Turgut Uyar

Turgut Uyar

YazarÇevirmen
8.3/10
5,1bin Kişi
·
24,7bin
Okunma
·
5,5bin
Beğeni
·
94,4bin
Gösterim
Adı:
Turgut Uyar
Tam adı:
Ahmet Turgut Uyar
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
Ankara, Türkiye, 4 Ağustos 1927
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 22 Ağustos 1985
İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi (1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan (1970)' la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)' le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.
Altını çizdiğim bir kitabı birine verirken çekinirim.
Sanki yaralarımı teslim ediyormuş gibi, sanki "bak benim buralarım çok ağrıyor" der gibi.
Turgut Uyar
yapı kredi yayınları
Sana hepimiz yürekten inandık,
Büyük adam ölümsüz Paşa
Dağlara taşlara sinmiş eşsiz macera
- Yaşa, Mustafa Kemal Paşa yaşa... -
Turgut Uyar
Sayfa 83 - YKY
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Göğe Bakma Durağı kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/a3ctaLux8B4

Turgut Uyar ile tanıştığım kitap olmuştur. Bu tanışmaya paralel olarak şöyle bir tezim var; mimarlıkta Rönesans Mimarisi ne ise, bundan böyle Turgut Uyar da benim için şiirin Rönesans mimarıdır. Böyle düşünmemin çeşitli nedenleri var elbette.

Turgut Uyar'ın seçme şiirlerinden oluşan Göğe Bakma Durağı kitabını okuduğumda İkinci Yeni Akımı'nın adeta bir Rönesans olduğunun farkına vardım. Çünkü, nasıl bir Ortaçağ Mimarisi o günün insanının sorunlarını açıklamaya yetmediyse -yani o zamanın şehirleri insan ihtiyaçları düşünülmeden tasarlanmışsa-, Garip Akımı da günümüz insanının sorunlarını açıklamaya yetmemiş. Çağdaş bireyin sorunlarını ele alabilmek için yeni bir imge kullanımının ve birey bazında çıkış yollarının bulunması gerektiği iddia edilmiş. Yani buradan anlıyoruz ki; Ortaçağ Mimarisi'nin ve Garip Akımı'nın o güne dek uzak durduğu çağdaş bireyin sorunları ve açmazlarına bir çözüm olarak Rönesans Mimarisi ve İkinci Yeni Akımı gibi farklı bakış açıları getirilmiş. Hatta şöyle küçük bir örnek vermek istiyorum : Şu anda evlerinizde kullandığınız pencerelerin boyutları insan ölçeğinde oldukları için Rönesans Mimarisi icadı pencerelerdir aslında. İşte tam da bu nedenle, Turgut Uyar'ın Göğe Bakma Durağı kitabında göğe baktığı pencerenin ne denli insan ölçeğinde olduğunu anladım. Bireyin sorunlarını çözmeden toplumun sorunlarını çözemeyeceğimizi anladım.

Turgut Uyar şiirinin içerik olarak bir başka belirleyeni de yükselen sol muhalefet ve gün geçtikçe etkinlik kazanan işçi hareketi ise Rönesans'ın da çıkış sebebi insanların kendi ihtiyaçlarını yaşadıkları şehirlerde karşılayabilecekleri bir ütopya hayaliyle başladı. Göğe Bakma Durağı kitabında da bu insanlaşma ihtiyaçlarının seslerini duyabiliyoruz aslında. "Kırlardan Geliyorlar" şiirindeki dükkanlara, depolara dayanabilmekten, katran kokusunun nasıl geçeceğine çözümler aramaktan dolayı ve eskiden bazı şeylerin yokluğunun farkındalığındayken artık bu şeyleri var gibi sayma umursamazlığından dolayı. "Arz-ı Hal" şiirinde ekmek derdi ve aşk derdinin artık Allah'ı bile unutturduğundan dolayı ve insanların artık hem sabun gibi dıştan temiz görünen bir maddeye hem de suya karışabildiklerinden dolayı.

Yani arkadaşlar; insanın derdi Turgut Uyar'ı gerdi demek istiyorum. Ama iyi ki de germiş. Ama iyi ki de biz yine hep göğe bakabiliyoruz. İyi ki Turgut Uyar toplumun ve insan ruhunun dertlerinin ilacı. İyi ki Turgut Uyar şiirlerine ve İkinci Yeni akımı eserlerine ekspresyonist bir gözle -yani sadece gözlerimizle değil aynı zamanda duygularımız ve ruhumuzla da- bakınca anlayabiliyoruz onları. İyi ki kanın, ateşin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı, böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde sen şiirlerini bize sunmuşsun. Yattığın yerde huzurla uyu Turgut Uyar, ama biliyorum ki sen esas o yattığın yerden göğe bakıyorsun, biliyorum. Sakın gözlerini açma derim sana çünkü kanımız hala doğru dürüst akmıyor, hala bir sürü çocuk ve masum öldürülüyor. "Hazırlandın Diyelim" şiirinde, silahımızın düşünce ve eleştiri değil her zaman asfalt ve beton olduğunu hatırlatıyorsun. "Sonsuz ve Öbürü" şiirinde, baskıyı, zulmu, kıyımı, açlığı bulmayı sana bıraktıkları için ben sana teşekkür ederim esas. İyi ki varsın, iyi ki Göğe Bakma Durağı'ndasın.
112 syf.
·3 günde·Puan vermedi
NOT : Şiire başlamak istiyorsanız , yanlış istasyonda yanlış trene bakıyorsunuz. Şiir adına belli bir birikiminiz varsa lütfen okuyun. Tavsiye ederim. :)


Denemek için aldığım kitaptı fakat görüyorum ki mükemmel ötesi bir kitap olarak karşıma çıktı. Turgut Uyar'ın şiirlerini pek bilmiyordum ve şanslıyım ki okuduğum bu kitabında harika şiirler vardı. Evrensel olarak değindiği birçok konu ve düşündüren satırlar , kısacık kitabını iki günüme dolu dolu yaymama neden oldu. Tanrı ve Göğe bakma durağı şiirleri çok hoşuma gitti , çılgın - hüzünlü şiiri de beni düşündüren siiriydi. Kullandığı sözler o kadar kaliteli , o kadar nezih ki takdir edilesi bir esere şahit olmama vesile oldu. Teşekkür ederim Turgut Uyar... Yalnız bazı şiirlerini anlayamadım tekrar tekrar üzerinden geçeceğim belki şiir adına kendine güvenen okurlarımız varsa kendilerini belli etsinler , icinden çıkamadığım şiirlerini bana yorumlamalari için yardım isteyebilirim. Biraz sabır , biraz emek ve çokça zaman gerektiren bir kitaptı. Düşünenler varsa şartları sundum , geçerliyse keyifli okumalar dilerim
103 syf.
·10/10 puan
Penceremden bakıyorum. Hava her zamanki gibi puslu ve boğuk. İnsanlar geçip gidiyor caddeden. Kimi düşünceli kimi yorgun çoğunluk mutsuz elbette. Birden yağmur başladı. Herkeste bir telaş bir koşuşturmaca. Dalgın bir adam geliyor karşı kıyıdan. Yağmur ona değmiyor sanki. Yürüyor, sadece yürüyor bir bosluktaymışcasına. Kimbilir neler düşünüyor ki yağmuru bile fark etmedi.

Elinde iki ekmek var. Önceden gazeteye sarılırdı ancak şimdi poşette ekmekler. Çok fazla ıslanmazlar. Gerçi gazeteye sarılı olsa dahi adam umursamazdı ekmeklerin ıslanmasını. Ben ekmeklere takılıp bunları düşünürken adam geçip gitmişti bile.

Evine gidince düşünceli hali biter miydi acaba. Ne derdi vardı kimbilir. Belki karısının siparişlerini tamamlayamadı belki cebinde kalan para ay sonuna kadar götürmez diye düşünüyordu.

İşte bugün gördüğüm bu adam gibi Turgut Uyar da büyük bir boşlukta yürüyor gibi düşünceli hissettirdi kendini bu şiirlerinde.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
¶¶sevgim acıyor/kimi sevsem /kim beni sevse¶¶

Bu kitabı, yazarın Tomris Uyar’ın son limanı olması ve Leyla ile Mecnun’un Yavuz Abisinin denize karşı okuduğu kitap olması nedeniyle, uzun zamandır okumak istiyordum.
https://youtu.be/Jdb0d-gmNvg

