Turgut Uyar

Turgut Uyar

YazarÇevirmen
8.3/10
2.992 Kişi
·
14.742
Okunma
·
3.985
Beğeni
·
69396
Gösterim
Adı:
Turgut Uyar
Tam adı:
Ahmet Turgut Uyar
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
Ankara, Türkiye, 4 Ağustos 1927
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 22 Ağustos 1985
İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi (1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan (1970)' la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)' le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.
GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
İşte ben böyle bildiğin gibi:
Kaderi öpüp başıma komuşum.
Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum,
Belli efendim, besbelli
Ben hayattan soğumuşum
Çok seviyorsun o çiçeği ama bir süre sonra ölüyor. Hatta sen çok su verdin diye ölüyor bazen. Bazı şeyler tam olarak böyle.
Biri kurbağa öper,
Biri yüzyıllarca uyur,
Biri 7 cüceyle yaşar,
Biri kuleye kapatılır...
Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Göğe Bakma Durağı kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz:
https://youtu.be/D5hFSk0ntRM

Turgut Uyar ile tanıştığım kitap olmuştur. Bu tanışmaya paralel olarak şöyle bir tezim var; mimarlıkta Rönesans Mimarisi ne ise, bundan böyle Turgut Uyar da benim için şiirin Rönesans mimarıdır. Böyle düşünmemin çeşitli nedenleri var elbette.

Turgut Uyar'ın seçme şiirlerinden oluşan Göğe Bakma Durağı kitabını okuduğumda İkinci Yeni Akımı'nın adeta bir Rönesans olduğunun farkına vardım. Çünkü, nasıl bir Ortaçağ Mimarisi o günün insanının sorunlarını açıklamaya yetmediyse -yani o zamanın şehirleri insan ihtiyaçları düşünülmeden tasarlanmışsa-, Garip Akımı da günümüz insanının sorunlarını açıklamaya yetmemiş. Çağdaş bireyin sorunlarını ele alabilmek için yeni bir imge kullanımının ve birey bazında çıkış yollarının bulunması gerektiği iddia edilmiş. Yani buradan anlıyoruz ki; Ortaçağ Mimarisi'nin ve Garip Akımı'nın o güne dek uzak durduğu çağdaş bireyin sorunları ve açmazlarına bir çözüm olarak Rönesans Mimarisi ve İkinci Yeni Akımı gibi farklı bakış açıları getirilmiş. Hatta şöyle küçük bir örnek vermek istiyorum : Şu anda evlerinizde kullandığınız pencerelerin boyutları insan ölçeğinde oldukları için Rönesans Mimarisi icadı pencerelerdir aslında. İşte tam da bu nedenle, Turgut Uyar'ın Göğe Bakma Durağı kitabında göğe baktığı pencerenin ne denli insan ölçeğinde olduğunu anladım. Bireyin sorunlarını çözmeden toplumun sorunlarını çözemeyeceğimizi anladım.

Turgut Uyar şiirinin içerik olarak bir başka belirleyeni de yükselen sol muhalefet ve gün geçtikçe etkinlik kazanan işçi hareketi ise Rönesans'ın da çıkış sebebi insanların kendi ihtiyaçlarını yaşadıkları şehirlerde karşılayabilecekleri bir ütopya hayaliyle başladı. Göğe Bakma Durağı kitabında da bu insanlaşma ihtiyaçlarının seslerini duyabiliyoruz aslında. "Kırlardan Geliyorlar" şiirindeki dükkanlara, depolara dayanabilmekten, katran kokusunun nasıl geçeceğine çözümler aramaktan dolayı ve eskiden bazı şeylerin yokluğunun farkındalığındayken artık bu şeyleri var gibi sayma umursamazlığından dolayı. "Arz-ı Hal" şiirinde ekmek derdi ve aşk derdinin artık Allah'ı bile unutturduğundan dolayı ve insanların artık hem sabun gibi dıştan temiz görünen bir maddeye hem de suya karışabildiklerinden dolayı.

Yani arkadaşlar; insanın derdi Turgut Uyar'ı gerdi demek istiyorum. Ama iyi ki de germiş. Ama iyi ki de biz yine hep göğe bakabiliyoruz. İyi ki Turgut Uyar toplumun ve insan ruhunun dertlerinin ilacı. İyi ki Turgut Uyar şiirlerine ve İkinci Yeni akımı eserlerine ekspresyonist bir gözle -yani sadece gözlerimizle değil aynı zamanda duygularımız ve ruhumuzla da- bakınca anlayabiliyoruz onları. İyi ki kanın, ateşin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı, böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde sen şiirlerini bize sunmuşsun. Yattığın yerde huzurla uyu Turgut Uyar, ama biliyorum ki sen esas o yattığın yerden göğe bakıyorsun, biliyorum. Sakın gözlerini açma derim sana çünkü kanımız hala doğru dürüst akmıyor, hala bir sürü çocuk ve masum öldürülüyor. "Hazırlandın Diyelim" şiirinde, silahımızın düşünce ve eleştiri değil her zaman asfalt ve beton olduğunu hatırlatıyorsun. "Sonsuz ve Öbürü" şiirinde, baskıyı, zulmu, kıyımı, açlığı bulmayı sana bıraktıkları için ben sana teşekkür ederim esas. İyi ki varsın, iyi ki Göğe Bakma Durağı'ndasın.
103 syf.
·10/10
Penceremden bakıyorum. Hava her zamanki gibi puslu ve boğuk. İnsanlar geçip gidiyor caddeden. Kimi düşünceli kimi yorgun çoğunluk mutsuz elbette. Birden yağmur başladı. Herkeste bir telaş bir koşuşturmaca. Dalgın bir adam geliyor karşı kıyıdan. Yağmur ona değmiyor sanki. Yürüyor, sadece yürüyor bir bosluktaymışcasına. Kimbilir neler düşünüyor ki yağmuru bile fark etmedi.

Elinde iki ekmek var. Önceden gazeteye sarılırdı ancak şimdi poşette ekmekler. Çok fazla ıslanmazlar. Gerçi gazeteye sarılı olsa dahi adam umursamazdı ekmeklerin ıslanmasını. Ben ekmeklere takılıp bunları düşünürken adam geçip gitmişti bile.

Evine gidince düşünceli hali biter miydi acaba. Ne derdi vardı kimbilir. Belki karısının siparişlerini tamamlayamadı belki cebinde kalan para ay sonuna kadar götürmez diye düşünüyordu.

İşte bugün gördüğüm bu adam gibi Turgut Uyar da büyük bir boşlukta yürüyor gibi düşünceli hissettirdi kendini bu şiirlerinde.
112 syf.
·3 günde·Puan vermedi
NOT : Şiire başlamak istiyorsanız , yanlış istasyonda yanlış trene bakıyorsunuz. Şiir adına belli bir birikiminiz varsa lütfen okuyun. Tavsiye ederim. :)


Denemek için aldığım kitaptı fakat görüyorum ki mükemmel ötesi bir kitap olarak karşıma çıktı. Turgut Uyar'ın şiirlerini pek bilmiyordum ve şanslıyım ki okuduğum bu kitabında harika şiirler vardı. Evrensel olarak değindiği birçok konu ve düşündüren satırlar , kısacık kitabını iki günüme dolu dolu yaymama neden oldu. Tanrı ve Göğe bakma durağı şiirleri çok hoşuma gitti , çılgın - hüzünlü şiiri de beni düşündüren siiriydi. Kullandığı sözler o kadar kaliteli , o kadar nezih ki takdir edilesi bir esere şahit olmama vesile oldu. Teşekkür ederim Turgut Uyar... Yalnız bazı şiirlerini anlayamadım tekrar tekrar üzerinden geçeceğim belki şiir adına kendine güvenen okurlarımız varsa kendilerini belli etsinler , icinden çıkamadığım şiirlerini bana yorumlamalari için yardım isteyebilirim. Biraz sabır , biraz emek ve çokça zaman gerektiren bir kitaptı. Düşünenler varsa şartları sundum , geçerliyse keyifli okumalar dilerim
182 syf.
·10/10
Şiir kitaplarına nasıl bir inceleme yazılır hala öğrenemedim. Yazmayı da düşünmüyordum ancak bu güzel çok güzel kitabın hiç incelemesi yok. Bu kitap bu yalnızlığı hiç hak etmiyor. Çünkü şiirler çok güzel. Hikaye gibi şiirler yazılmış. Okuyana yaşanmışlık hissi veriyor.

"İşte günlerden bir gün Elâ gözlüm" diyor şair. Hemen insanın hayatından gelmiş geçmiş ela gözlüler düşüyor yüreğe.

Sonra Yasin Efendiyi okuyup keşke gidip dükkanından kitap alabilsem diye geçiriyorsunuz içinizden.

"Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten" dizeleriyle haliçte uçuşan kuşlar geliyor gözünüzün önüne.

Ve Arz-ı Hal şiiri düşündürücü...

Sana bir şey soracağım, affet Allahım!..
Beş vakit kızlar doluyor camilerine,
Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli, masum kızlar...
Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
Sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
Sana bir şey soracağım affet, Allahım!..

Umarım incelemeye benzemistir.
112 syf.
·10/10
Bu kitap ince bir kitap, hani bazı liseli gençlerin ağızlarında pelesenk olmuş "çerezlik kitap (!)" olarak bahsedilenlerden. Turgut Uyar'ın Büyük Saat isimli kitabından seçilmiş şiirlerden oluşuyor bu "çerezlik kitap (!)". Madem bu kadar ince bir kitap bu, neden okunmuyor acaba? Hadi okuyorsunuz, neden içeriğini anlamaya çalışmıyorsunuz? Hadi okumuyorsunuz, neden o zaman kitapta var mı yok mu sorgulaması yapmadan, başkasına ait söz ve dizeleri bu "çerezlik kitaba (!)" ekliyorsunuz? Hadi gençler bilmiyor, farkında değiller, siz eyyy kıdemli site sakinleri! Siz neden bu "çerezlik kitapta (!)" olmayan dize ve sözleri beğeninizle destek çıkıyorsunuz?

"Tahammül gerek, özlem iyice arsızlaştı."

(bkz: Tahammul gerek ozlem iyice arsizlasti)

Turgut Uyar'a ait olmayan bu sözü birisi 2015 senesinde bu sitede paylaşmış, sonra başka birisi, bu sözü kitap alıntısı olarak bu ince kitaba eklemiş! Sonra başka biri zikredilen yanlışlığı bir daha yapmış, bu yanlışlık günümüze kadar devam etmiş. Paylaş babam paylaş!

"Keşke bir şiir okumuş
Bir kedi sevmiş olsaydınız
Belki bu kadar kirletmezdiniz birbirinizi."

(bkz: Keske bir siir okumus bir kedi sevmis)

Bu "çerezlik kitaba (!)" alıntı olarak eklenen başka bir Turgut Uyar'a ait olmayan dize. Hiç mi bu ince kitabı okuyan yok? İstatistiklere bakarsanız "1.130 okur okudu" olarak görünüyor. Hadi alıntıyı bu kitaba ekleyen genç, bilmiyor. Siz, doğruyu göstermekle yükümlü olan kitap okurları, sizler!... Okuduklarınız size ve başkasına fayda vermiyorsa boşuna kitap okuyorsunuz. Bütün bu yanlışlıklardan hepimiz sorumluyuz. Kimse "ben etliye sütlüye karışmam, kenarda dururum, yangının büyümesine müsaade ederim" anlayışıyla kurtuluşa ereceğini zannetmesin.
https://www.google.com.tr/...&bih=749#imgrc=_

Kitabı okuyanlar bu durumdan bi-haber, okumayanlar zaten bilmiyor. İşin cabası, kitabı okumayanlar da bu olmayan sözleri gerçek zannedip, "ben bu sözlerle şairi sevdim" yazıyor. Halbuki bilmiyor ki, şairin böyle sözleri yok. O zaman sen kimi sevdin ey okuyucu..?
644 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Galiba sizi de bıktırdım alıntılarımla. Turgut Uyar'ı zaten çok severdim ama bu şiir kitabını okuyunca onu daha da çok sevdim ve yakından tanıdım. Umutsuzluğun şairi, aşk adamı, güzel insan...
Ve incelemeye hayatı ile devam etmek istiyorum.

"Türk şiirin bu büyük ismi 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi."

Babası aynı zamanda hattattır. Ankara’nın Latin alfabesiyle yazılan ilk sokak levhalarını babası yazmıştır.

Ancak babasının görev icabı kendilerinden ayrı olması ve ardından gelen ölümü Turgut Uyar'ı derinden etkiler. Babasının ölümünün ardından aile İstanbul'a, Edirnekapı’ya gider. Hüzün o vakitten itibaren yakalayacaktır Turgut Uyar'ı.

Bu durumdan kendisi de şu şekilde dem vurur:

"Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem 'Yapma oğlum' derdi ona, 'O içli bir çocuk…' "


"Lisenin ardından Askerî Memurlar Okulu’nu bitirir Turgut uyar. Genç bir askerî memur olarak Anadolu’yu dolaşmaya başlar. Askerlik mesleği ise ne karakterine ne de dünya görüşüne uygun değildir."
Yıllar sonra Federico Garcia Lorca için yazdığı şiirde şöyle belirtecektir bu durumu:

"Ah işte herşey orda...
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da."


"Henüz Askerî Memurlar Okulu’nda öğrenciyken 1947’de Yezdan Şener ile evlenmiştir."

"Daha sonra çoğumuzun bildiği büyük aşk başlar: Turgut ve Tomris..."
Turgut Uyar 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleşir. O dönemde Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Ve 1969'da Turgut ile Tomris evlenir.

Tomris Uyar şöyle anlatıyor büyük aşkı, iyi şâir Turgut Uyar'ı:

Çok yakışıklı, çok zeki, çok duyarlı bir insandı. Belki bana göre aşırı ciddiydi. Tipik edebiyatçı özelliği taşıyan, kendi içine kapalı, dışarısıyla fazla alışverişi olmayan, şiiriyle mutlu biriydi. Ben öyle değilim. Denizi de severim, dolaşmayı da… Daha canlı, daha hareketli olmayı isterim. Belki bu bakımdan pek uyuşmuyoruz.”

“Hep çok kıskançtı (... ) Turgut Uyar’la geçirdiğimiz bazı hırgürlü geceleri şimdi olsa kaldıramayacağımı biliyorum ama bütün güçlüklerine karşın fırtınalı bir aşkı, yavan, düz-ayak bir ilişkiye hâlâ yeğlediğimin de bilincindeyim.”

"Turgut Uyar, ilk ödülünü Arz-ı-Hal şiiriyle kazanmıştır."

"Turgut Uyar'ın ilk şiirlerinde Garip akımının etkileri hissedilse de, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Edip Cansever’le birlikte İkinci Yeni akımının en önemli temsilcilerinden biridir."

Turgut Uyar, hayatı boyunca 9 şiir kitabı yayımladı.

Şiirin bu büyük ve hüzünlü şâiri 22 Ağustos 1985’te yaşama veda etti.

Artık aşık olduğum bir adam var. Tomris seni kıskanıyorum...
İnceleme daha çok Turgut amcam üzerine oldu. Bütün şiirleri neredeyse bu kitapta, okuyun ama sakın aşık olmayın sevgilime.

Sanırım senin üzerine başka şiir kitabı okuyamayacağım...
Derinden vurdun be amcam. Hem amca diyorum hem de aşığım neyse :D
34 syf.
·8/10
''Bütün mümkünlerin kıyısında'' diyerek başlıyor kitabına Turgut Uyar.

Bu kez aşk yok şiirlerinde. Biraz sinirli, biraz psikopata bağlamış. En çok ölülerden bahsetmiş. Üşümekten dem vurmuş, karanlığa sövmüş.

Hem "Ben bu şiirleri yazarken iğrendim." demiş hem de yazdığı iğrenç satırlarla bizleri de iğrendirmiş. Buraya yazarak sizi iğrendirmeyeyim.
112 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap, ismini içinde bulunan en güzel şiirden almış. Aynı etkiyi verecek derecede başka şiir beklentisi olan hayal kırıklığına uğrar. Çünkü birkaç şiir okurun anlayabileceği, birçoğu şairin arkadaşlarının anlayabileceği, geri kalanı da sadece şairin kendisinin anlayabileceği şekilde yazılmış bence. Yine de tek bir şiir, tek bir hayalden dolayı okuduğuma pişman değilim. Keyifli okumalar.
112 syf.
·1 günde·2/10
Vasat bir şiir kitabı ve yazar isminin kendi cümlelerinden daha yüceliği…

Şiir tanımını hiç bilmeyen insanlar dahi, şiirin kişiye korku, üzüntü, mutluluk, öfke, coşku, ilham, istek, arzu, cesaret, huşu gibi duygu durumları aşılaması gerektiğini bilir. Bunların hiçbirini okuruna yansıtamayan bir şair, şair midir?

Kitabı evire çevire iki kez okumama rağmen, bana hitap edebilecek hiçbir şiire, şiiri geçtim dizeye rastlamadım. Bu kadar manasız sözcük dizilimleri benim gözümde dize, olmadı şiir kategorisinde ele alınamaz. Baştan sona bir fiyasko yaşadım ve kitabın hiç mi hiç beklentilerime karşılık vermediğini daha ilk otuz sayfada anlayıverdim.

Kitap iki sayfalık bir önsüz ile başlıyor ve hemen ardından elli adet şiiri barındırıyor içerisinde, en son sayfalarda ise yazarın özgeçmişi bulunmaktadır. Çerezlik kitaptır, istenildiği vakit iki saat içerisinde okuyup, bitirilebilir.

Sözün özü; elimde yazara ait üç tane daha okunmamış kitap vardır. Şimdi ki düşüncem Turgut Uyar kesinlikle bana hitap etmeyen birisidir. Bana göre okunulası bir kitap değildir. İçeriği şiir olduğundan dolayı okumanızı isterim. Belki sizin kaleminizdir Turgut Uyar.

Sevgi ile kalın…
112 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
En sevdiğim şiiri (Hızla gelişecek kalbimiz, Acıyor, göğe bakma durağı) oldu.
Gerisi hep şiirin içerisinde kendimi bulduğum bir kaç cümle..
Okuduğumda anlamak için çok yoğunlaştım ama ona rağmen anlattığı şeyi betimleyemedm kafamda.. Yine de kitabı ara sıra elime alıp sayfalarını karıştırdığım da güzel hisler uyandıracak altı çizili cümlelerim var...

Yazarın biyografisi

Adı:
Turgut Uyar
Tam adı:
Ahmet Turgut Uyar
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
Ankara, Türkiye, 4 Ağustos 1927
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 22 Ağustos 1985
İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi (1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan (1970)' la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)' le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3.985 okur beğendi.
  • 14.742 okur okudu.
  • 504 okur okuyor.
  • 5.095 okur okuyacak.
  • 132 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları