Yüzyıllık Yalnızlık

8,3/10  (543 Oy) · 
1.744 okunma  · 
454 beğeni  · 
10.549 gösterim
"Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    464
  • ISBN:
    9789750719363
  • Orijinal Adı:
    Cien Anos De Soledad
  • Çeviri:
    Seçkin Selvi
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nazlı Demir 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 19 günde · 7/10 puan

Eğer bu kitabı okuduysanız kendinizi tebrik edebilirsiniz.
Durağan bir dili, merak uyandırmayan ve sonu nereye gittiği belli olmayan konuyu, isimlerin benzerliğinden dolayı kim kimdi ya diye karışan karakterleri başarıyla atlattınız. Şimdi size ne kattığını düşünmeye geçebilirsiniz. Hristiyanlıkta geçen 7 günahı ve sonuçlarını kesinlikle karakterlerle birlikte tek tek öğrenmiş oldunuz. Ayrıca gerçekte yaşanan muz işçileri katliamına* değinmesi ile birlikte günümüz olaylarından bir facianın nasıl olduğunu artık biliyorsunuz.
Ne zorlamalarla, okumak için kendinizi ittirmelerle dolu, acaba bıraksam mı düşünceleriyle başa çıkarak Nobel ödüllü bir kitabı daha bitirmiş olmanın şevkiyle çerez kitaplara yönelip kafanızı dinleyebilirsiniz.
* Bu sayede nobel'i almıştır.

Elif Kimya Salt 
 23 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Geçen yıl ruh ikizin olan yazarı bul diye bir teste rastgelmiştim. Testin sonunda Gabriel Garcia Marquez çıkmıştı ve ruh ikizim olan yazarla bu test sonucu tanışmıştım. :) Tabi onunla ilk tanışmam bu kitapla olmadı. Yüreğini Kolla Ölmeden Çürüyorsun kitabını kendisinin sanıp aldım ve kitap gelince büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. :) Neyse kitaba geçelim.

Hikaye kuzen (amca çocukları) olan José Arcadio ve Ursula Iguarán Buendia çiftinin, ailelerinin tüm karşı çıkmalarına rağmen evlenmesiyle başlıyor. Çiftin daha önce bir akrabalarının çocukları, domuz kuyruğuyla doğmuş ve sürekli yapılan akraba evlilikleri yüzünden bu sakatlığın tekrarından korkuyor aile kitap boyunca. Kitapta ensest ilişki çok fazla yaşanmış ve bu okuyucu kızdırıyor ister istemez. Ensest, romanda önemli ve oldukça belirleyici bir role sahip olsada, romanın ana teması kitabın isminden de anlaşılacağı gibi hiç şüphesiz yalnızlık, mutlak bir yalnızlıktır. Aile fertlerinin tüm çabasına rağmen bitmeyen ve yüzyıl boyunca yaşanan yalnızlık, hikayeye bir hüzün katmış. Aynı zamanda güzel bir kızın göğe yükselmesi, hiç durmadan yağan yağmur, tanrının fotoğrafını çekmeye çalışan bir dede, evi yiyen karıncalar gibi doğaüstü olaylar kitaba farklı bir hava vermiş. Ama üç nesil boyunca aile fertlerine aynı isimlerin verilmesi okurken kafa karışıklığına sebep oluyor. Nobel ödülüne layık görülmüş güzel ve farklı bir roman...

Emre Ö. 
21 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Anlatış tarzı mükemmel gerçekten. Fazla diyalog olmamasına rağmen alışılanın aksine bu kadar zevkli olacağını düşünmemiştim. Kelimeler bildiğin akıyor.. Mutlaka okuyun. Tarih kitaplarında bile yazmayan Muz İşçileri Katliamına da çok iyi değinmiş! İnternette araştırayım dedim doğru düzgün bir kaynak bile yok maalesef. Böylelikle Marqez ne kadar serzenişte bulunsa az!!

mithrandir21 | Uğur D. 
 20 Eki 2016 · Kitabı okudu · 16 günde · 8/10 puan

Kitap genel olarak yazarın ölümünden sonra ülkemizde popülarite kazanmış olsa da ve Utku Lomlu'nun başarılı kapak tasarımları ile daha daha çok çok ilgi çekiyor olsa da bu kitaba tam manası ile ilgim Nolan'ın meşhur filmi Interstellar'ın meşhur kitaplık sahnesinde oluştu ve okumak bu zamana nasip oldu. Kitap benim için iki bölümden oluşuyor hatta üç bölümden oluşuyor diyebilirim. İlk 10 - 15 sayfa Marquez'in tarzına alışma bölümü, 250. sayfaya kadar bağımlıklık yapma bölümü ve 250. sayfadan sonra maalesef sıkılma bölümü. Ortalama 250. sayfaya kadar her ne kadar kitap olaylar bütünü olarak çok akıcı olmasa da Buendilar'dan bir türlü ayrılamıyor, her an her vakit Ursula önderliğinden Buendialar'ı okumak istiyordum ama nedense ortalama 250. sayfalardan sonra bir şekilde kitaptan koptum ve bir şekilde Marquez'in kendine has anlatım tarzı yorucu olmaya başladı. Hiçbir şekilde kötü kitap demiyorum, büyülü gerçeklik tanımını sonuna kadar hak eden bir kitap (zaten yazarın çıkardığı bir tanım), büyülü gerçeklik öyle değişik bir şey ki okurken ne gerçek ne hayal ne gerçek dışı insan ayırt edemiyor etmek de istemiyor. Sakin kafa ile okumanızı tavsiye ederim ve okurken 1 ya da 2 gün bile ara vermemenizi araya mesafe koymamanızı öneririm.

Kitabı arka kapakta Marquez'in dediği gibi okudum. Dikkat ve keyifle okudum ama o kadar olay neticesinde hiç ama hiç şaşırmadım

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez ile ilk tanışmamdır ve net olarak söylüyorum; büyülendim! Şimdiye kadar bu kitabı okumamış olmam büyük kayıpmış meğer.
Anlatım tarzına hayran kaldım. Roman beni öyle bir içine aldı ki memlekette tatilde olmama rağmen kitabı okumaktan başka hiçbir şey yapmak gelmedi içimden. Karakterlerden çok hikayenin ön planda olduğu bir roman olmasına rağmen karakterler o kadar içten ve gerçekçi anlatılmış o kadar benden, senden, bizden ki yazar kimden bahsediyorsa ana karakter o oluyor. Romanda belirli bir baş kahraman yok.
Bu romanda etkilendiğim konulardan biri ise hemen hemen bütün karakterlerin isminin aynı olmasına rağmen okurken de, bittiğinde de hepsini çok net ayırabilmem oldu. İşte bakın bu çok enteresan, büyülendim demiştim.
Çok beğendim efenim, okuyunuz :)

Şeyma çelik 
 02 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Marquez çocukluğunun geçtiği Aracataca kasabasında yaşadıklarını sanatsal bir kurgu ile diye getirmiştir.Kitapta Aracataca kasabası Macodon olarak geçmektedir.
Jose Arcadio Buendia ve Ursula çifti,oğulları Jose Arcadio Buendia ve Aurelino Buendia ve kızları Amaranta Buendia ile ilk başta küçük bir aileyken sonradan genişleyerek bu ailenin yüzyıllık bir yaşantısını anlatan bir kitaptır.Öldürdükleri bir adamın ruhunun vermiş olduğu rahatsızlıktan kaçan, yakın akraba evliliği ile domuz kuyruklu bir çocuğun doğması vasıtasıyla lanetlenmiş bir soydan gelen çift yaşadıklarını yeri terk edip bir nehir kıyısına gelerek oraya yerleşirler ve Macodon adı verdikleri bir kasaba kurarlar.Her yıl bir çingene obasını ağırlamaya başlayan kasabanın dış dünyayla olan tek bağlantısı bu çingeneler ve onların gelirken tanıttıları İcatlardır.Jose Arcadio Buendia icatları takıntı haline getirip bir gün aklını tamamen yitirmesine ve bağlandığı ağacın altında ölmesine kadar sürükleyen bu aletlerdir. Ursula ise çevresinde olup biten birçok sapkın şeye mantığıyla yaklaşabilen tek kişidir.
Kitapta bir uygarlığın nasıl kurulup yok olduğunu aynı zamanda muhafazakâr liberal savaşına yer vererek bununla birlikte savaş psikolojisine sahip bir kişinin neler hissettiğini, kasabaya devletin gelmesiyle eski düzenin nasıl değiştiğini,aynı isme sahip kişilerin aynı kaderi yaşamısıyla tarihin bir tekerrürden ibaret olduğunu ve bunların yanında aile fertlerinin yaşamı ile sevgi ve sevgisizliği güzellik kavramını ele alan çok zengin bir içeriğe sahip.

