8,7/10  (44 Oy) · 
84 okunma  · 
62 beğeni  · 
10.284 gösterim
Psikiyatrist Budayıcıoğlu'ndan roman tadında bir anlatı...

Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız... O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikâyeler dökülüyor ortaya.

Genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinde gücün analizi... 18. yüzyılda adına "Fısıltı Sanatı" dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri... Çariçe Katerina'nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı... Eva Peron'un ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikâyeleri ve daha niceleri...

Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikâyesi başlıyor. Öyle bir hikâye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.

Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi... Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı öyküsü
(Tanıtım Bülteninden)
İrem Tetik 
27 Mar 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Aslında bu incelemeyi Gülseren Budayıcıoğlunun tüm kitapları için okuyabilirsiniz. Bazı kitaplar var okuduğum yine psikolojik roman ama sanki psikoloji okuyan insan daha çok zevk alır. Ama bu kitaplar boğucu terimler olmadan insanı sıkmadan akıcı bir şekilde okuduğum çok ama çok beğendiğim kitaplar oldu. Psikoloji roman sevmiyorsanız bile birine şans verip okuyabilirsiniz. Kitapta farklı hikayelerle farklı hastalıklar ele alınmış tek hikaye şeklinde olmadığı için sıkmıyor kitap. Kitapta hastalarıyla iç içe bir doktor görüceksiniz anlatım o kadar tatlı ki okurken keyif alıcaksınız.

Rabia Özen 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Enfes
Öncelikle kitap aşıklarına merhaba! Az önce Gülseren hanımın üçüncü kitabını bitirdim ve hala daha kitabın etkisinde olduğumu söylemem gerekiyor.. ''Madalyonun içi- Günahın üç rengi- Hayata dön'' basım tarihlerine göre sıralayarak okudum ve bu yazarı kitap arayışında olan herkese öneriyorum anlatış biçimi akıcı betimlemeleri enfes hastalarıyla diyalogları muhteşem derecede, binlerce hayranı var ve ben de onlardan bir tanesi olmaktan gurur duyuyorum :) Kitaplarını okurken içinde kendinizi bulacağınız insan olduğunuzu bir kere daha hissedeceksiniz mutlaka okuyun pişman olmayacaksınız!!
Sevgilerimle..

seher 
05 Kas 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Psikiyatr Doktor Gülseren Budayıcıoğlu’ nun ilk okuduğum kitabıydı. Kitaptaki olaylar yazarın yöneticiliğini yaptığı Madalyon Klinik’te geçiyor. Yani bir anlamda kliniği ve çalışmalarını anlatıyor .Kitapta çeşitli hastalarla olan diyalogları anlatılırken insanın ruh sağlığını kaybetmesinin an meselesi olduğunu görüyorsunuz. Olaylar daha çok bir hasta üzerinden anlatılıyor .Gülseren Budayıcıoğlu iletişim kuramadığı bir hastasına tarihten ve yaşamdan alınmış birbirinden çeşitli hikayeler anlatarak onun hakkında bilgi edinmeye çalışıyor.Kitap Türkiye de insanların yaşama mücadelesi verirken ne kadar yıprandığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. İnsan ruhuna, psikolojisine, iç dünyalara merak ediyorsanız kitabı okuyabilirsiniz .

yasemin buran 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

kitap sizi içine öyle bir çekiyor ki sanki gerilim filmi izlemiş gibi oluyorsunuz tavsiye ediyorum.. ne yaşamlar ne hazin hikayeler varmış dedim ve kendimi hüzünlenmekten alıkoyamadım :(

OkurYazar Kıvırcık 
 13 Oca 18:16 · Kitabı okudu · 5 günde

Elimdeki birkaç kitaba nazaran Hayata Dön'ü geride bırakıp yazarın bir diğer kitabı Kral Kaybederse kitabını okumaya başladım.

Öncelikle Gülseren Budayıcıoğlu adını İstanbullu Gelin dizisinin jeneriğinde görmüş, umursamamıştım. Daha sonra bookstagramlardan birinde dizinin Budayıcıoğlu'nun Hayata Dön kitabından uyarlama olduğu yorumunu görünce daha çok dikkatimi çekti. Bulduğum ilk fırsatta da kitabı gözüm kapalı aldım.

İlk başta kitabın kurgu üzerine oluşturulmuş eser olduğunu ve Gülseren Budayıcıoğlu'nun da (sadece) yazar olduğunu düşünüyordum. Fakat araştırınca yazarın aslında psikiyatrist olduğunu ve Hayata Dön isimli kitabında da kliniğine gelen hastalarının hayat hikâyelerinden yararlandığını öğrendim.

İtiraf etmek gerekirse diziyle kitabın arasındaki bağlantıyı öğrenmek için kitabı okumaya niyetlenmiştim. Fakat Gülseren Hoca'nın bölümler halinde yazdığı kitabının her bölüm başında kendi hayatından noktalarla başlayıp seanslara gelen hastalarının hikayesiyle devam ettirerek ve özellikle kitaba konu olan ana karakter Ala'nın seansında anlattığı hikayeler şeklinde devam ediyor. Bu sebeple de kitap daha çok ilgimi çekti.

Henüz ısınma modundaki ilk 200 sayfasında birbirimizi tanıdık ve ardından gelen sayfalarda oldukça gerildim, üzüldüm ve yer yer gözyaşımı akıttığım sayfalar oldu. Üzülmemdeki en önemli faktör Ala'nın başına gelenlerin gerçekliği ve yaşanmışlığı.

Babası, annesi ve babaannesinin ağır travmalar yarattığı Ala'nın öyle bir kişiliği var ki bir bakımdan takdire şayan, bir diğer açıdan evlat olsan sevilmezsin klişesinden. Fakat öyle çok şeyler yaşıyor ki tüyler ürpertici. Kıza hak vermemek elde değil.

Kitabın bir yönü de psikolog ve psikiyatristlere karşı bir pencere açarak okura daha doğrusu biz ruh sağlığı iyi olan ya da olmayan insanlara ayna da oluyor.

Aslında kitap hakkında diyecek daha çok sözüm olabilir. Kalanından bir yazı hazırlayıp blogumda paylaşacağım inşallah.

Her kitabı tavsiye etmem lakin bu kitaba bir göz atın dilerseniz.

Bahar 
26 Kas 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Psikolojik roman okumaya ve psikolojiye bu kadar tutkun olan ben, bu kitabı anlatmakta öyle zorlanıyorum ki su an. Akıcı, hüzünlü, sizi içine çeken, bir solukta okumak isteyeceğiniz gibi klişeleri yazarken bile kelimelerin ne kadar hafif kaldığını görüp üzülüyorum. Okuduğum her psikoloji kitabı iz bırakmaz bende ama bu kitap kelimenin tam manasıyla ruhuma kazınmış durumda. Son sayfalara yaklaştıkça bitecek korkusuyla okumayı yavaşlatmam, istemeye istemeye kitabı masaya bırakışlarım... Bitince ilk sayfaya yeniden dönme isteğimi bastırma çabalarım... Bazen Dr Gülseren olup Ala'nın sessizliklerinde dedektifçilik oynamak; bazen de Ala olup, o duygularla, travmalarıyla nasıl başa çıkılacağını anlamaya çalışmak... Beni benden alan tadı damağımda kalan ikinci kitap... Kitaplığınıza mutlaka alın, ısrarla bulup edinin demekten alıkoyamıyorum kendimi...

Şeyma4391 
18 Eki 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarının mutlulukla bir ilgisi olmalı.Yine günler boyunca Madalyon Kliniği'ne misafir olup her sayfayı büyük bir merakla okudum. Bu okuduğum 3.kitabı kaldı tek kitap psikolojik vaka okumak isteyenlere tavsiye edilir. Ve Ala hayata döndü...

Asiye Yıldız 
15 Mar 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gülseren Budayıcıoğlu'na hayranım. Kitap roman tarzında yazılsa da psikiyatrist yazarın kendi hastalarının hikayelerinden oluşuyor. Bu kitapta Ala'nın hikayesini okuyoruz. Ala'nın hayatı beni derinden etkiledi. Tabii bunun yanında diğer hastaların öykülerini ve Gülseren hanımın kendi hayatını anlattığı bölümleri de var. Beğenerek okudum.

Sevim kırmacı 
02 Ara 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Psikiyatr doktor Gülseren Budayıcıoglu'nun okuduğum ilk kitabıydı. Olaylar yazarın sahibi olduğu Madalyon Klinik' te geçiyor. Daha çok Ala'nın hikayesi üzerinden şekillenen psikolojik romanda diğer hastaların hikayelerine de tanık olurken bir nevi doktorun terapi seanslarını uzaktan izleyen bir katılımcı gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ala'nın hikayesi ise gerçekten yürek sızlatan türden. Kalbinizi acıtmadan okumanız mümkün değil. Insanın akıl ve ruh sağlığını kaybetmesi anlık bir şey gibi görünürken bunları geri kazanması müthiş bir sabır irade ve çaba gerektiriyor. Bakalım Ala bunu başarabilecek mi? Ben artık biliyorum ama daha fazlasını merak edenler için kitabı okumalarını tavsiye ediyorum.

(Not:Kitapta en çok doktorun Ala'yı çözebilmek için uyguladığı farklı bir terapi yöntemi olan hikaye anlatım bölümlerini sevdim. Toplumsal olaylardan bireye yönelen etkili bir yöntem uyguladı ki anlatılan olaylarda yazarın ne kadar birikimli ve donanımlı olduğunu farkediyorsunuz.)

(Istanbullu Gelin izleyicileri için de bir not bırakayım şuraya; eger diziyi sevdiğiniz icin okumayı düşünüyorsanız okumayın derim, zira olayın başlangıcı ve isimler dışında hiç bir benzerlik yok.bu konuda hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.)

Begüm Polat 
09 Oca 00:22 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Kral kaybederse den çok wtkinelmistim. Hayat a dön onun kadar olmasa da keyifli bir kitap.. okunabilecek listesine alınabilir. Psikolojik roman dalında en iyilerinden yazar bana göre. . Kaleminize sağlık Gülseren hanım. .

2 /

Kitaptan 26 Alıntı

"Yaşarken değil de ölürken gülmek nasıl bir kaderdir?"

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 51 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 51 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi)
seher 
 04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Psikiyatriye gelen insanların zeka seviyeleri, yetenekleri, iç dünyalarının zenginliği her zaman toplum ortalamasının üzerindedir.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)

"Yapamam" demek yok, her zaman olduğu gibi aklını başına alacak ve ne gerekiyorsa onu yapacaksın.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 88 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 88 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi)
seher 
05 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Genelde ruh sağlığı en yerinde olan insan bile çoğu zaman yarımdır. Bunu genelde hep hissederiz ama bilinçli bir yorum yapamayız. Bu yarım hissedişe hep bir bahane buluruz. Şu da yok ondan bu olsaydı şöyle olurdu gibi. İnsanlar kendilerine eş seçerken bile genellikle bazı şeyleri hep atlarlar. Güzel mi, iyi huylu mu, beni seviyor mu, dürüst mü, eğitimi nedir gibi önemli ama çok yetersiz bilgilerle hareket ederler. En önemli şey kişinin tarihidir. Çünkü tarih hep tekerrür eder.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 396)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 396)
seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kişi doğduğu günden beri o kadar çok haksızlığa uğramıştır ki,buna isyan etmeyi bile bilmez ve kölelik ruhu giderek tüm içini kaplar.Böyle insanlar kendine saygı duymayı,kendini önemsemeyi hiç öğrenemeyenler arasınsan çıkar ve hep otoriteye boyun eğerler.İşte bu yüzden ezilen halklar Hitler gibi insanları destekler,adı demokrasi olan ama demokrasinin hiç uygulanmadığı ülkelerde de ısrarla onlara oy verirler

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (223)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (223)
seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnanç ve şüphe gece gündüz gibidir,birbirinden ayrılmazlar.

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 160)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 160)
Bahar 
25 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"...
Bana geldiği ilk günler söylemisti Tanri'ya küstüğünü. Belki bu konulari etraflica konusursak, bu küslük biter. Tanri 'ya küsmek demek aslinda kisinin kendisine küsmesi demektir, umutsuzluk, mutsuzluk, caresizlik demektir."

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 197 - Remzi Kitabevi)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 197 - Remzi Kitabevi)
seher 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Düşünüyorum da,insanı yine başka insanlar üzüyor en çok...........
Taptığı,hayran olduğu,değer verdiği,muhtaç olduğu ve çok sevdiği insanlar.............

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 10)

"Toplu delilik, her zaman bireysel delilikten daha tehlikelidir, çünkü bulaşıcıdır ve insandan insana geçtikçe gördüğün gibi daha da gelişip değişiyor. Her insan kendinden bir şeyler katıyor ve bir süre sonra toplumun ihtiyaçlarına göre bambaşka bir şekil kazanıyor. Mikrobun mutasyona uğraması gibi bir şey yani!"

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 198 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi)Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu (Sayfa 198 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi)
3 /