Çeşitli eylemlerin içinde kendini bütünleyen bir süreç olarak aşk bir durak. Diğerleri; hırsızlar, polisler, açlar, toklar bu sürece zarar vereceğinden şair onların uyumasını istemektedir. Zaten onlar, karanlığın büyüsüyle hemen uykuya dalınca sahne/yeryüzü âşıklara kalıyor. Herkes yokken biz olan “aşk” ortaya çıkıyor. Doğallıkla bu ortaya çıkış öyküsü, ilk bakışta tasavvuf duyarlığına bağlanabilir. Ama bu duyarlık, Tanrı’nın insan kılığında yeryüzünde insanlar arasında dolaştığını söyleyen Hıristiyanlığa daha yakın. Tanrı, insana bir anı kırıntısı olarak aşkı bırakmış, kendisi göğe çekilmiştir. “Durma kendini hatırlat/durma göğe bakalım” bu inancın içten bir anlatımı.

Hakikatin özü aşktır. Sevgili, şaire bu özü hatırlatabildiği sürece şair gökyüzüne, hakikatin içeriğine bakabilecek, daha doğrusu dalabilecektir.

¶¶İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım¶¶

Araştırma (cık:))
Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı en güzel şiirlerinin derlemesidir. 4 Ağustos 1927 yılında doğmuş yine bir Ağustos ayında hayata gözlerini yummuştur. İkinci akımının önce gelen isimlerinden olan Uyar, hayatı ve yaşadığı çetrefilli aşkları satırlarına taşımakta ustadır. Turgut Uyar, birinci evliliğinde mutluluğu yakalayamamış ve boşanmıştır. Yazar Tomris Uyar ile şiir ve edebiyat üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Tomris Uyar o dönem Cemal Süreyya ile birliktedir ve ayrılma aşamasındadır. Cemal Süreyya ile ayrılan Tomris Uyar, eşinden yeni boşanmış olan Turgut Uyar ile evlenir.Yaşadıkları dillere destan aşk edebiyat dünyasında çok konuşulur. 3 şair adam bir kadın olarak anıldılar edebiyat dünyasında. Cemal Süreyya, Turgut Uyar, Edip Cansever üç şair ve kadın yazar Tomris Uyar.

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım dizesindeki ince anlam bahşedilen güzelliklerin, herkese eşit oranda dağıtıldığı, bunu görmek için başımızı kaldırıp göğe bakmamızın yeterli olduğunu anlatmıştır. Bende yeri gökyüzü kadar olan bir şairdir Turgut Uyar.

Okur kalın.
644 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Galiba sizi de bıktırdım alıntılarımla. Turgut Uyar'ı zaten çok severdim ama bu şiir kitabını okuyunca onu daha da çok sevdim ve yakından tanıdım. Umutsuzluğun şairi, aşk adamı, güzel insan...
Ve incelemeye hayatı ile devam etmek istiyorum.

"Türk şiirin bu büyük ismi 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi."

Babası aynı zamanda hattattır. Ankara’nın Latin alfabesiyle yazılan ilk sokak levhalarını babası yazmıştır.

Ancak babasının görev icabı kendilerinden ayrı olması ve ardından gelen ölümü Turgut Uyar'ı derinden etkiler. Babasının ölümünün ardından aile İstanbul'a, Edirnekapı’ya gider. Hüzün o vakitten itibaren yakalayacaktır Turgut Uyar'ı.

Bu durumdan kendisi de şu şekilde dem vurur:

"Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem 'Yapma oğlum' derdi ona, 'O içli bir çocuk…' "


"Lisenin ardından Askerî Memurlar Okulu’nu bitirir Turgut uyar. Genç bir askerî memur olarak Anadolu’yu dolaşmaya başlar. Askerlik mesleği ise ne karakterine ne de dünya görüşüne uygun değildir."
Yıllar sonra Federico Garcia Lorca için yazdığı şiirde şöyle belirtecektir bu durumu:

"Ah işte herşey orda...
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da."


"Henüz Askerî Memurlar Okulu’nda öğrenciyken 1947’de Yezdan Şener ile evlenmiştir."

"Daha sonra çoğumuzun bildiği büyük aşk başlar: Turgut ve Tomris..."
Turgut Uyar 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleşir. O dönemde Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Ve 1969'da Turgut ile Tomris evlenir.

Tomris Uyar şöyle anlatıyor Turgut Uyar'ı:

Çok yakışıklı, çok zeki, çok duyarlı bir insandı. Belki bana göre aşırı ciddiydi. Tipik edebiyatçı özelliği taşıyan, kendi içine kapalı, dışarısıyla fazla alışverişi olmayan, şiiriyle mutlu biriydi. Ben öyle değilim. Denizi de severim, dolaşmayı da… Daha canlı, daha hareketli olmayı isterim. Belki bu bakımdan pek uyuşmuyoruz.”

“Hep çok kıskançtı (... ) Turgut Uyar’la geçirdiğimiz bazı hırgürlü geceleri şimdi olsa kaldıramayacağımı biliyorum ama bütün güçlüklerine karşın fırtınalı bir aşkı, yavan, düz-ayak bir ilişkiye hâlâ yeğlediğimin de bilincindeyim.”

"Turgut Uyar, ilk ödülünü Arz-ı-Hal şiiriyle kazanmıştır."

"Turgut Uyar'ın ilk şiirlerinde Garip akımının etkileri hissedilse de, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Edip Cansever’le birlikte İkinci Yeni akımının en önemli temsilcilerinden biridir."

Turgut Uyar, hayatı boyunca 9 şiir kitabı yayımladı.

Şiirin bu büyük ve hüzünlü şâiri 22 Ağustos 1985’te yaşama veda etti.

Artık aşık olduğum bir adam var. Tomris seni kıskanıyorum...


Sanırım senin üzerine başka şiir kitabı okuyamayacağım...
112 syf.
·10/10 puan
Bu kitap ince bir kitap, hani bazı liseli gençlerin ağızlarında pelesenk olmuş "çerezlik kitap (!)" olarak bahsedilenlerden. Turgut Uyar'ın Büyük Saat isimli kitabından seçilmiş şiirlerden oluşuyor bu "çerezlik kitap (!)". Madem bu kadar ince bir kitap bu, neden okunmuyor acaba? Hadi okuyorsunuz, neden içeriğini anlamaya çalışmıyorsunuz? Hadi okumuyorsunuz, neden o zaman kitapta var mı yok mu sorgulaması yapmadan, başkasına ait söz ve dizeleri bu "çerezlik kitaba (!)" ekliyorsunuz? Hadi gençler bilmiyor, farkında değiller, siz eyyy kıdemli site sakinleri! Siz neden bu "çerezlik kitapta (!)" olmayan dize ve sözleri beğeninizle destek çıkıyorsunuz?

"Tahammül gerek, özlem iyice arsızlaştı."

(bkz: Tahammul gerek ozlem iyice arsizlasti)

Turgut Uyar'a ait olmayan bu sözü birisi 2015 senesinde bu sitede paylaşmış, sonra başka birisi, bu sözü kitap alıntısı olarak bu ince kitaba eklemiş! Sonra başka biri zikredilen yanlışlığı bir daha yapmış, bu yanlışlık günümüze kadar devam etmiş. Paylaş babam paylaş!

"Keşke bir şiir okumuş
Bir kedi sevmiş olsaydınız
Belki bu kadar kirletmezdiniz birbirinizi."

(bkz: Keske bir siir okumus bir kedi sevmis)

Bu "çerezlik kitaba (!)" alıntı olarak eklenen başka bir Turgut Uyar'a ait olmayan dize. Hiç mi bu ince kitabı okuyan yok? İstatistiklere bakarsanız "1.130 okur okudu" olarak görünüyor. Hadi alıntıyı bu kitaba ekleyen genç, bilmiyor. Siz, doğruyu göstermekle yükümlü olan kitap okurları, sizler!... Okuduklarınız size ve başkasına fayda vermiyorsa boşuna kitap okuyorsunuz. Bütün bu yanlışlıklardan hepimiz sorumluyuz. Kimse "ben etliye sütlüye karışmam, kenarda dururum, yangının büyümesine müsaade ederim" anlayışıyla kurtuluşa ereceğini zannetmesin.
https://www.google.com.tr/...&bih=749#imgrc=_

Kitabı okuyanlar bu durumdan bi-haber, okumayanlar zaten bilmiyor. İşin cabası, kitabı okumayanlar da bu olmayan sözleri gerçek zannedip, "ben bu sözlerle şairi sevdim" yazıyor. Halbuki bilmiyor ki, şairin böyle sözleri yok. O zaman sen kimi sevdin ey okuyucu..?
182 syf.
·10/10 puan
Şiir kitaplarına nasıl bir inceleme yazılır hala öğrenemedim. Yazmayı da düşünmüyordum ancak bu güzel çok güzel kitabın hiç incelemesi yok. Bu kitap bu yalnızlığı hiç hak etmiyor. Çünkü şiirler çok güzel. Hikaye gibi şiirler yazılmış. Okuyana yaşanmışlık hissi veriyor.

"İşte günlerden bir gün Elâ gözlüm" diyor şair. Hemen insanın hayatından gelmiş geçmiş ela gözlüler düşüyor yüreğe.

Sonra Yasin Efendiyi okuyup keşke gidip dükkanından kitap alabilsem diye geçiriyorsunuz içinizden.

"Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten" dizeleriyle haliçte uçuşan kuşlar geliyor gözünüzün önüne.

Ve Arz-ı Hal şiiri düşündürücü...

Sana bir şey soracağım, affet Allahım!..
Beş vakit kızlar doluyor camilerine,
Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli, masum kızlar...
Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
Sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
Sana bir şey soracağım affet, Allahım!..

Umarım incelemeye benzemistir.
112 syf.
·1 günde·5/10 puan
İsmini çok kez duyduğum ve meşhur “Göğe Bakma Durağı” adlı şiirinin bir kısmına birçok yerde rastladığım yazar; Turgut Uyar.

Kitapta bulunan çoğu şiiri okurken şiir okuduğumu anlayamadım. Düz yazı yazacakken cümleleri şurada kesip bir alt satırda devam edeyim diyip yazılmış gibiler. Beğendiğimi söylemek isterdim ama maalesef.

Tamamen bir şiirini alıntılamam mümkün olmadı ne yazık ki. Bazı şiirlerinden birkaç mısra sevebildim sadece. Yine de saygıyla anıyorum kendisini...
112 syf.
·Puan vermedi
Merhaba, kitap 100 sayfalık ince bir kitap; lakin sayfaların azlığına kapılıp hemen bitiriririm zannetmeyin. Şiirlerin iyice bir anlaşılması için belli bir şiir birikiminin olması kanaatindeyim. Zamana yayarak ve anlayarak okumanızı öneririm.
725 syf.
·3 günde·8/10 puan
Bu kitap bütün şiirlerine ulaşım açısından çok güzel. bu koca kitapta toplamda 20 şiiri çok beğendim. Uzun bir zaman oldu kitabı okuyordum. Şiir kitaplarını roman gibi okuyamazsiniz. O kitap başucunuzda olacak her gün o şiirler okunup benimsenmeli hatta ezber de yapıyorum.

Yazdıkları hep yeni ufuklara doğru gitmek isteyen, derinleşmek, genişleşmek isteyen bir şiir dünyasıdır. Sıradan bir hayat sürer. Kendi hayatı dar gelir.
Belki asker olan babasının sürekli uzaklarda oluşundan, belki yalnızca kendi doğasından, belki de duygularının yoğunluğundan kederli bir çocuktu Uyar. Şöyle anlatıyordu bir söyleşisinde:

“Hüzünlü bir çocuktum, nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem: yapma oğlum derdi ona. O içli bir çocuk.”(Alıntı)

İlk evliliğini Yezdan Şener ile yapar, üç çocuğu dünyaya gelir. Fakat biz aşkı, sevdayı Tomris Uyar’a yazdığı şu dizelerden öğreniriz.

Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Şiirdeki beklentim ve şairlere bakış açımla ilgili kendi ölçülerimi paylaştıktan sonra, şairimize yönümüzü çeviriyoruz. Söz konusu 2.yeni olunca birçok şairde olduğu gibi, Turgut Uyar şiirlerinde de konu dönüp dolaşıp kadına ve cinselliğe geliyor bazen. Hatta bunun dışında, bazı yerlerde çok bilinen argo ifadelerine de rastlıyoruz. (Alıntı)

ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım

Yazarın biyografisi

Adı:
Turgut Uyar
Tam adı:
Ahmet Turgut Uyar
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
Ankara, Türkiye, 4 Ağustos 1927
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 22 Ağustos 1985
İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi (1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan (1970)' la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)' le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 5,5bin okur beğendi.
  • 24,7bin okur okudu.
  • 1.065 okur okuyor.
  • 8,2bin okur okuyacak.
  • 234 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları