Demian (Emil Sinclair'in Gençliğinin Öyküsü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
18783
Gösterim
Adı:
Demian
Alt başlık:
Emil Sinclair'in Gençliğinin Öyküsü
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723353
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Demian: Die Geschichte von Emil Sinclair's Jugend
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Demian
Demian
İlk Gençlik Yılları (Demian)
On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlâk gibi artık inanamadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşantılarında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen baş kişi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse'nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian'ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse'nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin'in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve git gide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse'nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, ancak İsviçreli bu genç, ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı. 
211 syf.
·6 günde·7/10
“İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?”

İnsanın en zorlu yolculuğu, kendi içinde, kendini bulmaya dair yaptığı yolculuktur. Çünkü dinlenmeyle geçiştirilecek fiziksel yorgunluğun ötesinde, arayanın gücüne ve soluklanabilmesine göre giderilmesi zor bir manevi tükenme söz konusudur. Ancak sorularınız anlamlı karşılık bulursa o ruhsal çaba, bulmanın mutluluğuyla dinginliğe evrilebilir. Bunun somut karşılığını, ben bir adamın çok yorucu bir işin sonunda muvaffak olmasının tatminiyle söylediği; “işte şimdi uyuyabilirim” rahatlığı olarak görüyorum.

Hesse de kitabında bu ısrarlı ve yorucu arayış halini kutsuyor işte. Sürüden ayrılarak, vasatın ötesine geçmek, korkmadan, kendini kandırmadan, ısrar ederek sürekli aramak… Çünkü bu arayış ancak insanı o ideal noktaya getirecek. O ideal noktaysa sürekli gelişen, dinamik bir yapıdadır. Yani aslında insan o noktanın kendisine hiçbir zaman varamaz ama limitine gelebilir ancak. Yıkıma giden dünyada bir kurtuluş olacaksa da bu ancak bu idealin bilincindeki insanlar eliyle olacaktır. Bu da romandaki ifadeyle “yazgıyı göğüslemek” oluyor. Çünkü vasatı yaşayan insanlar, soru sormadıkları için böyle bir derdin sahibi değildir ve mutludurlar da. Ezberleri onları günlük rutinlerinde uyuşturmuştur. Uyuşmuş ve kaybolmuş kimseler size elbette ki yol tarif edemezler. Burada yine şairin sözü geliyor akla: “İnsan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” yollar ise,
o insan artık kaybolmuştur.” Eğer insan, soru sorma cesaretini gösterdi, aramaya başladı ama ‘anlam’ını bulamadıysa da, Hesse’nin dediği gibi oluyor: ”..orman eski çekiciliğini yitirmiş, çevremdeki dünya tasfiye edilen bir mağazada satışa çıkarılan modası geçmiş malları anımsatıyordu, işte öylesine yavan ve zevksizdi; kitaplar bir kâğıt yığını, müzik ise bir gürültüydü yalnızca.” Zaten arayışı iyice zorlu hale getiren de bu farkına varma ama anlamı bulamama ihtimali.

Eser, on yaşındaki bir çocuğun (Sinclair), onlu yaşların sonuna kadar ki ‘olma’ mücadelesini anlatıyor kısaca. Sinclair ne kadar ‘ol’du ? Orası tartışılır. Ama ben zaten kitabı okuduğumda oraya takılmadım çünkü sonundan çok yolculuk benim dikkatimi çekti. Başlığı Füruğ’un o güzel dizesi olarak belirleme nedenim de tamamen budur. Yolcudan çok yola baktım ben, kuş geçiciydi, beni uçuş cezbetti.

“Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur” diyerek başlıyor anlatmaya Hesse. Tabii herkes bu yolu kullanmıyor, yolculuk beraberinde rahatsızlık da getirdiği için. Sinclair de on yaşında bu yolculuğa başladığında iyi ve kötü olarak iki dünyanın olduğunu anlıyor tıpkı küçükken bizim de öğrendiğimiz gibi. Maddi ve manevi durumu iyi olunca insan, tabi diğer dünyayı oldukça merak ediyor. Sinclair de o dünyanın içine girerek, o dünyayı yaşamak istiyor. Sinclair’in bu kötü olma hevesinin olduğu bölüm sürekli aklıma Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını getirdi. Orada da Holden Caulfield tepkisellikten de olsa böyle bir çabayla uğraşıyordu roman boyu. Tabi Sinclair’in bu hevesi roman boyu sürmüyor, onun durumu, her seferinde daha çetrefilli bir hale gelerek, merakı, farklı sorulara ve ilgiye dönüşüyor. Güzel kısmı; Sinclair cesaret edip ilerledikçe, soruları dallanıyor ve siz de onunla beraber bu soruları kendinize soruyorsunuz. Yani kendinizi rahatsız ediyor, bildiklerinizi gözden geçiriyor, aklınıza gelmediyse yeni soruların sahibi oluyorsunuz. Tam da bu noktada eserin kıymeti ortaya çıkıyor. Eğer ezberinizi kuvvetlendiren kitaplarsa okuduklarınız, onların faydası geçicidir. Tıpkı iki saat sonra sizi acıktıran gıdalar gibi, anlık geçici bir doygunluğa erersiniz. Ama size ezber kuvvetinden çok bildiklerinizi sorgulatıyor, sizi yeni soruların sahibi yapıyorsa, o kitaplar daha kalıcı bir fayda ifade ediyor demektir. Çünkü sizi yeni şeyler öğrenmeye teşvik ederek daha üst bir bilince ermenizi sağlarlar.

Hesse, eserinde kurduğu evrende Doğu mistisizminden yararlanarak epey geniş bir perspektif ortaya koymuş. Normal yaşamında da Hindistan’a gidip bir süre orada yaşamış ve Asya’nın ruh dinginliği ile mistisizmi öne alan inanışlarını incelemiş. Yaşamını incelediğimizde, bu eserinin epey otobiyografik bir yan taşıdığını görüyorsunuz (Merak edenler Hesse’nin hayatına dair ayrıntılı bilgiyi Beyza Hanım’ın #34836856 incelemesinden edinebilirler). Tanıtım bilgisinde eserin bizzat Hesse’nin o dönemdeki korkularını ve sorunlarını yansıttığı belirtiliyor. Yine yukarıda verilen incelemede de belirtildiğine göre Hesse, psikanaliz tedavisi gördüğü zaman bu kitabı kaleme almış. Zaten sürekli sanrılı bir ruh halinin romanda hâkim olması sahte olamayacak kadar etkileyici ve karmaşıktır. Sinclair, bu arayışında tasavvuf anlayışına zaman zaman yaklaşır. Her insanın bir alem olduğu, Yaradan’ın ruhundan insana üfleyişi manalarına yaklaşacak sonuçlar elde ederken, zaman zaman kullandığı metot da tefekküre benzeşmektedir. Örneğin: Yanan bir şömineyi saatlerce izleyerek ondan varlığa ve yaradılışa dair sonuçlar elde etmek gibi. Ama bu arayışın sadece benzeşen yönleri, yoksa Sinclair ve arkadaşlarının varıp buldukları hem tanrı hem şeytan Abraxas’a kadar gidiyor. Önemli olansa Sinclair’in bulduklarından çok, o yolu onunla birlikte gidebilmek bana göre.

Son olarak eserin memnun olmadığım taraflarından da bahsetmeliyim. Kurgudaki bazı kısımları zorlama olarak buldum. Sürekli olmayacak olayların ve rastlaşmaların olması (misal; alakasız bir şehirde yürürken “seste tuhaf aşina bir hava sezilerek” kaybettiğine denk gelmek ve sürekli bu tarz aşinalıkların sürmesi) kurgu ne kadar mistik bir yan taşısa da okura bir zaman sonra “hadi canım” dedirtiyor. Bir de kurgunun sonlarda iyice alakasız yerlere gitmesi, fikir güzel olsa da, üst bilinci yakalamış, aymış insan modelinin yanlış tasavvur edildiğini akla getiriyor. Muhtemelen bu da Hesse’nin zor zamanlarında kafa karışıklığı ve dürtülerinin yoğunlaşmasının bir sonucudur diye düşünüyorum. Daha üst düzey bir roman beklemiştim ama geldiğim noktada da iyi kazanımlar elde ettiğimi düşünüyorum. Güzel bir uçuştu.

“Uyanık insanları bekleyen tek ama tek bir görev vardı: kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak, el yordamıyla kendine özgü yolda ilerlemek, yolun nereye çıkacağına aldırmamak. Bu beni derinden sarsmıştı, söz konusu meyvenin yaşantısı buydu benim için.”
211 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Okudum Bitti....

Demian...Emil Sınclaır'in Gençliğinin Öyküsü...
Herman Hesse' nin okuduğum bu ikinci kitabı.
Okuduğuma asla pişman olmayacağım eserlerden biri olarak çıktı karşıma.On, onbir yaşlarında bir çocuğun kendini bulma, sıradanlıktan sıyrılma isteği ve arayışlarının anlatıldığı bir kitap.Hristiyan dindar bir aile ve iki kardeş bakımından Emil Sınclaır'in hayatı Herman Hesse'nin ki ile paralellik gösterir.
Kitap kendi hayatından mı bahseder bilemeyiz ama bu buhranlı küçük çocuk kendi kaybolmuşluğunda bizi alıp götürüyor bilmediğimiz bir yerlere.
Kendi sakin sıcak aile ortamında mutlu mesut yaşarken Sınclaır dışarıdaki karmaşık kötücül dünyanın da farkına varıyor bir şekilde.
Bu iki zıt dünya arasında ilişki kuramayan küçük çocuğun her iki dünyanın da tek bir tanrıya ait olamayacağı gibi fikir tohumları ekiliyor zihnine.
Bir yetişkin ve aynı zamanda bir ebeveyn olarak kendi adıma çocuk yetiştirirken onu tüm kötülüklerden muhafaza etmeye çalışmanın, ona tümüyle steril bir ortam sunmanın getirebileceği olumsuz etkiler bakımından da fikir sahibi oldum diyebilirim.
Sınclaır'ın hayatı arkadaş grubu içerisinde kendisine yer edinmeye çalışırken söyleyiverdiği bir yalan ve bunun üzrine ettiği yeminle bir kaosa sürüklenir.Onu bu kaosdan yeni tanıştığı okuldan arkadaşı olan Demian kurtarır ve böylelikle Demian Sinlaır'ın hayattındaki yerini alır.
Sınclaır bunalımlı bir çocuktur sürekli yalnızlaşır ve iç dünyasına kapanır.Demian'ın da ona ulaşması kolay olmayacaktır.
Bu hikayedeki Demian'ı pek sevdiğimi söyleyemeceğim.İlk olarak Habil-Kabil kıssasında ters düştük kendisiyle...Şimdi burada yazar ne anlatıyor siz ne yorumluyorsunuz diyenler çıkabilir herkes kendi bilgi ve kültür zenginliği ölçüsünde anlam yüklüyor eserlere...Benim payıma da bunlar düştü.
Sinclaır kendini arama yolculuğuna devam ediyor lise ve üniversite eğitimi dönemlerinde farklı tecrübeleri ve hayatına giren farklı kimliklerle...
Alkol batağına saplanıyor kaçışda arıyor huzuru nafile... Sonra Beatris adını taktığı hiç tanımadığı bir kıza duyduğu ilgi ile yolunu bulmaya çalışıyor.
Kilisenin önünden geçerken duyduğu müzik sayesinde tanıştığı Pistorius giriyor hayatına onunla yaptığı sohetler de elbet bir şeyler katıyor Sınclaır'a...
Durmuyor aramaya devam ediyor Sınclaır...Ara ara hayatına girmeye devam ediyor Demian.Ona ulaşmaya onu kendi safhına çekmeye çalışıyor.Demian ile annesi gizemli iki karakter olarak çıkıyor karşımıza.Neye inandıkları konusunda etraflarının hep bir şüphesi var.
Burada şu şekilde araya girmek istiyorum.Kitapta bahsedilen karakterler Demian olsun, Sınclaır olsun yahut Pistorius olsun hep bir arayış içindeler.İnandıkları şeye saygılarını kaybettiklerinde inanacak başka bir şey bulmaya çalışıyorlar.İnsanın inanmaya ihtiyacı vardır çünkü inanmak bir zayıflık değil mecburiyettir.Kaldı ki hiçbir şeye inanmamak da bir inanıştır.
Sınclaır Demian'ın annesiyle tanışır ve hayatının odak noktasını bulur.Hep kafasında canlandırdığı hayali ile hayata tutunduğu kim olduğunu bir türlü kestiremediği kişinin Bayan Eva olduğunu anlar.
Boşlukta gezinen ruhların hayatta kalma mücadelesinde buldukları her dala nasılda sarıldıklarını gördüm ben bu kitapta.
Bayan Eva'nın Sınclaır'a anlattığı bir masalda isimlerden bahsetmesede ben Leyla ile Mecnun olarak anladım.Bir gencin bir kızı delice sevdiğinden onun aşkıyla yanıp kül olduğundan tüm dünyayı ve içindeki tüm duyguları bu aşkın yakıp kül ettiğinde kadının bu adama geldiğinden bahsediyordu...Leyla da Mecnun'a geldiğinde "işte bak ben geldim " dediğinde Mecnun " Neyleyim Leyla'yı ben baştan başa Leyla olmuşum" demişti.Mecnun Leyla'yı severek kendini bulmuştu. "Delikanlı sevmiş ve sevgide kendini bulmuş.Oysa çokları sever ve kendilerini yitirir." Diye bitiriyor masalı Bayan Eva ve bu sözleri ile Sınclaır'a ders veriyor adeta.
"Sevgi kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir.İşte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini.Oysa sizin sevginiz Sınclaır benim tarafımdan çekilmekte.Günün birinde beni kendisine çekecek gücü gösterdiğinde, gelirim o zaman.Armağanlar vermek istemem ben, ele geçirilmek isterim."Bu sözlerle Bayan Eva'ya hayran kalmamak elde değil.
Sınclaır'ın hikayesini böyle anlatmış Hesse.Peki Sınclaır aradığını bulmuş mudur? Bilmiyoruz.Bana kalırsa aramaya devam etmiştir.Hesse'nin yazdıklarında anlattığı şey aslolan şeyin aramak olduğu durup bir köşede tamam ben buldum deyip kabullenmenin zavallılık ve sıradanlık olduğudur benim nazarımda....
Söyleyebileceğim bir şey varsa o da Herman Hesse okumadan ölmeyin...
211 syf.
·3 günde
Bende çok etki yaratan kitaplardan birisi de Demian oldu, bu tür başyapıtlar hakkında bir şeyler söylemek güçleşiyor özellikle de fikir belirtmek. Demian, tıpkı yazarın okuduğum ilk kitabı Siddhartha gibi yine bir gencin hayatta anlam arayışını konu alıyor. Kitabı o kadar çok sevdim ki.. İkiyüz küsür sayfalık bir çeviriye sığdırılmış kitap iki gün değil de iki yüz gün kadar elimde kalmış gibi hissettirdi bana. Kendimi kaptırsaydım sanıyorum ki yüz yıl yaşlanabilirdim. Aslını söylemek gerekirse hem kendi düşüncelerimden çok şey buldum (bulduklarım onayladıklarımdı aslında), hemde çook ama çok sevdiğim çavdar tarlasında ki holden'den.. sayfalar arasındaki masumiyet bana hep onu anımsattı. Kitap Sinclair'in ağzından anlatırken bir yandan kendi düşüncelerim zihnimden akıyor gibi hissettim, düşünüp düşünüp içinden çıkamadığımız, daima içimizde kalan şeyleri bir pencereden dışarıyı izler gibi izledim. Hepimiz her şekilde gerçekten onun gibi, ayakta kalmak için çok çaba sarf ediyoruz. Keşke hayatımızı da geride kalan bir manzara gibi geride bırakabilsek, keşke. Her sabah uyanıpta neyin peşinden koştuğunu bilememek, yolunun nereye çıkacağını bilememek çok fena. Coşup giden bir akarsu gibi akıp giden yaşımıza, bir set çekip yolunu değiştirmenin zorluğuna, mümkün olamayışına, yaşama çok içerliyorum. Demian'ın pek umurunda değildi tabi ama Sinclair'de böyle hissediyordu bence.. Efendim sizlere tavsiyem bu kitabı mutlaka okuyun.
211 syf.
·313 günde·8/10
Her insan yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hiçbir insan yüzde yüz kendisi olamamıştır ama yine de herkese gücü yettiğince ilerler bu yolda, kimi biraz daha gözü acık, kimi biraz daha gözü kapalı.

Demian, Hermann Hesse (Sayfa 10)
211 syf.
·3 günde
Hermann Hesse okuma etkinliği #33038933 kapsamında okuduğum ikinci eser Demian. Kitabı aldığımda arkasındaki gençlik ve öğrencilik üzerine bir roman yazısından sanırım, hafif bir roman olduğunu küçüklerin bile okuyabileceğini düşünmüştüm, yanılmışım. Belli bir yaşın üzerindekilere hitap ediyor. İlk kez Hesse okuyacaklar için önce Knulp'u tavsiye ederim.

Yazar, baş karakteri Emil Sinclair'in çocukluk ve gençlik yıllarında kendi içine yolculuğunu, kendini bulmasını, hayatı sorgulamasını ve ona bu yolculukta yol göstericilik yapan Max Demian ile olan arkadaşlığını anlatıyor.

Bazen küçük bir yanlışla, belki bir yalanla bir kapı açılır ve bunun devamında ardı ardına başka kapılar açılır. Bir uçurumdan yuvarlanmaya başlarsın; ya kendi iradenle çıkacaksın ya da birisi seni tutup çıkaracak ya da yuvarlanıp gidip en dibe toslayacaksın. Sinclair de hava atmak için söylediği bir yalanla hiç ummadığı bir şekilde uçurumdan yuvarlanmaya başlıyor ve onu tutup çıkaran Demian oluyor. Arkadaşlıkları bu şekilde başlıyor. Daha sonraki bir durumdan ise Sinclair kendi iradesi ile kurtuluyor.

Dünyada iyi ve güzellikler var olduğu gibi kötü ve çirkinlikler de vardır. İnsanın içinde de her ikisi bulunur.

Demian şöyle diyor:

"Herkes kendisi için yasak olanla olmayanı saptamak zorundadır. İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerinin işi kolaydır. Ötekiler ise, yasakları kendi içlerinde hisseder. Öyle olur ki, her dürüst insanın Allah'ın günü yapageldiği şeyler yasaktır böyleleri için; öte yandan yasaklanmış şeyleri yasak saymazlar. Herkes kendi işini kendisi görmek zorundadır."
Syf.82

Sırf üstteki paragraf için bile ciddi sohbetler yapılabilir. Akıcı ve etkileyici bu roman dingin bir kafa ile okunursa daha iyi anlaşılabilir.
186 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Hermann Hesse ne yazdıysa çağının ötesinde yazmış.
"Demian" yazarın otobiyografik yansımalar içeren kitabı. Çok güzel sevgili okur, çok güzel. Bence öyle güzel ki inceleme yerine sadece bunu söylemek istiyorum: çok güzel!

Bu romanın okuması kolay, fakat anlaması, içselleştirilmesi zor. Yazarın cümle içinde cümle, fikir içinde fikir anlattığı hem Hesse kalemine hakim olanlar, hem de felsefi ve biraz daha soyut anlatımlara alışkın olanlar tarafından daha net anlaşılabilir diye düşünüyorum.

Roman, baş karakteri Sinclair çerçevesinde büyüme sancısını anlatıyor. Başlarken hayat hepimiz için daha keskin ve nettir. Oysaki hayat bize bunun böyle olmadığını; değişebilirliliği öğretir. Hesse bu geçişi kendinden yola çıkarak ama en önemlisi sorular sordurarak anlatıyor.
Soru sormaya başlamak için muhteşem bir başlangıç.

Bir alıntı ile bitireyim:

"Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hepimiz aynı derinliklerden çıkıp geliriz ama bir taslak olarak, derinliklerden çıkıp gelen bir yaratık olarak her birimiz kendi öz amacımıza varmak için uğraşıp didiniriz. Birbirimizi anlayabilir, ama kendimizi ancak kendimiz açıklayıp yorumlayabiliriz."
1000Kitap Demian Hermann Hesse
211 syf.
·6 günde·10/10
Keşke daha önce tanışsaydım dediğim bir yazar oldu Hermann Hesse. Uzun zamandır bu kadar ilgi çekici ve farklı bir anlatış biçimine sahip bir kitap okumamıştım. Yaşamdaki amacı, sorgulamamız gerekenleri, tanrılarımızı, eleştirmemiz gerekenleri çok güzel bir şekilde anlatmış yazar. Kitabı sadece okumayıp hissediyorsunuz. Bence mutlaka okumalısınız.
211 syf.
·4 günde·Beğendi
Hani bazı kitaplar vardır bitişine bir anlam yüklemek için bir müddet düşünmeniz gerekir.
İşte Demian onlardan biri. Derin söylemlerle bezeli ve sık sık karakterin iç dünyasına yolculuk yapılan bir kitap.
Konusuna kısaca değinecek olursak; 10 yaşındaki Emil Sinclair arkadaş ortamında, övünmek için yalandan bir kurgu oluşturur. Böylece iyi dünya diye adlandırdığı evinin güvenli ve doğru alanından çıkıp; kötü dünyaya yani tekinsiz bölgeye ve yanlışa adım atar. Yalan yalanı, yanlış yanlışı doğurur. O yaşına rağmen bilgece ve derin düşüncelerini daha da sağlamlaştıran ve yol gösteren bir dostu, Demian sayesinde; görüş ve bakış açısı daha da genişleyip, bambaşka ufukları da görmeye başlar. Dinin alışılagelmiş öğretilerini sorgulamaya ve farklı yönlerde algılamaya başlar. Mistik ve esrarengiz olayların da geçtiği kitabın konusunu daha da anlatmak istemiyorum. Fazlasını spoiler vermeden yapamam sanırım.
Genelde baş karakterler okuyucuyu etkiler ama bu kitapta kesinlikle o kişi Demian... Yazar kitabı öyle bir şekilde bitirmiş ki; Demian'a ait düşünceler beynimde dönüp durdu. Hatta kitabı okuyup aynı düşünen varsa ve bana ulaşırsa fikir alışverişinde bulunmak isterim.
Eğer ki siz de "kaliteli bir kitap istiyorum diyorsanız" Demian'ı benliğimize katmanızı öneririm.
211 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Bir Hermann Hesse kalemi; her zaman mükemmel psikolojik tahlilleri, resim-müzik gibi sanat dallarının inceliklerini, kendini kaybetmek-kendini bulmak çatışmalarını ve nice güzellikleri içerir.

Gençlik ve öğrencilik yılları üzerine kurulu bir roman olmasının yanı sıra içinde çok farklı olgunluklar da barındıran bir eser olmuş Demian. Aynı zamanda Hesse’nin kitabı yazdığı dönemdeki korkularını ve sorunlarını da ele alıyormuş.

Genel olarak id(benlik), ego ve süperego üçlüsü kitabın bütününü oluşturuyor. Kitaba hayat veren karakterler bu üçlünün hayat bulmuş hali de denebilir.

Demian; büyümek, kendini büyütmek, dünyayı görmek, kendini bilmek, cinsellik, kendini keşfetmek, iyiyle-kötüyü hakkıyla ayırt etmek ve hayattaki anlamını aramak gibi konuları çok güzel şekillerde anlatıyor. Habil ve Kabil olayına bakış açısı ayrı bir hayranlık kazandırdı. Dini, dünyayı, insanları ve kendisini yorumlaması çok orijinal olan bir karakter/bir eser. Sinclair’in akıl hocası, dostu, yol göstericisi.

Çok sevdim. Okuması hayli zor ama her okuduğunuzda farklı bir dünyayı görebileceğiniz bir kitap. Bir klasik. Mümkünse okuyun, okutturun.
211 syf.
·Beğendi·9/10
Hesse, okudukça okumak istediğim bir yazar. Bu kitabını okurken de ustalığına, kalemine, romancılığına hayran kaldım. Demian okuduğum kitapları içinde en beğendiğim kitabı oldu. Demian, Hesse 'nin o dönemde kendi içindeki korkuları ve sorunları, kendi ruh halini yansıtan bir eser. Güçlü bir olay çevresinde dönmemesine karşın kitaptaki derin anlatım, güçlü psikanalizler beni fazlasıyla kendine çekti. Kesinlikle anlatılandan çok daha fazlasını barındıran bir kitaptı. Yazarın oluşturduğu Sinclair karakteri ile beraber kendini, hayatı ve Tanrıyı bulma, daha iyi anlamak ve anlamlandırmak için yazmış olduğu bu kitabın bende her satırında kendime çıkaracak şeyler buldum. Son olarak Hesse 'nin her kitabının farklı bir ruhu, derinliği olduğunu da söylemek istiyorum.
211 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Almanların Nobel ödülü almış birkaç yazarından biri olan Hermann Hesse'nin okuduğum ilk kitabı Demian oldu. Nasıl inceleme yazacağım diye düşündüm çok kez, hiçbir şey anlamadım dediğim oldu bazen. Kitaba adını veren Demian hem ana karakter, hem ikinci karakter olarak karşımıza çıkıyor. Okurken fazlaca zorlandığımı ve bırakasım geldiğini itiraf etmem gerekiyor. Kitapta ilginç bir çekicilik var, sıkıyor ama okumak istiyorsunuz. Bir de bu Can Yayınlarının kapak tasarımı gerçekten rezalet, okurken kapağı hazırlayan kişiye küfür ettim bol bol. Hermann Hesse'nin çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşadığı iç hesaplaşmalardan bahseden otobiyografik bir roman diyebiliriz onun için. Farklı bakış açıları anlatıyor aslında fakat bunu değişik yollardan yapınca anlamak için çaba göstermek gerekiyor. Kitabın dili oldukça ağır ve zor, ancak edebi olmasını inkâr edemeyiz. Okurken kolay gibi görünse de bir cümleyi bazen iki üç kez okumak gerekebiliyor. Çok ilerledim derken aynı sayfada kaldığınızı görmekle birlikte, hiç ilerlemedi diye düşünürken sayfaları hızlıca geçtiğinizi görebilirsiniz bir anda. Sanki okurları gıcık edip şaşırtmak üzerine yazılmış gibi. Hikayesine baktığımızda; Emil Sinclair adında birinin çocukluk ve gençlik yıllarında içinde yaşayıp dışarıya yansıttığı dünyasını okuyoruz. Sinclair küçük yalanlar söyleyip ufak hırsızlıklar yapan sıradan bir çocukken başına bir bela alır ve çaresizdir. Okula yeni bir öğrenci olarak gelen Max Demian hızır gibi yetişip onu beladan kurtarır ve Kabil meselesiyle ilgili anlattığı değişik görüşleriyle ona farklı bir kapı açar. Son derece tuhaf görünen bu çocuktan başlarda hoşlanmamıştır ancak bir süre sonra Demian onun vazgeçilmezi ve hayatının önemli bir parçası haline gelir. Farklı şehirlerde kaldığında bile onu unutamaz ve verdiği öğütleri kullanarak kendi hayatını düzene koymaya çalışır. Demian çok farklı bir kişilik olmasının yanında insan ruhuna çok iyi etki eden bir karakterdir. Sinclair aslında serserinin biri olacakken Demian sayesinde iyi bir insana dönüşmüştür. Kendi iç dünyasını daha iyi görebilmek adına resimler çizer ve bunları onunla paylaşır. Gördüğü düşler de hayatına fazlasıyla etki etmektedir. Sinclair başkalarıyla arkadaş olup eğlenceli şeyler yapmak yerine içine dönüp kendisini keşfetmek ve hayatı anlamayı tercih eder. Günlük yaşamı çok fazla umursamaz, önemli olan gördüklerinin kendisini nasıl etkileyeceğidir. Başka insanlarla da tanışır ve onlarla yaşadıklarında büyük ölçüde Demian vardır. Kısacası ne yapsa unutamaz ve tek yolun tekrar onunla bir araya gelmek olduğunu görür. Kitabın fazlasıyla din ve ahlak üzerine yazılmış olduğunu söyleyebilirim. Hristiyanlık tarihinde geçen olayları değişik bakış açılarıyla değerlendirip bize farklı fikirler sunuyor. Aslında kitap çok şey anlatıyor ama hadi anlat dendiğinde anlatmak gerçekten zorlaşıyor. Sinclair aslında sıkıcı bir tip, Demian olmasa belki daha iğrenç biri halini alabilirmiş. Fazla bir karakter yok aslında bu da soyut şeylerin daha çok üzerinde durulmasına neden oluyor. Ben biraz anlatım şeklini Franz Kafka'ya benzettim, kendisinden etkilendiği izlenimi verdi bana. Okuduktan sonra iyi ki bitirdim dedirtti bana. Okurken zihni boşaltmak gerekiyor çünkü aşırı dikkat isteyen bir kitap bence. Ağır edebiyat bana dokunmaz, soyut gerçekliklere ilgim var diyorsanız Demian beğeneceğiniz bir kitap olacaktır. Can yayınları ayrıca kağıt kaliten de iğrenç kese kağıdına bassaydın, bir de mürekkep izleri rahatsız edici umarım düzeltirsin bunları.
211 syf.
·47 günde·10/10
On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanamadığı kalıparla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkisi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır.
Sonu biraz ucu açık bitti ama bence güzel bir kitaptı okumanızı tavsiye ederim
Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatına düşkün olanlar, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler.
Hermann Hesse
Sayfa 82 - Can
Uyanık insanları bekleyen tek ama tek bir görev vardı: kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak...
Hermann Hesse
Sayfa 155 - Can Yayınları
Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demian
Alt başlık:
Emil Sinclair'in Gençliğinin Öyküsü
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723353
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Demian: Die Geschichte von Emil Sinclair's Jugend
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Demian
Demian
İlk Gençlik Yılları (Demian)
On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlâk gibi artık inanamadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşantılarında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen baş kişi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse'nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian'ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse'nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin'in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve git gide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse'nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, ancak İsviçreli bu genç, ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı. 

Kitabı okuyanlar 1.777 okur

  • Buse Koparal
  • Sidal Altun
  • h
  • st21th
  • Jangmi
  • Okan Çelik
  • Dharma Duman
  • Ecem
  • Hatice AŞIK
  • Rumeysa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%18.4
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%26.5
45-54 Yaş
%14.3
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.3
Erkek
%35.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.7 (196)
9
%22.5 (144)
8
%20.8 (133)
7
%13.3 (85)
6
%4.4 (28)
5
%1.9 (12)
4
%0.8 (5)
3
%0
2
%0.2 (1)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları