Adı:
Hayata Dön
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751414601
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Psikiyatrist Budayıcıoğlu'ndan roman tadında bir anlatı...

Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız... O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikâyeler dökülüyor ortaya.

Genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinde gücün analizi... 18. yüzyılda adına "Fısıltı Sanatı" dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri... Çariçe Katerina'nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı... Eva Peron'un ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikâyeleri ve daha niceleri...

Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikâyesi başlıyor. Öyle bir hikâye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.

Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi... Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı öyküsü
(Tanıtım Bülteninden)
Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum üçüncü kitabi ve açık yüreklilikle söyleyebilirim ki en ama en çok sevdiğim kitabı oldu. İlķ başları yavaş ilerlemesine rağmen bir süre sonra kitabın sayfaları arasında kayboluyorsunuz.Çok akıcı ve bir sonraki sayfada neler yazdığını merakla bekliyorsunuz.Kitapta ana karakter olan Ala ismindeki bir genç kızın çocukluğunda yaşadığı aile içi travmalarının çözümlemelerini, yaşadıklarının günümüze yansımasının yanı sıra psikiyatristin diğer danışanları ile olan seansları ve yaşananları okuyacaksınız. Ana karakterin yaşadıkları sizi gerçekten çok etkileyecek.Terapi seanslarının ilk başlarında Ala yasadıklarını anlatmakta zorlandığı için hekim hikayeler anlatarak hastanın kendisine güvenmesini sağlıyor. Bu hikayeler bazen psikanalizin babası Frued'dan ,bazen Hitler'den, bazen Eva Peron'dan oluşuyor.Psikolojiye ve insan duygularına ilginiz var ise mutlaka bu kitabı okuyun.Çok keyif alarak okudum herkese gonül rahatlığı ile tavsiye ederim. Hepimize keyifli okumalar ,bol kitaplı günler temennisiyle
Gülseren Budaycıoğlu'nun 3 kitabını almıştım ve bu (ne yazık ki) sonuncu kitabı. Diğer kitaplarında bir kaç hikaye birden anlatırken bu kitabında Ala'yı anlatmış (neredeyse) sadece. 

Gülseren Budaycıoğlu'nu televizyonda görüp almıştım kitaplarını. Psikiyatrist kendisi. Psikiyatrist diyince aklıma Artist geldi, sanıyorum her psikiyatristin biraz artistlik taşıması gerekiyor. Bunu kitabı okuduğunuzda çok daha iyi anlayacaksınız.

3 kitabı sanıyorum 2,5 hafta gibi bir sürede bitirdim. O kadar akıcı ve o kadar heyecanlı yazıyor ki... Hem bir an önce okumak istedim, hem de hiç bitmesin istedim. Bu hikayelerin gerçek olması ise insanı çok daha derinden etkiliyor. Her biri bir filme konu olabilecek kadar farklı hikayeler. Genellikle ailelerimizin çocukluğumuzdaki hatalarının bizim bugünümüzü nasıl derinden sarstığını, beceriksizliklerimizin, huysuzluklarımızın aslında nasıl birer yardım çığlığı olduğunu görmek ve aslında hep o içimizdeki küçük çocuğu normale döndürmeye çalıştığımızı fark etmek hem üzücü, hem tedavi edici.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.662 Oy)18.228 beğeni41.307 okunma2.695 alıntı173.845 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.424 Oy)11.102 beğeni27.469 okunma1.497 alıntı144.493 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.257 Oy)8.696 beğeni24.198 okunma1.280 alıntı119.058 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.045 Oy)5.640 beğeni14.856 okunma1.665 alıntı64.050 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.547 Oy)8.494 beğeni25.089 okunma2.292 alıntı108.323 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.339 Oy)12.912 beğeni33.042 okunma3.128 alıntı138.907 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (4.700 Oy)5.259 beğeni15.583 okunma878 alıntı74.966 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.822 Oy)5.506 beğeni17.970 okunma865 alıntı92.550 gösterim
  • Kardeşimin Hikayesi
    8.7/10 (3.558 Oy)3.414 beğeni10.780 okunma959 alıntı35.070 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.127 Oy)4.959 beğeni18.165 okunma736 alıntı74.606 gösterim
Aslında bu incelemeyi Gülseren Budayıcıoğlunun tüm kitapları için okuyabilirsiniz. Bazı kitaplar var okuduğum yine psikolojik roman ama sanki psikoloji okuyan insan daha çok zevk alır. Ama bu kitaplar boğucu terimler olmadan insanı sıkmadan akıcı bir şekilde okuduğum çok ama çok beğendiğim kitaplar oldu. Psikoloji roman sevmiyorsanız bile birine şans verip okuyabilirsiniz. Kitapta farklı hikayelerle farklı hastalıklar ele alınmış tek hikaye şeklinde olmadığı için sıkmıyor kitap. Kitapta hastalarıyla iç içe bir doktor görüceksiniz anlatım o kadar tatlı ki okurken keyif alıcaksınız.
Enfes
Öncelikle kitap aşıklarına merhaba! Az önce Gülseren hanımın üçüncü kitabını bitirdim ve hala daha kitabın etkisinde olduğumu söylemem gerekiyor.. ''Madalyonun içi- Günahın üç rengi- Hayata dön'' basım tarihlerine göre sıralayarak okudum ve bu yazarı kitap arayışında olan herkese öneriyorum anlatış biçimi akıcı betimlemeleri enfes hastalarıyla diyalogları muhteşem derecede, binlerce hayranı var ve ben de onlardan bir tanesi olmaktan gurur duyuyorum :) Kitaplarını okurken içinde kendinizi bulacağınız insan olduğunuzu bir kere daha hissedeceksiniz mutlaka okuyun pişman olmayacaksınız!!
Sevgilerimle..
Ve bir kitap daha biter... Uzun zamandır okuduğum en iyi kitap .. sadece Ala değil diğer hastalarının başından geçenler de muhteşem
Ve  Ala... Ona hayran olacaksınız... ince ince işlenmiş her şey, boğmuyor akıp gidiyor hikaye . Cız ediyor içiniz, onunla birlikte savaşıyorsunuz.. Hadi Ala Hadi
Psikiyatr Doktor Gülseren Budayıcıoğlu’ nun ilk okuduğum kitabıydı. Kitaptaki olaylar yazarın yöneticiliğini yaptığı Madalyon Klinik’te geçiyor. Yani bir anlamda kliniği ve çalışmalarını anlatıyor .Kitapta çeşitli hastalarla olan diyalogları anlatılırken insanın ruh sağlığını kaybetmesinin an meselesi olduğunu görüyorsunuz. Olaylar daha çok bir hasta üzerinden anlatılıyor .Gülseren Budayıcıoğlu iletişim kuramadığı bir hastasına tarihten ve yaşamdan alınmış birbirinden çeşitli hikayeler anlatarak onun hakkında bilgi edinmeye çalışıyor.Kitap Türkiye de insanların yaşama mücadelesi verirken ne kadar yıprandığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. İnsan ruhuna, psikolojisine, iç dünyalara merak ediyorsanız kitabı okuyabilirsiniz .
kitap sizi içine öyle bir çekiyor ki sanki gerilim filmi izlemiş gibi oluyorsunuz tavsiye ediyorum.. ne yaşamlar ne hazin hikayeler varmış dedim ve kendimi hüzünlenmekten alıkoyamadım :(
Elimdeki birkaç kitaba nazaran Hayata Dön'ü geride bırakıp yazarın bir diğer kitabı Kral Kaybederse kitabını okumaya başladım.

Öncelikle Gülseren Budayıcıoğlu adını İstanbullu Gelin dizisinin jeneriğinde görmüş, umursamamıştım. Daha sonra bookstagramlardan birinde dizinin Budayıcıoğlu'nun Hayata Dön kitabından uyarlama olduğu yorumunu görünce daha çok dikkatimi çekti. Bulduğum ilk fırsatta da kitabı gözüm kapalı aldım.

