Efendi ile Uşağı (Bir Toprak Sahibinin Sabahı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9088
Gösterim
Adı:
Efendi ile Uşağı
Alt başlık:
Bir Toprak Sahibinin Sabahı
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328490
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Efendi ile Uşağı – Bir Toprak Sahibinin Sabahı –

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tolstoy, yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin (Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik) devamı sayılabilecek Bir Toprak Sahibinin Sabahı’nda genç bir toprak sahibinin köylülerle ilişkilerini, tüm iyi niyetine rağmen cehalet ve güvensizlikten kaynaklanan güçlüklerle yüzleşmek zorunda kalmasını son derece çarpıcı bir dille aktarır.
Efendi ile Uşağı’nda ise doğayla insanın mücadelesini arka plana yerleştirerek, açgözlülükle tevazuun, iyilikle kötülüğün insan ruhundaki bitmek bilmeyen savaşını sarsıcı bir hikâyeyle gözler önüne serer.

Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevski,
Tolstoy, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hikayenin başında bir Efendimiz Vasili Andreyiç var.
Bir de Uşağı Nikita.

Hava şartları çok kötü, ama yola çıkılmaya mecbur. Çünkü; işin ucunda çok karlı çıkılacak, hayali kurulan bir koru var. Rakiplerinden önce gidilip satın alınması gerekiyor o korunun.


Başka zenginler ile kendi malını mülkünü kıyaslayarak, servetine servet katmak isteyip, daha da fazlasına sahip olmak adına bir türlü doymayan insan gözünün örneği Vasili Andreyiç...

Bütün bu düşündüklerini yapabilmek için ve bu hırs onu bu yolculuğa çıkarmaya yetiyor.
Hava şartları onu durdurur mu?
Ve çıkılıyor yola.
Kar, kış, tipi...
Uşak, efendi, at zar zor gidiyorlar. Durduruyor bir yerde.
Bir-iki yer var at da, efendi de, uşak da aslında hep o yerde dönüp duruyorlar. Gurup halinde ve tek tek. Kürkçü dükkanı gibi. Böyle olduğu halde hiç sıkılmadan okudum, güldüm de.
Önlerine çıkan evde kalmak istememeleri de sonlarını hazırlıyor. Geceyi geçirebilecekleri yer pek iç açıcı değil, açıkta bir yer.
Uyumak için her şeyi yapan, kazandıklarını, kazanacaklarını ve diğer zenginlerin servetini düşünse de bir türlü uyku tutturamayan efendi, ölmek istemediğinden, hırsından uşağını da karlar içinde bırakıp, atı da alır gider...
At da onu bırakıp gider. Atın izlerini takip ederek uşağını bırakıp, ölüme terk ettiği yere tekrar gelir. Uşağının durumunu görünce... (Serenad' daki kısım geldi aklıma burada)
Vicdanının olduğunu hatırlatan, her şeyi fark ettiği an... Güzeldi, rüyalar ile haber verilmesi, güzeldi.

Efendimizin yaptığı keşke kitaplarda kalmasa da, bütün efendiler ölmeden önce bir uyansanlar keşke. İnsanı insan yapan özelliklerini bir an önce ortaya çıkarabilseler.

Kitabın ilk başından itibaren parayı çaldıracak diye düşünmüştüm kilisenin parası olduğundan... Tabi orası Türkiye değil.

Açgözlülüğün, olanla yetinmemenin, hırsın insan hayatına nasıl da mal olduğu.


Efendi ile uşağımız, herkesin öyküsü. Sonumuz da benzesin.

Hikayenin sonunda kimse yok.
Alınması gereken dersler var.
Yaşamın son anına huzur içinde erebilmek dileğiyle.

-Umarım
"Tanrı zahmetinin karşılığını verir elbet."

-Bizden iyi kimse bilmez
"Cahillik zor şey."

-Hepimizin başına.
"Adamın derdi yok, mışıl mışıl uyuyor."-

-Geç olmadan anlamamız umuduyla
"Ne yapsın, yaşamın özünü anlamamış adamcağız. Evet, zavallı ben şimdiki gibi anlamıyordum o zaman şimdi eksiksiz anlamıyordum o zaman."

-Ve asla kaybeymememiz gereken şey
"Ben vicdanlı bir adamım. Kimsenin hakkı geçsin istemem. Varsın, olacak zarar bana olsun."

-Şükredin, yetinin
"Koruluk yerin dibine batsın! Tanrı vereceği kadar vermiş bana."
144 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Efendi ile Uşağı/Tolstoy
Yazara hayranlığım bilen bilir ve onun kitapları, iyiliğe, doğruluğa, huzura ve sevgiye açılan kapıdır. Her kitabında insan olma yolunda bir tuğla daha koyarsın. Ve eğer gerçekten onun sevgi adına söyledikleri kulağına küpe yaparsan, hayatta mutlu olmanın sırrını da çözersin. Yeterki duy onun bu güzel tavsiyelerini ve huzur bulsun ruhun...
Genç bir adamın, bir efendinin köylülerin karşı iyi bir efendi olmak istemesini ve bunun için mücadelesini konu alan bir kitap. Hayatın yemek içmek ve bir takım zevklerden ibaret olmadığının anlatıldığı, iyi insan olmanın önemine her daim vurgu yapan değerli bir kitap. Yazar Tolstoy, konu iyilik ve insan olmak, bir kitabı okumak için daha ne olsun ki?
Klasik kitaplar denildiğinde çekimser kalan okuyuculara seslenmek istiyorum;korkmadan okuyabileceğiniz eser her biri. Klasikleri okumaya ince olanlarla başlayabilirsiniz. Sonrasında sizlerde göreceksiniz her birinin ne kadar değerli olduğunu ve bir an önce okuma isteği duyacaksınız. Ne diyoruz Klasiklerden korkmayın...
Kitapla ve sevgiyle kalın...
144 syf.
·Beğendi·10/10
Kendisinden hiçbir şey beklemeyeceğimiz , gururlu , kibirli insanların bile yeri geldiğinde içindeki o merhameti hissettim okurken.
İnsanlığın bittiğine emin olduğum bu çağa karşı bile ufak bir umut belirdi içimde . Okuyun , okutun ! Pişman olmayacaksınız . Tadı damağınızda kalan , bitirdiğinizde yüzünüzde hafif bir tebessüm oluşturan iki hikaye
Keyifli okumalar ..
144 syf.
·Puan vermedi
"Tanrı'nın Bildiğini Hiç Kimse Bilmez!"

İnsanlık sorunlarını estetik bir incelikle irdeleyen Nikolayeviç abimiz, edebi kurgularıyla eserlerinde bizleri de bununla buluşturuyor. Yazarın özelliklerini birçok kişi tarafından tanınan biri olması hasebiyle es geçiyorum. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere konu edinilen şey; sınıfsal yapılar...Her ne kadar beklentilerimi karşılayamasada bu kitabının da güzellikler barındırdığı kanaatindeyim.

Kitap üç hikayeden oluşuyor: "Efendi ile Uşağı", "Çilekler", " İnsana Ne Kadar Toprak Lazım" kıyaslayacak olursak; kurgulanmış en iyi ilişkiler ve duyguları, kitabın ismini de almış olan 'Efendi ile Uşağı'nda bulabildim.Diğer iki hikaye ilki kadar başarılı olamasada kitabın umumen vermek istediği mesaj, günlük yaşamda sıklıkla yakınlarımız tarafından bizlere yakınılan sorunlar ve bizim dışımızda da acı çeken insanların varlığını anlayabilmemiz açısından oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Kitapta en sık karşılaşılan duygu 'Pişmanlık' olmakla birlikte, hırs, açgözlülük, muhtaç olma durumu, dürüstlük, şefkat ve sevgiyi de beraberinde bulunduruyor. Kitaptan birkaç alıntının bile aslında kitabı özetleyebilecek mahiyete sahip olduğunu düşünüyorum.

Alıntılar;

"Nikita gibi, tüccar Vasili Andreyiç‘in verdiği parayla geçinen insanlar, saygılı
davranışlarıyla, onun kendilerini aldattığını düşünmek şöyle dursun, nerdeyse onun yardımıyla ayakta durdukları inancını pekiştiriyorlardı adamda."

"Vasili Andreyiç‘in yalnızca uykusu değil, huzuru da kaçmıştı. Ondan sonra gene hasaplarını, işlerini, onurunu, ününü, zenginliğini düşünmek için ne denli uğraştıysa uğraşsın, hepsi boştu.Bir kere ölüm korkusu düşmüştü içine "

“Nikita’ya gelince, nasıl olsa ölecek. Zaten nedir onun yaşantısı? Acınacak nesi var? Ama ben onun gibi değilim, bir değeri var benim yaşamımın."
72 syf.
·Puan vermedi
Tolstoy - Efendi İle Uşağı
Yine Karbon Kitaplar’dan cep boy bir kitapla karşınızdayım.
————
Tolstoy’un uzun hikaye şeklinde yazmış olduğu Efendi ile Uşağı kitabı; Tüccar Vasili Andreyiç ve uşağı Nikita’nın yolculuğunu anlatıyor. Yazar yolculuk içerisinde çeşitli psikolojik zaafları ele alıyor. Tüccar Andreyiç’in mal tutkusu, bencilliği oldukça ön planda. Karlı soğuk bir gecede, yollarını sürekli kaybetmelerine rağmen tekrar tekrar yola çıkmasına sebep olacak bir mal tutkusuna sahip Vasili Andreyiç. Bu tutku sonunu getirecek diyorsunuz okurken. Sonunu tahmin ettiğinizi sanıyorsunuz fakat yanılabilirsiniz, hemen karar vermeyin. Okuduğum beğendiğim kitaplar arasında yerini aldı. Sizi yormuş okurken zorlamış kitaplardan sonra okuyabilirsiniz, sade dili çok yormuyor sizi dinlendirecektir. Keyifli okumalar dilerim. ️
144 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Efendi İle Uşağı
İkinci sınıf tüccar olan Vasili Andreyiç, uşağı Nikita'ya kızağı hazırlatıp karda kışta yola çıkacaklarını söyler. Eşi ise hava şartlarının uygun olmadığından bahsetse de Andreyiç onu dinlemeyerek yapacağı ticareti ve kazanacağı paralara yoğunlaşır...

Yola çıktıklarında onları tipi ve fırtına beklemektedir. Nikita ne kadar uğraşsa da efendisini komşu köyde ki bir dost evinde kalmaya ikna edemez..

Hava daha da soğumuş ve yollarını kaybetmişler, üstelik kızağı çeken at ise zor ilerlemektedir...
Uçsuz bucaksız beyaz örtünün üstünde güçlükle yollarını bulmaya çalışırlarken, bir efendi ve onun yardımcısı olan uşağın insan adına neler yapabileceklerini, zorda kalınca kral ve dilencinin aynı şeyleri yaşadığını bir kez daha hatırlatıyor...

Çilekler
Çok kısa olan bu öyküde daha çok köyde yaşayan ailelerin, mutluluğu yardımlaşmaları anlatılıyor. Kızların dağdan topladıkları çilekleri köyde yaşayan efendilere satıp, kazanç elde edişleri konu alınmış. Bu on sayfalık öykü o kadar iyi tasvirlenmiş ki kendinizi çileklerin arasında hissediyorsunuz...

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım
Öykü insanın büyük konuşmamasını hatırlatan, konuştuğunuzda bunu mutlaka yaşayacağınızı anlatıyor...
Pahom, eşi ve kardeşinin bir konuşmasına şahit olup büyük bir söz söyler...
Toprak sahibi olmak için her şeyini ortaya koyup, çiftçiliğe başlar fakat köyünden geçen tüccarların söylemleri ile hep daha fazlasını kazanmak ister...

Pahom, Başkırlar'ın arazileri hakkında duydukları ile yollara düşer ve açgözlülüğünün mükafatını alır...
195 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap 3 farklı hikayeden oluşmaktadır. Ben Efendi ile Uşağı adlı hikayeden bahsetmek istiyorum.
Bu hikaye efendi ile uşağın bir yolculuğunu konu almaktadır. Hikâyede insanların birbirlerine muhtaç olması, aslında herkesin ölüm karşısında eşit olduğunu, bencillikten kurtulup kendini bulmayı konu edinmiş bir hikayedir.
Herkese tavsiye ederim, iyi okumalar.
144 syf.
·2 günde·8/10
Mini mini bir Tolstoy kitabı daha. Kitap iki hikâyeden oluşuyor.

İlk hikâye Bir Toprak Sahibinin Sabahı'nda arazisindeki köylülerin en iyi ve en mutlu şekilde yaşaması için hukuk okumayı bırakıp iyi bir efendi olma çalışan Nehlüdov' un başından geçenleri anlatıyor. Nehlüdov ne kadar iyi niyet ve sevgi ile çabalarsa çabalasın istediği sonucu alamıyor. Ve genç toprak sahibi ya ben ne yapıyorum diyerek kendini sorguluyor.

İkinci hikâye Efendi ile Uşağı'nda ise efendi Vasiliy Andreyiç zenginliğine zenginlik katmak için ucuza bir koru alıp bunu fırsata çevirmek istiyor.
Hazırlanıp korunun sahibi ile anlaşmak için uşağı Nikita ile yola çıkıyorlar. Vasiliy'in erken varmak için bilmediği bir yoldan gitmek istemesi ile yollarını kaybediyorlar ve karın kışın ortasında zor durumda kalıyor.

Vasiliy'in para hırsı ona en kısa sürede en hızlı şekilde bu işi yaptırmak istiyor ama bedelini de ağır bir şekilde ödüyor.

Tolstoy kitaplarında para hırsını, zengin olduğu için insanların kaderini kendi elinde görenleri, yükselmeye çalışırken dibe vuran insanların sonunun ne ile bitebileceğini çok güzel işliyor.


Kitabı okurken Vasiliy'e gerçekten böyle yapmana gerek var mı, bu ne hırs ve ilk hikâyede Nehlüdov'a kendi iyiliği için çabalamayan insanlar için kendini bu kadar hırpalamak neden diye karakterlere kızdım.

Kitabı kesinlikle okunması gereken bir eser olarak niteleyemem ama okuma fırsatınız varsa ya da elinizde, kütüphanenizde bulunuyorsa alıp keyif alarak okuyabilirsiniz.


İyi okumalar.
144 syf.
·Beğendi·9/10
Üç tane öyküden oluşan kısacık bir kitap fakat kesinlikle okunması gerekiyor.Hem klasik olması sebebiyle hem de kitabın verdiği mesaj açısından...Öykülerde iyilik, doğruluk, sevgi ve sefkat duyguları o kadar hoş anlatılmış ki iyiye ve guzele olan inancınızı tazeliyor.Hepimize keyifli okumalar dilerim.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
İnsanlar ve sınıf ayrımları ! Dışarıdan baktığımızda sınıf ayrımının bazı yüksek kesimleri ne bir yardım eder ne de bir merhamet diye düşünürüz,kibirli,aç gözlü ve para düşkünleri diye tanımlarız bazılarını ama bu kitapta bu tabu yıkılıyor.Merhametli ve düşünceli bir üst kesim çıkıyor karşımıza.
69 syf.
·Beğendi·10/10
ah ne güzel bir eser okudum ben nasıl terapi gibi geldi. Tüm yoğunluğu hayatın akışını dünyayı unutup sadece yarım saatte aldığım bu huzur çok iyi geldi sakinleştirdi. Tolstoy inanılmaz bir yazar sanırım kelimelerle anlatmak tam karşılığı sağlamıyor ama başyapıt romanlarının yanı sıra hayata dair kaleme aldığı uzun ve kısa öykülerden oluşan eserlerinede mutlaka bir şans verilmeli... Efendi ile Uşak insanoğlunun zenginlik, asillik ve mevki gibi farklılıklarına rağmen, ölüm söz konusu olduğunda herkesin eşit olduğunu anlattığı kısacık ama derslerle dolu bir kitap...
"Adam, kırmaları için onlara bir demet çıta vermiş, hiçbiri kıramamış. Aynı çıtaları teker teker kırıvermişler. İşte bu da böyle..."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
İletişim Yayınları 2012, Çeviri: Mehmet Özgül

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Efendi ile Uşağı
Alt başlık:
Bir Toprak Sahibinin Sabahı
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328490
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Efendi ile Uşağı – Bir Toprak Sahibinin Sabahı –

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tolstoy, yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin (Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik) devamı sayılabilecek Bir Toprak Sahibinin Sabahı’nda genç bir toprak sahibinin köylülerle ilişkilerini, tüm iyi niyetine rağmen cehalet ve güvensizlikten kaynaklanan güçlüklerle yüzleşmek zorunda kalmasını son derece çarpıcı bir dille aktarır.
Efendi ile Uşağı’nda ise doğayla insanın mücadelesini arka plana yerleştirerek, açgözlülükle tevazuun, iyilikle kötülüğün insan ruhundaki bitmek bilmeyen savaşını sarsıcı bir hikâyeyle gözler önüne serer.

Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu’nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevski,
Tolstoy, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 1.530 okur

  • Muhammed Çakmak
  • Harun Ergün
  • Onur
  • Ahmet Tosun
  • Onur Gür
  • kitapderyasi
  • Onur MOCU
  • İbrahim Kocaman
  • Büşra
  • Sinan Demir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.4
14-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%11.8
55-64 Yaş
%3.9
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.6
Erkek
%56.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.2 (33)
9
%8.9 (41)
8
%23.3 (107)
7
%13.7 (63)
6
%5.2 (24)
5
%2.2 (10)
4
%0.9 (4)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0.4 (2)