Turgut Uyar (1927-1985), geç okuduğum bir şair… Tüm şiirlerini en az iki kez okudum, bazılarını ise defalarca. Hala da okuyacağım şairlerden.
İkinci Yeni dediğimiz Türk şiirinin en önemli uğraklarından bir dönemin en önde gelen üç isminden biri (Edip Cansever ve Cemal Süreya ile birlikte. Diğerleri de var ama bu üçü daha bilinir bu konuda). İlk şiirleri daha sade birinci yeni /garip akımının belki izleri vardı. Zamanla şiirleri daha imgeli daha estetik duyarlık ve yoğunluk taşıyan katmanlı şiire doğru evrilmiştir. Dolayısıyla şiirlerindeki evrilme, şairin gelişimiyle değil sadece, Türk şiirinin dönüşümünü de örnekler.
T. Uyar’ın şiirlerinde ikinci yeni şairlerinde görüldüğü gibi bireyin yalnızlığını ve kentte sıkışmış bireyi merkeze alan bir atmosfer vardır. Sert bir ideolojik tavır yerine, yeri geldiğinde toplumsal meseleleri, birey düzleminde ele alır.
Büyük Saat, tüm şiir kitaplarının bir araya gelmesinden oluşur. Bu kitaplar: Arz-ı Hâl (1949), Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir, Dün Yok Mu (1984), Son Şiirler, Yitiksiz.
İçinde kendime rehber edinebileceğim, tamamını neredeyse altını çizdiğim, Tutgut Uyar şiiri denilince aklıma ilk gelen şiirleri ise şunlar: Geyikli Gece, Göğe Bakma Durağı, Akçaburgazlı Yekta şiirleri (Dünyanın En Güzel Arabistanı’ndan); Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda, Terziler Geldiler (Tütünler Islak); Ölü Yıkayıcılar, Biraz Daha (Her Pazartesiden); Bir Yılın En Soğuk Akşamında Aşk Övgüsü, Kavşakta, Vaktin Çağrısı, Ölüm Yıkanması, Açlık Çoğunluktadır (Toplandılar), Söylenir, Bir Metin Nasıl Yazılmalı, Acıyor, Bir Aşkın En Verimsiz Günlerinde, Kırlardan Geliyorlar, Geçmiş Gelecek Zaman (Tütünler Islak); Baharda, Tel Cambazı hk şiirleri, Senfoni (Son