İlk başta kitabın kurgu üzerine oluşturulmuş eser olduğunu ve Gülseren Budayıcıoğlu'nun da (sadece) yazar olduğunu düşünüyordum. Fakat araştırınca yazarın aslında psikiyatrist olduğunu ve Hayata Dön isimli kitabında da kliniğine gelen hastalarının hayat hikâyelerinden yararlandığını öğrendim.

İtiraf etmek gerekirse diziyle kitabın arasındaki bağlantıyı öğrenmek için kitabı okumaya niyetlenmiştim. Fakat Gülseren Hoca'nın bölümler halinde yazdığı kitabının her bölüm başında kendi hayatından noktalarla başlayıp seanslara gelen hastalarının hikayesiyle devam ettirerek ve özellikle kitaba konu olan ana karakter Ala'nın seansında anlattığı hikayeler şeklinde devam ediyor. Bu sebeple de kitap daha çok ilgimi çekti.

Henüz ısınma modundaki ilk 200 sayfasında birbirimizi tanıdık ve ardından gelen sayfalarda oldukça gerildim, üzüldüm ve yer yer gözyaşımı akıttığım sayfalar oldu. Üzülmemdeki en önemli faktör Ala'nın başına gelenlerin gerçekliği ve yaşanmışlığı.

Babası, annesi ve babaannesinin ağır travmalar yarattığı Ala'nın öyle bir kişiliği var ki bir bakımdan takdire şayan, bir diğer açıdan evlat olsan sevilmezsin klişesinden. Fakat öyle çok şeyler yaşıyor ki tüyler ürpertici. Kıza hak vermemek elde değil.

Kitabın bir yönü de psikolog ve psikiyatristlere karşı bir pencere açarak okura daha doğrusu biz ruh sağlığı iyi olan ya da olmayan insanlara ayna da oluyor.

Aslında kitap hakkında diyecek daha çok sözüm olabilir. Kalanından bir yazı hazırlayıp blogumda paylaşacağım inşallah.

Her kitabı tavsiye etmem lakin bu kitaba bir göz atın dilerseniz.
Psikolojik roman okumaya ve psikolojiye bu kadar tutkun olan ben, bu kitabı anlatmakta öyle zorlanıyorum ki su an. Akıcı, hüzünlü, sizi içine çeken, bir solukta okumak isteyeceğiniz gibi klişeleri yazarken bile kelimelerin ne kadar hafif kaldığını görüp üzülüyorum. Okuduğum her psikoloji kitabı iz bırakmaz bende ama bu kitap kelimenin tam manasıyla ruhuma kazınmış durumda. Son sayfalara yaklaştıkça bitecek korkusuyla okumayı yavaşlatmam, istemeye istemeye kitabı masaya bırakışlarım... Bitince ilk sayfaya yeniden dönme isteğimi bastırma çabalarım... Bazen Dr Gülseren olup Ala'nın sessizliklerinde dedektifçilik oynamak; bazen de Ala olup, o duygularla, travmalarıyla nasıl başa çıkılacağını anlamaya çalışmak... Beni benden alan tadı damağımda kalan ikinci kitap... Kitaplığınıza mutlaka alın, ısrarla bulup edinin demekten alıkoyamıyorum kendimi...
Çirkin ve suskun Ala'nın çocukluğunda yaşadığı, tanık olduğu travmatik olayların şu an ki durumuna etkilerini okuyoruz. Zorla da olsa terapiye gidiyor ve başlarda sürekli susuyor ve sustukça terapistini de çileden çıkarmak için elinden geleni yapıyor.
Derken suskunluğu bozuluyor. Çirkin kızın hikayesi başlıyor.Öyle bir hikaye ki acıyla, dehşetle hüzünle her şeyi gölgede bırakıyor.
Çirkin kız açıldıkça, konuştukça güzel bir prensese dönüşüyor.
Ayrıca kitapta seanslar boyunca Ala'yı çözebilmek adına psikoterapist genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinden alıntılar, çariçe Katerina 'nın hayatı, Eva Peron ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikayelerinden parçalar paylaşıyor..
Yazarın psikiyatri doktoru olarak kitabı içtenlikle yazması ,hem kendi hayatından hem hastalarından bahsetmesi , hastalarının ve kendi duygu durumlarını anlatması çok güzeldi.Keyifle sindirerek okudum kitabı.Ala adlı hastasına anlattığı hikayeler beni çok etkiledi ve birçok şey öğrendim kitaptan.Hitler,Freud,Tutankamonun esrarı,prensesler ve daha birçok hikayeye yer vermesi doyurucu bir yön vermiş romanına.Ayrıca Ala adlı hastanın hayat hikayesi Eminim herkesi benim kadar etkilemiştir.Bu kadar da olmaz Türk dizilerini aratmayan cinsten gencecik bir kızın hayatı çok dokunaklıydı.Yazardan okuduğum ilk kitaptı okuduktan sonra yazar hakkında araştırma da yaptım ve çok başarılı bir kadın olduğunu gördüm Türkiyede ilk psikiyatri merkezini kurmuş kendisi çok beğendim diğer kitaplarını da mutlaka bakacağım.Psikiyatri ile ilgilenen bu tür kitapları seven okurlar mutlaka Bir şans versinler
Gülseren Budayıcıoğlu'na hayranım. Kitap roman tarzında yazılsa da psikiyatrist yazarın kendi hastalarının hikayelerinden oluşuyor. Bu kitapta Ala'nın hikayesini okuyoruz. Ala'nın hayatı beni derinden etkiledi. Tabii bunun yanında diğer hastaların öykülerini ve Gülseren hanımın kendi hayatını anlattığı bölümleri de var. Beğenerek okudum.
Psikiyatriye gelen insanların zeka seviyeleri, yetenekleri, iç dünyalarının zenginliği her zaman toplum ortalamasının üzerindedir.
"Fark;birileri farklı olmaya çalışırken,"kendin"olmaktır hayatta.Bil ki;seçici olmamak,geçici olmaya mahkum kalmaktır aslında."
"Açıkçası kimse hayal ettiği gibi bir hayat yaşamıyor,O yüzden kendini çok da harap etme,yolun sonu belli,herkes ölüyor."
Kişi doğduğu günden beri o kadar çok haksızlığa uğramıştır ki,buna isyan etmeyi bile bilmez ve kölelik ruhu giderek tüm içini kaplar.Böyle insanlar kendine saygı duymayı,kendini önemsemeyi hiç öğrenemeyenler arasınsan çıkar ve hep otoriteye boyun eğerler.İşte bu yüzden ezilen halklar Hitler gibi insanları destekler,adı demokrasi olan ama demokrasinin hiç uygulanmadığı ülkelerde de ısrarla onlara oy verirler
"Yapamam" demek yok, her zaman olduğu gibi aklını başına alacak ve ne gerekiyorsa onu yapacaksın.
Gülseren Budayıcıoğlu
Sayfa 88 - 8. Baskı, Ocak 2017, Remzi Kitabevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayata Dön
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751414601
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Psikiyatrist Budayıcıoğlu'ndan roman tadında bir anlatı...

Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız... O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikâyeler dökülüyor ortaya.

Genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinde gücün analizi... 18. yüzyılda adına "Fısıltı Sanatı" dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri... Çariçe Katerina'nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı... Eva Peron'un ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikâyeleri ve daha niceleri...

Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikâyesi başlıyor. Öyle bir hikâye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.

Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi... Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı öyküsü
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 219 okur

  • canan coşkun
  • Fatih Koç
  • Neslihan
  • Serkan Ay
  • Eoctis
  • Resul Yıldız
  • burcu gundog
  • Esra Kartal
  • Nilay Nilay
  • Öznur Gür

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%21
14-17 Yaş
%12.3
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%14.8
35-44 Yaş
%29.6
45-54 Yaş
%9.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.7
Erkek
%14.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.2 (83)
9
%15 (23)
8
%14.4 (22)
7
%5.2 (8)
6
%3.3 (5)
5
%5.9 (9)
4
%0
3
%1.3 (2)
2
%0.7 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları