Demian (Emil Sinclair'in Gençliğinin Öyküsü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.638
Gösterim
Adı:
Demian
Alt başlık:
Emil Sinclair'in Gençliğinin Öyküsü
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723353
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Demian: Die Geschichte von Emil Sinclair's Jugend
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlâk gibi artık inanamadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşantılarında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen baş kişi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse'nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian'ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse'nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin'in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve git gide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse'nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, ancak İsviçreli bu genç, ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı. 
Nobel Edebiyat Ödüllü Hermann Hesse eğitim romanı olarak kaleme aldigi Demian romanı ile Bireyciliği ve Bireyin gelişiminde öznelliğin önemini anlatmak icin, okuyucuyu romanın ana karakterlerinden biri olan Emil Sinclair in iç dünyasına çekiyor. Bireyin gelişiminde, bireyin dışındaki dünya kadar; bireyin iç dünyasının da önemini anlatan bir kitap. Yayinlandiktan sonra büyük bir kesim özellikle 60 li yillarin popüler hippi akımı tarafından kabul görüp okunmustur. Roman akıcı ve bir solukta okunacak bir kitap olmasının yaninda, olay örgüsü bakimindan okuyucunun dikkatini sürekli üzerine çekmektedir. İnecelememi Demian dan bir alıntı ile bitiriyorum. "İçinde yaşamana izin verilen dünyanın, bütün dünyanın ancak yarısını oluşturduğunu biliyordun, ama yine de ikinci yarısını hasır altı etmeye çalıştın. Başarabileceğin bir şey değildir bu! Bir kez düşünmeye başlamış kimse, böyle bir şeyin üstesinden gelemez."
“İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?”

İnsanın en zorlu yolculuğu, kendi içinde, kendini bulmaya dair yaptığı yolculuktur. Çünkü dinlenmeyle geçiştirilecek fiziksel yorgunluğun ötesinde, arayanın gücüne ve soluklanabilmesine göre giderilmesi zor bir manevi tükenme söz konusudur. Ancak sorularınız anlamlı karşılık bulursa o ruhsal çaba, bulmanın mutluluğuyla dinginliğe evrilebilir. Bunun somut karşılığını, ben bir adamın çok yorucu bir işin sonunda muvaffak olmasının tatminiyle söylediği; “işte şimdi uyuyabilirim” rahatlığı olarak görüyorum.

Hesse de kitabında bu ısrarlı ve yorucu arayış halini kutsuyor işte. Sürüden ayrılarak, vasatın ötesine geçmek, korkmadan, kendini kandırmadan, ısrar ederek sürekli aramak… Çünkü bu arayış ancak insanı o ideal noktaya getirecek. O ideal noktaysa sürekli gelişen, dinamik bir yapıdadır. Yani aslında insan o noktanın kendisine hiçbir zaman varamaz ama limitine gelebilir ancak. Yıkıma giden dünyada bir kurtuluş olacaksa da bu ancak bu idealin bilincindeki insanlar eliyle olacaktır. Bu da romandaki ifadeyle “yazgıyı göğüslemek” oluyor. Çünkü vasatı yaşayan insanlar, soru sormadıkları için böyle bir derdin sahibi değildir ve mutludurlar da. Ezberleri onları günlük rutinlerinde uyuşturmuştur. Uyuşmuş ve kaybolmuş kimseler size elbette ki yol tarif edemezler. Burada yine şairin sözü geliyor akla: “İnsan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” yollar ise,
o insan artık kaybolmuştur.” Eğer insan, soru sorma cesaretini gösterdi, aramaya başladı ama ‘anlam’ını bulamadıysa da, Hesse’nin dediği gibi oluyor: ”..orman eski çekiciliğini yitirmiş, çevremdeki dünya tasfiye edilen bir mağazada satışa çıkarılan modası geçmiş malları anımsatıyordu, işte öylesine yavan ve zevksizdi; kitaplar bir kâğıt yığını, müzik ise bir gürültüydü yalnızca.” Zaten arayışı iyice zorlu hale getiren de bu farkına varma ama anlamı bulamama ihtimali.

Eser, on yaşındaki bir çocuğun (Sinclair), onlu yaşların sonuna kadar ki ‘olma’ mücadelesini anlatıyor kısaca. Sinclair ne kadar ‘ol’du ? Orası tartışılır. Ama ben zaten kitabı okuduğumda oraya takılmadım çünkü sonundan çok yolculuk benim dikkatimi çekti. Başlığı Füruğ’un o güzel dizesi olarak belirleme nedenim de tamamen budur. Yolcudan çok yola baktım ben, kuş geçiciydi, beni uçuş cezbetti.

“Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur” diyerek başlıyor anlatmaya Hesse. Tabii herkes bu yolu kullanmıyor, yolculuk beraberinde rahatsızlık da getirdiği için. Sinclair de on yaşında bu yolculuğa başladığında iyi ve kötü olarak iki dünyanın olduğunu anlıyor tıpkı küçükken bizim de öğrendiğimiz gibi. Maddi ve manevi durumu iyi olunca insan, tabi diğer dünyayı oldukça merak ediyor. Sinclair de o dünyanın içine girerek, o dünyayı yaşamak istiyor. Sinclair’in bu kötü olma hevesinin olduğu bölüm sürekli aklıma Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını getirdi. Orada da Holden Caulfield tepkisellikten de olsa böyle bir çabayla uğraşıyordu roman boyu. Tabi Sinclair’in bu hevesi roman boyu sürmüyor, onun durumu, her seferinde daha çetrefilli bir hale gelerek, merakı, farklı sorulara ve ilgiye dönüşüyor. Güzel kısmı; Sinclair cesaret edip ilerledikçe, soruları dallanıyor ve siz de onunla beraber bu soruları kendinize soruyorsunuz. Yani kendinizi rahatsız ediyor, bildiklerinizi gözden geçiriyor, aklınıza gelmediyse yeni soruların sahibi oluyorsunuz. Tam da bu noktada eserin kıymeti ortaya çıkıyor. Eğer ezberinizi kuvvetlendiren kitaplarsa okuduklarınız, onların faydası geçicidir. Tıpkı iki saat sonra sizi acıktıran gıdalar gibi, anlık geçici bir doygunluğa erersiniz. Ama size ezber kuvvetinden çok bildiklerinizi sorgulatıyor, sizi yeni soruların sahibi yapıyorsa, o kitaplar daha kalıcı bir fayda ifade ediyor demektir. Çünkü sizi yeni şeyler öğrenmeye teşvik ederek daha üst bir bilince ermenizi sağlarlar.

Hesse, eserinde kurduğu evrende Doğu mistisizminden yararlanarak epey geniş bir perspektif ortaya koymuş. Normal yaşamında da Hindistan’a gidip bir süre orada yaşamış ve Asya’nın ruh dinginliği ile mistisizmi öne alan inanışlarını incelemiş. Yaşamını incelediğimizde, bu eserinin epey otobiyografik bir yan taşıdığını görüyorsunuz (Merak edenler Hesse’nin hayatına dair ayrıntılı bilgiyi Beyza Hanım’ın #34836856 incelemesinden edinebilirler). Tanıtım bilgisinde eserin bizzat Hesse’nin o dönemdeki korkularını ve sorunlarını yansıttığı belirtiliyor. Yine yukarıda verilen incelemede de belirtildiğine göre Hesse, psikanaliz tedavisi gördüğü zaman bu kitabı kaleme almış. Zaten sürekli sanrılı bir ruh halinin romanda hâkim olması sahte olamayacak kadar etkileyici ve karmaşıktır. Sinclair, bu arayışında tasavvuf anlayışına zaman zaman yaklaşır. Her insanın bir alem olduğu, Yaradan’ın ruhundan insana üfleyişi manalarına yaklaşacak sonuçlar elde ederken, zaman zaman kullandığı metot da tefekküre benzeşmektedir. Örneğin: Yanan bir şömineyi saatlerce izleyerek ondan varlığa ve yaradılışa dair sonuçlar elde etmek gibi. Ama bu arayışın sadece benzeşen yönleri, yoksa Sinclair ve arkadaşlarının varıp buldukları hem tanrı hem şeytan Abraxas’a kadar gidiyor. Önemli olansa Sinclair’in bulduklarından çok, o yolu onunla birlikte gidebilmek bana göre.

Son olarak eserin memnun olmadığım taraflarından da bahsetmeliyim. Kurgudaki bazı kısımları zorlama olarak buldum. Sürekli olmayacak olayların ve rastlaşmaların olması (misal; alakasız bir şehirde yürürken “seste tuhaf aşina bir hava sezilerek” kaybettiğine denk gelmek ve sürekli bu tarz aşinalıkların sürmesi) kurgu ne kadar mistik bir yan taşısa da okura bir zaman sonra “hadi canım” dedirtiyor. Bir de kurgunun sonlarda iyice alakasız yerlere gitmesi, fikir güzel olsa da, üst bilinci yakalamış, aymış insan modelinin yanlış tasavvur edildiğini akla getiriyor. Muhtemelen bu da Hesse’nin zor zamanlarında kafa karışıklığı ve dürtülerinin yoğunlaşmasının bir sonucudur diye düşünüyorum. Daha üst düzey bir roman beklemiştim ama geldiğim noktada da iyi kazanımlar elde ettiğimi düşünüyorum. Güzel bir uçuştu.

“Uyanık insanları bekleyen tek ama tek bir görev vardı: kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak, el yordamıyla kendine özgü yolda ilerlemek, yolun nereye çıkacağına aldırmamak. Bu beni derinden sarsmıştı, söz konusu meyvenin yaşantısı buydu benim için.”
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.924 Oy)9.197 beğeni30.182 okunma923 alıntı146.400 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.944 Oy)19.878 beğeni45.528 okunma3.526 alıntı192.375 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.722 Oy)9.683 beğeni27.186 okunma2.009 alıntı125.838 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.111 Oy)13.936 beğeni36.107 okunma3.784 alıntı153.410 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.765 Oy)8.378 beğeni23.963 okunma954 alıntı95.558 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.283 Oy)6.636 beğeni17.653 okunma2.947 alıntı90.233 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.613 Oy)4.097 beğeni13.635 okunma1.529 alıntı56.323 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.897 Oy)9.440 beğeni26.574 okunma1.806 alıntı135.678 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.237 Oy)9.230 beğeni27.546 okunma2.929 alıntı121.441 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.904 Oy)6.017 beğeni20.599 okunma915 alıntı107.022 gösterim
Hermann Hesse okuma etkinliği #33038933 kapsamında okuduğum ikinci eser Demian. Kitabı aldığımda arkasındaki gençlik ve öğrencilik üzerine bir roman yazısından sanırım, hafif bir roman olduğunu küçüklerin bile okuyabileceğini düşünmüştüm, yanılmışım. Belli bir yaşın üzerindekilere hitap ediyor. İlk kez Hesse okuyacaklar için önce Knulp'u tavsiye ederim.

Yazar, baş karakteri Emil Sinclair'in çocukluk ve gençlik yıllarında kendi içine yolculuğunu, kendini bulmasını, hayatı sorgulamasını ve ona bu yolculukta yol göstericilik yapan Max Demian ile olan arkadaşlığını anlatıyor.

Bazen küçük bir yanlışla, belki bir yalanla bir kapı açılır ve bunun devamında ardı ardına başka kapılar açılır. Bir uçurumdan yuvarlanmaya başlarsın; ya kendi iradenle çıkacaksın ya da birisi seni tutup çıkaracak ya da yuvarlanıp gidip en dibe toslayacaksın. Sinclair de hava atmak için söylediği bir yalanla hiç ummadığı bir şekilde uçurumdan yuvarlanmaya başlıyor ve onu tutup çıkaran Demian oluyor. Arkadaşlıkları bu şekilde başlıyor. Daha sonraki bir durumdan ise Sinclair kendi iradesi ile kurtuluyor.

Dünyada iyi ve güzellikler var olduğu gibi kötü ve çirkinlikler de vardır. İnsanın içinde de her ikisi bulunur.

Demian şöyle diyor:

"Herkes kendisi için yasak olanla olmayanı saptamak zorundadır. İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerinin işi kolaydır. Ötekiler ise, yasakları kendi içlerinde hisseder. Öyle olur ki, her dürüst insanın Allah'ın günü yapageldiği şeyler yasaktır böyleleri için; öte yandan yasaklanmış şeyleri yasak saymazlar. Herkes kendi işini kendisi görmek zorundadır."
Syf.82

Sırf üstteki paragraf için bile ciddi sohbetler yapılabilir. Akıcı ve etkileyici bu roman dingin bir kafa ile okunursa daha iyi anlaşılabilir.
Her insan yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hiçbir insan yüzde yüz kendisi olamamıştır ama yine de herkese gücü yettiğince ilerler bu yolda, kimi biraz daha gözü acık, kimi biraz daha gözü kapalı.

Demian, Hermann Hesse (Sayfa 10)
Bende çok etki yaratan kitaplardan birisi de Demian oldu, bu tür başyapıtlar hakkında bir şeyler söylemek güçleşiyor özellikle de fikir belirtmek. Demian, tıpkı yazarın okuduğum ilk kitabı Siddhartha gibi yine bir gencin hayatta anlam arayışını konu alıyor. Kitabı o kadar çok sevdim ki.. İkiyüz küsür sayfalık bir çeviriye sığdırılmış kitap iki gün değil de iki yüz gün kadar elimde kalmış gibi hissettirdi bana. Kendimi kaptırsaydım sanıyorum ki yüz yıl yaşlanabilirdim. Aslını söylemek gerekirse hem kendi düşüncelerimden çok şey buldum (bulduklarım onayladıklarımdı aslında), hemde çook ama çok sevdiğim çavdar tarlasında ki holden'den.. sayfalar arasındaki masumiyet bana hep onu anımsattı. Kitap Sinclair'in ağzından anlatırken bir yandan kendi düşüncelerim zihnimden akıyor gibi hissettim, düşünüp düşünüp içinden çıkamadığımız, daima içimizde kalan şeyleri bir pencereden dışarıyı izler gibi izledim. Hepimiz her şekilde gerçekten onun gibi, ayakta kalmak için çok çaba sarf ediyoruz. Keşke hayatımızı da geride kalan bir manzara gibi geride bırakabilsek, keşke. Her sabah uyanıpta neyin peşinden koştuğunu bilememek, yolunun nereye çıkacağını bilememek çok fena. Coşup giden bir akarsu gibi akıp giden yaşımıza, bir set çekip yolunu değiştirmenin zorluğuna, mümkün olamayışına, yaşama çok içerliyorum. Demian'ın pek umurunda değildi tabi ama Sinclair'de böyle hissediyordu bence.. Efendim sizlere tavsiyem bu kitabı mutlaka okuyun.
Önceden okuduğum bu Demian isimli kitapta, Hermann Hesse yine "kendinden" bir karakterle yola çıkıyor ve soruyor, sorguluyor. Hem aydınlık hem de karanlık bir dünyada yaşıyor.
Tanrı sadece güzelliklere mi sahip çıkar? Ya kötülüklükler, insanı yiyip bitiren hesaplar.... İnsan mükemmel mi? Doğası gereği insan, temiz olanı sevdiği gibi, kirli olanları da seviyor! Şeytan da melek de insanın içinde...

İşte kitapta, baş karakterimiz olan Sinclair'in , çocukluk ve delikanlıklık dönemleri, arayışları anlatılmış. Sinclair, hem sıcak ve güvenilir bir ev ortamında, ailesiyle birlikteki huzurlu yaşamını özlüyor hem de farklı zevkler tadmak ve yeni insanlar tanımak istiyor.
Manevi anlamda ailesinden ve okulundan öğrendiği tüm bilgilere, inançlara gün geliyor, Demian ile tanışmasıyla , şüphe ile yaklaşmaya başlıyor! Ya diyor, aslında öyle değil de böyleyse...

Kitap gerçekten çok etkileyiciydi. Kendi halinde yaşayan insanların bile, yaşamlarında alışa geldikleri , saygı ve minnet gibi güzel erdemlerle çatışma durumuna girmekten yakalarını kurtaramadıklarını gösteriyordu.
Herrmann Hesse, Demian, Bozkırkurdu ve Siddhartha... Üçü arasındaki benzerlik bir yana, grift olan Bozkırkurdu kitabıydı. Özellikle kişiliğin daima bölünür gibi bir oraya bir buraya savrulup gitmesi onun orta sınıfa bile ait olmayan kişilik parçalanmasının veya kişiliğin bulunan olgun meyvesinin Hesse'nin kendi arayışı olduğu neredeyse aşikar. Demian eserinin diğerinden farkı, sanırım Aşkı gerçek olgun güzellikte bulmasında temelleniyor. Platon'un Dostluk ve Şölen diyaloğunu hatirlamadan edemedim. Aşk, güzele duyulan, güzelin içinin sonsuz ideasinda saklıdır. Yıpranmayan iç güzellik ebedidir; dışsal güzellik ise gelip geçicilik taşır. Bu temellendirme dolayısıyla aşk yalnızca karşı cinse duyulmaz. Ben'den Öteki' ne, ötekinden bana doğru akar. Tıpkı denizin suyunun içre akması gibi.

Demian karakteri üzerinden ikili bir Sinclair ve Demian oluşumu ve üçüncü kişilik olan Eva,kişiliğin üç aşaması gibidir. Üç aşamada Hesse, diyalektik veya mistik bağlam kurmuştur. Sinclair, çocukluktan başlayıp orta evrede Max Demian ile, olgunluk evresinde ise Eva'yi bulur. Tutku ve gelip gecicilik kendisini çağırmakta bulur. Çağrılan çağrıya kulak vermesi için, ona içre bir ickinlik tümelini kurması gerekir. Bu biçimlendirme daima kendi iç özün diğeriyle kurduğu ilişki de başkalarına dönüşmesi ya da başkalarını kendi içerisinde görmesiyle tamamlanır. Hegel'in yabancılaşmış tini/geisti, yolculuk içerisinde ilerlerken dünyaya düşmüş bir yabancı öteki iken, mutlak bilgiye ulaşmak için momentleri aşmasını da anımsatır bu durum. Mistik idir Hegel'deki izlek. Hatta mistik diyemesek de idealisttir. Hesse'nin idealizmi de soyutlanmış kişiliklerin tümel mutlagi yakalamasına benzerdir.
Kesinlikle bir insanın kendini bulma yolunda okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Herman Hesse nin akıcı ve duru bir dille kaleme aldığı kitap biraz anlaması zor ancak sürükleyici bir kitaptır. Eğer okuyacaksanız havada uçarmış gibi ve okurken sadece kitaba odaklanmalısınız. Kitapta Sinclair' in kendini bulma arayışında birkaç felsefik terim de mevcuttu bunlar hakkında dipnotlar var ancak bilgi sahibi olunursa okumak daha keyifli olur. Ayrıca psikolojik bir roman zaten yazarın diğer kitapları da psikolojik türde.
Hesse'nin aslında Sinclair karakterinde kendi sorgulamalarını, korkularını ve acılarını dile getirdiği bir yapıttır. Sinclair aslında normal bir çocukluk geçirirken bir gün arkadaşlarına yapmadığı bir hırsızlığı yapmış gibi anlatmasından sonra hayatı değişiyor. Bundan sonra geçen tüm hayatı sorgulamalarla ve kendi iç muhasebesiyle geçiyor. Olayların içinden çıkılamayacak duruma geldiğinde okuluna gelen yeni bir çocukla tanışır, Max Demian. Belli bir süre arkadaşlık kurar onunla bu çocuğun mistik bir tarafı vardır. Aslında kitabın sonunda hemen hemen açıklamış onun kim olduğunu ama şimdi bunu söylemem kitabın merakını azaltır. Demian daha çok arayıpta bulamadığımız belkide hepimizin içinde saklı olan dışa vurmaya çekindiğimiz tüm şeylerin vücut bulmuş halidir. Kısacası muhteşem bir kitap iyi okumalar.
"Beni can evimden vurmuştu Demian."
İşte Sinclair'in gözünden Max Demian.Sinclair,evdeki güvenli ve sıcak ortamının dış dünyada sert ve acımasız olarak farklılık gösterdiğini görür.Kendini arayan genç bi anda ev ortamında olan din ve ahlak düşünceleri sorgulamaya başlar.En başından beri kimseye söyleyemediği zaman zaman suçluluk duyduğu bu şüpheci düşünceleri dış dünyayla birlikte açığa çıkar.Sinclair'in şüpheci tutumu ve Max Demian'ın yol gösterici konuşmaları,onu hem karanlık hem aydınlık bir dünyada yaşayarak kendi öznel düşüncelerini oluşturan çekici bir olay örgüsü olan eğitim romanı...İnsana farklı bakış açısı kazandıran,iyiliğin ve kötülüğün hep iç içe yaşandığı ve birbirinden asla ayrılamayacağını anlatan Nobel Edebiyat Ödülü almış olan bu kitabı herkese tavsiye ederim.Baş ucu kitabım Sefiller'in yerini değiştirme zamanı geldi artık.
Not:Bu kitaptan yaptığım diğer bir çıkarımı yine bu kitaptaki bir alıntıyla anlatabilirim,
"Hep soracaksın,hep şüphe edeceksin."
Sürükleyici, akıcı bir roman, hayatta tesadüf sandığınız şeylerin tesadüf olmadığını anlayacaksınız. Kesinlikle etkisi altında kalacaksınız.
Almanların Nobel ödülü almış birkaç yazarından biri olan Hermann Hesse'nin okuduğum ilk kitabı Demian oldu. Nasıl inceleme yazacağım diye düşündüm çok kez, hiçbir şey anlamadım dediğim oldu bazen. Kitaba adını veren Demian hem ana karakter, hem ikinci karakter olarak karşımıza çıkıyor. Okurken fazlaca zorlandığımı ve bırakasım geldiğini itiraf etmem gerekiyor. Kitapta ilginç bir çekicilik var, sıkıyor ama okumak istiyorsunuz. Bir de bu Can Yayınlarının kapak tasarımı gerçekten rezalet, okurken kapağı hazırlayan kişiye küfür ettim bol bol. Hermann Hesse'nin çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşadığı iç hesaplaşmalardan bahseden otobiyografik bir roman diyebiliriz onun için. Farklı bakış açıları anlatıyor aslında fakat bunu değişik yollardan yapınca anlamak için çaba göstermek gerekiyor. Kitabın dili oldukça ağır ve zor, ancak edebi olmasını inkâr edemeyiz. Okurken kolay gibi görünse de bir cümleyi bazen iki üç kez okumak gerekebiliyor. Çok ilerledim derken aynı sayfada kaldığınızı görmekle birlikte, hiç ilerlemedi diye düşünürken sayfaları hızlıca geçtiğinizi görebilirsiniz bir anda. Sanki okurları gıcık edip şaşırtmak üzerine yazılmış gibi. Hikayesine baktığımızda; Emil Sinclair adında birinin çocukluk ve gençlik yıllarında içinde yaşayıp dışarıya yansıttığı dünyasını okuyoruz. Sinclair küçük yalanlar söyleyip ufak hırsızlıklar yapan sıradan bir çocukken başına bir bela alır ve çaresizdir. Okula yeni bir öğrenci olarak gelen Max Demian hızır gibi yetişip onu beladan kurtarır ve Kabil meselesiyle ilgili anlattığı değişik görüşleriyle ona farklı bir kapı açar. Son derece tuhaf görünen bu çocuktan başlarda hoşlanmamıştır ancak bir süre sonra Demian onun vazgeçilmezi ve hayatının önemli bir parçası haline gelir. Farklı şehirlerde kaldığında bile onu unutamaz ve verdiği öğütleri kullanarak kendi hayatını düzene koymaya çalışır. Demian çok farklı bir kişilik olmasının yanında insan ruhuna çok iyi etki eden bir karakterdir. Sinclair aslında serserinin biri olacakken Demian sayesinde iyi bir insana dönüşmüştür. Kendi iç dünyasını daha iyi görebilmek adına resimler çizer ve bunları onunla paylaşır. Gördüğü düşler de hayatına fazlasıyla etki etmektedir. Sinclair başkalarıyla arkadaş olup eğlenceli şeyler yapmak yerine içine dönüp kendisini keşfetmek ve hayatı anlamayı tercih eder. Günlük yaşamı çok fazla umursamaz, önemli olan gördüklerinin kendisini nasıl etkileyeceğidir. Başka insanlarla da tanışır ve onlarla yaşadıklarında büyük ölçüde Demian vardır. Kısacası ne yapsa unutamaz ve tek yolun tekrar onunla bir araya gelmek olduğunu görür. Kitabın fazlasıyla din ve ahlak üzerine yazılmış olduğunu söyleyebilirim. Hristiyanlık tarihinde geçen olayları değişik bakış açılarıyla değerlendirip bize farklı fikirler sunuyor. Aslında kitap çok şey anlatıyor ama hadi anlat dendiğinde anlatmak gerçekten zorlaşıyor. Sinclair aslında sıkıcı bir tip, Demian olmasa belki daha iğrenç biri halini alabilirmiş. Fazla bir karakter yok aslında bu da soyut şeylerin daha çok üzerinde durulmasına neden oluyor. Ben biraz anlatım şeklini Franz Kafka'ya benzettim, kendisinden etkilendiği izlenimi verdi bana. Okuduktan sonra iyi ki bitirdim dedirtti bana. Okurken zihni boşaltmak gerekiyor çünkü aşırı dikkat isteyen bir kitap bence. Ağır edebiyat bana dokunmaz, soyut gerçekliklere ilgim var diyorsanız Demian beğeneceğiniz bir kitap olacaktır. Can yayınları ayrıca kağıt kaliten de iğrenç kese kağıdına bassaydın, bir de mürekkep izleri rahatsız edici umarım düzeltirsin bunları.
Uyanık insanları bekleyen tek ama tek bir görev vardı: kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak...
Hermann Hesse
Sayfa 155 - Can Yayınları
Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler.
Kendim için bilen biri diyemem. Araştıran biri oldum hep ve hâlâ da öyleyim, ama artık yıldızlarda ve kitaplarda aradığım yok, damarlarımda çağıldayarak akan kanın verdiği dersleri dinlemeye başladım.
Hermann Hesse
Sayfa 14 - Can, 15.baskı Çev:Kamuran Şipal
Kendime bir dahi, yarı kaçık biri gözüyle bakıyordum sık sık. Yaşıtlarıma kıvanç veren şeyler bana kıvanç vermiyordu ve onların yaşantılarına ayak uyduramıyordum.
Kimileri vardır, hiçbir vakit insan aşamasına erişemez; kurbağa olarak, kertenkele olarak, karınca olarak kalır. Kimileri de vücutlarının belden yukarısıyla insan, belden aşağısıyla balıktır.
Hermann Hesse
Sayfa 14 - Can Yayınları
“Sevgi, kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir. İşte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demian
Alt başlık:
Emil Sinclair'in Gençliğinin Öyküsü
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723353
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Demian: Die Geschichte von Emil Sinclair's Jugend
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlâk gibi artık inanamadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşantılarında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen baş kişi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse'nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian'ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse'nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin'in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve git gide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse'nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, ancak İsviçreli bu genç, ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı. 

Kitabı okuyanlar 535 okur

  • ece
  • Ayşe Doğan
  • Burçin ÖZGÜR
  • pamplemousse
  • İvan Fyodoroviç Karamazov
  • Yıldız Yalcın
  • Merve Pehlivan
  • Onur K
  • Çöl Erguvanı
  • imre

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%18.4
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%26.5
45-54 Yaş
%14.3
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.3
Erkek
%35.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (66)
9
%25.5 (56)
8
%22.7 (50)
7
%15 (33)
6
%3.2 (7)
5
%2.3 (5)
4
%1.4 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları