·
Okunma
·
Beğeni
·
109551
Gösterim
Adı:
Cesur Yeni Dünya
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
266
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756902165
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Brave New World
Çeviri:
Ümit Tosun
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
"Cesur Yeni Dünya" bizi "Ford'dan sonra 632 yılına" götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında "Cemaat, Özdeşlik, İstikrar" yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, "annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. "Herkes herkes içindir."

"Cesur Yeni Dünya"nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda 'birey yok edilse de süren macerasının' sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp 'iyi edebiyat' kategorisine yükseltiyor.
(Tanıtım Bülteninden)
266 syf.
·22 günde·10/10
Orijinal adı Brave New World olan Cesur Yeni Dünya ilk olarak 1932’de yayınlandı. Kitap, Shakespeare’in Fırtına eserinde geçen bir konuşmadan ismini almaktadır. Sheakespeare'in zamanında "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyordu, yani asıl manası "Güzel Yeni Dünya" dır. Romanın kurgusu Londra'da 26. yüzyılda geçmektedir.

Yoksulluk savaş gibi olgular kalkmıştır buna karşın aile kavramı felsefe sanat kavramlar da kalkmıştır. Soma adı verilen uyuşturucu sayesinde herkes istediği zaman mutlu olabilmektedir.

Ayrıca eski geleneklerin hüküm sürdüğü yeni dünyadan tellerle ayrılmış “Ayrıbölge” denilen yer de vardır. Burada Tek eşlilik, aile kavramı, batıl inançlar, tanrı inanışı bizdeki gibidir.

Edebiyat dünyasında kara dörtleme olarak bilinen eserlerden biridir. (1984, Fahrenheit 451, Cesur Yeni Dünya ve Biz)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
266 syf.
Biraz argo bir giriş olacak ama "o nasıl bir öngörü arkadaş!" diyeceğim. Huxley bu romanı 1932'de yazmış yahu! Romanda Cesur Yeni Dünya'yı kurgulamış.
Bu öyle bir dünya ki mutluluk ve tatmin üzerine dizayn edilmiştir. İstikrarlı bir toplum birinci önceliktir ve bunun için bir birinin tıpatıp aynı, düşünmeyen sorgulamayan, kritik etmeyen, endişe duymayan, üzülmeyen kısacası hissetmeyen bireyler üretilmektedir. Dolayısı bu yeni dünyada aile, bağlılık, sanat, edebiyat, felsefe hatta bilime dahi yer yoktur. Evet, toplum gerçekten mutludur. Çünkü bireyler hayatından memnun olması için şartlandırılarak üretilmiştir. Fakat, insani bir topluluktan ziyade robot toplumundan farksızdır.
Dizayn edilmiş bu yeni dünyayı okurken ürpermekle birlikte günümüz dünyasından çok da farklı olmadığını düşündüğünüz noktalar farkediyorsunuz. Spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim. Çok yakın (çok çok yakın) gelecekten sinyaller veriyor adeta. Hatta kitabı okumaya başladığım gün gördüğüm haberin linkini de bırakayım şuraya http://ilerihaber.org/...i-basardi-59988.html (doğum olmadan dünyaya gelinmesini mümkün kılacak bir gelişmeden bahsediliyor)

Sonuç olarak herkesin mutlu olduğu, tek düze, renksiz bir dünya mı ya da acının, kederin, heyacanın, endişenin, mutsuzluğun, mutluluğun olduğu fakat çeşitli, rengarenk bir dünya mı sorusunu sorduran keyifle okuduğum bir eserdi. Tavsiye ederim efenim, okuyunuz :)

Not1: Yeni dünyadaki 10 önemli kişiden biri olan Batı Avrupa Dünya Denetçisi karakterinin ismi Mustafa Mond'dur. Ve karakterdeki "Mustafa" isminin Mustafa Kemal Atatürk'ten geldiği iddia edilmektedir.

Not2: Romanın ismi (Brave New World), hikayenin içinde de geçen Shakespeare'in Fırtına isimli eserindeki bir sahneden alınmış ve Shakespeare zamanında "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyormuş. Yani aslında kitabın adının anlamı "Güzel Yeni Dünya" imiş.
266 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Ve bir yaprak daha düşer hüzün kokan nemli toprağa... Göğü deler keskinden bozma düşünceler... Elma Adem' e küser, Adem' in yok haberi Havva' dan... Kafamda çınlayan sesin vuruşları sol-fa di es... Ruhum bağır çağır, sessiz çığlıklarım yuvalarından çıkan uçuruyor kuşları... O kuşlar ki Süreya' ya ilham... Hayat uzun... Bitmek bilmeyen yorgun kırpınışları...

Kitabı tavsiye ederken "şiddet" kullanılabilir...

Bu kitabın üzerimdeki etkisi büyük. Öyle ki son 20 sayfayı değişmem ciltli kitaplara... Ben de bi Evreka sevinci... Kaçıncı sevinişlerim bilmem ama anlıyorum ki bazı düşünceler karşılık bulmuş. 1+1 her zaman etmez iki diyen collatz teoremine dem vuran bir öz ki...

İnsanın olduğu yerde sorun her daim olacaktır. Göreceli insan, standartlarla yönetilemez. O sorun olacaktır hep ve biz yine de yorulmayacağız aramaktan mutlak düzeni. Hangi ideoloji ? Hangi renk? Hangi çiçek? Hangi şehir? Hangi yemek, meyve, sanatçı, film, ve belki de aşk... Görecelidir insan azizim.

Aldous Huxley' in yüz yıl kalibreli dürbününü mü seveyim, ideal düzenin "ahanda bu" demeyişiyle ortaya çıkan iç burukluğunu mu seveyim, Neo-insan' ın ilkelliğine bağımlılığını mı yoksa natürel yollarla insanı kontrol edilemeyişini mi?

İsrafil mi?
Beklemeyin.

İsarfil içimizde!
266 syf.
·9/10
Hiç düşündünüz mü? 500 yıl sonra nasıl bir dünya olacak, insanlar nasıl bi düzenle yönetilecek ve yaşayacak? Bildiğimiz dünya düzeni birşekilde yıkılır ve yeni bir dünya düzeni kurulur. Bu yeni dünya örneklemelerine distopya diyoruz. Bu kitap da efsane ve kült bir distopya.

Kimi kitap ansiklopedik bilgi içerirken kimisi şiirsel metinler barındırır. Bir çok romanın temasını insan psikolojisi ve travmaları oluşturur ki dünya klasiklerine baktığımızda okunma oranları bir hayli yüksektir. İnsanların sosyolojik yapısını ve yönetim sistemlerini irdeleyen türden distopyalar ise her zaman çok okunmuş ve çok tartışılmıştır. Örnek olarak, mütevazi kitap sitemizde George Orwell’in kült iki romanı Hayvan Çiftliği ve 1984 kitaplarının okunma oranları, inceleme ve alıntılarının sayılarının binlerce oluşunu gösterebiliriz. Cesur Yeni Dünya kitabınnın ise okunma oranı binlerceyken alıntı ve inceleme oranı düşük kalmış. Nedenini düşündüm, tam bulamadım ama bence incelenmesi gereken bir konu.

Aldous Huxley bu kitapı 1932 yılında yayınlamış. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde çok başarılı ve muhteşem bir kurgu görüyoruz. Teknolojik ilerleme tahayyül edilemediğinden ileriki dünyanın tasarımını eksiksiz anlatmak kolay değil tabi düşünün ki internet hayal dahilinde bile değil. Kitabın okunmasını, teknik eksiklikler veya teknolojik öngörülerinden çok, anlatılan yeni dünya düzeni üzerinden yapılması daha doğru olacaktır. Yeni dünya düzeni demişken ne düzen ama... 1984 kitabında Orwell çok karamsar, baskıcı ve mutsuz bir dünyayı okuyucuya sunarken Huxley herkesin mutlu olduğu, sanatın ve edebiyatın olmadığı, insanların tutku ve hırslarının olmadığı bir düzeni düşündürüyor okurlara. Peki bu mümkün mü? Tüm insanların mutlu olması mümkün mü veya gerekli mi? İnsanların iyi yaşaması çok mutlu olmasıyla doğru orantılı mı? Bence değil ya tüm okuyucular bu konuyu çok düşüneceklerdir.

Bindokuzyüzlü yılların başında Henry Ford otomotiv fabrikasında taşıyıcı üretim bandını kullanmaya başladı ki bu adım endüstri üretiminde çok büyük bir devrim oldu. ( Kitabın bir çok yerinde “ Ford aşkına”, Ford bilir” gibi deyimler kullanılıyor.) Cesur Yeni Dünyada da insanlar böyle bir üretim bandında kavanozlarda yetiştirilip bir evreden sonra kavanozdan çıkarılıyor. Bebeklikleri ve çocuklukları şartlandırılarak ve uykuda öğretilerek istenen ideal insan “yetiştiriliyor”... Şartlandırılarak yetiştirilen bu ideal insanların kimyasallarla yaşlanması önleniyor, “herkes, herkes içindir” felsefesine göre bu gençler herdaim istedikleriyle çiftleşebiliyorlar. Kariyer, işyerinde yükselme, icat etme, başarılı olma vs dertleri yok.
( Burada kitaba bir ara vererek anlatılan bu dünyayı çok çok eskiden beri birileri zaten iyi insanlara vaad etmiyor mu? İnsanların sürekli otuzlu yaşlarında kaldığı, ırmaklarının mey aktığı ama bu meyin içene sadece keyif verdiği, cinsel ihtiyaçları için her daim istediğinin bulunduğu, dertsiz tasasız bir yaşam... Tanıdık geldi mi? Bir de ölümsüz olduğu tabi... Peki böyle bir yaşamda bilinci yerinde birisi ne kadar süre mutlu olabilir?... Son gerekli mi?...)

Bu Yeni Dünyada sisteme dahil olmamış yerlilerden oluşan ayrıülkede ise halen normal insanlar var ama çok “ilkeller”. Bu vahşilerden bir genç Cesur Yeni Dünyaya bazı olaylar vesilesiyle giriyor ve düzenin sorgulaması bu vahşi karakter üzerinden yapılıyor. Olay akışı ve dil bakımından okunması kolay olsa da yazar çok zor bir işin altına girmiş ve hakkıyla da bu işin altından kalkmış ki 86 yıldır okunuyor ve tartışılıyor.

Biryerde okumuş veya duymuştum, özgürlüğü “ insanların istediklerini yapabilmelerinden çok, istemediklerini yapmama iradesi” olarak tanımlamıştı birisi. Bana çok doğru bir tanım gibi gelmişti. Özgürlük ve mutluluk ne kadar ilintili olabilir?

İşyeri okuma grubunda seçtik bu kitabı, iyiki de seçmişiz. Tam okunup tartışılacak, çok düşünülecek, çok söz söylenecek bir okuma oldu. Yukarıdaki konularla ilgilenen herkesin kesinlikle okuması ve yorumlaması gerekir diye düşünüyorum.
İyi Okumalar.
266 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Müthiş bir kitap okudum. 1932'de yazıldığına inanamıyor insan. Bugünü bile aşan bir distopya ile karşı karşıya kaldım.

Kitap, Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde bir grup öğrencinin gezisiyle başlıyor. Burada birim müdürü öğrencilere nasıl insan üretimi yaptıklarını bölüm bölüm anlatıyor. İnsanlar istenilen şekilde üretiliyor, ileride ne yapacağı, ne düşüneceği, neyi seveceği, neye karşı güçlü olacağı yani insanı oluşturan bütün parametreler oluşturuluyor. Embriyolar için gerekli kuluçka şartları tamamlanıp ileride yapacağı mesleğe uygun şekilde şartlandırma yapılıyor. Müdür şartlandırmayı şu şekilde anlatıyor öğrencilere;

"Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlar, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek."

Bu tesiste çocukların neyi sevip neyi sevmeyecekleri ait oldukları sınıfa göre belirleniyor. Mesela alt sınıf olan delta iseniz kitaplardan, çiçeklerden nefret edecek şekilde şartlandırmanız yapılıyor. Çünkü kitaplar, çiçekler size zaman kaybettirip yapmanız gereken işi aksatıyor. Farklı sınıfların birbirinden nefret etmesi de sağlanıyor ki toplum içinde yarattıkları düzen bozulmasın. Her sınıf kendi halinden memnun başka sınıftan olmak kesinlikle istemiyorlar. Alt sınıf olan, en çok çalışan deltalar bile iyi ki alfa değilim diyecek şekilde şartlı. Biraz düşününce bugün bile insanların çeşitli şekillerde şartlandırıldığını çok rahat görebiliyoruz. Biz buna algı diyoruz genelde.

Aile yapısı tamamen bozulmuş, anne-baba kelimeleri duyulunca bile bir ürperme geliyor insanlara. Cinsellik serbest, tek eşlilik saçma bulunuyor.

Dini inanç hala var. Ford adlı düzenin kurucusu bir tanrıya inanılıyor, adına ayinler yapılıyor.
Böyle bir yaşam düzeni dışında ayrıkbölge dedikleri Amerikalı yerlilerin yaşadığı bir hayat mevcut. Kitabın asıl akışı buraya geziye giden 2 modern insanın John ile tanışması ile başlıyor. Burdan sonrası da size kalsın.

Kitabın en güzel bulduğum bölümü Denetçi Mustafa Mond ile John arasında geçen sohbetti. Verilmek istenen mesajlar bu bölümde güzelce işlenmiş.

Kitapta özgürlük tanımının en güzel yapıldığı cümle de budur bence.
"Siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."

Son olarak tabi ki tavsiye ediyorum. Akıcı şekilde okunabilecek, şaşırtıcı bir eser. İyi okumalar...
266 syf.
·2 günde·9/10
İnsanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden distopya başyapıtlarından...

Düşünen insanın tehlikeli sayıldığı, zevk odaklı, her şeyin önceden hesapladığı bir dünya..Sanatın paket olarak sunulduğu, genetik tasarımlı bebeklerimizle bize hiç de uzak olmayan bir gelecek anlatılmış.

Blimkurgusal bir dille denetim toplumunu ve ayrıcalıklı yaşamı en iyi anlatan kitaplardan biridir . Özellikle toplumda kendinzi nereye koyduğunuzu sorgulatır size. ve sorgulamanın da ne kadar önemli olduğunu. belki de zaten hepimiz sadece bize verilen görevleri yerine getiriyoruzdu

Tekdüze bir hayat dizayn etmek üzerine kurulmuş, sanat felsefe edebiyat bilime de yer yok. Her şey mutluluk üzerine kurulmuş. Mutlu olmak için bir miktar soma yeter. Endişelenmek, üzülmek, kaygı duymak yok. Önceden belirlenmiş bir hayatın var zaten sen doğmadan hangi mesleği yapacağın seçilmiştir. Aile kavramı yok. Cinsellik serbest, Tek eşlilik mi o da ne serbest... Kara dörtlemeden üçü bitti sadece BİZ kaldı. Okuduklarımın arasında en güzeli bence
ütopya ve distopya seveler için muazzam bir eser
266 syf.
·Beğendi·9/10
Biz, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört ve Fahrenheit 451'in ardından, Cesur Yeni Dünyayı okuyarak Kara Dörtlemeyi tamamlamak istiyordum bugüne kısmetmiş.
Cesur Yeni Dünya'da Huxley'in çarpıcı anlatımı; eski dünya mı? yoksa Cesur Yeni Dünya mı? ikilemini kitaptaki bazı karakterlere yaşattığı gibi okuyucuda yaşatıyor. Kitabın sonundaki "Cesur Yeni Dünya Üzerine" bölümünde David Bradshaw'un dediğine göre Huxley'de bu ikilemi yaşamış ve o da benim gibi ikisinin arasında bir yerde karar kılmış.
Hayata bakış açınızı değiştirecek bu harika kitabı herkese öneriyorum.
Ayrıca ilgilenenlere tavsiyem Kara Dörtlemeyi aşağıdaki sıraya göre okumaları;
Biz (1920), Cesur Yeni Dünya (1932), Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949) ve Fahrenheit 451 (1953)
Son olarak şunu da belirteyim, Distopya türündeki kitaplardan alınan haz yaşla doğru orantılı insan belirli bir olgunluğa ulaşmadan okuduğu zaman bu tür eserlere hak ettiği değeri veremiyor. İstisnalar mutlaka olacaktır ama 30'lu yaşlar ve sonrası bence en uygun zamanlar.
266 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Cesur Yeni Dünya eseri bilimkurgu türünde yazılmış.Eser konu olarak gelecekte insanların üremeye son verip farklı şekilde yaşamlarının nedenleri siyasi ve savaş sonucunda böyle bir karara varıyorlar.İnsanları doğmadan önce kontrol etmek için böyle bir karar verilir ve tüm dünyaya yayılır.Anne baba ve çocuk gibi kavramlar yoklamaya başlar.Üreme için kuluçkalandırma merkezi kurulur ve burada üretmeye başlanılır.Kuluçkalandırma merkezi sınıflara ayırır.Kitabın kurgu başta sıkıcı gelebilir ancak okudukça insanı içine çekiyor.Okuyacak olanlara tavsiyem sıkıldığınızda kitabı bırakmayın çünkü kitabın içine giremezsiniz.
En beğendiğim alıntı ; “Kendim olmayı yeğlerim suratsız da olsa kendim olayım ne kadar neşeliyse de başka biri olmak istemem.”
Keyifli Okumalar Dilerim
266 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Sürükleyici ve aynı zamanda korkutucu..
Aldous Huxley bu kitabı 26. Yüzyıl da bizi bekleyen gerçekler neler diye düşünmüş ve bu kült distopya örneğini yazmış. Kitaba başlarken önsözünde şunu söylüyor; "bu kitabı gelecekte ki altıyüz yıl için yazmıştım ama şuan görüyorum ki tek bir yüzyıl içinde bütün bu dehşet üzerimize çökebilecek gibi görünmektedir."
Iste bu şekilde sarsıcı bir giriş yapmış.
Kitapta; gelecekte ki insanların şimdikilerden çok farklı olduğu ve normal şekilde doğmaktansa embriyo tüplerinde doğduklarından ve daha nice şeylerden bahsediliyor.
Kitabın ana karakteri olan; Vahşi John duygulardan arındırılmış, mekanikleştirilmiş bir hayat mı tercih edecek yoksa batıl inançlarla dolu ve çağ dışı bir yaşam olan "ayrı bölge" de mi yaşayacak?
Sonsöz olarak da Vahşi John isimli karaktere iki seçenek sunduğundan ve eğer tekrar yazsam üçüncü bir seçenek sunmak istediğinden ( her ikisinin ortası bir yaşam) bahsediliyor.
Ancak şu bir gerçek ki bu üçüncü seçenek olsaydı kitap bu kadar etkileyeci olmayacaktı..
Bir solukta okunacak harika bir bilim kurgu klasiği, şiddetle tavsiye ediyorum...
266 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Sahil kenarına kurulmuş sıra sıra kafelerden sadece biri olan Starbucks’ta insanlar “güzel ve bedava” olan manzaraya sırtlarını dönerek İngilizce olmasından ötürü kendilerini daha iyi hissettikleri “short,tall,grande,venti” bardaklarından cappuccino,latte,macchiato yudumluyor, bir yandan da her zaman cafelerde buluştuklarında yaptıkları şeyi ;karşılıklı olarak günlük sosyal medyada gezme görevlerini tamamlamaya çalışıyorlardı.”Duygular ve insani paylaşımlar” geri planda hatta gereksizdi.

Biraz ilerdeki alışveriş merkezi yeni yıl yaklaştığı için en iyi indirimlerini yapmış,”eskimişse yenisini al” hatta eskimemişse bile yenisini al; ne de olsa indirimli ,etiketi üzerinde yıllarca gardıropta beklese de “zayıflayınca” giyersin diyordu.

Tam o sırada anayolda gerçekleşen kazanın etrafına toplanmış insan grupları ellerindeki son model cep telefonlarıyla kazayı görüntülüyorlardı ; bu ülkede “ölüm, doğal bir şeydi”.

Kast sistemine göre 8 ila 13 saat arası çalışmanın “kişilere göre” belirlendiği ülkede eve gelen insanlar günlük “soma” haklarını ilk olarak “ televizyondan” yana kullanabiliyorlardı. Ülkenin gündem haberlerinde ; gülen bebek ve hayvanlara ait gönderilmiş videolardan tutun da penguen belgesellerine kadar olan görüntüleri izliyor -arada bir yerli yersiz gelen kanlı haberler normaldi;ölüm doğal bir şeydi- bunun yanında dilerlerse “acun medya” ,”diziler”... gibi uzayan bir listede bir kaç saat tatil yapıyorlardı.İlerleyen zamanlarını asgari ücretle 24 ay taksit yaptırarak aldıkları “akıllı telefonlarında” tanımlı sosyal medya paketlerinden biri aracılığıyla ;daima mutlu olan,yiyen içen,güzel yerlere giden,pahalı şeyler giyen, son model arabalara binen, “daha çok tüketen” fenomenleri ve mükemmel aileleri olan arkadaşlarının , sürekli gülen suratla paylaştıkları anlamsız fotoğrafları beğenerek “soma tatillerini” uzatabiliyorlardı.

Ve her sabah hızla yataktan kalkıp mesaiye yetişmek için tıklım tıklım metrolara, tramvaylara binerken, bazen akıllarına gelirse kendi kendilerine belli belirsiz mırıldanırlardı ; “Hey Cesur Yeni Dünya ki,içinde böyle insanlar var”

****
1932 den günümüze ışık tutan eserin toplumsal yapı ve sistemin işleyişini çok iyi özetlediği kanaatindeyim. Yazarın yıllar sonra düşündüğü gibi bitirmeyişinin kuşkusuz bunda büyük katkısı var.

Kesinlikle okunup, bir ütopya ya da distopyadan daha ileride hayatımıza uyarlayarak ,üzerinde düşünülmesi gerekli.
Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerine kara kara düşünmeyin.Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.
Aldous Huxley
Sayfa 19 - Ithaki Yayınları
"Sen gerçekten hasta görünüyorsun,
Mideni bozan bir şey mi yedin?"

Başıyla doğruladı. "Uygarlık yedim."

"Ne?"

"Zehirledi beni uygarlık."
Aldous Huxley
Sayfa 239 - İthaki Yayınları 24.Basım
"Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin; şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla."
Ben keyif aramıyorum.

Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum.
Aldous Huxley
Sayfa 238 -  İthaki Yayınları 24.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cesur Yeni Dünya
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
266
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756902165
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Brave New World
Çeviri:
Ümit Tosun
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
"Cesur Yeni Dünya" bizi "Ford'dan sonra 632 yılına" götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında "Cemaat, Özdeşlik, İstikrar" yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, "annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. "Herkes herkes içindir."

"Cesur Yeni Dünya"nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda 'birey yok edilse de süren macerasının' sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp 'iyi edebiyat' kategorisine yükseltiyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 19.011 okur

  • Dilara Coşar
  • Kitap Sever Psikolog
  • İsmail
  • aysu er
  • KendineYabancı
  • immorasko
  • Tuncay
  • Kolektifokur
  • beyza püllü
  • Abdulsamed dizlek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%17.9
14-17 Yaş
%9
18-24 Yaş
%26.4
25-34 Yaş
%24.5
35-44 Yaş
%15.1
45-54 Yaş
%5.1
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.3
Erkek
%35.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (1.435)
9
%22.2 (1.438)
8
%25.8 (1.674)
7
%13.8 (895)
6
%5.6 (363)
5
%2.8 (184)
4
%0.9 (57)
3
%0.6 (36)
2
%0.3 (20)
1
%0.5 (30)

Kitabın sıralamaları