Aycan

Aycan
@aycankoksal
ÜÜ | Psikoloji KOÜ | İktisat
İstanbul
16 Aralık 1997
220 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
İyi şeyler inandığında, Daha iyi şeyler sabrettiğinde ve En iyi şeyler hiç vazgeçmediğinde gelir.
Bir zamanlar duyulan, yürek oynatan: Ey güzel dünya, nasıl da sustun böyle! Sessizce yürür gider yumuşak beyazın içinde Yurduna doğru, çoktandır unuttuğu, … Yaprak hışırdamaz, yoktur kuş dalda...
Latif ve narin ne vardıysa içimde, Hoyratça kırdı geçirdi dünya, Memnunum, barışığım yine de, Sabırla yeni yapraklar veririm Yüzlerce kez kırılmış dallarımdan Ve tüm acılara rağmen hala Aşığım ben bu divane dünyaya.
Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar.
Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden münzeviler gibi değil, yalnızlaşmış büyük insanlar gibi, Beethoven ve Nietzsche gibidirler. Tepelerinde uğuldar dünya, kökleri sonsuzluğa uzanır ama sonsuzlukta kaybolup gitmez...