Çocuktuk;
Ayaklarında taze çimen kokusu
Üstünde pamuk pamuk bulutlar
Koşarak bir oraya bir buraya
Gelincikler süslenmiş tarlalardan
Sulu biraz ekşi erikler
Badem dallarına asılı çağlalar
Aşırıp mutluyduk...
Çocuktuk;
Ayaklarımıza batan dikenlere aldırış etmeden
Sıcak mı sıcak bir yaz günü
Alev alev olmuş toprakta
Önce güreşe tutuşurduk
Biraz sonra minyatür kale maça
Yorgun ama mutluyduk...
Çocuktuk,
Elimizde yoksulluk günlerinden kalma salçalı ekmek
Önümüzde oyunbaz bir oğlak
Ardımızda av köpeğinden kalma enik
Ormana ormana
Koşaradım mutluyduk...
Çocuktuk,
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyetler eder istiâb..
Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş;
Eşini gâib eyleyen bir kuş
Gibi kar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
Ey kulûbun sürûd-ı şeydâsı
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdâsı:
Kapladı bir derin sükûta yeri
Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar;
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpaze,
Na'şın üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
Karlar
Ki semâdan düşer, düşer ağlar!
Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar