Siddhartha

8,4/10  (279 Oy) · 
740 okunma  · 
210 beğeni  · 
4.797 gösterim
"Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış, büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitaptan kat kat üstün bir ilaçtır..." 20. yüzyılın en büyük romancılarından Henry Millera bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hessenin baş­yapıtıdır. I. Dünya Savaşını izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca nerdeyse bir "kutsal kitap" gibi okunmuştur. Siddharthada Buddhanın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler. "Bu kitapta," der, "tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım."

"Genel olarak herkesçe kabul edilen Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış büyük bir başarıdır.Benim gözümde Siddhartha, Kutsal Kitap'tan kat kat üstün bir ilaçtır." Henry Miller
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    148
  • ISBN:
    9789750719394
  • Orijinal Adı:
    Siddartha
  • Çeviri:
    Kâmuran Şipal
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 45 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitapla ilgili düşündüğüm, hissettiğim her şeyi yazarsam ortaya bir kitap daha çıkar. Yazdığımız incelemeleri okuyan da pek olmadığına göre bu zahmete değmeyeceğini düşünüyorum. Ama okuma kibarlığını gösterecek birkaç kişi ve en önemlisi Aykut Bey için şunları söylemeliyim: Kitap birçok kişinin dediği gibi birkaç kere birkaç sene aralıkla okunmalı. Kitaptaki düşünce bir yana, anlatılanların bizim dünyamızda oluşturduğu hareket, gerçekten düşünebilmeyi hakkıyla başarabilen herkes için müthiş bir deneyim. Kısa bir kitap olabilir, fakat başta da dediğim gibi bende oluşturduğu her şeyi buraya yazsam bir kitap daha çıkar.

(Bu kadar uzun sürede okumam araya sınavlarımın girmesi ve şehir dışına çıkmam yüzünden. Kitabı yanıma almayı unutmuşum. Her halükarda hızlı okunmaması gerektiğini düşünüyorum, yavaş yavaş daha çok özümsenir. Yine umduğumdan fazla cümle kurdum.)

sezen 
28 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Hermann Hesse, otobiyografik unsurları eserine en iyi adapte eden yazarlardan biridir. Kitabı daha iyi anlayabilmemiz için yazarın yaşadığı dönemi, kavgasını, bunalımlarını, dostluklarını, seyahatlerini bilmek faydalı olacaktır.

#Esere adını veren Siddhartha adlı kahramanımız sürekli bir arayış içindedir. Budizm felsefesini işleyen kitapta, Siddhartha hiç bir öğreti, hiçbir Tanrı, hiçbir öğreticiden, meditasyondan tam anlamıyla tatmin olamaz. Hep bir şey eksiktir içinde ve ölene dek sürer ruhta bütünlük arayışı... Önce Brahman,sonra Samana, daha sonra Buda'yı görmeye giderken görürüz Siddhartha'yı. Bu öğretide de aradığını bulamayan Siddartha Kamala adlı kadınla birlikte cinselliği keşfeder, aynı anda zengin bir tüccardan ticareti öğrenir. En sonunda bu hayattan,zenginlikten de bunalan Siddhartha bir kayıkçı ile dost olur. Ki bu dostluk kendi benliğine yönelik attığı ilk adımdır.

#Yazarın hayatında Doğu Seyahati önemli bir yer tutmaktadır. Zaten pek çok eserinde bu yansımaları görmek mümkün.

#Carl Gustav Jung ile olan dostluğu da yazarın hayatında büyük bir önem arz eder. Ben kayıkçı dostu ile olan, birbirleri önünde ufuk açan, devamlı taze kan anlamına gelen sohbetleri, yazarın Jung ile olan yakınlığıyla bağlantılı olarak algıladım.

#Ayrıca eserde bahsi geçen kayıkçı arkadaşının adı Vasudeva... Bu isim Sanskritçe'de Irmak Tanrısı anlamına gelmekteymiş.

# Yazar Nobel Ödülü aldıktan ve eserleri dünya çapında ilgi görmeye başladıktan sonra, Avrupa ve Amerika'da Budizme karşı büyük bir ilgi oluşmuştur.

Nurhan Işkın 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Öncelikle belirtmeliyim ki eseri ne kadar özümseyerek okumaya çalışsanız da sayfalarının içinde hızla ilerleyeceksiniz. Bir insanın kendini her şeyden soyutlayarak mı yoksa yaşayarak mı öz benliğine ulaşacağını felsefi bir dil ile yazan Hermann Hesse aldığı ödülü sonuna kadar hak etmiş. İnsanın içsel çelişkilerini, kendine yetmediği zaman başka bilgelerden öğrenme arzusunu o kadar iyi tasvirlemiş ki size de bu yolculuğa katılmaktan başka bir şans bırakmamış. Yarım kalan her şeyin farklı bir zaman diliminde kapımızı çalmasının an meselesi olduğunu ve tamamlana kadar huzuru bulamayacağımızı Buddha öğretisi ile biz okuyucularına aktarmış...

Bilgeliğin anlatılarak değil, yaşanarak öğrenileceğine güzel bir örnek olmuş bu eser. Neye nasıl baktığımız, hangi dersleri çıkardığımız, veya görmediğimiz, kabul etmediğimiz bir çok olay ve insanın bizlere bir öğreti olduğunu yalın, sade bir dil ile anlatmış Hermann Hesse...

Kitabın konusu gelecek olursak...
Prens olan Siddhartha, babasını zorla ikna edip yanından ayrılma kararını kendi arayışını bulmak için verdiğinde, çıkacağı bu uzun ve zahmetli yolda nasıl arınacağını, nelerle karşılaşacağını ve en önemlisi içinde ki Ben'i bulup bulamayacağını henüz bilmiyordu...

Oysa ki kendisi de bilge bir delikanlıdır fakat içinde eksik olan huzuru bulmak için, önce ormana gidip Samana'larla yaşamaya başlayıp, eksik olan bilgilerine yenilerini eklemeyi arzuluyordu...

Her bir öğretiden sonra içinde ki açlığın doymadığını anlaması uzun sürmüyor ve Siddhartha yolculuğuna devam ediyordu. Karşılaştığı her olay ve insandan kendine has olanı alıp, kendini keşfetme yolunda ilerlemeye çalışıyordu...

En yakın dostu Govinda ise beraber ziyaret ettikleri Buddha'nın öğretilerine gönül verip onlarla yaşama kararı alınca, Siddhartha bilge olma yolunu tek başına yürüme kararını alıp gideceği istikamette karşılaşacağı insanlardan, şehveti, para hırsını tanıyıp ne yapması gerektiğinin çelişkisini yaşayıp, içindeki özü bulma yolunda durmadan yürüyeceğini ve kendi keşfini gerçekleştirmek için yine kendi içine bakması gerektiğinin bilgelerin öğretileri ile birleştirip bulabilecek miydi?

Okuyan herkesin kendinden bir parça bulacağı etkileyici bir eser...

Aykut 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hesse ile tanışma kitabım olan Siddhartha'da aslında birçok yazar tarafından defalarca denenmiş bir konu işlenmiş: İnsanın iyi bir insan olma yolunda, erdemli bir birey olma çabası. Bu konuyu işleyen diğer kitaplara karşı bir ön yargı besler, soğuk karşılardım onları. Çünkü bir insandaki 'erdemli olmak' dediğimiz kavram o insandan başka her şey ile ilişkilendirilir idi. Yani bir insanın başkalarına bağımlı olması söz konusuydu. Siddhartha bu tür eserlerden hızla sıyrılan ve bana kendini sevdiren bir kitap olmuştur.

Hikayeden ana hatlarıyla bahsedecek olursam, Siddhartha adlı gencin Hindistan'daki öğreti ve çeşitli inanışlar ile erdemli olma bir başka deyişle kurtuluşa erme çabalarını anlatıyor. Bu açıdan bir tamamlanmanın hikayesi Siddhartha. Az önce bu konuda yazılan diğer kitapları (şimdiye kadar okumuş olduklarım) sevmediğimi belirtmiştim. Bunu biraz açmak istiyorum. Diğer kitaplarda erdemli olmak kavramına bir 'uzaklık' ya da bir 'ufuk' olarak bakılır, bunun zorluğu kişinin başına gelen kimi şeylerle okura sunulurdu ve kanıtlanmaya çalışılırdı. Erdemli olma insanın çevredeki dünyasıyla ilişkilendirilir, başkalarına bağımlı bir erdemlilik anlatılırdı. Fakat Siddhartha'da bahsedilen erdemlilik kavramı farklı.

Bir akıma tutulmanın, ona sıkı sıkıya bağlanmanın aslında pek de mantıklı olmadığını dile getirmiş Hesse. Zaten herhangi bir akıma sıkı sıkıya kapılmak, insandaki sorgulama yeteneğinin körelmesine yol açmaz mı? Kişi girmiş olduğu akıma sorgulayarak girmiş olsa dahi, akım ondan kendini sorgulamamasını ister, kişi de buna uyar. Çünkü aklı çelinmiş, o akımın mutlak doğru olduğuna inanmıştır. Bu açıdan Siddhartha çok farklı. Tüm alışılagelmişlikleri yıkan bir insanla karşı karşıyayız bu sefer. Yanındaki arkadaşı Govinda ile başladıkları 'iyi olma' yolunda çeşitli olaylara ve insanlara verdiği tepkiler bunu kanıtlar nitelikte.

Toplumdaki yanlışları en iyi toplumun dışındakilerin görebileceğini söylerler, ne denli doğrudur bilinmez, fakat bir nebze doğruluğu var bana göre. Kitapta Siddhartha'nın öğretilere duyduğu objektif ve eleştirel bakış onu yaşıtlarından öne çıkarır hemen. Hatta bir öğreti lideri ile yapmış oldukları karşılıklı konuşma da bunu kanıtlar niteliktedir. Siddhartha'nın yapmış olduğu şey de bir nebze budur, çevresine objektif bakmaya çalışmak. Onun çevresindeki insanların çoğunluğu kötülük denen dipsiz kuyunun içine düşmemek için kendilerini ondan soyutlamaya çalışırlar telaşla. Size bir örnek vermek istiyorum; iki kişi düşünün: Biri kötülük kavramından bihaber, diğeri ise kötülük kavramını biliyor hatta bir ara kendisi bile kötülük yapmış. Bu iki kişi de erdemli olma amacıyla iyi kavramının yolunda gitse hangisi daha erdemli olur? Kötülüğü bilen, deneyimlemiş olan kötülüğün ne denli iğrenç olduğunun farkındadır, diğeri kötülük denen kavramdan habersizdir, kendini hiç ona bulaştırmak istemez. Kötülüğü bilen ve farkındalık kazanan insanın daha erdemli olduğunu düşünüyorum bu konuda. Fakat bu kötülük yapmamız gerektiğini kanıtlamıyor, bu hataya düşenlerin daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. İnsan hatalara asla düşmez demek bir yanılgıdır. O halde tüm insanlar hata yaparsa neden herkes erdemli değil? Çünkü bu kötülüklerden ve hatalardan ders çıkararak bunları kendisine tecrübe etme yetisi herkeste yok. Bu açıdan, işin içinde büyük bir oranda tecrübe söz konusudur. İnsanı eğiten tek şey tecrübedir, ondan da kendisi sorumludur.

Erdemliliğin başkalarında aranamayacağı, insanın bunu kendi içinde bulması gerektiği anlatılmış. Bu açıdan, insan önce kendisini tanımalıdır. Fakat insan en az kendini tanır hayatta. Bu 'en az'ın bir nebze artırılabileceğinden bahşedilmiş. İnsanın kendisinden uzaklaşma kavramının sanılanın aksine kendini tanımasına yardımcı olmayacağı resmedilmiş. Kişinin ancak kendi kendinin öğretmeni ve öğrencisi olabileceği, bu sayede bir akıma kapılmadan doğruya ulaşabileceğini de anlatmaktan geri kalmamış Hesse. İnsan, kötü denilenden yola çıkarak bile içindeki iyi kavramının önemini artırabilir. Bu kötüyü yaşama karşısında ise bir tecrübe edinir. Bu tecrübe rehber olur kendisine, çeşitli öğretiler değil.

Erdemlilik başkasından kazanılmaz Hesse'ye göre, insanın kendisi bulur onu. Bu açıdan insana birçok ders veriyor Siddhartha. Bu açıdan, erdemlilik ya da başka bir deyişle iyi bir insan olmak bir 'ufuk' ya da 'nirvana' değil insanın kendisine en yakın olan yerde; içinde olan bir kavramdır. İnsanın kendine ulaşması onu bulmaya yetecektir diye düşünmekteyim. Açıkçası Siddhartha'nın kitabın başlarındaki hali ve Govinda'nın tavırları bana Babalar Ve Oğullar'ı anımsattı. Siddhartha'yı Bazarov'a benzetmiş idim, fakat hikaye ilerledikçe sivreldi Siddhartha. Siddhartha erdemli olmuş mu yoksa bu tür arayışlarda yaşanan buhranlara mı girmiş, yeni okuyacaklara bir sürpriz olsun. Bizlerin de 'uzak olmayan' bir gün erdemli bir insan olmamız ve sorgulama yetimizi kaybetmememiz dileğiyle.

Serpil Ağ 
16 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanoğlu yaşamı boyunca, hep bir arayış içerisindedir. Kimisi aşkı arar, kimisi mutluluğu. Yaşam statüsüne göre, huzuru ve yalnızlığı da arayanlar vardır. Ne zaman ki, ereğine kavuştuğunu zanneder insanoğlu, bu sefer de arayış sürecinde, önem vermediği yitirdiklerine hayıflanır.Böyle sürüp gider bu kısır döngü. Ta ki, yaşam dediğimiz devinimin nihayetleneceği ana kadar. Oysa ki, doğrusuyla-yanlışıyla, hüznüyle- sevinciyle yaşadığımız andır var olduğumuz an. İşte kahramanımız Siddhartha'da bir arayış içerisindedir. Variyetten vaz geçip, özüne arif olmak ister. Ne babasının sohbetleri, ne de bilge kişilerin öğretileri onu göze almakta olduğu yolculuğa, çıkmasına engel teşkil etmez. Kendi Ben'indeki asıl pınarı bulup, onu özümseyerek, ruhunu dinginliğe kavuşturmak adına, çocukluk arkadaşı Govinda ile birlikte Samana (Gezgin çileci) olmaya karar verir. Samanalar ile dolaşırken ona göre yaşamak acı veren bir eziyettir. Siddhartha, ölmeden ölmek gayesindedir. Ölmeden ölmek, nasıl olur? Hayat sıfatının sırrına erene, ebedi ölüm yoktur derler. O deryaya dalmak için, korunmalı yaşamımızın dışına çıkmalıyız. Yoksa nasıl, deryaya ulaşır insan. Ne yazık ki Siddhartha Samana'lar ile birlikte kendi Ben'ini araya dursun, bir türlü bulamaz. Bulamadığı gibi, özüne arif olmak ihtiyacı günden güne çoğalarak artar. Bu süreç üç yıl devam eder. Üçüncü yılın sonunda, Buddha isimli ulu bir zatın adını duyarlar. Samana'lardan ayrılıp, Buddha'yı görmek ve onun öğretilerinden feyz almak için yola koyulurlar. Siddhartha Buddha dan, etkilense de davasından vaz geçmez. Oysa ki Govinda, Buddha'nın yanında kalarak, öğrencisi olma yolunda ilerler. Tek başına kalan Siddhartha için, bir zamanlar anlam taşımayan, acı veren güzellikler daha bir anlamlı ve değerli olur. Yolculuğunda tesadüf eseri, Kamala isimli bir kadınla tanışır. Nesneleri irdelemeyi bırakmış, tek ereği Kamala ile birlikte olabilmektir. Kamala'nın onunla birlikte olabilmesi için, sıraladığı şartları yerine getirebilmek adına, Kamaswami adlı bir tüccarın yanında çalışmaya başlar. Siddhartha için yaşam Kamala'nın yanında anlam ve değer kazanmıştır. Zenginliğin, şehvetin ve gücün tadına varmış Samana'lıktan geriye kalanlar ise unutulmaya yüz tutmuştur. Dünya ve miskinlik Siddhartha'nın ruhunu ele geçirmiş, varlıklı insanların yüzünde rastlanan kayıtsızlık, onun yüzünde de sirayet etmeye başlamıştır. Siddhartha ne zaman Govinda ile yollarını ayırdı, o andan itibaren yaşadığı yaşamı da canlılığını kaybetmiştir. Artık her türlü kötü haslet( şehvet, miskinlik, kumar gibi.) tüm benliğini ele geçirmiştir. Siddhartha ne zaman acı bir düş görür, o an anlar ki, yaşamını değersizlikler ve anlamsızlıklarla heba ettiğini. İçinde susturduğu sese kulak vererek, her şeyi ardında bırakıp, bilinmezliklere doğru yol alır. Karşısına bir ırmak çıkar. Tam varlığını sonlandıracakken, " Kusursuz " yada "Mükemmel " anlamına gelen, " Om " sözcüğü kulağına gelir ve yapmak olduğu eylemin hatalı olduğu ayrımına varır. Başından geçenleri sentezlerken, yaşananların yaşanması gerekti, yargısına vararak bir zamanlar, dost olduğu kayıkçı Vasudeva'nın yanına gider. Hem ondan , hem de Irmak'tan çok şey öğrenir. Vasudeva dan kayıkçılığı, Irmak'tan kendi iç sesini dinlemeyi öğrenir. Büyüklerimiz her zaman kalbinizin sesini dinleyin, o sizi asla, yanıltmaz diye boşuna söylememişlerdir. Zaman böyle geçip giderken, günün birinde Buddha'nın ölümcül bir hastalığa yakalandığı haberini alırlar. Ne garip bir tecellidir ki, Kamala da Siddhartha'nın giderken haberi olmadığı oğlu ile Buddha'yı son bir kez görebilmek için ırmağa gelir. Bu esna da Kamala yılan sokması sonucu ölür. Oğlan da babaya kalır, kalmasına da çocuk gaddar ve katı kalplidir. Baba ne yaparsa yapsın çocuk yola gelmez. Vasudeva çocuğu şehre götürmesini salık verse de, Siddhartha gerçeği kabullenmez. Ama sonunda çocuk evden kaçar. Oğlunu her türlü çabasına rağmen, bulamayan babanın içinde onarılmaz bir yara oluşur. O zaman anlar ki , ardında bıraktığı gözü yaşlı babasının hissettiklerini. Siddhartha hakikatin ayrımına varınca, Vasudeva'da ayrılarak kendi yoluna gider. Artık herkes Siddhartha'ya bilge gözüyle bakmaktadır. Arkadaşı Govinda bile onunla tanışmak için ırmağa gider. Govinda Siddhartha'nın kendisini, tanıtmasıyla tanır. İki çocukluk arkadaşı çok şeyden bahsederler ama özellikle Govinda ayrılmadan önce ; " Bir öğretiye bağlı mısın? " diye bir soru sorar. " Hala bir öğretiye bağlı olmadığını ama, çok şey öğrendiğine " dem vurur Siddhartha. Ayrıca bilginin başkasına aktarılabileceğini ama bilgeliğin kişiye özel olduğunu da vurgular. Her ne kadar, arkadaşına hak vermese de Govinda vedalaşırken arkadaşını alnından öpünce gerçeği anlar. Çünkü, Siddhartha'da ki o saflığı, o huzuru keşfetmiştir. Mana sözün altında gizlidir derler. Suret de mananın şekil almış hali. Siddhartha gibi irfan ehli kâmiller, sözden özü, suretten manayı bilirler. Zira onlar, Hakk'ın sırrına ermiş kâmillerdir. Siddhartha'nın dediği gibi, kağıttan ve kulaktan duyma kuru ve taklit edilmiş kelamlarla bilge olunmaz. Bilgelik öz de bulunur. Anlatım düz ve yalın okuru asla yormuyor. Muhteşem bir eser. Mutlaka ama mutlaka alıp okumalısınız...

Furkan 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir çocuk, bir brahman herkes çocuğun büyüdüğünde büyük işler başaracağına inanır ama o asıl gerçeği bulmak için kendi ben'inden uzaklaşıp herşey olabilmek için yolculuğa çıkar.
Ormanda yaşayan, sadece meditasyon yapıp, oruç tutan ve nefsini körelterek nirvanaya ulaşılacağına inanan samanalara katılır.
Ama aradığını bir türlü bulamaz...

Siddhartha bilgelik yolunda sürekli ilerleyen bir barahman o bilgeliği ararken bende onun peşinden yürüdüm geçtiği yolları beraber adımladık, düşündüklerini düşündüm gerçeği ararken bende onunla beraber aradım..

Siddhartha kendini arayan ve bulan adam..
Hiç bir öğretiye tutunamayan adam..
Kendi gerçeğini anlayan adam..
Bir yolcu, bir keşiş, bir samana ve hatta dünya hırsına kapılmış bir adam..

Ve bir nehir herşeyin aktığı ve herşeye akan..

Kitap çok akıcıydı okurken hiç sıkılmadım ve bence nobel ödülünü sonuna kadar hakediyor..

Okuyun derim :)

mehmet pak 
10 Şub 19:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Atmanda ölümsüzlüğe tapan ,meditasyon ile manevi arınmayı seçip ruhunu dinlendiren ,gerçeği öğrenmek için Brahman babanın çabalarına aldırmayıp, babasından ve ailesinden ve sarayından kopan ,Samana 'da çilekeşlerin peşlerine takılıp, ormanlarda yaşayıp , açlığa ,soğuğa ve sıcağa karşı direnmeyi ,dünyevi zevklere karşı nefsi öldürmeyi öğrenen ,kendisini hiçbir zaman bir tanrı ya da herhangi türde bir ilahi varlık saymayan Budha 'yı ve dostu Govindayı arkasında bırakan ,Kamalayla sevişme sanatını keşfeden ,Kamaswami ile ticareti ,para kazanmayı , hazlar ve zevklerin yaşamını sürdürüp şehvetin ,gücün ve kudretin tadına varan, ( daha önceleri bu insanlara çocuk insanlar derdi ) Vasudeva ile dostluğu ve ırmakların anlatısını öğrenen Siddhartha 'nın, Nirvana 'ya ulaşmak için atıldığı uzun yolculuğunu okuyacağız. Bu uzun yolculuğun önemli bir noktası olan genç bir samana iken şehre geliş yolunda geçtiği nehrin kıyısına ,yıllar sonra ihtiyar bir şekilde dönüş yapan Siddhartha, içindeki boşluğu bu uzun yolculukta hiç bir şekilde dolduramamıştır.Bir zamanlar nefret ettiği insanları sevebileceğini ,bir zamanlar nefret ettiği ve yapmam dediği şeyleri yaparak ( kendisi de çocuk insan olmuştur ) ,içindeki boşluğu dolduramasa da edindiği tecrübeler , kendisini her geçen gün daha insanı düşünmeye itmiştir.


Dünyevi zevklere karşı bir çok sayfada eleştirisel bir tavır sergileyen Siddhartha Nirvana 'ya ulaşmak için çıktığı yolculukta ,büyük paralar kazanıp , kumar oynayıp ,uşaklar hizmetçiler arasında yaşayıp bir zamanlar tepkili olduğu dünyevi zevklere yenik düşmüş ve kendi öz değerlerine yabancılaşmıştır. Ama asla bu zevklerin kendisini esir almasına müsade etmemiştir. Zaten önemi olan da bu değil midir ? Kendi yaşadığım bir dönemden utanarak bahsetmek istiyorum. Kapitalizmin kirli yaşantısının bir parçasına yenik düşmüştüm. 15 yıl kadar önceydi yanılmıyorsam askere henüz gitmemiştim. Sürekli kitaplar okur , belgeseller izler ,yeni filmler keşfeder , dünyanın acılarına sırt çevirmeyip en başta kendi vatanımda olup bitenlere karşı analizler yapar , bazı dergilere ( yürüyüş ) yazılar ve makaleler yollar yayınlandığı ( o zamanlar sadece iki defa yayımlandı ) zaman sevinçten uçar , gençlik eylemlerine katılır elimden geldiğince kendimi her anlamda geliştirmeye çalıştığım bir dönemdi . ( halen daha öyle )
Nasıl oldu nasıl bitti anlamadım bir anda kendimi kumar masasında buldum. Şuanda bile o dönemleri yaşadığım arkadaşlarıma anlattığımda inanmazlar yaklaşık 6-7 ay boyunca kumar masalarında sabahladığıma. Kimsenin haberi olmazdı utanırdım çünkü. Mesele sadece hayatımızın bir kaç ayını kumar masalarında harcamak mıydı ? Hayır tabi ki , yavaş yavaş beni hayata bağlayan bütün değerlerden koparmıştı. Kitap okumayı bırakmış ,makale yazmaz ,film ve belgesel bakmaz olmuştum. Dünyanın acılarına karşı duyarsızlaşıp insanlığa sırt çevirmiş ,arkadaşlar ile bağını kesmiş ,hararetli tartışmaların yapıldığı .... gitmeyi bırakmıştım. Bir parazitten başka hiç bir şey değildim. Tabiki kumar masasında sadece kumarla kalınmıyordu ,alkolün dibine kadar bulaşmış eve alkollü gitmemek için arkadaşlarda kalıyorum anne baba deyip , kahvehanede uyuduğum çok günler olmuştu. Şanslıydım Siddhartha gibi kumarın beni ele geçirmesine müsade etmedim. Hayatımın bir bölümünde yaşayıp görüp ilerisi için dersler çıkarılması gerekilen bir dönem olarak yorumladım. Bunları kendimi kurtarmak adına değil samimiyetim ile söylüyorum. Karakteri sağlam insanlar ( kendimi hariç tutarak söyleyeyim ) Siddhartha 'na gibi her ne kadar bu yozlaşmış kültürün pisliklerine hayatlarının bir döneminde bulaşmış olsalar da kendilerini o pisliklerin esir almasına müsade etmezler. Aksine o dönemleri yaşamadan önceki hallerinden çok daha sağlam , çok daha sıkı olurlar.Aradan yıllar geçse de Vasudeva ve Govinda 'nın karşısına böylesine sağlam bir şekilde çıkabilir miydi ? İyi ve kötü tecrübeler edinmeseydi , kendisini yıllanmış şarap kalitesinde olgunlaştırabilir miydi? Kötü olanı tecrübe etmek gerekir bazen hayatta.İyinin kötünün ,yanlışın ve doğrunun tecrübe edilerek anlanabileceğini düşünenlerdenim bende. Tabiki bazı gerçekleri anlamak için tecrübe etmeye gerek yoktur ama tecrübe ettiğimiz şeyin ağırlığını ve sonuçlarını çok daha iyi anlamak için yaşamak gerekir. Hangi ideoloji anlatabilir cumartesi annelerinin yaşadıklarını ? Hangi din anlatabilir Panzerin arkasında ayakları bağlı Cizre sokaklarında gezdirilen çocuğun annesinin hissettiği acıyı ?Hangi vatan sevdası anlatabilir evladını Kayserinin göbeğinde patlayan bomba sonucu kaybeden annenin yüreğindeki acıyı ? Taybet anayı.Bu annelerin yüreğindeki sancıyı anlayabilmek mümkün değildir ama anlamaya çalışmak mümkündür. Bu anaların yüreğindeki sancıyı hissedebilmek için ne bir dine ,ne bir vatan sevdasına , ne bir ideolojiye gerek vardır. “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.” Siddhartha diyor ben olmak için ,iyi insan olabilmek için, ne bir dine , ne bir ideolojiye , ne bir öğretmene ihtiyaç vardır. Zaten size insan olmayı öğreten bir araç var ise zaten siz hiç bir zaman '' siz '' olamamışsınızdır. '' Tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım bu kitapta.''Hermann Hesse


Gerçeğe ulaşmak için gidilen yollar hepimiz için farklılık gösterse de gerçeğin yerinin genel anlamda sabit kalması babasını terk eden ve gerçeğin yolculuğuna çıkan Siddhartha , oğlunun kendini terk etmemesi için vermiş olduğu mücadelenin anlamsızlığını anlamıştır. Bir zamanlar babasının çırpınışlarını , şimdi kendisi oğluna vermektedir. '' Şimdi onun kendi oğlu için katlandığı acıya babası da o zaman kendisi için katlanmamış mıydı? '' Bu bölüm beni çok etkilemişti.

Siddhartha Brahman ,Samana Siddhartha ,Siddhartha çocuk insanların yanında, Siddhartha ırmakta .Anlam arayışının geçişleri olan bu bölümlerde başladığı yolculuğun ilk anı ve son anı arasında oluşan bütünlükte ,tamamı ile yüreğe dokunmayı başarabiliyor Hesse. Kesinlikle yılda bir kaç kez okunması gereken bir eser. Yazacak o kadar çok şey var düşünüyorum ama bir türlü aktarmayı başaramıyorum.İlk defa bir eseri incelemeye çalışırken bu kadar çok zorlandım. Kitabı okurken en çok hoşuma giden bir cümleyle burada sonlandırmak istiyorum.


" 'Geldin,' dedi Siddharta ve gülümsedi. 'Geldim,' dedi Govinda."

. 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Öz benliğini arayan Siddhartha'nın arayışına hem bir yolculuk hem de bu yolculukta aslında okurun kendisini sorguladığı bir eser. Düşünmek adına yazılmış olan bu eser, mistik ögelerin yoğunluğu ve algı kapıları açık bir şekilde okunduğunda kişinin vizyonunu değiştirecek nitelikte bir eserdir ayrıca. Nitelikli ve kaliteli bir eser. Keyifli Okumalar...

Fırat Çağlar MANTAŞ 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Her ne kadar kitabı ağır ağır okumak istesem de kitabı elimden bırakamadım. Arınmanın, arayışın anlatıldığı çok güzel bir kitap. Siddhartha, hedefinin “arınmak” olduğunu belirtiyor ve bu hedefe ulaşmak için Govinda’yla birlikte bir yolculuğa çıkıyor. Herhangi bir öğretiyi kabul etmeyen, içine sindiremeyen Siddhartha daha sonra yoluna tek başına devam ediyor.
Bu arayışta çok farklı yerlere sürüklense de sonunda yine kendi yoluna geri dönüyor Siddhartha. Birçok imkana rağmen, bilge olmadığını söyleyen, ırmaktan başka hocası olmayan kayıkçı Vasudeva’nın yanında yaşamaya başlıyor.
Kitabın son bölümünde, artık iyice yaşlanmış iki dost Govinda ve Siddhartha tekrar karşılaşıyor. Bu bölümdeki konuşmalar oldukça etkileyici. Kitabın en sevdiğim bölümüydü. Arayışlarının asla bitmeyeceğini anlıyoruz bu konuşmalarda. Siddhartha ırmaktan ve Vasudeva’dan öğrendiklerini de tüm samimiyetiyle paylaşıyor dostuyla.
Ayrıca kitabın insana kattığı pozitif bir hava var. Ve kitabı tekrar tekrar okumanın faydalı olacağını söyleyen arkadaşlara da katılıyorum. Çevirinin kalitesi ise kitabın etkisini, akıcılığını ve maneviyatını arttırmış. Buna da değinmek istedim. Herkese keyifli okumalar.

AVAKA 
11 Ara 2016 · Beğendi · 8/10 puan

Dünyanın içyüzünü görmek, onu açıklamak, onu aşağılamak büyük düşünürlerin işidir belki. Ama benim için tek önemli şey, dünyayı sevebilmektir; onu aşağılamamak ona, kendime ve bütün varlıklara sevgiyle, hayranlıkla ve huşuyla bakabilmektir. Okuduğum ilk hermann hesse kitabı insanın yaşamı üzerine bir sürü şeyi sorgulatan bir kitap dinlerin yaşam üzerindeki etkisi bakışı insanların neden huzuru aradığı,aslında huzur aramanın geçişi sürecindeki olaylara düşüncelere bakış açısı,dünyanın ruhu kendini dinlemek... mutlaka okunmalı tekrar tekrar

Kitaptan 157 Alıntı

Burak Koca 
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi."

Siddhartha, Hermann HesseSiddhartha, Hermann Hesse
mehmet pak 
 08 Şub 17:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

'' Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez! ''

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 42 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 42 - Can Yayınları)
BİROL COŞKUN 
03 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sevgi avuç avuç dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir; ama haydutlukla ele geçirilemez.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 62)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 62)

Anımsama
...susuzluğunun ortasında, acıların ortasında aynı sesi duymuştu: "İlerle! İlerle! Sana özel bir görev verildi!"

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 88 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 88 - Can Yayınları)
Vedat Geçit 
02 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir,” diye geçirdi içinden. “Dünya zevklerinin ve dünya malının insana hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim. Hanidir biliyordum bunu, ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemle biliyordum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık!”

Siddhartha, Hermann HesseSiddhartha, Hermann Hesse

Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'nrn önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 22 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 22 - Can Yayınları)

Uyanış
"...Olamaz böyle şey, geride kaldı bu, artık uyandım, gerçekten uyandım ve ancak bugün açtım dünyaya gözlerimi."

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 47 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 47 - Can Yayınları)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Hayır, gerçekten arayan biri, gerçekten bulmak isteyen biri, hiçbir öğretiyi benimseyemezdi."

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 111)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 111)

Günahlardan Arınmak
Kutsal suyla yıkanmak iyi, güzeldi ama suydu yıkanılan nihayet ve su günahlardan arındırmıyordu, manevi susuzluğu dindirmiyor yürekteki sıkıntıyı silip atamıyordu. Tanrılara sunulan sungulara ve yalvarıp yakarmalara söz yoktu, ama bu kadarcık mıydı hepsi? Sungular mutluluk getiriyor muydu?

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 13 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 13 - Can Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber