Siddhartha

8,5/10  (482 Oy) · 
1.231 okunma  · 
387 beğeni  · 
6.793 gösterim
"Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış, büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitaptan kat kat üstün bir ilaçtır..." 20. yüzyılın en büyük romancılarından Henry Millera bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hessenin baş­yapıtıdır. I. Dünya Savaşını izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca nerdeyse bir "kutsal kitap" gibi okunmuştur. Siddharthada Buddhanın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler. "Bu kitapta," der, "tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım."

"Genel olarak herkesçe kabul edilen Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış büyük bir başarıdır.Benim gözümde Siddhartha, Kutsal Kitap'tan kat kat üstün bir ilaçtır." Henry Miller
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    148
  • ISBN:
    9789750719394
  • Orijinal Adı:
    Siddartha
  • Çeviri:
    Kâmuran Şipal
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 45 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitapla ilgili düşündüğüm, hissettiğim her şeyi yazarsam ortaya bir kitap daha çıkar. Yazdığımız incelemeleri okuyan da pek olmadığına göre bu zahmete değmeyeceğini düşünüyorum. Ama okuma kibarlığını gösterecek birkaç kişi ve en önemlisi Aykut Bey için şunları söylemeliyim: Kitap birçok kişinin dediği gibi birkaç kere birkaç sene aralıkla okunmalı. Kitaptaki düşünce bir yana, anlatılanların bizim dünyamızda oluşturduğu hareket, gerçekten düşünebilmeyi hakkıyla başarabilen herkes için müthiş bir deneyim. Kısa bir kitap olabilir, fakat başta da dediğim gibi bende oluşturduğu her şeyi buraya yazsam bir kitap daha çıkar.

(Bu kadar uzun sürede okumam araya sınavlarımın girmesi ve şehir dışına çıkmam yüzünden. Kitabı yanıma almayı unutmuşum. Her halükarda hızlı okunmaması gerektiğini düşünüyorum, yavaş yavaş daha çok özümsenir. Yine umduğumdan fazla cümle kurdum.)

sezen 
28 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Hermann Hesse, otobiyografik unsurları eserine en iyi adapte eden yazarlardan biridir. Kitabı daha iyi anlayabilmemiz için yazarın yaşadığı dönemi, kavgasını, bunalımlarını, dostluklarını, seyahatlerini bilmek faydalı olacaktır.

#Esere adını veren Siddhartha adlı kahramanımız sürekli bir arayış içindedir. Budizm felsefesini işleyen kitapta, Siddhartha hiç bir öğreti, hiçbir Tanrı, hiçbir öğreticiden, meditasyondan tam anlamıyla tatmin olamaz. Hep bir şey eksiktir içinde ve ölene dek sürer ruhta bütünlük arayışı... Önce Brahman,sonra Samana, daha sonra Buda'yı görmeye giderken görürüz Siddhartha'yı. Bu öğretide de aradığını bulamayan Siddartha Kamala adlı kadınla birlikte cinselliği keşfeder, aynı anda zengin bir tüccardan ticareti öğrenir. En sonunda bu hayattan,zenginlikten de bunalan Siddhartha bir kayıkçı ile dost olur. Ki bu dostluk kendi benliğine yönelik attığı ilk adımdır.

#Yazarın hayatında Doğu Seyahati önemli bir yer tutmaktadır. Zaten pek çok eserinde bu yansımaları görmek mümkün.

#Carl Gustav Jung ile olan dostluğu da yazarın hayatında büyük bir önem arz eder. Ben kayıkçı dostu ile olan, birbirleri önünde ufuk açan, devamlı taze kan anlamına gelen sohbetleri, yazarın Jung ile olan yakınlığıyla bağlantılı olarak algıladım.

#Ayrıca eserde bahsi geçen kayıkçı arkadaşının adı Vasudeva... Bu isim Sanskritçe'de Irmak Tanrısı anlamına gelmekteymiş.

# Yazar Nobel Ödülü aldıktan ve eserleri dünya çapında ilgi görmeye başladıktan sonra, Avrupa ve Amerika'da Budizme karşı büyük bir ilgi oluşmuştur.

Sergen Özen 
 20 Ağu 16:28 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Bazı kitaplar vardır, okunur, sadece kelimeler ve cümleler hatırlatır bize o kitabı, tahlil edilir ve unutulur. Bazı kitaplar vardır, hiç eskimez, etkisini hiç yitirmez. Yıllar sonra aynı kitabı okumaya karar verdiğinizde bile tadının farklılaşacağını, önceki okumadan daha çok derinleşeceğini bilir ve hissedersiniz, ancak etkisi aynı kalır, ne eksilir ne eskir, belli bir zamana değil, tüm zamanlara aittir, zamansızdır. Siddartha bu tür kitaplardan biri, kesinlikle bir başyapıt.

Yolculuk... Kendi ben’ini bulma yolunda aşkı, mutluluğu, bilgiyi, hakikati, hikmeti arayış. Her şeyden önce nefsten arınmak, kendi ben’inin özüne girmeye çalışmak…
Siddartha’nın yolculuğunda karşısına çıkan her şey öğreticidir, her insan bir fikir, her fikir, kendini bulma yolunda bir arayış… Bir varış noktası olmayan yol, insanı varacağı yere götüremeyendir ama arayışın kendisidir aynı zamanda. Siddhartha; hem yoldur, hem yolcudur, hem yolda karşılaşanlardır hem de bunların hiçbiri olmaya yetmeyen bir samanadır…
Düşüncelerimiz ve çevremizde olan şeyler sürekli gelişip değişse de temel olan felsefe hep aynı kalır. Gerçeğe ulaşmak için katettiğimiz yollar hepimiz için farklılık gösterse de, gerçeğin yerinin aslında hep sabit kalması gibi. Hepimizin hikâyelerinin farklı olması, ama vardığımız ortak değerlerin aynı olması gibi.

Babasının Siddartha’ya olan sevgisi, geleceğin bilge kişisi olarak görmesi onu mutlu etmiyordu. “Kalabalığın oluşturduğu sürüde kimseye zararı olmayan aptal bir koyun” olamayacağını biliyordu, ama babasının olmasını istediği kişi olmanın ona yetmeyeceğinin, aradığı şeyin bu olmadığının da farkındaydı. Bilge kişilerin öğretileri de onu göze almakta olduğu yolculuğa çıkmasına engel olmuyordu. Arkadaşı Govinda ile kendi özünü bulmak için yolculuğa çıkacaktı. Arınmış olmak; susamalardan, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış olarak; bensizlik düşünceleriyle mucizelere kapıları açmak... Gezgin birer samana olmak için yola çıkmışlardı.

“Yeni insanlar gördüm, yeni yerler tanıdım, eğlendim, başkarının bana gösterdiği güler yüzlülüğün hazzını yaşadım, dostlar edindim, Kamaswami (varlıklı prens) olsaydım, kızıp öfkelenirdim.”
Neruda’nın “Yavaş Yavaş Ölüler” dizeleriyle başlayan şiirini anımsatmıyor mu? Varlığın saadet getirmediğini, paylaşmanın, sevdiklerimizle vakit geçirmenin, yeni yüzler görmenin mutlu olmanın kaynağı olduğunu anlatan tekrar tekrar okuduğum harika bir pasaj…

Hesse’nin kitaptaki mesajı şu: Dini inançları kesinkes kabul etmek, araştırmamak, sorgulamamak doğru olan bir şey değildir. Siddartha’nın çevresindekilere “Çocuk İnsan” suçlaması yaparak ayrım yapması dikkate değer bir diğer nokta. Nedir çocuk insan? Dünyanın içyüzünü görmekten kaçan, hazları ve zevkleri için yaşayan, dünyadaki varlık nedenini göz ardı eden, ölçüsüz, sorgulamayan bir insan. "Sorgulamak" Bugünlerde çokça istismar edilen bir kelime. Daha çok seküler kişilerin ağızlarına pelesenk olan bir kelime, olmaya da devam ediyor, Google’dan sorgulamak yerine kendini adamış Siddartha’yı okumaları çok daha iyi...
İnsanların inançları vardır, değerleri vardır, asla değişmeyecek, daima hayatının bir umut kaynağı olacak, yaşamayı, gerçek doğruya ve erdeme götüreceğine inandığı inançlar vardır. İnsan bu derece değer verdiği veya önemsiz gördüğü bir şeye rasyonel bakabilmekte zorlanır.
Bu insanın kendi öznelinde cevaplandırabileceği bir şeydir fakat kesin bir yol belirlediğimizde “Neden” sorusuna mantıklı bir cevap getiremediğimizde seçtiğimiz yolu koruyamamış oluyoruz. İşte Siddartha’nın çocuk insanı tam olarak da bu: Seçtiği yolu açıklamakta, cevap getirmekte zorlanan, yemek, içmek, çalışmak dışında hiçbir şey yapmayan insan, insanlar…

Govinda ve Siddartha kendi hikâyelerini bulmak için yerleşik yaşamlarını bıraktıklarında Budha ile karşılaşıyorlar. Siddhartha, Budha ile sohbetlerinde ondan çok şey aldığını ama aynı zamanda ona çok şey kattığını hissediyor. Ama aradığının bu olmadığına karar vererek yoluna devam ediyor. Bilgeliği değil, “bilgi”yi tercih ediyor Siddartha.

