Dünya yansa seni benden alamazdı,
Tek sözünle söküp aldın kalbimdeki seni.
Mahşer ateşi bile bu kadar yakamazdı,
Kül ettin sendeki beni, bendeki asi seni.
O liman sığındığı mahzeniydi onun. Dizlerinde kaç gözyaşı emanet bırakmıştı, kaç defa düşürmüştü anılarını kipriklerinden kim bilir. Onun pelüş oyuncağı yoktu sarılıp uyuyacak, ne de sımsıkı sarmalayan sevdiği de yoktu yanıbaşında. Dizleriydi sarıp sarmaladığı huzurlu yastığı. Sabaha varmamak için kavuşturmazdı kipriklerini. Uyursa yine ayrılık düşerdi bahtına. Gözler konuşur mu? Konuşuyordu işte. Sesi duvarlardan yankılanarcasına. Gece'ye eriyordu buz dağı bakışları. Düşman kesilmişti sabahın ilk ışınlarına. Hasret yüklü gemiler gibi yaklaşıyordu ufuğun limanına Güneş. Kalp değil sanki yanar dağ taşıyordu cisminde. Her açılan günü yeniden alev alıyor, Gece'nin yıldızları söndürüyordu özlemin ateşini. Binbir değildi onun Gece'si, tekti, bir tek ona özeldi. Acısa da canı, bıraksa da onu, vazgeçilmeziydi sevdalandığı umudu...