Efendi ile Uşağı (Bir Toprak Sahibinin Sabahı)Lev Nikolayeviç Tolstoy

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.265
Gösterim
Adı:
Efendi ile Uşağı
Alt başlık:
Bir Toprak Sahibinin Sabahı
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328490
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Efendi ile Uşağı – Bir Toprak Sahibinin Sabahı –

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tolstoy, yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin (Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik) devamı sayılabilecek Bir Toprak Sahibinin Sabahı’nda genç bir toprak sahibinin köylülerle ilişkilerini, tüm iyi niyetine rağmen cehalet ve güvensizlikten kaynaklanan güçlüklerle yüzleşmek zorunda kalmasını son derece çarpıcı bir dille aktarır.
Efendi ile Uşağı’nda ise doğayla insanın mücadelesini arka plana yerleştirerek, açgözlülükle tevazuun, iyilikle kötülüğün insan ruhundaki bitmek bilmeyen savaşını sarsıcı bir hikâyeyle gözler önüne serer.

Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevski,
Tolstoy, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.
Efendi ile Uşağı eserinin İş Bankası Yayınlarına ait basımında iki öykü yer alıyor: Bir Toprak Sahibinin Sabahı, Efendi ile Uşağı.

“Bir Toprak Sahibinin Sabahı”nda üniversite öğrencisi olan soylu genç Nehlüdov, eğitimini yarıda bırakır. Onu mutlu edecek olan şeye yönelir: Diğer insanları mutlu etmeye.
Bunun da yolunun köyüne geri dönmesinden, ordaki köylülerin sorunlarına çare bulmasından, onları refaha kavuşturmasından geçtiğini düşünür.
Bu haliyle toprak mülkiyetiyle ilgili sorunlara bir çözüm arayışında olan diğer Tolstoy karakterlerini çağrıştırdı bu hikâye bana. Zira, “Diriliş”teki Nehlüdov, “Anna Karenina”daki Levin de aynı arayıştadır.
Ne var ki köylü köleliğe, yoksulluğa, cehalete öylesine alıştırılmıştır ki, onu bütün bu olumsuzluklardan çekip çıkarmak zorlu bir çabayı da beraberinde getirir.
Tolstoy’un birden fazla eserinde bu konuyu sıklıkla işlemesi onun bu konudaki hassasiyetini gösteriyor.
Onun isteği, tıpkı J. Stuart Mill’in istediği şeyle, “en yüksek mutluluk” ile örtüşüyor.

İkinci öykü olan “Efendi ile Uşağı”, açgözlülüğün, hırsın sonunun iyi olmadığını, kişiye zarardan başka bir şey getirmediğini hatırlatan bir öykü. Öykünün güzel yanı ise, her kötü insanın içinde ufak da olsa bir iyi yan olduğunu göstermesiydi bana göre.

Kitap çok kısa sürede bitirilebilecek bir akıcılığa sahip.
Tolstoy, bu eserinde de kendisini hissettiren ahlâkçı filozof kimliğiyle, okurlarını bekliyor.
Herkese iyi okumalar dilerim.
"Tanrı'nın Bildiğini Hiç Kimse Bilmez!"

İnsanlık sorunlarını estetik bir incelikle irdeleyen Nikolayeviç abimiz, edebi kurgularıyla eserlerinde bizleri de bununla buluşturuyor. Yazarın özelliklerini birçok kişi tarafından tanınan biri olması hasebiyle es geçiyorum. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere konu edinilen şey; sınıfsal yapılar...Her ne kadar beklentilerimi karşılayamasada bu kitabının da güzellikler barındırdığı kanaatindeyim.

Kitap üç hikayeden oluşuyor: "Efendi ile Uşağı", "Çilekler", " İnsana Ne Kadar Toprak Lazım" kıyaslayacak olursak; kurgulanmış en iyi ilişkiler ve duyguları, kitabın ismini de almış olan 'Efendi ile Uşağı'nda bulabildim.Diğer iki hikaye ilki kadar başarılı olamasada kitabın umumen vermek istediği mesaj, günlük yaşamda sıklıkla yakınlarımız tarafından bizlere yakınılan sorunlar ve bizim dışımızda da acı çeken insanların varlığını anlayabilmemiz açısından oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Kitap da en sık karşılaşılan duygu 'Pişmanlık' olmakla birlikte, hırs, açgözlülük, muhtaç olma durumu, dürüstlük, şefkat ve sevgiyi de beraberinde bulunduruyor. Kitaptan birkaç alıntının bile aslında kitabı özetleyebilecek mahiyete sahip olduğunu düşünüyorum;

"Nikita gibi, tüccar Vasili Andreyiç‘in verdiği parayla geçinen insanlar, saygılı
davranışlarıyla, onun kendilerini aldattığını düşünmek şöyle dursun, nerdeyse onun yardımıyla ayakta durdukları inancını pekiştiriyorlardı adamda."
~
"Vasili Andreyiç‘in yalnızca uykusu değil, huzuru da kaçmıştı. Ondan sonra gene hasaplarını, işlerini, onurunu, ününü, zenginliğini düşünmek için ne denli uğraştıysa uğraşsın, hepsi boştu.Bir kere ölüm korkusu düşmüştü içine "
~
“Nikita’ya gelince, nasıl olsa ölecek. Zaten nedir onun yaşantısı? Acınacak nesi var? Ama ben onun gibi değilim, bir değeri var benim yaşamımın."

Takdir sizlerin, keyifli okumalar...
Efendi İle Uşağı
İkinci sınıf tüccar olan Vasili Andreyiç, uşağı Nikita'ya kızağı hazırlatıp karda kışta yola çıkacaklarını söyler. Eşi ise hava şartlarının uygun olmadığından bahsetse de Andreyiç onu dinlemeyerek yapacağı ticareti ve kazanacağı paralara yoğunlaşır...

Yola çıktıklarında onları tipi ve fırtına beklemektedir. Nikita ne kadar uğraşsa da efendisini komşu köyde ki bir dost evinde kalmaya ikna edemez..

Hava daha da soğumuş ve yollarını kaybetmişler, üstelik kızağı çeken at ise zor ilerlemektedir...
Uçsuz bucaksız beyaz örtünün üstünde güçlükle yollarını bulmaya çalışırlarken, bir efendi ve onun yardımcısı olan uşağın insan adına neler yapabileceklerini, zorda kalınca kral ve dilencinin aynı şeyleri yaşadığını bir kez daha hatırlatıyor...

Çilekler
Çok kısa olan bu öyküde daha çok köyde yaşayan ailelerin, mutluluğu yardımlaşmaları anlatılıyor. Kızların dağdan topladıkları çilekleri köyde yaşayan efendilere satıp, kazanç elde edişleri konu alınmış. Bu on sayfalık öykü o kadar iyi tasvirlenmiş ki kendinizi çileklerin arasında hissediyorsunuz...

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım
Öykü insanın büyük konuşmamasını hatırlatan, konuştuğunuzda bunu mutlaka yaşayacağınızı anlatıyor...
Pahom, eşi ve kardeşinin bir konuşmasına şahit olup büyük bir söz söyler...
Toprak sahibi olmak için her şeyini ortaya koyup, çiftçiliğe başlar fakat köyünden geçen tüccarların söylemleri ile hep daha fazlasını kazanmak ister...

Pahom, Başkırlar'ın arazileri hakkında duydukları ile yollara düşer ve açgözlülüğünün mükafatını alır...
Kitap üç farklı hikayeden oluşuyor (Efendi ve Uşağı, Üç Ölüm, Çilekler). İlk hikaye etkileyici ve kitabın yarısını bu oluşturmakta. Ama diğer iki hikaye için aynı şeyi söyleyemem. Yine de hikaye olması hesabıyla kişiden kişiye değişebilir bu beğeni durumu. Ne de olsa edebiyatın babası Tolstoy'un kaleminden çıkmışlar.
Üç tane öyküden oluşan kısacık bir kitap fakat kesinlikle okunması gerekiyor.Hem klasik olması sebebiyle hem de kitabın verdiği mesaj açısından...Öykülerde iyilik, doğruluk, sevgi ve sefkat duyguları o kadar hoş anlatılmış ki iyiye ve guzele olan inancınızı tazeliyor.Hepimize keyifli okumalar dilerim.
Yaz günü insanı iliklerine kadar üşüten bir hikaye. Kısa ve öz. Anlatımı yalın ve akıcı. Bir çırpıda okunan bir kitap. Karakter sayısının azlığı ile diğer rus edebiyatı eserlerinde görülen olayların ve şahsiyetlerin abartılması kesinlike yok. Bölüm araları kısa. Okunmasının insana bir şeyler kattığı bir eser. Sonuçta Tolstoy :)
"Nikita'ya gelince, nasıl olsa ölecek. Zaten nedir onun yaşantısı? Acınacak nesi var? Ama ben onun gibi değilim, bir değeri var benim yaşamımın."

Kitabın ana karakteri Vasili Andreyiç'in ifadeleri böyle.
Para,mevki ve bunlarla fahirlenme sözkonusu olunca,uzaklaşılan vicdani değerlerin,süreç içerisinde tamamen sükut etmesinin resmidir bu.
Varoluşa aykırı bu anlayış,insanoğlunun tüm gelişim,dönüşüm ve değişimine rağmen,süregelmiş, felç olmuş bir anlayıştır.

Hayat kendini keşfetme yolculuğuysa,bu yolda kendimizi,başkaları üzerinden,başkalarıyla sınav olarak tanırız.


Tolstoy'un ustalık eseri Brüksel'de yaşanan gerçek bir olaya dayanıyor.
Kandırıldığımı hissettim. Bu kitaptaki hikayeleri " insan ne ile yaşar" adlı kitapta da okumuştum. Bunu niye yapıyorlar? İsmini değiştirince kitap değişiyor mu? Her neyse kitaptaki hikayelerin hülasası, hırs, açgözlülük, kıskançlık gibi kavramların ne kadar gereksiz olduğunu anlatıyor. Diğer kitabı okuyanların bunu okumasına gerek Yok.
Para hırsı ve aç gözlülük insanı ne derece alçaltıyor. Efendi ile Uşağı para düşkünü efendinin daha ucuz bir alışveriş yapma düşüncesiyle çıktıkları yolculuğu hayatlarının tehlikeye atmaları pahasına vermiş oldukları mücadeleyi anlatıyo. Okurken anlatılan hikaye insani adeta ıçine çekiyor beklide kahramanlardan daha cok okuyucuyu üşütmeyi başarıyor. Sonu oldukça şaşırtıcı geldi.
Yaşamanın ve ölmenin anlamı gibi konular bir kitap konusu klasiği gibi görünse de bu kitapta bu konular çok gerçekçi anlatılmış, belki de bu konulara en iyi Tolstoy değiniyordur. Sormak lazım.
Kar altında yürüyüşün satırlarla insana kattığı huzuru bende tatmak istedim. Çünkü beyaz iyidir; çünkü beyaz görüneni değil görünmeyen
kötülükleri de temizler; ruhumuzu arındırır.
Tolstoy'un diger uzun soluklu eserlerine göre epeyce kısa kalmış. Romandan ziyade uzun hikâye diyebiliriz. Hatta kitap biraz yarım kalmış gibi bile geldi. Kitapta zengin bir tüccar ve uşağının hayatından bir günlük bir kesit sunulmuş. Olağanüstü bir olay olmamasına rağmen Tolstoy yine kalitesini konusturmuş ve günlük olayları bile harika betimleme ve tahlillerle süslemiş. Uzun soluklu romanlarıyla karşılaştırırsak biraz düşük seviyede kalabilir. Sayfa sayısı da göz önüne alınırsa bir günde okunacak keyifli bir kitap diyebiliriz. Her kesime tavsiye edebilirim.
"Kazanmak ile kaybetmek ikiz kardeş gibidir." Bu gün varlıklı olanların ertesi gün yiyecek ekmek için ele güne muhtaç oldukları çok görülmüştür.
“Ama sevgili dostum, iyi özelliklerimiz, bize kötü özelliklerimizden daha çok zarar verir yaşamımızda.”
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 4 - İş Bankası Yayınları, I. Basım, Çeviri: Ayşe Hacıhasanoğlu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Efendi ile Uşağı
Alt başlık:
Bir Toprak Sahibinin Sabahı
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328490
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Efendi ile Uşağı – Bir Toprak Sahibinin Sabahı –

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tolstoy, yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin (Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik) devamı sayılabilecek Bir Toprak Sahibinin Sabahı’nda genç bir toprak sahibinin köylülerle ilişkilerini, tüm iyi niyetine rağmen cehalet ve güvensizlikten kaynaklanan güçlüklerle yüzleşmek zorunda kalmasını son derece çarpıcı bir dille aktarır.
Efendi ile Uşağı’nda ise doğayla insanın mücadelesini arka plana yerleştirerek, açgözlülükle tevazuun, iyilikle kötülüğün insan ruhundaki bitmek bilmeyen savaşını sarsıcı bir hikâyeyle gözler önüne serer.

Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevski,
Tolstoy, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 412 okur

  • Emre Güneş
  • Deniz Serin
  • Ozgur ozgur
  • Nisanur
  • Bayındır Han
  • Ersan Kara
  • Onur Özalp
  • Recai Yıldırım
  • Riggy
  • Ali celik

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.4
14-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%11.8
55-64 Yaş
%3.9
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.6
Erkek
%56.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.2 (17)
9
%14.2 (17)
8
%35.8 (43)
7
%15.8 (19)
6
%10.8 (13)
5
%6.7 (8)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%0.8 (1)
1
%0.8 (1)