Budizm felsefesini işleyen bir kitap olsa da, her birimizin gençlik, orta yaşlılık ve yaşlılık dönemlerini anlatıyor. Bazı insanların arayışları yoktur: kendileri olmaya ve kendilerini bulmaya korkarlar, anneleri ve babaları gibi olmak daha kolay geldiği için onların açtığı yoldan gitmeyi tercih ederler. Bazılarımız Govinda’dır: Bir arayış için, kendimizi bulmak için, sürüden ayrılmak için yola çıkmışızdır ama bir bakmışızdır ki başka bir çobanın sürüsünde olmuşuzdur. Bazılarımız Siddhartha’ nın orta yaşlarındaki hali gibiyizdir: Daha önce yapılmış hatalardan ders çıkarmak yerine bütün hataları teker teker kendimiz yaparız - bazılarımız ders çıkarabiliriz, birçoğumuz da ders çıkaramadan sürdürdüğümüz hayatların bir parçası olarak yaşar gideriz-. Ve çok az bir kısmımız da Siddhartha’nın son dönemlerindeki bilgeliğe ulaşma şansı yakalayabiliriz.

"Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez." (Sf. 139)
Kitabın en güzel bölümlerinden biri de, Siddartha’nın yaşlılık döneminde aradıklarına kavuşmuş olması; birçok insan gibi, doğayla buluşması, ırmakla konuşup onun öğütlerini dinlemesiydi. Çünkü doğa insanlardan daha önyargısız, daha içten ve daha olduğu gibi konuşur, tüm cevapları bulabiliriz, ama dinlemeyi bildiğimizde…

Beş yıl sonra okuduğumda farklı, yine on yıl sonra okuduğumda kitapta farklı bir şeyler bulabileceğimi biliyorum. Siddhartha’nın somut olarak yaşadıkları değil belki ama düşünsel ve ruhsal olarak yaşadıklarını farklı dönemlerinde farklı biçimlerde hepimiz yaşıyoruz. Dolayısıyla farklı yaşlarda kitaba baktığımız pencere farklı olacağı gibi getireceğimiz yorum ve etkilenme de farklı olacaktır, en azından ben böyle düşünüyorum.

“Zaman gerçek değildir, Govinda, ben sık sık yaşadım bunu. Zaman da gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka bir şey değildir.”

Hesse’yle tanışın, iyi okumalar.

Serpil Ağ 
 16 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanoğlu yaşamı boyunca, hep bir arayış içerisindedir. Kimisi aşkı arar, kimisi mutluluğu. Yaşam statüsüne göre, huzuru ve yalnızlığı da arayanlar vardır. Ne zaman ki, ereğine kavuştuğunu zanneder insanoğlu, bu sefer de arayış sürecinde, önem vermediği yitirdiklerine hayıflanır.Böyle sürüp gider bu kısır döngü. Ta ki, yaşam dediğimiz devinimin nihayetleneceği ana kadar. Oysa ki, doğrusuyla-yanlışıyla, hüznüyle- sevinciyle yaşadığımız andır var olduğumuz an.

İşte kahramanımız Siddhartha'da bir arayış içerisindedir. Variyetten vaz geçip, özüne arif olmak ister. Ne babasının sohbetleri, ne de bilge kişilerin öğretileri onu göze almakta olduğu yolculuğa, çıkmasına engel teşkil etmez. Kendi Ben'indeki asıl pınarı bulup, onu özümseyerek, ruhunu dinginliğe kavuşturmak adına, çocukluk arkadaşı Govinda ile birlikte Samana (Gezgin çileci) olmaya karar verir. Samanalar ile dolaşırken ona göre yaşamak acı veren bir eziyettir. Siddhartha, ölmeden ölmek gayesindedir. Ölmeden ölmek, nasıl olur? Hayat sıfatının sırrına erene, ebedi ölüm yoktur derler. O deryaya dalmak için, korunmalı yaşamımızın dışına çıkmalıyız. Yoksa nasıl, deryaya ulaşır insan. Ne yazık ki Siddhartha Samana'lar ile birlikte kendi Ben'ini araya dursun, bir türlü bulamaz. Bulamadığı gibi, özüne arif olmak ihtiyacı günden güne çoğalarak artar. Bu süreç üç yıl devam eder. Üçüncü yılın sonunda, Buddha isimli ulu bir zatın adını duyarlar. Samana'lardan ayrılıp, Buddha'yı görmek ve onun öğretilerinden feyz almak için yola koyulurlar. Siddhartha Buddha dan, etkilense de davasından vaz geçmez. Oysa ki Govinda, Buddha'nın yanında kalarak, öğrencisi olma yolunda ilerler. Tek başına kalan Siddhartha için, bir zamanlar anlam taşımayan, acı veren güzellikler daha bir anlamlı ve değerli olur.

Yolculuğunda tesadüf eseri, Kamala isimli bir kadınla tanışır. Nesneleri irdelemeyi bırakmış, tek ereği Kamala ile birlikte olabilmektir. Kamala'nın onunla birlikte olabilmesi için, sıraladığı şartları yerine getirebilmek adına, Kamaswami adlı bir tüccarın yanında çalışmaya başlar. Siddhartha için yaşam Kamala'nın yanında anlam ve değer kazanmıştır. Zenginliğin, şehvetin ve gücün tadına varmış Samana'lıktan geriye kalanlar ise unutulmaya yüz tutmuştur. Dünya ve miskinlik Siddhartha'nın ruhunu ele geçirmiş, varlıklı insanların yüzünde rastlanan kayıtsızlık, onun yüzünde de sirayet etmeye başlamıştır. Siddhartha ne zaman Govinda ile yollarını ayırdı, o andan itibaren yaşadığı yaşamı da canlılığını kaybetmiştir. Artık her türlü kötü haslet( şehvet, miskinlik, kumar gibi.) tüm benliğini ele geçirmiştir. Siddhartha ne zaman acı bir düş görür, o an anlar ki, yaşamını değersizlikler ve anlamsızlıklarla heba ettiğini. İçinde susturduğu sese kulak vererek, her şeyi ardında bırakıp, bilinmezliklere doğru yol alır. Karşısına bir ırmak çıkar. Tam varlığını sonlandıracakken, " Kusursuz " yada "Mükemmel " anlamına gelen, " Om " sözcüğü kulağına gelir ve yapmak olduğu eylemin hatalı olduğu ayrımına varır.

Başından geçenleri sentezlerken, yaşananların yaşanması gerekti, yargısına vararak bir zamanlar, dost olduğu kayıkçı Vasudeva'nın yanına gider. Hem ondan , hem de Irmak'tan çok şey öğrenir. Vasudeva dan kayıkçılığı, Irmak'tan kendi iç sesini dinlemeyi öğrenir. Büyüklerimiz her zaman kalbinizin sesini dinleyin, o sizi asla, yanıltmaz diye boşuna söylememişlerdir. Peki, Siddhartha kalbinin sesini dinleyerek hakikatin ayrımına varabilecek midir? Uğruna hayatını heba ettiği erdeme ulaşabilecek midir?

Mana sözün altında gizlidir derler. Suret de mananın şekil almış hali. Siddhartha gibi irfan ehli kâmiller, sözden özü, suretten manayı bilirler. Zira onlar, Hakk'ın sırrına ermiş kâmillerdir. Siddhartha'nın dediği gibi, kağıttan ve kulaktan duyma kuru ve taklit edilmiş kelamlarla bilge olunmaz. Bilgelik öz de bulunur. Anlatım düz ve yalın okuru asla yormuyor. Muhteşem bir eser. Mutlaka ama mutlaka alıp okumalısınız...

Aykut 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hesse ile tanışma kitabım olan Siddhartha'da aslında birçok yazar tarafından defalarca denenmiş bir konu işlenmiş: İnsanın iyi bir insan olma yolunda, erdemli bir birey olma çabası. Bu konuyu işleyen diğer kitaplara karşı bir ön yargı besler, soğuk karşılardım onları. Çünkü bir insandaki 'erdemli olmak' dediğimiz kavram o insandan başka her şey ile ilişkilendirilir idi. Yani bir insanın başkalarına bağımlı olması söz konusuydu. Siddhartha bu tür eserlerden hızla sıyrılan ve bana kendini sevdiren bir kitap olmuştur.

Hikayeden ana hatlarıyla bahsedecek olursam, Siddhartha adlı gencin Hindistan'daki öğreti ve çeşitli inanışlar ile erdemli olma bir başka deyişle kurtuluşa erme çabalarını anlatıyor. Bu açıdan bir tamamlanmanın hikayesi Siddhartha. Az önce bu konuda yazılan diğer kitapları (şimdiye kadar okumuş olduklarım) sevmediğimi belirtmiştim. Bunu biraz açmak istiyorum. Diğer kitaplarda erdemli olmak kavramına bir 'uzaklık' ya da bir 'ufuk' olarak bakılır, bunun zorluğu kişinin başına gelen kimi şeylerle okura sunulurdu ve kanıtlanmaya çalışılırdı. Erdemli olma insanın çevredeki dünyasıyla ilişkilendirilir, başkalarına bağımlı bir erdemlilik anlatılırdı. Fakat Siddhartha'da bahsedilen erdemlilik kavramı farklı.

Bir akıma tutulmanın, ona sıkı sıkıya bağlanmanın aslında pek de mantıklı olmadığını dile getirmiş Hesse. Zaten herhangi bir akıma sıkı sıkıya kapılmak, insandaki sorgulama yeteneğinin körelmesine yol açmaz mı? Kişi girmiş olduğu akıma sorgulayarak girmiş olsa dahi, akım ondan kendini sorgulamamasını ister, kişi de buna uyar. Çünkü aklı çelinmiş, o akımın mutlak doğru olduğuna inanmıştır. Bu açıdan Siddhartha çok farklı. Tüm alışılagelmişlikleri yıkan bir insanla karşı karşıyayız bu sefer. Yanındaki arkadaşı Govinda ile başladıkları 'iyi olma' yolunda çeşitli olaylara ve insanlara verdiği tepkiler bunu kanıtlar nitelikte.

Toplumdaki yanlışları en iyi toplumun dışındakilerin görebileceğini söylerler, ne denli doğrudur bilinmez, fakat bir nebze doğruluğu var bana göre. Kitapta Siddhartha'nın öğretilere duyduğu objektif ve eleştirel bakış onu yaşıtlarından öne çıkarır hemen. Hatta bir öğreti lideri ile yapmış oldukları karşılıklı konuşma da bunu kanıtlar niteliktedir. Siddhartha'nın yapmış olduğu şey de bir nebze budur, çevresine objektif bakmaya çalışmak. Onun çevresindeki insanların çoğunluğu kötülük denen dipsiz kuyunun içine düşmemek için kendilerini ondan soyutlamaya çalışırlar telaşla. Size bir örnek vermek istiyorum; iki kişi düşünün: Biri kötülük kavramından bihaber, diğeri ise kötülük kavramını biliyor hatta bir ara kendisi bile kötülük yapmış. Bu iki kişi de erdemli olma amacıyla iyi kavramının yolunda gitse hangisi daha erdemli olur? Kötülüğü bilen, deneyimlemiş olan kötülüğün ne denli iğrenç olduğunun farkındadır, diğeri kötülük denen kavramdan habersizdir, kendini hiç ona bulaştırmak istemez. Kötülüğü bilen ve farkındalık kazanan insanın daha erdemli olduğunu düşünüyorum bu konuda. Fakat bu kötülük yapmamız gerektiğini kanıtlamıyor, bu hataya düşenlerin daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. İnsan hatalara asla düşmez demek bir yanılgıdır. O halde tüm insanlar hata yaparsa neden herkes erdemli değil? Çünkü bu kötülüklerden ve hatalardan ders çıkararak bunları kendisine tecrübe etme yetisi herkeste yok. Bu açıdan, işin içinde büyük bir oranda tecrübe söz konusudur. İnsanı eğiten tek şey tecrübedir, ondan da kendisi sorumludur.

Erdemliliğin başkalarında aranamayacağı, insanın bunu kendi içinde bulması gerektiği anlatılmış. Bu açıdan, insan önce kendisini tanımalıdır. Fakat insan en az kendini tanır hayatta. Bu 'en az'ın bir nebze artırılabileceğinden bahşedilmiş. İnsanın kendisinden uzaklaşma kavramının sanılanın aksine kendini tanımasına yardımcı olmayacağı resmedilmiş. Kişinin ancak kendi kendinin öğretmeni ve öğrencisi olabileceği, bu sayede bir akıma kapılmadan doğruya ulaşabileceğini de anlatmaktan geri kalmamış Hesse. İnsan, kötü denilenden yola çıkarak bile içindeki iyi kavramının önemini artırabilir. Bu kötüyü yaşama karşısında ise bir tecrübe edinir. Bu tecrübe rehber olur kendisine, çeşitli öğretiler değil.

Erdemlilik başkasından kazanılmaz Hesse'ye göre, insanın kendisi bulur onu. Bu açıdan insana birçok ders veriyor Siddhartha. Bu açıdan, erdemlilik ya da başka bir deyişle iyi bir insan olmak bir 'ufuk' ya da 'nirvana' değil insanın kendisine en yakın olan yerde; içinde olan bir kavramdır. İnsanın kendine ulaşması onu bulmaya yetecektir diye düşünmekteyim. Açıkçası Siddhartha'nın kitabın başlarındaki hali ve Govinda'nın tavırları bana Babalar Ve Oğullar'ı anımsattı. Siddhartha'yı Bazarov'a benzetmiş idim, fakat hikaye ilerledikçe sivreldi Siddhartha. Siddhartha erdemli olmuş mu yoksa bu tür arayışlarda yaşanan buhranlara mı girmiş, yeni okuyacaklara bir sürpriz olsun. Bizlerin de 'uzak olmayan' bir gün erdemli bir insan olmamız ve sorgulama yetimizi kaybetmememiz dileğiyle.

Bekir İstanbul 
28 Nis 15:59 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Sana ne söyleyebilirim ki, saygıdeğer kişi?" diye cevap verdi Siddhartha. "Olsa olsa kendini aramaya fazla verdiğini mi? Aramaktan bulma fırsatını bir türlü yakalayamayacağını mı?"

İlk defa kitaptan bir alıntı ile yazıma başlamak ve yine ilk defa kitaptan bir alıntı ile yazıma son vermek istedim.

Siddhartha hayatın sırrına varmak, bilgeliğe ulaşmak için babasını zorla ikna ederek yolculuğa çıkar. Bu yolculukta can dostu Govinda da Siddhartha ile birliktedir. Ormanlarda keşişlerin arasında yaşar, onlardan çok şey öğrenir fakat aradığını bulamaz. Bir gün uzaklarda Buddha diye öğretisi çok güçlü, bilgeliği çok yüce olan biri olduğunu öğrenir ve akın akın Buddha'yı görmek için yollara düşen diğer keşişler, bilgeler ve normal halk gibi Siddhartha ve Govinda da yollara düşerler. Acaba Siddhartha aradığı bilgeliği, hayatın anlamını, yüce öğretiyi Buddha'da bulabilecek midir?

Uzak doğu felsefesini evrensel bir dil ile tanıtan, şiirsel bir anlatımla roman tadında yazan Alman yazar Herman Hesse'nin başyapıtı olan Siddhartha Hesse'ye 1946 Nobel Edebiyat ödülünü getirmiştir. Uzak doğu felsefesi deyince bir çoğumuzun aklına ying-yang gelir ama inanın bu kitapta çok ama çok daha fazlası var...

"Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez, haydutların ve zar atıp kumar oynayanların içinde bekleyen bir Buddha, Brahmanlann içinde bekleyen bir haydut vardır."

mehmet pak 
10 Şub 19:59 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Atmanda ölümsüzlüğe tapan ,meditasyon ile manevi arınmayı seçip ruhunu dinlendiren ,gerçeği öğrenmek için Brahman babanın çabalarına aldırmayıp, babasından ve ailesinden ve sarayından kopan ,Samana 'da çilekeşlerin peşlerine takılıp, ormanlarda yaşayıp , açlığa ,soğuğa ve sıcağa karşı direnmeyi ,dünyevi zevklere karşı nefsi öldürmeyi öğrenen ,kendisini hiçbir zaman bir tanrı ya da herhangi türde bir ilahi varlık saymayan Budha 'yı ve dostu Govindayı arkasında bırakan ,Kamalayla sevişme sanatını keşfeden ,Kamaswami ile ticareti ,para kazanmayı , hazlar ve zevklerin yaşamını sürdürüp şehvetin ,gücün ve kudretin tadına varan, ( daha önceleri bu insanlara çocuk insanlar derdi ) Vasudeva ile dostluğu ve ırmakların anlatısını öğrenen Siddhartha 'nın, Nirvana 'ya ulaşmak için atıldığı uzun yolculuğunu okuyacağız. Bu uzun yolculuğun önemli bir noktası olan genç bir samana iken şehre geliş yolunda geçtiği nehrin kıyısına ,yıllar sonra ihtiyar bir şekilde dönüş yapan Siddhartha, içindeki boşluğu bu uzun yolculukta hiç bir şekilde dolduramamıştır.Bir zamanlar nefret ettiği insanları sevebileceğini ,bir zamanlar nefret ettiği ve yapmam dediği şeyleri yaparak ( kendisi de çocuk insan olmuştur ) ,içindeki boşluğu dolduramasa da edindiği tecrübeler , kendisini her geçen gün daha insanı düşünmeye itmiştir.


Dünyevi zevklere karşı bir çok sayfada eleştirisel bir tavır sergileyen Siddhartha Nirvana 'ya ulaşmak için çıktığı yolculukta ,büyük paralar kazanıp , kumar oynayıp ,uşaklar hizmetçiler arasında yaşayıp bir zamanlar tepkili olduğu dünyevi zevklere yenik düşmüş ve kendi öz değerlerine yabancılaşmıştır. Ama asla bu zevklerin kendisini esir almasına müsade etmemiştir. Zaten önemi olan da bu değil midir ? Kendi yaşadığım bir dönemden utanarak bahsetmek istiyorum. Kapitalizmin kirli yaşantısının bir parçasına yenik düşmüştüm. 15 yıl kadar önceydi yanılmıyorsam askere henüz gitmemiştim. Sürekli kitaplar okur , belgeseller izler ,yeni filmler keşfeder , dünyanın acılarına sırt çevirmeyip en başta kendi vatanımda olup bitenlere karşı analizler yapar , bazı dergilere ( yürüyüş ) yazılar ve makaleler yollar yayınlandığı ( o zamanlar sadece iki defa yayımlandı ) zaman sevinçten uçar , gençlik eylemlerine katılır elimden geldiğince kendimi her anlamda geliştirmeye çalıştığım bir dönemdi . ( halen daha öyle )
Nasıl oldu nasıl bitti anlamadım bir anda kendimi kumar masasında buldum. Şuanda bile o dönemleri yaşadığım arkadaşlarıma anlattığımda inanmazlar yaklaşık 6-7 ay boyunca kumar masalarında sabahladığıma. Kimsenin haberi olmazdı utanırdım çünkü. Mesele sadece hayatımızın bir kaç ayını kumar masalarında harcamak mıydı ? Hayır tabi ki , yavaş yavaş beni hayata bağlayan bütün değerlerden koparmıştı. Kitap okumayı bırakmış ,makale yazmaz ,film ve belgesel bakmaz olmuştum. Dünyanın acılarına karşı duyarsızlaşıp insanlığa sırt çevirmiş ,arkadaşlar ile bağını kesmiş ,hararetli tartışmaların yapıldığı .... gitmeyi bırakmıştım. Bir parazitten başka hiç bir şey değildim. Tabiki kumar masasında sadece kumarla kalınmıyordu ,alkolün dibine kadar bulaşmış eve alkollü gitmemek için arkadaşlarda kalıyorum anne baba deyip , kahvehanede uyuduğum çok günler olmuştu. Şanslıydım Siddhartha gibi kumarın beni ele geçirmesine müsade etmedim. Hayatımın bir bölümünde yaşayıp görüp ilerisi için dersler çıkarılması gerekilen bir dönem olarak yorumladım. Bunları kendimi kurtarmak adına değil samimiyetim ile söylüyorum. Karakteri sağlam insanlar ( kendimi hariç tutarak söyleyeyim ) Siddhartha 'na gibi her ne kadar bu yozlaşmış kültürün pisliklerine hayatlarının bir döneminde bulaşmış olsalar da kendilerini o pisliklerin esir almasına müsade etmezler. Aksine o dönemleri yaşamadan önceki hallerinden çok daha sağlam , çok daha sıkı olurlar.Aradan yıllar geçse de Vasudeva ve Govinda 'nın karşısına böylesine sağlam bir şekilde çıkabilir miydi ? İyi ve kötü tecrübeler edinmeseydi , kendisini yıllanmış şarap kalitesinde olgunlaştırabilir miydi? Kötü olanı tecrübe etmek gerekir bazen hayatta.İyinin kötünün ,yanlışın ve doğrunun tecrübe edilerek anlanabileceğini düşünenlerdenim bende. Tabiki bazı gerçekleri anlamak için tecrübe etmeye gerek yoktur ama tecrübe ettiğimiz şeyin ağırlığını ve sonuçlarını çok daha iyi anlamak için yaşamak gerekir. Hangi ideoloji anlatabilir cumartesi annelerinin yaşadıklarını ? Hangi din anlatabilir Panzerin arkasında ayakları bağlı Cizre sokaklarında gezdirilen çocuğun annesinin hissettiği acıyı ?Hangi vatan sevdası anlatabilir evladını Kayserinin göbeğinde patlayan bomba sonucu kaybeden annenin yüreğindeki acıyı ? Taybet anayı.Bu annelerin yüreğindeki sancıyı anlayabilmek mümkün değildir ama anlamaya çalışmak mümkündür. Bu anaların yüreğindeki sancıyı hissedebilmek için ne bir dine ,ne bir vatan sevdasına , ne bir ideolojiye gerek vardır. “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.” Siddhartha diyor ben olmak için ,iyi insan olabilmek için, ne bir dine , ne bir ideolojiye , ne bir öğretmene ihtiyaç vardır. Zaten size insan olmayı öğreten bir araç var ise zaten siz hiç bir zaman '' siz '' olamamışsınızdır. '' Tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım bu kitapta.''Hermann Hesse


Gerçeğe ulaşmak için gidilen yollar hepimiz için farklılık gösterse de gerçeğin yerinin genel anlamda sabit kalması babasını terk eden ve gerçeğin yolculuğuna çıkan Siddhartha , oğlunun kendini terk etmemesi için vermiş olduğu mücadelenin anlamsızlığını anlamıştır. Bir zamanlar babasının çırpınışlarını , şimdi kendisi oğluna vermektedir. '' Şimdi onun kendi oğlu için katlandığı acıya babası da o zaman kendisi için katlanmamış mıydı? '' Bu bölüm beni çok etkilemişti.

Siddhartha Brahman ,Samana Siddhartha ,Siddhartha çocuk insanların yanında, Siddhartha ırmakta .Anlam arayışının geçişleri olan bu bölümlerde başladığı yolculuğun ilk anı ve son anı arasında oluşan bütünlükte ,tamamı ile yüreğe dokunmayı başarabiliyor Hesse. Kesinlikle yılda bir kaç kez okunması gereken bir eser. Yazacak o kadar çok şey var düşünüyorum ama bir türlü aktarmayı başaramıyorum.İlk defa bir eseri incelemeye çalışırken bu kadar çok zorlandım. Kitabı okurken en çok hoşuma giden bir cümleyle burada sonlandırmak istiyorum.


" 'Geldin,' dedi Siddharta ve gülümsedi. 'Geldim,' dedi Govinda."

Melike °• 
09 Tem 18:40 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Siddhartha, anlaşılması en az Siddhartha kelimesinin yazımı kadar zor bir eser. Net bir başlangıcı ve net bir bitişi yok. Olaylar birbirinden fazlasıyla kopuk. Eseri hiç okumamış ve okumayı düşünmeyen biri için yukarıda yazdığım olay örgüsü fazlaca saçma ve kopuk gelebilir ama yazar bu eserde olayları anlatma, mantıksal bir tutarlılık içinde sıralama kaygısı gütmemiş. Yazar, bireyin benliği, iç dünyası ve süregelen bu insani arayış hakkında önemli dersler vermeyi amaçlamış. "

Furkan 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir çocuk, bir brahman herkes çocuğun büyüdüğünde büyük işler başaracağına inanır ama o asıl gerçeği bulmak için kendi ben'inden uzaklaşıp herşey olabilmek için yolculuğa çıkar.
Ormanda yaşayan, sadece meditasyon yapıp, oruç tutan ve nefsini körelterek nirvanaya ulaşılacağına inanan samanalara katılır.
Ama aradığını bir türlü bulamaz...

Siddhartha bilgelik yolunda sürekli ilerleyen bir barahman o bilgeliği ararken bende onun peşinden yürüdüm geçtiği yolları beraber adımladık, düşündüklerini düşündüm gerçeği ararken bende onunla beraber aradım..

Siddhartha kendini arayan ve bulan adam..
Hiç bir öğretiye tutunamayan adam..
Kendi gerçeğini anlayan adam..
Bir yolcu, bir keşiş, bir samana ve hatta dünya hırsına kapılmış bir adam..

Ve bir nehir herşeyin aktığı ve herşeye akan..

Kitap çok akıcıydı okurken hiç sıkılmadım ve bence nobel ödülünü sonuna kadar hakediyor..

Okuyun derim :)

Kitaptan 261 Alıntı

Burak Koca 
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi."

Siddhartha, Hermann HesseSiddhartha, Hermann Hesse
mehmet pak 
 08 Şub 17:22 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

'' Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez! ''

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 42 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 42 - Can Yayınları)
Murat Sezgin 
18 Mar 11:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ölümlüdür görüntüler dünyası, ölümlü, son derece ölümlüdür giysilerimiz, saçlarımız, vücudumuzun kendisi ayrıca.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 95 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 95 - Can Yayınları)
Yasemin Bektaş 
04 Nis 08:56 · 8/10 puan

Anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan biri, işaretleri ve harfleri küçümsemez, yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 48 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 48 - Can Yayınları)
Hatice Gümüş 
07 May 22:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ne var ki, sözcüklerin renkleri yok, kenarları köşeleri yoktur, bir korkudan, bir tattan yoksunlar. Senin huzura kavuşmanı engelleyen de budur belki, o pek çok sözdür belki.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 142 - Can yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 142 - Can yayınları)
Vedat Geçit 
02 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir,” diye geçirdi içinden. “Dünya zevklerinin ve dünya malının insana hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim. Hanidir biliyordum bunu, ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemle biliyordum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık!”

Siddhartha, Hermann HesseSiddhartha, Hermann Hesse
BİROL COŞKUN 
03 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sevgi avuç avuç dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir; ama haydutlukla ele geçirilemez.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 62)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 62)

Anımsama
...susuzluğunun ortasında, acıların ortasında aynı sesi duymuştu: "İlerle! İlerle! Sana özel bir görev verildi!"

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 88 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 88 - Can Yayınları)

Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'nrn önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış.

Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 22 - Can Yayınları)Siddhartha, Hermann Hesse (Sayfa 22 - Can Yayınları)
27 /

Kitapla ilgili 1 Haber