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikâyeler dökülüyor ortaya.

Genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinde gücün analizi... 18. yüzyılda adına "Fısıltı Sanatı" dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri... Çariçe Katerina'nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı... Eva Peron'un ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikâyeleri ve daha niceleri...

Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikâyesi başlıyor. Öyle bir hikâye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.

Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi... Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı öyküsü
(Tanıtım Bülteninden)
Selin* 
18 May 22:32 · Beğendi

... O yaşadıklarımı biri siliverse dedim yıllarca. Biri gelse, eline bir ateş çubuğu alsa, beynimin o bölgesini yaksa! Kendi etimin kokusu gelse burnuma! Beynim yanıyor desem... Ama bir yandan da o yanık kokusunu derin derin içime çeksem... Oh desem, yandı işte... Kurtuldum... Bir daha hiç hatırlamayacağım o anları...

İrem Tetik 
27 Mar 14:17 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Aslında bu incelemeyi Gülseren Budayıcıoğlunun tüm kitapları için okuyabilirsiniz. Bazı kitaplar var okuduğum yine psikolojik roman ama sanki psikoloji okuyan insan daha çok zevk alır. Ama bu kitaplar boğucu terimler olmadan insanı sıkmadan akıcı bir şekilde okuduğum çok ama çok beğendiğim kitaplar oldu. Psikoloji roman sevmiyorsanız bile birine şans verip okuyabilirsiniz. Kitapta farklı hikayelerle farklı hastalıklar ele alınmış tek hikaye şeklinde olmadığı için sıkmıyor kitap. Kitapta hastalarıyla iç içe bir doktor görüceksiniz anlatım o kadar tatlı ki okurken keyif alıcaksınız.

seher 
05 Kas 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Psikiyatr Doktor Gülseren Budayıcıoğlu’ nun ilk okuduğum kitabıydı. Kitaptaki olaylar yazarın yöneticiliğini yaptığı Madalyon Klinik’te geçiyor. Yani bir anlamda kliniği ve çalışmalarını anlatıyor .Kitapta çeşitli hastalarla olan diyalogları anlatılırken insanın ruh sağlığını kaybetmesinin an meselesi olduğunu görüyorsunuz. Olaylar daha çok bir hasta üzerinden anlatılıyor .Gülseren Budayıcıoğlu iletişim kuramadığı bir hastasına tarihten ve yaşamdan alınmış birbirinden çeşitli hikayeler anlatarak onun hakkında bilgi edinmeye çalışıyor.Kitap Türkiye de insanların yaşama mücadelesi verirken ne kadar yıprandığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. İnsan ruhuna, psikolojisine, iç dünyalara merak ediyorsanız kitabı okuyabilirsiniz .

Rabia Özen 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Enfes
Öncelikle kitap aşıklarına merhaba! Az önce Gülseren hanımın üçüncü kitabını bitirdim ve hala daha kitabın etkisinde olduğumu söylemem gerekiyor.. ''Madalyonun içi- Günahın üç rengi- Hayata dön'' basım tarihlerine göre sıralayarak okudum ve bu yazarı kitap arayışında olan herkese öneriyorum anlatış biçimi akıcı betimlemeleri enfes hastalarıyla diyalogları muhteşem derecede, binlerce hayranı var ve ben de onlardan bir tanesi olmaktan gurur duyuyorum :) Kitaplarını okurken içinde kendinizi bulacağınız insan olduğunuzu bir kere daha hissedeceksiniz mutlaka okuyun pişman olmayacaksınız!!
Sevgilerimle..

yasemin buran 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

kitap sizi içine öyle bir çekiyor ki sanki gerilim filmi izlemiş gibi oluyorsunuz tavsiye ediyorum.. ne yaşamlar ne hazin hikayeler varmış dedim ve kendimi hüzünlenmekten alıkoyamadım :(

Asiye Yıldız 
15 Mar 21:13 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gülseren Budayıcıoğlu'na hayranım. Kitap roman tarzında yazılsa da psikiyatrist yazarın kendi hastalarının hikayelerinden oluşuyor. Bu kitapta Ala'nın hikayesini okuyoruz. Ala'nın hayatı beni derinden etkiledi. Tabii bunun yanında diğer hastaların öykülerini ve Gülseren hanımın kendi hayatını anlattığı bölümleri de var. Beğenerek okudum.

Kitaptan 11 Alıntı

seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnanç ve şüphe gece gündüz gibidir,birbirinden ayrılmazlar.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 160)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 160)
seher 
05 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Genelde ruh sağlığı en yerinde olan insan bile çoğu zaman yarımdır. Bunu genelde hep hissederiz ama bilinçli bir yorum yapamayız. Bu yarım hissedişe hep bir bahane buluruz. Şu da yok ondan bu olsaydı şöyle olurdu gibi. İnsanlar kendilerine eş seçerken bile genellikle bazı şeyleri hep atlarlar. Güzel mi, iyi huylu mu, beni seviyor mu, dürüst mü, eğitimi nedir gibi önemli ama çok yetersiz bilgilerle hareket ederler. En önemli şey kişinin tarihidir. Çünkü tarih hep tekerrür eder.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 396)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 396)
seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kişi doğduğu günden beri o kadar çok haksızlığa uğramıştır ki,buna isyan etmeyi bile bilmez ve kölelik ruhu giderek tüm içini kaplar.Böyle insanlar kendine saygı duymayı,kendini önemsemeyi hiç öğrenemeyenler arasınsan çıkar ve hep otoriteye boyun eğerler.İşte bu yüzden ezilen halklar Hitler gibi insanları destekler,adı demokrasi olan ama demokrasinin hiç uygulanmadığı ülkelerde de ısrarla onlara oy verirler

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (223)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (223)
seher 
 04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Psikiyatriye gelen insanların zeka seviyeleri, yetenekleri, iç dünyalarının zenginliği her zaman toplum ortalamasının üzerindedir.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)
seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Düşünüyorum da,insanı yine başka insanlar üzüyor en çok...........
Taptığı,hayran olduğu,değer verdiği,muhtaç olduğu ve çok sevdiği insanlar.............

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)
seher 
03 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Şehrin sesi geliyor kulaklarıma.Her şehrin görüntüsü kadar sesi de ,kokusuda farklıdır.Ankara bu anlamda kendini aşan bir şehirdir.İnsanda bağımlılık yaratan,kendine has kekremsi bir tadı vardır Ankara'nın .
Tıslayan bir düdüklü tencereye benzer.Tısladıkça etrafa is,pas,buhar ve bolca umut saçar.Ezan sesleriyle korna sesleri birbirinin içinde erir.Ve bazen gülen.bazen ağlayan bir şehrin tıslamasını duyarsınız

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 7)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 7)
seher 
 03 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Mutlu olmak ,iyi ki varım ,iyi ki yaşıyorum ve iyi ki bu güzellikleri görebiliyorum diyebilmek için öncelikle dünyaya insan olarak gelebilmek gerekiyor.Sonra da mutlu olmaya karar vermek.....
Bir gün nasıl olsa ölüp gideceğini ,her şeyin biteceğini bilen insanoğlunun hayatta mutlu olabilmesinin tek yolu işte bu.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 6 - Remzi Kitapevi)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 6 - Remzi Kitapevi)
ozge 
27 Oca 01:35 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Güç, çok güçlü bir miknatistir ve güce tapanlari kendine çeker.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 143)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 143)
seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Adam zihninde ..............koca bir dünya kurmuş.........o dünyanın tek tek kurallarını belirlemiş............ve bütün insanların hiç fark etmeden ............bu görünmez kurallar içinde hareket ettiğini anlatmış...........Az şey değil doğrusu!

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 261)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 261)
2 /