Cok guzel bir kitap bagimlilik yapiyor ve bir gunde kitabi bitirmesini sagliyor ve hemen bitiriyorsun. Cok guzel herkeze tavsiye ederim. Hemen bitirirsiniz

Kübra Bakırcı 
10 Şub 18:51 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yüzyıllık Yalnızlık'la ilgili ne söyleyebilirim hiç bilmiyorum. Dünya çapında ve Türkiye'de bu kadar baskı yapmış, pek çok okuyucu tarafından okunup beğenilmiş, efsane haline gelmiş, büyük üstadın muhteşem kitabı hakkında ne söylenir ki. Yalnız üzülerek söylüyorum ki bu kitabı almak için uzun süre niyetlendikten sonra okumak için de altı ay kitaplıkta bekledim. Can Yayınları'nı artık beyazla özdeşleştirdiğimizden eski baskıları sevsek de kabul etmek lazım ki bu yeni baskısı da çok güzel olmuş kitabın. Bu kitaptan, bu harika üsluptan ve özgünlükten sonra yazarın diğer kitaplarını okumakta gecikmemeliyim artık diye düşünüyorum. Gelelim Yüzyıllık Yalnılık'a... Kesinlikle okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi. Çok beğendim deyip geçemeyeceğim kadar farklı bir okuma deneyimi yaşattı bana. Zaten başlı başına farklı bir konuya sahip olan kitap ile Macondo'nun kuruluşuna, Buendia ailesinin altı kuşağına öylesine tanık olduk ki, kitabın dolu doluluğu ve ailenin her olayına değinmesinin gerçekçiliği ile doğa üstü olayların süslemesi, ilginç olaylar derken mutlaka okunası bir kitap çıkmış ortaya. Tabi tüm bunlar olurken dönemin sosyal/siyasal hayatına bir selam çakmaktan da geri durmamış yazar. Beğenmeyen var mıdır kitabı bilmiyorum ama etkilenmemek veya farklılığını inkar etmemek imkansız diye düşünüyorum. Böyle bol olaylı, uzun bir sürece hakim, ince işlenmiş kurgunun yanımda bir de harika bir üslup eklenince kitaba ve Gabriel Garcia Marquez'e hayran kalmak işten değil.

mehmet temiz 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

muhteşem bir eser.kitapta anlatılan yüzlerce olaydan belkide mübalağasız yüzlerce kitap yazılabilir.ama yazar o kadar mütevazice yazmışki sanki bu olayların hiç önemi yokmuş gibi arka arkasına sıralamış.bazen sadece bir parağrafta her biri başlı başına bir kitap konusu olacak onlarca olay anlatıyor.siz olayları okumaktan yoruluyorsunuz ama yazar yazmaktan yorulmuyor sanki.hiç ara vermeden deyim yerindeyse,noktasız virgülsüz anlatıyorda anlatıyor.size bir dakika bile düşünme,karar verme,yadırgama,üzülme,sevinme,gülme,ağlama....vs fırsatı vermiyor.zaten böyle bir fırsat verse bile siz hiç bir şey hissetmiyorsunuz.sadece robot gibi arka arkasına okuyup geçiyorsunuz.bence bu kitap, yazarın,nobel edebiyat ödülünü hak ederek aldığının en önemli bir göstergesidir.kitabın konusuna gelince, bir ailenin,kurdukları kasabayla birlikte kasabanın gelişimini ve ailenin nesilleri boyunca yaklaşık yüzyılda yaşadığı olaylar anlatılıyor.çok ama çok ilginç olaylar..! ben bu kitabın dünya edebiyat tarihinde eşine rastlanmayacak derecede farklı ve değerli bir eser olduğuna inanıyorum.son söz olarak edebiyatla ilgilenen herkesin mutlaka ama mutlaka okuması gereken bir kitaptır diyorum.

Rümeysa Başakın 
28 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çok severek okuduğum ve merak ettiğim bir kitap.Bir soyun devamı ve bu sırada dünyanın zamanla simyacılıktan ilk icatlara süregelen değişimini anlatıyor. Kesinlikle tavsiye ederim.İyi okumalar . :)

Kitaptan 168 Alıntı

Ferah 
30 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Bir ilişkiyi kadın başlatır, kadın bitirir.
Ama başlatan ve bitiren,
aynı kadın olmayabilir.''

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia MarquezYüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez

Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu.

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia MarquezYüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez
Songül 
19 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

"Sanırdınız ki, gündüz akşama kadar dokuyor, dokuması bitmesin korkusuyla da gece sabaha kadar söküyordu. Bu işi yalnızlığını unutmak için değil tam tersine yalnızlığını yoğunlaştırmak için yapıyordu."

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia MarquezYüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez
17 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Yüzyıllık Yalnızlık Yetim Kaldı
Yüzyıllık Yalnızlık Yetim Kaldı Marquez'in ailesine yakın kaynaklar, Marquez'in, Meksiko'daki evinde 87 yaşında hayata veda ettiğini açıkladı.