Çocuktuk;
Ayaklarında taze çimen kokusu
Üstünde pamuk pamuk bulutlar
Koşarak bir oraya bir buraya
Gelincikler süslenmiş tarlalardan
Sulu biraz ekşi erikler
Badem dallarına asılı çağlalar
Aşırıp mutluyduk...
Çocuktuk;
Ayaklarımıza batan dikenlere aldırış etmeden
Sıcak mı sıcak bir yaz günü
Alev alev olmuş toprakta
Önce güreşe tutuşurduk
Biraz sonra minyatür kale maça
Yorgun ama mutluyduk...
Çocuktuk,
Elimizde yoksulluk günlerinden kalma salçalı ekmek
Önümüzde oyunbaz bir oğlak
Ardımızda av köpeğinden kalma enik
Ormana ormana
Koşaradım mutluyduk...
Çocuktuk,
Okul bahçesinde şen
Sınıflarda gürültücü
Ama susun çocuklara saygılı
Hemen de kelebek oluverirdik
Okul biter bitmez
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyetler eder istiâb..